Bu Bölümde On Fasıl Vardır
[Bu bölümde bazı ayetlerin altına meali eklenmiştir..]
BİRİNCİ FASIL
İmam Ca’fer-i Sâdık’a (r.a.) Ait Sıkıntı ve Darlık Hallerinde Okunacak Dua
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey dar zamanlarımda dayanağım, muzdarip hallerimde sığınağım olan Allahım! Uyku gibi ârizî hallerden münezzeh görüp gözetmenle beni de gözet. Yıkılıp yok olması söz konusu olmayan desteğinle beni de koruyup kolla. Hakkımdaki tasarruf sadece Sana aittir; bana rahmetinle muamele eyle. ALLAH’IM! Ümit kaynağım Sen iken, nasıl helake maruz kalırım ben? Büyük Sen, kadri yüce yine Sensin. Benim korkup çekindiğim şeylerin hepsinin dizginleri Senin yed-i kudretindedir. Ancak Senin kudretine dayanarak düşmanlık besleyenleri defedebilirim. Onların şerrinden Sana sığınıyorum Allahım!
***
Ca’fer-i Sâdık’ın (r.a.) Bir Duası
Ey merhameti merhametlerin en üstünü olan Allahım! Rahmetine dehâlet ediyorum; beni bahtiyar olarak yaşat ve şehit olarak öldür!
***
İmam Ca’fer-i Sâdık Hazretlerinin Emniyet, Güven ve Esenlik Talebi İçin Yaptığı Bir Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey Yüceler Yücesi ALLAH’IM! Senden emn ü iman, selâmet ü İslâm, rızk u gına ve arkada affedilmedik büyük-küçük hiçbir günah bırakmayan bir mağfiret dileniyorum. ALLAH’IM! Senden hidayet, takva, iffet ve göz tokluğu, gönül zenginliği dileniyorum. Ey nida edildiğinde en güzel şekilde icabet eden; huzurunda yalvarıp yakarıldığında en layık surette cevap veren; kullarının ibadetlerini asla zayi etmeyen ve onlara en güzel şekilde mukabelede bulunan; yalnız kaldığında dergâhına sığınmak ve dünyanın fâni yüzünü terk edip Kendisine yakın olmak isteyen kullarına en güzel celîs ü enîs olan; en güzel sıfatlarından biri kerem, en yüce esmâsından biri Kerîm olan Yüceler Yücesi! Ey keremi sonsuz Kerîm! Ne olur, bu çaresiz kulunu sıyanetine al ve muhafaza et! ALLAH’IM! Beni Cehennem ateşinden koru; hayırlı kullarının sohbetiyle rızıklandır ve yevm-i kıyamette ebrâr arasında haşreyle. Hiç şüphe yok ki, Sen bir Vâhid ü Kahhâr, bir Melik ü Cebbâr ve bir Azîz ü Ğaffâr’sın. ALLAH’IM! Senin hıfz u sıyanetine dehâlet ediyorum; beni sıyanet buyur. Himayene ilticada bulunuyorum; beni himaye et. Rahmetini diliyorum; bana rahmetinle muamele eyle. Yardımını talep ediyorum; yardımını üzerimden eksik etme. Kurtarmanı diliyorum; dünyada ve ukbada her türlü ceza ve azaptan beni âzâde eyle. Nusretine sığınıyorum; beni nusretinle destekle. Rızkına ihtiyacımı arz ediyorum; üzerimdeki rızkını itmam buyur. İrşad ve yol göstericiliğine sığınıyorum; beni irşad et ve bana en doğru yolu göster. Koruyup kollamanı diliyorum; beni kusur ve günahlardan koru. Hidayetin için yalvarıyorum; beni her yolun en doğrusuna hidayet buyur. Senin her şeyime kâfî geleceğini huzurunda ikrâr ediyorum; beni başkalarına muhtaç bırakma. Rahmetini gözlüyorum; beni rahmetine gark eyle. Tevbemi kabul buyuracağın ümidini taşıyorum; ne olur, tevbemi kabul buyur. Ve mağfiretini dileniyorum; bütün günahlarımı mağfiret edip yarlığa. Şüphesiz o günahları Senden başka bağışlayacak hiçbir kimse ve hiçbir merci yoktur. Ey ma’siyet Kendisine zarar veremeyen, kullarını bağışlama hazinelerinden bir şey eksik etmeyen Ulu Allahım! O Sana zarar vermeyen ma’siyeti benden de affet ve hazinelerinden bir şey eksiltmeyen o mağfireti bana da lutfeyle. Sen mevhibe ve rahmeti bol Vehhâb ü Rahîm’sin. Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve âline kıyamet gününe kadar çokça salât ve selâm eyle. Kimden kime olursa olsun, bütün hamd ve senalar sadece Sana râcîdir Allahım!
***
Ca’fer-i Sâdık’ın (r.a.) Haftalık İstiâzeleri
1. Afet ve Hastalıklardan Korunmak İçin
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Kendini zikredenleri unutmayan ve yakarışlarla dergâhının kapısının tokmağına ısrarla dokunan kullarına haybet yaşatmayan Allah’a her türlü hamd ü sena ile hamd olsun. Hamd olsun, tevekkül sahibi kullarının bütün ihtiyaçlarını karşılayan Mevlâya. Hamd ü senalar olsun, tevekkülde zirveleşip sika mertebesine ulaşan kullarına başka kapılar aratmayan Rabb-i Ecell ü A’lâ’ya. Hamd olsun, ihsana ihsan, sabra necat, seyyiâta da afv ve ğufran ile mukabelede bulunan Ulular Ulusu’na. Hamd olsun, zararlarımızı telafi eden, gam ve hüznümüzü gideren ve belaları üzerimizden defeden Yüce Mevlâmız’a. Ve hamd olsun “Her türlü hamd O Allah’a mahsustur ki, asla evlat edinmemiştir. Hâkimiyetinde hiçbir ortağı yoktur. Acze düşüp de bir desteğe muhtaç olmamıştır de, ve tekbir getirerek O’nun büyüklüğünü ilan et!” buyurarak Yüce Zâtını tekbirlerle yadetmemizi emreden Allah’a. Büyük Allah’tır. Bütün hamd ü senalar O’na mahsus ve O’nun hakkıdır. Sabah-akşam tesbihlerle anılmaya layık yegâne Zât O’dur. Gerçek güç ve kuvvet de Yüceler Yücesi Allah’a aittir. İşte sadece şanı yüce O Allah’a inandım ben. Ne kadar put ve tâğut varsa hepsini inkâr ettim. Ve kopmayan ipe (Kur’ân’a) sarıldım. Allah her şeyi işitir, bilir.
İKİNCİ FASIL
“Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” kalesine sığındım. Varlığımı Rabbim Allah’a emanet ettim. Uzuvlarıma gelebilecek zararlardan Vâhid ü Kahhâr Allah’a sığındım. Kem gözle bakanlara bin(ler) “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahilaliyyilazîm” ile mukabelede bulundum.
اَلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَـكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا۠ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ فَانْقَلَبُوا بِـنِعْمَةٍ مِنَ اللهِ وَفَضْلٍ لَـمْ يَمْسَسْهُمْ سُۤــوءٌ وَاتَّـبَعُوا رِضْـوَانَ اللهِۘ وَاللهُ ذُو فَـضْـلٍ عَـظِـيـمٍ
Ayet Meal: [“Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine: ‘Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun!’ dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve ‘Hasbünallah ve ni’me’l-vekil/Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” demişlerdir. Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah’tan bir âfiyet, selâmet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah çok büyük lütuf ve inayet sahibidir.”] [Âli İmran Sûresi 173-174]
Rabbime çokça sığındım ve her dem ta’zim ile anmaya çalışarak O’na tevekkül ettim.
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهِ ، قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
Ayet Meal [“Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona sıkıntıdan çıkış kapıları açar. Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir.” (Talak-3)]
اخْسَؤُا فيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
Ayet Meal [“Allah Teâlâ: ‘Kesin sesinizi, sakın bir daha Bana bir şey söylemeye kalkışmayın!’ buyurur.”
وَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا يَنْطِقُونَ
Ayet Meal [“İşledikleri zulüm yüzünden tehdit olundukları azap hükmü onlar hakkında gerçekleşti, onların artık konuşacak halleri kalmadı.”]
Ayet Meal [“Rabbiniz o Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra da Arş’a istiva buyurdu. O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürür. Güneş, Ay ve bütün yıldızlar hep O’nun buyruğu ile hareket ederler. İyi bilesiniz ki yaratmak da, emretmek yetkisi de O’na mahsustur. Evet, o Rabbül’âlemîn olan Allah ne yücedir! Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gerçekten O, haddi aşanları hiç sevmez. Düzeltilmiş olan ülkeyi ifsat etmeyin. Hem endişe, hem de ümit ile O’na yalvarın. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır.”] (Araf suresi, 54.)
Bu duayı taşıyan yahut okuyanla beraber, gece yahut gündüz meydana gelebilecek şerlerden ve yere giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen ne varsa hepsinin şerrinden Vâhid ü Kahhâr olan Allah’a sığınıyorum. “Şu zalimler güruhunun elinden beni halâs eyle ya Rabbî!” “Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, onların yanıma sokulmalarından Sana sığınırım!”
قَالَ مُوسَى مَا جِئْـتُمْ بِهِ السِّحْرُۘ إِنَّ اللهَ سَيُـبْطِلُهُۘ إِنَّ اللهَ لَا يُـصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ
Ayet Meal: “Onlar iplerini ve değneklerini atınca Mûsa (aleyhisselâm) şöyle dedi: Yaptığınız şey, sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
وَلَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ
***
2. Nazardan Korunmak ve Şeytanı Uzaklaştırmak İçin
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber Cenab-ı Allah’a sığınıyorum.
اَللهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ إِلَّا بِـإِذْنِهِۘ يَعْلَمُ مَا بَـيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ۤ إِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِـيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ وَلَا يَؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Bu duayı taşıyanla beraber, [“Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden”], [“Ne doğuran ne de doğurulan, ne de herhangi bir şey Kendisine denk olan” Ehad, Ferd ve Samed Rabbime sığınıyorum. Onların hepsinden aynı şekilde “Sabahın Rabbine” sığınıyorum.] [Yine, “İnsanlara vesvese veren insî ve cinnî şeytanların şerrinden, insanların Rabbine, yegâne Melikine ve İlahına”, Mâlikü’l-Mülk olan Allah’a sığınıyorum.] ALLAHIM! [“Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de çeker alırsın. Dilediğini azîz, dilediğini zelîl kılarsın. Her türlü hayır yalnız Senin elindedir. Sen elbette her şeye kâdirsin.”] [“Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’nun nezdindedir. Dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediğinin de daraltır. Çünkü O, her şeyi bildiği gibi her duruma en uygun olanı da bilir.”] Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber yerin üzerine düşmesin diye göğü tutan, idraklerin ihata edemeyeceği Ululardan Ulu Allah’a, ne bir iyinin ne de bir kötünün aşamayacağı birbirinden güzel isimlerine, Ümmü’l-Kitap’a, Seb’u-l-Mesânî’ye, Kur’ân-ı Azîm’e, İsm-i A’zam’a, Allah’ın tastamam kelimât-ı tayyibesine, nur-u vechine ve izz ü celâline sığınıyorum.
وَالصَّٓافَّاتِ صَفاًّۙ ١ فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراًۙ ٢ فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراًۙ ٣ اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ ٤ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ ٥ اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ ٦ وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ ٧ لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ ٨ دُحُوراً وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ ٩ اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ١٠ فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ طِينٍ لَازِبٍ١١
Ayetler Meâl [“Yemin ederim o saf saf dizilenlere, sevk u idare edip men edenlere, kitap okuyanlara ki, sizin İlahınız bir tek İlahtır. Biz dünyaya en yakın semayı yıldızlarla süsledik. Ve orayı her türlü şeytandan koruduk. Onlar Mele-i Âla’ya yükselip dinleyemezler ve her taraftan bombardımana tutulurlar. Dinlemeye kalksalar kovulup atılırlar. Hem onlar için devamlı bir azap vardır. Ne var ki içlerinden birisi bir söz kırıntısı kapmayı başarırsa, derhal yakıcı ve delici bir ışın onu kovalar.” (Saffat Suresi 1-11) ]
İbrahim’i Halîlullah, Mûsa’yı Kelîmullah, İsa’yı Neciyyullah ve Muhammed’i (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) Habîbullah edinen Rabbime sığınır, binler defa,
“لاَ حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ derim. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz ehl-i beytine ve insanlık âleminin gözde nesli olan ashâb-ı kirâmına salât ve selâm olsun!
