X Arşiv
1-) Ben anladım ki; bunların hücumundan kurtulmak çaremiz yoktu.
2-) Bu musibetin geniş ve dehşetli plânı çoktan kurulmuştu.
3-) Aleyhimize çevrilen dolaptan kurtulmak imkânı bulmadık.
4-) Bize, zındıka hesabına, imanımız ve imana ve emniyete hizmetimiz için hücum ediliyor.
5-) Bizi perişan ederek, hâkimiyet‑i İslâmiye’ye ve millete ve vatana ecnebi hesabına darbeler vuruyorlar.
06-) Bize “cemiyet‑i siyasiye” nâmını verenler ya gayet fena bir surette aldanmış veya gayet gaddar bir anarşisttir.
07-) Risale‑i Nur şâkirtleri başkalara kıyas edilmez, dağıttırılmaz, vazgeçirilmez
08-) Dünyayı aleyhimize sevketseler; Kur’ân’ın kuvvetiyle, Allah’ın inâyetiyle kaçmayız.
09-) Bizi reddedip dalâlet hesabına mahkûm edenlere insaniyet damarıyla cidden acıyoruz.
10-) İntikamımız sizden pek çok ve muzaaf bir surette alınıyor, görüyoruz.
11-) Her bir hükûmette şiddetli muhalifler bulunur, hükûmet ele bakar, kalbe bakamaz.
12-) Risale‑i Nur şâkirtlerinden –kalben ve ruhen ve fikren– daha az sıkıntı çeken yoktur.
13-) Cennet ucuz değil.
14-) Mağaralarda, çilehânelerde riyâzet ile hayatlarını geçirenler bu zamanda olsaydılar…
15-) Az bir sıkıntı ve geçici, küçük bir zahmet ile böyle bir şeref‑i mânevîden geri kalmamak gerektir.
16-) Bu Şiddetli İmtihana Girmemiz Gerekti.
17-) Risale‑i Nur’un meslek‑i esası; ihlâs‑ı tam ve terk‑i enaniyet ve zahmetlerde rahmeti ve elemlerde bâki lezzetleri hissedip aramaktır.
18-) Şikayet etmek, kaderi tenkit ve teşekkür, kadere teslimdir.
19-) Şimdi ecel gelse ölsem, kemâl‑i rahat‑ı kalble karşılayacağım.
20-) Bütün sıkıntılara karşı sabır ve tahammülle mukabele etmek gerektir.
21-) Adalet‑i rahmet bizi toplattırdı, çoluk-çocuk Rezzâk‑ı Hakikîlerine emanet edildi.
22-) Evvel-âhir tavsiyemiz; tesânüdünüzü muhafaza.. enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz.. ve îtidal‑i dem ve ihtiyattır.
23-) Bizim arkadaşlar, uhuvvetlerini ve tesânüdlerini tevazu ile ve mahviyetle ve terk‑i enaniyetle takviye etmek, gayet lâzım ve zarurîdir.
24-) Karşımıza aldanmış veya aldatılmış bazı hocalar ve şeyhler ve zâhirde müttakîler çıkartılır.
25-) Ehemmiyetli ihsan‑ı ilâhî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir.
26-) Bu zamanda hizmet‑i imaniyede hazz‑ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesânüd ve ittihadı muhafaza eden bir hâlis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alıyor.
27-) Bu sebatsız zamanda böyle sebat gösteren ve bu yakıcı, ateşli hâllerden sarsılmayan bu samimî dindarlar ve ciddî müslümanlar eğer her biri bir veli, hatta bir kutub görünse…
28-) Temkinleriyle ve metânet ve itmînan‑ı kalbleriyle Risale‑i Nur şâkirtlerinin yüzlerini ak ettiler…
29-) İnşaallah, bu imtihanda dahi çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek.
30-) Münafıkların ehemmiyetli ve tecrübeli bir plânı, birbirini tenkit etmek asabiyetini veren sıkıntılı yerlerde toplattırır, boğuşturur, mânevî kuvvetlerini dağıttırır.
31-) Münafıklar, böyle vaziyetlerde kardeşlerin tesânüdünü ve birbirine karşı hüsn‑ü zanlarını bozmak için derler: “İşte o kadar ehemmiyet verdiğin zâtlar; âdi, âciz insanlardır.”
