146-) Nûraniyet, şeffafiyet, intizam, imtisal veya itaat ve muvazene veya denge..

Nûraniyet, şeffafiyet, intizam, imtisal veya itaat ve muvazene veya denge, kâinattaki veya eşya arasındaki bağlardandır ya da dinamiklerdendir ki, İlâhî Kudret’in hakimiyet ve icraatının rasat menfezleridir. (Sözler, “29. Söz, 2. Maksat, 3. Esas, 3. Mesele”; Lem’alar, “29. Lem’a, 3. Bab, 5. Mertebe”) CENAB-I ALLAH’I VE İCRAATINI ANLAMADA ÖNEMLİ HUSUSİYETLER: NÛRANİYET, ŞEFFAFİYET, İNTİZAM, İMTİSAL VEYA İTAAT VE MUVAZENE Aynanın parlak … Devamını oku

145-) Eğer sebep ve vasıtaların icat veya yaratmada hakikî tesiri olmuş olsaydı, sebep ve vasıtaların çokluğu ve muhtelif olmasından dolayı eserdeki sanatın farklı mükemmelliklerde olması gerekirdi. Oysa böyle değildir.

Eğer sebep ve vasıtaların icat veya yaratmada hakikî tesiri olmuş olsaydı, sebep ve vasıtaların çokluğu ve muhtelif olmasından dolayı eserdeki sanatın farklı mükemmelliklerde olması gerekirdi. Oysa böyle değildir. (Hutbe-i Şamiye) Üstad Bediüzzaman’ın Cenab-ı Allah’ın (c.c.) varlığı ve Birliği adına en muhteşem tesbitlerinden biri de budur. Nasıl “İnsanın ihtiyarî, yani iradesiyle meydana getirdiği eserlerinin mükemmel olamaması, cebri nefy, ihtiyarı ispat … Devamını oku

144-) Mümkünâtın varlığı ve farklı farklı kimliğe sahip olmaları, Cenab-ı Allah’ın mutlak İradesi’ne delildir.

Mümkünâtın varlığı ve farklı farklı kimliğe sahip olmaları, Cenab-ı Allah’ın mutlak İradesi’ne delildir. (Mesnevî-i Nûriye, “Lâasiyyemelar, Zeylü’l-Hubab”; Lem’alar, “30. Lem’a, 5. Mertebe”) Her bir varlık var olma ile yokluk âleminde kalma arasında bulunurken varlığının yokluğuna tercih edilip varlık âlemine çıkması, elbette mutlak ve her şeye hakim bir İrade’ye delâlet eder. Aynı şekilde, her varlık, kimliği açısından yine sayısız denebilecek … Devamını oku

143-) Kelâmcıların Cenab-ı Allah’ın varlığını ispat için kullandıkları bir diğer delil olan imkân delilidir.

Mümkünât, yani yaratılmış bütün varlıklar, birbirini icat edemez ve başlangıcı nihayetsiz bir silsile halinde biri diğerini icat etmiş olamaz. Onların varlık sahasına çıkıp çıkmamaları, aynı nisbette ihtimal dâhilindedir. Dolayısıyla, onların varlığını yok olarak kalmaya devam etmelerine tercih edecek ve onları varlık sahasına çıkaracak varlığı kendinden ve zarurî birine ihtiyaç vardır. Bu da, Cenab-ı Allah’tır (c.c.). (Sözler, “30. Pencere”) İMKÂN DELİLİ Bu da, Kelâmcıların … Devamını oku

142-) Değişmeyen Mahiyetler Değişen Şekil ve Cisimler (Hudus Delili)

