Risâle-i Nûr da Külli Kaideler Facebook ve X Arşiv

Risâle-i Nûr da Külli Kaideler Facebook Arşiv
01-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Sözün selâmet ve sıhhati, ana temayı bütün etrafı, dayandığı temeller ve müdafaada kullandığı aletlerle ispat etmekte yatar.
✍Bir sözde ve onu değerlendirmede yalnız söyleyene bakılmaz
✍Bir sözden anlaşılan her manâdan dolayı sözü söyleyen sorgulanmaz.
02-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Bismillâh, her hayrın başıdır.
✍Tevhid nûru içinde Ehadiyet sırrı tecelli ve inkişaf eder.
✍Ehadiyet makamı, bir açıdan tenzih makamıdır.
03-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Dimağda ilmin mertebeleri vardır ve bu mertebeler birbiriyle iç içe olup, çok defa birbirine karıştırılır.
✍Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek, her zaman sâfî zihinleri yaralar, dalâlete atar.
✍Biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur.
04-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli.
✍Nazar, zevkî bir meselede tasarruf etse onu bozar.
✍Sabit bir hakikatin tersine dönmesi (inkılâb-ı hakaik), muhaldir.
05-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Hak aldatmaz; hakikatı gören, aldanmaz.
✍Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez.
✍Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir.
06-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kâinatta her şeyin bir kemal noktası ve o şeyin o noktaya doğru bir meyli vardır.
✍Hareketin bittiği noktada düşünce, düşüncenin bittiği noktada hareket başlar.
✍Bazan arzu ve heves, fikir suretini giyer. Muhteris insan, nefsanî arzusunu fikir zanneder.
07-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Varlıkta meknî bulunan, yani varlıklara verilmiş olan bir kapasite, bir istidat, fiil ve faaliyete dökülüp dönüştüğünde açılır, gelişir ve lezzet verir.
✍Kendini beğenme, kalbin zayıflığından kaynaklanır ve dalâlete götürür.
✍İnsanın kendisine olan sevgisi
08-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Gerçeği görmek ve doğruyu bulmak için
✍Ülfet, katmerli cehalete ve sathî bakışa sebeptir.
✍Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı, aklın yolunu kapayan kuruntulara yuvalık eder.
09-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Tebeî nazar, muhali mümkün görür.
✍Bir delilden kaynaklanmayan ihtimalin hiçbir önemi yoktur.
✍Nefsin vücudunda bir körlük vardır.
10-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kim bir şeyle çok meşgul olursa, çoğunlukla başka şeylerde gabîleşir (anlayışsız olur).
✍Meseleler, iki kısımdır
✍Bilhassa bir hakikat karşısında objektif muhakeme denilen şey, çok defa şeytanın bir oyunu olup, muhalif tarafı tutmak manâsına gelir.
11-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerinde tesiri çoktur. Haber de, görme gibi değildir.
✍Bir şey, kendisine iki nazar ile veya iki ayrı bakış açısından bakıldığında iki farklı manzara gösterir. Bunların ikisi de hakikat olabilir.
✍Gerçeği arayan (araştırmacı), dalgıç gibi olmalı
12-)Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kırk sene ömrümde, otuz sene tahsil hayatımda yalnız dört kelime ile dört kelâm (söz) öğrendim. Kelimeler: Manâ-yı harfî, manâ-yı ismî, niyet ve nazardır.
✍İnadın gözü, meleği şeytan görür.
✍Propaganda, zalim cerbezenin gayr-ı meşru çocuğudur.
13-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Bilhassa çok boyutlu büyük işlerde yalnız kusurları görmek, cerbezeliktir; aldanır ve aldatır.
✍Selef âlimlerinin aralarındaki tenkitleri onlar aleyhinde kullanarak…
✍Mübtıl (bâtıla düşüp, hakkı iptale çalışan), bâtılı hak nazarıyla alır.
14-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Maddecilik, manevî bir vebadır. Telkin, taklit ve tenkitle yayılmaktadır. Oysa tenkide sevkeden, hak ve hakikat aşkı ile bunları bâtıldan tenzih arzusu olmalıdır.
✍Bir ağaca ve kökü göklerde, dalları bütün yaratılmış varlık âlemine yayılmış İslâm ağacına biri doğru, doğruya götüren ve mü’mince, diğeri yanlış, dalâlete götüren ve kâfirce iki türlü bakış açısı vardır.
✍Bir ağaca bakmak gibi, kapılarından bir saraya ve İslâm veya Müslüman sarayına girmenin de iki yolu vardır; biri, iyi niyet taşıyan ve gerçekten hakikat arayıcı insanların, diğeri ise, maksatlı kişilerin yoludur.
15-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İnsanın Cenab-ı Hakk tarafından yeryüzünde halife kılınması, Allah’ın hükümlerini icra ve kanunlarını tatbik etmesi içindir. Bu ise, ilme bağlıdır.
✍Bir yol (din, sistem, meslek, meşrep, mezhep veya ideoloji) hak ve hakikate dayanmıyorsa, ancak tahakküm ve istibdatla ayakta kalmaya çalışır. Tahakküm ve istibdat; taassup, safsata ve başkalarını dalâlette görme doğurur. Oysa bir din, sistem, mezhep, meşrep veya ideolojiyi ayakta tutacak olan, hak, delil ve tatbiktir.
✍Şöhret, zâlimedir; insanın malı olmayanı da insana mal eder.
16-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İnsanda hükmeden, akıl veya gözdür; fikir veya histir; haktır veya kuvvettir; hikmet veya hükümettir; hüdâ veya hevâdır.
✍Hazret-i Âdem’in (a.s.) Cennet’ten çıkarılmasının hikmeti, varlığı itibariyle insana biçilen misyonda yatar.
✍Parçada bulunmayan, bütünde bulunur; dolayısıyla bütünde olan her şey, parçada aranmaz.
17-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Şeriat, ikidir: Birincisi, küçük âlem olan insanın hallerine ve davranışlarına düzen veren ve Allah’ın Kelâm Sıfatı’ndan gelen Şeriat-ı Garra’dır. İkincisi, büyük (makro) insan olan âlemin, kâinatın, tabiatın hareketlerini düzene koyan ve İrade Sıfatı’ndan gelip, bütün kâinatı kuşatan tekvinî veya fıtrî Şeriat’tır.
✍Dinî Şeriat’a nasıl itaat veya isyan olur, aynı şekilde Şeriat-ı Fıt-riye’ye de itaat ve isyan olur. Dinî Şeriat’a itaat veya isyanın karşılığı genellikle Âhiret’e bırakılırken, Şeriat-ı Fıtriye’ye itaat ve isyanın karşılığı genellikle dünyada görülür.
