بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla.
الْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا وَسَنَدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ وَعَلَى جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ مِنْ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَأَهْلِ الْأَرَضِينَ أَجْمَعِينَ
Bütün hamd ü senalar, Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a mahsustur. Salât ü selam, başta Efendimiz ve biricik dayanağımız Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselam), âl ü ashabına, bütün nebî ve resûllere, gök ve yer ehlinden Cenab-ı Allah’ın salih kullarının hepsinin üzerine olsun.
اَللّٰهُمَّ رَحْمَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ
Yüce katından, bizi başkalarının merhametinden müstağni kılacağın bir RAHMET (lütfeyle) Allahım! (1)
اَللّٰهُمَّ فَضْلًا وَتَوَجُّهًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ فَضْلِ وَتَوَجُّهِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den başkalarının ihsan ve teveccühlerinden bizi müstağni kılacağın, bizi onlara muhtaç bırakmayacağın bir İHSAN ve TEVECCÜH Allahım! (2)
اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا كَامِلًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ مَا سِوَاكَ
Sen’den gayrı her şeyden, bütün mâsivâdan bizi müstağni kılacağın bir İMAN-I KÂMİL Allahım! (3)
اَللّٰهُمَّ إِسْلَامًا مَرْضِيًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الْمَرْضِيَّاتِ
Başka bütün hoşnutluklardan bizi müstağni kılacağın, Senin RAZI ve HOŞNUT OLDUĞUN bir MÜSLÜMANLIK Allahım! (4)
اَللّٰهُمَّ إِحْسَانًا تَامًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ مَا لَا يَعْنِيَّاتِ
Bütün mâlâyani ve lüzumsuz şeylerden bizi müstağni kılacağın TAM BİR İHSAN ŞUURU Allahım! (5)
اَللّٰهُمَّ هِدَايَةً كَامِلَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كُلِّ الْاِنْحِرَافَاتِ
Her türlü sapma ve İNHİRAFTAN bizi koruyup müstağni kılacağın KÂMİL BİR HİDÂYET Allahım! (6)
اَللّٰهُمَّ رُشْدًا كَامِلًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الْمَزَلَّاتِ
Sürçme ve kaymaların her çeşitinden bizi koruyup müstağni kılacağın KÂMİL BİR RÜŞD, doğruluk ve muvaffakiyet Allahım! (7)
اَللّٰهُمَّ رِضًا تَامًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْفَانِيَاتِ الزَّائِلَاتِ
Bütün faniyât ü zâilattan, fena ve zevale mahkum geçici her şeyden bizi müstağni kılacağın BİR RIZA ve HOŞNUTLUK Allahım! (8)
اَللّٰهُمَّ اشْتِيَاقًا إِلَى لِقَائِكَ وَلِقَاءِ حَبِيبِكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْاِشْتِيَاقِ إِلَى مَا سِوَاكَ
Bizi başka bütün iştiyaklardan müstağni kılacağın keyfiyette SANA ve HABÎBİNE İŞTİYAK Allahım! (9)
اَللّٰهُمَّ بِشَارَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ بِشَارَةٍ مَنْ سِوَاكَ
Yüce nezdinden, bizi başkalarının müjdelerinden müstağni kılacağın bir BİŞÂRET VE MÜJDE Allahım! (10)
اَللّٰهُمَّ شِفَاءً وَصِحَّةً وَعَافِيَةً عَاجِلَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُعَالَجَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının muâlece ve tedavilerine ihtiyaç bırakmayacak şekilde acil bir ŞİFA; SIHHAT ve ÂFİYET Allahım! (11)
اَللّٰهُمَّ تَسْلِيمًا وَتَفْوِيضًا وَثِقَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنِ الْاِلْتِجَاءِ إِلَى مَنْ سِوَاكَ
Sen’den gayrısına iltica edip sığınmadan bizleri müstağni kılacağın bir TESLİM, TEFVÎZ ve SİKA ufku, Sana nihayetsiz bir güven ve itimat Allahım! (12)
اَللّٰهُمَّ نَفْسًا مُطْمَئِنَّةً رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ رِضَاءِ مَنْ سِوَاكَ
Yüce Zat’ının hoşnutluğundan başka bütün hoşnutluklardan bizi müstağni kılacağın bir NEFS-İ MUTMEİNNE, bir NEFS-İ RÂDIYE, bir NEFS-İ MARDIYYE Allahım! (13)
اَللّٰهُمَّ تَوَاضُعًا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الرِّيَاءِ وَالْكِبْرِ وَالْعُجْبِ
Riyadan, kibirden ve kendini beğenip UCBA düşmekten bizi koruyup müstağni kılacağın kıvamda bir TEVAZU, bir ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK Allahım! (14)
اَللّٰهُمَّ لُطْفًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ أَلْطَافِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının lütuflarından bizi müstağni kılacağın AŞKIN BİR LÜTUF Allahım! (15)
اَللّٰهُمَّ نُصْرَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ نُصْرَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının YARDIMINDAN müstağni kılacağın keyfiyette yüce katından BİR YARDIM Allahım! (16)
اَللّٰهُمَّ رَجَاءً تُغْنِينَا بِهِ عَنْ رَجَاءِ مَنْ سِوَاكَ
Senden başkalarına ümit bağlamaktan bizi müstağni kılacağın ölçüde, Sen’in kerem ve ihsanına bağlanmış RECA ve ÜMİT HİSLERİ Allahım! (17)
اَللّٰهُمَّ شَرْحً لِصُدُورِنَا لِلْإِيمَانِ وَالْإِسْلَامِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ أَيِّ وَسِيلَةٍ سِوَاكَ
VESİLELERDEN müstağni kılacağın şekilde, SİNELERİMİZİ imana ve İslam’a açman Allahım! (18)
اَللّٰهُمَّ دَعْوَةً مُسْتَجَابَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ دَعَوَاتِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından yardım dilenmekten bizi müstağni kılacağın KABUL BUYURDUĞUN DUALAR Allahım! (19)
اَللّٰهُمَّ تَأْيِيدًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَأْيِيدِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının TE’YÎD ve desteğinden bizi müstağni kılacağın bir DESTEK ve TE’YÎD Allahım! (20)
اَللّٰهُمَّ صَالِحَاتِ الْأَعْمَالِ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كُلِّ مَا لَا يَعْنِيَّاتِ
Bizi gereksiz, mâlâyani şeylerden koruyup müstağni kılacağın SALİH AMELLER Allahım! (21)
اَللّٰهُمَّ صَدَاقًةً وَاسْتِقَامَةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ كُلِّ الضَّلَالَاتِ
Bizi bütün dalaletlerden müstağni kılıp uzak tutacağın bir SADÂKAT ve İSTİKAMET Allahım! (22)
اَللّٰهُمَّ حَسَنَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِحْسَانِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek İHSANLARA ihtiyaç bırakmayacak ölçüde, yüce nezdinden bir İHSAN, bir HASENE, bir GÜZELLİK Allahım! (23)
اَللّٰهُمَّ بِرًّا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ بِرِّ مِنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek İYİLİKLERDEN bizi müstağni kılacağın, yüce katından bir İYİLİK Allahım! (24)
اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا كَامِلًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الْاِنْحِرَافَاتِ
Bizi her türlü İNHİRAF ve SAPMADAN müstağni kılıp uzak tutacağın KÂMİL BİR İMAN Allahım! (25)
اَللّٰهُمَّ إِحْسَانًا أَتَمَّ تُغْنِينَا بِهِ عَنِ التَّوَجُّهِ إِلَى مَنْ سِوَاكَ
Senin Yüce Zatından başkalarına teveccüh etmekten bizleri müstağni kılacağın bir İHSAN UFKU, Sen’i görüyormuş gibi bir kulluk şuuru Allahım! (26)
اَللّٰهُمَّ حَقَّ الْقَوْلِ تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْأَقَاوِيلِ الْبَاطِلَةِ
Bizi YANLIŞ ve BATIL sözlerden koruyup müstağni kılacağın bir DOĞRU SÖZLÜLÜK (ahlâkı) Allahım! (27)
اَللّٰهُمَّ إِسْلَامًا أَتَمَّ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الزَّيْغِ وَالزَّلَلِ
Her türlü KAYMA ve SÜRÇMEDEN bizi müstağni kılıp muhafaza edeceğin TASTAMAM BİR MÜSLÜMANLIK Allahım! (28)
اَللّٰهُمَّ خُلَّةً وَفِيَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ خُلَّةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının dostluğundan müstağni kılacağın senin YÜCE DOSTLUĞUN ALLAH’IM! (29)
اَللّٰهُمَّ رُؤْيَتَكَ وَرِضْوَانَكَ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ كُلِّ مَا سِوَاكَ
Başka her şeyden bizi müstağni kılacağın rü’yet ve rıdvanın Allahım! (30)
اَللّٰهُمَّ إِخْلَاصًا كَامِلًا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الرِّيَاءِ وَالسُّمْعَةِ وَالْعُجْبِ
Bizi RİYA ve SÜM’ADAN, başkalarına göstermek ve duyurmak için yapıp etmekten müstağni kılacağın KÂMİL BİR İHLÂS Allahım! (31)
اَللّٰهُمَّ مَجْدًا وَشَرَفًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ تَمْجِيدِ وَتشْرِيفِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının bize bahşedeceği ŞEREF ve İTİBARDAN bizi müstağni kılacağın, Senin yüce katından lütfedeceğin bir ŞEREF ve İTİBAR Allahım! (32)
اَللّٰهُمَّ أَخْلَاقًا حَسَنَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كُلِّ خُلُقٍ سَيِّئٍ
AHLÂK-I SEYYİEDEN; kötü, çirkin huy ve seciyelerden bizi sıyanet buyurup müstağni kılacağın ahlâk-ı hasene; iyi, güzel huy ve seciyeler Allahım! (33)
اَللّٰهُمَّ مَدَدًا خَاصًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِمْدَادِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den gayrısının yardımından bizi müstağni kılacağın hususi, ÖZEL BİR MEDET Allahım! (34)
اَللّٰهُمَّ مَخَافَةً وَمَهَابَةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ مَخَافَةِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den başkalarından korkmaktan bizi müstağni kılacağın bir MEHÂFET ve MEHÂBET-İ İLÂHİYE hissi Allahım! (35)