ÜÇÜNCÜ FASIL
3. Büyücü, Şeytan, Zâlim ve Cinlerin Şerlerinden Korumak İçin
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber azgın, cebbar, inatçı şeytanların ve güçlü cinlerin, ön ayaklarını yayarak oturan pençelilerin, karaları ya da denizleri, tepeleri veya ormanların içlerini mesken edinmiş kadın-erkek sihirbazların, yataklara ve beşiklere düşkün olan zararlı mahlûkatın, ahdini bozan insanların, cesetlere taarruz edenlerin, kulak ve göz hırsızlığı yapanların ve Allah’ın Nâm-ı Celîli zikredildiğinde (gayzlarından) ateşin içine atılan demir ve kurşunun erimesi gibi eriyenlerin şerrinden, [“Yüksek semaları ve yeri yaratan, Arş’a istiva buyuran, göklerde, yerde, ikisi arasında ve yerin altında ne varsa hepsinin yegâne sahibi, açığı da gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilen, Kendisinden başka bir ilah asla söz konusu olmayan ve güzellerden güzel isimler Zâtına ait olan”] Allah’a sığınıyorum. Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber, Hazreti Dâvud’a dağları, Hazreti Süleyman’a rüzgâr, cin ve insanları musahhar kılan Hannân ve Mennân Rabbim’e sığınıyorum.
إِنَّـهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَإِنَّـهُ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
Meal: “Mektup Süleyman’dandır (aleyhisselâm) ve ‘Rahman, Rahîm Allah’ın adıyla’ diye başlayıp, ‘Bana karşı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet göstererek yanıma gelin.’ diye devam etmektedir.”
كَـتَبَ اللهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَـا وَرُسُلِيۘ إِنَّ اللهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
Meal: “Allah, ‘Ben ve elçilerim elbette galip geliriz.’ diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak galiptir.”
وَمَنْ يَـتَـوَكَّلْ عَلَى اللهِ فَهُوَ حَسْبُهُۘ إِنَّ اللهَ بَالِغُ أَمْرِهِ۪ۘ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَـدْرًا
Meal: “Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir.”
وَاللهُ مِنْ وَرَۤائِهِمْ مُحِيطٌ بَلْ هُوَ قُرْأٰنٌ مَجِيدٌ فِي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ
Meal: Allah, ilmi ve kudretiyle onları arkalarından kuşatır. Hayır, hayır! Kur’ân onların iddia ettikleri beşer sözü değildir. O, Levh-i Mahfuz’da olan pek şerefli bir kitaptır.”]
وَتَوَكَّـلْتُ عَلَى اللهِ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَى اللهِ
Meal: Ben de Allah’a tevekkül ettim ve sırtımı O’nun kudretine dayadım.
يَا قَوْمَنَۤا أَجِيبُوا دَاعِيَ اللهِ وَأٰمِنُوا بِـهِ يَغْفِرْ لَـكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Meal: “Ey kavmimiz! Allah yoluna davet eden bu elçinin çağrısını kabul ve ona iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı affetsin ve gayet acı bir azaptan sizi kurtarsın.”
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَـبْقَى وَجْهُ رَبِّـكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Meal: “Yerin üstünde olan herkes fânidir. Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zâtı bâkî kalır.”
وَزَكَرِيَّۤا إِذْ نَادَى رَبَّـهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِـي فَـرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ فَاسْتَجَبْنَا لَـهُ۬ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُۘ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَـنَا رَغَـبًا وَرَهَـبًاۘ وَكَانُوا لَـنَا خَاشِعِينَ
Meal: “Zekeriyya’yı da (aleyhisselâm) an. Hani o: ‘Ya Rabbî, beni evlatsız, tek başıma bırakma ki (lutfedeceğin evladım) bana vâris olsun. Bununla beraber iyi biliyorum ki, herkes fânidir, herkesten sonra bâkî kalan, bütün vârislerin en iyisi olan Sensin Sen!’ diye dua ediyordu. Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya’yı armağan ettik. Bunun için de eşini çocuk doğurmaya elverişli hâle getirdik. Doğrusu onlar hayırlı işlere koşuşur, iyilikte yarışır, hem ümit, hem endişe içinde Bize yakarırlardı. Gerçekten Bize derin bir saygı gösterirlerdi.”
Azamet sahibi Allah’a iman ettim. Yarattıklarının şerrinden bin “Lâ havle velâ kuvvete illa billahilazîm” ile Allah’ın sapasağlam dinine ve tastamam kelimelerine sığındım. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz ehl-i beytine, yakınlarına, ashâb-ı kirâmına kıyamete kadar çokça salât ve selâm eyle ve onların yüzü suyu hürmetine bizim dualarımızı kabul buyur!
4. Düşman, Musibet ve Tuzak Gibi Kötülüklere Karşı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Kendisinden başka bir ilah olmayan, gayb ve şehadet âlemlerini bilen, dağa tecelli buyurup onu un ufak ettiğinde elçisi Mûsa’nın (aleyhisselâm) bayıldığı, Yüceler Yücesi Rabbim! Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber kadın-erkek bütün sihirbaz, cin ve gulyabanîlerin, İblis, ordusu, taraftarları ve tâbilerinin, zalimlerin, kötülük maksadıyla sihir öğrenenlerin ve perçemi Senin yed-i kudretinde bulunan bütün yaratıkların şerrinden Sana sığınıyorum. Rabbim elbette Senin her icraatın hem güzel hem de âdildir; dosdoğrudur. Şeytanların ve dostlarının dürtmelerinden, kışkırtmalarından, aldatmalarından, rüzgârlarından; yürüyenlerinden yahut binek kullananlarından; toplu ya da tek hareket edenlerinden; yine onlar içinde havayı, düz arazileri veya dağları mesken tutanların, karaların ya da denizlerin dehlizlerinde yaşayanların, ateşe veya suya tapanların, sokaklarda gezinenlerin yahut vahşi ve yırtıcı hayvanlara eşlik edenlerin, tepelerde, ormanların derinliklerinde, harabelerde ya da yerleşim yerlerinde hayat sürdürenlerin ve insanların kalblerine vesvese verip onların günah işlemelerine sebep olanların şerlerinden Kebîr, Müteâl, sekiz meleğin, sağlam Arş’ın, zevâli olmayan Kürsî’nin Rabbi’ne; Arş’ın, güzellik ve azamet otağının üzerinde yazılı ismine; kendisiyle ölüleri dirilttiği ve dirilerin canını aldığı ismine; ism-i a’zama, esmâ-i hüsnâya ve yine kendileriyle enbiyaya (aleyhimüsselâm) ve hususiyle Hazreti Muhammed’e (aleyhissalât ü vesselâm) nimetler verdiği isimlerine ve Kebîr, Kerîm, Azîm Rabbim’in Cennet’i, Cehennem’i, gece ve gündüzü yarattığı isimlerine sığınıyorum.