✍Çocuklar gibi masum insanlara veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, insan aklının ilk anda kavrayamayacağı sebepler ve hikmetler vardır. İlâhî Meşîet’in düsturlarını ihtiva eden Şeriat-ı Fıtriye’nin hükümleri aklın varlığına tâbi değildir ki, aklı ve/veya aklî sorumluluğu olmayan varlıklara tatbik edilmesinler.
18-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Etobur vahşî hayvanların helâl rızıkları, hayvanların hadsiz cenazeleridir; hem zemin yüzünü temizlerler, hem de rızıklarını bulurlar. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmaları, Şeriat-ı Fıtriye’ce haramdır.
19-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.
✍İlâhî hikmet, bütün eşyada en güzel bir nizam teşkil etmiştir. Bu nizam, eşyadaki genel dengenin korunmasına hizmet eder. Bu dengenin korunması ise, en yakın, en kolay ve en kısa yolları tercih etmekle olur.
✍Dinleyen, söyleyenden daha iyi anlayabilir.
20-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Fiziki âlemde bir yerden bir yere giden yolların ve bir noktadan diğer bir noktaya çekilen hatların en kısası en doğrusu ise, maneviyatta, manevî yollarda ve ahlâkta da böyledir.
21-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Doğru sözü ayıplayan nice insan vardır ki, âfeti, hasta olan anlayışındadır.
✍Bazen olur ki, iki kişinin söyledikleri aynı söz, birisinin cehalet ve sathîliğine, diğerinin ilmine ve maharetine delâlet eder.
✍İlmin mahiyeti bir olsa da, okutulma şekli başkadır.
22-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İfrat gibi tefrit de zararlıdır, hattâ daha çok zararlıdır. Fakat ifrat, tefrite sebep olduğundan daha kabahatlidir.
✍Beğendiğin şeyde ifrat etme!
✍Bir derdin dermanı başka derde dert, panzehiri zehir olur. Derman hadden geçerse dert getirir, öldürür.
23-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Tecrübe ve imtihan…
✍Din, bir imtihandır…
✍Allah, kulunu tecrübe ve imtihan eder; fakat kul, Allah’ı tecrübe ve imtihana tâbi tutamaz.
24-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Allah’ın rahmet veya gadabından güya fazla rahmet veya gadap taşıma veya gösterme, hatadır.
✍İslâmiyet, İslâm’a, hak ve hakikate taraftar ve teslim olma ve ona uymaktır; iman ise, hakkı aklen ve kalben kabûl ve tasdik etmektir.
✍İman, bir intisaptır, bir bağdır ve insanı Allah’a bağlar. İnsan, iman ile kendinde tezahür eden İlâhî sanat ve İlâhî İsimler’in nakışları itibariyle bir kıymet alır. Küfür ise bu bağı keser atar, dolayısıyla insandaki İlâhî sanat ve nakışları gizler ve insanın kıymeti, sadece maddesinden ibaret olur.
25-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İman, bütün eşya arasında hakikî bir kardeşliği, irtibatı, birlik ve ittifak bağlarını tesis eder.
✍İmanın yeri, kalb ve vicdandır; dimağ veya zihin ise, iman nûrunun yansıdığı yerdir.
26-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İslâmî meselelerin tabakaları vardır. Bunlardan biri açık delil istese, diğeri zann-ı galip (kabul yönünde ağır basan bir zan)la yetinir. Bir diğeri için reddetmemek kâfidir. O bakımdan, imanın ve İslâm’ın esaslarıyla ilgili olmayan meseleler, din imtihan da olduğu için, akla kapı açıp, iradeyi elden almayacak şekilde takdim edilir.
✍Vahiyle bildirildiği tarzda gaybe imanın derecesi, evliyânın keşif veya müşahede ile ulaştığı iman ve ma’rifetin derecesinden daha üstündür. Yalnız müşahedelerine dayanan evliyânın keşifleri, peygamberliğe vâris olan asfiyâ ve tahkik ehli âlimlerin vahye dayalı iman hakikatlerine dair hükümlerine yetişemez.
27-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İman hakikatlerinden bir tek meselenin inkişaf ve vuzuhu, yani açıklığa kavuşması ve iyice idrak edilmesi, binler manevî zevklere ve keramete tercih edilir. Hem bütün tarikatların gayesi ve neticesi, iman hakikatlerinin inkişaf ve vuzuhudur.
✍İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.
28-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İman, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hâsıl olan ve “Cenâb-ı Hakk’ın, istediği kulunun kalbine, o kulun iradesini inanma istikametinde kullanması neticesinde bıraktığı” bir nurdur. İmanın, güneşin bir su kabarcığındaki timsalinden kendine kadarki yansıma mertebeleri kadar mertebeleri vardır.
✍İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder.
29-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İman, manevî bir tûbâ-i Cennet çekirdeği taşıyor. Küfür ise, mane-vî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor. Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve imandadır. Fakat nefsin deve kuşu tavrı ve bilhassa modern hayatın uyutuculuğu, kâfirlerin de hayattan belli bir lezzet alabilmesine sebeptir.
✍İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.
✍Her mü’min, imandaki derecesine göre, nûr-u Kur’ân ve sırr-ı iman ile, bütün varlıkların hiçlikten kurtulmalarıyla, bekalarıyla, saadetleriyle ve Âlemlerin Rabbi’nden kıymetli mektuplar olmalarıyla mes’ut olabilir ve dünya kadar bir nur kazanabilir.
30-)Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Madem Allah var, her şey var; madem Cenab-ı Allah’a intisap var, öyleyse her bir şey için bütün eşya vardır. Allah’a intisapla her bir varlık, bütün varlıkla irtibat hâsıl eder.
✍Bir Müslüman’ın her bir sıfatı İslâmiyet’ten kaynaklanması gerekirken pratikte her zaman böyle olmaz. Aynı şekilde, bir kâfirin her sıfatı da küfründen kaynaklanması gerekmez.
31-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde her yere, her kavme peygamber göndermiştir. Fakat ya zamanla bu peygamberlerin bizzat kendileri de, mesajları da yanlış anlayış ve değerlendirmelere ve tahrife maruz kalıp başkalaştırılmışlar veyahut inananları az olduğu için gerektiği gibi tanınmamışlardır.
✍Ehl-i fetret olanlar, ehl-i necattır; özellikle masum ve mazlum olarak ölen çocukları, şehid hükmündedir.
32-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍”Neticeleri sebeplerden bilen esbapperestleri aldatan, iktiran, yani iki şeyin beraber bulunması ve sebeplerin yokluğu nimetin de yokluğuna yol açtığından, sebeplerin nimetin varlığına illet olduğunu zannetmeleridir.”
33-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İman, ispattır; küfür ise nefiy, yani yok sayma, yokluğunu iddia etmedir. İspatta iki şahit yeterli iken, nefyin hiçbir hükmü yoktur.