اَللّٰهُمَّ مُكْنَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَمْكِينِ وَتَأْيِيدِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarından gelecek te’yid ve takviyeden müstağni kılacağın, Sen’in yüce katından bir GÜÇ ve KUDRET Allahım! (36)
اَللّٰهُمَّ دَرَجَاتٍ مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كُلِّ الْمَرَاتِبِ الدُّنْيَوِيَّةِ
Bizi dünyevî bütün paye ve mertebelerden müstağni kılacağın, Sen’in nezdinde ULVÎ PAYE ve DERECELER Allahım! (37)
اَللّٰهُمَّ وَلَايَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَوْلِيَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının dostluğundan ve lütfedeceği makamlardan bizi müstağni kılacağın YÜCE DOSTLUĞUN Allahım! (38)
اَللّٰهُمَّ حَقَّ الْيَقِينِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ مَرَاتِبِ الْيَقِينِ
Bizi daha berisindeki bütün yakîn zirvelerinden müstağni kılacağın HAKKA’L-YAKÎN şâhikası Allahım! (39)
اَللّٰهُمَّ الرَّشَادَالْكَامِلَ مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِرْشَادِ مَنْ سِوَاكَ
Bizleri başkalarının yol göstermesinden müstağni kılacağın , senin gösterdiğin dosdoğru yola ulaştır Allah’ım! (40)
اَللّٰهُمَّ تَزْكِيَةً مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَزْكِيَةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizleri başkalarının tezkiye ve arındırmalarından müstağni kılacağın, Zât-ı Zülcelâl’inden bir tezkiye ve arındırma Allahım! (41)
اَللّٰهُمَّ السَّكِينَةَ وَالطُّمَأْنِينَةَ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ كُلِّ وَسِيلَةٍ سِوَاكَ
Başka VESİLELERE dilbeste olmaktan bizi müstağni kılacağın bir SEKÎNE ve İTMİ’NAN Allahım! (42)
اَللّٰهُمَّ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا تَقِينَا وتُغْنِينَا بِهِ عَنْ صِرَاطِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَالضَّالِّينَ
Gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin yolundan bizi koruyacağın ve müstağni kılacağın “SIRAT-I MÜSTAKÎM ” Allahım! (43)
اَللّٰهُمَّ ذِكْرًا دَائِمًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ ذِكْرِ مَا سِوَاكَ
Başkalarını yâd etmekten bizi müstağni kılacak bir ZİKR-İ DÂİM, Sen’i her dem zikretme bahtiyarlığı Allahım! (44)
اَللّٰهُمَّ ظَفَرًا بِحَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ إِِعَانِة مَنْ سِوَاكَ
Sen’in sonsuz havl ve kuvvetinle kazanılmış ve başkalarından gelecek İÂNE ve YARDIMLARDAN bizi müstağni kılacak üstün bir ZAFER Allahım! (45)
اَللّٰهُمَّ تَوْفِيقًا فِي خِدْمَتِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَوْفِيقِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının kazandıracağı başarılardan BİZİ müstağni kılacağın parlak bir muvaffakiyet ALLAH’IM! (46)
اَللّٰهُمَّ غَلَبَةً عَلَى أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَأْيِيدِ مَنْ سِوَاكَ
Bize düşmanlık besleyenlere karşı, başkalarından gelecek yardımlardan müstağni kılacağın apaçık bir galibiyet Allahım! (47)
اَللّٰهُمَّ صَدَاقَةً دَائِمَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِزَاغَةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının kaydırmasından koruyacağın daimî bir sıdk u sadâkat Allahım! (48)
اَللّٰهُمَّ اسْتِقَامَةً تَامَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِضْلَالِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının idlâl ve saptırmasından koruyacağın tam bir istikamet çizgisi Allahım! (49)
اَللّٰهُمَّ عِنَايَةً كَامِلَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ عِنَايَةِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den gayrısının inayetinden bizi müstağni kılacağın bir inayet-i kâmile Allahım! (50)
اَللّٰهُمَّ رِعَايَةً وَفِيَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ رِعَايَةِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den gayrısının görüp gözetmesinden bizi müstağni kılacağın tastamam bir riayet Allahım! (51)
اَللّٰهُمَّ كِلَاءَةً مَيْمُونَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كِلَاءَةِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den başkalarının koruyup kollamasından bizi müstağni kılacağın yümünlü, aşkın bir himaye Allahım! (52)
اَللّٰهُمَّ تَوْفِيقًا فِي كُلِّ شَأْنِنَا مِنَ الْخَيْرِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَوْفِيقِ مَنْ سِوَاكَ
Her hayırlı işimizde, bizi başkalarının yardımından müstağni kılacağın bir muvaffakiyet Allahım! (53)
اَللّٰهُمَّ حَوْلًا وَقُوَّةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ حَوْلِ وَقُوَّةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının güç ve kuvvetinden bizi müstağni kılacağın Senin sonsuz havl ve kuvvetin Allahım! (54)
