Yirmi Dört hayat tavsiyesi

1. Size güvenen insanların sırlarını saklayın.

“Bir kimse söylediği sözlerinin (o anda muhatabı olan kimselerin dışında) kimsenin duymasını arzu etmiyorsa (bunu bir şekilde belli ediyorsa), ‘Sözlerimi kimseye söyleme!’ şeklinde bir talimatı olmasa da bu söz bir emanettir, hiç kimseye söylenmemesi gerekir.” (Mecmau’z-Zevaid, h. no: 13166) Böyle bir Söz karşısındaki insana söylenmiş bir emanettir. Onun bu sözü başkasına söylemesi emanete ihanettir. Konuyla ilgili PIRLANTA MÜELLİFİ “…SIR bir namustur; onu koruyan -ister kendisine isterse başkasına ait olsun- namusunu korumuş olur. Onu fâş eden ise şeref ve haysiyetini açıkta bırakmış ve ona değerince itibar etmemiş sayılır….” der. Evet İslam ahlâkında emanet çok önemlidir. Sır da bir emanettir.

2. Aşina olmadığınız konular hakkında fikir beyan etmekten kaçının.

Kur’an-ı Kerim “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeye dayanıp karar verme. Çünkü kulak, göz ve kalb, evet bunların hepsi (verdiğin karar, vardığın sonuçtan) sorumludur ve sorguya çekilecektir. (İsrâ Sûresi-36)” buyurulur. İslâm, bilgiye dayanmayı ve zanla, tahminle hareket etmemeyi emreder. Bilgi ise, zan ve tahmin olmadığı gibi, kesinleşmemiş bilgiye de bilgi denmez. Modern dünyanın en büyük problemlerinden biri insanların düşünmeden konuşması. Bir konu hakkında: Bilgi sahibi olmadan, Araştırmadan, Derinlik kazanmadan konuşması… İslam’da bilmeden konuşmak hoş görülmez. Bugün insanların çoğu her konuda konuşuyor ama az kişi gerçekten biliyor.

3. Her güne son gününüzmüş gibi yaklaşın.

İnsan kendisini ebedî zannederek gaflete düşmemeli; “Bu dünyanın bir misafirhane olduğunu ve Misafirliğin her an sona erebileceğini” unutmamalı.. Evet; insan için zaman en büyük nimetlerden birisidir. İslâm âlimleri genel olarak şöyle der: İnsan dünyaya ebedî kalmak için değil, ebedî hayata hazırlanmak için gönderilmiştir. Bu sebeple her gün; son gün olabilecek kadar kıymetli, her nefes ise Allah’a yaklaşmak için bir fırsattır.

4. Size ödünç verdikleri bir otomobili deposu dolu olarak iade edin.

İnsanın emanete bakışını gösteren önemli bir hayat düsturudur. Bu anlayışın temelinde, “Bana yapılan iyiliğin altında kalmadan, hatta mümkünse daha güzel bir şekilde karşılık vereyim” düşüncesi vardır. Kimse size aracı dolu teslim etme şartı koymamış olabilir; fakat siz onu daha güzel hâliyle iade ettiğinizde, bu vb tavırlar, insanî ilişkileri güçlendirir ve insanlar arasında nezâket kültürünün gelişmesine vesile olur.

5. Öfkeliyseniz ve birine mesaj atıyorsanız, mesajı tamamlayın, okuyun, silin ve yeniden yazın.

Bu söz, “ilk tepkiyle değil, son muhakemeyle hareket et” demektir. Birkaç saniyelik kızgınlık; yıllarca süren dostlukları, aile bağlarını veya güveni zedeleyebilir. İlk yazılan mesaj genelde “ben ne hissediyorum?” sorusunun cevabıdır; yeniden yazılan mesaj ise “hakikat, adalet ve nezaket neyi gerektiriyor?” sorusunun cevabı olur. Bedîüzzaman Hazretleri mahkumlara denizli hapsinde..“Nasıl ki bir dakika intikam lezzeti ve birkaç dakika veya bir-iki saat sefâhet lezzetleriyle gelen musibet, dünyamızı bize zindan eyledi.” (İkinci Meselenin Hülâsası/Asâ-yı Musa) demiştir.. evet şu fâni dünyada fiillerimiz anlık duygular ile değil mantık muhakeme ve inandığımız değerin ölçüleriyle olmalı.

6. Siyaset veya din tartışmaktan kaçınmanızda fayda var.

Nur ve Pırlanta Müelliflerine göre.. İnsan; iman hizmetini ve kalb istikâmetini korumak istiyorsa; kavga, tarafgirlik ve faydasız münakaşalardan uzak durmalıdır. Çünkü; Sert tartışmalar çoğu zaman hakikati ortaya çıkarmaz; enaniyeti, öfkeyi ve tarafgirliği büyütür. İnsan karşısındakini susturduğunu zanneder ama çoğu zaman kalpler arasında görünmez duvarlar örülür. Evet “Her mesele konuşulabilir; fakat din ve siyaset konuşulurken hikmet, üslup ve kalp kırmama hassasiyeti kaybolursa, tartışma faydadan çok zarar getirir.”

