Bu Bölümde On Fasıl Vardır
BİRİNCİ FASIL
Râbiatü’l-Adeviyye’nin (r.h.) Seher Vakti Münacaatı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ya İLÂHÎ! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Mal-mansıp sahiplerinin kapıları art arda kapandı. Senin yüce dergâhının kapısı ise bir dileği olanlara her zaman açıktır. Ya İLÂHÎ ve ya Seyyidî! Benim dünya metâından nasibimi dilersen küffâra ver; âhiretten nasibimi de inandığı hâlde isyan eden müminlere bahşet. Ben dünyada başka değil sadece Senin zikrini, âhirette de yalnız ru’yet-i cemâlini diliyorum. İLÂHÎ! Sana hamd olsun ki bir belaya müptela değilim; olsam da şikâyet edecek değilim. Senden muradım ne “kudret helvası” ve ne de “bıldırcın eti”dir. Benim biricik muradım yalnız Sensin. Sen bana dünyayı da versen, âhireti de versen benim gönlüm iki cihanda da başka değil sadece Mevlâmın ru’yetiyle hoşnut olacaktır.
***
İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe (r.h.) Hazretlerinin Bir Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey Yüce ALLAH’IM! Yaratmış olduğun bütün varlıklar hürmetine.. arşının ağırlığı.. Zâtının hoşnutluğu.. Ulu Zâtının nuru.. ilminin enginliği.. kuvvetinin nihayetsizliği.. kudretinin genişliği.. şükrünün hakikati.. rahmetinin sonsuzluğu.. meşîetinin kuşatıcılığı.. Yüce Zâtının külliyyeti.. sıfatlarının bütünü.. evsâfının temâmiyeti.. esmâ-i hüsnânın kesreti.. sırrının gizliliği.. örtüp korumanın güzelliği.. iyilik ve ihsanının bolluğu.. nimetlerinin mükemmelliği.. cömertliğinin feyzi.. gazabının şiddeti.. rahmetinin sebkati.. kelîmât-ı teşrîiyye ve tekvîniyyenin sayısı.. nüfûzunun sınırsızlığı.. ferdâniyetinin tefrîdi.. vahdâniyetinin tevhîdi.. bekânın bekâsı.. âfâkının sermediyeti.. rubûbiyyetinin izzeti.. cebbâriyetin.. hamdin.. mecdin.. utûfet ve şefkatin.. iyiliğin.. in’âmın.. ihsânın.. hakkın ve hakkının hakkı hürmetine, bütün bunlar Senin yüce nezdinde tam olarak ne ifade ediyorsa, onun hürmetine Senden diliyor ve dileniyorum.
ALLAH’IM! Senden dünyada ve âhirette, bütün tasa ve gamlardan, vebâdan, her türlü beladan, tükenmişlikten, afet ve belaların her çeşidinden şifâ ve kurtuluş yolu bahşetmeni diliyorum. Ey Merhametlilerin Merhametlisi Allahım! Senin sonsuz rahmetine dehâlet ediyor, “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd hakkı için, “Tâ Hâ” ve “Yâ Sîn” hakkı için, “Hâ Mîm. Ayn Sîn Kâf” hakkı için ve “İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ/şüphesiz ki Biz, sana apaçık bir fetih bahşettik.” hakkı için dualarımı kabul buyurmanı diliyorum. Ey lütf u ihsan sahibi ALLAH’IM! Ey Erhamürrâhimîn! Sonsuz rahmetin hakkı için Senden dileniyorum: Beni dinimde engin anlayışın ifadesi olan fıkıhla rızıklandır. İlmimi ziyadeleştir. Rızkımı kâfî eyle. Bedenime sıhhat ver. Ölmeden önce bütün kusur ve günahlarımdan tevbeye beni muvaffak kıl. Ölüm esnasında rahat ve huzur bahşet. Öldükten sonra da günahlarımı mağfiret buyur. Hesabımı necat ile neticelendir ve sırattan kolayca geçmeyi nasip eyle. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, pırıl pırıl aile efrâdına ve kerem âbideleri olan sahabesine salât ve selâm eyle.
