•46.Bölüm

[Bu Bölümde On Fasıl Vardır]

Kırık Dilekçe

[2.Bölüm]

BİRİNCİ FASIL

﴾55﴿

Ya Rab! Sen lütufta bulunanların en güzelisin; bizi de umduklarımıza nâil eylemeni istirham ediyoruz. Başlarımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırdığın nimetlerden dolayı evvel-âhir bütün hamd ü senalar Sana, bizim gibi liyakatsiz gönülleri iman ve İslâm’la şerefyâb kıldığın için bütün minnet ve şükran hislerimiz yine Sanadır; bizi iman ve İslâm’la şereflendirdiğin gibi ihsanla ve daha ötesiyle de donatmanı diliyoruz. Ey kudreti sonsuz olduğu gibi rahmeti de sonsuz olan biricik Rabbimiz!  Biz âciz bendelerini, ihsanda bulunduğun lütufları geri almak suretiyle ikaba maruz bırakma..bizi de o nimetlere karşı kör ve nankör durumuna düşmekten sıyanet buyur..bize hoşnutluğunun mahrumiyetini yaşatma. Ya Rab! Ulu dergâhının önüne geldik; Sana hatalarından dolayı uzak düşüp de hatasını anladıktan sonra içi nedametle köpüren bir ihtiyaç sahibinin lisanıyla sesleniyoruz. Dileklerimizi de sevenlerin sevdiklerinden istemesi türünden sayacağını ümid ederiz. Yaptığımız duaları, artık bütün bütün çaresiz kalmış muzdarr bir kulunun duası gibi kabul buyur ve nezd-i uluhiyetine yakınlık gibi payeler üstü bir payeyle taltif ettiğin kullarının gözlerindeki hicabı kaldırdığın gibi, Hak ve hakikatle bizim aramıza girmiş perdeleri de kaldır.

﴾56﴿

Ey merhameti sonsuz Rabbimiz! Bizim ve cihanın dört bir bucağındaki, hayatın bütün birimlerindeki bütün kullarının sinelerini imana, İslam’a açmanı ve hakikat ile aramıza giren bütün perdeleri de kaldırmanı diliyoruz. Rabbimiz! Şayet, Senin bu masum kullarına düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların hakkı, hakikati tanıyıp hidayete ermelerini murad buyuruyorsan, onları en kısa zamanda sırat-ı müstakîme ulaştır; kalblerini iman ve İslâm istikametinde yumuşat ve hem bizi hem de onları razı ve hoşnut olduğun amelleri işlemeye muvaffak eyle. Ey kudreti sonsuz ulu Rabbimiz! Yüce dinini bugün de bir kere daha yücelt.. müslümanları nusretinle te’yîd buyur.. bizim ve inanan kardeşlerimizin mağlubiyeti için gayret gösterenleri, bu menfur isteklerinde fiyaskoya uğrat.. boyunlarındaki tasmayı, ayaklarındaki prangayı kulluklarının en büyük alâmeti sayan bu âciz ve fakir kullarını, kardeşlerimizi ve arkadaşlarımızı da azîz kıl ve tutup kaldır.

﴾57﴿

Kerem ve cömertliğine hudut olmayan yüce Allahımız! Senden, lütuf sağanağınla bizleri de sırılsıklam hâle getirmeni.. kullarının kalblerini bizim Sana iman ve teslimiyetten nebeân eden duygu ve düşüncemize yönlendirmeni.. biz zayıf ve muhtaç kullarını muhafaza ve himayen altına almanı.. Hayy ve Muhyî ism-i celîllerinden gelen nurlarla, ölmeye yüz tutmuş gönüllerimize hayat üflemeni.. nezd-i ulûhiyetinden ekstra bir armağan olarak göndereceğin ilm-i ledün ile bilip duyma, duyup tanıma ve marifet ufkumuzu genişletmeni.. Senin nâm-ı celîlini dünyadaki her yüreğe duyurma istikametinde didinip duran kullarına rahmetinle muamelede bulunarak açılım üstüne açılımlar nasip etmeni ve kerem kapını bizler için de ardına kadar açmanı diliyoruz. Rabbimiz! Bahtına düştük; ne olur, hep düşe-kalka sendeleyerek yürüyen ve ruhları itibariyle bir paçavraya dönüşme tehlikesiyle her zaman karşı karşıya bulunan bu mücrim kullarını takva elbisesi, ihsan urbası, muhabbet ve kurb tacıyla zinetlendir. Sana müştak kullarının başka her şeye kapandıkları gibi, Sen de bizim dışımızı ve içimizi, Cânân mülahazası dışındaki bütün fiil, duygu, düşünce ve hayallerden tecrîd eyle. Sevmediğin ve razı olmadığın ne kadar şey varsa, onların hepsinin dar mahpeslerinden bizleri kurtar.

﴾58﴿

Ey bilinmesi gerektiği ölçüde bilmekten fersah fersah uzak bulunduğumuz yüce Rabbimiz. Bizi marifet denizinin derinliklerine daldır; daldır ki, kalblerimiz saffet bulsun, yolumuzun sonu da vuslat olsun. Bizi nurunla rızıklandır.. şek ve şüphenin karanlık vadilerinden uzaklaştır.. zahirimizi ve batınımızı ilahî inayetinle te’yîd buyur ve bizi cismaniyetinin altında kalıp da ezilenlerin elîm akıbetine maruz bırakma. Ey kullarının dualarına her zaman mukabelede bulunan yüceler yücesi Rab! Bizim dualarımızı da kabul et.. bizi dünyada da, ukbada da kaybedenlerden eyleme.. her türlü bela ve musibetlerden sıyanet buyur ve umduklarımızın ötesinde sürpriz lütuflarınla sevindir.

İKİNCİ FASIL

﴾59﴿

Rabbimiz! Biz yoktuk; Sen var ettin. Fakat biz kendimize zulmettik, zulmettik de olmadık günahlar irtikap ettik, mesavîye girdik, Senin asla hoşnut olmayacağın vadilerde dolaştık. Ey Rab! Şimdi bütün bunları yüce huzurunda itiraf ediyoruz. Şayet bizi affeder ve bağışlarsan –Sen de biliyorsun ki– Senin mülkünden hiçbir şey eksilmeyecektir. Bize azap edersen, o zaman da saltanatında bir ziyade olmayacaktır. Ey Kendini her kelamının evvelinde Rahman ve Rahîm diye tavsif buyuran Merhametliler Merhametlisi Rab! Sen dilersen bizden başka azap edecek başkalarını bulabilirsin. Ya biz Senden başka merhamet edecek birisini asla bulamayız. (Öyleyse) rahmetinle muamelede bulun ve bize merhamet buyur, ey Rahîm ü Vedûd!

﴾60﴿

Rabbimiz! Günahlarımızdan ve hatalarımızdan dolayı bize azap etme. Senin azabına uğrayarak helak olma endişesinden dolayı tir tir titriyoruz; bahtına düştük, ne olur, bizi azabından koru ve bize dünyada ve âhirette afv ü afiyet ver. Ey yüceler yücesi Allahımız! Senin kapından başka sığınacak yerleri olmayan biz muhtaç kullarını içine yuvarlandığımız bir takım yakışıksız amellerden dolayı muâhaze etme.. dönüp dolaşıp Sana gönül bağlamış kullarına musallat olmak isteyen vatan, millet, insanlık ve din düşmanlarına fırsat verme.. bizi hem Senin hem de yüce habibin Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât)’ın asla dokunulamayan ve zarar verilemeyen himayene dâhil eyle ve yürüdüğümüz yolumuzu her biri birer takva âbidesi hâline gelmiş müttakî önderlerin yollarıyla birleştir. Ey ihsanda bulunup kullarını mevhibeleriyle donatmakla hazinelerinden hiçbir şey eksik olmayan yüce Rabbimiz! Bizi de günahların zarar veremeyeceği sağlamlıkta bir sadakat,yüzünü sadece Sana çevirmekle huzur bulan bir kalb ve yalnızca Cemali bâ-kemaline ulaşmakla itmi’nana erecek bir sır ile donatmanı istiyoruz.

﴾61﴿

Ey yüceler yücesi Rab! İşte yine Senin kalblere inşirah salan huzuruna geldik. Sana teveccüh ediyor, mukaddes iklimine sığınıyor ve teveccühümüze teveccühle hem de teveccüh-ü tâmm ile mukabelede bulunmanı dileniyoruz. Bize aksine ihtimal verilmeyecek kadar güçlü ve olgun bir iman; hiçbir şirk şaibesiyle bulanmamış berrak bir tevhid telakkisi lütuf buyur! Kalblerimizi, Senin için sevilenler dışında zerresi bile Senden başkasına tahsis edilmemiş dupduru bir sevgiyle donat. Vicdanlarımızı kusursuz, pâk ve her hususta noksansız bulunduğun mülahazasına bağlanmış ve Zat-ı zülcelaline isnad edilmesinden hoşnut olmayacağın sıfatlardan azade kalmış bir takdis düşüncesiyle mamur kıl.. ve iyilik mülahazasına kilitlenmiş mukarreb kullarına ihsanda bulunduğun gibi bize de topyekün günah, hata, masiyet, batıl mülahaza ve hiçbir sağlam esasa dayanmayan kuruntulardan kurtulma yolları ihsan et.

﴾62﴿

Ya Rab! Senin kudretin her şeye yetecek kadar büyük, nimetlerin de bütün varlığı kuşatacak kadar umumîdir. Bizi de rububiyetinin nurları ve uluhiyetinin esrarıyla çepeçevre sarmalamanı dileniyoruz. Rahman ve Rahîm isimlerinin hürmetine bu muhtaç kullarını da rahmaniyet ve rahîmiyetinle te’yîd buyur. Senin dostluğuna her şeyden daha fazla ihtiyacı olan bendelerini üns ikliminin re’fet ve nurundan mahrum eyleme; eyleme ki, sübuhât-ı esmaiye ve sıfatiyende biz de eriyip tükenelim. Varlığını vicdanlarımıza duyur ve gönüllerimizi marifet-i tâmme ile öyle bir doyur ki, Seni daha iyi tanımaya vesile olabilecek ne kadar malumat varsa hepsinin inceliklerine ve derinliklerine biz de muttali olabilelim. Ya Rab! Sen cömertliğine hudut olmayan yegane Cevâd-ı Kerîm ve rahmetinin sınırları hayal bile edilemeyecek kadar engin bir Rabb-i Rahîmsin. Ne olur, ihsanlarından bu kapı kullarını da mahrum etme ve nimetlerinle bizi de şâd ve mesrur eyle.

﴾63﴿

Yüce Allahım! Sen Zatıyla kâim olup başkasına muhtaç olmayan yegane varlıksın ve Senden başka her şey Senin kayyumiyetine (ayakta tutmana) muhtaçtır. Yine Sen sıfât-ı sübhaniyen (mukaddes ve münezzeh sıfatların) ile her şeyi kuşatansın ve bütün kevn ü âlem Senin bu ihata dairen içinde bulunmaktadır. Esma-i hüsnası (güzellerden güzel isimleri) ile kainat üzerinde tecellilerde bulunan ve bütün eşya, tecellilerinin değişik karelerinden ibaret olan Zat-ı Ecell-i A’lâ da Sensin. Rabbimiz! Bizi nezdinden göndereceğin bir ruh ve Senin muhabbetine ulaştıracak bir marifetle te’yîd buyur..  kalbimizde dolaylı ya da doğrudan Senin rızana ulaştırmayan/ulaştırmayacak olan sevgiler varsa onları da sil süpür.. tatmak, görmek gibi havâss-ı zâhiremizi, hayal, hafıza gibi havâss-ı bâtınamızı ve kalbe bağlı duygularımızı, Senin emrine muhalefetten muhafaza eyle. Rabbimiz! Bütün bunları dilenirken yine Senin gazabından rızana sığınıyor, cezalandırmandan rahmaniyet ve rahîmiyetine iltica ediyoruz; ne olur, göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa bizi nefislerimizle baş başa bırakma!

ÜÇÜNCÜ FASIL

﴾64﴿

Rabbimiz! Senin fikr ü zikrinden uzaklaştıracak ne kadar meşguliyet varsa onların hepsinden bizi uzak tut.. bu acz ü fakr içindeki kullarını hiç kimseye muhtaç olmayacağımız, başka hiçbir kapının önünde el açmak sefaletine düşmeyeceğimiz ölçüde fevkaladeden lütuflarınla zenginleştir; zenginleştir Ya Rab, zira gerçekte veren yalnız Sensin, biz ise Senin kapının önünde bir “nigâh-ı âşina” bekleyip duran kapıkullarınız. Merhameti sonsuz yüce Rabbimiz! Sinelerimize inşirah salmanı, yolumuzu, peygamberan-ı izamın, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yolu eylemini istirham ediyoruz. Sen her şeye gücü yeten, her istediğini gerçekleştiren ve yakarışlara mukabelede bulunmak şanına çok yakışan yegane Zatsın; ne olur, bizim dualarımıza da icabet eyle ve sağımızdan – solumuzdan, önümüzden – arkamızdan, üstümüzden-altımızdan gelebilecek bütün tehlikelerden ve Senin azabına uğramaktan; aynı zamanda bunların hasıl edeceği korku, gam ve kederden de sıyanet buyur! Ey isteyenlere cevap veren ve dua dua yalvaranların dualarını kabul buyuran Yüceler Yücesi Rab! Bizim niyazlarımızı da kabul buyur.. kinle, nefretle oturup kalkan ve hep düşmanlık duygularıyla köpüren imansız ve amansızlara karşı yardımcımız ol.. üzerimizden sekine bulutlarını hiç eksik etme, etme ki, Senden başka kimseye karşı hiçbir korkumuz, hiç kimseden de en küçük bir beklentimiz kalmasın.

﴾65﴿

Ey her zaman kullarına rahmet ve merhametiyle muamele eden Yüce Allahımız! Senden bu düşkün kullarına da merhamet edip, onları iman-ı kâmil ve marifet-i tâmme ile donatmanı diliyoruz! Sinelerimizde, Senin azamet ve ululuğunun hakkı olan hürmete kaynak teşkil edebilecek mehâbet, mehâfet ve vuslata karşı şevk ü iştiyak hislerini uyaracak yegane Zat Sensin! Ne olur, bu lütuflarından bizi mahrum bırakma! Bizleri razı ve hoşnut olacağın amellere muvaffak kıl.. taklide takılmayarak kendi iman binasını kendi cehd ü gayretiyle ikame eden, bu imanın tabiî neticesi olarak da yaptıklarını hep arızasız ve kusursuz olarak yerine getiren ve haklarında yerde-gökte ‘vüdd’/sevgi vaz’ettiğin kullarından eyle.. sadakatı, ihlâsı, Hak huzurunda hep hürmet içinde iki büklüm olup mütevazi durmayı yani hudû ve huşûu da fıtratlarımızın bir yanı hâline getir. Ya Rab!  Sen hak kelâmında ifade buyuruyorsun ki: “(Kullarım.) Bana dua edin, ben de o dualarınıza cevap vereyim.” İşte kapıkulların olarak huzurundayız ve Sana teveccüh ediyor, hakkımızda vereceğin hükmünü bekliyoruz. Ne olur, bahtına düştük, dualarımızı kabul etmemek suretiyle bizi haybete dûçar kalan zavallılardan eyleme; eyleme ve Yüce Kitabında vaadde bulunduğun gibi dualarımıza icabet eyle.

