Bu Bölümde On Fasıl Vardır
Bu Bölüm Arapça ve Meal Şeklinde Hazırlanmıştır
BİRİNCİ FASIL
Fatiha-i Şerîfe Münacaatı
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ (اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴾ قَـيُّومِ السَّـمَاوَاتِ وَالْأَرَضِينَ ❁ خَالِقِ الْخَلَائِـقِ أَجْمَعِينَ ❁ مُنَوِّرِ بَصَائِرِ الْعَارِفِينَ، بِنُورِ الْمَعْرِفَةِ وَالْيَقِينِ ❁ وَجَاذِبِ أَزِمَّـةِ سَـرَائِـرِ الْمُتَخَلِّقِينَ، بِجَذَبَاتِ الْـقُـرْبِ وَالـتَّـمْكِـيـنِ ❁ وَفَـاتِحِ أَقْـفَالِ قُـلُوبِ الْمُوَحِّدِيـنَ، بِمَفَاتِـحِ التَّوْحِـيـدِ وَمَحَامِدِ الشَّاكِـرِيـنَ ❁ أَحْمَدُهُ حَمْدًا يَـكُونُ لَـهُ فِـيـهِ رِضًا وَيَـكُونُ لِـي حِـرْزًا وَحِفْـظًا وَكَـنَـفًا عِـنْـدَ خَـالِـقِـي وَخَـالِـقِ الْأَقَـالِـيـمِ وَالْأَقْـطَارِ وَالْأَمْـطَارِ وَالْأَفْـلَاكِ
Meâl: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” O, gökleri ve yerleri ayakta tutan Kayyûm’dur. Bütün mahlûkatın Hâlık’ı O’dur. Ariflerin basiretlerini marifet ve yakîn nurlarıyla tenvîr eden, beşerî sıfatlardan sıyrılıp ahlâk-ı âliye-i Kur’âniye ile mütehallik olan kullarının sırlarını esbab-ı âdiye ile elde edilemeyecek kadar büyük kurb ve temkin cezbelerinin mevhibeleriyle donatan ve tevhîd hakikatine ermiş muvahhid kullarının kalblerindeki kilitleri tevhid anahtarları ile açan yine O’dur. Beni ve yedi iklim dört bucağı yaratan, yağmurları yağdıran, her biri bir sanat harikası olan gökcisimlerini semalarda yüzdüren Yüce Yaratıcımın onunla benden hoşnut olacağı ve nezdinde benim için bir koruma ve sıyanet vesilesi sayacağı bir hamd ile O’na hamd ederim.
هُوَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ❁ وَرَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرَضِينَ ❁ وَرَبُّ الْأَوَّلِينَ وَالْأٰخِرِينَ ❁ وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ أَجْمَعِينَ ❁ ﴿اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ﴾ اَلْعَلِيِّ الْعَظِيمِ الْأَزَلِيِّ الْقَدِيرِ السَّمِيعِ الْبَصِيرِ الْعَلِيمِ ❁ اَلَّذِي بِقُدْرَتِهِ دَحَى الْأَقَالِيمَ، وَاخْتَصَّ مُوسَى الْكَلِيمَ، وَاخْتَارَ مُحَمَّدًا مِنْ سَائِرِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَأَحْيَا الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ، وَسَمَّى نَفْسَهُ بِالرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ، فَهُمَا اسْمَانِ عَظِيمَانِ جَلِيلَانِ، فِيهِمَا شِفَاءٌ لِكُلِّ سَقِيمٍ، وَدَوَاءٌ لِكُلِّ دَاءٍ أَلِيمٍ، وَغِنًى لِكُلِّ فَقِيرٍ عَدِيمٍ ❁ ﴿مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ﴾ اَللَّطِيفِ الْخَبِيرِ الْحَقِّ الْمُبِينِ، اَلَّذِي لَيْسَ لَـهُ فِي الْمُلْكِ مُنَازِعٌ وَلَا مُدَبِّـرٌ وَلَا مُشِيرٌ وَلَا مُعِينٌ، بَلْ كَانَ قَـبْلَ وُجُودِ الْعَوَالِمِ أَجْمَعِينَ؛ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ وَيَا مَالِكَ يَوْمِ الدِّينِ، اِحْفَظْنِي مِنْ جَمِيعِ الشَّيَاطِينِ وَالسَّلَاطِينِ، وَأَعِنِّي عَلَى جَمِيعِ الْأَقْرَبِينَ وَالْأَبْعَدِينَ، وَاحْجُبْـنِي عَنْ أَجْنَاسِ الْمُخْتَلِفِينَ، وَوَجِّهْنِي إِلَى جِهَةِ الْمُتَّـقِينَ ❁ ﴿إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ﴾، ﴿إِيَّاكَ نَعْبُدُ﴾ يَا مَوْلَانَا بِالْإِقْرَارِ، وَنَعْتَرِفُ لَكَ بِالْيَـقِينِ وَالْاِقْتِدَارِ، وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ مِنْ جَمِيعِ الذُّنُوبِ وَنَـتُوبُ إِلَيْكَ؛ وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَـرِيكَ لَكَ، وَلَا شَـبِيهَ لَكَ وَلَا نَظِيرَ لَكَ، وَلَا ضِدَّ وَلَا نِدَّ وَلَا وَلَدَ وَلَا وَالِـدَ لَكَ، وَلَا وَالِدَةَ لَكَ، وَلَا كَـيْـفِـيَّـةَ لَكَ؛ وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا وَنَبِـيَّـنَا مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُـولُكَ، مَبْعُوثٌ إِلَى كَافَّـةِ الْخَلَائِـقِ أَجْمَعِينَ، وَعَلَى أٰلِـهِ وَصَحْبِهِ وَأَزْوَاجِهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ، وَعَلَى سَائِرِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ ❁ ﴿وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ﴾ اِسْتَعَنْتُ بِكَ عَلَى طَاعَتِكَ، وَعَلَى كُلِّ حَاجَةٍ، وَعَلَى كُلِّ أَمْرٍ مِنْ أُمُورِ الدُّنْـيَا وَأُمُورِ الْأٰخِرَةِ
Meâl: O, Âlemlerin Rabbi Allah’tır. Göklerin ve yerlerin Rabbi O’dur. Evvelkilerin ve sonrakilerin ve bütün melâikenin Rabbi de yalnız O’dur. “O, Rahman ve Rahîm’dir.” Aliyy, Azîm, Ezelî, Kadîr, Semî’, Basîr ve Alîm’dir. Bütün bölgeleriyle yerküreyi döşeyip yerleşime hazırlayan, kulları arasında Musa Kelîmullah’ı Rabbiyle farklı bir konuşma tarzına mazhar kılan, Efendimiz Hazreti Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) diğer enbiya ve mürselîn arasında, nübüvvet davasında son sözün hatibi olmak gibi nice üstün payelerle serfiraz kılan, çürüyüp dağılmış kemiklere hayat veren, Yüce Zâtını azîm ve celîl olan, ayrıca içlerinde her hastalığın şifası, her derdin devası ve her fakirliğin ğınası bulunan Rahman ve Rahîm isimleriyle tesmiye eden O Yüceler Yücesidir.
“O, Din gününün, hesap gününün tek Hâkimidir.” Latîf, Habîr, Hakk ve Mübîn’dir. Mülkünde hükmüne karşı gelecek hiçbir güç ve merci olmadığı gibi, icraat-ı Sübhaniyesinde Kendisinden başka bir müdebbir, O’na işaret gösteren ya da yardım eden bir müşîr ve muîn de asla yoktur. Zira o kâinattaki bütün varlıkların hepsinden önce var olan Vâcibü’l-Vücuddur. Her şey var olabilmek için O’nun yaratmasına muhtaçtır. Ey Âlemlerin Rabbi ve Din gününün Mâliki Allahım! Bütün şeytanlardan ve zalim sultanlardan beni koru. Yakından ya da uzaktan gelebilecek bütün zarar ve kötülüklere karşı benim yardımcım ol. Allahım! Benim yüzümü değişik hasletlere sahip insanlar arasında Senin müttaki kullarının bulunduğu cihete tevcîh buyur! “(Haydi öyleyse deyiniz): Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız.” Ey biricik Mevlâmız! Evet, ikrarımız odur ki, “yalnız Sana ibadet ederiz.” Yalnız Sana inanırız. Kusurlarımızı itiraf eder, bütün günahlarımızdan dolayı bağışlamanı ve tevbelerimizi, teveccühlerimizi kabul buyurmanı dileriz. Şehadet ederiz ki Allahım, Senden başka bir ilah yoktur. Sen Tek’sin; Senin ortağın yoktur. Benzerin ve zıddın da yoktur. Sen kullarına mahsus çocuk ve anne-baba olma gibi avârızdan da münezzeh, muallâ ve müberrâsın. Her türlü keyfiyet ve kemmiyet ifade eden hususlardan müberrâ olduğun gibi cismaniyete ait avârız ve nekâisten de münezzehsin. Yine şehadet ederiz ki, Yüce Zâtının en parlak aynası olan Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) Senin bütün mahlûkata Gaybın Son Habercisi olarak ba’s buyurduğun kulun ve Resûlündür. O Nebîler Sultanı’na, ashâbına, ezvâcına ve bütün enbiya ve mürselîne salât ve selâm eyle Allahım! “Yardımı yalnız Senden bekleriz.” Allahım! Ben de Sana daha güzel kulluk yapabilmek, ihtiyaçlarımı te’min edebilmek ve dünyada ve âhirette bütün işlerimde en güzel neticeye ulaşabilmek için yalnız Senin inayetini diliyor ve sadece onu gözlüyorum.
