Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez. [Mesnevî-i Nûriye, “Katre’nin Zeyli”.]
Nefsin mühim bir hastalığı da, bütünü parçada, büyüğü küçükte görmek istemesi, göremeyince de ret ve inkâra gitmesidir; ayrıca, bir şeye delil olanın o şeyi kendi içinde ihtiva etmesini veya barındırmasını beklemesidir. Oysa delil olma, hiçbir zaman ihtiva etmeyi ve barındırmayı gerektirmez. Meselâ, küçük bir kabarcık, içinde parlayan güneşin aksiyle güneşin varlığına delâlet eder, yani ona delildir. Gündüzün ışığı ve yeryüzünün ısınması da, ışık ve ısının kaynağına, yani yine güneşin varlığına delildir. Fakat kabarcıkta parlayan güneşin aksi, güneşin kendisi değildir; güneş o kabarcığa sığmadığı gibi, aydınlattığı ve ısıttığı yeryüzüne de sığmaz. Sığmamanın ötesinde, sığacak veya yeryüzüne biraz daha yaklaşacak olsa, onu yakar, içindekileri hem kör, hem kül eder. Buna rağmen nefis, güneşin bizzat kabarcıkta ve yeryüzünün içinde olmasını ister. Yani nefis, kâinatta veya kâinattaki her bir varlıkta Cenab-ı Allah’a ait yüzlerce, binlerce delil görür. Tabiat, şuursuzdur, herhangi bir gaye takip etmez; ilimden ve iradeden de yoksundur. Buna rağmen, tabiatta cereyan eden hadiselerde veya kâinat gerçeklerinde Cenab-ı Allah’ın varlığına, Birliği’ne, Sıfatları’na ve İsimleri’ne sayısız işaretler, deliller vardır.
Meselâ, bütün kâinatta vücutta olduğu gibi tam bir yardımlaşma hakimdir. Bir kiraz tanesinin meydana gelmesi için, kiraz çekirdeğinin, bu çekirdeğin belli şartlarda çimlenme ve kiraz ağacı olma özelliğinin, havanın, suyun, toprağın, güneşin, günlerin ve mevsimlerin değişmesinin ve bunun için dünyanın kendi ekseni ve güneş etrafında belli ölçüler dâhilinde hareketinin varlığı ve bütün bu faktörlerin tam bir denge ve ölçü içinde işbirliği içinde olması şarttır. Bütün bunları sağlamak ise, bunların tamamına, bir başka ifadeyle, kâinata hükmeden, onları yaratan, bir arada ve işbirliği içinde tutan mutlak bir İrade, İlim, Kudret ve Basar (Görme) ister; dolayısıyla bunların sağlanıyor olması, bütün bunlara sahip bir Varlığı gösterir.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |