•47.Bölüm

[Bölümde On Fasıl Vardır]

Kırık Dilekçe

3.Bölüm

BİRİNCİ FASIL

93﴿

Allahım! zatında yüce olan dinini bugün de dünyanın her bir köşesinde, hayatın bütün ünitelerinde bir kere daha yücelt; bütün dünyada ve bütün birimlerde hakkı-hakikati bütün gönüllere duyur.. bizim ve bütün kullarının sinelerini imana, İslâm’a, ihsan duygusuna, Kur’ân’a ve Hakk’a hizmete aç ve bizi ihlâsın özüne ermiş, hep takva hatta onun da ötesinde vera’ duygusuyla hareket eden, zühdü bir hayat tarzı olarak benimsemiş, yüce nezdinde kurbete mazhar olmuş, Seni sevmiş, icraat-ı sübhaniyenin hepsinden razı ve hoşnut olmuş ve Senin sevdiğin, hoşnut olduğun kullarından eyle.

Ey merhameti sonsuz yüce Rabbimiz! Yeryüzünde sulhtan, barıştan, sevgiden, hoşgörüden, insanlıktan ve inandığı gibi yaşamadan başka bir arzusu olmayan kapının bu bendelerine kötülük ve düşmanlık yapmaktan bıkıp usanmayan ve menfur emellerini gerçekleştirmek için plan üstüne plan, entrika üstüne entrika, komplo üstüne komplo kuran hak ve hakikat düşmanlarından, zalimlerden çekmediğimiz kalmadı. Biz de nâçâr bir kez daha kapına geldik, dergâhına iltica ettik; rahmet, şefkat ve merhametini dileniyoruz.

Yegane güç ve kuvvet sahibi, sultanlar sultanı Rabbimiz! Canlarımız gırtlağımıza dayandığında, huzurunda zaman zaman isimlerini, mekanlarını hususi ya da umumi tasrih ettiklerimiz başta olmak üzere bize düşmanlık besleyen ne kadar insafsız gaddar ve zalim varsa hepsini Sana havale ediyoruz. Allahım! Sen de biliyorsun ki bizim derdimiz onların perişaniyeti değildir; biz kimseye karşı düşmanlık beslemiyor ve hiç kimse hakkında kahriye okumayı tasvip etmiyoruz; sadece, kötülük düşüncesiyle yatıp kalkan kimselerin şerlerinden emin olmayı diliyoruz. Vereceğin hükme karşı her zaman boynumuz kıldan ince; şayet Sen onların hidayetlerini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onları hidayete erdir; yok muradın bu değilse Rabbim, o hak-hukuk tanımaz, insanlıktan nasipsiz, tiran bozması azgın ve taşkınların ağızlarına gem vur.. ellerini, ayaklarını bağla..o azgınlar güruhuna karşı gücünün ve kuvvetinin büyüklüğünü göster.. kalemleriyle düşmanlık yapanların kalemlerini, dilleriyle haklarımızı ihlal edenlerin dillerini.. kaba kuvvetle iş yapmaya çalışanların maddi güçlerini daha kullanılamaz hâle getir ve hepsinin ama hepsinin kuvvetlerini, aşırılıklarını, dalaletlerini, güçlerini, birliklerini, şer ve zulüm istikametinde kullandıkları malzemelerini, ittihat ve ittifaklarını paramparça et; zîr ü zeber eyle. Yüce Rabbimiz! Hayatlarını Senin masum kullarına adavet etmeye bağlamış din ve diyanet düşmanlarını bütün teşebbüslerinde hezimete uğrat.. onları sarsıntı üstüne sarsıntıya maruz bırak.. birlik ve düzenlerini boz..cemiyetlerini paramparça hâle getir.. hepsini bölük-pörçük et.. birbirlerine düşür.. kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme ve o insanlık mahrumlarına karşı her zaman biz kullarını nusretinle te’yîd buyur. Amin.

94﴿

Allahım! Rahmet, şefkat ve merhametine sığınarak bir kere daha huzurunda el açıyor, korku ve endişe içinde olan fakirlerin, yoksulların, ihtiyaçları ızdırar derecesine ulaşmış muhtaçların hisleriyle Sana yalvarıyoruz: Bize dünyada tastamam bir afiyet ve ötelerde de Cennetini ve Rıdvanını ihsan eyle.. ne nefsimizin ne de kullarından herhangi birisinin acımasızlığıyla bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun baş başa bırakma; hele bize karşı haddini aşanlara, adavet besleyenlere, komplo kuranlara bizi hiç muhtaç etme.. o türlü şerîr kimselerin tuzaklarından ve kötülüklerinden bizi koru. Allahım! Dünyada ve âhirette her türlü korku ve endişeden bizi emin eyle; eyle ki, sadece Senden korkalım ve Sana sığınalım. Bizi yakınlığınla mükafaatlandır.. salih kullarını koruyup gözettiğin gibi, bizi de gözetip kolla ve fâcirlerin hıyanetlerine, şerîr kimselerin kötülüklerine karşı her zaman yardımcımız ve koruyanımız Sen ol.

95﴿

Ya Rab! Bizi, sevip hoşnut olduğun güzellikleri işlemeye ve gerçekleştirmeye muvaffak kıl.. marifet tecellilerini üzerimizden sağanak sağanak yağdır.. bize elbiselerin en güzeli olan takva elbisesini giydir ve nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin bol ve daimî feyizlerle bizi de has kullarından eyle, ey bütün nurlar Kendi nurunun gölgesi olan nurların nuru ve sinelerde saklı duranlara kadar açık-gizli her şeyi bilen Alîm Rabbimiz. Allahım! İçimizi ve dışımızı nifak, şikak, fısk u fücur gibi hastalıkların zulümâtından arındır.. kalblerimizi ve ruhlarımızı marifet nurlarınla ışıklandır.. bizi en sevdiğin işlerde istihdam et.. hem bizim, hem de kadın-erkek bütün kardeşlerimizin hâllerini en güzel hâle tebdil eyle ve bizi yolların en doğrusuna, nimetlerin de en güzeline eriştir.

96﴿

Allahım! Kalblerimizi muhabbet, mehafet, Sana ve yüce katındaki güzelliklere karşı şevk u iştiyak hisleriyle doldur.. bizi Habîbin Hazreti Muhammed Mustafa[ﷺ] ve ulu Zatına yakınlıkla payelendirdiğin kurbet kahramanlarının maiyyetiyle şereflendir.. fazlından ve rahmetinden dileniyoruz; takva ile serfiraz, seçkin ve hayırlı kullarınla beraber, Firdevs cennetlerini, bizim de menzilimiz, makarrımız ve ikâmetgâhımız eyle. Kullarını bağışlamayı, onların günahlarını setretmeyi, onları hep rahmet ve iyiliklerle sevindirmeyi Zatına layık bir şekilde çok seven yüceler yücesi Rabbimiz! Lütf u kereminle, bizim gözyaşlarımıza da merhamet buyurup, dualarımıza icabet etmeni, sürçmelerimizi, tökezlemelerimizi, kapaklanmalarımızı mağfiret buyurmanı, kusurlarımızı yarlığamanı, hatalarımızı görmezden gelmeni diliyoruz. Rabbimiz! İzzet ve hikmet sahibi, Azîz ü Hakîm Sensin. Şayet azap edecek olursan biz Senin kullarınız; bir de lütfeder merhametinle muamelede bulunursan, doğrusu o da Senin şanına pek yaraşır.

İKİNCİ FASIL

97﴿

Yüce Allahımız! Gönüllerimizi sıdk, emanet, ihlâs ve yakîn hisleriyle buluştur ve bizi kalbleri rikkatle çarpan huşû ve hudû sahibi, murâkabe, heybet ve marifet-i tâmme ehli insanlardan eyle. Destekleyenimiz, yardım edenimiz ve koruyup kollayanımız Sen ol. Ne olur, biz âciz ve muhtaç kullarını hüsrana uğramış zavallıların düştükleri acıklı durumlara maruz bırakma..kalblerimizin üzerinden sis ve pas perdelerini kaldır; kaldır ki hakkı hak olarak görüp bilebilelim. Yüceler Yücesi Rabbimiz! Senden bize nezdindeki nurlardan bir nur göndermeni ve onunla zâhir-bâtın bütün hislerimizi nurlandırmanı, gönüllerimizi ağyar ve masiva karanlıklarından arındırmanı ve yürüyeceğimiz yolları, insanlığa en mümtaz rehber olarak seçip vazifelendirdiğin habibin Muhammed Mustafa’nın nuruyla ışıklandırmanı diliyoruz. Dualarımızı kabul buyur Rabbimiz.

