194-) Kâinattaki intizam ve nizam, Kader’i ispat eder.

Kâinattaki intizam ve nizam, ayrıca her bir varlığın mukadderat-ı hayatı, Kader’i ispat eder. (Sözler, “10. Söz, Zeylin İkinci Parçası; 26. Söz, 3. Mebhas, Mukaddime”) Kâinatta her bir şeye ilmî varlığına ve mahiyetine göre belli ve kesin ölçüler dâhilinde bir vücut elbisesi giydirilmekte ve her şey, ucunda ateş bulunan bir sopanın hızla çevrilmesiyle oluşan veya oluşmuş … Devamını oku

193-) Her bir şey için iki sûret veya biçim vardır: Biri maddîdir ki, Kader..

Her bir şey için iki sûret veya biçim vardır: Biri maddîdir ki, Kader, her bir şeye âdeta bir gömlek gibi, ona tam uygun olan sûreti verir. Diğeri ma’kûle, yani akıl gözüyle görülendir ki, bir şeyin bütün hayatında sahip kılınıp değiştirdiği sûretlerin tamamından oluşan vehmî sûrettir. (Mesnevî-i Nûriye, “Lâsiyyemalar”) Nasıl bir terzi her bir insana vücuduna, … Devamını oku

192-) Kelime-i şehadetin bürhanı içindedir

Kelime-i şehadetin bürhanı içindedir; ondaki iki kelâm, birbirine şahittir. (Sözler, “Lemeât”; Muhakemât, “3. Makale, 2. Maksat, Mukaddime”) Kelime-i Şehadet, “Şehadet ederim ki başka ilâh yoktur, ilâh olarak yalnız Allah vardır ve yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve rasûlüdür.” sözüdür. İslâm’ın giriş kapısı olan bu söz, onun temelini veya çekirdeğini de teşkil etmektedir. İslâm, … Devamını oku

191-) Bütün maddî güzellikler.. Ve hakikatleri..

Bütün maddî güzellikler, kendi hakikatlerinin ve manâlarının manevî güzelliklerinden kaynaklanır. Ve hakikatleri ise, Esmâ-i İlâhiye’den feyz alırlar ve onların bir nevi gölgeleridir. (Şualar, “4. Şua, 6. Mertebe-i Nûriye-i Hasbiye, 2. Bürhan”.) İnsan dâhil hiçbir varlığın varlığı gibi, güzelliği de, fiziği de, kendinden değildir. Fizik, bir manâda metafiziği, yani hariçte tezahürü olduğu manâyı, manevî varlığı gösterir … Devamını oku

190-) Eşya, vücuda geldikten sonra da Yaratıcı’dan alâkası kesilmez.

Eşya, vücuda geldikten sonra da Yaratıcı’dan alâkası kesilmez. Vücudun sürekli tekrarlanmasından ibaret olan bekası için daima Yaratıcı’ya muhtaçtır. (İşarâtü’l-İ’caz, Bakara Sûresi, 20. âyetin tefsirinde) Nasıl Cenab-ı Allah (c.c.) yarattığı hiçbir şeyi ihmal etmiyor, Kudret’in ölçüsü ve mercii bulunduğu Rezzak (Rızıklandıran), Ğaffar (hataları, günahları Çok Bağışlayan), Muhyî (Hayat Veren, Dirilten), Mümît (Ölümü Veren) gibi fiilî sıfatlarla … Devamını oku

189-) Yokluktan eşyayı çıkaran Kudret, o eşyayı ihmal edip, kendi haline veya başıboş bırakmaz.

Yokluktan eşyayı çıkaran Kudret, o eşyayı ihmal edip, kendi haline veya başıboş bırakmaz. Ancak Hikmet’in murakabesi ve nezareti altında terbiye eder ve ettirir. (İşarâtü’l-İ’caz, Bakara Sûresi, 20. âyetin tefsirinde) Bir kâğıt üzerinde bir nokta bile görsek, buna fail ararız. Bu nokta iki, bilhassa üç tane olursa, “Acaba bu ne manâya geliyor ve niçin konmuş?” deriz. … Devamını oku

188-) İlâhî Kudret, her şeyi hareketli kılmış ve hiçbir şeyi mutlak hareketsizlikle mahkûm etmemiştir.

İlâhî Kudret, her şeyi hareketli kılmış ve hiçbir şeyi mutlak hareketsizlikle mahkûm etmemiştir. Rahmeti bırakmamış ki, herhangi bir şey, ölümün kardeşi ve yokluğun amcaoğlu olan mutlak atalet ile kayıtlı bulunsun. Dolayısıyla güneş de hareketlidir ve mutlak ataletle bağlanmış değildir. (Muhakemât, “1. Makale, 12. Mukaddime, 8. Mesele”) Cenab-ı Allah (c.c.) kâinatta hiçbir şeyi hareketsizliği mahkûm etmemiş, … Devamını oku

187-) Varlıkları bir iş veya harekete sevkeden, o iş veya hareketten beklenen faydalar ve neticeler

Varlıkları bir iş veya harekete sevkeden, o iş veya hareketten beklenen faydalar ve neticeler ile, o iş ve hareketin verdiği veya sağladığı lezzettir. Kâinattaki sürekli faaliyet de, İlâhî İsimler’in aynı istikametteki tecellileri sebebiyledir. (Mektûbât, “18. Mektup, 3. Mesele”) İLLE-İ GAİYE, DÂÎ VE MUKTEZÎ Kâinatta hiç durmayan bir faaliyet, hayata gönderilme ve hayattan alınma ve sürekli … Devamını oku

186-) İnsan İlâhî İsimler’in tecellilerine mazhardır. İsimler’in çokluğu ve tecellilerindeki farklılıklar insanların da farklılığına sebeptir.

İnsan kâinatta tecelli eden bütün İlâhî İsimler’in tecellilerine mazhar olmakla birlikte, İsimler’in çokluğu ve tecellilerindeki farklılıklar ile insanlardaki kapasite farklılıkları, insanların da farklılığına sebeptir. (Sözler, “16. Söz, 3. Şua; 24. Söz, 1. Dal”) Varlıklar içinde Cenab-ı Allah’ı tanımada en kapsamlı üç ayna; kâinat, onun yazılı şekli ve tefsiri Kur’ân-ı Kerim ve bu iki kitabın bir üçüncü nüshası … Devamını oku

185-) Her bir kemal, ilim, terakkî ve fen İlâhî bir İsm’e dayanır.

Her bir kemalin, her bir ilmin, her bir terakkînin, her bir fennin yüce bir hakikatı vardır ki, o hakikat, İlâhî bir İsm’e dayanır. (Sözler, “20. Söz, 2. Makam, Mukaddime, Bir Nükte-i Mühime”) Meselâ, bir yazı, bir makale veya kitap (eser), yazma işini (fiil); yazma fiili, yazar ismini (isim, unvan); yazar ismi, yazarlık sıfatını (sıfat); yazarlık sıfatı, yazabilme kabiliyet ve istidadını (şe’n); yazabilme kabiliyet … Devamını oku