İKİNCİ FASIL
İmam Ahmed ibn Hanbel’in (r.h.) Kıyamet Günü Necat Bulmak İçin Okuduğu Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ebed Sultanı Allah Sübhan’dır; bütün noksanlardan münezzeh ve bütün kemâl vasıflarıyla muttasıftır. Vâhid ü Ehad Allah Sübhan’dır. Ferd ü Samed Allah Sübhan’dır. Eş ve evlat edinmekten münezzeh, müberrâ Allah Sübhan’dır. Semayı direksiz ayakta tutan Allah Sübhan’dır. Yerküreyi yayan ve donmuş bir su üzerinde tutan Allah Sübhan’dır. Türlü türlü varlıklar yaratan ve onları sayıp döken Allah Sübhan’dır. Rızıklarını kulları arasında taksim eden ve fazl u kereminden hiçbir kulunu mahrum bırakmayan Allah Sübhan’dır. Beni gören, yerimi bilen, rızkımı gönderen ve hiçbir kulunu unutmadığı gibi beni de unutmayan Rabbim Yüceler Yücesi Allah Sübhan’dır; her türlü eksiklikten muallâ ve müberrâdır.
***
İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe en-Nu’mân (r.h.) Hazretlerinin Kasîde-i Meymûne-i Mübareke-i Nu’mâniyesi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey Efendiler Efendisi! (Ey Allah’ın Müstesna Resûlü!) Sadece Sana yöneldim ve huzuruna geldim. Hoşnutluğunu umuyor ve himayene dehâlet ediyorum. Ey mahlûkatın en hayırlısı! Yüce Allah’a yemin olsun ki, Sana karşı iştiyakla dolu ve Senden gayrı hiç kimseyi arzulamayan bir kalbim vardır. Şanın hakkı için, gerçekten ben Sana vurgunum. Allah da biliyor ki, hakikaten ben Sana tutkunum. SEN ki, Sen olmasaydın hiç kimse yaratılmazdı. Hayır asla, Sen olmasaydın, kâinatta hiçbir varlık yaratılmazdı. SEN o büyük Zâtsın ki, Kamer Senin nurundan giyindi. Güneş de yine Senin güzelliğinin nuruyla parıldadı. SEN o büyük Zâtsın ki, Mi’rac’da semaya yükseltilince, sema da Seninle yüceldi ve Sen İsra’da gece yürüyünce sema hiç görmediği süs ve zinetine erişti. SEN o büyük Zâtsın ki, Rabbin Sana, “Merhaba!” diyerek seslendi. Seni selâmlayarak hiç kimsenin eremediği kurb-u huzuruna davet etti. SEN o büyük Zâtsın ki, bizim için Rabbinden şefaat dileyince, Rabbin lütfuyla kabul edip, “Senden başkasına müyesser değil bu devlet.” buyurdu. SEN o büyük Zâtsın ki, Âdem Nebî, zellesinden dolayı Rabbine, Seninle tevessülde bulundu; ceddin olduğu hâlde, o zelleden Seninle kurtuldu. Yine Halîlullah, Senin hürmetine Rabbine yalvarınca, ateş serin ve selâmetli oldu. Hakikaten Senin güzelliğinin parlak nuru karşısında ateş kayboldu.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Eyyûb Nebî de kendisine zarar dokununca Senin nâm-ı celîlinle dua etmişti. Etmiş ve o hastalığından şifa bulup iyileşivermişti. Hazreti Mesîh de Seni haber vermiş ve ümmetine müjdelemişti. Birbirinden güzel sıfatlarınla Seni medhetmiş, büyüklüğünü sesinin ulaştığı her yere iletmişti. Aynen öyle Mûsa (aleyhisselâm) da hep Seninle tevessül etti. Kıyamet gününde o ulü’l-azm Nebî de yine Senin himayene iltica edecektir. O gün, bütün enbiya, bütün mahlûkat, resûller ve melekler hep Senin Livâü’l-hamd ile müsemma sancağın altında toplanırlar.Hiç kimsenin ulaşamayacağı mucizeler ve anlatılmasına kelimelerin kifayet edemeyeceği fâikiyet ve f aziletler hep Sana aittir. İçine zehir konulan et, sofrana getirildiğinde zehirli olduğunu söylemiş, keler de huzurunda “Lebbeyk” diyerek risaletine şehadet etmişti. Kurt Senin risaletine şehadet getirmiş, ceylan da yine bir mucize eseri olarak Seninle konuşmuştu. O ceylan, Senden yardım istemiş, Senin himayene sığınmış ve Senin sayende avcıların elinden kurtulmuştu. İşte öyle vahşi hayvanlar gelip Seni selâmlıyorlardı. Yine bir gün bir deve yanına kadar gelmiş, dile gelmiş ve haklı ile haksızı huzur-u pürnurunda beyan etmişti. Ağaçlar… onlar da davetine icabet etmiş ve itaat ve inkıyad içerisinde koşarak yanına varmış ve nidana icabette bulunmuşlardı. Sular o mübarek avuçlarından taşıp taşıp aktı. Taşlar da Senin bereketli elinde huşû içinde tesbihe vardı. Bir bulut koskoca arzda sadece Seni gölgeledi. Hurma kütüğü Sana tekrar kavuşmak için inim inim inledi. Bazen yürüyüşünden yumuşak toprakta iz kalmazdı. Bazen de mübarek ayakların sert kayalarda izler bırakırdı.
