•40.Bölüm

Bu Bölümde On Fasıl Vardır

Arapça Metin olan bölümlerin altına meali eklidir.

BİRİNCİ FASIL

Virdü’l-Hıfz ve’l-İsmet

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
﴿بِـسْـــمِ اللّٰهِ﴾ ، وَبِـاسْــمِـهِ الْمُـبْـتَـدَأُ رَبِّ الْأٰخِــرَةِ وَالْأُولَى لَا غَـايَـةَ لَــهُ وَلَا مُنْـتَهَى، رَبِّ الْأَرْضِ وَالسَّمٰوَاتِ الْعُلَى ﴿اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَـيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّـرَىوَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّـهُ يَعْلَمُ السِّـرَّ وَأَخْفَى﴾ اَللّٰهُ عَظِيمُ الْأٰلَاءِ، دَائِـمُ النَّعْمَاءِ، قَاهِرُ الْأَعْدَاءِ رَحِيمٌ بِخَلْقِه۪، عَطُوفٌ بِرِزْقِه۪، مَعْرُوفٌ بِلُطْفِه۪، عَادِلٌ فِي حُكْمِه۪، عَالِمٌ فِي مُلْكِه۪ ﴿اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ﴾، رَحِيمُ الرُّحَمَاءِ، عَلِيمُ الْعُلَمَاءِ، غَفُورُ الْغُفَرَاءِ، بَصِيرُ الْبُصَرَاءِ، صَاحِبُ الْأَنْبِيَاءِ، قَادِرٌ عَلَى مَا يَـشَـاءُ سُـبْحَانَ الْمَلِكِ الْحَمِـيـدِ ﴿ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ فَعَّالٌ لِمَا يُـرِيـدُ﴾ رَبُّ الْأَرْبَابِ، وَمُسَبِّبُ الْأَسْبَابِ، وَسَـابِقُ الْمَقْدُورِ، وَرَازِقُ الْأَرْزَاقِ، وَخَالِقُ الْأَخْلَاقِ، وَقَاهِرُ الْمَقْهُورِ، وَعَادِلٌ يَوْمَ الْحَشْرِ وَالنُّشُورِ، إِلٰـهُ الْأٰلِهَةِ يَوْمَ الْوَاقِعَةِ، رَحِيمٌ حَكِيمٌ غَفُورٌ شَـكُورٌ صَبُورٌ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَلْمَلِكُ الْوَلِيُّ الْقَدِيمُ، خَالِقُ الْعَرْشِ وَالسَّمَاوَاتِ وَهُوَ السَّـمِيعُ الْعَلِيمُ، قَابِلُ التَّوْبَةِ، وَهُوَ شَكُورٌ، اَلْأَوَّلُ الْأٰخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الدَّائِمُ، رَازِقُ الدَّوَابِّ، صَاحِبُ الْعَطَايَا، يَغْفِرُ وَيَعْفُو وَيُـثَـبِّتُ النَّادِمِينَ وَيُؤَمِّنُ الْخَائِفِينَ اَللّٰهُمَّ يَا لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، اَلْكَبِيرُ الْمَعْبُودُ، كَـثِيرُ الْعَطَايَا، لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ يَـا شَـاهِدُ أَنْتَ تَعْلَمُ السِّــرَّ وَالْعَلَانِـيَـةَ، أَنْتَ قُلْتَ وَأَنْتَ أَصْدَقُ الْقَائِلِينَ ﴿اُدْعُونِۤـي أَسْتَجِبْ لَكُمْ﴾، ﴿لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ﴾ اَللّٰهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ أٰفَاتِ الزَّمَانِ وَالْفَضِيحَةِ، وَلَا تَفْضَحْنِي فِي الْيَوْمِ الْمَوْعُودِ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ حَقًّا حَقًّا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ رَبًّا رَبًّا، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ إِيمَانًا وَصِدْقًا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ إِيمَانًا وَعِشْقًا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ تَعَبُّدًا وَرِقًّا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ تَلَطُّفًا وَرِفْقًا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ شَوْقًا وَعِتْقًا، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ أُعِيذُ نَفْسِي وَشَعْرِي وَبَشَرِي وَدِيـنِي وَدُنْـيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي وَوَلَدِي وَذُرِّيَّـتِي، مِنْ كُلِّ ذِي شَرٍّ يُؤْذِيـنِي، وَجَمِيعَ مَا رُزِقْتُ مِنْ نِعْمَةِ اللّٰهِ وَإِحْسَانِ اللّٰهِ تَعَالَى وَإِخْوَانِي مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِاللّٰهِ الْعَظِيمِ، مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَكُلِّ مَا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، وَمِنْ فِـتْـنَةِ الْعَرَبِ وَالْعَجَمِ، وَمِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالشَّيَاطِينِ وَجُنُودِهِمْ، وَمِنْ شَرِّ السَّلَاطِينِ وَأَتْـبَاعِهِمْ وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا يَلِجُ فِي اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ شَرِّ مَا أَنْتَ ﴿أٰخِذٌ بِنَاصِيَـتِهَاۘ إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَـقِيمٍ﴾
Meal: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Virdime “Yüce Allah’ın adıyla” başlıyorum. Zaten O’nun yüce adı her hayrın başı ve başlangıcıdır. O hem âhiretin hem de dünyanın Rabbidir. O’nun sonu yoktur; O namütenahî ve sonsuzdur. O, arzın ve yüksek semaların yegâne Rabbidir. “O, Rahman’dır (sonsuz merhamet ve şefkat sahibidir), arşa istiva etmiş, (hükmünü yürütmüştür). Göklerde ne var, yerde ne varsa hep O’nundur. Bu, ikisi arasında olan, yerin altında olan da O’nundur. İster yavaş konuş, ister açıktan, O’na göre birdir. Zira O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.” Allah’ın ihsanları pek büyüktür. Nimetleri, O dilemedikçe inkıtaya uğramaz. Düşmanlarını kahrıyla Kendi iradesine boyun eğdiren O’dur. Mahlûkatına karşı rahmetiyle muamele eder. Rızkında şefkatinin apaçık âsârı görülür. Lütuflarıyla ma’ruftur. Hükmünde tastamam bir adaletle mütecellidir. Mülkünde olup biten her şeyi en güzel şekilde bilir. “Rahmandır, Rahîmdir.” Merhameti, ilmi, mağfireti, görüp gözetmesi mahlûkatla mukayese edilemeyecek kadar engindir. Enbiyanın Sahibi O’dur ve O, dilediğini dilediği gibi gerçekleştirmeye muktedirdir. Sübhan’dır O, her türlü noksandan muallâdır. Melik’tir, her şeyin ve herkesin üzerinde mutlak tasarruf sahibidir. Hamîd’dir; en güzel medh u senalara yalnız O layıktır. “O Arş sahibidir, şanı pek yücedir. Dilediği her şeyi yapar.” Her şeyin yegâne Rabbi olan Rabbü’l-erbâb O’dur. Bütün sebeplerin verasındaki Müsebbibü’l-esbâb yine O’dur. O her şeye sebkat eden Evvel’dir. Bütün rızıkları gönderen Râzık’tır, Rezzâk’tır. Bütün mahlûkatı ve onların mizaçlarını yaratan Hâlık’tır. Kahra müstehak olanları sonsuz kudretiyle kahreder. Allah Âdil-i Mutlak’tır ve haşr ü neşr gününde de kullarına adaletle muamele edecektir. O, gerçekleşeceği muhakkak bir vak’a olan kıyamet gününde de hükmü geçerli olan yegâne İlah’tır. O, Rahîm’dir, Hakîm’dir, Ğafûr’dur, Şekûr’dur, Sabûr’dur. Bütün hamd ve senalar Âlemlerin Rabbi O Allah’a mahsustur. Melik O, Veliyy O, Kadîm O, arşın ve semavatın Hâlık’ı O, Semî’ u Alîm O’dur. O dilediği kullarının tevbelerini kabul eder. Gönderdiği rızıklarla bütün canlıları besler. Dilediği kullarını atâ ve ihsanlarla şâd eder. Kapısına teveccüh edip ısrarla eşiğine yüz sürenleri bağışlar ve affeder. İçine düştüğü muhalefetten dolayı gönlünün derinlikleri nedâmet hisleriyle dolan kullarını sebâta muvaffak kılar; korku içerisinde Kendisine teveccüh eden kullarının kalbini de emn ü eman ile doldurur.
Ey Yüce Zâtından başka hiçbir ilah olmayan! Ey yegâne Büyük! Ey yegâne Ma’bûd! Ey ihsanları çok olan! Ey hiçbir şey Kendisine benzemeyen! Ey gücü her şeye yeten! Ey her şeyi gören ve bilen Allahım! Sen gizli olanları da, açık olanları da görür ve bilirsin. Ey sözü en doğru olan Rabbim! Sen Yüce Kelâmında, “Bana dua edin, ben de size icabet edeyim” buyuruyorsun. Yine biz kullarına, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” diyerek hep ümitle yaşamamızı ferman ediyorsun. İşte biz de, gönüllerimizi Senin rahmetine raptederek, dua ve yakarışlarımızla bir kez daha huzuruna gelmiş bulunuyor ve dualarımızın kabul göreceği ümidiyle ellerimizi açıyoruz: Ey Yüceler Yücesi Rab! Dehrin afetlerinden ve utanılacak durumlara düşmekten bizi muhafaza et. Ötede de bizi başımızı öne eğdirecek hâllere düşürme.
Hakk olan Allah’tan başka ilah yoktur ve en büyük hakikat budur. Yegâne Rab olan Allah’tan başka ilah yoktur. İman ile, sıdk ile söylenecek en büyük gerçek, “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” gerçeğidir. İnanarak, “Allah’tan başka ilah yoktur” demek, Cehennem’den kurtuluşun vesilesi demektir. Allah’tan başka ilah yoktur ve yalnız O’na kul ve köle olunur. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve lütuf ve şefkat yalnız O Yüceler Yücesinden beklenir. Şevk ve aşk ile her zaman ikrâr ederiz ki, “Allah’tan başka ilah yoktur.” Allah’tan başka ilah yoktur ve Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelüssalavât ve etemmütteslîmât) Efendimiz O’nun Resûlüdür.Allahım! Bedenimi, saçımı, derimi, dinimi, dünyamı, ailemi, malımı, evlâdımı, neslimi, Cenab-ı Allah’ın bana olan bütün nimet ve ihsanlarını, kadını erkeğiyle bütün mümin kardeşlerimi, eziyet verenlerin, kötülük yapanların şerrinden, korkup çekindiklerimden, arabı acemiyle bütün insanların fitnesinden, cinlerin, insanların, şeytanların ve şeytan ordularının şerrinden, zalim idarecilerin ve avenesinin kötülüklerinden, gökten inen ve göğe yükselenlerin şerrinden, gecenin ve gündüzün barındırdıklarının kötülüklerinden ve Senin “perçemini tuttuğun her şeyin” şerrinden Sana sığınıyorum. “Şüphesiz ki Rabbimin her icraatı en doğru ve en güzeldir.”

İKİNCİ FASIL

 اَللّٰهُمَّ إِنِّي (أَصْبَحْتُ/أَمْسَيْتُ) بِكَ، فَاحْفَظْنِي مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ خَلَقْتَهُ، وَأَعُوذُ بِاللّٰهِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَرَقِ وَالْحَرَقِ وَالْخَسْفِ وَالْحِجَارَةِ وَالزَّلْزَلَةِ وَالصَّيْحَةِ وَالْفِتْنَةِ وَالصَّوَاعِقِ وَالْجُنُونِ وَجَمِيعِ أَنْوَاعِ الْبَلَاءِ فِي الدُّنْـيَا وَالْأٰخِرَةِ، وَأَعُوذُ بِاللّٰهِ الْعَظِيمِ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَغَاثَ مِنْهُ الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَالْأَنْبِيَاءُ الْمُرْسَلُونَ وَالنَّبِيُّ مُحَمَّدٌ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ وَنَبِيُّكَ، وَأَسْأَلُكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا وَاحِدًا فَرْدًا صَمَدًا وِتْرًا، لَمْ يَـتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَسْمَائِكَ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وَخَشَعَتِ الْأَصْوَاتُ لَـهُ وَالْقُلُوبُ، وَيَا فَارِجِي مِنْ كُلِّ كُرْبَـتِي، وَيَا صَاحِبِي فِي شِدَّتِي، وَيَا رَبَّ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَمُوسَى وَهَارُونَ، وَيَا شَاهِدَ كُلِّ نَجْوَى، اَللّٰهُ رَبِّي لَا شَرِيكَ لَهُ ❁ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ بِـرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
Meal: Allahım! Senin izin ve inayetinle sabaha/akşama erdim. Allahım! Yarattıkların içinde şerli olanların şerrinden beni muhafaza buyur. Sen azamet tahtının yegâne Sultanısın. Boğulmaktan, yangından, yere batırılmaktan, kayalardan, zelzeleden, dehşet veren, darmadağın eden şiddetli ses ve sayhadan, her türlü fitneden, insanları çarpan yıldırımlardan, cünûn ve delilikten, dünyada ve âhirette her türlü bela ve musibetten beni muhafaza buyur. Mukarreb meleklerin, enbiya ve mürselînin, hâssaten Senin kulun, resûlün ve nebîn Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Sana sığınıp, Senden yardım istediği hususlarda, ben de Sana sığınıyor ve Senin yardımını diliyorum. Efendimiz’in Senden istediği bütün hayırları ben de istiyor, ben de diliyorum. Allahım! Senden başka ilah yoktur. Yegâne İlah Sensin. Senin hiçbir ortağın bulunmaz. Sen Vâhid, Ferd, Samed ve Vitr’sin. Eş ve evlat edinmek gibi yarattıklarına mahsus ârizî hallerden de münezzehsin, berîsin. Allahım! Senden başka bir ilah yoktur. Sen Rahman ve Rahîmsin. Göklerin ve yerin mülkü bütünüyle Sana aittir. Sen her şeye Kâdirsin. Sesler ve gönüller Senin huzurunda büsbütün saygı ve huşû kesilirler. Ey beni bütün tasalarımdan kurtaran! Ey güçlük ve zorluklarla karşılaştığımda inayetiyle sahip çıktığını gösteren! Ey Hazreti İbrahim’in, Hazreti İsmail’in, Hazreti İshak’ın, Hazreti Ya’kub ve torunlarının, Hazreti Musa’nın ve Hazreti Harun’un (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüsselâm) Rabbi! Ey her fısıltıyı duyan ve gören! Ey benim biricik Rabbim! Senin katiyyen bir şerîkin, bir ortağın yoktur. Ey rahmeti sonsuz olan Erhamürrahimîn! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), paklardan pak ehline, iyilerden iyi ashâbına salât ü selâm eyle ve dualarımızı nezd-i Ulûhiyetinde kabul buyur.

Habîb-i Kibriya Muhammed Mustafa (s.a.s.) Efendimiz’e Salât ü Selamlar

Salavât-ı Şerîfe

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
[اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِه۪ كُلَّمَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ، وَتَعَاقَبَ الْعَصْرَانِ، وَكَرَّرَ الْجَدِيدَانِ، وَاسْتَـقْبَلَ الْفَرْقَدَانِ، وَبَلِّغْ رُوحَهُ وَأَرْوَاحَ أَهْلِ بَـيْـتِـه۪ مِنَّا التَّحِيَّـةَ وَالسَّلَامَ، وَارْحَمْ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَثِيرًا كَثِيرًا إِلَى يَوْمِ الْحَشْرِ وَالْقَرَارِ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بَحْرِ أَنْوَارِكَ، وَمَعْدِنِ أَسْـرَارِكَ، وَعَيْنِ عِنَايَـتِكَ، وَشَمْسِ هِدَايَـتِكَ، وَعَرُوسِ مَمْلَكَتِكَ، وَأَمْنِ وِلَايَـتِكَ، وَلِسَانِ مَحَـبَّـتِكَ، وَإِمَامِ حَضْرَتِكَ، وَخَيْرِ خَلْقِكَ، وأَحَبِّ الْخَلْقِ إِلَيْكَ، عَبْدِكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الَّذِي خَتَمْتَ بِهِ الْأَنْبِيَاءَ وَالْمُرْسَلِينَ، وَعَلَى مَلَائِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ، مِنْ أَهْلِ السَّمَاوَاتِ وَأَهْلِ الْأَرَضِينَ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (3)]
Meal: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “Ey Yüce Allahım! Geceyle gündüz yer değiştirdikçe; akşamları sabahlar, sabahları akşamlar takip ettikçe; geceler karanlığı, gündüzler de aydınlığıyla yenilenip durdukça ve kutuptaki yıldızlar birbirleriyle karşılaştıkça Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve aile fertlerine salât eyle. Bizden O’nun mübarek ruhuna ve ehl-i beytinin ruhlarına hediyeler ve selâmlar ulaştır. Haşir günü gelinceye ve ehl-i Cennet’, Cennet’te karar kılıncaya kadar Efendimiz’e ve ehline bol bol rahmet ve bereket ihsan eyle. Allahım! Senin nurlarının deryası, sırlarının kaynağı, matmah-ı nazarın, hidayetinin güneşi, memleketinin müzeyyen yıldızı ve mahrem-i esrârı, huzurunun hürmete layık imam ve rehberi, mahlûkatının en hayırlısı ve Sana en sevgili olanı, kulun, habîbin ve resûlün, nebîler ve resûller zincirinin son halkası, gaybın son habercisi, Nebiy-yi Ümmî Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm), diğer nebî ve elçilere, Efendimiz’in âl ü ashâbına, mukarreb meleklere, gök ve yer ehlinden Senin salih kullarına salât ve selâm eyle. Allahım! Onlardan ve bizden razı ve hoşnut ol. Sen Âlemlerin yegâne Rabbisin. Bütün hamd ve senalar Senin hakkın ve Sana mahsustur. (3 defa)”

BİNLER VE BİNLER SALÂT-I AZÎME

Arapça ve Meal şeklinde Hazırlanmıştır

بِسْمِ اللهِ الرَّحمنِ الرَّحِيمِ

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُرْسَلِينَ

01-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün resûllerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الصِّدِّيقِينَ

02-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün sıddıkların Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُؤْمِنِينَ

03-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün müminlerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْقَائِمِينَ

04-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey kulluğu ikâme edenlerin ve namazda kıyama duranların Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُتَّقِينَ

05-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün müttakîlerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْفَائِزِينَ

06-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün felaha erenlerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الرَّاكِعِينَ

07-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün rükû edenlerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْقَاعِدِينَ

08-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey otururken de Allah’ı zikreden ve namazda ka’dede bulunanların Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ السَّاجِدِينَ

09-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün secde edenlerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الطَّاهِرِينَ

10-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün tertemiz olanların Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الشَّاهِدِينَ

11-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Hakk’ın şahitlerinin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْأَوَّلِينَ

12-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün evvelkilerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْأٰخِرِينَ

13-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey bütün âhirkilerin Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ

14-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ya Resûlallah!

ÜÇÜNCÜ FASIL

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا نَبِيَّ اللهِ

15-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ya Seyyidî ya Nebiyyallah!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا حَبِيبَ اللهِ

16-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ya Seyyidî ya Habîballah!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا كَلِيمَ اللهِ

17-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ya Seyyidî ya Kelîmallah!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا مَنِ اخْتَارَهُ اللهُ

18-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Nebiy-yi Muhtar!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا مَنْ أَكْرَمَهُ اللهُ

19-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Nebiy-yi Mükerrem!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا مَنْ عَظَّمَهُ اللهُ

20-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Nebiy-yi Muazzam!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا مَنْ شَرَّفَهُ اللهُ

21-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Nebiy-yi Müşerref!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَا مَنْ أَظْهَرَهُ اللهُ

22-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Allah’ın en büyük lütuflara mazhar kıldığı Yüce Nebî!

أَلْفُ أَلْفِ صَـلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدِي يَـا صَـفْوَةَ اللهِ

23-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Allah’ın seçkinlerden seçkin nebîsi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِي يَا خَيْرَ خَلْقِ اللهِ

24-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Allah’ın mahlûkatının en hayırlısı!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِي يَا خَاتَمَ رُسُلِ اللهِ

25-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Hâtem-i Rusül!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِى يَا سُلْطَانَ الْأَنْبِيَاءِ

26-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Sultan-ı Enbiya!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِي يَا شَفِيعَ الْمُذْنِبِينَ

27-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey günahkâr kulların şefaatçisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَـا سَـيِّدِي يَـا مُصْطَفَى

28-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Mustafa!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِي يَا مُرْتَضَى

29-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Murtazâ!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّـدِي يَا مُجْتَـبَى

30-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey Muctebâ!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَـيِّدِي يَا مُصَلِّي

31-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Efendim, ey namazı en güzel olan!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا مُزَكِّي

32-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey zekâtını tastamam veren!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا مَكِّيُّ

33-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Mekkî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا حَرَمِيُّ

34-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Harem bölgesini şereflendiren!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا عَرَبِيُّ

35-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Arabî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا قُرَشِيُّ

36-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Kureşî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا هَاشِمِيُّ

37-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Hâşimî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَبْطَحِيُّ

38-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Ebtahî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا زَمْزَمِيُّ

39-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Zemzemî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا تِهَامِيُّ

40-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Tihamî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أُمِّيُّ

41-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Nebiy-yi Ümmî!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا دَاعِي

42-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Hakk’ın müstesna davetçisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ وَلَدِ أٰدَمَ

43-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Âdemoğullarının Efendisi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَحْمَدُ

44-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey en güzel şekilde hamd eden Ahmed!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا مُحَمَّدُ

45-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey her türlü övgüye layık olan Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا مَحْمُودُ

46-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey övünülecek hasletlerin sahibi Mahmûd!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا طٰهٰ

47-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey “Tâ Hâ!”

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا يٰسۤ

48-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey “Yâ Sîn!”

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا مُزَّمِّلُ

49-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey örtüsüne bürünen “Müzzemmil!”

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا مُدَّثِّرُ

50-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey inziva arzusuyla örtüsüne bürünen “Müddessir!”

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا أَبَا إِبْرَاهِيمَ

51-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey İbrahim’in babası!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا شَافِعُ

52-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey şefaatkân!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ الْكَوْثَرِ

53-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey kevser sahibi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ التَّاجِ

54-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey taç sahibi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ الْمِعْرَاجِ

55-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey mi’raç sahibi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ الْمِحْرَابِ

56-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey mihrap sahibi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ الْمِنْـبَـرِ

57-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey minber sahibi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَـلَامٍ عَلَيْكَ يَا جَـدَّ الْحَسَنَـيْنِ

58-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Haseneyn’in, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyn’in ceddi!

أَلْفُ أَلْفِ صَلَاةٍ وَأَلْفُ أَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّـبِـيِّينَ

59-] Binler ve binler salât ve binler ve binler selâm Senin üzerine olsun ey Hâtemünnebiyyîn!

رَبَّـنَا وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَـنَا وَارْحَمْنَا، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَـيِّدِنَا وَمَوْلَانَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِـينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِـهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ

60-] Ey Kerîm Rabbimiz! Ey Merhametliler Merhametlisi! Efendimiz, Sahibimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), pırıl pırıl ehline, kerem ve iyilik temsilcisi bütün ashâbına salât ve selâm eyle ve Resûl-i Ekrem Efendimiz hatırına bizi bağışla, bizi yarlığa ve bize merhametinle muamele et.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Peygamber Efendimiz’in Zât-ı Mahmûdiyyesi Üzerine Salât-ı Mi’raciyye

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Nurundan bütün nurların fışkırdığı, cihanların nurlandığı, varlığın çehresindeki zâhirî sis ve dumanların silindiği.. sırrından bütün sırların saçıldığı.. ilahî esrâr hazinelerinin anahtarını elinde tutan.. hakâikin Kendisiyle ortaya çıktığı.. esrâr-ı ulûhiyetin bütün vuzuhuyla Kendisiyle bilinir olduğu.. yine Kendisiyle ilimlerin Hâlık-ı Zülcemâl’den mahlûkata nüzûl ettiği, Âdem nebîye icmalen bildirilen her şeyin Kendisiyle tam tafsile ulaştığı.. Senin,Yüce Zâtınla mahlûkatın arasında gayeye yakın vasıta kıldığın.. O’nun yolundan Sana gelenlerin Senin rahmetinle felaha erdiği.. O’na itaati Kendine itaat kabul ettiğin.. Peygamber yolundan yüz çevirenlerin Senin gazabının mahkumu olduğu.. Zâtını, Zâtî teveccühlerine kıble nasbettiğin.. esmâ ve sıfâtının tecellilerini kâbesi kıldığın.. bir mucizeyle, gecenin bir vaktinde, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede, beden-i mükerremini, Mescid-i Haram-ı A’zam’dan, Mescid-i Aksa-yı Muazzam’a götürdüğün.. semavât ve arşı, mübarek ayaklarının altına serdiğin.. bu seyahati gidip tâ Sidre-i Müntehâ’ya dayanan ve oradan “Kâbe Kavseyni ev Ednâ” mertebesine terakkî eden.. halâ ve melânın olmadığı, imkan-vücub arası sözcüğüyle ifade edebileceğimiz o noktada gözü Seninle aydın olan.. “gözü kaymadı, asla şaşmadı/şaşırmadı ve haddini aşmadı” beyan-ı mübecceliyle taltif buyurduğun.. orada Senin en büyük burhanlarını müşahede ettirdiğin.. sabah ve akşam gibi kayıtların olmadığı o noktada, Senin vücudunla itmi’nan üstü itmi’nana ulaşan.. sonra beş vakit namaz gibi eşsiz bir hediyeyle ümmetinin arasına yeniden gönderdiğin.. O’nun vasıtasıyla kullarına hediye ettiğin o namazı ve özellikle namaz içindeki secdeyi Kendine en büyük yakınlık vesilesi saydığın.. nafile namazlarla bile huzuruna gelenleri muhabbetine mazhar kılacağını ifade buyurduğun.. -hele farzlar, hele farzlar-.. evvel ve âhirin hulâsası.. bâtın ve zâhirin ihatası.. taayyünü bütün varlığın ilki ve öncüsü, varlığı bir ilk nur ve nüve, Hazreti Zât’ın ilk mir’ât-ı mücellâsı.. cismi ve sıfatlarıyla varlığın sonuncusu ve meyvesi, gaybın son habercisi.. bir yönüyle ilk ve Hakk’a en yakın, diğer yönüyle de son, fakat en emin bir kurbet rehberi.. evvelden evvel ilk nur O’nun nuru, son ışık tufanı ise O’nun hâricî âlemdeki zuhuru olan.. şeriatı ve elindeki mesajıyla zâhir, apaçık bir burhan.. derûnundaki hakikatiyle bir bâtın.. yarattıkları içerisinde Rabbinin kelâmını vasıtasız duyma, cemâlini hicapsız görme payesiyle serfiraz olan müstesna nebî… Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm eyle.