İKİNCİ FASIL
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَـقِيمَ﴾ صِرَاطَ أَهْلِ الْاِسْتِقَامَةِ وَالتَّـقْدِيمِ ❁ صِرَاطَ أَهْلِ الْإِخْلَاصِ وَالتَّسْلِيمِ ❁ ﴿صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ﴾، ﴿مِنَ النَّبِـيِّـينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَۤاءِ وَالصَّالِحِينَ﴾ أَسْأَلُكَ أَنْ تُـنْعِمَ عَلَيَّ بِـرِضَاكَ يَا مَالِكَ رِقَابِ الْعَوَالِمِ أَجْمَعِينَ ﴿لَۤا إِلٰهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُبْحَانَكَ۠ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ﴾ ❁ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تُسَخِّرَ لِي رُوحَانِـيَّـةَ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ، وَتُوصِلَنِي بِهِمْ إِلَى طَاعَتِكَ، وَتُـنَجِّيَـنِي بِهِمْ مِنْ مَعَاصِيكَ، يَا اَللّٰهُ دَارِكْنِي وَأَدْرِكْنِي وَاحْفَظْنِي بِخَفِيِّ لُطْفِكَ يَا لَطِيفُ ❁ ﴿غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّۤالِّينَ﴾ وَلَا تَغْضَبْ عَلَيَّ، وَسَهِّلْ عَلَيَّ طَرِيقًا يُوصِلُنِي إِلَيْكَ، وَيَسِّرْ لِي مَا طَلَبْتُهُ مِنْكَ، إِنَّكَ فَعَّالٌ لِمَا تُرِيدُ، يَا هَادِيَ الْمُضِلِّينَ فَلَا هَادِيَ غَيْرُكَ، [يَا بَارِئُ (٣)]، [يَا بَاعِثُ (٣)]، يَا مَنِ الْعَسِيرُ عَلَيْهِ يَسِيرٌ، اِكْفِنِي كُلَّ شَرٍّ وَشَرَّ مَا يُؤْذِيـنِي، مِمَّا يَخْرُجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَعْرُجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ أَسَدٍ وَأَسْوَدَ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ حَـيَّـةٍ وَعَقْرَبٍ، وَمِنْ شَرِّ سَاكِنِ الْبَلَدِ وَالْوِدْيَانِ وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ❁ اَللّٰهُمَّ يَا رَبُّ، يَا رَبُّ، يَا رَبَّ الْأَرْبَابِ، وَيَا مَالِكَ رِقَابِ الْعَوَالِمِ كُلِّهَا، يَا بَارِئَ الْأَسْقَامِ، يَا وَدُودُ، يَا غَنِيُّ ﴿لَۤا إِلٰهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُبْحَانَكَ۠ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ﴾ [أَغِثْنِي (٣)]، بِحَقِّ ﴿إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ﴾ ❁ اَللّٰهُمَّ اغْمِسْنِي فِي بِسَاطِ رِزْقِكَ، وَمُنَّ عَلَيَّ بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ، وَأَسْبِغْ نِعَمَكَ عَلَيَّ ❁ رَبِّ أَدْرِكْنِي بِخَفِيِّ لُطْفِكَ، وَارْحَمْنِي بِرَحْمَتِكَ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَيَا رَبَّ الْعَالَمِينَ، وَفَـرِّجْ عَنِّي كُلَّ كَرْبٍ، يَا مُفَرِّجَ كُلِّ كَرْبِ الْمَكْرُوبِينَ،
[يَا مُغِيثُ أَغِثْنِي (٣)] [يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيـثِينَ (٣)]
Meâl: “Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.” İslâm’ın nazarî ve amelî hususlarında temrinat yapa yapa onu tabiatının bir parçası hâline getirerek, bir ölçüde nefsini aşmaya muvaffak olmuş ve nihayet Kendisine sır kapıları aralanmış ve ilahî eltâfın sağanak sağanak yağdığı harikalar iklimine ulaşmış takvîm ve istikamet ehlinin yoluna ilet. İbadet ü taatlarında, Cenab-ı Hakk’ın emir, istek ve ihsanlarının dışında her şeye kapanmış, abd ve Ma’bûd münasebetlerinde sır tutucu, yaptığı şeyleri Hakk’ın teftişine arz mülahazasıyla yapan ve işlerini Allah’a havâle hususunda “gassâlin elindeki meyyit” gibi davranan ihlas ve teslîm ehli kullarının yoluna ilet. “Nimet ve lütfuna nâil ettiklerinin yoluna ilet.” Nimetlerine mazhar kıldığın “nebîlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salih kimselerin” yoluna ilet. Ey bütün âlemlerin dizginlerini yed-i kudretinde tutan Yüce Allahım! Ne olur, bu kulundan razı ve hoşnut ol ve lütuflarını başından aşağıya sağanak sağanak yağdır. “Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” Allahım! Senden bu isimlerin rûhâniyetini bana musahhar kılmanı, onlarla beni Sana kulluğun hakikatine ulaştırmanı ve göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa Sana isyandan korumanı diliyorum. Ey sonsuz lütufların Sahibi Allahım! Sürpriz lütuflarınla imdadıma yetiş, beni arzularıma ulaştır ve her türlü zarardan muhafaza buyur. “Gazaba uğrayanların ve sapkınların yoluna değil.” Beni gazabına uğratma Allahım! Beni Sana ulaştıracak yolu benim için kolay, düz ve pürüzsüz hale getir. Senden dilediklerimi bana kolaylıkla lütfet. Sen, şüphe yok ki, dilediğini yapmaya muktedirsin. Ey dalâlet içindekileri hidayete eriştiren Allahım! Senden gayrı hidayet edici bir Hâdî yoktur. “Ey Bâri! (3 defa)” “Ey Bâis! (3 defa)” Ey her zorluk Kendisi için pek kolay olan Rabbim! Her türlü şerden, yere girenlerin, yerde olanların, yerden çıkanların, gökten inenlerin ve göğe yükselenlerin, aslan gibi yırtıcı hayvanların, akrep ve yılan gibi zehirli sürüngenlerin, vadileri tutmuş olan cinlerin, İblis’in ve onun evlat ve çırakları sayılan diğer şeytanların şerlerinden beni koru. Ey Allahım! Ey Rabbim! Ey Rabbim! Ey her şeyin Rabbi! Ey bütün âlemlerin ve içindekilerin yegâne Mâliki! Ey hastalıklara şifa veren! Ey Vedûd! Ey Ğaniyy! “Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” “İyyâke na’büdü ve iyyâke nestaîn” hakkı için “bana yardım et. (3 defa)” Allahım! Beni engin rızık deryalarına daldır, fazl u kereminle bana ihsanlarda bulun ve nimetlerini başımdan aşağıya sağanak sağanak yağdır. Rabbim! Sürpriz ihsanlarınla imdadıma yetiş ve ey Merhametliler Merhametlisi, ey Âlemlerin Rabbi! Rahmetinle beni sarıp sarmala. Ey mahzun kullarına fereç ve mahreçler ihsan ederek onların hüznünü gideren Allahım! Benim tasa ve hüzünlerimi de gider. “Ey “yardım, yardım!” diye nida eden kullarına yardımlar gönderen Allahım! (3 defa)” “Ey inayeti sonsuz! Bana da inayet et! (3 defa)”
[اِكْفِنِي (٣)] [يَا كَافِي (٣)]
وَنَجِّنِي مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، وَنَجِّنِي مِنْ كُلِّ كَرْبٍ، يَا مُفَرِّجَ كَرْبِ الْمَكْرُوبِينَ، يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيـثِينَ، يَا مَـنْ إِيَّاهُ نَعْبُدُ وَإِيَّاهُ نَسْتَعِينُ
Meâl: “Ey kullarının her istek ve ihtiyacına yeten Kâfî! (3 defa)” “Ne göktekiler ne de yerdekiler için Senden başka ilah yoktur. Ya Rab! Ya Rab! Ne olur, benim istek ve ihtiyaçlarımı da karşıla. (3 defa)” Korkup çekindiğim bela ve musibetlerden beni halâs eyle. Bütün tasalarımı izale buyur. Ey kederli kullarının tasalarını gideren! Ey bir inayet eli gözeten kullarına eşsiz inayetiyle yardım eden! Ey yalnız Kendisine kullukta bulunup, yine yalnız Kendisinden yardım beklediğimiz Yüceler Yücesi!
