YÂSÎN SÛRESİNİN FAZÎLETİ
Bu sûrenin fazileti hakkında birçok hadis rivâyet edilmiştir. Bunların kimi sahih, kimisi garip, kimisi de zayıf olmakla beraber toplamı, Peygamberimizin(ﷺ), bu sûreye gerçekten fazla önem verdiğini gösterir.
1. Tirmizî’nin bir rivâyetine göre: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsîn’dir. Kim Yâsîn’i okursa Allah onun okumasına, Kur’ân’ı on kere okumuş gibi sevap yazar”. [Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 7; Dârîmî, Fedâilü’l-Kur’ân, 21. Rivayet sened itibariyle zayıf olmakla beraber fezâil babında amel edilebilir (bkz. Acluni, Keşfu’l-Hafâ, I, 269).]
- Bu vb hadislerin faziletleri için Bediüzzaman, Sözler, 24. söz, 3. dal, 9. asıl okunmalı.
2. Başka bir hadiste de Resûlullah Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurmuştur: “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân’ın kalbi de Yâsîn’dir. Ümmetimden her bir insanın kalbinde Yâsîn sûresinin olmasını isterdim!”(Bezzâr; İbn Kesîr)
3. Diğer bir hadiste ise Peygamber Efendimiz (ﷺ) : “Yâsîn, Kur’ân’ın kalbidir. Allah’ı ve âhiret gününü arzu ederek Yâsîn okuyan kimsenin geçmiş günâhı affedilir. O’nu ölülerinize okuyunuz” buyurmuştur. (Ebû Davud,Cenâiz, 20; İbn Mâce,Cenâiz, 4;Ahmed İbn Hanbel,Müsned V,26;Nesâî,Amelü’l-yevm ve’l-leyl, s. 308; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 383.)
اِقْرَءُوا يٰسۤ عَلَى مَوْتَاكُمْ
“Yâsîn Sûresini ölülerinize okuyunuz.” hadisinin manasında İslâm âlimleri ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, bu hadiste; “ölmek üzere olan kimseler” kastedilmiştir derlerken, diğerleri de, “ölüler” olduğunu söylemişlerdir. (İbn Hıbbân, Sahîh, VII, 269-271)
4. “Herhangi bir kimse gece Yâsîn sûresini, Allah’ın rızâsını kazanma düşüncesiyle okursa, o kimsenin o geceki günahları affedilir.” (Dârimî, 2, 456; Kurtûbî.)
Diğer bir rivâyette: “Herhangi bir kimse gece-gündüz Yâsîn sûresini, Allah’ın rızâsını kazanma düşüncesiyle okursa, o kimsenin günahları affedilir.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 97. Taberânî’nin el-Mu’cemu’s-Sağîr ve el-Mu’cemu’l-Evsat’ta Ebû Hüreyre’den rivayet ettiği bu hadis üzerine el-Heysemî şöyle der: “Hadisin senedinde Ağleb b. Temîm vardır. O zayıf bir ravidir.”)
5. “Kim sabahladığında Yâsîn sûresini okursa, akşama kadar kendisine işlerin kolaylığı verilir. Kim de akşamladığında gecenin başında Yâsîn sûresini okursa, sabaha kadar kendisine işlerin kolaylığı verilir.” (Dârimî, 2,457; Kurtûbî. Bu söz, Dârimî’de İbn Abbâs’ın mevkuf haberi olarak geçer. Ancak Kurtubî’de (bkz. Kurtubi, Tefsir., XV, 2) merfûan zikredir)
6. “Yahyâ b. Ebî Kesîr şöyle demiştir: Bana ulaşan habere göre; “Kim gece Yâsîn sûresini okursa, sabaha kadar sevinç içinde olur. Kim de sabah Yâsîn sûresini okursa, akşama kadar huzur içinde olur.” Bu haberi bana, bu söylediğimi tecrübe eden birisi, haber verdi. Bunu Sa’lebî ve İbn Atiyye zikretti. İbn Atiyye, “tecrübe bunu doğrulamaktadır.” demiştir. (Kurtûbî)
7. “Cuma gecesi kim Yâsîn sûresini okursa, günahları affedilmiş olarak sabahlar.” (Kurtûbî)
8. “Yüce Allah, dünyayı ve gökleri yaratmadan bin sene önce Tâhâ ve Yâsîn sûrelerini okudu. Melekler okunan Kur’ân’ı işitince: ‘Kendilerine bu kitabın indirileceği ümmete, O’nu ezberleyecek sînelere ve O’nu okuyacak dillere müjdeler olsun.’ dediler.” (Dârimî, 2,456)
9. “Cennet ehlinden Kur’ân kaldırılacak, onlar Tâhâ ve Yâsîn sûreleri hariç başka bir şey okumayacaklar.” (Kurtubi, Tefsir., XV, 2; el-Cemel ale’l-Celâleyn.)