✍ Bir fende veya bir sanatta iki uzman, binler başkalara; iki ispat eden, yani lehte şahit, binler nefyedici veya inkâr ediciye tercih edilir.
✍ İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler ise birbirine kuvvet veremez, nefiy ve inkârları şahsî kalır.
34-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Bilhassa gerçeklerin varlığını ispatta kıymet ve ehemmiyet, sayı çokluğunda değildir. Dolayısıyla, kâfirlerin çokluğu, bir iman hakikatini daha çok sayıda insanın reddetmesi, o hakikate zarar vermez.
✍”Adem-i kabûl (kabûl etmemek), kabul-ü adem (yokluğunu kabûl etmek)le karıştırılır. Kabûl etmemek, lâkaytlıktan ve bilmemekten gelen bir hükümsüzlüktür. Kabul-ü adem (Yokluğunu kabûl etmek) ise bir hükümdür ve delil ister.”
35-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Gaflet, günah ve maddiyata dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, geniş ve derin meseleleri anlayamadıklarından, bir gurur-i ilmî ile inkâra saparlar. (Şualar, “7. Şua, Mukaddime”)
✍Hidayette de, dalâlette de insanlar derece derecedir. Bunun gibi, gafletin dereceleri de muhteliftir. Gaflet, hissi iptal ettiğinden, herkes, her mertebede bu hakikatı tamamıyla hissedemez.
36-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İnsan, hem şahsı, hem de içinde bulunduğu âlem sürekli yenilendiği için her zaman imanını tecdide, yani yenilemeye muhtaçtır.
✍Tefekkür, gafleti dağıtır. Fakat insan, nefsinde, iç âleminde, hususî hallerinde tefekkür ettiği zaman derinden ve ayrıntılı tefekkür etmeli; âfâkî, haricî âlem üzerindeki tefekküründe ise yüzeyden gitmeli ve ayrıntıya dalmamalıdır.
37-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Enaniyetten kaynaklanan gizli şirk katılaştığı zaman, sebepler şirkine dönüşür. Bu da devam ederse, en nihayet küfre varır. Bu dahi devam ederse –Allah korusun!– Yaratıcı olarak dahi Allah’ı inkârda noktalanır.
✍Küfrün bir sebebi de, nefsin hazır bir dirhem lezzeti ileride verilecek bir ton lezzete tercih etmesidir.
38-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler 
✍Küfrün Dehşetli Mahiyeti ve En Büyük Cinayet Olması
✍Küfür Sebebi Olarak Dünya Hayatını Âhirete Tercih
39-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
“Sofiye meşrebi bir yana, İslâmiyet, vasıtayı ret, delili kabûl, imamı ispat eder. Hıristiyanlık gibi dinler, vasıtayı kabûl eder.”
40-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Ey insan! Kur’ân’ın düsturlarındandır ki, Cenab-ı Hakk’tan başka hiçbir şeyi ona ibadet (kulluk) edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem kendini her şeyden büyük görecek ölçüde büyük tutma. Çünkü yaratılmışlar, Mâbudiyet’ten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlûkiyet nisbetinde de birdirler.
✍Kur’ân bazı meselelerin üzerinde önemle durur ki, bu meselenin önemi, Cenab-ı Allah’ın haşmetini izhar ve hedef aldığı tarafın şenaatini teşhir gibi sebeplerden dolayıdır. Kur’ân, bazen de intizam, adalet, denge ve hikmetin mükemmeliyetini göstermek için küçük ve zayıf bir şeye karşı çok büyük ve kuvvetli sebepleri, kuvvetli orduları harekete geçirir.
41-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır
✍Müslüman’ın fâsığı başka dinlerin fâsığına benzemez. Başka dinlerden çıkan bozulmuş süt gibi olmasına mukabil, İslâm’dan çıkan bozulmuş tereyağı gibi olur.
42-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍”Cehennem’e girmek, amelin cezası ve tam adalettir; Cennet’e girmek ise, bütünüyle Cenab-ı Allah’ın fazl ve rahmetindendir.”
43-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍”Varlıkların hiçbir cihette Cenab-ı Hakk’a karşı hak dava etme ve şikâyette bulunma hakları yoktur; onlara düşen, şükür ile hamddir ve kendilerine verilen vücut mertebesinin hakkını eda etmektir.”
44-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Küfür, bir açıdan iki kısımdır: Bir kısmı cehalete dayanır; diğer kısmı, bilerek inkârdır. Bunun da şubeleri vardır. Birincisi, iman hakikatlerini bilir fakat kabûl etmez. İkincisi, kabûl eder, fakat iman ve itikadı yoktur. Üçüncüsü, tasdik de eder, fakat tarafını tutmaz ve cephe alır.
✍Küfür, bir başka açıdan nihilizm, küfr-ü mutlak, agnostisizm ve izafî küfür gibi kısımlara ayrılır.
45-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Küfür kalbe ait bir sıfat olmakla birlikte, alâmet ve/veya şiar vasfı kazanmış bazı uygulamalar küfürle hükmetmeye sebep olabilir.
✍Küfrü ve sövgüyü hayal etmek küfür ve sövme değildir; küfür ve sövgü birer hüküm iken, hayal etmek hüküm olmaz.
✍“Elfâz-ı küfür”, yani “küfür gerektirici sözler” denilen sözleri söylemiş olmak, insanın kâfirliğinden kaynaklandığı kesin olmadıkça bir insanı kâfir yapmaz. (Sünuhât)
46-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Din’in hükümlerini uygulamada kasten ihmalkâr davranmakla veya kendilerine bir şekilde benzemeye çalışmakla kâfirlere yanaşmak mümkün olmaz. Çünkü aradaki boşluk, pek derindir; imanla küfrün ortası yoktur.
✍Kâfirlerin Müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşmanlıkları, küfrün gereğidir. Çünkü küfür, imana zıttır.
47-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kıymet ve ehemmiyet, kemiyet veya çokluktan çok, keyfiyete bakar. Bu sebeple, kâfirlerin çokluğu mü’minlerde ümitsizliğe sebep olmamalıdır.
✍Korkmakla din rüşvet verilmez. Korku ve zaaf, haricî tesirleri yüreklendirir.
48-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Hz. Muhammed’in (s.a.s.) en büyük bir mûcizesi, Kur’ân-ı Hakîm’in ulviyetine en sadık bir delil, hakkaniyetine en açık bir bürhan ve mûcizeliğine en kuvvetli bir alâmet..
49-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍”İnsanı dalâletlere sürükleyen sebeplerden biri de şudur ki: İsm-i Zâhir ile İsm-i Bâtın’ın hükümleri ayrı ayrı iken insan, bunları birbirine karıştırıp, mercîini kaybeder.
