24-) Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı

Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı, aklın yolunu kapayan kuruntulara yuvalık eder. [Muhakemât, “3. Makale, 1. Maksat”]

Ülfetten başka insanı doğruyu bulmaktan alıkoyan faktörlerden biri de, enaniyetten kaynaklanan, cehaletin daha da katılaştırdığı bir tavır ve davranış şekli olarak, hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığıdır. O bakımdan ilim, münakaşa ile değil, mütalâa (karşılıklı değerlendirme, birlikte çalışma), münazara (fikir ve görüş alışverişi) ve istişare ile gelişir. Münakaşada nefse itimat edilmez. Özellikle doğrular münakaşaya açılamaz. Çünkü münakaşada kişiler çok defa üstün gelme ve karşıdakini susturma gayreti içinde olduğundan, doğrular matlaşır; kişilerin idrak kapasitesine ve şahsî kabûllerine indirgenir. Oysa doğru, insandan bağımsız olarak vardır ve insana düşen, onu anlamaya çalışmak ve keşfetmektir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 37 kez okundu