ALLAH’IM! Benim O, İnsanlığın İftihar Tablosu’na vuslatıma vesile olacak, O en yüce kâmet ile ümmetinin bir ferdi olarak aramda bir münasebet, bir bağ kuracak bir sâlât ile Efendimiz’e salât eyle. Eyle ki, O, Senin insanlığa mücessem rahmet hediyendir, sonsuz nurundur. İnayet ve ihtimamının göz bebeği O’dur. Sana yakınlıkta O’ndan daha önde bir kimse yoktur. Bu salât ü selâm vesilesiyle, O Nebîler Serveri’ni bana hakkıyla tanıt Allahım; tanıt ki, O’nun hakkını tam îfâ edebileyim. Beni O’nun kudsî mesajlarına sımsıkı sarılan kullarından eyle. O salât ü selâmla, Efendimiz’in Senin nezdindeki hakikat-i zâtiyesini bana apaçık göster. Ne olur Allahım! O’nun, Senin nezdindeki şefaatinden beni mahrum bırakma. Ya Rabbî! Kupkuru çölleri nefesiyle cennete çeviren O şanı yüce Nebînin havzından, bir daha susamayacak şekilde içmeyi bana müyesser kıl. Bunları Senin fazl u kereminden dileniyorum Allahım; lütfen ve keremen, beni kapından boş geri çevirme.

ALLAH’IM! Arzda Senin kayyûmiyetinle insanların arasında bulunan.. semavat ve arşın ötesinde, başka hiç kimseye müyesser olmayan bir noktada Seninle mülâkî olan.. Senin gayb-ı Zâtındaki gizli cevher.. esmâ ve sıfât deryasının müstesna ve mûtena incisi.. yine Senin kayyûmiyetinle bütün ins ve cinnin davetçisi.. Kendisine Senin emir ve nehiylerini kullarına açıklaması ve onların Seni tanıyıp bilmelerine, Senin marifetine ermelerine ve Sana hakkıyla ibadet ü taatta bulunmalarına vesile olması için Yüce Kur’ân’ı indirdiğin.. başkalarından gizlediğin sırr-ı rubûbiyetini Kendisiyle izhar ettiğin.. esma ve sıfât tecellîleriyle kâim.. ezelin bize paha biçilmez armağanı.. ebedlerin bağbânı.. Senin, mahlûkatına O’nun nazarıyla baktığın biricik nazargâhın.. bütün âlemlere gönderdiğin mücessem rahmetin.. Senin sevgi gölgen altında olan insan-ı kâmillerin en kâmili.. muhabbet-i İlâhiyenin en parlak aynası, mir’ât-ı mücellâsı.. kulların arasında Seni en iyi bilip tanıyan.. sultan-ı “levlâk”, “Levlâke lemâ halaktü’l-eflâk. (Sen olmasaydın, şu âlemleri yaratmazdım)” kudsî beyanının biricik muhatabı.. kullarını biraraya cem’ ettiğin mahşer gününde livâü’l-hamd ile müsemma sancağın sahibi.. huzurunla müşerref olan yegâne kulun olması itibariyle kitabındaki künhü nâkâbil-i idrak hakikatlerin müfessiri.. zalimlerin, Senin, O’na vahyettiğin kelâmını işittikleri zaman öfkelerinden parmaklarını ısırdıkları.. Sana ve Senin emrinle O Kutlu Elçi’ne itaat eden müminlerin ise, o vahy-i İlahîyi dinlediklerinde pek çok sevindikleri.. O’ndan yüz çevirenlere celâlinle, Senin için O’na ittiba edenlere de cemâlinle muamele edeceğin İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm eyle.

BEŞİNCİ FASIL

ALLAH’IM! Bu salât ü selâm hürmetine bana nur ile hidayet lutfet. Senin şanı yüce nebîne iktidâ hususunda, O’nun hakkı olan edebi gözetmeye beni muvaffak kıl. Hep kötü düşünce ve amelleri emredip duran nefs-i emmâremin ve beni Senden uzaklaştıran her şeyin şerrinden Sana sığınıyorum Allahım! Efendimiz’e olan salât ve selâmlar hürmetine, Senden, nefsimi Senin razı olmadığın şüphelerden, Senden uzaklaştıran kötü huylardan ve Sana vuslata mâni olan gafletlerden ve nefsânî hazlardan tamamen arındırmanı diliyorum. Ey Yüce Rabbim! Beni her halimde Sana itaat eden bir kul eyle, eyle ki, Sana ibadetin hakkını vermeye muvaffak olabileyim.

ALLAH’IM! Bütün varlığımı Sende fâni kıl. Senin maiyetinde kendi varlığımı hissederek beni yokluğa maruz bırakma. Zira isneyniyette in’idam, Senin sonsuz lütuflarından mahrumiyetten başka bir şey değildir. Bu salât hürmetine gizli ve sürpriz hazinelerini keşfetmeyi benim için kolaylaştır. Ayıplarımı setret. Günahlarımı bağışla. Kırık-döküklerimi tamir buyur. Yaralı ve mahzun gönlümü sarıp sarmala.

لَۤا إِلٰـهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُبْحَانَكَ۠ إِنِّـي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Meal: “Ey Rabbim! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah! Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin! Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”

Ey Merhametliler Merhametlisi Allahım! Ne olur, bana rahmetinle muamele buyur! Ey Yüce Rabbim! Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelüssalavât ve etemmütteslîmât) Efendimiz’e, âl ve ashâbına, nuru yeryüzünü ve gökkubbeyi dolduracak bir salât ile, mahlûkatın adedince, onların hepsinin nefesleri, lafızları ve kelimeleri adedince, yine masnûatın sayısınca, semavat ve arz sakinleri sayısınca, onların nefesleri, lafızları, kelimeleri ve dilleri sayısınca, ayrıca bunların sonsuzla çarpımından ortaya çıkan sonuç sayısınca salât ve selâm eyle. [“Selâm bütün elçilere ve hamd ü sena Âlemlerin Rabbi Allah’a.”] Âmîn, ya Muîn!

