Sadaka vermek ibadettir, ibadetin sebebi Allah’ın emridir, neticesi ise Allah’ın rızadır. Bu nedenle “ibadet yaptık ama başımıza yine bela geldi” denilmez. Kaldı ki, bir belanın binler çeşidi vardır, bunlardan hafif olanın gelmesi bile diğerlerinden Allah’ın koruduğu anlamına gelebilir. Demek ki biz sadakanın belayı def etmeye vesile olduğunu biliriz, ama sadakayı Allah için veririz, sonuç ne olursa olsun sadaka verme ibadeti gerçekleşmiş olur. Bu arada bilemediğimiz nice belaların define vesile olmuş olmamış mı diye düşünmeyiz. Allah’ın sonsuz hikmetine ve rahmetine mazhar olduğumuzun şuuruyla mesrur ve memnun oluruz.
قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَادِرُوا بِالصَّدَقَةِ فَإِنَّ الْبََلاءَ َ يَتَخَطَّاهَا[. أخرجه رزين .
-Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sadaka vermede acele edin. Çünkü belâ sadakanın önüne geçemez.” [Rezîn tahriç etmiştir. (Câmi’u’s-Sagîr şerhi Feyzu’l-Kâdir’de mevcuttur) 3,195)] Hadîste belâ ile sadaka, yarış yapan iki ata benzetilmiştir. İlâhî kanun, sadaka atını, belâ atının geçemiyeceği hükmüne bağlamıştır. Yani, kişi belâ henüz gelmemişken sadaka verebilirse, artık belâ gelmeyecek demektir.
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/32.