﴾66﴿

Ey Rabbimiz ve ey yegane İlahımız! Zihinlerin idrakinden âciz olduğu yücelerden yüce Zâtın, ulvî sıfatların, birbirinden güzel isimlerin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) hürmetine sinelerimizi tertemiz hâle getirerek pürnur eyle.. her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan muhabbetine mazhar kıl ve ‘mustafeyne’l-ahyar’ diye tavsif buyurduğun seçkinlerden seçkin kullarının evsafıyla bizleri de donat.. her zaman ve her yerde işiten kulağımız, gören gözümüz, hisseden kalbimiz ol ve nezdindeki ilm-i ledünden bizleri de hissedar eyle. Ey merhameti hayallerimizin sınırlarını aşkın Merhametliler Merhametlisi! Biz nâçar ve kimsesiz kullarına da şefkatle muamelede bulun. Ey bize her şeyden daha yakın bulunan Yüce Rabbimiz! Bizleri uzaklığın yakıp kavuran soğuğundan kurtar.. bulacağını bulmuş ve başka aramalardan kurtulmuş gerçek vuslat kahramanlarının, gezip yüzmeden sıyrılmış temkin erlerinin zümresine bizi de dâhil eyle.. lâhut âleminin ferah-feza ikliminin kapılarını bu müştak kulların için de arala.. hidayet tacıyla taçlandırarak himayene al ve sevip hoşnut olduğun kullarını her zaman muhafaza buyurduğun gibi bizi de koruyup kolla!

DÖRDÜNCÜ FASIL

﴾67﴿

Allahım! Bütün eşyadan önce var olan Evvel Sensin; Senden önce hiçbir şey yoktu. Her şey göçüp gittikten sonra bâkî kalacak Âhir Sensin; Senden sonra hiçbir şey kalmayacaktır. Sayısız açık delillerle varlığı meydanda olan Zâhir Sensin; Senden ayan hiçbir nesne olamaz. Varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten uzak olan Bâtın da yine Sensin; Senden başka hiçbir şey bizzat mevcut değildir. Allahım! Seninle aramıza –göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa– hiçbir engelin girmesine fırsat verme ve bizi hiçbir zaman huzurundan kovma. Bize –bizim istihkakımıza göre değil de– Senin keremine yakışır bir şekilde muamelede bulun. Ne olur, işlediğimiz günahlardan dolayı bizi azaba uğratma. Ya Rab! Bu muhtaç ve müştak kullarına muhabbetinin halavetini tattır da, sinelerimiz inşiraha ersin.. marifetinin nurlarıyla zâhir-bâtın bütün latîfelerimizi öyle aydınlat ki, kalblerimiz bir kez daha hayat bulsun.. gönüllerimizi esmâ-i hüsnânın ve sıfât-ı sübhâniyenin ziyasıyla tenvir buyur ve bizi Yüce Nebi’nin sünnetini ihya edebileceğimiz kıvamda faydalı bir ilimle rızıklandır. Rabbimiz! Bütün bunlara mazhar olabilmek için Senin rahmet ve merhametine iltica ediyor; havl ve kuvvetine sığınıyoruz.. Sana, Senin yüce dinine ve sevgili kullarına karşı kin ve gayzla köpürüp duran insafsız ve vicdansızları da yine Sana havale ediyoruz.

﴾68﴿

Ey yücelerden yüce Sultanımız! Senden, ulu ve münezzeh Zâtının nurlarıyla kalblerimizi ulvî hakîkatlere açmanı diliyoruz. Salih kullarını aynı zamanda birer idrak ve anlayış kahramanı hâline getirdiğin gibi bizi de nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin marifet vesilesi ilimle donat ve idrak ufku açık kullarından eyle.. dostlarının duyuş ve görüş hislerini nasıl inkişaf ettirmişsen, bizleri de öyle, sadece Seni görüp Seni duyan ve başka şeylere bakarken de yine Senin işaret ve emir buyurduğun çerçevede bakan bahtiyar kullardan kıl. Ey Mevlâ-yı Müteâl! Gelip Sana ulaşan yolları biz şaşkın kullarına da göster.. fazlınla işlerimizi kolaylaştır ve bizi başka değil sadece –libasların en hayırlısı olan– takva elbisesiyle zinetlendir. Bütün bunları Senden dileniyoruz Rabbenâ; dileniyoruz, çünkü Sen her şeye gücü yeten, kudreti sonsuz yegane zâtsın. Rabbimiz! Ne olur, bize de rahmet, şefkat ve merhametinle muamelede bulun; bulun ve her türlü tasa, gam ve darlıktan çıkış yolları nasip eyle.

﴾69﴿

Ey merhameti sonsuz yüce Rabbimiz! Biz âciz ve pürkusur kullarını sevmediğin ve hoşnut olmadığın vadilerde dolaşmaktan muhafaza buyur.. Senin yüce nezdinde mâlâyaniyat sayılan ne kadar meşguliyet varsa bizi onlardan uzak tut.. ne şekilde ârız olursa olsun, bütün bulanık düşüncelerden ve kirli hayallerden de zihinlerimizi ve kalblerimizi koru.. enbiyâ ve mürselîn efendilerimizi donattığın gibi, onların yürüdükleri yollarda yürümeye azmetmiş bu bendelerini de sürpriz mevhibelerinle donat. Ey her şeye gücü yeten ve kullarına onların şah damarından daha yakın olan Rabbimiz! Gidecek başka hiçbir kapısı olmayan ve işlerini yoluna koyabilecek yegane güç ve kuvvet sahibi olarak sadece Seni bilip Seni tanıyan bir düzine çaresiz olarak yine kapına geldik ve yine bize yardımcı olmanı diliyoruz. Ne olur, bizi göz açıp kapayıncaya kadar hatta daha az bir zamanda bile nefislerimizle başbaşa bırakma.. nurunla tecellî buyurup, Sana ulaşan yolları bize de göster..  fazlınla bizi öyle çepeçevre kuşat ve öyle iğnâ buyur ki, Senden başka hiçbir kimseye en ufak bir ihtiyacımız kalmasın; kalmasın da Senin hakîkî dostların gibi biz de her zaman başkalarına karşı müstağnî yaşayabilelim. Ya Rab! Sana dilbeste olmuş ve Resûlünü gönülden tasdik etmiş şu kullarını Yüce Nebî’nin risalet davasını omuzlamaya muktedir sâbit kadem insanlar hâline getir.. (getir ki, ufkumuzu Sadece Senin nâm-ı celîlini ve Resûlünün yâd-ı cemilini âfâk-ı âleme ulaştırma gaye-i hayali tutsun ve kalbimiz yüce dinine hizmet etme düşüncesinden başka bütün yüklerden kurtulsun.) Aynı zamanda bizi bu ağır ve zor yolda inayetinle takviye buyur, buyur ki Senin işaret ettiğin istikâmette yürümeye muvaffak olabilelim.. bâtın ve zahirimizi, sevdiğin kullarının evsâf-ı hasenesi ve nezdi uluhiyetinde hoşnutluğa mazhar olmuş amelleriyle güzelleştir.. ulûhiyet ve rubûbiyetinin esrârından bizim üzerimize de sağanak sağanak yağdır.

BEŞİNCİ FASIL

﴾70﴿

Ya Rabbena ve Ya İlahena! İçler acısı hâlimize merhamet buyurup bize de re’fet ve lütufla muamelede bulunmanı ümid ediyor ve diliyoruz. Sana iman etmiş insanlar olmanın izzetini bizim gönüllerimize de duyur. İçine düştüğümüz bir kısım yakışıksız fiillerden dolayı bizi muâheze etmemen ve taksîratımızdan dolayı cezalandırmaman evvel-âhir niyazımızdır. Sen dilediğini yapmaya muktedir yegane Zât, biz ise Senin bir kısım günahkar kullarınız; ne olur, cismaniyetin ve hayvaniyetin kirlerinden bizleri de arındır ve sâlih kullarını hususî inayet ve sıyanetinle nasıl te’yîd buyurmuşsan bizi de öyle tutup destekle. Nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin fevkalade ve sürpriz tecellilerle ölmeye yüz tutmuş kalblerimizi ve sönmek üzere olan ruhlarımızı ihya buyur.. maddî-manevî hastalıklarımıza şifa ihsan et.. msinelerimizi paklaştır, gönüllerimizi pür nur eyle.. hâlimizi salaha erdir; hem öyle erdir ki, ey biricik Mevlamız ve biricik Seyyidimiz, içimizde sadece sâlih düşünceler kalsın ve kalblerimiz fâsit bütün mülahazalardan, hatta onların kırıntılarından bile sıyrılsın. Rabbimiz! Yüce katından öyle bir rida ile biz muhtaç ve müştak kullarını giydir ki, şeytanların ve durma dinlenme bilmeden hep kötülüğü emredip duran nefs-i emmarenin zararlarından emin olabilelim.