اَللّٰهُمَّ فَتْحًا مُبِينًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ فَتْحِ مَنْ سِوَاكَ
Başkaları yoluyla gelecek fetihlerden bizi müstağni kılacağın bir feth-i mübîn, apaçık bir fetih Allahım! (55)
اَللّٰهُمَّ مِلْكًا مَشْرُوعًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَمَلُّكِ غَيْرِ الْمَشْروُعَاتِ
Meşrû olmayanlarından bizi müstağni kılacağın meşru rızık ve imkânlar Allahım! (56)
اَللّٰهُمَّ تَقْدِيسَ سَرَائِرِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْهِمَّةِ النَّاقِصَةِ
Noksan ve kusurlu himmetlerden bizi müstağni kılacağın şekilde Sen’in lütfedeceğin bir iç temizliği Allahım! (57)
اَللّٰهُمَّ سَلَامَةً تَامَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ سَلَامَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek esenlik ve selametten bizi müstağni kılacağın bir selâmet-i tâmme Allahım! (58)
اَللّٰهُمَّ أَمْنًا وَأَمَانَةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ كُلِّ الْخِيَانَاتِ
Bütün hıyanetlerden bizi uzak tutup koruyacağın bir emniyet, güven iklimi ve emîn kimseler olma ahlâkı Allahım! (59)
اَللّٰهُمَّ عِزَّةً تَامَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِعْزَازِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının güç vermesinden ve aziz tutmasından müstağni kılacağın bir izzet-i tâmme Allahım! (60)
اَللّٰهُمَّ مَغْفِرَةً تَامَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ خِزْيِ يَوْمِ النَّدَامَةِ
Nedamet ve pişmanlık günü olan yevm-i kıyamette rezil rüsvay olmaktan bizi koruyacağın bir yarlığama, bir bağışlama, bir mağfiret-i tâmme Allahım! (61)
اَللّٰهُمَّ هِبَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَسَؤُّلِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarına el açmaktan bizi müstağni kılacağın bir ihsan ve bağış, bir mevhibe Allahım!” (63)
اَللّٰهُمَّ رِزْقًا حَلَالًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الْمُحَرَّمَاتِ
“Bizi, haram saydıklarından müstağni kılacağın helal rızık Allahım! (64)
اَللّٰهُمَّ عِلْمًا لَدُنِّيًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ مَا لَا يَعْنِيَّاتِ
Mâlâyani şeylerden, lüzumsuz ve faydasız bilgiden bizi müstağni kılacağın bir ilm-i ledün, yüce nezdinden bir ilim Allahım! (64)
اَللّٰهُمَّ رِفْعَةً مَعْنَوِيَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ كُلِّ رِفْعَةٍ صُورِيَّةٍ
Sûrî, görünüşten ibaret makamlardan bizi müstağni kılacağın yüksek (manevî) payeler Allahım! (65)
اَللّٰهُمَّ عِزَّةً تَامَّةً دَائِمَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِعْزَازِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den gayrısının güç vermesinden ve aziz bilmesinden bizi müstağni kılacağın tastamam ve daimi bir izzet Allahım! (66)
اَللّٰهُمَّ عَدَالَةً مَحْضَةً تَامَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ عَدَالَةٍ إِضَافِيَّةٍ
Bizi adalet-i izafiyeden müstağni kılacağın bir adalet-i mahza Allahım! (67)
اَللّٰهُمَّ حِلْمًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ فَظَاظَةٍ وَغِلْظَةٍ
Bizi kabalık ve katı kalplilikten koruyacağın bir hilm, bir yumuşak huyluluk karakteri Allahım! (68)
اَللّٰهُمَّ حِفْظًا تَامًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ حِفْظِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının korumasından bizi müstağni kılacağın tastamam bir hıfz u sıyanet Allahım! (69)
اَللّٰهُمَّ كَرَمًا وَإِكْرَامًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ إِكْرَامِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının ikram ve ihsanda bulunmasından bizi müstağni kılacağın bir kerem ve ikram-ı İlahî Allahım! (70)
اَللّٰهُمَّ اسْتِغْنَاءً تُغْنِينَا بِهِ عَنْ سُؤَالِ مَنْ سِوَاكَ
Allah’ım! Bizleri öyle bir istiğnâ duygusuyla serfiraz kıl ki, başkalarına el açıp dilenmekten bizleri müstağnî bıraksın ve bize ihsanda bulunduğunla yetinmeyi bizlere müyesser kılsın! (71)
اَللّٰهُمَّ حِكْمَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ فَلْسَفَةِ مَنْ سِوَاكَ
Düşüncede falso yaşatacak anlayış ve felsefelerden bizi müstağni kılacağın bir hikmet Allahım! (72)
اَللّٰهُمَّ إِجَابَةً لِأَدْعِيَتِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَسَؤُّلِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi Sen’den başkasına dilencilik yapmaktan müstağni kılacağın şekilde dualarımıza icabet Allahım! (73)
اَللّٰهُمَّ وُدًّا تَامًّا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَوَادُدِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi Sen’den başkalarının sevgi ve alâkalarından, sûrî muhabbetlerinden müstağni kılacağın bir vüdd-ü tâmm, nezdinden vaz’ buyuracağın İlâhî bir sevgi Allahım! (74)