Nice hastalar, hastalıklarına Senin şifalı ellerinde deva buldu. Aslında bütün yeryüzü Senin cömertliğinle berekete gark oldu. Kaybettikten sonra Hazreti Katâde’ye gözlerini iade eden Sen, yine İbn Husayn’e (radıyallahu anh) Allah’ın izniyle şifa veren de Sendin. Hubeyb ve İbn Afrâ (radıyallahu anhumâ) yaralandıklarında da, mübarek ellerinle onları iyileştiren başkası değil yine Sendin. Hayber Gazası’nda Haydar-ı Kerrâr Hazreti Ali’nin gözleri ağrıyınca, tertemiz ve şifa vesilesi tükrüğünle ona da şifa olan yine Sendin. Hazreti Câbir’in oğlu vefat ettiğinde, Sen Rabbine dua etmiştin. Muhyî olan Rabbin de Senin duanı kabul ederek onu diriltivermiş ve böylece Senin gönlünü hoşnut etmişti. Ümm-ü Ma’bed’in sütten kesilen koyununa mübarek ellerinle dokunup da okuyunca, o koyuncağız hemen süt olup akıvermişti. O kuraklık senesinde Sen ellerini açıp Rabbine yalvarınca, duan üzerine bulutlar hazinelerini açmış ve bârân-ı rahmet boşalıvermişti.
DÖRDÜNCÜ FASIL
İns ü cin herkesi risaletine davet ettin; onlar da seve seve Senin nidana icabet ve yoluna inkıyad ettiler. Ey hidayet sancağı! Asırlardır katmerleşmiş cahiliye küfrünü yerle bir eden Sen, dünya ve âhiret saadetini getiren İslâm’ı tebliğ edip yücelten de yine Sensin. Sana ısrarla düşmanlık besleyenler, Kalîb denilen Bedir çukurunda sar’a nöbetine tutulmuş gibi yerlere kapaklandılar. Dahası Sana ettikleri cefadan dolayı da Hakk’ın rızasından büsbütün mahrum kaldılar. O şanlı Bedir gününde Rabbinin nezdinden melekler Sana geldi ve Seninle beraber o amansız düşmanlarla mücadele ettiler. Mekke’yi fethettiğin zaman gerçek bir fetih, çetin Ahzab gününde de emsalsiz bir nusret ve yardım gördün. Hazreti Hûd ve Yûnus’un güzellikleri Senin eşsiz güzelliğinin eseri değil de ya nedir! Yine güzelliğiyle meşhûr Yusuf’un (aleyhisselâm) cemâli de kaynağını Senin güzeller güzeli dîdârından alır. Bütün enbiyaya fâik oldun Sen ey Tâ Hâ; tesbih ile hamd ederiz İsra gecesi Seni gökler ötesine davet eden Sübhan’a.