﴾71﴿

Yâ İlahenâ ve Ya Rabbenâ! Kalb gözü açık olanların bütün eşyada ayan-beyan görebileceği Zâhir Sen, gayblar gaybı Bâtın Sen, dillerde vird ü zeban Sen, esmâ-i hüsnasıyla malum, sıfât-ı ulyâsıyla maruf da yine Sensin. Senden zâhirimizi tertemiz hâle getirmeni ve batınımızı da nûrânîlerin içleri gibi tenvîr buyurmanı diliyoruz. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. işlerimizi yoluna koy.. sevip hoşnut olmadığın ne kadar kötü haslet ve ne kadar çirkin davranış varsa onların hepsiyle bizim aramızı –doğu batı arası kadar– uzak tut. Ey yücelerden yüce ve kullarına onların şah damarlarından daha yakın Rabbimiz! Bizim Senden uzaklığımızı düşünüp Sana avazımız çıktığı kadar yüksek sesle nida ediyor ve yine Senin bize yakınlığını mülahazaya alarak da kısık seslerimizle münacaatta bulunuyoruz. Ne olur, bahtına düştük, bizi sâlih ameller işlemeye muvaffak kıl; nebîleri, sıddıkları, şehitleri ve daha başka mukarreb kullarını Kendine yaklaştırdığın gibi biz âciz ve muhtaç kullarını da yakınlaştır.

﴾72﴿

Ey hem kudretine hem de merhametine hudut olmayan biricik Rabbimiz! Senden nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin mukaddes bir ruhla sinelerimizi tertemiz hâle getirmeni, basiretlerimizi keskinleştirmeni ve aradaki perdeleri kaldırarak mükaşefe yollarını bizim için de açmanı diliyoruz. Ne olur, Senin büyüklüğüne layık feth-i mübînleri bizim için de müyesser kıl ve yüce katından lütuf buyuracağın ilm-i ledün ve rahmanî tecellîlerle bizim kalb kâselerimizi de doldur. Ey sevip hoşnut olduğu kullarını her zaman koruyup kollayan Sultanlar Sultanı! Senin hıfz u inayetinden başka sığınacak melce’ ve dayanağı olmayan bu zayıf ve garip kullarını da, önümüzden ve arkamızdan gelebilecek tehlikelerden sıyanet buyur; buyur ki Senin saîd kullarından olalım ve şekavet derelerine düşmekten kurtulalım. Ey zikrinden âciz olduğumuz biricik Mezkûr ve şükrüne tâkat getiremediğimiz yegane Meşkûr! Bize Seni anma hususunda bir an bile fütur getirmeyecek diller, muradını anlamaya muktedir gönüller, sağanak sağanak gönderdiğin nimetlerine karşı hamd ve şükür duygusuyla gerilmiş zihinler ver.. sinelerimizi ilmine muvafık bilgi ve hikmet damlacıklarıyla doldur.. günahlarımızı yarlığa.. bizi, kadın erkek bütün kardeşlerimizi, Habîbinin yolunda yol arkadaşlığı yaptığımız dostlarımızı ve yine sırf Senin hoşnutluğun için birbirimizi sevdiğimiz kardeşlerimizi gönüllerde birer yâd-ı cemîl hâline getir ve hepimizi Naîm cennetlerinin vârisleri kıl.

﴾73﴿

Ya Rab! Dünyaya, ukbâya ve bu iki diyar arasında bir geçit sayılan kabir âlemine ait endişelerimizi emn ü emana çevir.. dualarımıza icabet et.. beslediğimiz ümitlerimizi haybet ve hüsranla neticelendirme.. herhangi bir talep ve istek izhar etmediğimiz bir zamanda, Sen, rahmet ve merhametinin, lütuf ve inayetinin neticesi –değerlendirilip nemalandırılmaya açık– bir ilk mevhibe olarak bizleri varlık sahasına çıkardın; hayat nimetiyle şereflendirdin ve bunların da ötesinde imanla, İslâm’la pâyelendirdin. Rabbimiz! İşte bir kez daha kapına geldik. Rızan istikametindeki arzu ve recalarımızı kabulle karşılayacağın mülahazalarıyla içimizi Sana açıyoruz. Ne olur, salih kullarının niyazlarını kabul buyurduğun gibi bizim dualarımızı da kabul buyur! Ey bütün hamd ü senâların yegane sahibi ve biricik mercii Yüce Rabbimiz! Hazinelerinden bizlere lütfettiğin bütün nimetler, kalblerimizi donattığın tüm zînetler ve ruhlarımıza sevdirdiğin topyekün güzellikler için Sana hamd ve şükranlarımızı arzediyoruz. Bahtına düştük, hâlimize merhamet eyle ve lütfen bu kadar ikram ü i’zaz ve ihsanda bulunduktan sonra bunları geri almak suretiyle bizi ikab etme.. hoşnutluğundan mahrum bırakmak suretiyle cezalandırma. Sana doğru yürüdüğümüz rıza yolunda hususî inayetinle bizi teyi’d buyur ki, huzuruna yüzümüz ak olarak gelebilelim.

﴾74﴿

Yâ Rabbenâ ve Yâ İlâhenâ! Ne olur, hâlimize merhamet et.. nezdinde kurbet kahramanlığını ihraz etmiş ve makbul kulların arasına girmiş seçkinlerin evsaf-ı hasenesiyle bizim ruhlarımızı da güzelleştir.. sevip hoşnut olduğun salih amelleri işlemeye bizleri de muvaffak kıl.. bu bendelerini de, sürekli Senin kapının önünde, o kapının aralanmasını bekleyen yüzü yerde, tevazu, mahviyet ve hacâlet kahramanlarından eyle.. sadakatle Senin ulu dergâhının önünde bekleyip duran sıddıkları doyurduğun gibi, bu marifete muhtaç kullarını da marifet tecellilerin ile doyur. Rabbimiz! Bizi nezdinden öyle bir inayetle te’yîd buyur ki, gönüllerimiz ve ruhlarımız gerçek hayatın içlere inşirah salan nefesleriyle dolup taşsın.. imanın hakikatini göster.. yakîn zirveleriyle tanıştır; tanıştır da ihlâs ve samimiyet, fıtratlarının bir derinliği hâline gelmiş salih kullarının teveccühleri ölçüsünde bir teveccühle yüzlerimizi Sana çevirebilelim; Senin kapından başka hiçbir kapının dilencisi olmayalım ve Senden gayrı hiçbir şeye gizli-açık kullukta bulunmayalım. Yâ Rab! Bütün maksutların ve mahbubların ötesinde yegane matlup Sensin. Kalbler de perçemler de Senin elindedir. Bütün her şeyin, önünde-sonunda varıp dayanacağı biricik mercî’ de yine Sensin.