50-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Mutlak hakikatler, görme sahası sınırlı gözler veya bakışlarla ihata edilmez. Böyle bir ihata için Kur’ân gibi küllî nazar gerekir.
51-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Eskiden dalâlet cehaletten gelirdi ve izalesi kolaydı. Fakat dalâlet şimdi fenden ve ilimden geliyor, dolayısıyla izalesi müşküldür.
52-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Peygamberlik, tevhid ve imanın gözü, Allah’ın birliği, Âhiret ve Ulûhiyet üzerindedir, eşya ve hadiseleri bu açıdan görür. Felsefe ve bilim ise doğrudan eşyaya, sebeplere ve tabiata bakar, ona göre görür. İkisinin bakış açışı ve dolayısıyla ulaştıkları hakikatler, birbirinden çok uzaktır.
✍Filozofların çoğunun Batı’da, buna karşılık peygamberlerin çoğunun Doğu’da ortaya çıkması Kader-i ezelînin işaretidir ki, Doğu’nun hislerine hakim ve Doğu’yu ayağa kaldıracak olan Din’dir.
53-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Allah’ın hesabına kâinata bakan, her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gaflet ile sebepler hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehil olur.
54-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Eşya veya varlıkların vücuda gelişleri..uyum ve intizam..tam bir düzen, tenasüp, Bütün bunlar, Cenab-ı Allah’ın varlığını, birliğini, nihayetsiz İlim, İrade ve Kudreti’ni apaçık gösterir.
55-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Hayat, Cenab-ı Allah’ın varlığına ve Birliği’ne, ölüm ise, O’nun bekasına delildir.
56-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍”Cenab-ı Allah’ın kâinatın tamamındaki tecellisi (imdâd-ı Vâhidiyet), (yüsr-ü vahdet), (tecelli-i Ehadiyet).. maddeye ait her türlü özellikten mutlak münezzeh olması, kâinatın tek bir Allah tarafından yaratılıp idare edilmesinin mutlak kolaylığını açıklar.
57-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Cenab-ı Allah’a inanıp dayanan, bir parça iken bütün hükmüne geçer ve ona göre güç kazanır..
✍Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur..
✍Bütün varlıklar, Cenab-ı Allah’ı tesbih eder..
58-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
Sanat Açısından bir meyve ile Yeryüzü
59-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kâinattaki bütün sebepler, kanunlar, insanlar, istediklerini yapma hürriyetine sahip birer fail olarak bir araya gelebilecek olsalar, bir ağaç yaratamazlar, yapamazlar.
✍İnsanda Sırr-ı Ehadiyet inkişaf ettiği anda kendi aczini ve Cenab-ı Allah’ın varlığını, Birliği’ni ve Kudreti’ni çok daha iyi idrak eder.
✍Vicdan, cezbesi ile Allah’ı tanır.
60-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Fıtratın şehadeti, sâdıkadır.
✍Bir şeyin varlığı, bütün parçalarının varlığına bağlı olup, yok olması ise, bu şart, sebep ve parçalarından bir tekinin yokluğu ile mümkündür.
61-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İzzet ve Azamet ister ki, esbap perdedâr-ı dest-i Kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki, esbap elini çeksin tesir-i hakikîden.
62-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
Kâinatta en mühim hakikatler ve en kıymettar mahiyetler olan nur, vücut, hayat ve rahmet, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Kudret-i İlâhiyye ve hususî Meşiet-i İlâhiyye ile yaratılır.
63-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder.
64-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
İki türlü Tevhid vardır. Biri zahirî ve avama mahsus Tevhid’dir.. İkincisi hakikî Tevhid’dir ki, ispat üzerine oturur ve her bir şeyde İsim ve Sıfatları’yla Allah’ı görmek, her bir şeyden O’na pencereler açmaktır.
65-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
İnayet delili
🔴66-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder.
✍O, yani Hüve’nin en muhteşem, en bâriz, en hayret verici bir temsilini ortaya koyan her bir hava zerresi, Hüve mertebesinde Tevhid’in de belki her bir nev’ine işaret eder.
🔴67-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Varlıklar, yoktan var edilir. İhtira Delili denilen bu gerçek de Var Eden’i, yani Allah’ı gösterir.
✍Kâinat, değişkendir; o ve ondaki her şey, değişmektedir. Her değişen, sonradan olmadır. Her sonradan olan şeyin bir icat edeni, meydana getireni, dolayısıyla bu kâinatın ezelî bir mûcidi vardır.
🔴68-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Kelâmcıların Cenab-ı Allah’ın varlığını ispat için kullandıkları bir diğer delil olan imkân delilidir.
✍Mümkünâtın varlığı ve farklı farklı kimliğe sahip olmaları, Cenab-ı Allah’ın mutlak İradesi’ne delildir.
✍Eğer sebep ve vasıtaların icat veya yaratmada hakikî tesiri olmuş olsaydı, sebep ve vasıtaların çokluğu ve muhtelif olmasından dolayı eserdeki sanatın farklı mükemmelliklerde olması gerekirdi. Oysa böyle değildir.
🛑69-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Nûraniyet, şeffafiyet, intizam, imtisal veya itaat ve muvazene veya denge..
🛑70-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Bir şey zâtî olsa, yani bizzat kendinde ve kendinden dolayı var olup, ona sonradan arızî olarak eklenmemiş bulunsa, o şeyde mertebeler ve o şeyin zıttı olmaz.
✍Aynada veya şeffaf bir cisimde temessül (görünme) veya aksetme, farklı şekillerde olur.
🛑71-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●İlâhî Kudret’in birbirinden daha ince ve daha şeffaf aynaları vardır.
●Her şeyin ‘mülk’ denilen zâhir ve ‘melekût’ denilen bâtın ciheti vardır.
● Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur.
🛑72-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●Sâni’-i Zülcelal’in sanatında harekât, nihayet derecede muhteliftir.
●Cenab-ı Allah’ın ortağı, rakibi ve zıttı olmadığı gibi, “Ona benzer, O’nun gibi hiçbir şey yoktur.
●Biz, Ezelî Güneşler Güneşi’ne sonsuz uzağız; fakat O’nun rahmet ve diğer tecelli ışıkları, O’nu bize yakın etmektedir.
●Cenab-ı Hakk, bize tamamen ve her şeyden daha ziyade yakındır.
🛑73-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●Allah’a ma’lûm (bilinen) olarak bakmak O’nu bilinmez yapar; buna karşılık, O’na var ve meçhul olarak bakıldığında, bu defa ma’rifet nurları sökün eder.
●Bir şeyden her şeyi, her şeyden bir şeyi yapmak, yani bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da birtek şey yapmak, Ezel ve Ebed Sultanı’na ait bir hususiyettir, O’nun taklit edilemez mührü veya tuğrasıdır.
🛑74-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Göze görme kapasitesi ve mideye açlık veren ile, sema gözüne ışık sürmesini çeken ve yeryüzünü gıda sofrası olarak seren, aynı Zat’tır.
✍Bir köy, muhtarsız olmaz. Bir iğne, ustasız olmaz, sahipsiz olamaz.
✍Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz; sanatlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz.
🛑75-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her bir masnûun yüzünde öyle bir sikke vardır ki.. Ve her bir mahlûkun cephesine öyle bir hâtem vurulmuştur ki..
✍”Eşyaya masnû (sanatlı yapılmış, sanat eseri) olarak baktığınızda.. Eşyaya mahlûk (yaratılmış) olarak baktığınızda
🛑76-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●Yeryüzünü, bütün yıldızları ve ‘güneş’leri tesbih taneleri gibi kaldırıp çevirecek kuvvette bir ele sahip olmayan, kâinatta yaratma ve icat iddiasında bulunamaz.
●Bir bütün neye muhtaçsa, onun parçaları da aynı şeye muhtaçtır. O halde, parçanın Yaratıcı’sı, bütünün de Yaratıcısı’dır.
●Kudret’in tasarrufundaki kapsam ve sınırsızlık, bütün vasıta ve yardımcıları reddeder.
●İlk insandan bu yana bütün insanların sîmalarının birbirinden farklı olması, Cenab-ı Allah’ın varlık ve Birliği’nin en net delillerinden biridir.
🛑77-)  Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●Eşyanın icadı, yani var kılınması, ya yoktan var etme (ihtira) ile veya terkip, teşkil ve inşâ suretinde olur.
🛑78-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Allah’ın Kudret ve icraatını insanın güç ve icraatına kıyas..
✍Ya bütün eşyanın yaratıcısı Allah’tır veya Allah, hiçbir şeyin yaratıcısı değildir.
🛑79-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
● Her bir şey birer mühr-ü Ehadiyet ve birer sikke-i Samediyettir ve mekânın kâtibini gösterir.
● Cismen büyük olma, nitelik açısından da büyük olmayı gerektirmez.
● Mükemmellikler Zâtın mükemmelliğini gösterir.
🛑80-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
Materyalistlerin “tabiat” dedikleri şey, olsa olsa ancak bir san’at olabilir, sâni‘ olamaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz; ahkâmdır, hakim olamaz; bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz; mahlûk bir perde-i izzettir, yaratıcı olamaz; münfail (alan, kabûl eden) bir fıtrattır, fâtır bir fail olamaz. Kanundur, kudret değildir ve kâdir olamaz. Mistardır, masdar olamaz. (Lem’alar, “30. Lem’a, 6. Nükte, 1. Şua”)
🛑81-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
➖Kudret masdardır, Kader mistardır. Kudret, o manâlar kitabını o mistar üstünde yazar.
➖Tesir, faaliyet ve tasarruf lâtif, nûranî ve mücerret şeylerin, etkilenme ve tasarrufa açık bulunma ise maddî, kesif ve cismanî şeylerin hususiyetidir.
🛑82-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
●Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir.
●Küçücük canlılardaki keskin duyular ve kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir.
🛑83-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her şeyi kuşatan bir İlm’in ve mutlak, sonsuz bir Varlığın olduğu yerde adem-i mutlak, mutlak bir İrade’nin ve Kader’in olduğu yerde tesadüf olmaz.
✍Kâinatta ve/veya insan vücudunda her ve her bir şey tek bir kaynağa verilmezse, bu takdirde her bir şey, bütün eşya kadar müşkül ve ağır olur. Eğer her şey tek bir kaynağa atfedilirse, o zaman bütün eşya, bir şey kadar kolay olur.
🛑84-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Nasıl bulunduğu yerde kamu malından kırk parayı çalan bir adam, bütün  hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabûl ile bunu hazmedebilir..
✍Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir.
✍Kâinatı idare eden Zât, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza etmektedir.
🛑85-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Hiçbir kanun ve küllî kaide yoktur ki..
✍Her şey, nefsinde manâ-yı ismiyle ve manâ-yı harfiyle ve Sâni’-i Zülcelâl’in İsimleri’ne ayna olması cihetiyle..
🛑86-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her bir kemalin, her bir ilmin, her bir terakkînin, her bir fennin yüce bir hakikatı vardır ki, o hakikat, İlâhî bir İsm’e dayanır.
✍ İnsan kâinatta tecelli eden bütün İlâhî İsimler’in tecellilerine mazhar olmakla birlikte, İsimler’in çokluğu ve tecellilerindeki farklılıklar ile insanlardaki kapasite farklılıkları, insanların da farklılığına sebeptir.
🛑87-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Varlıkları bir iş veya harekete sevkeden, o iş veya hareketten beklenen faydalar ve neticeler ile, o iş ve hareketin verdiği veya sağladığı lezzettir. Kâinattaki sürekli faaliyet de, İlâhî İsimler’in aynı istikametteki tecellileri sebebiyledir.
🛑88-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍İlâhî Kudret, her şeyi hareketli kılmış ve hiçbir şeyi mutlak hareketsizlikle mahkûm etmemiştir.
89-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
*️⃣ Yokluktan eşyayı çıkaran Kudret, o eşyayı ihmal edip, kendi haline veya başıboş bırakmaz. Ancak Hikmet’in murakabesi ve nezareti altında terbiye eder ve ettirir.
*️⃣Eşya, vücuda geldikten sonra da Yaratıcı’dan alâkası kesilmez. Vücudun sürekli tekrarlanmasından ibaret olan bekası için daima Yaratıcı’ya muhtaçtır.

 

90-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler

✍Bütün maddî güzellikler.. Ve hakikatleri..
✍Kelime-i şehadetin bürhanı içindedir..
91-) Risâle-i Nur’da Küllî Kâideler
✍Her bir şey için iki sûret veya biçim vardır: Biri maddîdir ki, Kader..
✍Kâinattaki intizam ve nizam.. Kader’i ispat eder.
Risâle-i Nûr da Külli Kaideler X arşiv
1-) Sözün selâmet ve sıhhati
2-) Sözü Doğru Anlamak İçin
3-) Bir Sözde Onu Söyleyenin Sorumluluğu
4-) Bismillâh, Her hayrın Başıdır
5-) Vâhidiyet (Nûr’u Tevhid Sırrı Ehadiyet)
6-) Ehadiyet
7-) Dimağda ilmin mertebeleri
8 -) Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek
9-) Biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur.
10-) Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli
11-) Nazar, zevkî bir meselede tasarruf etse onu bozar.
12-) Sabit bir hakikatin tersine dönmesi muhaldir.