ÜÇÜNCÜ FASIL
[يَا رَحْمٰنُ (٣)] [يَا اَللّٰهُ (٣)] [يَا مَوْلَاهُ (٣)] [يَا سَـيِّدَاهُ (٣)] [يَا رَبَّاهُ (٣)]
[يَا لَطِيفُ (٣)] [يَا مَالِكُ (٣)] [يَا رَحِيمُ (٣)]
أَسْأَلُكَ بِالْمُلْكِ وَالْمَلَكُوتِ، وَبِاسْمِكَ اللَّطِيفِ، وَبِالْمَلَكِ الْمُوَكَّلِ بِهٰذِهِ السُّورَةِ الْعَظِيمَةِ الشَّرِيفَةِ، أَنْ تُـيَسِّرَ لِي أَمْرِي، وَأَنْ تُوَسِّعَ عَلَيَّ رِزْقِي، وَأَنْ تَقْضِيَ لِي حَاجَتِي فِي الدُّنْـيَا وَالْأٰخِرَةِ، بِفَضْلِكَ وَقُدْرَتِكَ وَقَدْرِكَ، يَا قَادِرُ خُذْ مَنْ أَرَادَ أَخْذَنَا أَخْذَ عَزِيزٍ مُقْتَدِرٍ، وَانْـتَـقِمْ مِنْهُ، وَأَدْخِلْ فِي جَـسَدِهِ عِلَّةَ السَّقَمِ، تَسْتَقِي مِنْهُ عُرُوقَهُ وَتَـكْسُوهُ عِلَّةَ السَّقَمِ، يَا عَزِيزًا ذَا انْتِقَامٍ، بِحَقِّ سُورَةِ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ، سَمَّيْتَهَا فِي كِتَابِكَ الْعَزِيزِ عَلَى لِسَانِ نَبِـيِّكَ مُحَمَّدٍ بِالسَّبْعِ الْمَثَانِي وَالْقُرْأٰنِ الْعَظِيمِ، وَمَا أَوْدَعْتَ فِيهَا مِنَ السِّرِّ وَسِرِّ كَلِمَاتِكَ، يَا فَتَّاحُ افْتَحْ لِي كَمَا فَتَحْتَ لِأَوْلِيَائِكَ وَأَكَابِرِ أَصْفِيَائِكَ، بِحَقِّ أَلْفِ أَلْفِ ﴿بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ﴾، وَبِحَقِّ أَلْفِ أَلْفِ “لَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ” ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
Meâl: “Ey Rabbim! (3 defa)” “Ey Efendim, ey Seyyidler Seyyidi! (3 defa)” “Ey Mevlâm! (3 defa)” “Ey Allahım! (3 defa)” “Ey Rahman! (3 defa)” “Ey Rahîm! (3 defa)” “Ey Mâlik! (3 defa)” “Ey Latîf! (3 defa)” Senin fazlına ve kudretine iltica ediyor, mülk ve melekût hakkı için, Latîf ismin ve bu sure-i azîme-i şerîfeye müvekkel melek hatırına işlerimi kolaylaştırmanı, rızkımı bollaştırmanı, dünyada ve âhirette ihtiyaçlarımı lütfetmeni diliyorum. Allahım! Bize musallat olan zalim(ler)i Sen “mutlak galip, tam muktedir olan Allah’ın şanına yaraşır şekilde” cezalandır. Ona, Müntakim isminin tecellîlerini tattır. Damarları kuruyacak ve hastalık illetini bir elbise gibi vücuduna kuşanacak şekilde onun bedenini illete maruz bırak. Ey Azîz! Ey mazlumların intikamını alan Zü’ntikâm! Kitab-ı Azîzinde, Nebiy-yi Kerîm’inin lisanıyla “Sebu’l-Mesânî” diye isimlendirdiğin Fâtihatü’l-Kitap sure-i celîlesi hakkı için, o sureye koyduğun sırlar ve sırlı kelimeler hakkı için, ey Fettâh, binler binler “Bismillahirrahmanirrahîm” hatırına, binler binler “lâ havle velâ kuvvete illâ billâhilaliyyilazîm” hürmetine, evliyâ ve asfiyâ kullarına açtığın yüce hakikatlere benim basar ve basiretimi, benim kalbimi de aç. Sana sonsuz hamd ve sena olsun ey Âlemlerin Yegâne Rabbi!
NÛR DUÂSI
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ عَيْـنِي بِحُرْمَةِ اسْمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ عَيْـنِي بِحُرْمَةِ فِعْلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ عَيْـنِي بِحُرْمَةِ سِـرِّ سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ❁ اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ عَيْـنِي بِحُرْمَةِ صِدْقِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ اَللّٰهُمَّ نَوِّرْ عَيْـنِي بِحُرْمَةِ حِلْمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ يَا نُورَ النُّورِ، يَا مُنَوِّرَ الْأُمُورِ، يَا شَافِي، يَا كَافِي، يَا مُعَافِي، نَوِّرْ قَلْبِي بِمَعْرِفَتِكَ، بِحُرْمَةِ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ، [يَا اَللّٰهُ (٣)] ❁ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ
Meâl: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla Ey birbirinden güzel isimlerinden biri de Nur olan Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) nâm-ı celîli hürmetine gözüme nur ver. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) fiili hürmetine gözüme nur ver. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sırrı hürmetine gözüme nur ver. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sıdkı hürmetine gözüme nur ver. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hilmi hürmetine gözüme nur ver. Ey Nurların Nuru, ey bütün nurların biricik kaynağı, ey bütün eşyayı nurlandıran Allahım; ey Şâfî, ey Kâfî, ey Muâfî! Şu güzellerden güzel isimlerin hürmetine Kalbimi marifetinle tenvîr buyur. “Ey Allahım! (3 defa)”
SAÂDET DUÂSI
اَلدُّعَاءُ الْأَوَّلُ:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ، بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ
اَلدُّعَاءُ الثَّانِي:
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ اَللّٰهُمَّ خَلَقْتَنِي مَجَّانًا، وَرَزَقْـتَـنِـي مَجَّانًا، فَاغْفِرْ لِـي مَجَّانًا
Meâl: İlk Dua: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Ey Hayy u Kayyûm! Rahmetine muhtacım; Senden onu dileniyorum. İkinci Dua: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Ey Yüce Allahım! Beni meccânen yarattın, meccânen rızıklandırdın, ne olur, meccânen de bağışla.
ALLAH’IN VELÎ KULLARININ KALKANI OLAN DUA
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
اَللّٰهُمَّ احْرُزْنِـي بِحِرْزِ قُدْرَتِكَ مِنْ كَيْدِ الْأَعْدَاءِ، وَخَلِّصْنِي بِمَنِّكَ عَنْ سُوءِ قَصْدِ الْأَشْقِيَاءِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ قَهْرِ الْقَاهِرِينَ، وَظُلْمِ الظَّالِمِينَ، وَكَيْدِ الْأُمَرَاءِ الْحَاسِدِينَ، وَطَعْنِ الْأَشْقِيَاءِ الْمُفْسِدِينَ، وَشَمَاتَةِ الْأَشِرَّاءِ الْمُضِرِّينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (٧)
Meâl: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla “Allahım! Kudretinin sıyanetiyle, beni düşmanların tuzaklarından koru. Lütfunla eşkıyanın sû-i kastlarından halâs eyle. Kahredenlerin kahrından, zalimlerin zulmünden, çekememezlik ve kıskançlık girdabına kapılmış hasetçi idarecilerin komplolarından, fesat peşinde koşan şakîlerin ta’n u teşnîlerinden, ısrarla şer peşinde dolaşan kötü insanların şamatasından ve dillerine düşmekten de yine Sana sığınıyorum ey Âlemlerin Rabbi olan Allahım! (7 defa)”
Bütün Meşâyihin Evrâdı
أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ❁ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ حَمْدًا يُوَافِي نِعَمَهُ وَيُكَافِئُ مَزِيدَهُ، نَحْمَدُهُ بِجَمِيعِ مَحَامِدِهِ كُلِّهَا مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ، وَعَلَى جَمِيعِ نِعَمِهِ كُلِّهَا مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ، وَعَلَى كُلِّ حَالٍ ❁ [أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ (٣)]
Meâl: Rahmetten ve huzurdan kovulmuş olan şeytanın şerrinden Yüce Allah’a sığınır, duama Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla başlarım. İhsan ettiği nimetlere mukabil hamd olsun O Yüce Allah’a. Nimetlerinin artarak devamına vesile olacak bir hamd ile O’na hamd ü senalar olsun. Bilebildiğimiz ve bilemediğimiz bütün nimetlerine karşı bilebildiğimiz ve bilemediğimiz bütün hamd ü senalarla Yüce Allah’a hamd olsun. Küfür ve dalâlet dışında her hâl için hamd olsun Yüce Rabbimize. “Allahım! Mağfiretini dileniyorum, beni bağışla. (3 defa)”
DÖRDÜNCÜ FASIL
الْعَظِيمَ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَـيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ، وَأَسْأَلُهُ التَّوْبَةَ وَالْمَغْفِرَةَ، إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ ❁ اَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ، وَمِنْكَ السَّلَامُ، وَإِلَيْكَ يَعُودُ السَّلَامُ، فَحَيِّنَا رَبَّـنَا بِالسَّلَامِ، وَأَدْخِلْنَا دَارَ السَّلَامِ، تَـبَارَكْتَ رَبَّـنَا وَتَعَالَيْتَ، لَكَ الْحَمْدُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ❁ [اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِـنَ النَّارِ (٣)] وَأَدْخِلْنَا الْجَـنَّـةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، بِعَفْوِكَ يَا مُجِيرُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ، وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا بَاقِـيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ، صَدَقَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَأَعَزَّ جُنْدَهُ، وَغَفَرَ ذَنْـبَهُ، وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ، وَلَا شَيْءَ بَعْدَهُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ، وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَـهُ الثَّـنَاءُ الْحَسَنُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ مُخْلِصِينَ لَـهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَلِكُ الْجَبَّارُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمُهَيْمِنُ السَّتَّارُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ جَلَّ جَلَالُهُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ جَلَّ ثَـنَاؤُهُ
Meâl: Sen azamet tahtının biricik Sultanısın. Senden başka bir ilah yoktur. Hayy ve Kayyûm Sensin. Sana teveccüh ediyor, huzurunda bütün günahlarımdan dolayı bir kez daha tevbe ve istiğfarda bulunuyorum. Sen samimiyetle dergâhına yönelen kullarının tevbelerini kabul buyuran rahmeti bol bir Tevvâb ü Rahîmsin. Allahım! Selam Sensin, bütün kusurlardan sâlimsin ve herkes için selâmet kaynağısın. Bütün selâmlar Sana râcidir. Bizi de selâmla karşıla Allahım ve fazl u kereminle Senin mutlak selâmet yurdun olan Cennet’ine al. Ey celâl ve ikram sahibi! Bereket Senin şiarın, ululuk da şanındır. “Allahım! Bizi Cehennem ateşinden koru. (3 defa)” Bizi ebrâr kullarınla beraber Cennet’ine al. Ey kullarını koruyan Allahım! Bunu Senin engin affından diliyoruz. Allah’tan başka bir ilah yoktur. Yegâne İlah O’dur; O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur; hamd yalnız O’na mahsustur. Hayat veren O, verdiği hayatı geri alan O’dur. O’nun hayatı Kendindendir; O Ezelî olduğu gibi Ebedîdir. Dâimî ve Bâkî’dir. Hayır ve güzellik O’nun elindedir. O, celâl ve ikram Sahibidir. O her şeye Kâdir’dir. Her şeyin dönüşü de yalnız O’nadır. Allah’tan gayrı ilah yoktur. O ulûhiyet ve rubûbiyetinde Tek’tir. Vaadine sâdıktır. Kuluna yardım eder. Ordusunu azîz kılar. Kulunun günahlarını bağışlar. Düşmanlık yapan hizipleri, hiçbir yardıma muhtaç olmadan Kendi kudretiyle hezimete uğratır. O, Ezelî olduğu gibi Ebedî’dir; O’ndan sonra hiçbir şey yoktur. Allah’tan başka ilah yoktur. Gerçek havl ve kuvvet Allah’a aittir. Biz de sadece O’na ibadet ederiz. Nimet O’ndan, fazl u ihsan O’ndandır; en güzel senâ da O’na mahsustur. Kâfirler hoşlanmasalar da, biz Allah’ın yegâne ilah olduğunu ikrar eder ve dinimizi yalnız O’na has kılarız. Melik ve Cebbâr Allah’tan başka ilah yoktur. Azîz ve Ğaffâr Allah’tan başka ilah yoktur. Vâhid ve Kahhâr Allah’tan başka ilah yoktur. Müheymin ve Settâr Allah’tan başka ilah yoktur. Kebîr ve Müteâl Allah’tan başka ilah yoktur. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun şanı başları döndürecek kadar yücedir. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun senası pek büyük, pek uludur.
لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ عَمَّ نَوَالُهُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ عَظُمَ شَأْنُهُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ شَمَلَ إِحْسَانُهُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ تَعَالَى كِبْرِيَاؤُهُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ تَقَدَّسَتْ أَسْمَاؤُهُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ تَنَزَّهَتْ صِفَاتُهُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْحَيُّ الْعَظِيمُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الشَّكُورُ الْحَلِيمُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْأَوَّلُ الْقَدِيمُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْأٰخِرُ الْمُقِيمُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْأَزَلِيُّ الْأَبَدُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْفَرْدُ الصَّمَدُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْقَيُّومُ السَّرْمَدُ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ لَمْ يَـتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ ﴿لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ❁ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ﴾ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَعْبُودُ بِكُلِّ مَكَانٍ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَذْكُورُ بِكُلِّ لِسَانٍ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَشْكُورُ بِكُلِّ إِحْسَانٍ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمُنْعِمُ بِلَا امْتِنَانٍ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ إِيمَانًا بِاللّٰهِ
Meâl: Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun lütufları her şeyi kuşatır. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun şanı pek yücedir. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun ihsanları şumüllüdür. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun kibriyası müteâldir. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun esmâ-i hüsnası mukaddestir. Allah’tan başka ilah yoktur ve O’nun sıfât-ı ulyâsı münezzehtir. Halîm ve Kerîm Allah’tan başka ilah yoktur. Hayy ve Azîm Allah’tan başka ilah yoktur. Ğafûr ve Rahîm Allah’tan başka ilah yoktur. Şekûr ve Halîm Allah’tan başka ilah yoktur. Evvel ve Kadîm Allah’tan başka ilah yoktur. Âhir ve Mukîm Allah’tan başka ilah yoktur. Ezel ve Ebed Sultanı Allah’tan başka ilah yoktur. Vâhid ve Ehad Allah’tan başka ilah yoktur. Ferd ve Samed Allah’tan başka ilah yoktur. Kayyûm ve Sermed Allah’tan başka ilah yoktur. Allah’tan başka ilah yoktur ve O, eş ve evlat edinmek gibi mahlûkata mahsus avârız ve nekâisten münezzehtir, müberrâdır, muallâdır. Allah’tan başka ilah yoktur. “O, ne doğurmuş, ne de doğurulmuştur. Ne de herhangi bir şey O’na denk olmuştur.” Her yerde sadece Kendisine ibadet edilen yegâne Ma’bûd Allah’tan başka bir ilah yoktur. Her dilde zikredilen biricik Mezkûr Allah’tan başka bir ilah yoktur. Her iyiliğine mukabil Yüce Zâtına karşı şükürle gerilime geçilen yegâne Meşkûr Allah’tan başka bir ilah yoktur. Her an ayrı bir işte, ayrı bir şe’nde bulunan Allah’tan başka bir ilah yoktur. Allah’tan başka bir ilah yoktur ve yalnız O’na iman edilir.
BEŞİNCİ FASIL
لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ أَمَانًا مِنَ اللّٰهِ ❁ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ أَمَانَةً عِنْدَ اللّٰهِ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ حَقًّا حَقًّا ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ إِيمَانًا وَصِدْقًا ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ تَلَطُّفًا وَرِفْقًا ❁ لَا إِلٰــهَ إِلَّا اللّٰهُ تَـعَـبُّدًا وَرِقًّا ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ صَاحِبُ الْوَحْدَانِـيَّـةِ الْفَرْدَانِـيَّـةِ الْقَدِيمِيَّـةِ الْأَزَلِـيَّـةِ الْأَبَدِيَّـةِ، اَلَّذِي لَيْسَ لَـهُ ضِدٌّ وَلَا نِـدٌّ وَلَا شِبْهٌ وَلَا شَـرِيكٌ وَلَا نَظِيرٌ وَلَا مُشِيرٌ وَلَا وَزِيـرٌ وَلَا وَلَـدٌ، مُحَمَّدٌ رَسُـولُ اللّٰهِ قَائِمًا بِأَمْرِهِ وَوَحْيِهِ ❁ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللّٰهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَذَرَأَ وَبَـرَأَ ❁ بِسْمِ اللّٰهِ خَيْرِ الْأَسْمَاءِ ❁ بِسْمِ اللّٰهِ رَبِّ الْأَرْضِ وَرَبِّ السَّمَاءِ ❁ [بِسْمِ اللّٰهِ الَّذِي لَا يَـضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (٣)]
Meâl: Allah’tan başka bir ilah yoktur ve emn ü eman O’ndan gelir. Allah’tan başka bir ilah yoktur ve emanetler yalnız O’nun nezdinde güvende olur ve gerçek değerini bulur; kâr içinde kâra kavuşur. En büyük hak ve hakikat, “Allah’tan başka bir ilah yoktur” gerçeğidir. İman ve sıdk ile söylenecek en yüce gerçek, “Allah’tan başka bir ilah yoktur” hakikatidir. Allah’tan başka bir ilah yoktur; sıdk ile iman edilecek en yüce gerçek budur. Allah’tan başka bir ilah yoktur; her lütuf ve rahmet O’ndan gelip bize ulaşır. Allah’tan başka bir ilah yoktur; kulluk ve kölelik bir tek O’na olur. Vahdaniyet, Ferdaniyet, Kadîmiyet, Ezeliyet ve Ebediyet Sahibi Allah’tan başka bir ilah yoktur. O’nun zıddı, niddi, şebîhi, şerîki, nazîri, müşîri, vezîri de yoktur. O, çocuk sahibi olmak gibi mahlûkata mahsus avârızdan berîdir. Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) Efendimiz, O’nun emir ve vahyini yerine getiren kutlu elçisidir. Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tastamam kelimelerine sığınırım. İsimlerin en güzeline sahip olan arzın ve semanın Rabbi Allah’ın ismiyle yardım dilerim. “Yüce namı anılınca ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla ki, O Semî’ ve Alîm’dir. (3 defa)”
بِسْمِ اللّٰهِ افْتَـتَحْتُ، وَعَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْتُ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَى اللّٰهِ، إِنَّ اللّٰهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ الْبَعْثُ وَالنُّشُورُ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَـنَا، وَرَدَّ إِلَيْنَا أَرْوَاحَنَا، وَإِلَيْهِ الْبَعْثُ وَالنُّشُورُ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي عَافَانَا مِنْ يَوْمِنَا وَأَبْقَانَا مِنْ أَمْسِنَا إِلَى يَوْمِنَا هٰذَا ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ، وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ عَمْدٍ وَخَطَأٍ وَنُقْصَانٍ وَتَقْصِيرٍ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَذْهَبَ اللَّيْلَ مُظْلِمًا، وَجَاءَ بِالنَّهَارِ مُبْصِرًا ❁ ﴿اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِ۪ۤي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَۘ إِنَّ رَبَّـنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ ❁ اَلَّذِ۪ۤي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِهِ۪ۚ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ﴾ ❁ ﴿اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأَوْرَثَـنَا الْأَرْضَ نَـتَـبَـوَّۨأُ مِنَ الْجَـنَّـةِ حَيْثُ نَشَۤاءُۚ فَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ﴾، ﴿اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَۤا أَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَۤاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۘ وَنُودُۤوا أَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ أُوۧرِثْـتُمُوهَا بِمَا كُـنْـتُمْ تَعْمَلُونَ
اَللّٰهُمَّ إِنَّا (أَصْبَحْنَا/أَمْسَينَا) نُشْهِدُكَ وَنُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِـكَ وَمَلَائِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، بِأَنَّكَ أَنْتَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَـرِيكَ لَكَ، نَسْـتَغْفِرُكَ وَنَـتُـوبُ إِلَيْكَ، وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ (٣)] ❁ اَللّٰهُمَّ إِنَّا نُـقَدِّمُ إِلَيْكَ بَـيْنَ يَـدَيْ كُلِّ نَـفَسٍ وَلَمْحَةٍ وَلَحْظَةٍ وَنَظْرَةٍ وَطَرْفَـةٍ يَطْرِفُ بِهَا أَهْلُ السَّـمَاوَاتِ وَأَهْلُ الْأَرَضِينَ وَكُلُّ شَـيْءٍ هُوَ فِي عِلْمِكَ كَائِنٌ أَوْ قَدْ كَانَ؛ اَللّٰهُمَّ إِنَّا نُقَدِّمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَيْ ذٰلِكَ كُلِّهِ: مَرْحَبًا مَرْحَبًا بِالصَّبَاحِ الْجَدِيدِ، وَبِالْيَوْمِ السَّعِيدِ، وَبِالْمَلَكَـيْنِ الْكَرِيمَيْنِ الْأَكْرَمَيْنِ الْكَاتِـبَـيْنِ الشَّاهِدَيْنِ الْعَادِلَيْنِ الْحَافِظَيْنِ، حَيَّاكُمُ اللّٰهُ تَعَالَى