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber kendileriyle yıldızların aydınlandığı, arzın istikrar kazandığı yüce isimlerine, Arş-ı A’zam’a, kullarının yüce emellerini gerçekleştiren ve onlara bolluk üstüne bolluk yaşatan Rabbime, esmâ-i hüsnaya, onların içinde duaların daha çabuk kabulüne vesile olanlara, kendisiyle, kullarından dua edenleri muhabbet ve rızasıyla karşıladığı yüce, gizli ve bereketli ismine ve Tevrat, İncil, Zebûr ve Kur’ân-ı Azîm’deki bütün isimlerine sığınıyorum. Yüce Rabbim! Ne olur, bu dua ile kapının tokmağına dokunanları inatçı zalimlerin ve zarar verebilecek cinlerin, ayakta olanlarının ya da oturanlarının, uyuyanlarının veya uyanık olanlarının gizli ve açık şerlerinden muhafaza buyur. Sonsuz “لَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ” ile huzuruna geliyor, hamd ü senalarımızı arz ediyor ve dualarımızı kabul buyurmanı diliyoruz. Yakarışlarımıza icabet buyur, Rabbimiz!
DÖRDÜNCÜ FASIL
5. Gece-Gündüz Ansızın Gelebilecek Belalar ve Habîs Ruhlara Karşı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber arzın, hükmüyle ayakta durduğu, yıldızların, emriyle kaydığı ve dağların, izniyle yürüdüğü Allah’a sığınıyorum. [“Göklerde ve yerdekiler, hatta Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün canlılar ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyorlar. İnsanların çoğu hakkında ise azap hükmü kesinleşmiştir. Allah’ın zelîl kıldığını azîz edecek kuvvet yoktur. Şüphesiz ki Allah ne dilerse onu yapar.”] ve [“Allah dilediği şekilde hükmeder.”]
Bu duayı taşıyanla beraber, yaratılıp yeryüzüne saçılanların, gece ya da gündüz ortaya çıkanların ve perçemleri Yüce Allah’ın yed-i kudretinde olan bütün canlıların şerrinden Rabbim’e sığınıyorum [“Şüphesiz ki Rabbimin her icraatı doğru ve güzeldir.”] [“Sen Kur’ân okuduğun zaman, Seninle âhirete inanmayanlar arasına bir perde çekeriz. Kalblerinin üzerine O’nu iyi anlamalarına mâni kılıflar geçirir, kulaklarına da ağırlıklar koyarız. Sen Kur’ân’da Rabbini tek olarak andığın zaman, onlar nefretle arkalarını dönüp giderler.”] Hakk’ın sem’, basar ve kuvvetine sığınırım da, düşmanlık besleyenler bir anda, kulaksız, gözsüz ve kuvvetsiz kalıverirler. Enbiya ve evliyanın da dehâlet ettiği risalet iklimine dehalet ederim de, zorba firavunlar bana bir kötülük yapamazlar. Cebraîl’i sağımda, Mikaîl’i solumda, Azraîl’i arkamda ve Efendimiz Muhammed’i (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) da önümde kabul ettim ve zalimlerin yapacağı kötülüklerden, her hâlime muttali olan Rabbime sığındım.
وَمَنْ يَـتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ فَهُوَ حَسْبُهُۘ إِنَّ اللهَ بَالِغُ أَمْرِهِ۪ۘ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَـيْءٍ قَدْرًا، إِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَ وَإِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِـبُونَ
Ayet Meâl [“Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir. Gerçekten Allah her şey için bir ölçü, her iş için bir vâde belirlemiştir.”]•[“Onlar yardımımıza mazhar olacaklar ve Bizim ordumuz mutlaka galip gelecektir.”]
، شَهِدَ اللهُ أَنَّـهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰۤئِكَةُ وَأُوۨلُوا الْعِلْمِ قَۤائِمًا بِالْقِسْطِۘ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيـزُ الْحَكِيمُ إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ الْإِسْلَامُ
- Ayet Meâl [“Allah’tan başka ilah olmadığına şahit bizzat Allah’tır. Bütün melekler, hak ve adaletten ayrılmayan ehl-i ilim de bu gerçeğe, Azîz ve Hakîm (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibi) Allah’tan başka ilah olmadığına şahittirler. Allah katında hak din İslâmdır.”]
قُلْ أُوۧحِيَ إِلَيَّ أَنَّـهُ اسْتَمَعَ نَـفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُۤوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْأٰنًا عَجَبًا يَهْدِٓي إِلَى الرُّشْدِ فَأٰمَنَّا بِهِْ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَۤا أَحَدًا لَا يَغْلِبُ اللهَ غَالِبٌ وَلَا يَـنْجُو مِنْهُ هَارِبٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ
Ayet Meâl [“De ki: Bana vahyolundu ki, bir cin cemaati Kur’ân’ı dinledikten sonra şöyle dediler: “Biz gerçekten, doğru yolu gösteren harikulade bir Kur’ân dinledik. Bundan böyle Rabbimiz’e asla bir ortak tanımayacağız.” Hiçbir şey ve hiçbir kimse Allah’a galip gelemez ve onun kudretinden kaçamaz. O Semî’ ve Basîr’dir. ]
،إِنَّ اللهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّـقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ
،وَلَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ
وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَـرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَسَلَّمَ وَالْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meâl [“Muhakkkak ki Allah, takva dairesinde hareket edenler ve ihsan sahipleriyle her zaman beraberdir.”]، Gerçek güç ve kuvvet O’nundur ve O’ndandır. ،Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd ve sena, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz aile fertlerine ve insanlık âleminin seçkin nesli olan ashâb-ı kirâmına da salât ü selâm olsun. Âmîn!