32-) Sizin kuvvetli tesânüdünüzü gören kanaat eder ki; bir hakikat var, hiçbir şeye feda edilmez, ehl‑i dalâlete başını eğmez, mağlup olmaz diye kuvve‑i mâneviyesi ve imanı kuvvet bulur.
33-) Sakın, sakın, münakaşa etmeyiniz! Beni bu sabırda taklit ediniz.
34-) Melek ve ruhânilerin ve insanlardan ehl‑i hakikatin ve ashab‑ı vicdanın ve iman‑ı tahkikî sahiplerinin nazarlarında, hak ve hakikat ve Kur’ân ve iman yolunda bu asra meydan okuyan bir kahramanlar kafilesi suretinde görünüyorlar.
35-) Bu kadar tehâcüme karşı kuvve‑i mâneviyesi kırılmayan zâtları ehl‑i hakikat ve nesl‑i âti alkışlayacakları gibi melâike ve ruhâniler dahi alkışlıyorlar.
36-) Pişman olmak ve vazgeçmek, büyük bir hasârâttır.
37-) Sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zâhirî inkâr ve çekinmekle azîmet ve sadâkate muhalif hareket eden kardeşlerimiz…
38-) Sizdeki ihlâs ve sadâkat ve metânet, şimdiki ağır sıkıntılarda birbirinizin kusuruna bakmamaya ve setretmeye kâfi bir sebeptir.
39-) Sahabelerin bir saati, başka velilerin bir gün, belki bir çilesi kadar kıymeti olduğu…
40-) Onlara, o kısma teslim olmak; bir nevi intihardır, İslâmiyet’ten pişman olmaktır, belki dinden insilah etmektir.
41-) Elbette bize en elzem iş…
42-) Bizler gibi binler adam hapse girse, hatta idam olsalar, Din‑i İslâm cihetiyle yine ucuzdur.
43-) Biz onların iki cihanda yaşamalarını istiyoruz, arıyoruz. Onlar bizim ölmemizi istiyorlar…
44-) Meşakkat ve mücâhede ve sıkıntıların altında inâyet ve rahmetin iltifatlarını gören…
45-) Kardeş kardeşinin kusurunu örter, unutur ve affeder.
46-) Risale-i Nur mağlup olmaz, bu memlekete yazık olur.
47-) Bizi sıkıştıran bir kısım resmî adamlar, vatan aleyhinde anarşiliğe meydan açıyorlar.
48-) Bize ilişen ya evhamından, ya garazından veya inadından ilişir.
49-) İntikamımız sizden pek çok ve muzaaf bir surette alınıyor, görüyoruz, hatta size acıyoruz…
50-) Her bir hükûmette şiddetli muhalifler bulunur; hükûmet ele bakar, kalbe bakamaz.
51-) Kahhâr bir el ile bu fâni cennetinizden ve mahbubunuz olan dünyadan tardedilip ebedî zulümâta çabuk atılacaksınız.
52-) Milyonlar kahraman başların feda oldukları bir kudsî hakikate, bizim gibi bazı bîçarelerin başları da feda olsun!
53-) Bu taarruz ve hücum inâyet‑i ilâhiye ile pek hafif bir sûrete çevrilmiş.
54-) Her bir şâkirt derecesine göre umum kardeşlerinin mânevî kazançlarına ve dualarına hissedar olur.
55-) Kader‑i ilâhînin emriyle ve inâyet‑i rabbâniyenin tensibi ve sevkiyle bu Medrese‑i Yusufiye kongresine gelmesinde
56-) Kardeşlerimiz hiddet edip dokunaklı konuşmasınlar, hem ihtiyatla hareket etsinler ve telâş etmesinler, hem herkese bu meseleden bahis açmasınlar.
57-) Mâbeynimizdeki hakikî ve uhrevî uhuvvet, gücenmek ve tarafgirlik kaldırmaz.
58-) Hakikî fedakârlar, birbirine karşı küsmeye değil; belki kemâl‑i mahviyet ve tevazu ve teslimiyetle kusuru kendine alır.
59-) Birbirine küsmemek ve kardeş olup barışmak lâzım ve elzemdir.
