67- Tezat Tesellisi

Kader kimi zaman insanları, birbirleri için ne çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır; bazen de, çok kıymetli zannettiği şeyin aslında öyle olmadığını göstermek için onları kavuşturur. Nimetin varlığı ve kıymeti, onun yokluğunda hissedilir. Zenginliğin kıymeti fakirlikle, sağlığın kıymeti hastalıkla anlaşılır. Daimi, kesintiye uğramaksızın süren nimetler hissedilemez, algılanamaz ve dolayısıyla şükrü eda edilemez. Her şey zıddının varlığı üzerinden bilinebilir. Güzellik, çirkinlik olmadan bilinemez. Karanlık olmaksızın aydınlığın anlamı yoktur. Soğuk … Devamını oku

66- Hayır Tesellisi

Kainatta her şey potansiyel olarak hayırdır. İnsan hatalı tavır ve yorumlarıyla onları kötülük ve şer haline getirir. Kötülüğün yaratılması değil, işlenmesi kötüdür. Cenab-ı Hakk her şeyi ‘hayır’ olarak yaratmıştır. Ama insanlar niyet ve nazarlarıyla onları kendileri hakkında kötülüğe çevirirler. Hayırları şerre çevirebilme özgürlüğü insanın temel bir özelliğidir. Yaratılma itibariyle vasfı şer ve hayır değildir o hadiselerin. Şer vasfını fiillere kazandıran, şuur sahibi olan insanoğludur. Fiillerin aslı Allah’a, vasıfları ise kullara … Devamını oku

65- Hedef Tesellisi

Bir ayette “Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır” buyrulur (Yusuf, 76). Bu biraz da şu anlama gelir; her anlamın derununda başka bir anlam, her maksadın ötesinde başka bir maksat vardır. İnsan sonuç odaklı yaşadığı için başından geçenleri yalnızca neticelerine göre değerlendirir. Bir ağacın son da bekleyen neticesi meyve olduğundan ‘ağaç meyve içindir’ yanılgısına kapılır insan. Sondaki netice gelmeyince, her şey berbat … Devamını oku

64- Seçim Tesellisi

Cenab-ı Hakk insanı hastalanmaz bir halde, hiç musibete uğramayacak vaziyette yaratabilirdi. Kainatın enginliğine ve uzayın ihtişamına bakılırsa, Rabbimiz her insana birer gezegen ve orada sonsuza dek tüketemeyeceği kadar nimet verilebilirdi. Durum böyleyken, neden kısıtlanmış imkanlar, biçili ömürler, daralmış rızıklar ve türlü belalar içerisinde yaşamak zorunda bırakılmıştır insan? ‘Seçilmiş’ anlamına gelen ‘Mustafa’ kelimesi Efendimizin (sav) isimlerinden biridir. Biz Allah Resulüne (sav) … Devamını oku

63- Hal Tesellisi

Sufiler, mutlulukta takılı kalmayı eksiklik saymışlar, mutluluğu yaşamın temel gayesi olarak ele almayı anlamsız bulmuşlardır. Onlara göre mutluluk hallerden ancak bir haldir. O bütün hallerin gelip dayandığı en iyi ve nihai hal değildir. Ondan da geçmek, daha farklı hallere ve makamlara ulaşmak icap eder ki manevi yolculuk devam edebilsin. Günümüzde bütün insanlık mutluluğun peşinden koşmaktayken, Kur’ân-ı Kerim’de ve diğer kutsal metinlerde dünyada … Devamını oku

62- Keşke Tesellisi

Günlerden bir gün, Musa bin Müslihiddin Efendi zikir meclisine katılmak ve sohbetini ilk defa dinlemek üzere Sümbül Efendi’nin dergahına gider. Bir direğin arkasına oturur ve Sümbül Efendi’yi dinlemeye koyulur. Duydukları ne şimdiye kadar dinlediği alimlerin sözlerine ne de okuduğu kitapların yazdıklarına benzemektedir. Sohbet boyunca gözlerinden ve kalbinden kat kat perdeler kalkar ve içinde ışıklı bir alemin uyandığını hisseder. Sohbet esnasında dünya ve ahiret, gözüne … Devamını oku

61-) Çağrı Tesellisi

Efendimiz (sav) Medine’ye hicret ederken, Medine’de kıtlık, kan davaları, salgın hastalıklar ve ekonomik kriz vardı. Kabileler arası büyük kavgalar söz konusuydu. Aslında insanların kalbi İslam’ın gelişine hazırlanmıştı; belalarla, sıkıntılarla ve dertler le. Olumsuz hallerin çoğaldığı böylesi zamanlarda kalpler daha açıktır manevi hakikatlere. Cenab-ı Hakk, insanın hakikatle kuracağı ilişkiyi kolaylaştırmak için kimi zaman onu belaya müptela kıldığını Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade … Devamını oku

60- Uyanış Tesellisi

Epik tiyatroda, seyirci olabildiğince oyunun gerçekliğinin dışında tutulur. Seyircinin kendisini oyuna bir gerçekmiş gibi kaptırması arzu edilmez. İzleyicinin kurguya dalıp gitmesini engellemek için yer yer oyuncular seyircilerle konuşmaya hatta oyun hakkında olumlu olumsuz yorumlar yapmaya başlarlar. Klasik tiyatrodaki gibi seyircinin kendisini oyunun içinde hissetmesi amaçlanmaz. Seyirci oyunun bir parçası değil, dışarıdaki bir gözlemcidir. Acı duymak, sevinmek, coşkulanmak yerine durumlar üzerinde berrak bir şekilde düşünülebilmesi … Devamını oku

59-) Latife Tesellisi

Organlarımızdan herhangi biri zarar görse hayatı idame ettirmek oldukça zorlaşabilir. Ayaksız yolculuk etmek, elsiz yemek yemek hayli meşakkatli… Bedenin nispeten daha latif organları olan beş duyudaki hastalıklarsa, hayatı daha da zorlu kılar. Görme, işitme veya dokunma hislerimizin bir anda yok olup gittiğini hayal edelim. Ne büyük felaket! Sobaya dokununca aynı, buza dokununca aynı his elde edilseydi, hayat ne kadar karmaşıklaşırdı. … Devamını oku

58-Destek Tesellisi

Cenab-ı Hakk kainattaki her varlığa kesintisiz bir şekilde yardım etmektedir. Çünkü o Rahman’dır. Ayırt etmeksizin destek olmamanasını taşır ‘Rahman’ ismi. İlahi ahlakın en önemli yönlerinden biridir bu. Kainatta var olan her şey yardıma amadedir ve destek üzere programlanmıştır. Kainatın içerisinde her şeyin birbirlerinin yardımına koşması da bu sebepledir. İnsana da daima türlü yardımlar ulaşır. Yardımın tamamen kesildiği bir an bile … Devamını oku