19-) Varlıklara verilmiş olan istidat, faaliyete dönüştüğünde açılır, gelişir

Varlıkta meknî bulunan, yani varlıklara verilmiş olan bir kapasite, bir istidat, fiil ve faaliyete dökülüp dönüştüğünde açılır, gelişir ve lezzet verir. Bütün faaliyetlerdeki lezzet bu sırdandır. Hareket-siz bir varlık, yokluk hesabına çalışır. [Sözler, “24. Söz, 4. Dal”]

Cenab-ı Allah (c.c.), her bir varlığa has bir istidat, yani kapasite, potansiyel kabiliyet bahşetmiştir. Bu, cemadât dediğimiz cansız eşya veya cisimlerde de vardır. Bundandır ki, toprak tabakası kayaların parçalanmasından oluşmuştur. Suların kaynağı da çok defa kayalardır. Demek ki, İlâhî Kudret, kayalara toprak ve sulara kaynak olma istidadı vermiştir. Bu istidat, kayaların fıtratındaki bu potansiyel, rüzgârların ve yağmurların da tesiriyle sürekli hareket, sürekli fiil ve faaliyet olarak kendini ortaya koyar. İşte bu hareket ve faaliyet, Allah’ın izniyle toprak tabakasının oluşmasına, kayalardan suların fışkırmasına hizmet eder. Ne malûm ki, kayalar bu hizmetten bir lezzet alıyor ve bu lezzetten gelen aşk ve şevkle hiç durmadan sürekli faaliyet halinde bulunuyor olmasın.

Bunun gibi, Cenab-ı Allah’ın (c.c.) toprağa verdiği fıtrattaki potansiyeller sürekli faaliyet halinde tecelli ettiği için bütün madenler toprakta oluşur; yine, toprak altına giren tek tip su, burada farklı türde sulara dönüşür. Kimse, bu faaliyetler sebebiyle toprağın bir şevk ve lezzet hissetmediğini söyleyemez. Çünkü cansız görüp cemadât dediğimiz varlıklarda bile belli seviyede bir ruhî nefha olmadığı malûmumuz değildir. Bunun yanısıra, onları temsil eden, Allah’ın onlara gördürdüğü vazifeleri alkışlayan, temsil ve Cenab-ı Allah’a arz eden melekler vardır. Dolayısıyla, faaliyetlerinin hasıl ettiği şevk ve lezzettir ki, cemadâtı da sürekli faaliyete sevkeder. Çünkü, hayat faaliyettir ve faaliyettedir. Atalet, yani işsizlik ve hareketsizlik, ölümün kardeş çocuğu olup, işsiz ve hareketsiz bir varlık adem, yani yokluk, yokluğa gidiş hesabına çalışıyor demektir.

Cemadât için faaliyette böyle bir şevk ve lezzet varsa, elbette ruhtan veya rûhun fonksiyonlarından ya da rûhî tecelliden belli seviyelerde hayat taşıyan bitkiler, hayvanlar ve insanlar, fıtratlarındaki potansiyellerin faaliyet ve kabiliyet olarak ortaya çıkmasından lezzet alacak ve bu lezzetten gelen şevk, onları daha da faaliyete itecektir. Bitkilerin iradeden nasibi olmadığı, hayvanların çok az olduğu için onlar, potansiyellerini sürekli faaliyete dönüştürür. İnsanın iradesi dışında çalışan bedeni de, en gelişmiş ve kompleks bir fabrikadan çok daha muhteşem ve kompleks bir fabrika gibi çalışır. Ancak insan, ataletle onun çalışmasını yavaşlatır ve bu yavaşlatmaktır ki, bedenin hastalanmasının en önemli sebebidir. Rahatlık ve atalet, bedeni ölüme getiren faktörlerdendir. Arz olunduğu gibi, işsiz ve tembel insan, adem, hastalıklar ve ölüm adına çalışıyor demektir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 27 kez okundu