60-) Acı ilâç bilip sabır ve şükretmeliyiz, “Yâhu bu da geçer!” demeliyiz.
61-) Sıkıntıdan usanıp gidenler yerine daha metin, daha muhlis şâkirtler meydana çıktılar.
62-) Nur dairesinden ayrılmak ihtimali var diye titriyorum.
63-) Düşmanlarımızdan gelen zulüm mahkeme‑i kübrâda ve kısmen dünyada yüz derece ziyade intikamımız alınacağından…
64-) Âkıl odur ki; ferahlı ve güzel şeylerle meşgul olup çirkin, sıkıntılı şeylere ehemmiyet vermez; şekvâ ve merak yerine şükreder, sevinir.
65-) Biriniz bana en büyük bir hakaret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet‑i Kur’âniye ve imaniye ve nuriyeden vazgeçmezse ben onu helâl ederim, barışırım, gücenmemeye çalışırım…
66-) Bana yapılan bu son işkence dahi, bu manasız ve çok zararlı tesânüdsüzlüğünüzden geldiğine kanaatim var.
67-) İnşaallah bir halt edemezler. Nur’un ve imanın fedailerini çoğaltmaya sebebiyet verecekler.
68-) “Ecel birdir” itikat eden talebeler, fedailerden geri kalmazlar.
69-) Üç-dört eleklerle elenmek; hâlisâne, sırf hak ve hakikat nâmına olan hizmetinize pek çok lüzumu vardı.
70-) Cehennemden başka hiçbir ceza onları temizlemez.
71-) Sıkıntılı Musibetlerimi Hiçe İndiren Bir Hakikatli Tesellidir
72-) Kader bizi onların elleriyle tokatladı, adalet etti.
73-) Nur’lara zarar gelmemek için cesurâne ve ihtiyatsız hareketten bir derece çekinmek lâzımdır.
74-) Hileyle, dalkavuklukla ve yalanlarla kendilerini müdâfaaya tenezzül etmiyorlar.
75-) Birbirine selâmet-i iman hakkındaki samimî, mâsum lisanlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki…
76-) Bizim hizmetimizin ondan birini yapanlar, zahmetimizin on mislini çekmişler.
77-) Böyle bir zamanda böyle ihlâslı sadâkat, liveçhillâh uhuvvet ve fîsebîlillâh muâvenet, ancak âlî-himmet sıddîkînlerde bulunur.
78-) Sizler kaldıkça ben yaşıyorum…
79-) Binler seyyiâtı işleyen ve binler mânevî ve maddî hukuk‑u ibâdı mahveden adama taraftar çıkma…
80-) Millet ve vatanı ve hükûmetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tâbi etmek…
81-) Başkaların füturu ve çekilmesi, ehl-i himmetin şevkini, gayretini ziyadeleştirmeye sebeptir…
82-) Esas-ı velâyet, esas-ı takvâ, esas-ı azîmet ve esâsât-ı sünnet-i seniyye gibi ince, fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek bir vazife-i asliyesidir.
83-) Kur’ân hesabına vazifedar sayılırlar.
84-) Risale-i Nur’u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın.
85-) Muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri ebedî, daimî, sabit hidemât-ı imaniyeye nispeten ehemmiyetsizdir.
86-) O derece ahlâk bozulmuş ve metanet ve sadâkat kaybolmuş ki
87-) Sıdk ve ihlâsla girenlerin kazançları pek azîm ve küllîdir.
88-) Sadâkat ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir derecesiyle o ulvî ve küllî ubûdiyete sahip olur.
89-) Öyle kökleşmiş ki inşaallah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sinesinden onu çıkaramaz.
90-) Ehl-i diyanet dahi büyük bir vartaya düşüyorlar ve kısmen anlamıyorlar.
91-) O cereyanların hükmüne tâbi olarak, hemfikri olan münafıkları sever.
92-) Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı.
93-) Geçici rüzgârlara ehemmiyet vermeyiniz, bakmayınız.
94-) Bize ilişen, doğrudan doğruya imana tecavüz eder.
95-) Meşakkatli, külfetli, zevksiz, sıkıntılı a’mâl-i saliha ve umûr-u hayriye daha kıymetli, daha sevaplıdır.
96-) Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir.
