64- Seçim Tesellisi

Cenab-ı Hakk insanı hastalanmaz bir halde, hiç musibete uğramayacak vaziyette yaratabilirdi. Kainatın enginliğine ve uzayın ihtişamına bakılırsa, Rabbimiz her insana birer gezegen ve orada sonsuza dek tüketemeyeceği kadar nimet verilebilirdi. Durum böyleyken, neden kısıtlanmış imkanlar, biçili ömürler, daralmış rızıklar ve türlü belalar içerisinde yaşamak zorunda bırakılmıştır insan?

‘Seçilmiş’ anlamına gelen ‘Mustafa’ kelimesi Efendimizin (sav) isimlerinden biridir. Biz Allah Resulüne (sav) öncelikle, Allah tarafından seçilmiş olması dolayısıyla iman ederiz. Her şeyden ziyade bu ilahi seçim sebebiyle yaratılmışların en kıymetlisidir O (sav). Kabe’ye, taşlarının niteliğinden veya hep görmüş olduğu saygının devamı olarak değil, Rabbimizin onu seçmiş olmasından ötürü saygı gösteririz. Taşları Ebu Kubeys tepesinden getirilmiş olan Kabe’ nin değeri onun taşlarının niteliğinde değil, ona yüklenen anlamda, yani ilahi seçimdedir.

Musibetler de ilahi seçimin bir parçasıdır ve bu sebeple hürmete layıktırlar. Zira isabet kökünden gelen ‘musibet’ kelimesi, ölçülmüş biçilmiş, kendisine ulaşacak insan için ayarlanmış birtakım mesajlar, seçilmiş özel hadiseler anlamına gelmektedir. “Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın” (Al-i İmran, 191) ayetinden nasibi çoktur musibetlerin. Ünlü dil bilim alimi Ragıb el-İsfahani’ye göre musibet, ‘ansızın bastıran yağmur’ anlamındaki savb kökünden türemiştir ve ‘bir şeyin hedefine ulaşması, birinin payına düşmesi’ manasına gelmektedir. Hikmetlerle yüklü bu musibetler Allah’ın izniyle olmaktadır. Rabbimizin musibetlerde bir beldeyi değil diğerini tercih etmesinde; bir bireyi değil başkasını seçmesinde; bir zamanı değil başka bir zamanı belirlemesinde türlü hikmetler vardır. Musibetler, anlamsız ve gayesiz bir biçimde insanlar arasında rastgele dağıtılmazlar. Kur’an’da en çok geçen ilahi isimlerden olan Hakim ismi, musibetleri bütün tesadüflerden, manasızlık ve abesiyetten uzak tutmaktadır. Kainatta rastgele hiçbir şey bulunamayacağı gibi, musibetler de tesadüfi değildirler. Nasıl her varlığın ve her olayın bir anlamı, gayesi ve hedefi varsa, musibetler de öyle anlam yüklenmiş hadiselerdir. Kainatı anlamlar ve gayeler üzerinden inşa eden Rabbimizin, musibetleri bu kanunun dışında tutması düşünülemez. İsyan ve itiraz niyeti taşımaksızın başa gelenlerin nedenlerini sorgulamada bir mahzur olamaz. Bilakis madem musibet bir hikmet, bir mesaj ve bir anlam yüklenerek gelmiştir, o halde bu mesajı okumaya çalışmak lüzumu vardırBaşıma gelen musibetlerin hakiki nelerdir? Bana bu olaylarla ne anlatılmak istenmektedir? Bu musibetlerde bana sunulan mesaj nedir? Rabbimin bunlarla bana söylemek istediği bir şey mi var? Alimlerimiz, Ku r’an-ı Kerim’i kişinin evvelen bizzat kendisine özel indirilmiş bir kitap nazarıyla okumasının faydalarından bahsederler. Musibetlerin bazen toplumun tamamını ilgilendirmesi, ona muhatap olan bireylerin teker teker anlam devşirmelerine mani değildir.

Cenab-ı Hakk hiçbir insanı unutmuş veya terk etmiş değildir. O kullarının her hareketini, her davranışını görmekte, önem semekte ve değerlendirmektedir; Rabbimiz, kendimizi önem sediğimizden çok daha fazla önemsemektedir bizi. Başımızdan geçecek musibetleri bizim için O seçmekte ve yine O organize etmektedir. Olaylar hiçbir zaman başına buyruk bir şekilde meydana gelmezler. Moraller durduk yere bozulmaz, hayaller kendi kendine yıkılmaz, Rabbimizin izni ve dilemesi olmadan. Yaşadığımız hadiseler, Rabbimizin özel mesajlarını içermesi bakımından yalnızca bize inmiş özel ayetler gibidir. Bu yüzden okumamız, anlamamız ve tahlil etmemiz gereken bir kitaptır musibetler.

Anne babamızı biz seçmedik. Onlar bizi büyütüp yetiştirmiş olmalarından daha çok, onları bizim için seçen Cenab-ı Hakk’tan ötürü değerlidirler. Peygamberleri seçen zat kimse, anne babamızı da o seçmiştir. Seçimin kendisinden olmasa bile seçenden dolayı anne ve baba daha da muhteremdir. Doğduğumuz memleketi kim seçmiştir? Yine Rabbimiz değil mi? İbn Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözü meşhurdur. Doğduğumuz ve yaşayacağımız yerler ilahi seçimin bir sonucudur ve üzerimizde büyük etkileri vardır. Cinsiyetimizi, boy ölçümüzü, saç rengimizi kim seçmiştir? Seçime değil seçene odaklandığımızda, üzerimizdeki nimetlerin kıymeti ortaya çıkar. Peygamberleri seçen, Kabe’yi seçen, anne babamızı seçen Zat her kimse, başımıza gelmekte olan musibetleri de o seçmektedir.

Wimbledon Tenis Turnuvasının ilk siyahi şampiyonu Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı hastalıktan dolayı ölüm döşeğindeyken, hayranlarından biri, “Allah böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?” diye sorar. Arthur Ashe’nin cevabı şu olur: “Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenisi öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4 ‘ü yarı finale, 2 ‘si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Allaha ‘Neden ben?’ diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Rabbime hangi yüzle ‘Neden ben?’ diyebilirim. “

“Her işte hikmeti vardır / Abes fiil işlemez Allah.”
-İbrahim Hakkı Hz-

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 18 kez okundu