132-) Fıtratın şehadeti

Fıtratın şehadeti, sâdıkadır. (Sözler, “Lemeât)

İnsanlar ve cinler gibi irade sahibi ve dolayısıyla sorumlu varlıkların tesir ve sorumluluk sahaları dışında kalan bütün kâinatta cebir vardır; yani bu bütün kâinat, Cenab-ı Allah’ın hükümlerine, kanunlarına kayıtsız şartsız itaat halindedir. Bundandır ki, insanların ve cinlerin müdahale sahası dışında kalan bütün kâinatta her eser mükemmeldir; mükemmel işler, vazifesini mükemmel görür. Bir ağacın onca yaprağı arasında renk açısından ton farklı bile bulunmaz. Cenab-ı Allah’ın kâinatı, insan ve cinlerin de vücutlarını bu şekilde Kendi hükümleri ve kanunları temelinde yaratıp, yine Kendi hükümleri ve kanunları temelinde hayatlarını devam ettirmesine veya bu hükümler ve kanunlar bütününe fıtrat denir. Bu hüküm ve kanunlarda Cenab-ı Allah’ın peygamberler adına mûcize ve veliler adına keramet yaratma veya benzer şekilde mü’minler, zorda kalmışlar ve daha başka diledikleri kimseler için Rahîmiyet veya Ehadiyeti’yle (hususî) tecelli etmesi dışında hiçbir değişiklik olmaz. Yani, fıtrat veya fıtratın hükümleri ne ise, nasıl tecelli ediyorsa o gerçekleşir.

Meselâ, çekirdekteki meyl-i nümuv veya neşv ü nema, yani çimlenme ve büyüyüp bitki veya ağaç olma meyli veya kanunu, “Ben, çimlenip sümbüllenecek ve nihayet bitki veya ağaç olup, başak ya da meyve vereceğim!” der ve bu söylediği, doğru çıkar. Yumurtanın içindeki meyelan-ı hayat, yani hayat olma yönelişi, “Ben inşâallah kuş olurum, piliç olurum, balık olurum vb.!” der ve dediği aynen gerçekleşir. Bir avuç su, demir bir gülle içinde bile donsa, donan sudaki genişleme meyli demire, “Genişle, bana yer aç!” der. O sert demir, donmuş, nazik suyun bu emrine karşı koyamaz ve çatlar, parçalanır. Soğuk havalarda çatlayan su saatlerinde buna çok şahit oluruz. İşte bütün bunlar, bu meyiller, emirler, yönelişler, Şeriat-ı Fıtriye veya Tekvîniyye’nin birer emri veya hükmüdür ki, mutlaka icra olunur.

Yukarıda arzedildiği gibi, vicdandaki bir hakikatten kaynaklanan cezbe ve incizap, yani harekete geçip Allah’a yönelme de, böyle fıtrî iki emirdir. Nasıl fıtrat yalan söylemezse, vicdan da yalan söylemez.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 20 kez okundu