Meâl: Allah’ın adıyla başladım, Allah’a dayandım, işimi Allah’a tefvîz eyledim. Şüphe yok ki O, kullarının her hâlini görür ve bilir. Öldükten sonra bize can verecek, daha sonra da huzuruna alacak Yüce Allahımız’a hamd olsun. Öldükten sonra bize can verecek, ruhumuzu bize iade edecek, daha sonra da huzuruna alacak Yüce Allahımız’a hamd olsun. Bizi dünden bugüne ulaştıran ve bugünümüzü afiyetle lütuflandıran Allah’a hamd olsun. Bizi kulluğa muvaffak kılan Allah’a hamd ediyor, kasten yahut hata ile işlediğimiz günahlarımızdan, noksan ve kusurlarımızdan dolayı da afv u mağfiretini diliyoruz. Hamd olsun karanlıklı geceyi götürüp aydınlık gündüzü getiren Kudreti Sonsuz Allah’a. “Hamd olsun bizden her türlü endişeyi gideren Allah’a! Gerçekten Rabbimiz Ğafûr’dur, Şekûr’dur (çok affedicidir, kullarının amellerini ve şükürlerini kabul edip mükâfatlarını fazlasıyla verir). Çünkü O, lütfu ile bizi devamlı kalınacak olan yerde yerleştirdi. Burada artık bize ne yorgunluk dokunacak, ne de usanç gelecek.” “Hamd ü senalar olsun o Allah’a ki, sözünü gerçekleştirdi ve dilediğimiz yerinde oturacağımız şekilde bizi Cennet’e yerleştirdi. Çalışanların mükâfatları ne güzelmiş!” “’Hamd olsun bizi bu Cennet’e eriştiren Allah’a! Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı, biz kendiliğimizden yol bulamazdık. Rabbimizin elçilerinin gerçeği bildirdikleri bir kere daha kesinlikle anlaşılmıştır.’ derler. Kendilerine de: ‘İşte güzel işlerinize karşılık, karşınızda duran şu muhteşem Cennet’e vâris kılındınız, buyurun!’ diye nida edilir.” “Allahım! Senden başka ilah olmadığına ve Efendimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) Senin kulun ve resûlün olduğuna; Seni, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün mahlûkatını şâhit tutarak sabahladık/akşamladık. Huzurunda tevbelerimizi yeniliyor ve bir kez daha afv u mağfiretini diliyoruz. (3 defa)” Allahım! Her nefesten, her göz kırpmadan, her lahzadan, her bakıştan, göklerin ve yerlerin sakinlerinin ve Senin sonsuz ilminde olmuş ve olacakların hepsinin göz ucu ile bakışlarından evvel Sana şu ikrârımızı arz ediyoruz: Merhaba, hoş geldin ey yeni sabah, ey yeni gün ve ey kerîm olan, her şeyi koruyup adaletle tastamam kaydeden şâhit ve kâtip iki mükerrem melek! Allah Teâlâ size selâm etsin.
ALTINCI FASIL
: اُكْتُـبَا فِي غُرَّةِ يَوْمِنَا هٰذَا
Meâl: Lütfen bizim için açtığınız sayfanın başına günümüzün bu ilk saatlerinde şu ikrarımızı kaydediniz:
“نَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَنَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَحَبِيبُهُ وَصَفِيُّهُ” وَعَلَى هٰذِهِ الشَّهَادَةِ نَحْيَا، وَعَلَيْهَا نَمُوتُ، وَعَلَيْهَا نُـبْعَثُ غَدًا إِنْ شَاءَ اللّٰهُ تَعَالَى ❁ أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلّٰهِ، وَالْعَظَمَةُ لِلّٰهِ، وَالْهَيْـبَةُ لِلّٰهِ، وَالْقُدْرَةُ لِلّٰهِ، وَالْكِبْرِيَاءُ لِلّٰهِ، وَالْأٰلَاءُ لِلّٰهِ، وَالنَّعْمَاءُ لِلّٰهِ، وَالْبَقَاءُ لِلّٰهِ، وَالْبَهَاءُ لِلّٰهِ، وَالْجَمَالُ لِلّٰهِ، وَالْجَلَالُ لِلّٰهِ، وَالْمُلْكُ لِلّٰهِ، وَالْمَلَكُوتُ لِلّٰهِ، وَالْجَبَرُوتُ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ❁ أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلَامِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الْإِخْلَاصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِـيِّنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا نَحْنُ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، [سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَلِيِّ الْأَعْلَى الْوَهَّابِ (٣)]، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ ❁ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ لَا أُحْصِي ثَـنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْـنَـيْتَ عَلَى نَفْسِكَ، سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ، سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ، سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ، سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ، سُبْحَانَكَ مَا حَمِدْنَاكَ حَقَّ حَمْدِكَ يَا مَحْمُودُ، سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ ❁ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ❁ أَعُوذُ بِاللّٰهِ السَّـمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ❁ ﴿بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَۙ ❁ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِۙ ❁ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِۘ ❁ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُۘ ❁ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَـقِيمَۙ ❁ صِـرَاطَ الَّذِيـنَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَـيْـرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّۤالِّينَ﴾
وَإِلٰهُكُمْ إِلٰـهٌ وَاحِدٌ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ
Meâl: “Allah’tan başka bir ilah olmadığına, O’nun yegâne Ma’bûd olduğuna, hiçbir ortağı bulunmadığına şehâdet ederiz. Şehadet ederiz ki Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) O’nun kulu, elçisi, habîbi ve seçkinlerden seçkin nebîsidir.” Biz, işte bu şehadetle yaşar, bu şehadet üzere canımızı teslim eder ve yarın inşaallahu teâlâ yine bu şehadetle diriliriz. Biz ve bütün mülk Allah’a ait olarak sabahladık. Azamet, kibriya, ceberût, saltanat ve hüccet Allah’a aittir. Bütün ihsan ve nimetler de Allah’ındır. Gece, gündüz ve ikisi içerisinde sakin olan ne varsa hepsi Vâhid ü Kahhâr olan Allah’a aittir. İslâm fıtratı ve ihlas/tevhid kelimesi ile Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dini üzerinde ve hiçbir zaman şirke düşmeden hep Hakk’a yönelen ve Müslüman olan atamız İbrahim’in (aleyhisselâm) milletinden olarak sabaha erdik. “Yüce, Yüceler Yücesi, sonsuz mevhibe ve lütufların sahibi olan Rabbim Sübhan’dır; her türlü eksiklikten münezzehtir. (3 defa)” Allahım! Senden başka ilah yoktur. Sen Sübhansın; Sana sonsuz hamd ü sena ederiz. Biz, Yüce Zâtını Senin sena ettiğin şekilde sena etmekten aciziz. Sen Sübhansın, her türlü noksandan münezzehsin. Biz Seni hakkıyla bilemedik ey Ma’rûf! Sen Sübhansın, bütün eksikliklerden berîsin. Biz Seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkûr! Sen Sübhansın, bütün eksikliklerden müberrâsın. Biz Sana hakkıyla şükredemedik ey her dilde Meşkûr! Sen Sübhansın, mükemmel bütün evsâf ile muttasıf, bütün eksikliklerden de berîsin. Biz Sana bihakkın ibadet edemedik ey Ma’bûd! Sen Sübhansın, her türlü noksandan münezzehsin. Biz Sana hakkıyla hamd edemedik ey biricik Mahmûd! Allah (celle celâluhû) Sübhan’dır ve hamd ü Sena yalnız O’na mahsustur. Kovulmuş şeytanın şerrinden Semî’ ve Alîm olan Allah’a sığınırım. “Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Bütün hamdler, övgüler Âlemlerin Rabbi Allah’adır. Rahman ve Rahîm O’dur. Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.” Bizi doğru yola, nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.” “Hepinizin ilahı tek ilahtır. O’ndan başka ilah yoktur. Rahman ve Rahîm O’dur.”
اَللّٰهُ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَـيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَـهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ إِلَّا بِـإِذْنِهِ۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَـيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ۪ۤ إِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ وَلَا يَـؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ❁ لَۤا إِكْرَاهَ فِي الدِّيـنِ قَدْ تَـبَـيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لَا انْفِصَامَ لَهَاۘ وَاللّٰهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ❁ اَللّٰهُ وَلِـيُّ الَّذِينَ أٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِۘ وَالَّذِينَ كَفَرُۤوا أَوْلِيَۤاؤُۨهُمُ الطَّاغُوتُۙ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِۘ أُوۨلٰۤئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Meâl: “Allah o ilahtır ki Kendisinden başka ilah yoktur. Hayy’dır, Kayyûm’dur. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde, ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez; O öyle ulu, öyle büyüktür. Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan; hak, bâtıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir. Allah iman edenlerin yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tâğutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara götürürler. İşte onlar Cehennemlik kimselerdir ve orada ebedî kalacaklardır.”
لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ وَإِنْ تُـبْدُوا مَا فِۤي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِـهِ اللّٰهُۘ فَـيَـغْـفِـرُ لِمَنْ يَـشَۤاءُ وَيُـعَـذِّبُ مَنْ يَـشَۤاءُۘ وَاللّٰهُ عَلَى كُلِّ شَـيْءٍ قَدِيـرٌ ❁ أٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَۘ كُلٌّ أٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰۤئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ۪ۘ لَا نُفَرِّقُ بَـيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ۪ۗ وَقَالُوا سَـمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّـنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ ❁ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَاۘ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۘ رَبَّـنَا لَا تُؤَاخِذْنَۤا إِنْ نَسِينَۤا أَوْ أَخْطَأْنَاۚ رَبَّـنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَۤا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّـنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَـنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّاۗ وَاغْفِرْ لَـنَاۗ وَارْحَمْنَاۗ أَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Meal: “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker. Sonra dilediğini affeder, dilediğini azaba uğratır. Doğrusu Allah her şeye kâdirdir. Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. ‘O’nun resûllerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.’ dediler ve eklediler: ‘İşittik ve itaat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır.’ Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!”
YEDİNCİ FASIL
رَبَّـنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْـتَـنَا وَهَبْ لَـنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ ❁ رَبَّـنَۤا إِنَّـكَ جَـامِعُ النَّاسِ لِـيَـوْمٍ لَا رَيْـبَ فِـيـهِۘ إِنَّ اللّٰهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Meâl: “Ey bizim kerîm Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen! Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Allah sözünden asla dönmez.”
اَلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَۤا إِنَّـنَۤا أٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَـنَا ذُنُوبَـنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ❁ اَلصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ ❁ شَهِدَ اللّٰهُ أَنَّهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰۤئِكَةُ وَأُوۨلُوا الْعِلْمِ قَۤائِمًا بِالْقِسْطِۘ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ❁ إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْإِسْلَامُ﴾، ﴿قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَۤاءُ وَتَـنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَۤاءُ۬ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَۤاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَۤاءُۘ بِيَدِكَ الْخَيْرُۘ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁ تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ۬ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ۬ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَۤاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ﴾، ﴿إِنَّ رَبَّـكُمُ اللّٰهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ۪ۘ أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُۘ تَـبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ❁ اُدْعُوا رَبَّـكَمْ تَضَرُّعًا وَخُفْـيَـةًۘ إِنَّـهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِيـنَ ❁ وَلَا تُـفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًاۘ إِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَرِيبٌ مِنَ الْمُحْسِنِينَ﴾، ﴿لَقَدْ جَۤاءَكُمْ رَسُـولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَـنِـتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُۧفٌ رَحِيمٌ ❁ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَـسْـبِـيَ اللّٰهُ۬ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَۘ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ﴾، ﴿فَـسُـبْحَانَ اللّٰهِ حِـيـنَ تُمْسُونَ وَحِـيـنَ تُصْبِحُونَ ❁ وَلَـهُ الْحَمْدُ فِي السَّـمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ ❁ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۘ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ ❁ وَمِنْ أٰيَاتِـهِ۪ۤ أَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ إِذَۤا أَنْـتُمْ بَشَرٌ تَـنْـتَشِرُونَ﴾، ﴿سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ❁ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meâl: “O müttakiler: Ey bizim kerim Rabbimiz, biz iman ettik, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru! diye yalvarırlar. Onlar sabırlı, imanlarında sadık ve samimî, Allah’ın huzurunda itaatla divan duran, mallarını hayırda harcayan, seher vakitlerinde Allah’tan af dileyen müminlerdir. Allah’tan başka tanrı bulunmadığına şahit bizzat Allah’tır. Bütün melekler, hak ve adaletten ayrılmayan ehl-i ilim de bu gerçeğe, Aziz ve Hakîm (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibi) Allah’tan başka ilah olmadığına şahittirler. Allah katında hak din, İslâm’dır.” “De ki: “Ey mülk ve hâkimiyet sahibi Allahım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın! Dilediğini aziz, dilediğini zelîl kılarsın! Her türlü hayır yalnız Senin elindedir! Sen elbette her şeye kâdirsin! Geceyi gündüze katar günü uzatırsın, gündüzü geceye katar geceyi uzatırsın. Ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın. Sen dilediğin kimseye sayısız rızıklar verirsin!” “Rabbiniz o Allah’tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra da arşa çıktı (hükmünü yürüttü). O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürür. Güneş, Ay ve bütün yıldızlar hep O’nun buyruğu ile hareket ederler. İyi bilesiniz ki yaratmak da, emretmek de O’na mahsustur. Evet, o Rabbülâlemin olan Allah ne yücedir! Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gerçekten O, haddi aşanları hiç sevmez. Düzeltilmiş olan ülkeyi ifsat etmeyin! Hem endişe, hem de ümit ile O’na yalvarın. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti iyi kimselere yakındır.”
“Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resûlüm de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka tanrı yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.” “Siz akşama girerken, sabaha çıkarken Allah’ı takdis ve tenzih edin, namaz kılın! Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O’na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de, O’nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın! O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve ölmüş toprağa hayat verir. İşte siz de öldükten sonra böylece diriltileceksiniz. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri: Sizi topraktan yaratmış olmasıdır. Sonra dünyaya yayılmış beşeriyet hâline geldiniz.” “Selâm (Allah’ın dinini tebliğ için gönderilen) bütün resûllere! Ve bütün hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a.”
SEKİZİNCİ FASIL
أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ❁ بِـسْـمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ ﴿حٰمۤ ❁ تَـنْـزِيـلُ الْكِـتَـابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَزِيـزِ الْعَلِيمِ ❁ غَافِــرِ الذَّنْـبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَـدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِۘ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُـوَۘ إِلَيـهِ الْمَصِيرُ﴾ ❁ ﴿وَلِلّٰهِ الْأَسْـمَۤاءُ الْحُـسْـنَى فَادْعُوهُ بِهَا﴾، ﴿هُـوَ اللّٰهُ الَّـذِي لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُـوَ﴾❁ اَللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ يَـا اَللّٰهُ، يَا رَحْمٰنُ، يَا رَحِيمُ، يَا مَلِكُ، يَا قُدُّوسُ، يَا سَلَامُ، يَا مُؤْمِنُ، يَا مُهَيْمِنُ ، يَا عَزِيزُ، يَا جَبَّارُ، يَا مُتَـكَـبِّـرُ، يَا خَالِقُ، يَا بَارِئُ، يَا مُصَوِّرُ، يَا غَفَّارُ، يَا قَهَّارُ، يَا وَهَّابُ، يَا رَزَّاقُ، يَا فَـتَّاحُ، يَا عَلِيمُ، يَا قَابِضُ، يَا بَاسِطُ، يَا خَافِضُ، يَا رَافِعُ، يَا مُعِزُّ، يَا مُذِلُّ، يَا سَمِيعُ، يَا بَصِيرُ، يَا حَكَمُ، يَا عَدْلُ، يَا لَطِيفُ، يَا خَبِيرُ، يَا حَلِيمُ، يَا عَظِيمُ، يَا غَفُورُ، يَا شَكُورُ، يَا عَلِيُّ، يَا كَبِيرُ، يَا حَفِيظُ، يَا مُقِيتُ، يَا حَسِيبُ، يَا جَلِيلُ، يَا جَمِيلُ، يَا كَرِيمُ، يَا رَقِيبُ، يَا مُجِيبُ، يَا وَاسِعُ، يَا حَكِيمُ، يَا وَدُودُ، يَا مَجِيدُ، يَا بَاعِثُ، يَا شَهِيدُ، يَا حَقُّ، يَا وَكِيلُ، يَا قَوِيُّ، يَا مَتِينُ، يَا وَلِيُّ، يَا حَمِيدُ، يَا مُحْصِي، يَا مُبْدِئُ، يَا مُعِيدُ، يَا مُحْيِي، يَا مُمِيتُ