97-) Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadâkat ve kırılmaz bir metanet ister.
98-) İnşaallah, zaman-ı sahâbedeki gibi, az amelle, pek büyük sevap ve a’mâl-i salihaya medar olur.
99-) Fena şeyle zihnen meşgul olmak da fena olduğu için..
100-) Derd-i maişet sersemliğiyle, ekser halk âhiret işlerine ikinci derecede bakmalarından..
101-) Hem Risale-i Nur şakirtlerinin yüz mislinden ziyade zâtlar, o kitaplarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar.
102-) Risale-i Nur şakirtleri esbaba ve nâsa ubûdiyet noktasında bir kıymet, bir ehemmiyet vermiyor.
103-) Muarızlara hiddet ve tehevvür ile ve mukabele-i bilmisil ile karşılamamalı.
104-) Hakikî müminler dahi bazen ehl-i dalâlete taraftar olmak gibi dehşetli hatada bulunuyorlar.
105-) Şakirtlerinin salâbet ve metanetlerine ilişecek bir tarzda daireniz içine sokmayınız.
106-) İhtiyat ve dikkat her vakit lâzımdır.
107-) Zındıka, nifak hasiyetiyle her tarafa döner. Senin dostunu kendine dost edip sana düşman eder.
108-) Gaybî istikbal-i dünyevîde ve dünya işlerinde, başa gelen hâdisâtı bildirmemekte…
109-) Rahmânürrahîm, her bîçârenin imdadına yetişebilir.
110-) Derd-i maişet zaruretine karşı, iktisat ve kanaatle mukabele etmeye zaruret var.
111-) Derd-i maişet cihetinden ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek…
112-) Ehl-i ilim ve ehl-i dinden, Risale-i Nur’un cereyanına karşı rakip çıkarmak…
113-) Birbirinizi tenkit ettirmeye meydan vermeyiniz.
114-) Her vakit ihtiyat iyidir.
115-)Binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar.
116-) Şahsi cesareti istimâl edemez.
117-) Niyet ve kast ile tokatlar gelmez.
118-) Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız.
119-) Böyle dostluk ve kardeşliğin firakı yok, hep visaldir.
120-) Hizmet sadakatinin bir ikram‑ı ilâhî olarak…
121- Bu hizmet‑i Kur’âniye’de başa ne gelirse gelsin…
122- Cinâyetleri, o kadar büyüktür ki, kısacık hayat‑ı dünyeviyeye cezâları sığışmadığından
123- Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.
124- İhtiyar ve iktidarımız haricinde bir dest‑i gaybî tarafından istihdam ediliyoruz.
125- Zulmümüzle, isyanımızla gazabı celb ediyoruz.
126- Risale‑i Nur ve şâkirtlerinin meşgul oldukları vazife, rûy‑u zemindeki bütün muazzam mesâilden daha büyüktür.
127- Gizli bir komitenin desisesiyle safdil bazı hocalar…
128- Ağır şerait içinde kahramancasına imanını ve ubudiyetini muhafaza etmesi…
129- Risale‑i Nur şâkirtlerinin tesanüdlerine zarar vermek için birbirinin hakkında sû‑i zan verdiriyorlar.
130-) Mübalâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir.
131- Din perdesi altında bazı safdil hocaları veya bid’a taraftarları veya enaniyetli sofi meşreplileri…
132- Şeraretli ruhun dahi ebedî bir haps‑i münferitte mahkûm olmakla beraber, ehl‑i iman ve ruhânîlerin nefret ve lânetini kazanacaksın.
133-Nurcuların kuvve‑i mâneviyelerini kırmak için bazı hocalar vasıta oluyorlar.
134-Ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan…
135-Muarızlara mukabele etmek ve onların hücumundan telâş etmek değil…
136- Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek.
137- Vehhamların çekilmesiyle daha ziyade gayret ve sebata, belki şevkle daha ziyade çalışmaya sebep olmak gerektir.
138- Kardeşlik ve Vatandaşlık, muhabbet ve uhuvveti zîr ü zeber eden yaklaşım!
139- Mâsumları himaye için, cânilerin cinayetlerini kendilerine münhasır bırakmak lâzımdır.
140- Konuşan Yalnız Hakikattir
❄❄❄