98﴿

Ya İlâhenâ ve ya Mevlânâ! Cismaniyetin ve hayvaniyetin zulümatlı dehlizlerinde şaşkın ve âvare dolaşan bu âciz kullarının ve bütün ümmet-i Muhammed’in gönüllerini lütfedip marifetinin ziyasıyla ışıklandır..irfan güneşin kalblerimizin ve akıllarımızın üzerine doğsun; doğsun ki, onun nuruyla yümn ü eman içinde Sana ulaşabilelim. Ey bize her şeyden daha yakın olan sultanlar sultanı Rabbimiz! Ne olur, bir kısım evham perdeleri yüzünden kalb gözlerimizin hakkı-hakikati göremez hâle gelmesine müsaade etme.. bize, yakınlığının hakkını vermeyi müyesser kıl ve bizi Senden uzaklığın insanı yakıp kül eden azabıyla cezalandırma. Ya Rahîm ü ya Rahman, ya Hannân ü ya Mennân! Ayaklarımızı her zaman istikamet üzere sabit eyle ve bizi selam ve esenlik yurdu olan Cennetinle şereflendir.

99﴿

Allahım! Yüce nezdinden göndereceğin burhanlarla bizi de destekle.. hakkı-hakîkati, selim ve sâlim aklı ve apaçık beyanı her zaman yol arkadaşlarımız eyle.. ulu katındaki ulvî sırların perdesini bizim için de aralayıver.. ne olur, gözlerimizin nuru muhlis ve muhlas kullarına gösterdiğin güzellikleri bize de göster.. rahmet hazinelerini bizim için de aç, aç ve bizi bırakma başkalarına muhtaç. Ey bütün mülkün sahibi olan ve keremine hudut olmayan rahmeti engin Rabbimiz! Yüce Zâtına yakınlıkla serfiraz kıldığın kulların için nezdinde tuttuğun lütuflarla biz âciz ve muhtaç kullarını da sevindir ve bizi mahrum ve ümitsizliğe yenilmiş bîçarelerden eyleme. Ya Rab! Mevhibe sağanaklarınla bizi de sırılsıklam hâle getir.. ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin sırlarını bize de aç ve yüce katından göndereceğin inayet, sıyanet ve kilâetle bizi de te’yîd buyur.

100﴿

Ey celâl ve ikram sahibi yüce Rabbimiz! Bize ve bütün müslümanlara karşı fitne ateşi tutuşturanların, tutuşturup maddî-manevî müktesebâtımızı kül etmeye çalışanların ateşlerini söndür. Hayatını Din’e hizmete vakfetmiş masum insanlara karşı kinle, nefretle, hasetle, adavetle diş bileyen amansız zalimlerin yapmak istedikleri şerlere karşı Senin inayetine sığınıyoruz. Ehl-i iman hakkında kötülük düşünen insî-cinnî ne kadar zalim varsa, Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. tahrip temsilcilerinin oyunlarını boz ve emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verme.. Seni tanımaz, Peygamber bilmez, dine-diyanete saygı duymaz nâdanların hilelerini başlarına dola, göz boyamalarını ve saptırmalarını boşa çıkar; onların entrikalarına karşı sağlamlardan daha sağlam himayene bizi de al. İhsan ve keremi bol Rabbimiz! Senden haşyetle ürperen bir gönül, zikrinle hayatdâr bir dil, azametinin celâlini idrak edebilecek bir akıl istiyor ve dileniyoruz. Bizi isimlerinin ve sıfatlarının nurlarıyla nurlandır; Sana kurbet kesbederek indinde ikrama mazhar olmuş kullarını zâhir-bâtın bütün latifeleriyle bambaşka bir dirilişe erdirdiğin gibi bizi de dirilt; fazl u kereminin hazinelerinden, bize sürekli kaynayıp duran coşkun bir marifet ihsan buyur.. ve bizi Habîb-i Edîb’inle [ﷺ] beraber eyle.

ÜÇÜNCÜ FASIL

101﴿

Ey merhameti her şeyi kuşatan Rabbimiz! Bizi Cehennem ateşinden ve kabir azabından muhafaza buyur.. özü ve sözüyle sadâkate kilitlenmiş ebrâr kullarınla ve kurbetine mazhar kıldığın mukarrebînle beraber bizi de Cennete dâhil eyle.. Nebiyy-i Ekrem’in rü’yetiyle gönüllerimizi nura ve sürura kavuştur; ulvî hakikatleri, oldukları gibi görüp idrak edebilememiz için gözlerimizdeki perdeleri kaldır. Ey talihsizlerin sığınağı ve ey âcizlerin güç kaynağı! Zâtına has korumanla şu hıfzına muhtaç kullarını muhafaza et; riâyet-i hâssânla bizi de gözet. Şüphesiz Sen, kendisinden istekte bulunulacak yegane Zât, her konuda yardımı ümit edilecek ve dergâhına koşulacak biricik mercîsin. Senden diliyor ve istirham ediyoruz; dünya ve ahiret umuru karşısında her zaman yardımcımız ol. Rahmetine bel bağlayan şu kullarına merhametinle muamele edeceğin konusunda, Senin hakkında beslediğimiz hüsn-ü zanlarımızda bizi yanıltma; zira Sen gerçek ilahımız ve şeksiz şüphesiz tek sığınağımızsın.

102﴿

Ey âcizlerin güç kaynağı, kimsesizlerin yegane sığınağı Rabbimiz! Bize ihsan buyurduğun imkân, istidat ve kabiliyetleri, maddî-manevî nimetleri Din-i Mübîn’i hayatımıza hayat kılma ve onu herkese duyurma istikametinde kullanabilmemiz için yardımcımız ol.. nezd-i Uluhiyetinden mahz-ı fazl olarak bize inayet buyur ve şu âciz kullarını ölüm ötesinin sıkıntılarından kurtararak ahiret saadetine kavuştur ve ekstra bir lütufla biz biçare kullarına da Cemâl-i Bâkemâlini müşahede ufkunu tuttur. Ey ihsanı hem dünyayı hem de âhireti doldurup donatan Rabbimiz, gönüllerimizi Zatına karşı aşk u iştiyakla, saygı ve haşyet hisleriyle doldur; bizi dur durak bilmeden ihlâs peşinde koşan ve kalbi her zaman huşû ile meşbû olan kullarından eyle. Ey, günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddini bilmezlere manevî kirlerinden arınma fırsatları veren Merhametliler Merhametlisi! Rahmâniyetine has bir teveccüh ve nazarla bizim dua ve yakarışlarımıza da icabet buyur. Şüphesiz hepimiz boynu tasmalı, ayağı prangalı ve elleri kelepçeli kullarınız, Senin dergâhının köleleriyiz. Senden sıdk, emanet ve ismet gibi mü’min sıfatlarını hayatımız boyunca bize yâr etmeni istiyoruz. İnsî ve cinnî bütün şeytanların şerlerinden, fitlerinden, dürtülerinden ve sürekli kötülüğü dayatan,hep çirkinliklere çağıran nefsin desiselerinden, vesveselerinden, tuzaklarından hepimizi korumanı dileniyoruz.

103﴿

Ey sürçüp düşenleri bağışlayarak tökezleyenlere yeniden doğrulma fırsatları veren yüce Rabbimiz! Sadece Senden yardım diliyor ve yalnızca Senden medet bekliyoruz; bize yardım et ve “imdat” çağrımıza icabet buyur. Uyku gibi beşeri ihtiyaçlardan münezzeh bulunan Zâtına has riayetinle bizi koru. Hepimizi en doğru yol olan Din-i Mübin üzere yaşamaya ve her hayırlı işimizde en isabetli şekilde davranmaya muvaffak eyle. Ey kendisine el açılıp istekte bulunulanların en cömerdi ve ey isteyenleri boş çevirmeyenlerin en hayırlısı! Nasıl bilinmeyi murad buyuruyorsan Seni öyle bileceğimiz bir marifet ufku nasip et bize ve zâtî ve subûtî sıfatların itibarıyla Seni “bî kem ü keyf” bilme hazzını duyur vicdanlarımıza. Her şeyi doğru görüp doğru değerlendirmemiz için, nezd-i ilahinden sıfatlarının ve isimlerinin nurlarını yağdır gönüllerimize. Senin azamet, celâl ve ceberûtunu mülâhazaya almaktan bir an bile dûr olmayacak, hep saygı ve tâzimle atacak bir kalb ver bize; keşf ü ilhamın âhizesi, ilâhî varidâtın da mahzeni ve nâkilesi olacak bir lâtîfe-i rabbâniye bahşet. Her ân-ı seyyale Senin enfüsî ve âfâkî âyetlerine bakıp onları mütalaa eden bir ruh ihsan buyur. Ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametiyle kuşatan Rabbimiz! Sen yegane sığınağımızsın, Rahmâniyetine yaraşır bir muamele bekliyoruz Senden, merhamet et bize. Hakkındaki hüsn-ü zanlarımızda ve beklentilerimizde bize hayal kırıklıkları yaşatma; dünyaya ve âhirete ait ihtiyaçlarımızı gider. Marifetinle, muhabbetinle ve Sana kavuşma iştiyakıyla gönüllerimize inşirah sal; bizi vicdan genişliğine ulaştır, maiyyetinle şereflendir ve hep yanımızda bulunduğunun şuuruna erdir.

104﴿

Allahım! Biz günahkâr kullarız; hatalarımız her yanımızı kuşattı ve bizi çepeçevre sardı. Fakat, biz mücrim olsak da, Sen Halîm ü Rahîmsin; rahmetinin enginliğine çağıran Sen, günahkârların affına ferman çıkaran da Sensin. Kendimizi idare etmekten, nefislerimize söz geçirmekten âciz kaldık; âcizlere, fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara iltifatın türünden bizleri de teveccühlerinle sevindir. Hususiyle, şu muhtaç ve zavallı kulun ben, Seyyidinâ Abdülkadir Geylanî’nin(ks) dediği gibi diyorum; benim için bütün sebepler sukût etti; bütün kapılar yüzüme kapandı. Sen kimsesizler kimsesi ve darda kalanların yegane melceisin. Günahlarım dağlar azametinde olsa da, Senden başka sığınak bilmiyorum; her şeyi kuşatan merhametine itimad ediyorum. Sen Berr ü Rahîmsin; sürekli iyilik edip ihsanda bulunursun, kullarına rahmetinle muamele edersin. Dergâhında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kulların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm! Hâlime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve âhirette beni rüsvâ eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni bir dertle imtihan ettin ama ben sabırlı olamadım. Buna rağmen beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocaladığımı gördüğün hâlde beni rezilliğe dûçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım ve kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlâsı gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.

105﴿

Allahım! Beşeriyete ait uzaklıkları aşarak kurbet ufkuna ulaşan mukarrebîn kullarının gönülleri Senin izzet, azamet ve ululuğunun tecellileriyle dolunca, onlar iman esaslarını ve bilhassa, imanın kutb-u a’zamını, aksine ihtimal vermeyecek şekilde bildiler, kabullendiler, duyup hissettiler ve varıp irfan ufkuna taht kurdular..sonra da, artık sadece Senin münezzeh sevgine mazhar işlere yönelip hoşnut olacağın amellere koştular. Rabbim, benim kalbimi ve kadını erkeğiyle bütün kardeşlerimin gönüllerini de izzet ve celâl nurlarınla doldur. Hem öyle doldur ki; dünyanın bütün meseleleri gözümüzde küçülüversin; dünyevî süs ve zinetler nezdimizde hiçbir kıymet ifade etmesin. Ey şefkati gazabının önünde bulunan ve merhameti her şeyi kuşatan Allahım! Ey Raûf, ey Rahîm Rabbim! Benim niyazıma ve benimle beraber Sana teveccüh eden kardeşlerimin yakarışlarına Zâtına has lütf u kereminin enginliğiyle mukabelede bulun; bize merhamet buyur, lütuflarını üzerimize bol bol yağdır ve bizi maddî-manevî nimetlerinden mahrum etme. Allahım! Lütf u kereminden dileniyorum; beni her işimde en çabuk ve kolay başarıya, sarsılmaz bir irfan ufkuna, maddî-manevî sağlık ve afiyete, hakiki muhabbete ve Sana kavuşma iştiyakına nâil eyle.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Allahım! Kullarına karşı cömertliğin gönlümde reca hissini yeşertiyor, Sana teveccüh arzumu tetikliyor ve dergâhına koşmam için bana şevk veriyor; hata ve günahlarım ise, hemencecik merhametine sığınmama mani oluyor ve bağışlanma ümidimi kırıyor. Karamsarlığımı gider ve Beni dergâhına cezbet; ta ki, beşerî sıfatlardan sıyrılayım, kendimi ötelerden kabarıp gelen dalgaların gel-gitlerine salayım; endişesiz, korkusuz, telâşsız ve derin bir teslimiyetle, bazen de şevk u tarâb içinde marifet deryasında Sana müteveccihen yüzüp durayım; daha da masivaya dönüp bakmayayım. Ey rahmetin en latif cilvelerini gösteren, kullarına sayısız nimetler veren, gönülden tevbe eden herkesi bağışlayan ve hadd ü hesaba gelmez ihsanlarla sevindiren Allahım! Ey Hannân,ey Mennân,ey Gaffâr ve ey Mün’im! Aslında, günahlarım bile beni Senin lütufları bol kapına yönlendiriyor; hatalarım dahi beni Senin ululuğuna sığınmaya sevkediyor. Çünkü günahlarla kirlenenleri hemen cezalandırmayan ve onlara kirlerinden arınma imkânları veren sadece Sensin. Ey kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, merhametliler merhametlisi Rabbim; gönlümü Esmâ-i İlahiye ve Sıfât-ı Sübhaniye’nin nurlarıyla öyle aydınlat ki, bu sayede uluhiyetin ve rububiyetin hakkında yakîne mazhar olayım.

106﴿

Ey her varlığa ihsan deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan.. ey herkesi ve her şeyi merhametle kuşatan ve kerem ü lütfundan günahkarları dahî mahrum bırakmayan Rabbim! Benim istediklerimi de ver, cömertlik ve merhametinle beni de sevindir; ikram ve rahmet yağmurların neticesinde benim emelimi de gerçekleştir. Şu âciz bendeni eli boş, ümidi kırık, zavallı ve perişan bırakma. Sadece korktuğum tehlikelerden değil, hiç sezemediğim, tahmin bile edemediğim ve dolayısıyla da endişe duymadığım musibetlerden de beni emin eyle. Evet, itiraf ediyorum Rabbim; Sen bana hep güzellikleri emir buyurdun ama ben pek çok defa isyan ettim.. Sen bana kötülükleri yasakladın ve onlardan kaçınmam hususunda beni uyardın, heyhat ki ben masiyetten uzak durma mevzuunda da istikamet üzere olamadım. İşte şimdi, perçemim ellerindedir, huzurunda boynum kıldan incedir, bütün sırlarım Senin nezd-i ilahinde bir bir bilinmektedir; ne ki, ümidim sadece Sendedir. Şayet beni azapla cezalandırırsan, Sana kim itiraz edebilir, zira bu kul Senindir; fakat eğer bendeni bağışlarsan, bu Sana daha çok yakışır, çünkü mağfiret etmek Senin şe’nindir. Hâlim Sana ayan, söylediklerim bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklentim ise maddî-manevî dertlerime derman. Duama icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân.İcabet buyur ve beni beşerî kirlerden, cismanî lekelerden, ötede utandıracak hâllerden temizle..iç ve dış duyu organlarımı, bütün melekelerimi ve latifelerimi Zatının nurlarıyla münevver eyle.