Meâl: Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “Hâ, Mîm. Bu kitabın vahyolunup bölüm bölüm indirilmesi, Azîz ve Alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en mükemmel tarzda bilen) Allah nezdindendir. O, aynı zamanda günahları bağışlar, tevbeleri kabul buyurur. Cezalandırması çetin olup, lütuf ve ihsanı da pek geniştir. O’ndan başka tanrı yoktur. Dönüş yalnız O’na olacaktır.” “En güzel isimler Allah’ındır, o halde bu isimlerle O’na dua edin.” “Allah’tır gerçek İlah! O’ndan başka yoktur ilah.” Allah ismi O’na has bir ism-i zât ve alemdir. Küllî ve umumî rahmet sahibi Rahmân.. donanım, konum ve liyakate göre bol bol merhamet eden Rahîm.. her şey ve herkesin üzerinde tasarruf sahibi Melik.. Zâtında mukaddes ve münezzeh, fiillerinde mutahhir ve munazzif Kuddûs.. ayıplardan sâlim ve herkes için selâmet kaynağı Selâm.. Kendi rubûbiyetinin şahidi ve herkese güven vaadeden Mü’min.. herkesi ve her şeyi her an görüp gözeten Müheymin.. eşi, benzeri olmayan yegâne gâlip ve Azîz.. elin ulaşmadığı, gücün yetmediği hâkim-i mutlak bir Cebbâr.. ululuk, Zâtının lazımı bir ulu Mütekebbir.. zâhir-bâtın her şeyi yaratan Hâlık.. örneği kendine ait, her şeyi kusursuz var ve inşâ eden Bâri’.. şekil ve sûret veren Musavvir.. her türlü günah ve hataları yarlığayan Ğaffâr.. her şeyi Kendi iradesine râm eden Kahhâr.. karşılıksız bol bol hibede bulunan Vehhâb.. her ihtiyaç sahibini ihtiyacına göre rızıklandıran Rezzâk.. hayır kapılarını açan ve gâileleri savan Fettâh.. olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi bilen Alîm.. can alan, ruhları sıkan ve erzâkı kısan Kâbıd(z).. genişletilecekleri genişleten, ruhlara inşirah veren, her şeyi bereketlendiren Bâsıt.. dünyada, ukbada istediğini alçaltan Hâfıd(z).. burada ve ötede dilediğini yükselten Râfi’.. dilediğini azîz kılan ve şereflendiren Muizz.. istediğini zelîl ve rüsvay hale getiren Müzill.. gizli-açık her şeyi duyan ve itibara alan Semî’.. her şeyi Zâtına mahsus basarla gören Basîr.. dilediği gibi hüküm veren biricik hüküm sahibi Hakem.. her icraatında adl ü istikameti takip eden Adl.. en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten Latîf.. herkesten ve her şeyden haberdar Habîr.. suçluyu hemen cezalandırmayıp düşünme mühleti veren Halîm.. en büyük ve ulu olan Azîm.. dilediği günahları bağışlayan Ğafûr.. şükredeni mukabelesiz bırakmayan ihsan sahibi Şekûr.. kadri yüce, şanı yüksek, müteâl Aliyy.. idrakin ihata edemeyeceği, ululardan ulu Kebîr.. arz u sema ve içindekileri koruyup muhafaza eden Hafîz.. gıda veren, bakıp koruyan Mukît.. her şeye yeten ve herkesin hesabını görecek olan Hasîb.. nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden Celîl.. güzellerden güzel Cemîl.. iyilik ve ihsanı bol keremkânî Kerîm.. zâhir-bâtın her şeyi görüp kontrol eden Rakîb.. dualara icabet eden ve isteklere mukabelede bulunan Mücîb.. ilm ü rahmetiyle her şeyi kuşatan ve her şeyiyle nâmütenâhî olan Vâsi’.. her şeyi yerli yerinde vaz’eden Hakîm.. bazı kullarını muhabbete mazhar kılan Vedûd.. zâtî şan ve şeref sahibi Mecîd.. ölümden sonra dirilten ve diriliş erleri gönderen Bâis.. her şeyi ra’ye’l-ayn bilen Şehîd.. varlığı kendinden ve değişmeyen bir zât olan Hakk.. güvenilip dayanılan ve Kendisine itimat edilen Vekîl.. dilediğini dilediği gibi icrâ eden kuvvet sahibi Kaviyy.. kudret-i kâhire sahibi Metîn.. dost ve yardımcı Veliyy.. herkesin hamd ü senâsının biricik mercii Hamîd.. her işi ve davranışı sayıp dökecek olan Muhsî.. her şeyi ilk yaratan Mübdi’.. hayattan sonra ölümü, ölümden sonra da hayatı geri veren Muîd.. maddî-manevî hayat veren Muhyî.. verdiği hayatı alıp öldüren Mümît..
DOKUZUNCU FASIL
يَا حَيُّ، يَا قَيُّومُ، يَا وَاجِدُ، يَا مَاجِدُ، يَا وَاحِدُ، يَا أَحَدُ، يَا صَمَدُ، يَا قَادِرُ، يَا مُقْتَدِرُ، يَا مُقَدِّمُ، يَا مُؤَخِّرُ يَا أَوَّلُ، يَا أٰخِرُ، يَا ظَاهِرُ، يَا بَاطِنُ، يَا وَالِي، يَا مُتَعَالِ، يَا بَرُّ، يَا تَوَّابُ، يَا مُنْـتَـقِمُ، يَا عَفُوُّ، يَا رَؤُوفُ، يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، يَا مُقْسِطُ، يَا جَامِعُ، يَا غَنِيُّ، يَا مُغْنِي، يَا مَانِعُ، يَا ضَارُّ، يَا نَافِعُ، يَا نُورُ، يَا هَادِي، يَا بَدِيعُ، يَا بَاقِي، يَا وَارِثُ، يَا رَشِيدُ، يَا صَبُورُ
اَلَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُـهُ، وَتَـنَـزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْـثَـالِ صِفَاتُـهُ، وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِـيَّـتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ، وَشَهِدَتْ بِأُلُوهِـيَّـتِهِ أٰيَاتُهُ، وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ، مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ، بِالْبِـرِّ مَعْرُوفٌ، وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ، مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَـةٍ، وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ، أَوَّلٌ قَدِيمٌ بِلَا ابْـتِـدَاءٍ، وَأٰخِرٌ مُقِيمٌ بِـلَا انْـتِهَاءٍ، اَلَّذِي لَا إِلٰـهَ إِلَّا هُـوَ وَسِعَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا، وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا، ﴿لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾، لَا حَوْلَ عَنْ مَعْصِيَةِ اللّٰهِ إِلَّا بِعِصْمَةِ اللّٰهِ، وَلَا قُوَّةَ عَلَى طَاعَةِ اللّٰهِ إِلَّا بِتَوْفِيقِ اللّٰهِ، لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَى مِنَ اللّٰهِ إِلَّا بِاللّٰهِ، مَا شَـاءَ اللّٰهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَـكُنْ، وَمَا قَـدَّرَ سَـيَـكُونُ، ﴿أَلَۤا إِلَى اللّٰهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ﴾، يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ، ﴿أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَـبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ﴾ ❁ ﴿إِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰۤئِكَـتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ أٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Meâl: hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Hayy.. Kendi Kendine kâim olan Kayyûm.. aczi söz konusu olmayan kâdir u kâhir Vâcid.. mutlak fazl ve şeref sahibi Mâcid.. nazîri, veziri, dengi, benzeri olmayan bir yektâ olan Vâhid.. ikincisi olmayan tek, Ehad.. herkesin muhtaç olduğu müstağnî Samed.. her şeye gücü yeten Kâdir.. mutlak iktidar sahibi Muktedir.. öne alan, öne çıkaran Mukaddim.. geriye bırakan Muahhir.. varlığının başlangıcı olmayan ezelî, Evvel.. varlığının sonu olmayan ebedî, Âhir.. âyât ve âsârıyla apaçık Zâhir.. Zât’ı, hakikatiyle ihata edilmeyen Bâtın.. kâinatları idare eden, her şeyi gözeten Vâlî.. her türlü noksanlıktan müberrâ bir ulu, Müteâl.. durumuna göre herkese iyilikte bulunan Berr.. tevbeye sevk eden ve tevbeleri kabul buyuran Tevvâb.. suçluları tecziye eden Müntakim.. günahları silip süpüren, seyyiâtı hasenâta çeviren Afüvv.. fenalıklara karşı kullarına müşfik olan Raûf.. mülkün tek sahibi olan Mâlikü’l-mülk.. sonsuz celâlle ikram ve cemâli cem’ eden Zü’l-celâli ve’l-ikram.. her hükmünde âdil olan Muksit.. zâtında her türlü kemâlâtı câmi’ ve herkesi toplayıp biraraya getiren Câmi’.. kimseye muhtaç olmayan Ğaniyy.. zenginlik bahşeden ve gönülleri zengin kılan Muğnî.. istemediği şeyleri vermeyen Mâni’.. sebebiyet verenlere göre zararları yaratan D(z)ârr.. faydalı şeyler veren Nâfi’.. her şeyin biricik ışık kaynağı Nur.. hidayete erdiren ve gönülleri hidayete açan Hâdî.. eşi-benzeri olmayan şeyler yaratan Bedî’.. Kendisi için fenâ söz konusu olmayan Bâkî.. dilediğine dilediğini temlik eden gerçek sahip, Vâris.. doğru noktaya ulaştıran Reşîd.. yakışıksız şeylere hüsn-ü muamelede bulunan Sabûr sadece O’dur.
Bütün bu birbirinden güzel isimlerin sahibi Allah O’dur ki, Yüce Zâtı bir benzeri bulunmaktan mukaddes ve Müberra, ulvî sıfatları da, başkalarının sıfatlarına benzemekten münezzeh ve muallâdır. İlahî sanatla yarattığı masnûâtı vahdaniyetine delalet, apaçık âyetleri de O’nun rubûbiyetine şehadet eder. O nazîri, veziri, dengi, benzeri olmayan bir yektâ Vâhid’dir. Bu birlik ve vahdet, azlık manasına bir vahdet de değildir. O öyle bir mevcuttur ki, vücudu Kendindendir; herhangi bir illetle vücut bulmuş değildir. O, iyilik ile ma’ruf, ihsan ile mevsûftur. O öyle bir ma’ruftur ki, bilinmesinde bir son yoktur. Öyle bir mevsûftur ki, vasıflarında bir nihayet bulunmaz. İbtidası olmayan bir Evvel ü Kadîm, intihası bulunmayan bir Âhir u Kerîm ü Mukîm’dir. O’ndan başka ilah yoktur. Rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatmış, kerem ve hilmiyle kullarının günahlarını bağışlamıştır. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.” Mâsiyetlerden kaçabilmek için gerekli olan irade ve güç sadece Allah’ın sıyanetiyle elde edilir; kulluk için lazım olan kuvvet de yine yalnız Allah’ın tevfîkiyle kazanılır. Allah’tan yine ancak Allah’a sığınılır, necat ve felaha da sadece O’nun izni ve inayetiyle erilir. Allah’ın olmasını dilediği olur, olmamasını dilediği de olmaz. O’nun yazıp takdir ettiği mutlaka olur. “İyi bilin ki, işler mutlaka O’na döner.” O, kudretiyle dilediğini işler, izzetiyle istediği şekilde hükmeder. “İyi bilesiniz ki yaratmak da, emretmek de O’na mahsustur. Evet o Rabbülâlemin olan Allah ne yücedir!” “Muhakkak ki, Allah ve melekleri Hazreti Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin!”
