85-) Şefkat Tesellisi

Başa gelenlere üzülmemek elde olmayabilir. Ancak bu üzüntü aşırı seviyelere vardığında, Rabbimizin bu hadiseleri belli bir hikmet üzerinden gönderdiğini tekzip etmek anlamına gelecektir. İlahi şefkatin azlığını hatta yokluğunu ima eden bu düşünce, ilahi merhametten fazla merhamet iddiası taşıyan bir dengesizlik halidir. Rabbimizin merhametini aşan bir merhamet ve hikmetinden daha ileri bir hikmet öne sürmek, mantığın hastalığa tutulduğu bir noktadır. Aşırı üzüntüyle, Rabbi … Devamını oku

84-) Fanilik Tesellisi

Mezarlıklarda dolaşan insan, başkalarına kendini beğendirmeye uğraşmanın lüzumsuzluğunu, bazı şeylere üzülmenin veya sevinmenin anlamsızlığını, önemsemediği birçok meselenin aslında beş para etmeyen işler olduğunu idrak eder. Dünyanın aldatıcılığını yüreğinde hisseder, işte bu yer benim gerçek ikametgâhım, eninde sonunda varacağım kara topraklı kabrim, der. Mezarlıktakilerin hallerini düşündükçe, bu dünya oyuncayla kendini aldatmış olduğuna kanaat getirir. Ama insan, meğer aldanmışım … Devamını oku

83-) İstidraç Tesellisi

Allah’ın şefkati kimi zaman musibet görünümünde zuhur eder. İlahi şefkat hep okşama şeklinde değil, bazen de sarsma şeklinde tecelli eder. Bazen de durum tersidir ve kader insanı nimete boğarak da batırabilir. Karun’a onca nimeti veren kimdi? Nemrut’a, Firavun’a büyük imkanlar ve güç sağlayan kimdi? Dış yüzü nimet ama iç yüzü musibet olan bu imkanların yaratıcısı da Rabbimiz değil miydi? Nimetler kimi zaman insanı Rabbinden … Devamını oku

82-) İlham Tesellisi

Rahimiyet’in anlamı şefkattir. Şefkatin gereği ise ihtiyaçları gidermektir. İhtiyaçları gidermenin biri fiilî, diğeri sözlü olmak üzere iki yönü vardır. Annenin bebeğine süt emzirmesi şefkatin fiilî neticesiyken; ona sesi ve kelimeleriyle inşirah vermesi ve onunla konuşması, şefkatin sözlü neticesidir. Bebek süt emerken, annesinin gözünün içine bakarak duygu, insaniyet ve şefkat transferi gerçekleştirilmektedir. Annenin görevi yalnızca süt vermek değil, duygularla ve seslerle de bebeğini emzirmek ve beslemektir. İnsanın … Devamını oku

81-) Tevhid Tesellisi

Nimetler ‘nimet vereni’, sanat eseri ‘sanatçıyı’, sebeplerse ‘müessir olanı’ açığa çıkarma değil bilakis onları perdeleme vazifesi görürler. İnsana düşen, nimete bakarken nimet vereni, esere bakarken sanatçıyı, hâdiseleri tefekkür ederken onlar üzerinde hakiki müessir olan Cenab-ı Hakk’ı zihnine, hayaline ve fikir dünyasına getirmeye çalışmaktır. Mevlana deyişiyle, “Nakış ve suret manâyı görmeye engeldir” (Mesnevi, Cilt 1). Rivayetlerde kişiyle Rabbi arasında aşılmayı bekleyen yetmiş bin perdeden bahsedilir. Cenab-ı Hakk’ın … Devamını oku

80-) Can Tesellisi

Yavrucağı vefat eden insanlar, dünyadan öyle soğurlar ki, kalpleri doğrudan Rablerine yönelir. Evladını geçici olarak kaybetmiş biri, kalıcı olarak Cenab-ı Hakk’ı ve âhireti kazanma imkânıyla serfirazdır. Dünyanın üç beş günlük cefasının bir an önce geçip gitmesi ve evladına kavuşacağı âhiret yolculuğunun başlaması için gün sayar. Âhirete karşı kalbi sımsıcaktır. Necip Fazıl’ın şu mısraları adeta bu durumu anlatmak içindir: “Seni dağladılar değil mi … Devamını oku

79-) Belirginlik Tesellisi

Dert ortaya çıkmış ve belirginleşmişse çözümü basitleşmiştir; gizli olduğundaysa zararlı ve tehlikelidir. Yerkürenin iç basıncını dengeleyen depremler olmasaydı, dünyamız büyük bir parçalanmayla karşı karşıya kalacaktı. Depremler üzerine kafa yormuş filozoflardan biri olan Seneca şunları söyler: “Deprem büyük bir öfkeyle şehirleri, ülkeleri bir kez sarstıktan sonra, hemen arkasından o denli büyük bir sarsıntı daha gelmez. En büyük şok yaşandıktan sonra ancak … Devamını oku

78- Nasihat Tesellisi

Musibetlerin belki de en büyük hikmeti insana nasihat vermesidir. Cenab-ı Hakk, insanlar üzülsün diye değil, düşünsünler diye musibet verir. Kur’ân-ı Kerim’de helâk edilen kavimlerin anlatıldığı yerlerde, hep duyarsızlıktan, düşüncesizlikten, cahillikten, nasihat almayışlardan dem vurulmuştur. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “…düşünüp öğüt alsınlar diye, senelerce onları kuraklık, kıtlık ve ürün azlığı ile cezalandırdık” (Araf, 130). İnsanlar bu helâkleri yerin ve göğün hareketleriyle, sosyal analizlerle, psikolojik … Devamını oku

77- Müddet Tesellisi

Az mı çok mu yaşadığımız yılların sayısına göre değil, yaşamdan ne kadar etkilendiğimize göre değişir. Güzelim kelebekler bize göre az yaşıyorlar; Birkaç gün, hatta birkaç saat… O güzellik için acınası bir hal. Esasında hayatın uzunluğu süresinde değil, hissedilişindedir. Uzun süre yaşamak, çok yaşamış olmak anlamına gelmez. Kelebekler hayatı çok uzun hissettikleri için, bu hayat niye bitmiyor diye sıkıntıdan, bıkkınlıktan ölüyorlardır … Devamını oku

76- Sevap Tesellisi

Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Mükafatın büyüklüğü, bela ve musibetin büyüklüğüne göredir. Allah, sevdiği topluluğu belalara uğratır. Kim başına gelen musibetlere razı olursa, Allah ondan hoşnut olur” (Tirmizi, Zühd, 56; İbn Mace, Fiten, 23). Bir başka hadis-i şerife göre de afiyette olanlar, bela ehline ahirette verilen karşılıkların çokluğunu görünce, “Keşke dünyadayken derimiz makaslarla doğransaydı “diyecekler ve onların ahiretteki hallerine imreneceklerdir … Devamını oku