Efendimiz’in Zât-ı Şerîfesi Üzerine Salât-ı Emniyye

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Ey Yüceler Yücesi Allahım! Kevn ü ekvânın miftahı.. kullarını sonsuz ihsanlarıyla sevindiren Hazreti Mennân’ın fasîh tercümanı.. bir ismi de Taybe olan Medine-i Münevvere’nin ve Harem bölgesinin imamı.. ezel tecellîlerinin kâbesi.. adem âlemindeki herkes için cömertlik ve kerem menbaı.. ay yüzlü.. Kur’ân buudlu, ulûhiyet eksenli huluk-u azîm sahibi.. Seb’u’l-Mesânî ve Kur’ân-ı Azîm’i Kendisine indirdiğin.. Livâü’l-Hamd sancağının biricik sahibi.. Senin huzuruna çıkacakları likâ gününde kullarından bazılarını O’nunla gölgelendirdiğin.. “Sen olmasaydın Habîbim, Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım” mübeccel taltîfinin biricik muhatabı.. “ben, Rabbim beni doyurur ve içirir bir halde gecelerim” gündüzünün sâimi.. “benim gözlerim uyusa da kalbim uyumaz” gecesinin kâimi.. kalbini Zâtının cemâliyle, nazarını da esmâ ve sıfatlarının tecellîleriyle doldurduğun.. müşahede edenle edilen arasında tulû eden nûr.. Kadîm ile kadîm olmayan arasındaki deniz.. cömertlik deryasından avuç avuç alıp mevcûdâta taksîm eden, gökler ötesinden tavzîf edilmiş tevzî’ memuru.. adem âlemindekilerin vücut kazanıp varlık urbası giymelerinin biricik vesilesi.. Senin nur-u nazarının hulâsası.. ezelin ilk armağanı.. ebedin bağbânı.. gölgesi adem âlemine ifaza edilince, o âlemdekileri “imkan” sahasına çıkaran.. âlem-i nâsutta, insanlar arasında gölgesi bir kez olsun yere düşmeden şualarını yaydığın.. celâl tecellîsinden muhafaza için Kendisini bulutla gölgelediğin.. “Beni gören cemâl tecellîsinde Cenab-ı Allah’ı görmüş gibidir” lâl ü güher ifadesinin sahibi.. ahlâkı, Kur’ân.. Kur’ân’da Rabbinin gazaplandığına gazaplanan, O’nun hoşnut olduğundan hoşnut olan.. Hazreti Rahman’dan Kendisine nâzil olan ahkâmın icrâsı ve izharı için şemâili Furkan olan, böylece hak ile bâtılı, doğru ile eğriyi birbirinden ayıran.. “kenz-i mahfî” kapısının muhabbetle açılmasının biricik vesilesi.. marifetullah ile kâim.. İlahî muhabbetten akıp gelen sevgi pınarının tâ kendisi.. ism-i a’zamın arşı.. tılsımlı hazinenin fatihası, başlangıcı ve anahtarı.. mevcudâtın ademden kıyam ve kalkışının “elif-i kâim”i.. kerem ile ayakta duran âlemin mülkiyetinin “mîm”i.. Allah’ın kâinattaki rahmet ve saltanatının, yemîninin “yâ”sı.. Allah’ın ezelî nurunun “nûn”u.. bu harflerin işaret ettiği “emîn” nebî.. diğer mahlûkatın kendisi hürmetine yaratıldığı ve tafsîl edildiği gaybdan doğan ilk nur.. masnûatın ille-i gayesi.. yerin ve göklerin kendisiyle ayakta durduğu âlem-i ervâhın ruhu.. ruhların kendisiyle kâim olduğu âlem-i eşbâhın, misal âleminin nuru.. vefayı, mekârim-i ahlâkı ve yakınlarla alâkayı devam ettirmeyi emreden Şarî’ Teâlâ’nın insanlar arasındaki mücessem delili.. insanların en cömerdi..

ALTINCI FASIL

Kur’ân’ı câmi’ olan Kur’ân’ı ve şeytanın üzerlerinde otorite kuramadığı Rahman’ın kullarının kendisiyle kâim olduğu teşrîî ahkâmı câmi’ olan Furkan’ı, Hazreti Cebrâîl ile (alâ nebiyyina ve aleyhisselâm) mukabele ettiği bereketli Ramazan-ı Şerif ayında cömertliği başları döndürecek noktalara ulaşan… İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm eyle. Mukteda-yı Küll, Rehber-i Ekmel, Ferîd-i Kevn ü Zaman olan Efendimiz’e, Kur’ân-ı Kerîm’in harfleri, kelimeleri, âyetleri, sureleri, harekeleri sayısınca; bütün tefsirlerindeki kelimeler sayısınca; yine tafsiliyle izah edildiği kelimeler sayısınca; bu kelimelerin harfleri sayısınca; bugüne kadar okunan ve bundan sonra kıyamete kadar okunacak olan harf ve kelimeleri sayısınca ve bütün bunların sonsuzla çarpımından çıkan sonuç sayısınca salât ve selâm eyle.

Ey kullarına fazl u ihsanı bol olan Kerîm Rabbim! طٰهٰ وَ يٰسۤ  وَ الۤمۤ وَ طٰسۤ sureleri hakkı için Senden diliyorum: İns ü cinni tebşîr ve inzarla, müjdeleyerek ve ikaz edip eğri yolun encâmından sakındırarak sırat-ı müstakîm’e çağıran nurlu ve aydınlık kandil.. bütün insanlığa rahmet olarak gönderdiğin ve Kendisini divan-ı risaletin hâtemi kıldığın.. ehadiyet-i Zât burcundan zuhuru ve vâhidiyet-i esmâ ve sıfât burcundan temekkünü itibariyle ilk.. zâtında ve sıfatlarında, halkı ve huluku, yaratılışı ve ahlâkı itibariyle mevcûdât içinde bîhemta bir elmas.. Zâtıyla Senin Yüce Zâtın için bütün masivadan tecerrüd etmiş.. Senin güzellerden güzel isim ve sıfatlarında ilahî ahlâkı görüp ahlaklanma hususunda da kemâl zirvesinin sahibi.. üzerine rahmet üstüne rahmet indirdiğin.. O’nunla mevcûdatın üzerindeki sis perdelerini kaldırdığın.. evvela ahz-ı misak için âlem-i ervâha gönderdiğin.. ehadiyet-i rubûbiyetini ve vâhidiyet-i ulûhiyetini ilan vazifesiyle tavzif buyurduğun.. kullarına rubûbiyetinin ikrârı için, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diyerek sual tevcih buyurduğunda, “belâ”; evet, ya Rabbî! Senin rubûbiyetini ikrâr ediyoruz” şeklindeki cevaplarına şahit tuttuğun.. sonra âlem-i insaniyete dâhil ettiğin.. Hazreti Âdemiyyet ile tanıştırdığın.. secde edenlerin içinde nesilden nesile intikal ettirdiğin.. nuru önce Abdülmuttalip’in, daha sonra da oğlu Abdullah’ın alnında zuhur eden.. sonra beytinde ruhu ve cismi, sureti ve manasıyla açığa çıkardığın..rubûbiyetinin tecellîleriyle terbiye edip yetiştirdiğin.. nihayet tecelliyât-ı ulûhiyet makamına ulaştırdığın.. üzerine rahmaniyetinle istiva buyurduğun.. mübarek sadrını yarıp kalbini iman-ı billah ve hikmet ile doldurduğun.. gönlüne inzivayı ve Seninle halveti mahbub kıldığın.. Senin yüce nezdinden hususiyle nebîlerine gönderdiğin müjdeleyici bir melek gelip de; “Ey Muhammed! (sallallahu aleyhi ve sellem) Rabbinin yüce katında maksûd Sensin” müjdesiyle gelene kadar Hira otağında uzun geceler boyu, Kendisini Sana ibadete hasreden.. âlemlere rahmet olarak gönderdiğin.. Senin emir ve nehiylerini insanlara açıklaması için Kendisine Yüce Kitabını indirdiğin.. sonra halktan bazıları Kendisine karşı çıkınca nusretinle te’yîd buyurduğun.. Sana nispet edilen Mekke-i Mükerreme’yi fetheden.. Senin, omuzlarına yüklediğin risalet vazifesini kemâliyle tamamladıktan sonra, Arafat Dağı’nın tepesinde, insanların peygamberlerden sonra en seçkinleri olan ashâbına emanet eden ve “tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi?” diye sorarak onları Kendine şahit tutan ve onlardan, “evet, ya Resûlallah, tebliğ ettin” cevabını alan.. sonra onların şehadetine Seni şâhit tutan.. ve nihayet ehadiyet-i Zâtına ve hazreti mahbûbiyetine irca buyurup mele-i a’lâya aldığın, ruh-u mübareklerini a’lâ-yı illiyyîne pervaz ettirdiğin Seyyidü’l-âlemîn ve fahru’l-müslimîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhisssalâtü vesselâm) salât ve selâm eyle.