اَللّٰهُمَّ إِحْقَاقَ الْحَقِّ تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْغَدْرِ وَالظُّلْمِ
Bizi her türlü gadr u zulmü işlemek ya da onlara maruz kalmaktan müstağni kılıp koruyacağın bir ihkâk-ı hak, hakkı ve adaleti ikâme etme, düşmanlık besleyenlere hak üzere galip gelme mazhariyeti Allahım! (75)
اَللّٰهُمَّ قُدْرَةً وَقُوَّةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ قُدْرَةِ وَقُوَّةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının kudret ve kuvvetinden müstağni kılacağın bir kudret ve kuvvet Allahım! (76)
اَللّٰهُمَّ مَتَانَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنِ الْيَأْسِ وَالذِّلَّةِ
Ye’s ve zilletten, ümitsizlik ve perişaniyetten bizi koruyacağın bir metanet Allahım! (77)
اَللّٰهُمَّ نَفْعًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ مَنْفَعَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek faydalardan bizi müstağni kılacağın keyfiyette yüce nezdinden bir fayda Allahım! (78)
اَللّٰهُمَّ حَمْدًا وَثَنَاءً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنِ الْغَفْلَةِ وَالْكُفْرَانِ
Gaflet ve nankörlükten bizi koruyup müstağni kılacağın hamd ü sena hisleri Allahım! (79)
اَللّٰهُمَّ إِِبْدَاءً جَدِيدٍ لِخِدْمَتِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِعَانَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek yardımlardan müstağni bir şekilde hizmetimiz hesabına yeni bir başlangıç Allahım! (80)
اَللّٰهُمَّ إِعَادَةً لِأَمْوَالِنَا وَأَمْلَاكِنَا تُغْنِينَا بِهاَ عَنِ إِعَادَةِ مِنْ سِوَاكَ
Zulmen gasp edilen bütün mal ve mülkümüzü, başkalarının iadesinden müstağni kılacağın şekilde biz muhtaç kullarına iaden Allahım! (81)
اَللّٰهُمَّ حَيَاةً هَنِيئَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِعَانَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının yardımlarından bizi müstağni kılacağın kolay bir maîşet, bir geçim rahatlığı Allahım! (82)
اَللّٰهُمَّ يَا أَحَدُ يَا صَمَدُ أَغْنِنَا بِحَقِّهِمَا عَنْ رِعَايَةِ مَنْ سِوَاكَ
Ehad ve Samed isimlerinin hakkı için, bizi başkalarının koruyup gözetmesinden müstağni eyle, ey bir ve tek olan, bütün varlık Kendisine muhtaç ama Yüce Zat’ı her şeyden müstağni bulunan Allahım! (83)
اَللّٰهُمَّ اقْتِدَارًا مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنِ اقْتِدَارِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının yardımından bizi müstağni kılacağın şekilde, Sen’in razı ve hoşnut olduğun salih amelleri işleme hususunda lütfedeceğin bir güç ve iktidar Allahım! (84)
اَللّٰهُمَّ تَقْدِيمً فيِ أُمُورِنَا الْمَعْنَوِيَّةِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَأْيِيدِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’in nezdinde daha önemli olan manevî işlere öncelik verme hususunda bizi başkalarının te’yîdinden müstağni kılacağın bir lütuf Allahım! (85)
اَللّٰهُمَّ تَوْبَةً نَصُوحًا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ تَوْبَةِ الْغَافِلِينَ
Bizi gafiller gibi tevbe etmekten koruyup müstağni kılacağın bir tevbe-i nasûh, tam bir nedamet hissi ile günahlardan Sana dönüş Allahım! (86)
اَللّٰهُمَّ نُورًا مِنْ نُورِكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ أَنْوَارِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının aydınlatmasından müstağni kılacağın, Sen’in yüce katından bir nur Allahım! (87)
اَللّٰهُمَّ إِتْمَامَ نُورِنَا بِعِنَايَتِكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ عِنَايَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının inayetinden müstağni kılacağın şekilde nurumuzu tamamlaman Allahım! (88)
اَللّٰهُمَّ إِكْمَالَ لِخِدْمَتِنَا بِتَوَجُّهِكَ الْخَاصِّ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَوَجُّهِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının teveccühünden bizi müstağni kılacağın şekilde hizmetimizi hususi teveccühünle kemâle erdirmen Allahım! (89)
اَللّٰهُمَّ بَصِيرَةً تَامَّةً كَامِلَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِرْشَادِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının irşadından, yönlendirmesinden müstağni kılacağın tastamam bir basiret Allahım! (90)
اَللّٰهُمَّ فِرَاسَةً نَافِذَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِرَاءَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının göstermesinden bizi müstağni kılacağın nâfiz/tesirli bir firaset Allahım! (91)