107﴿

Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahî izâfî güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Basar ve basiretimin önündeki günah ve isyan perdelerini kaldır; doğruları görmeme ve eşyanın hakikatini bilmeme mani olan bütün engelleri def’et.. şu dünya hayatında, gönlümü güzellik duygularıyla mamur kıl.. bana her zaman güzel kalmanın yollarını göster.. ve beni yeniden diriltileceğim mahşer gününde rezil rüsvâ eyleme. Allahım! Sen beni önce taştan, topraktan yarattın, sonra da iman ve mârifet bahşederek kalbde ve ruhta yeniden dirilttin. Ben, bir zamanlar yoktum; var olma ihtiyaç ve neş’esinden de habersizdim. Sen beni cebrî lütuflar tezgâhından geçirerek, talep üstü, vücud, hayat, şuur, idrak, irade ve gönül gibi latîfelerle şereflendirip,rahmet yurdunun koridoru şu mihnet diyarına gönderdin. Verdiğin şeyleri istememiştim, isteyemezdim, isteyecek bir mahiyette de değildim. Ancak şimdilerde, bu lütuflarını anlamaya çalışıyor; anladıkça nimetlerinin artarak devam etmesine ihtiyaç duyuyor ve ıztırar çığlıklarıyla inliyorum: Ey iyilik ve ikram tahtının sultanı Rabb ü Kerîm! Mebdede benden bir istek ve talep olmadan lütf u ihsanınla bağışladığın sayısız nimetlerini, Rahmâniyetinin ve Rahîmiyetinin tecellileriyle bundan sonra da devam ettir. Ey kesintisiz ikramlarıyla doyduğum, hep af ve mağfiretine nâil olduğum Rabbim! Ümidim odur ki, gayrı Seni hep ihsanlarınla yâd edeyim ve bana her zaman rahmetinle muamele ettiğini göreyim. Allahım! Hakkındaki hüsn-ü zannımda beni yanıltma, reca duygumu boş bir kuruntu olarak bırakıp kulunu hüsrana uğratma; rahmetinin güzelliğine ve merhametinin enginliğine yaraşır şekilde icâbet eyle dualarıma.

108﴿

Allahım! Her şeyi yaratan yegane Hâlık Sen, benim sahibim ve yaratıcım da Sensin. Bütün mahlûkatını rahmetinin tecellileriyle payidar eylediğin gibi bana da merhamet buyur. Ey engin rahmet sahibi ve yegane merhametli Rabbim! Sen her şeyi ihata eden ilminle benim hata ve günahlarımı da bilirsin; ne ki, aynı zaman da Sen rahmeti bütün varlığı kuşatan Rahman ü Rahîmsin. Bağışla günahlarımı, affet hatalarımı, kabul buyur tevbemi ve yakarışlarımı. Ey kullarını istiğfara sevk eden, sonra da onların tevbelerini kabul buyuran Tevvâb ü Rahîm! İşte âsi kulun, günahlarımın ağırlığından iki büklüm hâldeyim. Onca kaçkınlıktan sonra bir kere daha Sana döndüm ve bağışlanma diliyorum. Sen perişanlığımı biliyorsun, hâlimi her an görüyorsun, sürekli yanımda hâzır bulunuyorsun. Ey her günahı yarlığayan Ğafûr! Ey hilm ile muamele eden Halîm! Çok şefkati hudutsuz Raûf! Kendisinden yardım talep edilebilecek yegane zât Sensin ve ancak Sana tevekkül edilir. Ne olur, göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre için de olsa beni nefsimle baş başa bırakma. Ey kendisine yönelip dua edenlerin sesini mutlaka işiten, çağrılarına cevap veren ve ey dergâhına sığınıp bir nidâda bulunanlara mutlaka icabet eden Rabbim! Şimdiye kadar kim bilir kaç kere dua ettim, Sen niyazlarıma hemen icabette bulundun. Bir fısıltıyla ya da iç seslenişle sana yöneldiğim anlarda dahi beni karşılıksız bırakmadın, lütfunla mukabele ettin.Şimdi bir kere daha Senden dileniyorum:Bendeni ünsünle rızıklandır..gönlüme mehafetini duyur ve benim için, dostuna şefkatle davranan, onu hep iyiliklere boğan ve asla yalnız koymayan bir komşu ol.

BEŞİNCİ FASIL

109﴿

Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir, hâlimi ıslah eyle ve akıbetimi güzelleştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve günahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, zayıflığıma, âcizliğime merhamet et. Ey rahmeti sonsuz Allahım! Gönlümü Senden gelecek her şeye karşı hoşnutluk hisleriyle doldur; beni lütuflarınla, sürpriz hediyelerinle sevindir ve vicdanımı nimetlerine, ihsanlarına karşı şükür duygularıyla coştur. Rabbim! Senden sadece cömertlik ve âlicenaplık gördüm; fazl ü kereminden gayri bir şey hatırlamıyorum. Daha önce bol bol lütuf buyurduğun nimetlerini bundan sonra da devam ettir ve beni Sana kurbet kesbederek yakınlığına mazhar olmuş salih kullarının halkasına dâhil et. Ey recâ kapısının biricik sahibi! Ey bütün ümit ve beklentilerin yegane mercii ! Kusurlarla âlûde olan ve gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamayan bu zavallı kulun, yine Sana el açıyor. Evet,ben talep ettiğim bu lütuflara ve payelere ehil değilim; fakat saygı duyulup cezasından sakınmaya layık olan da,günahkârların günahlarını bağışlama, şanına yaraşan da yalnız Sensin. Ne olur, beni katında makbul olan, tertemiz ve salih amellere muvaffak eyle; dönüp varacağım ve mesken tutacağım yeri güzel kılarak bendeni orada da ihsanlarınla mesrur et.

110﴿

Allahım! Beni, bütün mü’min kardeşlerimi, mü’mine bacılarımı ve arkadaşlarımı kurbiyetinin halâveti ve üns esintileriyle rızıklandır. Eziyet ve ızdırap veren sâiklerden halas eyle. Sen benim Rabb ü Rahimimsin; ben ise Senin zavallı ve boynu tasmalı bir kapıkulunum. Evliya ve asfiyaya lütuf buyurduğun faziletleri bana ve benimle beraber bulunanlara da nasip et. Allahım! Âkıbet açısından hayırlı olan dualarımı kabul buyur; beni emel ve ümitlerimde hüsrana uğratma. İnsî ve cinnî hasımlarımı da Sana havale ediyorum, düşmanlık yapanların haklarından gel. Allahım! İşte ben mücrim kulun, pek çok hata ve günaha bulaşmış ellerimi kaldırıyor ve Sana yalvarıyorum. Senden talepte bulunmaya yüzüm olmasa da, âsî ve günahkâr birinin suçluluğu içinde ve mahcubiyetten kısılmış sesimle Sana hâlimi arz ediyorum. Allahım! Hakkındaki hüsn-ü zannıma göre bana muamele ve mukabelede bulun ve bağışla beni. Ey yegane merhamet sahibi Rahman ü Rahîm ve ey tevbeye koşan günahkârları mağfiret buyuran Gaffâr u Settâr! Bu bendeni de rahmetinle yarlığa. Rabbim! Dünyada ve ukbada Sensin dostluğuna güvenilen Yüce Mevlâ..Sensin kendisine ümit bağlanan Mürtecâ ve Sensin yegane güç ve kuvvet sahibi.

111﴿

Allahım! Nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin..  hastalıklarıma şifa lütfettin.. hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana. Allahım! İ’tikad, söz ve amel bakımından şanına layık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım; beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bu bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergâhına yönelen, büyük küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan tevvâbîn unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dâhil et; günahlardan, ayıplardan, isyanlardan,  kusurlardan, düşünce kaymalarından ve zihin kirlenmelerinden muhafaza buyur. Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını bu nâçar kulun için de aç; bu çaresiz bendeni de peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle. Amin.

ALTINCI FASIL

112﴿

Bu bölümde ayetler var.. Ayetlerin Arapçaları ilave edilmiştir..kolayımıza geldiği gibi okuyalım.. 

اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ،

اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ،

اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ،

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجيِمِ

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ 

فَـرْدٌ، حَـيٌّ، قَـيُّومٌ، حَـكَـمٌ، عَـدْلٌ، قُـدُّوسٌ

Ferdun , Hayyun , Kayyûmun , Hakemun , Adlun , Kuddûs.

لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ۬ وَهُوَ يُـدْرِكُ الْأَبْصَارَۚ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

Gözler O’na erişemez. O’nun ilmi ise bütün gözleri ihata eder. (Gözlerin görmediği her şeye nüfuz eden, her şeyden haberdar olan) Latîf ve Habîr O’dur.

إِنَّ رَبِّي لَطِيفٌ لِمَا يَشَۤاءُۘ إِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

Gerçekten Rabbim dilediği kimse hakkında murad buyurduğu hususları çok güzel ve pek ince bir tarzda gerçekleştiren Latîf’tir ve yine şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, tam hikmet sahibi Alîm ü Hakîm’dir.

أَلَمْ تَـرَ أَنَّ اللهَ أَنْـزَلَ مِنَ السَّمَۤاءِ مَۤاءً۬ فَـتُصْبِحُ الْأَرْضُ مُخْضَرَّةًۘ إِنَّ اللهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌۚ

Görmedin mi ki Allah gökten yağmur indirir de yer yemyeşil oluverir. Allah Latiftir, Habîrdir (lütfu boldur, her şeyden haberdardır).

اَللهُ لَطِيفٌ بِعِبَادِهِ يَـرْزُقُ مَنْ يَشَۤاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ

Allah kullarına büyük lütuf sahibidir. Dilediği her kulunu, bir türlü rızıklandırır. O, pek kuvvetlidir, üstün kudret sahibidir.

 أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۘ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ۟  

O yarattığı mahlûkunu hiç bilmez olur mu? (İlmi her şeye nüfuz eden,her şeyden haberi olan) Latîf ve Habîr O’dur.

فَاٰوَاكُمْ وَأَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّـيِّـبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ 

Bu halde iken Allah size yer yurt nasib etti, sizi yardımıyla destekledi, sizi temiz ve helâl şeylerle rızıklandırdı, ta ki şükredesiniz.

وَاللهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَـكُمْ مِنَ الطَّيِّـبَاتِۘ

Allah kendilerinizden, insan kardeşlerinizden size eşler yarattı. Eşlerinizden size oğullar, torunlar verdi ve sizleri hoş, güzel gıdalarla besledi.

اَللهُ الَّذِي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْۘ

Allah O yüce Rabdir ki sizi yaratır, sonra rızıklandırır, sonra tayin ettiği vâde geldiğinde sizi öldürür, sonra da diriltir.

اَللهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَۤاءَ بِنَۤاءً وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّـبَاتِۘ

Allah o yüce Zattır ki sizin için yeryüzünü yerleşme yeri, göğü de bir kubbe yapmış; size sûret verip sûretlerinizi de güzel kılmış ve sizi helâl hoş nimetlerle rızıklandırmıştır.

وَلَـقَدْ كَـرَّمْنَا بَـنِيۤ اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْـبَـرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْـنَاهُمْ مِنَ الطَّـيِّـبَاتِ

Gerçekten Biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik.

وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ۬ وَتَـرْزُقُ مَنْ تَشَۤاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın. Sen dilediğin kimseye sayısız rızıklar verirsin.

وَاللهُ يَـرْزُقُ مَنْ يَشَۤاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Muhakkak ki Allah dilediğine sayısız rızıklar verir.

أَمَّنْ يَـبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ وَمَنْ يَـرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَۤاءِ وَالْأَرْضِۘ

O nesneler mi üstün yoksa mahlûkları ilkin yaratan, sonra da tekrar hayat veren ve sizi gerek gökten gerek yerden rızıklandıran mı?

قُلْ مَنْ يَـرْزُقُـكُمْ مِنَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِۘ قُـلِ اللهُۙ

Söyle onlara: “Göklerden, yerden sizi rızıklandıran kimdir? (Onların cevaplarını beklemeden:)“Allah’tır” de.

هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللهِ يَـرْزُقُـكُمْ مِنَ السَّمَۤاءِ وَالْأَرْضِۘ

Ey insanlar. Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın. Düşünün; göklerden ve yerden sizi rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratıcı mı var?

وَمَنْ يَـتَّقِ اللهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًاۙ ۝ وَيَـرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُۘ

Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa,Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır.

وَكَأَيِّـنْ مِنْ دَۤابَّـةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا۠ اللهُ يَـرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ۬

Nice canlı mahlûk var ki rızıklarını kendileri taşıyamazlar. Ama sizi de, bütün onları da rızıklandıran Allah’tır.

رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ أَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ

“Ya Rabbî! Burayı güvenli bir şehir yap. Buranın halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşit çeşit mahsullerle rızıklandır.”

وَارْزُقْنَا وَأَنْتَ خَيرُ الرَّازِقِينَ

Bizi rızıklandır, zira rızık verenlerin en hayırlısı Sen’sin.

وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُون

Onları her türlü ürünlerden rızıklandır ki Sana şükretsinler.”

إِنَّ رَبَّكَ يَـبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَيَقْدِرُۘ

Şu kesin ki, Rabbin dilediği kimsenin nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini daraltır.

فَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

İman edip yararlı işler yapanlara bir mağfiret ve çok değerli bir nasip vardır.

فَابْـتَغُوا عِنْدَ اللهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۘ

O halde rızkınızı Allah nezdinde arayın, yalnız O’na ibadet edin ve O’na şükredin.

 

كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُۘ بَلْدَةٌ طَـيِّـبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

“Allah’ın nimetlerinden yiyiniz, içiniz, O’na şükrediniz. Ne hoş bir diyar. Ne iyi, ne müsamahalı ve bağışlayıcı bir Rab.”

أَوَلَمْ يَعْلَمُۤوا أَنَّ اللهَ يَـبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَيَـقْدِرُۘ

Hâlâ şunu anlamadılar mı ki Allah dilediği kulunun nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini ise daraltır.

لَـهُ مَقَالِـيـدُ السَّـمَاوَاتِ وَالْأَرْضِۚ يَـبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَيَقْدِرُۘ

Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’nun yanındadır. Dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediği kimsenin nasibini daraltır.

وَأَنْـزَلَ مِنَ السَّمَۤاءِ مَۤاءً فَأَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْۚ

Gökten yağmur indirip size rızık olsun diye, onunla türlü türlü meyveler ve ürünler çıkaran da O’dur.

كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًا

أَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا يُجْبٰۤى إِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا

Zekeriyya onun yanına Mâbed’e ne zaman girse beraberinde yiyecekler bulurdu. Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz,onları her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi?

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَۤاءِ مَۤاءً مُبَارَكًا فَأَنْـبَـتْـنَا بِه۪ جَـنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِۙ

 وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌۙ ۝

Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilen ekinler, salkım salkım meyveleriyle ulu hurma ağaçları yetiştirdik.

 رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَأَحْـيَـيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًاۘ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

Bütün bunlar kullarımıza rızık vermek içindir.

وَمَا مِنْ دَۤابَّـةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللهِ رِزْقُهَا

Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.

إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ ۝

Asıl bütün mahlûkların rızıklarını veren, kâmil kuvvet ve tam iktidar sahibi olan Allah Teâlâdır.

رَبَّـنَۤا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً

وَهَيِّئْ لَـنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

رَبَّـنَا اجْعَلْ لَـنَا مِنْ أَمْرِنَا فَرَجًا وَمَخْرَجًا،

رَبَّـنَۤا اٰتِـنَا فِي الدُّنْـيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَـسَـنَةً وَقِـنَا عَذَابَ النَّارِ

Allahım! Bize, Kendi katından rahmet ve mağfiret ver. Bizim işlerimizi de doğru yola erdir. Allahım! İşimizde bize bir çıkış ve kurtuluş nasip et. Ey Yüce Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ve güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik ver, ve bizi cehennem ateşinden koru.

113﴿

Dinimizi en güzel şekilde yaşama ve onu başkalarına da anlatma hususunda Allah bize yeter. Dünyamızı mamur kılma, yeryüzünde Hakk’ın muradını gerçekleştirme ve bu yolda karşılaşacağımız her türlü musibete sabretme noktasında Allah bize yeter. Zihnimizi ve kalbimizi meşgul eden her meseleye karşı –iyilik ve ikram sahibi, yegane kerim– Allah bize yeter. Taşkınlıkla üzerimize hücum edenlere karşı –bütün zalimlere hadlerini bildirme kudretine sahip bulunan– Allah bize yeter. Hakkımızda sinsi planlar hazırlayan ve akla hayale gelmez entrikalar çevirenlere karşı –cezalandırması da çok şiddetli olan– Allah bize yeter. Ölümün sıkıntılarına maruz kaldığımızda –kullarına hep hilm ile muamele eden– Allah bize yeter. Kabirde aşılması gereken bir akabe olan sorgu-sual esnasında –şefkati engin– Allah bize yeter. Kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilme ve hayatın hesabını vermek üzere toplanma vaktinde –rahmeti sonsuz– Allah bize yeter. Amel defterlerinin uçuşup durduğu hesap hengamında ve herkesin yapıp ettiklerinin tartıldığı o dehşetli anda –çoğu zaman sürpriz ikramlarla kullarını sevindiren– Allah bize yeter.. Sırat’tan selametle geçip ebedî saadet yurduna girme mevzuunda –her vakit bütün mahlukâtın ihtiyacını görüp gözeten– Allah bize yeter. [ Resûl-ü Ekrem’ine, “Allah bana yeter. O’ndan başka mabud yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.” (Tevbe/129) diyerek Kendisine sığınmasını talim buyuran Allah dünyevî ve uhrevî her ihtiyacımıza karşı bize yeter. (7defa) ]

YEDİNCİ FASIL

114﴿

Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. (…) Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin Mevlâmız, yardımcımız. Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.” İnananların aleyhinde koşuşturan ve planlar kuran ne kadar zavallı varsa, bütününe bizleri üstün eyle. Menfûr emellerine ulaşmalarına fırsat vermemede bizleri istihdam eyle ve bizi nusretinle,hıfz u inayetinle te’yîd buyur. [“Ey bizim kerîm Rabbimiz! İşlerimizdeki aşırılıklarımızı affet. Ayaklarımızı hak yolda sabit kıl ve kâfirler gürûhuna karşı bize yardım eyle.”]. Hayatlarını Senin masum kullarına adavet etmeye bağlamış din ve diyanet düşmanlarını bütün teşebbüslerinde hezimete uğrat.. onları sarsıntı üstüne sarsıntıya maruz bırak.. birlik ve düzenlerini boz.. hepsini bölük-pörçük et.. birbirlerine düşür.. kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme ve o insanlık mahrumlarına karşı her zaman biz kullarını nusretinle te’yîd buyur.

115﴿

Ya Rab! Bizleri, dünyanın dört bir yanında insanlığın hizmeti için adanmışlık duygusu içinde koşuşturan kardeşlerimizi, bacılarımızı, erkeğiyle ve kadınıyla bütün dostlarımızı nusretinle teyid buyur. Teyid buyur da İslam’ın ve Müslümanların izzetlerini koru. Din-i mübin-i İslam’ın zelîl olarak algılanmasını ve onu temsil eden insanların perişaniyetini arzu edenleri de, planlarını tersyüz etmek suretiyle zelil ve perişan kıl. Rabbimiz! Bize, kardeşlerimize, dostlarımıza, insanlığa kurtuluş reçetesi sunan dinimize ve bu güzel dini en güzel şekilde temsil gayreti içinde olan Müslümanlara inayetinle sahip çık ve inananları katından bir güçle teyid buyur. Senin bu masum kulların hakkında kötülük düşünüp onlara zarar vermek isteyenleri emellerine ulaştırma..tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevir..komplo peşinde olanları maksatlarının aksiyle tokatla.

Ey Hâfiz ve Hafîz Rabbimiz! Ne olur, bizleri ve zikri geçen kardeşlerimizi, dostlarımızı, dinimizi ve bütün müslümanları her türlü şerden ve zarardan muhafaza buyur. İnananları başarısız kılma ve dinimizin apak vechesini kara gösterme arzusuyla yanıp tutuşanların,plan üstüne plan yapanların ve bu uğurda kötü düşüncelerini fiiliyata dökenlerin haklarından gel,onları Sana havale ediyoruz.

116﴿

Allahım! Senden, bizlere iç ve dış fetihler nasip buyurmanı, bu fetihlerin müyesser olabilmesi için şânına layık nusretlerle bizlere el uzatmanı diliyoruz. Allahım! “İlahî yardım ve zaferin geldiği zaman”ın anlatıldığı Nasr sûresinin sırrını Senden diliyoruz, bu sır hürmetine bizlere fetihler müyesser eyle. Allahım! Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik. Bu da Allah’ın, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlaması, sana yaptığı ihsan ve in’âmı tamamlaması,seni dosdoğru yola hidâyet etmesi. Ve sana şanlı bir zafer vermesi içindir. buyurduğun Fetih sûresinin sırrını da bizlere bahşetmeni diliyor ve dileniyoruz. Bu sûrenin ihtiva ettiği “Allah’ın fethi”, nusret ve yardımı; büyük başarıyı yaşatması; fevz u necâta erdirmesi; mü’minleri mağfiret buyurması ve inananlara sekîne indirmesi gibi in’âm ve ihsanların yüzüsuyu hürmetine, bizleri bu sırra erdir, geçmişte yaşattığın nimetleri bir de bizlere yaşat. Allahım! Vaadinde “Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak buyurduğun ayetin sırrını bağışla bizlere.. Ve biz zayıf ve kimsesiz kullarına, bu vaadini gerçekleştir.. Bizler böyle bir ihsana nail olmaya layık değilsek de, Sen, böyle bir ihsanı ve dahasını vermeye ehilsin.Bu lütfunu ne olursun, bizden esirgeme. Rabbimiz! Senden talep ettiğimiz yukarıdaki lütufları, ona olan ihtiyacımızdan dolayı, tez zamanda bizlere ihsan buyurmanı bekliyor ve diliyoruz.

117﴿

Allahım! İlmimizi, imanımızı, yakinimizi, tevekkül, teslim ve tefvîz hislerimizi, marifetimizi, muhabbetimizi, aşkımızı, Sana olan iştiyakımızı, iffet, ismet, fetanet ve hikmetimizi artır.

118﴿

Allahım! Baştan bu yana iyilik,hayır ve güzellik adına Senden ne dilemişsem,şimdi bir kez daha onları diliyor; nelerden de Senin merhamet ve inayetine sığınmışsam şimdi bir kere daha onların hepsinden Sana sığınıyorum.

119﴿

Afv ü afiyet ve rızan Allahım; sadece Senin sevip hoşnut oldukların. Ey Hâfiz ve Hafîz olan Allahım! Ne güzel koruyucusun Sen; Ne olur, bizleri de her türlü şer ve zarardan muhafaza buyur.

120﴿

Allahım! Zât-ı Ulûhiyetine, yüce dinine, Kur’ân-ı Mübîne ve Senin mü’min kulların olan bizlere düşmanlık besleyen, komplo üstüne komplo hazırlayan, tuzak üstüne tuzak kuran insaf mahrumu zalimleri Sana havale ediyoruz. Onları kör,sağır ve dilsiz hâle getir (ve kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme.)

121﴿

Allahım! Senin, en güzel ve nezdinde en makbul kulların olan enbiya, mürselîn, evliya, asfiya, ebrar ve mukarrabîn hayr ü hasenat adına Senden ne dilemişlerse ben de o hayırları diliyor; o makbul kulların nelerden Sana, Senin şefkat ve merhametine sığınmışsa, ben de o şeylerin hepsinden Senin şefkat ve merhametine sığınıyorum.

SEKİZİNCİ FASIL

122﴿

Allahım! Senden dünyada ve âhirette tastamam bir afv ü afiyetle bizi de sevindirmeni diliyoruz.