ALTINCI FASIL

﴾75﴿

Kudretine ve merhametine hudut olmayan ululardan ulu Rabbimiz!  Ömürleri vefa ettikçe dergâhının bendeleri olarak kalmaya, tâ elest bezminde söz vermiş yolunun bu yolcularını, bütün şek ve şüphelerden kurtulup imanî hiçbir meselede herhangi bir tereddüt ve kuşkuya düşmeyecek ölçüde tam bir yâkîn ile ve Sana sonsuz itimat ve güvene vesile olabilecek kıvamda hakiki bir tevekkülle donatmanı diliyoruz. Simalarımızı ve dünyanın dört bir bucağındaki kadın-erkek bütün kardeşlerimizin, sevenlerimizin, sevdiklerimizin nâsiyelerini esmâ-i hüsnanın ve sıfât-ı sübhaniyenin nurlarıyla tenvîr buyur ve pırıl pırıl hâle getir.. hepimizin üzerine marifet tecellîlerini yağmurun semadan inmesi gibi sağanak sağanak indir.. sürpriz nimetlerinle bizi de sevindir, ey sınırsız ikramlarıyla bütün varlığı donatan Atûf ve ey her zaman ilahî rahmetiyle muamele edip mahlukâtın bağrına da şefkat hissi dolduran Raûf. Yüce Mevlâmız! Bizi ulu dergâhından göndereceğin gaybî zırhla öyle donat ki, Senin masum kullarına adavet beslemeyi bir meslek hâline getiren amansız ve emansızların elleri bize uzanamasın. Şayet, nefislerine zulmederek kendilerini kin, haset, düşmanlık ve zulüm gibi çirkin ve kaba sıfatların mahbusu hâline getirmiş o tali’sizlerin hidayetini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onların kalblerini de İslâm, Kur’ân ve iman istikametinde yumuşat. Yok eğer ıslahları kâbil değilse, kalbleri de hakka, hakikate bütün bütün kapanmış ve kapkara hâle gelmişse, ellerine kelepçeler, ayaklarına da prangalar vur.. çirkin ve menfur emellerine ulaşmalarına asla fırsat verme. Habibinin ve ashabının yalvardığı gibi biz de yalvarıyoruz: Ne olur, bu âciz ve korunup kollanmaya muhtaç kullarını, mülhitlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesiden sıyanet buyur.

﴾76﴿

Ey ululuğu ve azametiyle beraber bize bizden daha yakın bulunan yüceler yücesi Rab! Talep ettiğimiz şeylerin biricik sahibi Sensin; her zaman acz u fakr ve ihtiyaçlarımızın ibresi de Seni gösteriyor; hâl böyle olunca biz başka hangi kapıya yönelebiliriz ki.. Bilerek ve bilmeyerek işlediğimiz hadd ü hesaba gelmeyecek kadar hata ve günahlardan dolayı Senden cüdâ düştük. Bu acınacak hâlimizi Sana arzediyor ve yakınlığını diliyoruz. Diliyoruz Rabbimiz zira biliyoruz ki, Senin lütf u keremin sadece mukarrebîne has değildir; bilakis Sen şayet dilersen bizler gibi isyan vadilerinde dolaşan kullarına da ihsanda bulunur ve nimetlerini sağanak sağanak yağdırırsın. Yağdırırsın zira rahmeti her zaman gazabının önünde olan Rahman ve sevdiği kullarını, zâlimlerin, fâcirlerin, fâsıkların, münafıkların ve mülhidlerin acımasızlığına asla terketmeyen Rahîm Sensin. Ey selamet ve esenliğin kaynağı, biricik melceimiz, yegane Rabbimiz! Biz mücrim kullarını bütün yaramaz ve uygunsuz düşünce ve davranışlardan sıyanet buyur.. topyekün bela ve musibetlerden koru.. dünyada da, âhirette de utanç verici, yüz kızartıcı, rezil rüsvâ edici hâllere düşmekten muhafaza et. Ya Mevlânâ ve ya İlâhenâ! Biliyor ve inanıyoruz ki, Sen, kullarının ibadet ü tâatına asla ve kat’a muhtaç olmadığın gibi, onların işlediği masiyetler de Senin ululuğuna asla zarar veremez. Ne olur, bahtına düştük, kasden ya da min gayr-i kasdin, içine düştüğümüz kusurlardan dolayı bizi muâheze etme. İhlas-ı tâmma mazhar olmuş kullarının arasına bizi de al ve ibadetlerimizin riya ve süm’a gibi virüslerle kirlenmesine izin verme.

﴾77﴿

Ey bütün mevcûdâtın yaratıcısı ve yaşatıcısı olan Yüce Allahımız!  Sen Zât-ı Ecell-i A’lâsına hiçbir arazın ârız olamadığı, gücünü, kuvvetini hiçbir çerçevenin kuşatamadığı ve hiçbir beyanın Kendisini hakkıyla ifade edemediği yegane Zâtsın. Bütün âleme yerleştirdiği alâmetlerle seyyarelerden zerrelere kadar topyekün mahlûkat tarafından eksiksiz bilinip tanınan ve varlığı kendinden olan Mevcûd-u Hakîkî de yine Sensin. Hiçbir delil ve hiçbir burhan mevcudiyetini ispata kâfî gelemez. Varlığını, kullarının kalblerine yerleştirdiğin imanla duyuran ve varlık âlemindeki her şeyden daha ayan olan Sensin. Biz, Senin kapıkulların, varlığımızı Sana borçlu olduğumuz gibi, onun devamı da yine Senin devam ettirmenle mümkün olmaktadır. İşte bu hislerle Sana yöneliyor, Sana tevekkül ediyor, kudretinin azametine, ilminin ihatasına, iradenin şümûlüne, sem’ ve basarının da nüfûzuna dayanarak, bize de vahdaniyetinin esrarını duyurmanı istirham ediyoruz. Ruhlarımızı sıfât-ı sübhaniyenin tecellîleri ile pırıl pırıl hâle getir ve kalblerimizi marifetinin nurları ile bütün kirlerden, paslardan ve ahlâk-ı zemîmeden temizle.

YEDİNCİ FASIL

﴾78﴿

Ya Rabbe’l-âlemîn ve ya Ekrame’l-ekramîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Ey engin rahmet ve merhamet sahibi Rahman ü Rahîm Rabbimiz! Senden başka dertlerimize derman olabilecek, hastalıklarımıza şifa verebilecek, keder ve tasalarımızı izale buyurup kalblerimizi imar edebilecek bir güç ve kuvvet yoktur. İstirham ediyor, el açıp dileniyoruz; içimizi Senin hoşnutluğuna zıt bütün şâibelerden ve ağyar düşüncesinden temizle.. ne kalbimizde ne de dilimizde, küçük ya da büyük, iddia kokan hiçbir duygu ve düşünce bırakma.. bütün latîfelerimizi nezdinden lütfedeceğin esintilerle lebâleb doldur.. bizim gibi kendi uzaklığının vadilerinde âvâre dolaşanlara kurbet yamaçlarında tenezzüh etme imkanları ihsan et.. bahşettiğin nimetlerin lezzetlerini vicdanlarımıza duyur ve içimizdeki şükür hislerini coştur.. zâhirimizi, bâtınımızı, Senin yüce huzurundan uzaklaşmamıza ve Senden uzaklığın karanlık çukurlarına düşmemize sebep olabilecek her türlü isten, pastan, kirden ve sisten arındır. Ya İlâhenâ ve ya Mevlânâ!  Gönüllerimize rubûbiyetinin esrarını duyur.. ulûhiyetinin gizli enginlik ve derinliklerini anlamamıza vesile olabilecek bir idrak ufkuyla bizleri ma’mûr kıl.. sıfât-ı sübhâniyenden akıp gelen tecellî hazînelerine basar ve basîretlerimizi aç ve esmâ-i hüsnânın hakîkatleriyle marifet ufkumuzu genişlet, ey ezelî ihsan ve nâmütenahî lütuf sahibi Rabbimiz.

﴾79﴿

Ya Rabbe’l-âlemîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Yüce nezdinden göndereceğin bir nurla simalarımızı pırıl pırıl hâle getir.. sadrımızı, sinemizi, kâmil imana, tastamam ihsana aç ve bizi, sevip razı olduğun amelleri işlemeye muvaffak kıl. Ya İlahenâ ve ya Mevlânâ! İhlasa erdirdiğin ve nezdinde makbûliyet payesiyle şereflendirdiğin kullarının kalblerindeki kilitleri çözdüğün gibi bizim kalbimizin kapılarını da Senin marifetine ve muhabbetine aç.. sinelerimizde paslanmaya yüz tutmuş kilitleri çöz.. bizi kapının eşiğine yüz sürmekten mahrum etme ve o ulu dergâhına yüz sürüp bir dilekte bulunduktan sonra da talebimizi reddetmek suretiyle bizi cezalandırma. Ya Rab! Sana sığınıyor, isteyeceğimizi sadece Senden istiyor ve yalnızca Sana teveccühte bulunuyoruz. Sen de biliyorsun ki, başka bir şey değil, Senden sadece Seni istiyoruz. Zaten Rab olarak da bir tek Senden razı olabiliriz. Ne olur, bahtına düştük, bizi cismaniyetin ve bedene kulluğun derekelerinden, alt basamaklarından, kalbin, ruhun ve sırrın derecelerine, üst basamaklarına çıkar. Çıkaracağına inancımız da tamdır, zira bizi ve işlerimizi koruyup kollayan yegane Zat Sensin. Biz dostluğun gereklerini ortaya koyamasak, ahdimize sadık ve vefalı olamasak da Sen bizi ümit ettiğimiz hususlarda haybet ve hüsrana uğratma.