اَللّٰهُمَّ فَيْضًا فَائِقًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِفَاضَةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarından gelecek feyizden müstağni kılacağın yüksek bir feyiz Allahım! (92)
اَللّٰهُمَّ فَوْزًا وَنَجَاحًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ هِمَّةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının yapacağı himmetten bizi müstağni kılacağın bir kurtuluş ve muvaffakiyet Allahım! (93)
اَللّٰهُمَّ ثِقَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنِ الْاِعْتِمَادِ عَلَى مَنْ سِوَاكَ
Senden gayrısına itimat etmekten müstağni kılacağın şekilde Sana karşı zirvede hissedilip yaşanan bir tevekkül, bir sika (güven ve itimat) Allahım! (94)
اَللّٰهُمَّ تَسْلِيمًا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ التَّسَلُّمِ إِلَى مَنْ سِوَاكَ
Senden başkalarına her türlü teslimiyetten bizi müstağni kılacağın şekilde Sana tam teslimiyet Allahım! (95)
اَللّٰهُمَّ تَفْوِيضًا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ الْاِعْتِمَادِ عَلَى مَنْ سِوَاكَ
Senden başkalarına güvenip dayanmaktan bizi müstağni kılacağın şekilde Sana tefvîz,” “işlerimizi Sana havale Allahım! (96)
اَللّٰهُمَّ صَبْرًا جَمِيلًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ شِكَايةِ أَحْوَالِنَا
Bizi halimizden şikayet etmekten koruyup müstağni kılacağın bir sabr-ı cemîl, güzel, aşkın bir sabır Allahım! (97)
اَللّٰهُمَّ سَتْرًا لِعُيُوبِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ سَتْرِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının örtmesinden bizi müstağni kılacağın şekilde, ayıp ve kusurlarımızı setretmen Allahım! (98)
اَللّٰهُمَّ غِنًى مِنْ لَدُنْكَ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِغْنَاءِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının lütfedeceği imkânlardan müstağni kılacağın bir imkân genişliği, bir zenginlik Allahım! (99)
اَللّٰهُمَّ صَبْرًا بِكُلِّ أَنْوَاعِهِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَأْيِيدِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının yardım ve desteğinden müstağni kılacak keyfiyette bütün çeşitleriyle sabır Allahım! (100)
اَللّٰهُمَّ تَضَرُّعًا وَتَوَاضُعًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ تَمَلُّقِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının elini ayağını öperek onlara tabasbusta bulunmaktan bizi müstağni kılacağın bir tazarru, yakarış ve tevazu Allahım! (101)
اَللّٰهُمَّ بَصِيرَةً وَفِطْنَةً تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ دَلَالَةِ مَنْ سِوَاكَ
Bizi başkalarının rehberliğinden müstağni kılacağın bir basiret ve fetanet Allahım! (102)
اَللّٰهُمَّ عِزَّةً تُغْنِينَا بِهَا عَنِ التَّذَلُّلِ إِلَى مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının önünde zillet içinde iki büklüm olmaktan bizi müstağni kılacağın bir izzet ve haysiyet Allahım! (103)
اَللّٰهُمَّ أَفْئِدَةً سَلِيمَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنِ الْغِلِّ وَالْغِشِّ
Kin gütme, düşmanlık yapma, aldatma gibi marazlardan bizi müstağni kılıp koruyacağın selim kalbler Allahım! (104)
اَللّٰهُمَّ فِقْهَ الْقُرْآنِ وَالْأَحَادِيثِ تُغْنِينَا بِهِ عَنْ رَأْيِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının görüş ve düşüncelerinden müstağni kılacağın şekilde, Kelâmullah ve Kelâm-ı Resûlullah’ı derince anlayış ve kavrayış Allahım! (105)
اَللّٰهُمَّ حَذَرًا مِنْ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَحْذِيرِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının ikazına ihtiyaç bırakmayacak ölçüde düşmanlarımıza karşı bizi Sen’in himaye etmen Allahım! (106)
اَللّٰهُمَّ عَدْلًا وَقِسْطًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ كُلِّ جَوْرٍ وَظُلْمٍ
Bizi her türlü zulüm ve haksızlıktan koruyup müstağni kılacağın bir adalet ve hakkaniyet, bir hakperestlik Allahım! (107)
اَللّٰهُمَّ حِكْمَةً وَفَصْلًا لِلْخِطَابِ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنِ التَّكَلُّفَاتِ
Söz ve davranışlarımızda bizi tekellüfe girmekten müstağni kılacağın bir hikmet ve fasl-ı hitap/söz kesen olabilme kabiliyeti Allahım! (108)
اَللّٰهُمَّ الْمَوَدَّةَ وَالْمَحَبَّةَ تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ مَوَدَّةِ وَمَحَبَّةِ مَنْ سِوَاكَ
Sen’den başkalarının alâka ve sevgilerinden bizi müstağni kılacağın İlahî bir sevgi ve alâka Allahım! (109)
اَللّٰهُمَّ حَيَاةً طَيِّبَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ عِيشَةٍ غَيْرِ مَرْضِيَّةٍ