13-) Hak aldatmaz; hakikatı gören, aldanmaz
14-) Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez.
15-) Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir
16-) Kâinatta her şeyin bir kemal noktası vardır.
17-) Aksiyon ve Düşünce
18-) Arzu ve Hevesin Fikir Suretine Girmesi
19-) Varlıklara verilmiş olan istidat, faaliyete dönüştüğünde açılır, gelişir
20-) Kendini beğenmenin sebebi ve Sonucu
21-) İnsanın kendisine olan sevgisinin kaynaklık ettiği sefil-bayağı tutum ve davranışlar
22-) Gerçeği görmek ve doğruyu bulmak için
23-) Katmerli cehaletin, sathîliğin, gerçeğe kapalı kalmanın ve soğuk taassubun sebepleri
24-) Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı
25-) Muhali mümkün gören bakış açısı
26-) Bir delilden kaynaklanmayan ihtimalin önemi yoktur
27-) Kör Bir Noktada Boğulmak
28-) Kim bir şeyle çok meşgul olursa, çoğunlukla başka şeylerde anlayışsız olur.
29-) Meseleler, iki kısımdır
30-) Hakikat karşısında objektif muhakeme denilen şey, çok defa şeytanın bir oyunudur
31-) Zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerindeki tesiri
32-) Bir şey, kendisine iki ayrı bakış açısından bakıldığında iki farklı manzara gösterir
33-) Gerçeği arayan araştırmacı, dalgıç gibi olmalı
34-) Bakış açısı adetleri ibadete çevirir
35-) Manâ-yı harfî, manâ-yı ismî, niyet ve nazar
36-) Meleği şeytan gösteren inat
37-) Propaganda, zalim cerbezenin gayr-ı meşru çocuğudur.
38-) Cerbeze ve Cerbezenin özelliği
39-) Selef âlimlerinin aralarındaki tenkitler ve Ümmet’in büyükleri aleyhinde hürmetsizlik ve emniyetsizlik telkini
40-) Bâtıla düşüp, hakkı iptale çalışan, bâtılı hak nazarıyla alır
41-) Tenkitçilik Hastalığı
42-) Doğruya götüren mü’mince ve dalâlete götüren kâfirce iki türlü bakış açısı
43-) Bir ağaca bakmak gibi, kapılarından bir saraya ve İslâm veya Müslüman sarayına girmenin de iki yolu vardır
44-) İnsanın Cenab-ı Hakk tarafından yeryüzünde halife kılınması
45-) Bir yol (din, sistem, meslek, meşrep, mezhep veya ideoloji) hak ve hakikate dayanmıyorsa, ancak tahakküm ve istibdatla ayakta kalmaya çalışır.
46-) Şöhret, zâlimedir; insanın malı olmayanı da insana mal eder
47-) İnsanda hükmeden, akıl veya gözdür; fikir veya histir; haktır veya kuvvettir; hikmet veya hükümettir; hüdâ veya hevâdır.
48-) Hazret-i Âdem’in (a.s.) Cennet’ten çıkarılmasının hikmeti
49-) Parçada bulunmayan, bütünde bulunur
50-) Şeriat, ikidir: Şeriat-ı Garra ve Tekvinî-fıtrî Şeriat
51-) Dinî Şeriat’a nasıl itaat veya isyan olur, aynı şekilde Şeriat-ı Fıtriye’ye de itaat ve isyan olur.
52-) Çocuklar gibi masum insanlara veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, insan aklının ilk anda kavrayamayacağı sebepler ve hikmetler vardır.
53-) Etobur vahşî hayvanların helâl rızıkları ve Şeriat-ı Fıtriye’ce haram rızıkları
54-) Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir.
55-) İlâhî hikmet, bütün eşyada en güzel bir nizam teşkil etmesi ve Bu dengenin korunması
56-) Dinleyen, söyleyenden daha iyi anlayabilir.
57-) Fizik âlemde bir yerden bir yere giden yolların en kısası en doğrusu ise, maneviyatta, manevî yollarda ve ahlâkta da böyledir.
58-) Doğru sözü ayıplayan insanların âfeti
59-) İki kişinin söyledikleri aynı söz, birisinin cehaletine diğerinin ilmine delâlet eder. 
60-) İlmin mahiyeti bir okutulma şekli farklıdır
61-) İfrat gibi tefrit de zararlıdır
62-) Beğendiğin şeyde ifrat etme! 
63-) Her ilaç her hastalığa, her çare her derde tatbik edilmez.
64-) Tecrübe, İmtihan, Neşvünema, İstidatların inkişafı, nisbî hakikatlerin zuhuru
65-) Din, bir imtihandır; teklif-i İlahî bir sınamadır
66-) Allah, kulunu tecrübe ve imtihan eder; kul, Allah’ı tecrübe ve imtihan edemez
67-) Allah’ın rahmet ve gadabından fazla rahmet ve gadap hatadır
68-) İslâmiyet ve İman Nedir
69-) İman, bir intisaptır, insanı Allah’a bağlar. Küfür bu bağı keser
70-) Mü’min için kâinat bütün varlıklarla kardeşlik beşiğidir
71-) İmanın yeri, kalb ve vicdandır; dimağ-zihin ise, nûrunun yansıdığı yerdir.
72-) İslâmî meselelerin tabakaları vardır.
73-) Gaybe İman, Asfiyânın İlmi, Evliyânın Keşfi
74-) İman hakikatlerinin inkişafı ve Tarikatın Zevkleri
75-) İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi
76-) İman, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hâsıl olan bir nurdur.
77-) İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. 
78-) Selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve imandadır.
79-) İnsan Hayvan Farkı ve İman
80-) İman, mü’mini her varlıkla ilgilenmeye sevkeder
81-) Allah için olana her şey vardır
82-) Mü’minde Kâfir, Kâfirde Mü’min Sıfatı
83-) Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde her yere, her kavme peygamber göndermiştir.
84-) Fetret Ehli ve Sorumluluk
85-) İktiranın Aldatıcılığı
86-) İman, ispattır; küfür ise nefiy, yani yok sayma, yokluğunu iddia etmedir.
87-) Sahasında iki uzman, Uzman olmayan herkese tercih edilir
88-) İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler birbirine kuvvet veremez
89-) İnkarda bir ile bin, birdir.
90-) Adem-i kabûl (kabûl etmemek), kabul-ü adem (yokluğunu kabûl etmek)le karıştırılır.
91-) İnkâra önemli bir sebeb olarak ilim gururu
92-) Hidayet dalâlet ve gaflette insanlar derece derecedir.
93-) İman tecdide, yenilemeye muhtaçtır.