Allah’a yemin olsun ki, Seni peygamber olarak gönderen hakkı için, bütün bir kâinatta yoktur Senin benzerin ey Yâ Sîn. Ey Müddessir! Şairler Seni vasfetmekten aciz, üstün vasıflarını saymaktan da bitkin düştüler. Hazreti İsa’nın İncil’i, Senin gelişini bildirmek ve müjdelemek için geldi. Bizim kitabımız Kur’ân da Senin ulûhiyet eksenli güzel ahlâkını bizlere haber verdi. Hal böyle olunca methetmek isteyenler Seni nasıl tavsif edebilir, erbab-ı kalem Senin yere göğe sığmayan mananı nasıl bir araya getirebilirler! Hak Teâlâ’ya yemin olsun ki, denizler mürekkepleri, bütün ağaçların dalları da kalemleri olsa… Ve insanlar ile cinler bir araya gelseler, ebediyyen Senin Kendine has fâikiyetlerini cem’ edemeyecek, dahası bihakkın onları idrake bile güç yetiremeyeceklerdir.
Ey Efendim! Şu kalb(ciğ)im Sana âşık, Sana mübteladır. Çıkmak üzereyken bile ruhum yine Senin aşkınla dopdolu olacaktır. Sükût ettiğim zaman bütünüyle Seninledir sessizliğim; konuştuğumda da sadece medh-i Resûl’ü okur dilim. Duyduğum her güzel söz Senin lâl ü güher sözlerindendir. Baktığımda bütün ufkumu yine Sen kaplarsın da, Senden başka hiçbir şey görmem. Ey Efendim! Fakr u ihtiyacıma şefaatini ümit ederim. Çünkü bütün kâinatta bir tek Senin zenginliğine muhtaç hâldeyim. Ey ins ü cinnin en kerîmi, ey varlık hazinesi! Bana da cömertlikle muamele et. Benden hoşnut ol ve beni de Kendinden razı ve hoşnut eyle. Senin cömertliğinden gelecek ihsanlara karşı çok istekliyim. Bu âlemde Ebû Hanîfe için Senden gayrısı yoktur.
BEŞİNCİ FASIL
İbrahim ibn Edhem (r.h.) Hazretlerinin Bir Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Merhaba, hoş geldin ey berekete açık yeni gün ve ey yeni sabah! Ve merhaba ey kâtip ve şâhit melek! Şu ikrarımızı bizim için kaydet: Hamîd, Mecîd, Refî’, Vedûd olan, kâinatta hikmeti muktezasınca dilediğini yapan Allah’ın adıyla başlıyorum. Allah’a inanmış, likâullahı tasdîk etmiş, hüccetlerini itirafta bulunmuş, günahlarımdan O’na istiğfar etmiş, rubûbiyetine boyun eğmiş, ulûhiyette tek olduğuna iman etmiş, O’na olan ihtiyacımın şuuruyla O’na güvenip dayanmış olarak sabahladım. Kendisinden başka bir ilah bulunmadığına ve Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) O’nun kulu ve resûlü olduğuna, yine Yüceler Yücesi Allah’ı, meleklerini, nebîlerini, elçilerini, Arş’ını taşıyan meleklerini, yarattıklarını ve yaratmakta olduklarını şahit tutarız. Cennet hak, Cehennem hak, Kevser havuzu hak, şefaat hak, Münker ve Nekîr hak, vaad ve vaîd-i İlâhî hak ve likâullah haktır. “Ve kıyamet saati kesinlikle gelecek ve Allah kabirlerde olanları diriltecektir.” İşte biz, bu itikat ve inançla yaşar, ölürken bu inançla ölür, ötede dirildiğimde de yine aynı inançla diriliriz.
ALLAH’IM! Sen benim Rabbimsin. Senden başka bir ilah yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Senin kulunum ve gücüm yettiği ölçüde Sana verdiğim söze sâdık olacağım. Şerli her şeyin şerrinden Sana sığınıyorum Allahım! ALLAH’IM! Ben günah işleyip nefsime zulmettim. Sen benim büyük-küçük bütün günahlarımı bağışla. Çünkü onları ancak Sen bağışlayabilirsin. Beni ahlâkın en güzeline ulaştır. Şüphesiz, onun en güzeline ulaştıracak Senden başka hiç kimse yoktur. Onların çirkin olanlarını da benden uzak tut. Tut ki, Senden başka onları benden uzak tutacak bir güç ve kuvvet sahibi bulunmaz. Lebbeyk ya Rab! Fermanına uydum. Divanına geldim. Büyük bir sürurla emrine ve davetine icabet ettim. Her zaman etmeye de âmâdeyim. Her hayır ve güzellik Senin elindedir. Ben Seninim ve dönüşüm her zaman Sanadır. Huzurunda beni bağışlamanı diliyor ve bütün kusurlarımdan dolayı tevbe ediyorum. İnandım Allahım gönderdiğin bütün peygamberlere, indirdiğin bütün kitaplara. Salât ü selâm şanı yüce nebî Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âline. O Nebîler Serveri, benim sözümün başı ve sonu, anahtarı ve mührüdür. Bütün nebî ve resûllere de salât ve selâm eyle Allahım. O salavât hürmetine dualarımıza da icabet buyur, buyur ki Sen âlemlerin yegâne Rabbisin.