6. İnsan ve Cinlerden Gelebilecek Zararlara, Hastalık ve Gönül Darlığına Karşı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber, gece veya gündüz olabilecek, kalblerin duyacağı ya da gözlerin fark edeceği şerlerden, cinlerin ve insanların kötülüklerinden, Kendisinden başka ilah olmayan Cenab-ı Allah’a, ne bir iyinin ne de bir kötünün aşamayacağı tertemiz, bereket vesilesi, gizli ve sırlı kelimelerine, Ümmü’l-Kitap’a, Seb’u-l-Mesânîye, Kur’ân-ı Azîm’e, semâvât ve arza [“İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin.”] buyuran Vâhid ü Kahhâr Rabbime sığınıyorum.
قُـلْ أَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِـهِٓ أَوْلِـيَۤاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِأَنْـفُسِهِمْ نَـفْعًا وَلَا ضَرًّ ،مَنْ يَـهْـدِ اللهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِىۚ وَمَنْ يُضْلِلْ فَـأُوۨلٰۤئِكَ هُمُ الْخَاسِـرُونَ،لَوْ أَنْـزَلْـنَا هٰذَا الْقُرْأٰنَ عَلَى جَبَلٍ لَرَأَيْـتَـهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللهِۘ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَـتَـفَكَّرُونَ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ يَۤا أَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ لَۤا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ وَلَۤا أَنْـتُمْ عَابِدُونَ مَۤا أَعْبُدُۚ وَلَۤا أَنَاۨ عَابِدٌ مَا عَـبَـدْتُمْۙ وَلَۤا أَنْـتُـمْ عَابِدُونَ مَۤا أَعْـبُـدُۘ لَـكُمْ دِينُـكُمْ وَلِيَ دِينِ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ هُـوَ اللهُ أَحَدٌۚ اَللهُ الصَّمَدُۚ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ وَلَمْ يَـكُنْ لَـهُ كُفُوًا أَحَدٌ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَۙ وَمِنْ شَرِّ النَّـفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ مَلِكِ النَّاسِۙ إِلٰهِ النَّاسِۙ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ اَلَّذِي يُـوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِۙ مِنَ الْجِـنَّـةِ وَالنَّاسِ
***
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَـيْدًا وَأَكِيدُ كَـيْدًا فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا ، رَبَّـنَۤا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَـبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
***
“Bismillahirrahmanirrahîm”’in faziletine dayanıyor, insanlığın atası Hazreti Âdem, Hazreti Şît, Hazreti Nûh, Hâbil, Hazreti Lût, Hazreti İdris, Hazreti Salih, Hazreti Dâvud, Hazreti Süleyman, Hazreti İbrahim, Hazreti İshak, Hazreti Yakub, Hazreti Yusuf, Hazreti Mûsa, Hazreti İsa, Hazreti Yahya, Hazreti Zekeriya, Hazreti İlyas, Hazreti Hızır, Hazreti Uzeyr ve Hazreti Muhammed’in (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) sığındıkları Rabbü’l-âlemîn’e sığınıyorum.
Bin kez, binler kez,
“لَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ”
ve
“ وَحَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ”
ile Rabbime teveccüh ediyorum. Salât ü selâm din gününe kadar Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âline, ashâb-ı kirâmına; bütün hamd ü senalar da Âlemlerin Rabbi Allah’a olsun. Âmîn!
BEŞİNCİ FASIL
7. Nazardan Korunma, Makbuliyet, Heybet, Nusret, Emniyet ve Lütuflara Mazhariyet İçin
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Bu duayı taşıyan ve okuyanlarla beraber Hayy, Kayyûm, Mâlikü’l-mülk, celâl ve ikram sahibi; yüce saltanatın, kudret-i kâhirenin, izzet-i gâlibenin yegâne mâliki; cömertlik, güzellik, ululuk şanı olan Vâhid, Ehad, Ferd, Samed, Cebbar ve Mütekebbir Allah’a sığınıyorum. Kem nazardan; kötülükte kullanılan kulaktan, elden ve ayaktan; şerlere dâyelik yapan kalbden ve sineden; kâfir nefislerden, bağlayıcı yeminden, bunların zâhirinden ve bâtınından yine Allah’a sığınıyorum. [“Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşır.”]
Benim sığındığım Rabbim Rahman ve Rahîm’dir. [“İyi bilesiniz ki, yaratmak da, emretmek yetkisi de O’na mahsustur.”] Arap, Pers, Türk, Kürt, Nasârâ, Yehûd, bütün kötü ve fâsık kimselerin ve perçemi Rabbim’in yed-i kudretinde bulunan topyekün mahlûkatın şerrinden de yine O’na sığınıyorum. [“Şüphesiz ki Rabbimin her icraatı doğru ve güzeldir.”] Zarar verecekleri hapseden mahbesin, yanan ateşin, kuru taşın, dondurucu suyun, karanlık gecenin Rabbine sığındım ve kem nazarla bakanların nazarlarını kendilerine iade ettim. Evet, [“Kim Allah’ın ve Resûlü’nün karşısına çıkarsa bilmeli ki, Allah’ın cezası çetindir.”] Mağfiret buyur ya Rabbî! Sübhansın. Bütün hamd ü senalar yalnız Sanadır. Büyük Sensin. Gerçek güç ve kuvvet de yalnız Senindir ve Sendendir. Allah neyin olmasını dilerse o mutlaka olur, neyin de olmamasını dilerse o da katiyen olmaz. “Çok iyi biliyorum ki, Allah her şeye kâdirdir.” “Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.” “Her şeyi de bir bir kaydetmiştir.” (Ey Nefsim!) “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd”, “Tâ Hâ”, “Yâ Sîn”, “Hâ Mîm” “Ayn Sîn Kâf” ile nerede ve ne zaman dilersen Rabbine teveccüh et; teveccühün mutlaka karşılık bulacak ve sen nusrete mazhar olacaksın.