94-) Dış ve İç âlemde tefekkür
95-) Ene ve Enaniyet
96-) Küfrün sebebi olarak dünya hayatını ahiret’e tercih
97-) Küfrün dehşetli mahiyeti ve en büyük cinayet olması
98-) Âhiret’ten sinek kanadı kadar bir nur, ebedî olduğu için, bir insanın bütün ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil gelir.
99-) Şefaat ve Vesilelik
100-) Yaratılmış olma noktasında herkes eşittir
101-) Kur’ân’ın bazı meselelerin üzerinde önemle durmasının sırrı
102-) Her günah içinde küfre uzanan bir yol vardır
103-) Başka dinlerden çıkan bozulmuş süt gibi olmasına mukabil, İslâm’dan çıkan bozulmuş tereyağı gibi olur.
104-) Kimse Ameliyle Cennete Giremez
105-) Varlıkların hiçbir cihette Cenab-ı Hakk’a karşı hak dava etme ve şikâyette bulunma hakları yoktur
106-) Küfrün Çeşitleri: Bir kısmı cehalete dayanır; diğer kısmı, bilerek inkârdır
107-) Küfür, nihilizm, küfr-ü mutlak, agnostisizm ve izafî küfür gibi kısımlara ayrılır.
108-) Şiar ve Alâmetlerin Küfürle ilgisi
109-) Küfrü ve sövgüyü hayal etmek küfür ve sövme değildir
110-) Elfâz-ı küfür
111-) Yahudi ve Hristiyanları Dost Edinip Edinmeme
112-) Kâfirlerin Müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşmanlıklarının sebebi
113-) Kıymet ve ehemmiyet, keyfiyete bakar
114-) Korkmakla din rüşvet verilmez
115-) Hz. Muhammed’in (s.a.s.) en büyük bir mûcizesi
116-) İnsanı dalâletlere sürükleyen sebeplerden biri de şudur ki: İsm-i Zâhir ile İsm-i Bâtın’ın hükümleri ayrı ayrı iken insan, bunları birbirine karıştırıp, mercîini kaybeder.
117-) Mutlak hakikatleri görmek ve ihata etmek için Kur’ân gibi küllî nazar gerekir.
118-) Eskiden dalâlet cehaletten gelirdi şimdi fenden ve ilimden geliyor
119-) Peygamberlik, tevhid ve imanın gözü, Felsefe ve bilim ise doğrudan eşyaya, sebeplere ve tabiata bakar, ona göre görür.
120-) Filozofların çoğunun Batı’da, buna karşılık peygamberlerin çoğunun Doğu’da ortaya çıkması
121-) Kâinata Allah ve Sebepler Hesabına bakmak
122-) Eşya veya varlıkların vücuda gelişlerinde ve hayatlarında mutlak bollukla beraber mükemmel uyum ve intizam, aynı zamanda nihayet derecede kıymet
123-) Hayat ve Ölümün Allah’ın birliğine ve bekasına bakması
124-)  “Cenab-ı Allah’ın kâinatın tamamındaki tecellisi (imdâd-ı Vâhidiyet), (yüsr-ü vahdet), (tecelli-i Ehadiyet).. 
125-) Cenab-ı Allah’a inanıp dayanan, bir parça iken bütün hükmüne geçer ve ona göre güç kazanır..
126-) Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur..
127-) Bütün varlıklar, Cenab-ı Allah’ı tesbih eder..
128-) Sanat Açısından bir meyve ile Yeryüzü 
129-) Kâinattaki bütün sebepler, kanunlar, insanlar, istediklerini yapma hürriyetine sahip birer fail olarak bir araya gelebilecek olsalar, bir ağaç yaratamazlar, yapamazlar. 
130-) İnsanda Sırr-ı Ehadiyet inkişaf ettiği anda kendi aczini ve Cenab-ı Allah’ın varlığını, Birliği’ni ve Kudreti’ni çok daha iyi idrak eder.
131-) Vicdan, cezbesi ile Allah’ı tanır.
132-) Fıtratın şehadeti, sâdıkadır.
133-)Bir şeyin varlığı, bütün parçalarının varlığına bağlı olup, yok olması ise, bu şart, sebep ve parçalarından bir tekinin yokluğu ile mümkündür.
134-) İzzet ve Azamet ister ki, esbap perdedâr-ı dest-i Kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki, esbap elini çeksin tesir-i hakikîden. 
135-) Kâinatta en mühim hakikatler ve en kıymettar mahiyetler olan nur, vücut, hayat ve rahmet, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Kudret-i İlâhiyye ve hususî Meşiet-i İlâhiyye ile yaratılır. 
136-) Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder.
137-) İki türlü Tevhid vardır. Biri zahirî ve avama mahsus Tevhid’dir.. İkincisi hakikî Tevhid’dir ki, ispat üzerine oturur ve her bir şeyde İsim ve Sıfatları’yla Allah’ı görmek, her bir şeyden O’na pencereler açmaktır.
138-) İnayet delili
139-) Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder. 
140-) O, yani Hüve’nin en muhteşem, en bâriz, en hayret verici bir temsilini ortaya koyan her bir hava zerresi, Hüve mertebesinde Tevhid’in de belki her bir nev’ine işaret eder. 
141-) Varlıklar, yoktan var edilir. İhtira Delili denilen bu gerçek de Var Eden’i, yani Allah’ı gösterir. 
142-) Kâinat, değişkendir; o ve ondaki her şey, değişmektedir. Her değişen, sonradan olmadır. Her sonradan olan şeyin bir icat edeni, meydana getireni, dolayısıyla bu kâinatın ezelî bir mûcidi vardır.
143-) Kelâmcıların Cenab-ı Allah’ın varlığını ispat için kullandıkları bir diğer delil olan imkân delilidir. 
144-) Mümkünâtın varlığı ve farklı farklı kimliğe sahip olmaları, Cenab-ı Allah’ın mutlak İradesi’ne delildir. 
145-) Eğer sebep ve vasıtaların icat veya yaratmada hakikî tesiri olmuş olsaydı, sebep ve vasıtaların çokluğu ve muhtelif olmasından dolayı eserdeki sanatın farklı mükemmelliklerde olması gerekirdi. Oysa böyle değildir.
146-) Nûraniyet, şeffafiyet, intizam, imtisal veya itaat ve muvazene veya denge..
147-) Bir şey zâtî olsa, yani bizzat kendinde ve kendinden dolayı var olup, ona sonradan arızî olarak eklenmemiş bulunsa, o şeyde mertebeler ve o şeyin zıttı olmaz.
148-) Aynada veya şeffaf bir cisimde temessül (görünme) veya aksetme, farklı şekillerde olur. 
149-) İlâhî Kudret’in birbirinden daha ince ve daha şeffaf aynaları vardır. 
150-) Her şeyin ‘mülk’ denilen zâhir ve ‘melekût’ denilen bâtın ciheti vardır. Bunların birbiriyle münasebeti mülk ve melekût âlem-lerinde birbirlerinin zıttıdır veya aynanın iki yüzü gibi birbirini tamamlar. Arş ile kâinat, insan ile kalb arasında da benzer münasebet sözkonusudur. 
151-) Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur.
152-) Sâni’-i Zülcelal’in sanatında harekât, nihayet derecede muhteliftir. 
153-) Cenab-ı Allah’ın ortağı, rakibi ve zıttı olmadığı gibi, “Ona benzer, O’nun gibi hiçbir şey yoktur.
154-) Biz, Ezelî Güneşler Güneşi’ne sonsuz uzağız; fakat O’nun rahmet ve diğer tecelli ışıkları, O’nu bize yakın etmektedir. 
155-) Cenab-ı Hakk, bize tamamen ve her şeyden daha ziyade yakındır.
156-) Allah’a ma’lûm (bilinen) olarak bakmak O’nu bilinmez yapar; buna karşılık, O’na var ve meçhul olarak bakıldığında, bu defa ma’rifet nurları sökün eder.
157-) Bir şeyden her şeyi, her şeyden bir şeyi yapmak, yani bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da birtek şey yapmak, Ezel ve Ebed Sultanı’na ait bir hususiyettir, O’nun taklit edilemez mührü veya tuğrasıdır.
158-) Göze görme kapasitesi ve mideye açlık veren ile, sema gözüne ışık sürmesini çeken ve yeryüzünü gıda sofrası olarak seren, aynı Zat’tır. 
159-) Bir köy, muhtarsız olmaz. Bir iğne, ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. 
160-) Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz; sanatlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. 
161-) Her bir masnûun yüzünde öyle bir sikke vardır ki.. Ve her bir mahlûkun cephesine öyle bir hâtem vurulmuştur ki..
162-) “Eşyaya masnû (sanatlı yapılmış, sanat eseri) olarak baktığınızda.. Eşyaya mahlûk (yaratılmış) olarak baktığınızda
163-) Yeryüzünü, bütün yıldızları ve ‘güneş’leri tesbih taneleri gibi kaldırıp çevirecek kuvvette bir ele sahip olmayan, kâinatta yaratma ve icat iddiasında bulunamaz.
164-) Bir bütün neye muhtaçsa, onun parçaları da aynı şeye muhtaçtır. O halde, parçanın Yaratıcı’sı, bütünün de Yaratıcısı’dır. 
165-) Kudret’in tasarrufundaki kapsam ve sınırsızlık, bütün vasıta ve yardımcıları reddeder. 
166-) İlk insandan bu yana bütün insanların sîmalarının birbirinden farklı olması, Cenab-ı Allah’ın varlık ve Birliği’nin en net delillerinden biridir.
167-) Eşyanın icadı, yani var kılınması, ya yoktan var etme (ihtira) ile veya terkip, teşkil ve inşâ suretinde olur. 
168-) Allah’ın Kudret ve icraatını insanın güç ve icraatına kıyas..
169-) Ya bütün eşyanın yaratıcısı Allah’tır veya Allah, hiçbir şeyin yaratıcısı değildir.
170-) Her bir şey birer mühr-ü Ehadiyet ve birer sikke-i Samediyettir ve mekânın kâtibini gösterir.
171-) Cismen büyük olma, nitelik açısından da büyük olmayı gerektirmez. 
172-) Mükemmellikler Zâtın mükemmelliğini gösterir.
173-) Materyalistlerin “tabiat” dedikleri şey, olsa olsa ancak bir san’at olabilir, sâni‘ olamaz. 
174-) Kudret masdardır, Kader mistardır.
175-) Madde ve Hayat Münâsebeti
176-) Madde, asıl olmayıp, manâ sebebiyle vardır ve manâ ile varlığını devam ettirir. 
177-) Küçücük canlılardaki keskin duyular ve kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir.
178-) Her şeyi kuşatan bir İlm’in ve mutlak, sonsuz bir Varlığın olduğu yerde adem-i mutlak, mutlak bir İrade’nin ve Kader’in olduğu yerde tesadüf olmaz.
179-) Kâinatta ve/veya insan vücudunda her ve her bir şey tek bir kaynağa verilmezse, bu takdirde her bir şey, bütün eşya kadar müşkül ve ağır olur. Eğer her şey tek bir kaynağa atfedilirse, o zaman bütün eşya, bir şey kadar kolay olur. 
180-) Nasıl bulunduğu yerde kamu malından kırk parayı çalan bir adam, bütün  hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabûl ile bunu hazmedebilir..
181-) Varlıkta her bir türe dair bir ilim teşekkül etmiş ve etmektedir.
182-) Kâinatı idare eden Zât, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza etmektedir.
183-) Hiçbir kanun ve küllî kaide yoktur ki..
184-) Her şey, nefsinde manâ-yı ismiyle ve manâ-yı harfiyle ve Sâni’-i Zülcelâl’in İsimleri’ne ayna olması cihetiyle..
185-) Her bir kemal, ilmin, terakkînin, fen İlâhî bir İsm’e dayanır. 
186-)  İnsan İlâhî İsimler’in tecellilerine mazhar olmakla birlikte, İsimler’in çokluğu ve tecellilerindeki farklılıklar ile insanlardaki kapasite farklılıkları, insanların da farklılığına sebeptir. 
187-) Varlıkları bir iş veya harekete sevkeden, o iş veya hareketten beklenen faydalar ve neticeler ile, o iş ve hareketin verdiği veya sağladığı lezzettir. Kâinattaki sürekli faaliyet de, İlâhî İsimler’in aynı istikametteki tecellileri sebebiyledir. 
188-) İlâhî Kudret, her şeyi hareketli kılmış ve hiçbir şeyi mutlak hareketsizlikle mahkûm etmemiştir. 
189-) Yokluktan eşyayı çıkaran Kudret, o eşyayı ihmal edip, kendi haline veya başıboş bırakmaz. Ancak Hikmet’in murakabesi ve nezareti altında terbiye eder ve ettirir. 
190-) Eşya, vücuda geldikten sonra da Yaratıcı’dan alâkası kesilmez. Vücudun sürekli tekrarlanmasından ibaret olan bekası için daima Yaratıcı’ya muhtaçtır. (İşarâtü’l-İ’caz, Bakara Sûresi, 20. âyetin tefsirinde)
191-) Bütün maddî güzellikler.. Ve hakikatleri..
192-) Kelime-i şehadetin bürhanı içindedir..
193-) Her bir şey için iki sûret veya biçim vardır: Biri maddîdir ki, Kader..
194-) Kâinattaki intizam ve nizam, Kader’i ispat eder.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |
Bu yazı 20 kez okundu