ONUNCU FASIL
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ، كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ وَغَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ، وَرَضِيَ اللّٰهُ عَنْ سَادَاتِنَا أَصْحَابِ رَسُولِ اللّٰهِ وَعَنَّا أَجْمَعِينَ (٣)
Meâl: “Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), âl ve ashâbına, zâkirler Senin zikrinle coştukça, gafiller kalblerin itmi’nanı olan Senin yâdından gaflet içinde bocalayıp durdukça salât ve selâm eyle. Bütün ashâb-ı kirâm efendilerimizden razı ve hoşnut ol. (3 defa)”
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا رَحْمٰنُ يَا رَحِيمُ يَا رَجَاءَ الْمُسْتَجِيرِينَ، يَا حِرْزَ الضُّعَفَاءِ، وَيَا عَظِيمَ الرَّجَاءِ، وَيَا مُنْجِيَ الْغَرْقَى، وَيَا مُنْقِذَ الْهَلْكَى، وَيَا مُحْسِنُ وَيَا مُجَمِّلُ وَيَا مُنْعِمُ وَيَا مُفَضِّلُ وَيَا عَزِيزُ وَيَا جَـبَّارُ وَيَا مُتَـكَـبِّرُ، أَنْتَ الَّذِي سَجَدَ لَكَ سَوَادُ اللَّيْلِ، وَضَوْءُ النَّهَارِ، وَشُعَاعُ الشَّمْسِ، وَخَفِيقُ الشَّجَرِ، وَدَوِيُّ الْمَاءِ، وَنُورُ الْقَمَرِ ❁ يَا اَللّٰهُ أَنْتَ اللّٰهُ لَا شَرِيكَ لَكَ، أَسْأَلُكَ بِهٰذِهِ الْأَسْمَاءِ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ وَعَلَى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ ﴿سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ❁ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meâl: Ey Allahım! Ey Rahman ve ey Rahîm! Ey hata edip günah işleyenlerin, rahmet ve affına itimat ettikleri biricik ümit kaynağı! Ey her zaman zayıfları koruyup kollayan! Ey kulları gönülden istedikleri şeylerin tahakkuk etmesi inancıyla kapısına yönelen, yönelip ümitle bekleyen reca menbaı! Ey boğulmak ve helak olmak üzere bulunan kullarını sahil-i selâmete çıkaran! Ey ihsanları sonsuz olan Muhsin! Ey her işini güzelliklerle bezeyen Mücemmil! Ey sayısız nimetlerin sahibi Mün’im! Ey dilediği kullarını fazl u ihsanlarıyla diğerlerine tafdîl eden Mufaddil! Ey Azîz! Ey Cebbâr! Ey Mütekebbir! Gecenin karanlığı, gündüzün aydınlığı, Güneş’in ışınları, ağacın sallanışları ve hışırtıları, suyun çağlayışları, ayın da nuruyla huzurunda secde ettiği yegâne ilah Sensin. Biz de Senin huzuruna geldik ve hâlimizi Sana arzediyoruz. Ey Allahım! Sen Ma’bûd-u Bilhak’sın. Senden başka ibadet edilmeye layık hiçbir şey yoktur. Bu birbirinden güzel isimlerin hakkı için, engin rahmetinden, bizim Efendimiz, Senin kulun ve elçin Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve ehl-i beytine salât etmeni diliyoruz. Ey Kerîm Rabbimiz! Ey Semî’ u Alîm! Dualarımızı kabul buyur, buyur ki, Sen her şeyi işitip bildiğin gibi, bizim yakarışlarımızı da işitir, hâl-i pürmelâlimizi de bilirsin. Allahım! Tevbelerimizi kabul buyur, buyur ki, Sen hiç şüphesiz kullarının tevbelerini kabul eden rahmeti sonsuz Tevvâb ü Rahîm’sin. “İzzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberleredir. Bütün hamdler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.”
Bütün Allah Dostlarının Virdi ve Sığınağı
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
اَللّٰهُمَّ شَتِّتْ شَمْلَ أَعْدَائِنَا، وَفَرِّقْ جَمْعَهُمْ، وَمَزِّقْ عُدَّتَهُمْ، وَقَلِّبْ تَدْبِيرَهُمْ، وَخَرِّبْ بُنْـيَانَهُمْ، وَبَدِّلْ أَحْوَالَهُمْ، وَقَرِّبْ أٰجَالَهُمْ، وَأَشْغِلْ أَبْدَانَهُمْ، وَخُذْهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُقْتَدِرٍ، بِحَقِّ “لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ”، وَبِحَقِّ ﴿بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ﴾ ❁ يَا رَبِّ لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَـنْـبَـغِي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَعَظِيمِ سُلْطَانِكَ ❁ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى رَسُــولِكَ وَحَـبِـيـبِكَ مُحَمَّدٍ وَأٰلِـهِ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ ﴿وَسَـلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meâl: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Gücü her şeye yeten ulu Allahım! Sana, Senin yüce dinine, Kitabına, Peygamberine, Sana inananlara ve Senin hoşnutluğunu, hiçbir beklentiye girmeden hak-hakikat yolunda hizmet etmek suretiyle kazanmaya çalışan masum insanlara düşmanlık besleyen art niyetli, hep kötülük planlayıp kötülük peşinde koşan kendini bilmez nâdanların haince planlarını gerçekleştirmelerine müsaade etme. Şayet hidayete istihkakları yok ve haince düşüncelerini gerçekleştirme istikametinde inat ve ısrar içinde olmaya devam ederlerse, Sen onların birliklerini dağıt.. cemiyetlerini darmadağın et.. menfi emellerini uygulamak için kullanacakları her türlü malzemeyi hiçbir zaman kullanamayacakları hale getir.. plan ve projelerini boz.. binalarını başlarına yık.. hâllerini değiştir.. ecellerini yakınlaştır.. hiç kimse hakkında hiçbir kötülük düşünmeye fırsat bulamamaları için onları kendi dertleriyle uğraştır ve nihayet onları, “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” ve “Bismillahirrahmanirrahîm” mukaddes kelimeleri hakkı için güç ve kudretinin şanına yaraşır şekilde cezalandır! Ya Rab! Yüce zatının ululuğuna ve saltanatının azametine yaraşır şekilde Sana hamdolsun. Biz de sadece Sana hamdediyoruz. Resûlün ve habîbin Hazreti Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashâbına salât ü selâm eyle ve o Nebîler Serveri’nin yüzü suyu hürmetine bizim dualarımızı da kabul buyur. “Selam bütün peygamberlere; hamd ü sena Âlemlerin Rabbi Allah’a…”
Zararın Def’i İçin Okunacak Vird-i Azîm
حَصَّنْتُ نَفْسِي وَأَهْلِي وَمَنْ حَضَرَنِي أَوْ غَابَ عَنِّي بِالْحَيِّ الَّـذِي لَا يَمُوتُ ❁ وَأَلْجَـأْتُ ظَهْرِي فِي حِفْظِ ذٰلِكَ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِ ❁ وَ(أَصْبَحْتُ/أَمْسَيْتُ) فِي جِوَارِ اللّٰهِ الَّذِي لَا يُـرَامُ وَلَا يُسْتَـبَاحُ، وَفِي ذِمَّتِهِ وَضَمَانِهِ الَّذِي لَا يُخْفَرُ عِنْدَهُ ضَمَانٌ ❁ فَاسْتَمْسَكْتُ بِعُرْوَةِ اللّٰهِ الْوُثْـقَى ❁ رَبِّي وَرَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، ﴿لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَكِيلًا﴾ ❁ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ، وَاعْتَصَمْتُ بِاللّٰهِ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَى اللّٰهِ، نِعْمَ الْقَادِرُ اَللّٰهُ ﴿فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ﴾ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ، وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَسَلَّمَ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ﴿لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَـنِـتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُۧفٌ رَحِيمٌ ❁ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ [حَسْبِيَ اللّٰهُ۬ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَۘ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (٧)]
Meâl: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Kendimi, ailemi, yakınımda ve uzağımda bulunan bana ait her şeyi, ölümden uzak Ebedî Hayy olan Yüce Rabbime emanet ettim; O’nunla sıyanet altına aldım. Bütün bunların muhafazası için sırtımı Hayy ve Kayyûm olan Yüceler Yücesi Allah’a dayadım. Allah’ın, O dilemedikçe asla ulaşılamayan ve zedelenemeyen koruma ve zimmetinde ve her zaman gerçekleştirdiği ve zayi edilmesine asla müsaade etmediği taahhüdü altında sabahladım/akşamladım. Allah’ın sapasağlam dinine sarıldım. O, benim ve bütün semavat u arzın yegâne Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Yüce Rabbimin, “sen de yalnız O’nun himayesine sığın, yalnız O’na güven!” emrine ittibâen, ben de O’na sığındım, O’na güvendim. Allah’a tevekkül ettim. O’na, O’nun fermanlarına sımsıkı sarıldım. İşimi, Allaha havale ve tefvîz eyledim. Ne güzel takdir edicidir Allah! “Allah en güzel şekilde korur ve O, Merhametliler Merhametlisidir.” Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm), tertemiz, pırıl pırıl ailesine, kerem ve iyilik sahibi olan ashâb-ı kirâmına salât ve selâm eyle Allahım! Yarattıkların adedince, Yüce Zâtının hoşnutluğunca, Arş’ının ağırlığınca, tekvînî ve teşrîî kelimelerin dolusunca salât ve selâm eyle. “Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Resûlüm de ki: “Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir. (7 defa)”
-Yakaran Gönüller-