Sen’in razı olmayacağın bir hayatı yaşamaktan bizi müstağni kılacağın hoş, güzel ve helal dairesi içerisinde sürdüreceğimiz bir hayat Allahım! (110)
اَللّٰهُمَّ لُطْفًا وَكَرَمًا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ لُطْفِ وَإِكْرَامِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarından gelecek lütuf ve ihsanlardan bizi müstağni kılacağın bir lütuf ve kerem Allahım! (111)
اَللّٰهُمَّ اتِّقَاءً كَامِلًا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ كُلِّ الْمَعَاصِي وَالْمَسَاوِي وَالشُّبُهَاتِ
İsyana girmekten, günah işlemekten ve hatta şüpheli şeylere düşmekten bizi koruyup müstağni kılacağın kâmil bir takva dairesi Allahım! (112)
اَللّٰهُمَّ صِيَانَةً عَنْ كُلِّ الْمَعَاصِي وَالْمَسَاوِي تُغْنِينَا بِهَا عَنْ صِيَانَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının sıyanet edip korumasından bizi müstağni kılacağın şekilde, her türlü isyan ve günahtan sıyanet ve koruman Allahım! (113)
اَللّٰهُمَّ انْتِقَامًا مِنْ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنِ انْتِقَامِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarına ihtiyaç bırakmayacak şekilde, bize düşmanlık edenlere hadlerini Sen bildir Allahım! (114)
اَللّٰهُمَّ تَعْيِيراً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَعْيِيرِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlıkla oturup kalkanların işledikleri GÜNAH ve ZULÜMLERİ sen yüzlerine çarp; BİR başkasının onları rezil rüsvay etmesini intizar ettirme bize ALLAH’IM! (115)
اَللّٰهُمَّ تَبًّا لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَتْبِيبِ مَنْ سِوَاكَ
Bize haksızca düşmanlık yapmakta ısrar edenleri, başkalarının mahv u perişan eylemesini beklemekten bizi müstağni kıl; Sen onları kahr u perişan eyle Allahım! (116)
اَللّٰهُمَّ بَوْرً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِهْلَاكِ مَنْ سِوَاكَ
Bize düşmanlık besleyenleri Sen helâk eyle; başkalarının haklarından gelmesini gözlemekten müstağni kıl bizi Allahım! (117)
اَللّٰهُمَّ تَرْذِيلً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَرْذِيلِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlıkla oturup kalkanları başkalarının rezil, rüsvay etmelerine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen, rezil, rüsvay et Allahım! (118)
اَللّٰهُمَّ تَحْقِيرً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَحْقِيرِ مَنْ سِوَاكَ
Haksızca düşmanlığı meslek haline getirenleri başkalarının hor ve hakir hale getirmelerine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen hor ve hakir hale getir Allahım! (119)
اَللّٰهُمَّ تَذْلِيلً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَذْلِيلِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlık yapanları başkalarının zelil eylemesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen zillete maruz bırak Allahım! (120)
اَللّٰهُمَّ تَنْكِيلًا بِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِ عَنْ تَنْكِيلِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlarımızı başkalarının cezalandırmasına ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen cezalandır Allahım! (121)
اَللّٰهُمَّ إِبَادَةً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ إِبَادَةِ مَنْ سِوَاكَ
Başkalarının yok etmesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde, bize düşmanlık yapanları Sen yok et Allahım! (122)
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةً لِمَكْرِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ
Husûmeti meslek edinenlerin entrika ve komplolarına başkalarının mukâbelede bulunmasından bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukabele et Allahım! (123)
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةً لِكَيْدِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlarımızın tuzak ve planlarına başkalarının mukâbelede bulunmasından bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım! (124)
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةً لِخِيَانَةِ أَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlarımızın hıyanetlerine başkalarının karşılık vermesinden bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım! (125)
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةً لِاتِّهَامِ أَعْدَائِنَا بِالضَّلَالَةِ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlıkla oturup kalkan hasımlarımızın bizi “dalalet” ile itham etmelerine başkalarının mukâbelede bulunmasından bizi müstağni kılacağın şekilde Sen mukâbelede”bulun Allahım! (126)