10. “Ölen/ölmek üzere olan birisinin yanında Yâsîn okunursa, Allah onun halini hafifletir” (Şevkânî, Neylü’l-evtâr, IV, 52. Meşâyihin tatbikatı için bkz. İbn Kesîr, Tefsir, III, 564)
11. “Her kim anasının-babasının veya bunlardan birinin kabrini her cuma ziyaret eder de yanlarında Yâsîn okursa, her harfinin sayısınca ona mağfiret edilir”. (ez-Zebîdî, İthâfü’s-Sâde, Beyrut ts., I,393)
12. İslâm âlimlerine göre güç işler karşısında Yâsîn okununca Allah güçlüğü kolaylaştırır. Can çekişen kimsenin yanında Yâsîn okumak, onun üstüne rahmet ve bereket inmesine ve kolay can vermesine sebep olur. (İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm)

RİSÂLE-İ NÛR KÜLLİYATINDA Kırk bir Yasin
Süleyman Efendi, Mustafa Çavuş ve Bekir Beyin bir fıkrasıdır. Isparta’daki kardeşlerimizin fıkrasındaki dâvâyı ispat eden kuvvetli iki delili gösteriyor. Re’fet Bey ve Hüsrev gibi kardeşlerimizin harika bir surette yağan umumî yağmur içinde Risale-i Nur bereketine hususiyetle baktığına, bizim de kanaatimiz geliyor. Çünkü gözümüzle yağmur hâdisesini, hususî bir şekilde hizmet-i Kur’ân ve Risale-i Nur’a baktığını iki suretle gördük.
BİRİNCİ SURET:
Risale-i Nur’un vasıta-i neşri olan Üstadımızın camii, Barla’da seddedildi. Risale-i Nur’u yazacak hariçteki talebelerinin yanına gelmeleri men edildiği hengâmda kuraklık başladı. Yağmura ihtiyac-ı şedid oldu. Sonra yağmur başladı, her tarafta yağdı. Yalnız Karaca Ahmed Sultan’dan itibaren, bu daire içinde kalan Barla mıntıkasına yağmur gelmedi. Üstadımız bundan pek müteessir olarak dua ediyordu.
Sonra dedi ki:
“Kur’ân’ın hizmetine sed çekildi, bu köydeki mescidimiz kapandı. Bunda bir eser-i itab var ki, yağmur gelmiyor. Öyleyse, madem Kur’ân’ın itabı var. Yâsin Sûresini şefaatçi yapıp Kur’ân’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz.”
Üstadımız Muhacir Hâfız Ahmed Efendiye dedi ki:
“Sen kırk bir Yâsin-i Şerif oku.” Muhacir Hâfız Ahmed Efendi bir kamışa okudu. O kamışı suya koydular. Daha yağmur alâmeti görünmezken, ikindi namazı vaktinde, Üstadımız, daima itimad ettiği bir hatırasına binaen Muhacir Hâfız Ahmed Efendiye söyledi ki: “Yâsin’ler tılsımı açtı; yağmur gelecek.”
- Aynı gecede, evvelce yağmadığı Barla dairesi içine öyle yağdı ki, Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.
- Halbuki Karaca Ahmed Sultan’ın arkasında ve deniz kenarında balık avlamakla meşgul Şem’î ile arkadaşları bir damla yağmur görmediler.
- İşte bu hâdise kat’iyen delalet ediyor ki, o yağmur, hizmet-i Kur’ân’la münasebettardır.
- O rahmet-i âmme içinde bir hususiyet var ki, Sûre-i Yâsin anahtar ve şefaatçi oldu ve yağmur kâfi miktarda yağdı.
İKİNCİ SURET:
Kuraklık zamanında, yirmi otuz gün içinde yağmur Barla’ya yağmamışken, Yokuşbaşı Çeşmesi yapıldığı bir zamanda menbaına yakın Üstadımız ve biz (yani, Süleyman, Mustafa Çavuş, Ahmed Çavuş, Abbas Mehmed ve sair kardeşlerimiz) beraber cemaatle namaz kıldık. Tesbihattan sonra dua için elimizi kaldırdık, Üstadımız yağmur duası etti. Kur’ân’ı şefaatçi yaptı. Birden, o güneş altında, herbirimizin ellerine yedi-sekiz damla yağmur düştü. Elimizi indirdik, yağmur kesildi. Cümlemiz bu hale hayret ettik. O vakte kadar yirmi otuz gündür yağmur gelmemişti. Yalnız o yağmur duası ânında, dua eden her ele yedi-sekiz damla düşmesi gösterdi ki, bunda bir sır var. Üstadımız dedi ki:
“Bu bir işaret-i İlâhiyedir. Cenâb-ı Hak mânen diyor ki: Ben duayı kabul ediyorum, fakat şimdi yağmur vermiyorum.” Demek sonra sûre-i Yâsin şefaat edecek. Nitekim öyle olmuştur.
Elhasıl: Isparta’daki kardeşlerimizin umumî rahmet içindeki Risale-i Nur’un bereketine dair dâvâ ettikleri hususiyeti, bu iki kuvvetli delille tasdik ediyoruz.
Barla’da
Şem’î, Mustafa Çavuş, Bekir Bey, Muhacir Hâfız Ahmed, Süleyman
1) bk. Barla Lâhikası, (144. Mektup).
https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-kulliyati/barla-lahikasi/144/144
Not:
Yasin suresinin fazileti hadisler ile sabit iken kırk bir defa okunması Üstad Hazretlerinin bir tahric ve içtihadıdır.
Bu yüzden bizim bir sevap ve fazilet takdir etmemiz kabil değildir.
Zaten yukarıda vermiş olduğumuz hatırat bu içtihadın önemini ifade ediyor.