YEDİNCİ FASIL

Allahım! Yüce Allahım! Seninle, Senden ve Senin için Efendimiz’e salât eyle. O’nun, Senin yüce nezdindeki makamını bana göstermene vesile olacak bir salât ile salât eyle. O salât ü selâm hürmetine, Senin vuslatına erdirinceye kadar beni O Nebîler Serveri’nin yolu üzerinde sâbit kadem eyle. O salavât hürmetine ehadiyet-i Zâtının ve vâhidiyet-i esmâ ve sıfâtının tecellilerini bana da göster. Sonuçta beni de ehadiyet-i Zâtına irca buyur. Beni küllî tecellîlerine meclâ kıl. Tecellîlerinin nurlarını benimle de izhâr et. Beni, Seninle, Senin inayetinle, Senin yoluna hidayet ve delâlet eden, Habîbin ve Resûlün olan Hazreti Muhammed’in (aleyhisssalâtü vesselâm) bizzat şemâili olan şeriatına insanları en güzel şekilde çağıran bir kul eyle.

Ey Merhametlilerin Merhametlisi Allahım! Ne olur, lütuf ve keremde bulun ve Zekeriya kulunun duasını işitip icabet ettiğin gibi bu aciz kulunun duasını da işit ve icabet buyur. Bana yardım et. Beni muhafaza buyur. Seninle arama giren avâik ve alâyıktan beni kurtar. Senin razı olmadığın şeylere beni yaklaştırmak için çabalayıp duran nefs-i emmâremle beni baş başa bırakma. Apaçık bir nur olan Efendimiz’e, tertemiz ehline, bu dinin alemleri ve sancakları olan ashâbına salât ve selâm eyle. “Selâm bütün resûllere ve hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a.” Âmîn, ya Muîn!

***

Zübdetü’s-Salavât

Pazartesi Gecesi Hizbi

Arapça ve Meal şeklinde hazırlanmıştır.

بِسْمِ اللهِ الرَّحمنِ الرَّحِيمِ

 اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın şanı yüce resûlü!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِـيَّ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın mükerrem nebîsi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيَّ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey her şeyin özü, hulâsası ve usâresi, Allah’ın durulardan duru kulu ve elçisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَجِيَّ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın hususî yakınlığıyla serfiraz kıldığı mahrem-i esrârı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَلِيلَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın, hulleti aşk u iştiyaka inkılap etmiş halîli, mahbûb ve muhibbi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın habîbi, sevgilisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا كَلِيمَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın hususî kelâmıyla şereflendirdiği kelîmi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَيْرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en hayırlısı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَفْضَلَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en faziletlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَكْمَلَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en mükemmeli!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَوْصَلَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının vuslatı en güzel olanı, Hakk’a en yakın bulunanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَبَـرَّ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en iyisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَشْرَفَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en şereflisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَرْأَفَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en çok re’fet sahibi olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَرْحَمَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en merhametlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَكْظَمَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kulları içinde öfke ve gazabını en çok yutanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَعْلَمَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının ilmi en çok olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَعْظَمَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en muazzamı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَكْرَمَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en kerîmi, en asîli, en cömerdi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَخْلَصَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en hâlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَحْفَظَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının, korunması gereken şeyleri en güzel şekilde koruyanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَحَبَّ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en sevgilisi, en mahbûbu!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَنْجَبَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en necîbi, en soylusu!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَقْـرَبَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kulları içinde O’na en yakın olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَطْيَبَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en tayyibi, en makbûlü!

SEKİZİNCİ FASIL

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَزْهَرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en parlak, en imrendirici olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَنْصَرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının Hakk’a en çok yardım edeni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَصْبَرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en sabırlısı, en tahammüllüsü!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَبْصَرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının basar ve basireti en açık olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَذْكَـرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en çok zikredeni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَشْكَرَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en çok şükredeni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَحْمَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en çok hamd edeni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَمْجَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının şanı en yüksek olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَجْوَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en cömerdi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَرْشَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en kâmil mürşidi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَشْهَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en güzel göreni, şahitliği en muteber olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَزْهَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en zâhidi, zühd bakımından en zirvede olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَعْبَدَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının ibadet ü taatta en mükemmel olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَعْفَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının afv ve bağışlaması en çok ve yerinde olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَوْفَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en vefalısı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَصْفَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en saf ve en seçkin olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَكْفَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en kifayetlisi, ümmetinin her ihtiyacına yeteni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَزْكَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en pak ve temiz olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَسْخَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının sehavet ve keremde en ileride olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَتْقَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının O’na karşı en saygılısı, en müttakîsi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَنْقَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en arınmışı, maddî-manevî kirlerden en uzak olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَرْضَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kulları içinde O’nun hoşnutluğuna en çok layık bulunanı ve yine O’ndan en çok razı olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَهْدَى خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kulları içerisinde hidayetini en iyi muhafaza edeni ve kulları hidayete eriştirme bakımından her zaman en önde, en zirvede olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَشْفَقَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en şefkatlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَرْفَقَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının rıfk ve mülayemeti en çok ve yerli yerinde olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَطْـيَعَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en itâatkârı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَقْـنَعَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının, dünyanın dünyaya bakan yönleri itibariyle en kanaatkârı, kanâate en kilitlenmiş olanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَخْشَعَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının haşyet ve saygı açısından hep zirveleri tutanı!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَشْجَعَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en cesuru, en şecaatlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَخْـبَتَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en mütevazisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَقْنَتَ خَلْقِ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kullarının en çok kullukta bulunanı, en fazla itaat edeni!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُـولُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey şanı yüce resûl!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَـا نَـبِـيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey namı yüce nebî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Mustafa, ey safiyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا وَفِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey vefanın zirvesi vefiyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا وَلِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey yüce dost, ey veliyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَجِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın matmah-ı nazarı, mahrem-i esrârı neciyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صِدِّيقُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey sıdk ve sadakatin zirvesi sıddîk!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَضِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Rabbinin hoşnutluğuna eren ve O’nun her icraatından hoşnut olan radıyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا زَكِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey masumlar masumu, ey zekiyy!