اَللّٰهُمَّ مُقَابَلَةً لِاتِّهَامِ أَعْدَائِنَا بِالْاِرْتِدَادِ تُغْنِينَا بِهَا عَنْ مُقَابَلَةِ مَنْ سِوَاكَ
Düşmanlıkla oturup kalkan hasımlarımızın bizim hakkımızda “irtidat” ile ithamda bulunmalarına başkalarının karşılık vermesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde Sen mukâbelede bulun Allahım! (127)
اَللّٰهُمَّ قَهْرً وَتَدْمِيرً لِأَعْدَائِنَا تُغْنِينَا بِهِمَا عَنْ قَهْرِ وَتَدْمِيرِ مَنْ سِوَاكَ
Bize karşı adâveti yol haline getirmiş hasımlarımızı, başkalarının kahr u tedmîr etmesinden bizi müstağni kılacağın keyfiyette Sen kahr u tedmîr eyle; Sen onları yerle bir et Allahım! (128)
اَللّٰهُمَّ إِطْلَاقً لِسَرَاحِ إِخْوَانِنَا الْمَسْجُونِينَ وَالْمَوْقُوفيِنَ وَالْمُضْطَرِّيـنَ وَالْمَغْدُورِينَ وَالْمَظْلُومِينَ وَالْمُخْتَفِينَ وَالْفَارِّينَ، تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِطْلَاقِ مَنْ سِوَاكَ
Haksızca ve tamamen düşmanlık sâikiyle zindanlara atılan, tutuklanan, ızdırar halinde çaresizce kıvrandırılan, gadr u zulme maruz bırakılan kardeşlerimizi, başkalarının hürriyete kavuşturmasından onları müstağni kılacağın keyfiyette (en yakın zamanda) Sen azat et Allahım! (129)
يَا مَنْ هُوَ عِنْدَ الْمُنْكَسِرَةِ قُلُوبُهُمْ.. هَا نَحْنُ مُنْكَسِرَةُ الْقُلُوبِيَا ❁ مَنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ ❁ هَا نَحْنُ مُضْطَرُّونَ قَدْ ضَاقَتْ عَلَيْنَا الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْنَا أَنْفُسُنَا ❁ إِنَّمَا نَشْكُو بَثَّنَا وَحُزْنَنَا وَشِكَايَتَنَا وَكَمَدَنَا إِلَى اللهِ❁ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّةِ اللَّطِيفَةِ الْأَحَدِيَّةِ ❁ شَمْسِ سَمَاءِ الْأَسْرَارِ ❁ وَمَظْهَرِ الْأَنْوَارِ ❁ وَمَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ ❁ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَال❁ اَللّٰهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ ❁ وَبِسَيْرِهِ إِلَيْكَ ❁ آمِنْ خَوْفِي ❁ وَأَقِلْ عَثْرَتِي ❁ وَأَذْهِبْ حُزْنِي وَحِرْصِي ❁ وَكُنْ لِي وَخُذْنِي إِلَيْكَ مِنِّي ❁ وَارْزُقْنِي الْفَنَاءَ عَنِّي ❁ وَلَا تَجْعَلْنِي مَفْتُونًا بِنَفْسِي ❁ مَحْجُوبًا بِحِسِّي ❁ وَاكْشِفْ لِي عَنْ كُلِّ سِرٍّ مَكْتُومٍ ❁ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ * يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ * يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ ❁ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا وَسَنَدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ وَعَلَى جَمِيعِ أَخْيَارِ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَجْمَعِينَ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ ❁
Ey her zaman (inayet ve sıyanetiyle) kırık kalblerin yanında olan Yüceler Yücesi! İşte kalbi kırıklar olarak biz de Sen’in huzurundayız… Ey ızdırar içinde dua eden kullarının yakarışlarına cevap veren ve onların sıkıntılarını gideren Yüceler Yücesi! İşte biz de canları gırtlağına dayanmış muzdarlar olarak huzuruna geldik. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen üzerimize daraldı ha daraldı. İçimizdeki sıkıntı da bizi çepeçevre sarıp kuşattı. Ey Yüceler Yücesi ALLAH’IM! Dağınık, hüzünlü, kederli halimizi Sana arz ediyoruz. ALLAH’IM! Sırlar semasının güneşi, nurların mazharı, celâl sıfatının merkezi ve cemâl burcunun kutbu olan Hazreti Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) biricik latîf zâtına salât eyle. ALLAH’IM! O’nun, Sen’in nezdindeki sırrı ve Sana olan seyri için beni korkudan emin kıl, hatalarımı azalt, üzüntümü ve hırsımı gider. Benimle ol ve beni enaniyetime ait hususiyetlerden kurtarıp Kendinle kâim eyle. Benlik ve bencillik duygusunu içimde tamamen erit. Beni nefsime meftun olmaktan koru. Hislerimi Seninle aramda perde eyleme ve gizli olan her sırrı bana aç, “Ey Kayyum! (3 defa)” Efendimiz, dayanağımız Hazreti Muhammed’e (sallallahü aleyhi vesellem), âl ve ashabına; yerdeki, gökteki bütün hayırlı, nezih ve temiz kullarına salât ve selam eyle Allahım! (O salavât hürmetine bizim dualarımızı da kabul buyur.) Âmin!
______
Muhterem müellifin , Tevhidnâme adlı bu duasında, Allah dostlarının bazı dualarında yaptıkları gibi, “Allahım!” diye nida ettikten sonra, araya herhangi bir fiil koymadan doğrudan talebini dile getirmiştir.Mesela, “أَللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ رِضَاكَ/Allahım! Sen’in hoşnutluğunu diliyoruz.” deme yerine,“أَللّٰهُمَّ رِضَاكَ/Allahım! Hoşnutluğun.” demeyi tercih etmiştir. Biz de bu hassasiyetini tercümeye aksettirmeye çalıştık.”
| el-Kulûbu’d-Dâria | Yakaran Gönüller |