İstiâzenin Hitâmı
Bu yedi duamı, arzın üzerine düşmesinler diye sema tabakalarını tutan Azîz ve Kaviyy Rabbimin ve Hazreti Süleyman’ın (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) mührüyle mühürlüyorum. [“Mektup Süleyman’dandır (aleyhisselâm) ve ‘Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla’ diye başlayıp, ‘Bana karşı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet göstererek yanıma gelin!’] diye devam etmektedir.” Ayrıca, Şah-ı Rusül Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) mührüyle mühürlüyorum.
أَلَۤا إِنَّ أَوْلِيَۤاءَ اللهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Meâl [“İyi bilesiniz ki, Allah’ın dostları için korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.”]
إِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَـتَـهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ أٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Meâl [“Muhakkak ki, Allah ve melekleri şanı yüce O Nebî’ye hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” ]
سُـبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ ، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ
Meâl [“İzzet ve kudret sahibi olan senin Rabbin onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberleredir. Bütün hamdler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.”] •Gerçek havl ve kuvvet Allah’ındır ve Allah’tandır. Ne olur, ey merhametliler merhametlisi Allahım! Bu aciz bendelerine rahmet ve şefkatinle muamele eyle! Âmîn!]
Mûsa el-Kâzım’ın (r.h.) Kayıtlardan Kurtulmak İçin Yaptığı Dua
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey her sesi işiten, kemiklere et giydiren, öldükten sonra onları yeni bir yaratılışa mazhar eden, suç işleyen kullarını hemen cezalandırmayıp onlara düşünme mühleti veren, sayılamayacak kadar çok olan ihsanları bir inkıtaya uğramadan akıp akıp gelen Rabbim! Bütün güzel isimlerin ve özellikle kullarından hiçbir kimsenin bilemediği gizli ism-i a’zamın hatırına Sana yalvarıyorum. Ne olur, kulluğuma mâni olan bütün kayıtlardan beni âzâde eyle!
ALTINCI FASIL
Üveys el-Karanî Hazretleri’nin Bir Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Yüce huzurunda içimi dökmeyi diliyorum; müsaadeni istirham ediyor, Senin en son ve en büyük elçin Hazreti Muhammed’e ve aile efradına salât ü selâm ederek başlıyorum. RABBİM! Senin yardımına müracaatta bulunuyor ve Sana tevekkül ediyorum. Ne olur, ne dünya ne de âhiret umûrunda beni aczim, fakrım ve çaresizliğimle baş başa bırakma. Ey buraların ve ötelerin Rahman ve Rahîm Rabbi! İşte kulluğumla kapına geldim ve huzurunda dileniyorum. Zelîlim, esirinim, zayıfım, muhtacım, iflas etmiş bir çaresizim, ey bütün Âlemlerin Rabbi olan Allahım! Bahtsızım ama kapındayım, ey yardım talebinde bulunanların taleplerini karşılayan Sultanlar Sultanı! Gamlıyım, kederliyim fakat kapındayım, ey tasalı gönüllerin hüznünü gideren hilm Sahibi! İsyankârım lâkin Senin istediğin iyi ve sadık kimselerden olabilmeyi umarak kapına geldim. Geldim ve günahlarımı huzurunda ikrar ediyorum, ey Merhametliler Merhametlisi! Hatalarımın farkında olarak kapına dayandım, ey günahları örten ve günahkâr kullarını affeden Rabbim! Kusurlarımı ve affına olan ihtiyacımı huzurunda bir kez daha itiraf ediyorum, ey Âlemlerin Rabbi! Nefsine zulmetmiş bir zavallı olarak kapının tokmağına dokunuyorum, ey zulüm işleyenlerin bile rahmetini umduğu Rabbim! Çok cürümler işledim; acınacak bir hâlim var. Ben de yüce divanında yere kapaklanıyor, boynumu büküyorum.
Yüce Mevlâm! Merhametini esirgeme n’olur! Ben günahkârım, Sense bağışlayansın! Günahkâr kulları Senden başka kim bağışlayabilir? Mevlâm, Mevlâm! Sen Yüceler Yücesi yegâne Rabbsın; bense zavallı bir abdim! Abdine Rabbinden başka kim merhamet edebilir? Mevlâm, Mevlâm! Sen her şeyin sahibi olan Mâlik-i Hakîkîsin; bense Senin nihayetsiz mülkünde zavallı bir köleyim! Bir köleye onun sahibinden başka kim şefkat gösterebilir? Mevlâm, Yüce Mevlâm! Azîz olan Sensin, bense bir zelîlim. Zelîlleri düştükleri zilletten, Azîz olandan başka kim çıkarabilir? Mevlâm, Mevlâm! Gerçek güç ve kuvvetin hakikî sahibi Sensin. Bense pek zayıf ve güçsüzüm. Zayıf ve güçsüzlere, gerçek güç ve kuvvet Sahibinden başka kim inayet edebilir? Mevlâm, Mevlâm! Kerem Senin şanındır; Kerîm de yalnız Sensin. Bense tam bir zavallıyım. Düşmüşlere Kerem Sahibinden başka kim lütufta bulunabilir? Mevlâm, Ulu Mevlâm! Rızık hazinelerinin sahibi, Rezzâk-ı Hakîkî Sensin. Bense Senin rızkına her zaman muhtaç bir gedayım! Beni Senden başka kim doyurabilir ve kim rızıklandırabilir? Mevlâm, Yüce Mevlâm! Sen büyük günah irtikâp edenleri bile bağışlayan affı pek bol Ğaffâr u Rahîm’sin. Benim gibi ömrünü isyan vadilerinde tüketmiş bir günahkârı affına hudut olmayan Senden başka kim affedebilir?
YEDİNCİ FASIL
Ya Rabbî ve yâ İlahî! Nihayetsiz şefkat ve merhametin sahibi Hannân, sonsuz nimetleriyle topyekün varlığa ihsan üstüne ihsanda bulunan Mennân Sensin. Ben de aczimi, fakrımı şefaatçi kılıp kabrin zulmetinden ve darlığından rahmetinin enginliğine sığınarak “el-emân, el-emân” diyor, Senden eman dileniyorum. Münker ve Nekîr’in cevabı çok zor sorularına ve yürekleri hoplatan mehabetlerine karşı el-emân, el-emân! Kabrin vahşetine, sıkıştırmasına ve bütün zorluklarına karşı el-emân, el-emân! Uzunluğu elli bin sene olan bir günün azabından el-emân, el-emân! [“Senin sıyanet seralarına aldıklarının dışında yerde ve göklerdeki herkesin korkudan yüreklerinin ağzına geleceği, Sur’un üflendiği o günün dehşetinden”] el-emân, el-emân! [“Arzın müthiş bir zelzeleyle sarsıldığı, göklerin, kağıtlarının dürüldüğü gibi dürüldüğü, yeryüzünün ve semaların alt-üst edilip başka bir âleme tebdîl edildiği, bütün insanların kabirlerinden kalkıp Senin huzuruna çıkarıldıkları, dünya hayatındayken yapıp ettikleri şeylerin herkesin önüne serileceği ve kâfirlerin, ‘Ah, keşke toprak olsaydım!’ diyecekleri günün ürperticiliğinden”] el-emân, el-emân! [“Malın-mülkün, evlâd ü iyâlin hiçbir fayda vermeyeceği, sadece selîm bir kalble yüce huzura gelenlerin kurtulabileceği”] arşın derinliklerinden, [“Nerede dünya hayatını isyan derelerinde, cürüm vadilerinde geçirenler? Nerede elest bezminde Allah’a verdikleri söze ihanet edenler ve koskoca ömrü bir kayıptan ibaret olanlar?”] diye nida edildiği günün eleminden ve ızdırabından el-emân, el-emân!
RABBİM! Yüceler Yücesi Rabbim! Gizlimi de açığımı da bilen Sensin! Lütfen beni mazur gör ve tevbemi kabul buyur! Benim Senin rahmetine, merhametine, şefkatine, inayetine, sıyanetine, hıfz u riayetine ne kadar muhtaç olduğumu en iyi Sen biliyorsun. Ne olur dileğimi yerine getir ve beni haybet ve hüsrana uğratma. Ya Rabbelâlemîn ve ya Erhamerrâhimîn ve ya Ekramelekramîn! Hadd ü hesaba gelmez günahlarımdan ve isyanlarımdan da yine Senin afv u mağfiret deryana iltica ediyor ve bir kez daha “el-emân, el-emân” diyorum. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim zulümlerden ve başkalarına verdiğim eziyetlerden dolayı el-emân, el-emân! İstikametimi koruyamayıp başkalaştığım için el-emân, el-emân! Heva ve heveslerin oyuncağı hâline gelmiş nefs-i emmaremin yaptıklarından/yaptırdıklarından el-emân, el-emân! RABBİM! Merhameti sonsuz Rabbim! Nefsimi yoldan çıkaran kirli arzulardan, mülevves düşüncelerden “âh!” deyip inliyorum. Onların hepsinden Sana sığınıyorum. Ayaklarımın kaymasına, kalbimin kararmasına, düşüncelerimin bulanmasına karşı Senin inayet ve sıyanetini dileniyorum. RABBİM! Günahlarım, cürümlerim, hatalarım olsa da ben Senin kulunum. Sen sevdiklerini Cehennem azabından koruyan Mücîr’sin! Ateşe düşmekten beni de korumanı diliyorum, [“Yâ Mücîr! (3)”]
ALLAH’IM! Şayet merhametinle muamelede bulunup beni affedecek olursan, o Senin şanındır ve Sana da o yaraşır. Yok eğer azap edecek olursan, ben de ona fazlasıyla layık ve müstehakım. Öyle olsam da Senin beni affedeceğine olan inancım kat’î, ümidim de tamdır; zira Sen düşenlerin günahlarını bağışlama şanına en çok yaraşan yegâne Zâtsın. Bu kıtmir kulunu da bağışla ey Merhametlilerin en Merhametlisi ve ey yardım edenlerin en Hayırlısı! ALLAH’IM! Sen kâfî ve vâfîsin. Her şeye yetersin ve Senden güzel vekil yoktur. Senin dostluğun da bambaşka, yardımın da bambaşkadır. Yüce Rabbim! İnsanların en hayırlısı olan Habîbin Hazreti Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ü selâm ederek bu dileklerimi gerçekleştirmeni Senden niyaz ediyorum! Lütfen beni ulu dergâhının kapısından boş geri çevirme.
SEKİZİNCİ FASIL
Üveys el-Karanî Hazretleri’nin Bir Münacaatı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Sen benim Rabbimsin; ben ise Senin terbiyene muhtaç kulunum. Yaratan Sensin; yaratılan benim. Rızık veren Sensin; rızka muhtaç olan benim. Mülkün sahibi Sensin; kul ve köle benim. Azîz Sensin; zelîl benim. Zengin Sensin; fakir benim. Hayatı ebedî ve Kendinden olan Sensin; ölümü tadan benim. Bâkî Sensin; fâni benim. Kerîm Sensin; keremine muhtaç mücrim benim. İhsan sahibi Sensin; o ihsana muhtaç günahkâr benim. Bağışlayıp affeden Sensin; o affa ihtiyacı olan isyankâr benim. Yüceler Yücesi Sensin; hor ve hakîr benim. Gücün yegâne sahibi Sensin; zayıf ve güçsüz Benim. Veren Sensin; verdiğine muhtaç dilenci benim. Kullarının gönlüne emn ü eman salan Sensin; korkular içinde o emniyeti gözetleyen benim. Cömert Sensin; miskin ve aciz benim. İcabet eden Sensin; dualarla yalvarıp yakaran benim. Şâfî Sensin; şifaya muhtaç hasta benim. Öyleyse Rabbim, beni bağışlayacak ve günahlarımı affedecek Senden başkası katiyen olamaz. Senin engin rahmetine dehâlet ediyor ve affını diliyorum. Ne olur, bu muhtaç kulunu affet.