﴾80﴿

Ya Ekrame’l-ekramîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Sen bizim yegane Mevlâmızsın. Biz de derdimizi Sana şerhediyor, hâl-i pürmelâlimizi, kullukla asla bağdaştırılamayacak nâhoş hâllerimizi Sana şikayet ediyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek içine düştüğümüz günahlardan dolayı bizi azaba maruz bırakma, ikâba uğratma..insî ve cinnî şeytanların gelip gelip inananların tepesine binmelerine, tebelleş olmalarına da müsaade etme.. enbiyâ-i izâmı ve rusül-ü kirâmı koruyup kurtardığın gibi bizleri de din ve diyanet düşmanlarının şerlerinden, tuzaklarından, hilelerinden kurtar ve her zaman sıyanet buyur. O sevgili kullarının bazılarına dokunan zararı def ü ref’ etmiş, bazılarını içinde bulundukları sıkıntılardan çekip çıkarmış, diğer bazılarını da kefere ve fecerinin verebilecekleri zararlar karşısında hıfz u inayet seralarına almıştın. Yâ Rabberrahîm! Bize dokunan ve dokunması muhtemel olan zararları da kaldır.. gaflet, heva ve heves gayyalarından bizi de kurtar.. hata işlemekten, masiyetlere düşmekten, küfrün ve dalâletin karanlık vadilerine yuvarlanmaktan muhafaza buyur.. marifet basamaklarındaki derecelerimizi yükselt.. kurbiyetinin halâvetini ve üns esintilerini gönüllerimize tattır.. bütün hâl, hareket, tavır ve davranışlarımızda ruhumuzun heykelini ikâme etmeyi müyesser kıl.. dünyada ve âhirette sağanak sağanak yağdırdığın ve yağdıracağın lütuflarının kadr ü kıymetini bilmeyi de nasip eyle.

﴾81﴿

Azameti ve ululuğu bütün izafî büyüklüklerin kıyas kabul etmeyecek kadar üstünde olan yüceler yücesi Rabbimiz! Senin kulun olmak ve Sana kullukta bulunmak bizim için en büyük şeref, en büyük pâyedir ve iftihar vesilesi olarak da kâfî ve vâfîdir. Acz ü fakrımızı itiraf ederek çaresizlik içinde bir kez daha kapına geldik; rahmetinle muamelede bulunup bizi yüce dergâhından eli boş, haybet ve hüsrana maruz kalmış bahtsızlar olarak geri çevirmemeni diliyor ve dileniyoruz. Ya Rab! Andolsun ki, Sen bizleri huzurundan boş çevirirsen, sığınacak başka hiçbir melceimiz ve necâtımıza vesile olabilecek hiçbir çaremiz yoktur. Ey fazlı ve lütfu bir nehir gibi sürekli çağlayıp duran ve ey kullarının günahları ne kadar büyük olursa olsun onları mağfiret buyuran merhameti sonsuz Rabbimiz!  Gaffâr ism-i celîlin yüzü suyu hürmetine bizi de günahlarımızdan arındırıp tertemiz, arı-duru bir kıvama erdirmeni.. Kerîm ve Latîf isimlerinin hatırına bu kapıkullarını da ihsan ve atâ sağanaklarıyla sırılsıklam hâle getirmeni.. kurb-u huzurundan uzak kalmaya sebep olabilecek her türlü mani ve engeli Seninle aramızdan kaldırıp uzaklaştırmanı.. nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin tecellî dalgalarıyla, beşeriyetimizden kaynaklanan karanlık noktaları ve boşlukları aydınlatıp kapatmanı.. zâhir ve bâtın hislerimizi istila eden seviyesizlikleri, nâhoş huyları, kaba ve çirkin sıfatları bir daha geri dönmelerine imkan kalmayacak şekilde silip süpürmeni… ve bizi dünya ve âhirette rezil rüsvâ bir duruma düşmekten korumanı istirham ediyoruz. Dualarımızı kabul buyur Rabbimiz.

SEKİZİNCİ FASIL

﴾82﴿

Rabbimiz! Şayet Sen bize azap eder ve ayıplarımızın, günahlarımızın ortaya dökülüp utanılacak hâllere maruz kalmamıza izin verirsen, biz başka hangi kapının tokmağına dokunabiliriz; bizi bu hâllere düşmekten başka kim koruyabilir?. Biz Senin kapıkullarınız ve işte bir kez daha, günahlarımız sırtımızda bir kambur gibi, onun hacaletiyle huzuruna geldik. Şayet bizi hata ve isyanlarımızın karşılığı olan ikâba maruz bırakır ve yüzümüzün kararmasına mani olmazsan, Sen de biliyorsun ki biz bunlara fazlasıyla müstehakız. Fakat, dağlar büyüklüğündeki cürümlerimize, günahlarımıza rağmen merhametinin ve şefkatinin enginliğiyle muamelede bulunursan, o da Sana pek yaraşır. Ya Rab! Biz yapıp ettiklerimizle kendimizi beşerî yanlarımızın esiri hâline getirdik. Ne olur, Sen, bizi hem cismaniyetimizin hem de yaratılmışlara kulluğun esaretinden kurtar. Bizi ihlâs kahramanlarından eyle. Sen kullarına karşı pek merhametli, pek lütufkârsın; bize de lütfunla muamelede bulunup dosdoğru yolu göster ve geçeceğimiz yolları düz ve pürüzsüz hâle getir. Ezelî ilminde kendileri hakkında ebedî mutluluk takdîr ettiğin bahtiyar kulların gibi bizi de Cehennemden uzak tut. Cehennemin hışırtılarını bize de işittirme, hissettirme. Bizi de ebedî nimetlerine garket ve mahşer gününün tasa ve sıkıntılarından koru.

﴾83﴿

Ey keremi bir gölge hükmünde olan bütün keremlerin aslı ve menbaı olan Kerîm Rabbimiz! Biz, mücrim kapıkulların olarak inanıyoruz ki, Senin ihsanların ve lütufların sadece iyi ve itaatkar kimselere mahsus değildir. Bilakis Sen bütün kullarını görüp gözetir ve onlardan hiçbirini mahrumiyet içinde bırakmazsın; bırakmazsın, zira Sen Ekremü’l-Ekremîn’sin. Ya Rabbe’l-âlemîn! Senin kereminin, rahmetinin, merhametinin herkesi ve her şeyi çepeçevre sarıp sarmaladığı mülahazasıyla biz de huzurunde elpençe divan duruyor ve bizim gibi isyan vadilerinde düşe kalka yürüyen günahkârları da kereminden mahrum etmemeni diliyoruz; diliyoruz, çünkü Sen fazlı ve keremi bol, hazineleri için bitip tükenme asla söz konusu olmayan yegane Zatsın. Rabbimiz! Bize kötülük yapanlara iyilikle mukabelede bulunmamızı ve seyyiâtı hasenâtla savmamızı emreden de yine Sensin. İşte biz de Senden böyle bir muâmele ümid ediyor, hata ve kusurlarımızı setredip ihsanlarınla bizi de sevindirmeni diliyoruz. Bu türlü bir iyiliğin en çok yüce Zâtına yaraşacağında ise zerre kadar şüphemiz yoktur, ey merhametlilerin en merhametlisi olan ulu Allahımız.

﴾84﴿

Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları bile ardına kadar açmaya muktedir olan yüce Rabbimiz! Senden, arkasında hayır ve güzellik olan bütün kapıları en yakın zamanda bizim için de açmanı diliyoruz. Ey bütün sebepleri yaratan ve onlara hükmeden ulu Sultanımız! Nezdinden göndereceğin inayet sürprizleriyle, bize de, ümitlerimizin ve hayallerimizin ötesinde maksûdumuza, matlûbumuza, mahbûbumuza ulaşacağımız imkanlar lütfet. Nezdinde makbul ve mukarreb kullar gibi, bizleri de emredilen hususlarla meşgul olup tamamını bihakkın yerine getiren.. nehyedilen hususlardan yüz çevirip hepsinden içtinab eden.. hedefinde hep Senin hoşnutluğun olan.. insanların ellerindeki şeylere tama(h) etmeyen.. peygamberâne bir iffet, peygamberâne bir ismet ve peygamberâne bir fetanet peşinde olup, her zaman Senin sâdık u masdûk elçilerinin yürüdükleri şehrahlardan yürüme gayreti içinde bulunan.. gözü-gönlü sürekli Sana müteveccih ve hiç ara vermeden hep ölüm ötesi hayat için hazırlık yapan salih kimselerden eyle. Ya Rab! Bizi dünyada da ukbâda da utanılacak, başımızı aşağıya eğdirecek ve rezil rüsvâ hâle düşürecek işlerden uzak tut ve öyle fecî durumlarla karşı karşıya bırakma. Senden, dostlarının yüzüne baktığın, ellerinden tutup kaldırdığın gibi, bizim yüzümüze de bakmanı, bizi de tutup kaldırmanı istirham ediyoruz. Sana düşmanlıkta bulunanların düştükleri, insanı yerin dibine batıracak, utanılası bir hâle düşmekten de yine Senin hıfz u sıyanetine sığınıyoruz. Ya Rabbenâ ve ya İlâhenâ! Sen de biliyorsun ki, bilerek hiçbir zaman Senden başkasına kullukta bulunmadık; bulunmayız da. Biz sadece ve sadece Senin kullarınız. Senden başka hiçbir Rab tanımadık; zaten Senden başka hiçbir Rab da yoktur. İşte onun için huzuruna geldik, kapının eşiğine başımızı koyduk, ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin ululuğu karşısında boyunlarımızı büküp yüz yere sürdük. Her zaman el-pençe divan durmaya da âmâde bulunuyoruz; ne olur, biz âciz, zayıf, garip ve muhtaç kullarından merhametini esirgeme ve bizi haybet ve hüsrana maruz bırakma.

﴾85﴿

Ya Rabbelâlemîn! “Kullarım Benden bir şey dileyecek olurlarsa Ben onlara yakınlardan daha yakınım ve dualarına mutlaka icabet ederim.” buyuran Sensin ve Senin buyruklarının hak ve hakîkat olduğu hususunda asla şüphe edilemez. İşte zayıf ve âciz kulların olarak yüce dergâhının eşiğine başlarımızı koyduk; kendimize zulmettiğimizi ve daha başka günahlarımızı itiraf ediyor ve “Tevbeler olsun ya Rabbi! Tevbeler olsun.” diyoruz. Evet, Senin hoşnut olmadığın ne kadar çok günaha bulaşmışsak hepsi için bağışlanma diliyor, bunun için de yüce dergâhına iltica ediyoruz. Gaffâr ism-i cemîlinin hakkı için, ne olur, günahlarımızı ört ve bizi onların kirinden, isinden, pasından, tozundan, dumanından arındırarak zâhir ve bâtın latîfeleri dupduru insanlar hâline getir. Şayet kusur, hata, günah ve isyanlarımızdan dolayı isimlerimiz şakîler defterine kaydolmuşsa, ne olur bahtına düştük, ismimizi oradan kaldır ve iyilerin, makbul ve mukarreb kulların isimlerinin kayıtlı olduğu kütüğe yazdır. Ey merhametine, şefkatine, keremine, ihsan ve lütuflarına nihayet olmayan Rahmet Sultanı Rabbimiz! Senden, bize de, dostlarına bulunduğun gibi muamele etmeni diliyor, hoşnutluğunun şerbetiyle bizi de ferahlandırmanı dileniyoruz. Rabbimiz! Haddimizi aşarak bütün bunları Senden isteme cür’etinde bulunuyoruz, zira gidecek başka hiçbir kapımız yok ve Sen de bizim yegane Mevlâmızsın. Hem ne güzel Mevlâ ve ne güzel Dostsun. Ne olur, eksik gedik de olsa teveccühlerimizi kabul buyur; ar ve utanç sebebi olabilecek durumlara düşmemize müsaade etme.

DOKUZUNCU FASIL

﴾86﴿

Ey yücelerden yüce Rabbimiz! Biz her ne kadar Senin rahmetine ve keremine layık olmasak da, şüphesiz Senin rahmetin, bizim gibi hayatının çoğu düşüp kalkmakla geçmiş mücrimlere bile ulaşacak kadar geniş ve boldur. Ya Rab! Bizi de o enginlerden engin rahmetinden hissedâr kıl.. imanımızı kemâle ulaştırmak sûretiyle kalblerimizi itmi’nanla doldur.. lütfunla yakînimizi de etemmiyet vasfıyla zenginleştir. İlâhenâ ve Mevlânâ! –Hata,kusur ve günahlarımız çok olsa da– asla Senden başkasına teveccühte bulunmadık.. Senin cemâl ve kemâlinden başka hiçbir sûrî güzellik için gönüllerimizde şevk u iştiyak duymadık –inşaallah öyleyizdir. Ey yoluna gönülden baş koymuşları her zaman vuslat neş’esiyle serfiraz kılan ve adanmış ruhlardan merhametini hiçbir zaman esirgemeyen ve onları katiyen yalnız bırakmayan Rabbimiz! Dünyanın geçici ve zevâle mahkum güzelliklerine aldanıp da Rabbilerini unutanlardan olmaktan bizi de muhafaza buyur.. gözlere aydınlık, gönüllere de sürûr veren sürpriz lütuflarınla bu muhtaç kullarını da sevindir.. tasamızı, gamımızı, kederimizi izâle eyle.. her türlü musîbet ve belalardan koru ve sâlih ibâdının kalblerine yerleştirdiğin gibi bizim kalblerimize de Seni delicesine sevme duygusunu yerleştir.

﴾87﴿

Ey celâl ve ikram sahibi Rabbimiz! İhsan ve keremine sığınarak bize dünyada da, ukbâda da afv u afiyet vermeni diliyoruz. Hiçbir şeyi gerçekleştirmek Senin için zor değildir; ne olur, başka gidecek kapıları olmayan zayıf ve âciz kullarının bu taleplerini kabul buyur. Rabbimiz! Allah tanımaz, Peygamber bilmez, Din’e, diyanete saygı duymaz nâdanların yapıp ettikleri kötülükler ve zulümler tahammül edilemez bir hâl aldı. Senin bu masum kulların hakkında kötülük düşünüp onlara zarar vermek isteyenlerin emellerini gerçekleştirmelerine müsaade etme.. tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevir.. komplo peşinde olanları maksatlarının aksiyle tokatla.. haklarımıza tecavüz eden ya da etmeyi düşünen ne kadar haddini bilmez varsa, onların hepsini Sana havale ediyoruz; haklarından gel. –Mallarını ve canlarını Rabbilerinin yoluna adayan muhabbet fedailerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan Kudreti Sonsuz Rabbimiz! Hayatını Dine hizmete vakfetmiş masum insanlara karşı kinle, nefretle, hasetle, adavetle diş bileyen amansız zalimlerin yapmak istedikleri şerlere karşı Senin inayetine sığınıyoruz. Ehl-i iman hakkında kötülük düşünen ne kadar şerîr insan varsa, Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. zararları bize ulaşabilecek tahrip temsilcilerinin oyunlarını boz ve emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verme.. sağlamlardan daha sağlam himayene bizi de al ve bütün şerîrlerin şerlerinden, komplocuların komplolarından sıyanet buyur.. kâfirlerin, fâcirlerin ve zâlimlerin entrikalarını başlarına geçir ve bütün inananları ebedlere kadar devam edecek ve başka hiçbir korumaya muhtaç bırakmayacak olan hıfzınla muhafaza et.

