42-) Doğruya götüren mü’mince ve dalâlete götüren kâfirce iki türlü bakış açısı

 Bir ağaca ve kökü göklerde, dalları bütün yaratılmış varlık âlemine yayılmış İslâm ağacına biri doğru, doğruya götüren ve mü’mince, diğeri yanlış, dalâlete götüren ve kâfirce iki türlü bakış açısı vardır. (Mesnevî-i Nûriye, “Katre, 1. Bab”)

İKİ FARKLI BAKIŞ AÇISI

Bir ağacın canlılığı, faydaları ve sağlamlığı hakkında bilgi sahibi olmak için insanlar ona iki şekilde bakarlar. Birinci şekil, ona kökünden meyvesine doğru, ikinci şekil ise meyvesinden köküne doğru bakmaktır. Birinci şekil veya yol, doğru olan yol olup, doğru neticeye götürür; ikinci yol ise eksik ve yanlış olup, yanlış neticeye götürür. Şöyle ki: Ağaca birinci yolla bakan görür ki, ağacın kökü sağlam, gövdesi sağlam, dalları sağlam, ağaç çiçek ve yaprak açmış ve nihayet meyve de veriyor. Meyvelerden bir veya ikisi çürük. Ağaca birinci yolla, yani kökünden yukarıya doğru bakan, “Bu, canlı ve sağlam bir ağaç. Bir veya iki meyvenin çürüklüğü, yani kendilerine ait veya haricî bir sebepten olmalı. Dolayısıyla, onların çürük olması, ağacın sağlamlığına ve canlılığına zarar vermez.” der. Aynı ağaca ikinci yolla, yani meyvelerden köke doğru bakan ise, gözü çürük bir–iki meyveye takılır ve hemen “Bu ağaç, çürüktür.” diye hükmedip, büyük hata eder.

İşte İslâm, bütün hakikatleriyle böyle bir ağaçtır. Kökü aslen göklerde, fakat yere dikilmiş bulunduğundan yerde de sabit olup, dalları bütün imkân veya kesret, yani yaratılmış varlık âlemine yayılmıştır. Onun hakkında bilgi sahibi olmak için de ona iki şekilde yaklaşılır.

Birinci yaklaşım şekli, ona köklerinden gövdesine ve oradan dallarına, nihayet çiçek, yaprak ve meyvelerine doğru bakmaktır. Bunu yapabildiğimiz zaman, onun köklerinin çok sağlam ve bütünüyle pak bir kaynağa dayandığını görürüz: Vahiy. Bu kaynak, haricî dünyadan ve her kişinin iç dünyasından sürekli akan delil ve işaret sularıyla sürekli beslenir ve çoğalır. İslâm ağacının meyveleri de, gıdasını bu kaynaktan alır. Onun her bir meyvesinin canlılığını ve sağlamlığını ispatlamak için köklerine bakmak kâfidir; çünkü kökleriyle meyveleri arasında temelden münasebet olduğu gibi, ağaç köklerinden beslenir. Ağaçta bir meyvenin bulunamaması veya çürük olması, ağacın kökleri sağlam olduğu sürece ağaç için bir eksiklik teşkil etmez ve ağacın sağlam ve hayattar olmadığını göstermez. Çünkü bir meyvenin yokluğu, ya onu bizim göremememizdendir veya onda olmaması gereken bir meyveyi aramamızdandır, ya da ağaçtan kaynaklanmayan başka bir sebepten dolayıdır. Bir veya iki meyvenin çürüklüğü de yine benzer haricî sebeplerdendir.

İslâm ağacına ikinci bakış veya yaklaşım şekli ise, meyvelerden köklere doğru bakmaktır. Bu, yanlış, zor ve dalâlete götürücü bir bakış veya yaklaşımdır. Böyle bakmaya çalışan birinin niyetinden şüphe edilir; o, doğruyu arayan değil, doğruyu kabûl etmek istemeyen, tenkit ve inkâr niyeti taşıyan bir bakıştır. Ağaca ve İslâm ağacına böyle bakan biri, haricî bir sebepten dolayı çürümüş bir meyveyi görse veya aradığı bir meyveyi ağaçta bulamasa, diğer meyvelere, ağacın diğer unsurlarına ve köklerine, köklerden ağaca nasıl hayat taşındığına, ağacın hayatiyetini sağlayan kaynağa bakmadan, “Bu ağaç, çürüktür, ölüdür.” der, kestirir atar. Allah, bizi böyle bir bakış açısından korusun.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 24 kez okundu