123﴿

Allahım! Gönüllerimizi bütün beşerî, hayvanî ve cismanî kirlerden arındır. Amin.

124﴿

Büyük, Allah’tır. Her türlü hamd O’na mahsustur. Sabah-akşam tesbîhlerle anılmaya layık yegane Zât da yine O’dur. Salât ü selam da, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âline ve bütün ashabınadır.

Allahım! Yüce Kitab’ında hak ve hakîkat olarak şöyle ferman buyuruyorsun: Eğer bir takım hile ve ayak oyunlarıyla seni aldatmaya ve hakkı bâtıl, bâtılı hak göstermeye yeltenirlerse, hiç endişe etme, Allah sana yeter. O’dur seni yardımıyla ve müminlerle destekleyen. Müminlerin kalplerini te’lif etmek üzere birbirine ısındıran ve onları bir araya getiren. Kaldı ki, dünyada kıymet adına ne var ne yok, her şeyi bu uğurda sarf etseydin bile, yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ancak Allah, bir lütuf olarak onların aralarını te’lif buyurdu ve onları birleştirdi. Bilesiniz ki O, üstün kudret sahibi Azîz, tam hüküm ve hikmet sahibi Hakîmdir.

Allahım! Bugün olduğu kadar ihtiyacımız yok iken bizlere muvaffakiyet ihsan ettin. Aramızda ittihat ve ittifak ölçüsünde sımsıkı bir münasebet tesis buyurdun. Şimdi o ittihat ve ittifaka ızdırar derecesinde muhtaç iken bizleri ondan mahrum mu edeceksin? Allahım. Ne olur, üzerimizdeki nimetini itmam buyur. Bizleri ittihat ve ittifak içerisinde, Allah yolunda sadece Allah hoşnutluğu için çalışan kullarından eyle. Eyle ki, tam bir vahdet-i rûhiye içerisinde Senin yolunda yürürken Sana kavuşup hoşnutluğuna erebilelim.

Allahım! Hizmet-i imaniye ve Kur’aniye yolunda beraber yürümeye çalıştığımız kardeşlerimizle aramıza, her kim ihtilaf ve iftiraklar sokmaya çalışır, böyle yanlış bir yolda olanlara yardım eder, söz ve fiilleriyle ayrılık ve gayrılığa davetiye çıkarır, bölüp parçalamak için kirli projeler üretir, hizmet yolunda koşturanların karşısına bir muhalif olarak çıkar, onlara hıyanet eder, basit şahsî menfaatlerini iman ve Kur’an hizmetinin âlî menfaatlerinin önüne geçirir ya da fitne tohumları saçarak ayrılır giderse, şayet sen böylelerinin hidayetini ve doğru yola sevkini murad ediyorsan, en kısa zamanda onları rıza zirvelerine çıkaran dosdoğru ve sapasağlam yoluna irşad buyur. Onlara hakkı hak olarak görüp ona uygun hareket etmeyi, bâtılı da bâtıl görüp ondan uzak durmayı müyesser kıl. Yok, muradın bu değilse, o art niyetli ve zarar peşinde koşan kimselerin hepsini Sana havale ediyoruz. Fitne ve fesat yayan ağızlarına gem vur. Kirli planlar üreten zihinlerini darmadağınık hale getir. Nefret saçan dillerini konuşamaz hale getir. Oluşumlarını temelinden sars. Kirli tuzaklarını da paramparça hale getir; getir ki menfur emellerine ulaşma fırsatı bulamasınlar.

Allahım! Resûlüllah [ﷺ] Efendimiz’in ashab-ı güzininin arasını nasıl te’lîf buyurmuşsan bizim aramızı da öyle te’lîf buyur. Bizleri hissen, kalben ve aklen tam ittihat ve ittifaka mazhar eyle. Bu kullarını bir zaman şanı yüce peygamberlerine gördürdüğün i’lâ-yı kelimetullah davasını bugün omuzlamaya layık insanlar haline getir. Allahım! Hüznümüzü ve hırsımızı gider. Lehimizde ol, icraat-ı Sübhaniyen aleyhimizde olmasın. –Sen zaten hiçbir zaman kullarının aleyhinde olmazsın– Hakkımızda beslenen hüsn-ü zanları boşa çıkarma. Bizi de hüsn-ü zan ve ümitlerimizde haybet ve hüsrana uğratma. Kapının bu muhtaç kullarını dünyada ve ahirette rezil ve perişan eyleme Allahım! Yakarışımızın sonunda Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl-i beytine, bütün ashab-ı güzinine Senin ilmin ve malûmâtın adedince salât ü selam ediyor ve onlar hürmetine dualarımızı kabul buyurmanı diliyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur Rabbimiz.

DOKUZUNCU FASIL

125﴿

Hâtime:

Allahım! İhtiyaç içinde kıvrananların, içten yakaranların, haşyetinle iki büklüm olanların ve bulunacağın lütuf için kapı aralığından gözünü hiç ayırmayanların haleti ile Sana dua ediyor, hâlimi arzediyorum. Ey Vâcibü’l-Vücud Allah; Ey ebedî hayat sahibi Hayy; Ey kendi kendine kâim Kayyum; Ey celâl ve ikram sahibi Zü’l-celali ve’l-İkram. Senden; beni, hizmet-i imaniye uğrunda dünyanın dört bir tarafında ve hayatın bütün ünitelelerinde koşuşturan erkeğiyle-kadınıyla kardeşlerimi, dostlarımı ve sevdiklerimi mağfiret buyurmanı; ayıp ve kusurlarımızı setretmeni; bize, hayra kilitlenmiş ebrâr ve mukarrebin hayatı yaşamayı müyesser kılmanı; bizleri indinde seçkin ve hayırlı zâtlar olan “müttakiler”le birlikte bulunmayı nasib eylemeni istiyorum.

Allahım! Senden diliyor ve dileniyoruz: N’olursun, bizi dinde sâbit-kadem eyle. Yakinin zirvesine teveccüh etmeyi ve onu hedeflemeyi nasib buyur. Sayılamayacak kadar çok nimetlerin karşısında Sana şükretmeyi müyesser eyle. Allahım! İnsî ve cinnî düşmanlarımızın taşkınlıklarından; komplocuların komplosundan; şerîr kimselerin tuzaklarından; ifsada kilitli bozguncuların fesadından; sapkınların saptırmalarından Sana sığınırız. Ey kürsüsü yer ve gökleri kaplayan Zât! Ey kudretiyle her şeye gücü yeten Yüce Yaratıcı! Bizleri sıyanetin altına al; riayetinle gözetip kolla ve koruma atmosferinde muhafaza buyur. Bizleri, nefsimizle baş başa bırakma. Mahlukatından hiç kimseye bel bağlar durumuna düşürme. Rahmet hazinelerinin kapılarını bizlere aç. Bizleri hayırlı kullarından eyle. Bizi Ğaniyy ismin hatırına, Senden başkasından müstağnî kıl.

Allahım! Dünya nimetleri adına bize bahşettiğin bütün nimetler için Sana hamdediyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bizlere lütufta bulunduğun dünya nimetlerini; imanın kemali, ihlâsın zirvesi, yakin-i etemm, tam bir marifet ve muhabbet ve Sana mülaki olma yolunda hâlis aşk ve iştiyak gibi uhrevî nimetlerle tamama erdir. Ve bizleri -Ey Vâcibü’l-Vücud- nimetlerine mazhar ettiğin nebîler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerin yolunda yol almayı nasip eyle! Tevhidlerle Seni birlerken; tesbihlerle Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ve bütün kemal sıfatlarla muttasıf olduğunu haykırırken; tahmidlerle bizlere bahşettiğin nimetlere, hür irade ve tercihimizle Sana teşekkür mukabelesinde bulunurken; tekbirlerle büyüklüğünü ilan ederken; sesimizi bu yakarmalarla yüce dergâhına ulaştırırken, n’olursun dualarımızı kabul buyur. Bizleri hüsn ü zanlarımızda yanıltma, ümitlerimizi boşa çıkarma, ve bizleri dergâh-ı uluhiyetinden eli boş çevirme.