Kâinat, değişkendir; o ve ondaki her şey, değişmektedir. Her değişen, sonradan olmadır. Her sonradan olan şeyin bir icat edeni, meydana getireni, dolayısıyla bu kâinatın ezelî bir mûcidi vardır. (Sözler, “30. Pencere”) Bu, Kelâm ilminde Cenab-ı Allah’ın varlığını ispat için kullanılan hudûs delilidir. Açıkça görüyoruz ki, kâinatta sürekli bir hareketlilik vardır ve her şey, değişim ve yenileşme içindedir. Dünyanın, ayın, güneşin, … Devamını oku

141-) İhtira Delili

Varlıklar, yoktan var edilir. İhtira Delili denilen bu gerçek de Var Eden’i, yani Allah’ı gösterir. (Lem’alar, “23. Lem’a, Hâtime; 30; Muhakemât, “3. Makale, 1. Maksat”) Bu delilin özeti şudur: Yaratıkların her türüne ve her ferdine, o tür ve fertten beklenen eserleri netice verecek ve isti’dadının en üst seviyesine uygun bir vücut giydirilir. Hiçbir tür, silsile silsile ezele uzanmaz; çünkü … Devamını oku

140-) O, yani Hüve’nin en muhteşem, en bâriz, en hayret verici bir temsilini ortaya koyan her bir hava zerresi, Hüve mertebesinde Tevhid’in de belki her bir nev’ine işaret eder.

O, yani Hüve’nin en muhteşem, en bâriz, en hayret verici bir temsilini ortaya koyan her bir hava zerresi, Hüve mertebesinde Tevhid’in de belki her bir nev’ine işaret eder. (Sözler, “13. Söz, Hüve Nüktesi”) Cenab-ı Allah’ın ma’rifetine ulaşmada eserden Fiil’e, Fiil’den İsim veya Unvan’a, İsim’den Sıfat’a, Sıfat’tan Şe’n’e, Şe’n’den Zât’a yolculuk sözkonusudur. Bu yolculuğun nihaî mertebesi, Hakk Teâlâ’yı bütün Şe’nleri, … Devamını oku

139-) Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder.

Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder. (Sözler, “13. Söz”, Şualar, “11. Şua, 6. Mesele”) Mükemmel bir eczane ki, içindeki her bir şişede veya kutuda son derece hassas ölçülerle alınmış ilaçlar (haplar, şuruplar, ampuller) var. Elbette bu, gayet maharetli farmakologlara işaret eder. Bunun gibi, yeryüzü, içinde bulunan milyonlarca türde … Devamını oku

138-) İnayet delili

Cenab-ı Allah’ın varlığına ve Birliği’ne delillerden biri de, kâinatı ve onu teşkil eden her şeyi ihtilâlden, ihtilâftan, dağılmaktan kurtarıp, tam bir intizam altına almakla kâinata hayat veren nizamdan ibaret bulunan inayet delilidir. (İşârâtü’l-İ‘câz, “Bakara Sûresi/2: 21–22. âyetlerin tefsirinde, Mukaddime”.) İNAYET DELİLİ Kâinat, sayısız cüz’lerden oluşan bir bütündür, âdeta bir organizmadır. Canlı ve cansız sayısız varlık onda yer almakta, her … Devamını oku

137-) İki türlü Tevhid vardır. Biri zahirî ve avama mahsus Tevhid’dir.. İkincisi hakikî Tevhid’dir ki, ispat üzerine oturur ve her bir şeyde İsim ve Sıfatları’yla Allah’ı görmek, her bir şeyden O’na pencereler açmaktır.

İki türlü Tevhid vardır. Biri zahirî ve avama mahsus Tevhid’dir ki, daha çok nefy üzerine, yani Allah’tan başka İlâh, Rabb, Yaratıcı… tanımama üzerine oturur. İkincisi hakikî Tevhid’dir ki, ispat üzerine oturur ve her bir şeyde İsim ve Sıfatları’yla Allah’ı görmek, her bir şeyden O’na pencereler açmaktır. (Mesnevî-i Nûriye, “Lem’alar, Tenbih”; Sözler, “22. Söz, 1. Makam, 1. … Devamını oku