ALTINCI FASIL
ALLAH’IM! Bizleri Cennet’te Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) havzının başına ulaştır. Ulaştır ve o havuzdan tam kanacağımız, kolaylık ve afiyetle içebileceğimiz ve daha asla susamayacağımız şekilde bizi içmeye muvaffak kıl. Ahdini bozanlardan, şüphelere kapılanlardan, fitnelere maruz kalanlardan, gazaba uğrayanlardan ve dalâlete düşenlerden olmaktan bizi koru. Bizi Fahr-i Kâinat Efendimiz’in zümresi içerisinde haşret ve hüsrana maruz bırakma. ALLAH’IM! Beni dünya fitnelerinden sıyanet buyur. Sevip hoşnut olduğun söz ve amelleri ortaya koymaya muvaffak kıl. Her hâlimi düzelt. Dünyada ve ötede sâbit söz ile beni sâbit kıl. Her ne kadar günah işleyerek zulme girmiş olsam da beni Senin dosdoğru yolundan ayırma Allahım!
Ey Aliyy, Azîm, Bari’, Rahîm, Azîz ve Cebbâr olan Allahım! Sübhansın, her türlü eksiklikten münezzeh ve muallâsın. Her bir tarafıyla göklerin Kendisini tesbih ettiği Rabbim Sübhan’dır. Kendilerine mahsus sesleriyle dağların sürekli tesbihatta bulundukları Rabbim Sübhan’dır. Denizlerin dalgalarıyla tesbih edip durdukları Rabbim Sübhan’dır. Balıkların kendilerine mahsus kelimeleriyle daima tesbih ettiği Rabbim Sübhan’dır. Gökteki yıldızların burçlarıyla Kendisini mütemadiyen tesbih ettiği Rabbim Sübhan’dır. Ağaçların, kökleri, yeşil ve parlak renkleri ve meyveleriyle Yüce Zâtını sürekli tesbih ettikleri Rabbim Sübhan’dır. Yedi kat semanın, yedi kat arzın, içindekiler ve üzerindekilerin devamlı tesbih ettikleri Rabbim Sübhan’dır. Her şeyin her an tesbih ettiği Halîm Rabbim Sübhan’dır. Sübhansın Rabbim, Senden başka bir ilah yoktur, Sen teksin, eşsizsin, şerîkin bulunmaz. Biz Senin için yaşar, yine Senin için ölürüz. Senin hayatınsa kendindendir, ezelî olduğu gibi aynı zamanda ebedîdir. Ölüm Senin için asla söz konusu değildir. “Her hayır ve güzellik Senin elindedir. Senin gücün her şeye yeter.”