Allahım! Geçmişte, Evliya, Asfiya ve Ebrar’dan kimselere bulunduğun ihsanları tamamladığın gibi, n’olursun, bizlerin de başımıza yağdırdığın ihsanlarını, lütfunla tamamla. Ve bizleri bu güzide kullar zümresine ilhak eyle. Ey dualara icabet eden Mucîb. Ey mağfiretiyle her günahı yarlıgayan Gafûr. Ve ey gönüllere tevbe etme duygusunu atıp tevbeleri kabul buyuran Tevvâb! Senden bizleri, katından bir güçle, havl ve kuvvet hazinelerinden, zâhir-bâtın havassımıza, iç-dış bütün kuvvelerimize güç katmanı diliyoruz. Tâ bize bahşedeceğin güçle, bizleri mükellef tuttuğun şeylerin altından kalkabilelim; onun da ötesinde –bütün hata, günah ve mesâvimize rağmen– kalb ve ruhun derece-i hayatında hayat sürdürebilelim.

Allahım! Dünyada, bizlere afiyet ihsan eyle; bizi her türlü belâdan, vebâ gibi hastalıklardan, düşmanların komplolarından ve insî-cinnî şeytanların taşkınlıklarından muhafaza buyur. Âhirette de zincire vurulmaktan, kelepçelerle prangalanmaktan ve alevli Cehennem ateşine atılmaktan bizi halâs eyle. Allahım! Rahmetinden ümidimizi kesmemize fırsat verme. Siyanetinden bizleri uzaklaştırma. Ve ey kimsesizler kimsesi, üns esintilerinle dâima bizlerle ol.

ONUNCU FASIL

Ey ihsanı için kapısı çalınmazdan evvel lütuflarını yağdıran. Ey varlığı ayânlardan ayân. Ey kapısına gelen mücrimleri her defasından aff u mağfiretiyle karşılayan! Bizlere, Senin kemâline yakışır şekilde muamele buyur. Bizleri her türlü belâ, âfet, fitne ve imtihandan muhafaza eyle. Bizlere merhametinle tecelli eyle ve bizleri azabâ dûçâr bırakma. Bizlere, katından nusret yardımlarını gönder ve bizleri bu yardımı göndermemek suretiyle perişan etme. Ayıp ve kusurlarımıza, başkalarının muttali olmasına fırsat verme; onları muttali kılmak suretiyle bizleri hem dünyada hem de âhirette rezil u rüsvâ etme.

Ey Rahmeti bol Rahîm! Ey engin rahmet sahibi Rahmân! Ey şefkati bol Hannân! Ey mahlukatını nimetleriyle perverde eden ihsanı aşkın Mennân! Ey celâl ve ikram Sahibi Zü’l-celali ve’l-İkram! Allahım! Hakkımızda vereceğin kararda en ince noktalara kadar ihtiyaçları görüp gözeten “Latif” isminle bizlere muamelede bulunup, bizlere, bahtiyar olmuşların yaşantısını müyesser kılmanı; düşmanlarımıza karşı yardımlarınla bizi zaferyâb eylemeni diliyoruz. Gam ve kederimizden en yakın zamanda kurtulmak için fereç ve mahreç nasip buyur. Hıfz ve riayet çadırına, koruyup kollama otağına bizleri de dahil eyle. Gazabına liyakat kazananların ve kinle bize diş bileyenlerin üzerimize tahakküm kurmalarına izin verme. İşleri-güçleri bizlere komplo kurmak olanları bela ve musibetlerle kendilerini kendileriyle meşgul et. Bizleri, bütün Müslümanları ve İslâm dinini, yardım ve nusretinle te’yid buyur. Rüsva olmamızı ve Müslümanların zillete dûçâr kalmasını arzulayanları, Sen zelîl eyle.

Allahım! Ümmet-i Muhammed’in [ﷺ] -özellikle de dünyanın dört bir yanında ve hayatın değişik birimlerinde iman, İslâm ve Kur’ân hizmetinde koşuşturan kardeş ve bacılarımın, kadını ve erkeğiyle dostlarımın ve sevdiklerimin- birlik ve düzenini temin eyle. Allahım! Bize dirlik ver. Allahım! Kalplerimizin arasını te’lif buyur ve bizlere vifak ve ittifak bahşeyle. Allahım! Katından bir güçle bizleri te’yid buyur, destekle. Allahım! Sevdiğin ve hoşnut olduğun işleri yapmaya bizleri muvaffak eyle.

Ey Merhametliler Merhametlisi Erhamü’r-Râhimîn!

Ey celâl ve ikram sahibi Zü’l-Celâl-i ve’l-İkrâm!

Allahım! Bizim ve cihanın dört bir bucağındaki, hayatın muhtelif ünitelerindeki kullarının kalblerini imana ve İslâm’a açmanı; kullukla alakalı bütün davranışlarını, “ihsan” şuuruyla serfiraz kılmanı diliyoruz. Ve bizleri, bütün kullarının bu lütufla serfiraz olması yolunda istihdam eyle. Yer ve gök ehli kullarının gönüllerine bizlere karşı vüdd vaz’ eyle. Bizleri muhlis ve muhlas, ihlasa ermiş ve erdirilmiş; Seni her şeyden daha çok seven ve yüce nezdinde müstesna sevgine mazhar; Senin bütün icraat-ı sübhaniyenden razı ve Senin rızana ermiş; yüce olan nâm-ı celîlin dünyanın dört bir yanında şehbal açması yolunda gayret gösteren kullarından eyle.

Allahım! Şayet Bize düşmanlık besleyen kimselerin hidayetini ve kalblerinin yumuşamasını takdirinde murad buyurmuş isen, en yakın..en yakın zamanda onları İman, İslâm ve Kur’ân’a hidayet buyur. Zira hidayet murad buyuracak tek merci Sensin. Yok , eğer ilm-i ezelinde onların hidayete ermemelerini ve kalblerinin kaskatı kalmasını takdir buyurmuş isen, tez zamanda ağızlarını gemle, el ve ayaklarına prangalar vur, onlara baskını artır ve presle sonsuz güç ve hakimiyetinde onları.. Yazmaz eyle kalemlerini, lâl eyle dillerini, işlemez kıl silahlarını, fiiliyata geçmesine müsaade etme potansiyel bozguncu güçlerini.. kır cesaretlerini, bozguna uğrat baskıcı zorbalıklarını, darmadağın eyle planlarını , komplolarını ve sistemlerini! Allahım! Bize gayızla diş bileyen bütün düşmanlarımızın Sen hakkından gel; onları Sana havale ediyoruz.

Allahım! Hayatını Senin masum kullarına adavete bağlamış bu din ve diyanet düşmanlarının bütün teşebbüslerini hezimete uğrat ; onları sarsıntı üstüne sarsıntıya maruz bırak; düzenlerini boz; birliklerini paramparça hâle getir; onları bölük pörçük et; kin ve nefretlerini birbirlerine karşı kullanmalarını sağlayarak onları birbirine düşür; kirli emellerine ulaşmalarına fırsat verme! Bütün bunları Senden, Yüce Zâtın , güzel isimlerin , ulvî sıfatların hakkı için ve Efendimiz Muhammed Mustafa’nın [ﷺ] indindeki şefaati hürmetine diliyor ve dileniyoruz.

Ey eşi ve benzeri olmayan Ferd;

Ey ebedî hayat sahibi Hayy;

Ey kendi kendine kâim Kayyum;

Ey her şeyi hall ü fasl eden Hakem;

Ey mutlak âdil Adl;

Ey her türlü kusurdan münezzeh Kuddûs;

Ey celâl ve ikram sahibi Zü’l-celali ve’l-İkram.

Dünyada İnsanlığın İftihar Tablosu olma hesap gününde de günahı olanlara şefaat etme salahiyetiyle serfiraz kılınan Efendimiz Hazreti Muhammed’e , aile efradına ve ashab-ı güzinine, Cenab-ı Allâmü’l-Guyûb’un ilmi ve malûmatı adedince salât ü selam olsun.

Yakaran Gönüller

Bu yazı 549 kez okundu