﴾88﴿

Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegane sahibi yüceler yücesi Rabbimiz! Senin Dinine, Kitabına, Peygamberine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba, insanlık ve medeniyet mahrumu, zalim bir takım insanlar, iyilikte, hayr u hasenâtta kullansınlar diye emaneten kendilerine verdiğin gücü ve saltanatı, inanan insanların hukukuna tecavüz edip onlara karşı bir baskı unsuru olarak kullanıyor ve göz göre göre zorbalık, derebeyliği yapıyorlar. ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’ hazinelerinin tek sahibi Sensin; mutlak güç ve otorite yalnız Senindir; biz de izafi, gölge mahiyetindeki güç ve kuvvetimizden arınıp Senin asla karşı konulamayacak güç ve kuvvetine iltica ediyoruz. –Ne olur Yüce Mevlâmız, adavet hisleriyle oturup kalkan, inanmış insanların aleyhinde sürekli komplo üstüne komplo kuran o kimselerin düşmanlık hislerini kalblerinden söküp at ve bütün duyma, görme ve idrak kabiliyetlerini topyekün insanlığın hayrına olabilecek istikamete tevcîh buyur. Biz, onların yapmak istedikleri kötülükleri, vermek istedikleri zararları, hile ve hud’alarını, tuzaklarını, komplolarını ancak Senin yardımınla def’edebiliriz. Onun için de, Rabbimiz, o insafsız gaddarlardan gelebilecek her türlü şerden Senin sıyanetine dehâlet ediyoruz. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet salâh yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen onların ellerini kollarını bağla.. ayaklarına prangalar vur.. kalemlerini yazamaz, dillerini de konuşamaz hâle getir.. inananların aleyhinde kullandıkları ne kadar yol-yöntem, imkan ve malzeme varsa, hepsini ellerinden çekip al.. menfûr emellerine ulaşmalarına fırsat verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma ve nusretinle, hıfz u inayetinle bu âciz ve çaresiz kullarını te’yîd buyur.

ONUNCU FASIL

﴾89﴿

Ey güç ve kuvvetin yegane sahibi olan yüce Allahımız! Sen Kavîsin, biz ise Senin zayıf, âciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve âcizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını is’af edebilir!? Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla. Ey her şeye gücü yeten Rabbimiz! Bize ve yeryüzünün değişik yerlerindeki, hayatın farklı ünitelerindeki bütün inananlara, özellikle de gadre, zulme ve haksızlığa uğratılmış mazlumlara dünyada ve ukbada tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et. Servetine ve şefkatine hudut olmayan Ganiy-yi Mutlak yüce Mevlâmız!  Şayet Sen bizi sevip de muhabbetini gönüllerimize atmasaydın, biz Seni asla sevemezdik.–İnşaallah,yüce Zâtını ve hikmetli icrâatını sevilmesi gerektiği ölçüde sevebiliyoruzdur.–Senden işte o, kalblerimize vaz’ettiğin ilk sevgi hürmetine mukaddes muhabbetini ve muazzez sevgini şiarımız hâline getirmeni ve bir daha da o sevginin gönüllerimizden kayıp gitmesine izin vermemeni diliyoruz. Allahım! Duamıza icabet buyur, merhametini sinelerimize duyur; servetinin ve şefkatinin tatlı tecellîleriyle de gönüllerimizi doyur.

﴾90﴿

Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz, ihsanı, keremi bol,rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslâm’a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle. Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcûdâtı kuşatan ve her şeye şâmil olan engin rahmetinden mahrum etme. Allahım! Kapıkulların olarak biz, sadece Sana güveniyor ve ümid edip beklediklerimizi de yalnız Senden bekliyoruz; her halimizi ıslah buyur ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da az bir süre kendimizle, nefsimizle başbaşa bırakma. Ey kullarına her zaman hilmle muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlâmız!  Bizler çok hatalar irtikâp ettik, çok günahlar işledik. Şimdi “Tevbeler tevbesi.” diyor, yüce huzurunda boyun büküyor, huşû ile iki büklüm oluyoruz. Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Senin fazlın olur; Senin fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür. Rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz! Amellerimizdeki eksiklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklere değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma.

﴾91﴿

ALLAH’IM! Şayet rahmetinle sarıp sarmalamasaydın biz çoktan helak olurduk ve re’fet ve şefkatinle muamele etmeseydin muhakkak hüsrana uğrardık. Allahım! Bendelerin olan bizler şayet Sana –eksik-gedik de olsa– kullukta bulunabiliyorsak bu tamamen Senin iznin, inayetin ve lütfunla olmaktadır. İsyanlarımıza gelince onlar da yine Senin takdirindir ve Sen onların hepsini bilir, görür, duyar ve nezdinde muhafaza edersin. Ya Rab! Sen de biliyorsun ki, -başta bu âciz benden olmak üzere- irtikâp ettiğimiz bir kısım günahları, cür’etimizden yahut ulu Zâtının ve yüce dininin hukukunu hafife aldığımızdan dolayı işlemedik. Ne çare ki şeytan ayaklarımızı kaydırdı, şeytanın içimizdeki santrali gibi çalışan nefs-i emmare de hep kötülük pompalayıp durdu. Ya Rab!  Sen affetmeyi seven bir kerem sahibisin, bir keremkânîsin. İşte nedamet hisleri içinde kapına geldik ve günahlarımızdan tevbe ediyor, “Tevbeler olsun” diyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur ve içine düştüğümüz günah ve hatalardan dolayı bizi azaba maruz bırakma.

﴾92﴿

ALLAH’IM! Huzurunda boyun büküyor ve Senden afv ü afiyet istiyoruz. Bizi hoşnutluğun, teveccühün, ilâhî nefhaların, dostluğun, yakınlığın, muhabbetin, maiyyetin, hıfz u sıyanetin, koruyup kollaman, yardımınla zaferler nasip etmen, düşmanların acımasızlığına bırakmaman, himaye etmen, gözetmen ve raiyyetinden has kullarına yaptığın muameleyle muamele etmen, hastalıklarımıza şifa vermen, dertlerimize devalar lütfetmen, içine düştüğümüz sıkıntılardan kurtarman ve yürüdüğümüz yolda başarılı kılman, maddî-manevî her türlü esaretten zincirlerimizi çözmen, başarı, muvaffakiyet ve düşmanlık besleyen hainlere karşı zaferler nasip etmen, onların şerrinden, tuzaklarından, komplolarından, fesat düşüncelerinden, fitne ve nifaklarından korumanla mesrur et. Yüce Rabbimiz! Bizleri âlim, ârif, halîm, çok çok tevbede bulunup dergâhına teveccüh eden, âh u enînlerle kapının tokmağına sürekli dokunan, mütevazi, huzurunda hep elpençe haşyet içinde duran, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanan, vakur, ciddi, mehabetli, muhlis (ihlası kazanmış), muhlas (ihlasa erdirilmiş), Senin bütün icraat-ı sübhaniyenden razı olmuş ve Senin rızana ermiş, Seni her şeyden daha çok seven ve nezdinde müstesna sevgine mazhar olmuş ve daima kalbi niyazla atan, dudakları münacaatlarla kıpırdayan salih kullarından eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi celâl ve ikram sahibi olan Mevlâmız! Yüce Zatı için uyku gibi ârizî şeyler asla sözkonusu olamayacak ve himayesine aldıklarına kat’iyen dokunulamayacak Azametli Sultanımız. Ne olur, bizleri hep hıfz u inayetinle koruyup kolla. Ey gizli ve sürpriz lütufları pek  bol olan Allahımız! Bizi endişe ettiğimiz tehlikelerden de, nereden geleceği belli olmayan her türlü bela ve musibetlerden de muhafaza buyur.

[Yakaran Gönüller]

Bu yazı 639 kez okundu