***
İbrahim ibn Edhem Hazretlerinin Bir Münacaatı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
İLÂHÎ! Sen fazl u kerem ve izzet ü ikram sahibisin; benimse tek sermayem hatalarım ve günahlarım; ne olur kulunu affet. İsyankâr isem de affına olan ümidim hiç sarsılmadı; diliyor ve dileniyorum; kapıkulunu umduklarına nâil et. İşte huzurundayım ve suçlarımı itiraf ediyorum; merhametinle muamelede bulun ve bu aciz bendeni azaba dûçar kılma. Halk hep salih bir insan olduğumu düşünüyor; hâlbuki ben onların en kötüsüyüm; merhametine iltica ediyorum; beni bana bırakma. Bütün varlığımı senin aşk u sevdan uğrunda terk ettim. Seni görme yolunda iyâlimi de yetim bıraktım. Beni parça parça etsen bile bu gönül Senden başkasına asla meyletmeyecek. Kapına gelmiş ve Senin şefkatine nâil olmayı uman bu zayıf bîçârenin günahlarını affet. Her ne kadar defteri isyanla dolu olsa da, ey Müheymin, Senden başkasına secde etmedi, etmeyecek. İLÂHÎ! Asî kulun yine kapına geldi; dağlar azametindeki günahlarını ikrar edip, ellerini Sana açıyor ve sadece Sana açar. Şayet Sen mağfiret edersen, hiç şüphesiz o Senin şanındandır; kovarsan dergâhından, beni Senden başka kim affedebilir! İLÂHÎ! Halâs (kurtuluş) ümidiyle ihlasla bütün günahlarımdan tevbe ettim. Ey inayetiyle yardım isteyenlerin yardımına koşan! Perçemlerden tutulan mahşer gününde, inayetinle benim yardımıma da yetiş!
YEDİNCİ FASIL
İmam Ma’rûf el-Kerhî (k.s.) Hazretleri’ne Ait, Dünya ve Ahiret Tasalarına Karşı Okunacak Dua
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Dinimde Allah bana yeter.. dünyamda Allah bana yeter.. gam ve tasa veren şeylere karşı keremi sonsuz Allah bana yeter.. haddini aşıp saldıranlara karşı hilm ve kuvveti nihayetsiz Allah bana yeter.. arkamdan tuzak kuranlara karşı azabı pek şiddetli, kudreti de bütün kudretlerin üstünde olan Allah bana yeter.. Ölüm esnasında, rahmeti hudutsuz olan Allah bana yeter.. kabir sorgusunda, re’feti sonsuz Allah bana yeter.. hesap günü keremi nihayetsiz Allah bana yeter.. mizanda, lütufları çok olan Allah bana yeter.. sıratta, kudreti nâmütenâhî olan Allah bana yeter.. [“Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. O’na tevekkül ettim. O, Arş-ı Azîm’in Rabbidir.”]
***
İmam Ma’rûf el-Kerhî (k.s.) Hazretleri’nin Keşfe Mazhar ve Murada Nâil Olmak İçin Okuduğu Duası
[14 defa okunur]
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
[ “Ey en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten Allahım! Gizli ve sürpriz lütuflarınla benim de yanımda ve yardımcım ol. Bana da yetiş. Ben ihtiyaçla kıvranan bir zelîlim. Sen ise kudret ve zenginliği nihayetsiz bir Kaviyy ü Ğanî’sin. Ey hesapları gayet süratle gören, cezalandırması pek şiddetli olan, dilediği kullarını bağışlayan, onlara rahmetiyle muamelede bulunan, semavat ve arzı yaratan, her şeyi yokluktan varlık âlemine çıkaran, daneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak gelişme yoluna koyan, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran, bütün iyiliklerin yegâne sahibi olan, seyyiatı uzaklaştıran, hataları yarlığayan, ayıp ve kusurları örten, belalara geçit vermeyen, sürçmeleri görmezden gelen, ölüleri ve ölü ruhları dirilten, yeri ve gökleri aydınlatıp nurlandıran Allahım! Senden, huzurunda bulunduğum şu saatlerde ihtiyacımı karşılamanı diliyorum. Evvelkilerin ve sonrakilerin yegâne İlahı, gökleri ve yerleri eşsiz surette yaratan, celâl ve ikram sahibi Sensin. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, paklardan pak âline, birr u kerem ile mevsuf ashâbına da salât ve selâm eyle. Bütün bunları Senin rahmetinden, Efendimiz Mefhar-i Mevcûdât Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât), O’nun ehl-i beyti ve bütün ashâbı hürmetine diliyoruz ey Merhametliler Merhametlisi! Ne olur, dileklerimizi kabul buyur. (14 defa)” ]
***
SEKİZİNCİ FASIL
İmam Ma’rûf el-Kerhî (k.s.) Hazretleri’nin Fereç Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bütün borçlu kullarına nefes aldıran Allah Sübhan’dır; O, topyekün noksanlardan pak ve müberrâ, ehl-i dalâletin bâtıl fikirlerinden münezzeh ve muallâ ve kainatın bütün eksikliklerinden mukaddes ve muarrâdır. Hüzne mağlup düşmüş mahzunlara fereç ve çıkış yolları gönderen Allah Sübhan’dır. Kayıtların mahkumu olmuşları, bağlı oldukları kafes ve zincirlerden çıkaran Allah Sübhan’dır. Uçsuz bucaksız denizlerde ve küçücük pınarlarda sular akıtan Allah Sübhan’dır. Hazinelerinin bilgisini “kâf” ile “nûn” arasına derceden Allah Sübhan’dır. [“Bir şeyin olmasına hüküm verince sadece “ol” der, o da derhal oluverir.”] hakikatinin yegâne sahibi Allah Sübhan’dır. [“Sübhan’dır, münezzehtir O Zât ki, her şey üzerinde hâkimiyet elindedir. Ve… hepinizin de dönüşü, O’na olacaktır.”]
