
[ 186 ve 187.Sayfaların Meâlidir ]
Ey Allahım! Ey Rahmân! Ey Ferd! Ey Hayy! Ey Kayyûm! Ey Hakem! Ey Adl ve Ey Kuddûs!
İsm-i âzamın ve Furkan-ı Ahkem’inin âyetleri hakkı için, Resûl-i Ekrem Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) Efendimiz’e vücudumuzun zerrat adedince, ömrümüzün, hayatımızın dakikalarının âşireleri adedince salât eyle. Seçkinlerden seçkin şanı yüce Nebi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) üzerine indirdiğin gibi, bizim ve Risale-i Nur’a sadakat ve vefa ile talebe olan kullarının üzerine de sekine, temkin ve itminan indir. Bize ve hizmete vefalı Risale-i Nur talebelerine, iman ve Kur’ân hizmetinde hâlis iman, kâmil yakîn, sadık niyet ve tastamam metanet ihsan buyur.
Allahım! Şeâir-i İslâmiye’ye musallat olmuş tüyler ürperten korkunç bid’atları def’ ederek bizi korkularımızdan emin eyle. İslâm âleminde İslâm’ın şeâirini ve Resâil-i Nur’u en yüksek bir revaç ile bir kere daha i’lâ(n) ve neşr ederek gönüllerimizi ferahlandr. Dinimizi, Risale-i Nurlar ve talebelerini, inkarcı mülhidlerin tecavüzlerinden salim ve selâmette eyle. Bizi, Üstadımız’ı Hocamızı ve vefalı (Hizmet Erlerini) Nur talebelerini dinimizde, dünya ve âhirette selâmet ve afiyetle rızıklandır. Hastalıklarımıza şifa ihsan buyur. Kur’ân’ı bizim için ve onlar için her türlü derdimize deva, her hastalığımıza şifa eyle. Bizi ve onları her daim hamd ve şükürle gürleyen kullarından eyle. Dualarımızı, dualarımızdaki bütün bu dileklerimizi kabul buyur Allahım! Bütün hamd ü senalar yalnız Yüceler Yücesi Allah’adır. Allah’ın salât ve selâmı da Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve bütün âl ü ashabınadr. Âmin! Âmin! Âmin!
***

[ 191 ve 192.Sayfaların Meâlidir ]
HULÂSATÜ’L-HULÂSA
Bismillâhirrahmânirrahîm
Yedi gök, yer ve onların içinde bulunan herkes O’nu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih ve tenzih ediyor olmasın. Evet, biz iman ettik ki; Bütün gökler kendilerine mahsus lisanlarıyla; yıldızlar, güneşler, aylar ve gezegenlerden müteşekkil kelimeleriyle ve onların nizam ve intizamları, muntazam vazife ve âhenkli işleyişleriyle söyleyip şehadet ederler ki, Vâcibü’l Vücud, Vâhid ü Ehad Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Gökyüzü kendine mahsus lisan ile; vazifeli birer hizmetkâr olan bulut, rüzgâr, şimşek, gök gürültüsü ve yağmurdan müteşekkil kelimeleriyle ve onların faydaları, bütün canlıların ihtiyaçlarına olan uygunluklarıyla ikrar ve şahitlik eder ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Unsurlar, elementler kendilerine mahsus dilleriyle; her biri birer kelime olan sanatlı ürünleri, müzeyyen neticeleri, mükemmel hizmetleriyle ve zatları itibariyle câhil ve câmit oldukları, birbirine çok benzedikleri, birbirinin emsali ve aynı zamanda zıttı oldukları, kayıtsız şekilde yayılmacı bir hareket tarzı sergiledikleri hâlde toprak, demir, su ve havadaki hizmetlerini yerine getirme, emre boyun eğme, itaat ve intizamdaki mükemmellikleri ile söyleyip şehadet ederler ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Yeryüzü kendine mahsus lisanıyla; ihtiyaca matuf olmak üzere hikmetle yerleştirilmiş madenlerinin faydaları, gıda için rahmetle donatılmış bitkilerinin sümbülleri, rızık olmak üzere mükemmel yaratılmış ağaçlarının meyveleri, rahmet ve aynı zamanda inayet lütufları içerisinde, hikmet ve iradenin çok hassas mizanlarıyla resmedilen hayvanatın farklı farklı suretlerinden müteşekkil kelimeleriyle der ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Denizler, pınarlar ve ırmaklar kendilerine mahsus lisanlarıyla; zinetli cevherleri, sularında intizamla yaşayan çeşit çeşit hayvanları, o suların gayet derecede ölçülü gelir ve giderleri, en derli toplu şekilde depolanmaları ve korunmaları, dünya karalarıyla beraber onların da Güneş’in etrafında muhteşem bir şekilde evrilip çevrilmesi, döndürülmesi gibi kelimeleriyle derler ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.