DOKUZUNCU FASIL

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَخِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey cömertliğin sultanı sahiyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَلِيُّ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Hakk’ın yücelikle serfiraz kıldığı aliyy!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَظِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Hakk’ın kullarının en azametlisi, ey azîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَلِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey hilmi engin halîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عََلِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey sadece icmâlen değil tafsîlen de bütün ilimlerin mazharı alîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عََزِيزُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey izzet sahibi azîz!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَؤُوفُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey re’fet sahibi raûf!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَحِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey merhameti engin rahîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا كَرِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey keremi başkalarının keremine benzemeyen kerîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَافِظُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey korunması gerekli olan şeyleri en güzel surette muhafaza eden hâfız!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا وَاعِظُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey ümmetine en güzel şekilde nasihat eden vâiz!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُتَـبَـتِّـلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Hak’tan gayrı her şeyden alâkayı kesip O’na hasr-ı nazar eden kulların rehber-i küllü, muktedây-ı ekmeli mütebettil!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُتَوَكِّلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey tevekkülü her zaman sika ufkunda yaşayan mütevekkil!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَافِـي

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kulları içerisinde afv ve müsamahası en güzel olan âfî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا كَافِـي

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey ümmetinin her ihtiyacına yetişen kâfî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا شَـافِي

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın, maddî-manevî hastalıkların şifasını Kendisine lutfettiği şâfî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا وَافِي

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey beşerin her derdine derman olmak üzere gönderilen vâfî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا هَـادِي

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey hidayet rehberi hâdî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُقَفَّى

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey bütün peygamberlerin sonunda gelen ve onların yolundan giden mukaffî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُسْتَـقِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey istikamet kahramanı müstakîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُسْتَعِينُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey inayeti yalnız Rabbinden dileyen müstaîn!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُسْتَغِيثُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey yardımı sadece Allah’tan isteyen müstağîs!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُسْتَغْفِرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey müstesna konumuna göre Allah’a en çok ve en güzel şekilde istiğfar eden müstağfir!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُسَـبِّحُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ı en güzel şekilde tesbih eden müsebbih!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُقَدِّسُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ı en güzel şekilde takdis eden mukaddis!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُطَهَّرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey bütün kirlerden arındırılmış olan mutahher!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا طَاهِرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey bütün kirlerden arınmış olan tâhir!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُتَطَهِّرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kirlerden arınma hususunda çok hassas olan mütetahhir!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُطَهِّرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey başkalarını kirlerden arındırmak için kendini helak edercesine gayret eden mutahhir!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُخْلِصُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey dini yalnız Allah için yaşayan muhlis!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَالِصُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey her söz ve amelinde, her tavır ve davranışında kalbi yabancı mülahazalardan arınmış ve dupduru olan hâlis!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُخَلِّصُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey muhataplarını yanlışlarından kurtarmak için her zaman şakaklarını zonklatırcasına, göbeğini çatlatırcasına bir performans gösteren muhallis!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُكَمَّلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın ekmeliyetle serfiraz kıldığı mükemmel!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا كَامِلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kemâli zirvede yaşayan kâmil!

اَلصَّلَاةُ وَالسّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُكَمِّلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey muhataplarının eksiklerini en güzel şekilde tamamlayıp onları da kemâl ufkuna tevcîh eden mükemmil!

ON’UNCU FASIL

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا شَافِعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey şefaat sahibi şâfi’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا شَفِيعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey ümmetinin şefâatkânı şefî’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُشَفَّعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey şefaati Hak nezdinde kabul gören müşeffa’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُطِيعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Rabbine itaat eden Mutî’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُطَاعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Kendisine itaat edilen Mutâ’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُصْطَنَعُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey ısmarlama nebî, ey mustana’!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَانِحُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey ihsan sahibi, cömert nebî, ey mânih!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَالِحُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey salâhatın temsilcisi salih!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا فَاتِحُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey gönülleri ve beldeleri fetheden fâtih!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey resûl ve nebîlerin sonuncusu hâtim!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حاَتِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kararlılık ve azmin öncüsü!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا كَاظِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey en zor şartlarda bile öfkesini yutan kâzım!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَالِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey başkalarına nasip olmayan ilimlerle serfiraz olan âlim!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَائِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey oruç kahramanı sâim!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا قَائِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kıyam ve kullukta zirve olan kâim!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَاحِمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey merhameti çok râhim!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ الرَّحْمَةِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey rahmet elçisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ الْمَرْحَمَةِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey merhamet Nebîsi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ الْمَلْحَمَةِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey gazâ ve cihada memur olan, müdafaa ve muvazene savaşları yapan nebî!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ التَّوْبَةِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey tevbesi en güzel olan tevbe peygamberi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا تَوَّابُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey konumuna göre tevbe kurnalarına çok çok giren tevvâb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَوَّابُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey çokça evbede bulunan evvâb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَوَّاهُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Rabbine âh u enînlerle çok teveccüh eden evvâh!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُقِيمُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın memur kıldığı yükümlülüklerini en güzel şekilde yerine getiren, ikâme eden mukîm!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَبْدَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın sevgili kulu!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَحْمَةَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın mücessem rahmeti!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نِعْمَةَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın bütün âlemlere ihsan ettiği nimeti!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا هَدِيَّةَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın kâinata hediyesi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ اللهِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey Allah’ın nuru!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أُذُنَ خَيْرٍ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey yalnız hayırlı ve güzel sözlere açık olan!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا قَدَمَ صِدْقٍ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey bütün faziletlerde olduğu gibi sıdk hasletinde de hep önde olan!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَيْرَ النَّاسِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey insanların en hayırlısı, en faziletlisi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ أُرْسِلَ كَافَّةً لِلنّاسِ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey bütün insanlığa peygamber olarak gönderilen!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا طٰهٰ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey “Tâ Hâ!”

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا يٰسۤ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey “Yâ Sîn!”

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُزَّمِّلُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey “Müzzemmil!”

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُدَّثِّرُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey “Müddessir!”

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُنِيبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey çokça inabede bulunan, Rabbine tam yönelen münîb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُجِيبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey davete icabet eden, sorulduğunda cevap veren mücîb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey sevgili, ey habîb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا طَبِيبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey keder ve dertlere şifa olan tabîb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا قَرِيبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kulları içinde Allah’a en yakın olan karîb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا عَاقِبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey gaybın habercileri olan peygamberlerin sonuncusu âkıb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَاغِبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey rağbeti yalnız Rabbine olan râğıb!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا طَيِّبُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey hoş, güzel ve makbul olan tayyib!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سِرَاجًا مُنِيرًا

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey kâinatın çehresini aydınlatıp nurlandıran kandil!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَادِقًا أَمِينًا

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey sâdık ve emîn elçi!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولًا مُبِينًا

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey hakkı en güzel şekilde açıklayan resûl!

اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا فُرْقَانُ

Allah’ın salât ve selâmı Senin üzerine olsun ey hak ile bâtılı, doğru ile eğriyi birbirinden en güzel şekilde ayıran furkan!

-Yakaran Gönüller-

Bu yazı 760 kez okundu