***
İmam Ma’rûf el-Kerhî Hazretleri’nin Bir Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Ümmet-i Muhammed’i ıslah eyle. ALLAH’IM! Ümmet-i Muhammed’e, içine düştüğü gaflet ve sıkıntılardan kurtuluş yolları ihsan eyle. ALLAH’IM! Ümmet-i Muhammed’e merhamet eyle. ALLAH’IM! Kendilerine muhabbet nazarıyla bakmadığın kimselerin yüzlerini bize de gösterme! ALLAH’IM! Kalblerimiz ve bütün uzuvlarımız Senin yed-i kudretindedir. Bizi onlardan hiçbir şeye mâlik kılmadın. Öyleyse ne olur, onların koruyup gözeten velîsi Sen ol. ALLAH’IM! Tûl-i emelden Sana sığınıyorum; çünkü tûl-i emel, hayırlı amele mâni olur. Seni tesbih ediyor, Sana hamd ü senada bulunuyor, Senden başka bir ilah olmadığını bir kez daha ikrar ediyor ve günahlarımdan beni temizlemeni diliyorum. Senden, sadece Senin hazinelerinde bulunan fazl u rahmetini istiyorum. Ey en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten ALLAH’IM! Gizli ve sürpriz lütuflarınla benim de yâr ve yardımcım ol. Bana da yetiş. Ben ihtiyaçla kıvranan bir zelîlim. Sen ise kudret ve zenginliği nihayetsiz bir Kaviyy ü Ğanîsin.
DOKUZUNCU FASIL
Ey hesapları gayet süratle gören, cezalandırması pek şiddetli olan, istediği kullarını bağışlayan, onlara rahmetiyle muamelede bulunan, semavat ve arzı yaratan, her şeyi yoktan var eden, daneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak gelişme yoluna koyan, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran, bütün iyiliklerin yegâne sahibi olan, seyyiatı uzaklaştıran, hataları yarlığayan, kusurları örten, belalara geçit vermeyen, sürçmeleri görmezden gelen, ölüleri ve ölü ruhları dirilten, yeri ve gökleri aydınlatıp nurlandıran Allahım! Senden, huzurunda bulunduğum şu saatlerde ihtiyacımı karşılamanı diliyorum. Evvelkilerin ve sonrakilerin yegâne İlahı, gökleri ve yerleri eşsiz surette yaratan, celâl ve ikram sahibi Sensin. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, paklardan pak âline, birr u kerem ile mevsuf ashâbına da salât ve selâm eyle. Bütün bunları Senin rahmetinden, Efendimiz Mefhar-i Mevcûdât Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât), O’nun ehl-i beyti ve bütün ashâbı hürmetine diliyoruz ey Merhametliler Merhametlisi! Ne olur, dileklerimizi kabul buyur. “Ya Allah! (3 defa)”
***
İmam Şâfiî (r.h.) Hazretlerinden Belaları Savmak İçin Okunacak Bir Yakarış
Ey zikriyle bütün musibet ve zorlukların ukdesi çözülen! Ey arzıhâller sadece Kendisine sunulan ve mahlûkatın bütün işleri Kendisine ait olan! Ey Hayy u Kayyûm! Ey Samed! Ey zıddı bulunmaktan münezzeh! Sen kullarının her hâlini görür ve gözetirsin. Melekût âleminin tek sahibi de yalnız Sensin. Benim giriftar olduğum belayı bilir ve hâlimi de görürsün. Ey bütün mahlûkatın yegâne Yaratıcısı, Sen doğurmak ve doğrulmak, çocuk yahut baba sahibi olmak gibi mahlûkatına ait avârızdan münezzeh ve muallâsın. İnanan ve itaat eden kullarını azîz, inkâr ve isyanda bulunanları da zelîl kılarsın. ALLAH’IM! Gam ve tasalar bütün ordularıyla kalbime saldırınca ben de huzuruna gelip ellerimi açtım ve dualarımla kapının tokmağına dokundum. Ne olur, ey güzel ihsanlarıyla kullarını sevindirmek şanından olan Yüceler Yücesi! Sonsuz kudretinle kederimi gider. Gider ki, dehrin amansız hâdiselerine karşı medet sadece Senin sürpriz lütuflarından beklenir. Zorlukları kolay hâle getiren Sen, bütün sebeplerin verasındaki Müsebbibü’l-Esbâb Sen, sühûletle her güçlüğü halleden Sen ve kullarını yardımlarıyla sevindiren inayeti sonsuz yine Sensin. Lütfen ve keremen, işlerimizi kolaylaştır ve sıkıntılarımızdan çıkış yolları göster. Ya RABBİ ve ya İLÂHÎ! Ne olur, ihsanlarından mahrum bırakma, kapından uzaklaştırma. Uzaklaştırma ki, ey Rahmeti Sonsuz Rabbim, yakın-uzak tanıdıklarım da dâhil olmak üzere bütün kapılardan ümidimi kestim ve Senin kapına geldim. Kullar Rahman’a secde ettikleri sürece, salât ü selâm Efendiler Efendisi şanı yüce Nebî’ye, parlak ve şerefli ailesine ve bütün sahabe-i güzîne olsun.
ON’UNCU FASIL
Ebû Yezîd el-Bistâmî (k.s.) Hazretlerinin Bir Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Mülkü devam ettikçe, malumatının adedince Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd ü sena, Efendimiz Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem), tertemiz ailesine, her biri kerem ve iyilik timsali olan bütün ashâbına salât ve selâm olsun. Kendimi, ailemi, malımı, yanımda olanları ve olmayanları ancak, ölümden uzak, hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Rabbimin inayetiyle koruyabilirim ve öyle de korudum. Bütün bunların muhafazasında sırtımı Hayy ve Kayyûm olan Allah’a dayadım. Cenab-ı Allah’ın dokunulamayan ve hürmeti zedelenemeyen yakınlığında ve kuluna verdiği sözü hep gerçekleştiren Rabbimin zimmet ve emniyet atmosferinde akşamladım ve sabahladım. Benim Rabbim ve semavat u arzın Rabbi olan Allah’tan gelen en sağlam, kopması mümkün olmayan kulpa yapıştım. [“O’ndan başka İlah yoktur. O hâlde sen de yalnız O’nun himayesine sığın, yalnız O’na güven!”] beyan-ı mübeccelini işittikten sonra hep kudreti sonsuz Allah’a tevekkül ve itimat ettim. O’na iltica ettim. İşlerimi O’na tefvîz ve havale eyledim. Kâdir-i Mutlak Allah ne güzel vekildir! [“En iyi koruyan Allah’tır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir.”] Gerçek havl ve kuvvet ululuk ve azamet tahtının yegâne mâliki Allah’a aittir ve O’ndan gelir. Efendimiz Hazreti Muhammed’e mahlûkatın sayısınca, Zâtının hoşnutluğunca, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkepleri miktarınca salât eyle Allahım.
لَقَدْ جَۤاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْـفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِـتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُۧفٌ رَحِيمٌ فَإِنْ تَوَلَّوا فَقُلْ [حَسْبِيَ اللهُ۬ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۘ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (7) ]
Meal: “Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resûlüm de ki: [Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir. (7 defa)”]
O şanı yüce Resûl’e, pırıl pırıl aile fertlerine, kerem âbidesi olan bütün ashâbına salât ve selâm eyle, ey Âlemlerin Rabbi Allahım ve onlar hürmetine dualarımızı kabul buyur. Âmîn!
–Yakaran Gönüller-