Hasan el-Basrî Hazretlerinin Haftalık İstiğfarları Cuma Günü İstiğfarı
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmet, re’fet, şefkat ve mağfireti Sonsuz ALLAH’IM! Senin Sana kulluk için afiyet lutfettiğin şu bedenimi ve sunduğun daha başka imkânları kullanarak, senin örtmenle insanlara görünmeden, bir taraftan neticelerinin korkusunu yaşarken öbür taraftan Senin merhametine sığınarak, bir yandan gazabından çekinirken diğer yandan hilm, kerem ve affına güvenerek işlediğim ne kadar kusur, cürüm, ma’siyet, suç ve günah varsa hepsinden dolayı Senin mağfiretini diliyorum. Lütfen ve keremen o günahların üzerini ört ve beni bağışla; beni affet.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyat) ve Efendimiz’in tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için, bu günah(lar)ı işleyen beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla, ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Senin gazabına davetiye çıkaran, azabına yaklaştıran, nehyettiklerine meylettiren yahut emrettiklerinden uzaklaştıran bütün günahlarımdan dolayı affını talep ediyorum; beni affet.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Kendi yoldan çıkmışlığımla kullarından birisini bir günaha meylettirmiş ya da onu, süslü göstermek gibi hilelerle hiç bilmediği bir günahla tanıştırmış, dolayısıyla da aldatmışsam ve yarın Senin yüce huzuruna kendi günahlarımla beraber böyle nice günahlarla gelirsem, bütün bu günahlardan dolayı da bağışlamanı diliyorum; beni bağışla.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Sapıklık ve dalâlete atan, doğruluk ve hidayetten uzaklaştıran, bolluk ve bereketi alıp götüren, insan olma asalet ve itibarını yerle bir eden, insanı hakir, önemsiz ve noksan hâle getiren bütün günahlardan affına sığınıyorum; lütfen beni mağfiret buyur.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
DOKUZUNCU FASIL
ALLAH’IM! Gece ve gündüz, azalarımdan herhangi birisi ile işleyip de, insanlardan utandığımdan dolayı Senin örtüp gizlemene sığındığım bütün günahlarımdan dolayı beni bağışla.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Düşmanlarımın, içine düştüğümü görüp de lekelemek hatta yok etmek için dört gözle beni izledikleri, fakat Senin onların tuzaklarını boşa çıkarıp beni lekelemelerine müsaade etmediğin, dahası ben Senin velî kullarından biriymişim ve o günahları hiç işlememişim gibi, onlara karşı bana yardım ettiğin bütün günahlarımdan dolayı affını dileniyorum. Lütfen ve keremen beni affet.
ALLAH’IM! Daha ne zamana kadar benim isyanlarımı görmezlikten gelecek ve bana mühlet vereceksin? Hamd ve şükür olsun Sana; nice zamandır nice isyanlara girdim fakat muaheze etmedin. Kötü amellerime rağmen kapına geldim; boş geri çevirmedin. Hâl böyle iken benim hangi şükrüm, Senin üzerimdeki nimetlerinden sadece birisine karşılık olabilir?
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Her bir günahım ki, onu tekrar işlemeyeceğime dair Sana kasemle teveccühte bulunup tevbe ettim, Yüce Nebîn Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) söz verdim, velî kullarını şahit tuttum; ne var ki şeytan hilesiyle beni o günaha bir kez daha yönlendirip, nefsim de beni tekrar o ma’siyete çağırınca insanlardan gizli fakat Sana karşı tam bir cür’et eseri olarak, hem de hiçbir örtü ve kapının beni Senden gizleyip koruyamayacağını, hiçbir perdenin saklayamayacağını bile bile Sana muhalefet edip o ma’siyeti tekrar irtikâp ettim. Yasakladığın alana bir kez daha girdim. Buna rağmen Sen örtüyü kaldırmadın. Sanki ben Sana hep itaatkâr, emirlerine süratle koşan, tehditlerinden ölesiye çekinip kaçan bir kul imişim gibi beni dostlarınla bir tuttun. O günahı velî kullarından gizledin. Öyle ki, Senden başka hiç kimse bilmedi. Dostlarını nasıl anıyorsan beni de öyle andın. Dahası onlara lutfettiğin gibi bana da bol bol nimet lutfettin. Öyle fazl u ihsanlarda bulundun ki, sanki onlarla aynı derecede gibiydim.
Ey Mevlâ-yı Müteal, bu sadece Senin hilm ve fazl u nimetinin eseridir. Sonsuz defa Sana hamd ü senalar olsun. ALLAH’IM! İşte o günahların hepsinden tevbe ediyor ve beni bağışlamanı diliyorum. Ey Merhametliler Merhametlisi! O günahları dünyada setrettiğin gibi yevm-i kıyamette de gizle ve beni yüz kızartıcı durumlara düşmekten koru.
ON’UNCU FASIL
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Geceleri uyanık kalıp tenhalarda, yalancı lezzetlerini yudumlaya yudumlaya işlediğim, onunla Senin rızana muhalefet ettiğim, sabahında da hoşnutsuzluğuna bâdî olabilecek bir cürüm işlememişim gibi salih bir kimsenin tavırlarıyla huzuruna geldiğim ne kadar günahım varsa, hepsinden dolayı afv u mağfiretine dehâlet ediyorum; beni bağışla.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! İşlemekle Senin velî kullarından birisine zulmettiğim, düşmanlarından birine yardımda bulunduğum, Senin muhabbet ve rızana muhalif bir söz söylediğim, kulluk çizgisinin dışına çıktığım ya da emrine muhalif bir iş yaptığım bütün günahlarımdan dolayı affını diliyorum; beni affet.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Arkasında onulmaz sancılar bırakan, belalara sebep olan, düşmanları sevince boğan, perdeyi yırtan ve semadan inen yağmur damlalarına mâni olan her bir günahımdan dolayı affını diliyorum; beni affet.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
ALLAH’IM! Beni oyalayarak hidayet ve emir buyurduklarından alıkoyan, yasak kıldıklarından uzak durmama mâni olan, yollarını gösterdiğin iyilik ve güzelliklerden nasibimi almayı, rızana ulaşmayı, muhabbetine mazhar olmayı ve kurb payesi ile ödüllendirilmeyi engelleyen ne kadar günahım varsa, hepsinden dolayı gufranına dehâlet ediyorum; lütfen ve keremen bu kulunu mağfiret buyur.
Ey Yüce RABBİM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!
Yakaran Gönüller