7. Hedefler belirleyin ve bu hedefler doğrultusunda yazılı olarak çalışın.

Büyük işler ve hizmetler, anlık heyecanlarla değil; planlı hedefler, disiplinli çalışma ve sürekli murakabe ile ortaya çıkar. Yazıya dökülmeyen hedefler çoğu zaman niyet olarak kalır; yazılan hedefler ise insana mesuliyet şuuru kazandırır. İnsan yazdıkça düşüncesini netleştirir, dağınıklığını toparlar.. Hedef sahibi insan, her gününü büyük bir gayeye bağlar. Yazılı çalışma bu gayeyi somutlaştırır; insanın ne kadar yol aldığını veya nerede eksik kaldığını görmesini sağlar. Bu söz; hayatı şuurlu yaşama çağrısıdır.

8. İnsanlara saygı ve hoşgörü gösterirken davanızı anlatın.

Bu söz iletişim açısından, fikirleri insanlara baskıyla değil; anlayış, nezaket ve empatiyle aktarmayı ifade eder. İnsanlar sadece ne söylediğinize değil, nasıl söylediğinize de dikkat eder. Sert, küçümseyici veya yargılayıcı bir üslûp, en doğru düşüncenin bile katilidir denir.

9. Asla geriye bakmayın ve her zaman deneyimlerinizden öğrenin

İnsanın geçmişte takılı kalmadan yoluna devam etmesini tavsiye eden önemli bir hayat dersidir. Bundan maksat; hataları inkâr etmek değil, onlara mahkûm olmamaktır. Hayatta yaşanan her olay bir tecrübedir. Başarısızlıklar sabrı, kırgınlıklar insan tanımayı, kayıplar ise nimetin kıymetini öğretir. Akıllı insan, başına gelenleri bir yük değil; kendisini geliştiren bir ders olarak görür. Geçmiş değişmez; fakat insanın bugünü ve yarını kendi iradesiyle şekillenir. Sürekli “Keşke…” demek yerine, “Bundan sonra ne yapmalıyım?” sorusunu sormak insanı geliştirir.

10. Kişiliğiniz, sadakat ve onur üzerine şekillenmelidir. İzzetli olun.

İnsanın karakterini menfaat üzerine değil; güven, dürüstlük ve şahsiyet üzerine kurması gerektiğini anlatan çok güçlü bir hayat dersidir. Evet Sadakat, insanın dostlarına, ailesine, değerlerine ve verdiği sözlere bağlı kalabilmesidir. Menfaat değişince tavır değiştirmemek, zor zamanda da güvenilir kalabilmek gerçek karakter göstergesidir. İnsanlar, kendilerine güven veren insanları unutmazlar. Onur ve izzet insanın kendisini küçük düşürecek davranışlardan uzak durmasıdır. İzzetli insan; haksızlık karşısında eğilmeyen, şahsiyetini menfaat uğruna satmayan, doğrularından vazgeçmeyen insandır.

11. Bir amaca/hedefe inanın.

İnsanın hayatta gayesiz ve hedefsiz yaşamaması gerektiğini anlatan önemli bir hayat dersidir. Yazar Ali Ünal bu konuyla ilgili şunları söyler: “Bir insanı harekete sevkeden ve sürekli ileriye doğru iten, idealdir. Çünkü ideal, kendisine yetişilmesi ve yakalanması gereken bir hedeftir. İnsan, bu hedefe doğru yürüdükçe, hem sürekli aksiyonun verdiği bir şevk duyar, hem de henüz bir iş başarmış olmamadan dolayı gurura ve kibire kapılmaz. Dolayısıyla, hayatında gurur, kibir, enaniyet gibi çok tehlikeli duygulara ve sıfatlara düşmemesi için insan, sürekli idealler peşinde olmalı; hayatını kutlu idealler etrafında örgülemeli ve daima bu idealleri gerçekleştirme gayretinde bulunmalıdır. Buna karşılık, eğer insan bir ideali olmaz, hayatta nefsin zevkleri ve ihtiyaçları etrafında döner durursa, yüksek bir ideal peşinde gayreti yoksa, bu takdirde zihni sürekli kendisiyle meşgul olur. Daima kendini görür; bir şey başarmış olmasa bile, daima kendini göreceği bir ‘dev aynası’ vardır ve bu aynada hep kendisini seyreder. Evet Nasıl zayıf insan tahripçi olursa, idealsiz ve ideal peşinde gayreti olmayan insan da, sürekli başkalarını tenkitle meşgul bulunur. Böyleleri, sadece kendilerini sever, başkalarını da sevemezler; bir ekip veya cemaat içinde de genellikle bozgunculuk çıkarırlar ve bozguncu olurlar.”

12. Uyanır uyanmaz yatağınızı toplayın.

Küçük görünen alışkanlıkların insanın karakterini ve hayat düzenini şekillendirdiğini anlatan önemli bir hayat dersidir. Sabah yatağını toplamak, insanın güne dağınıklık yerine düzenle başlamasını sağlar. Güne böyle başlamak, zihinde bir düzen ve kontrol duygusu oluşturur. Böylece insan, diğer işlerine karşı da daha planlı ve sorumlu hareket eder. İnsan kendini küçük işlerde geliştiremezse, büyük sorumluluklarda zorlanır. Düzenli yaşamak; iradeyi güçlendirir, vakti bereketlendirir ve insanın yaşam kalitesini artırır. Evet Hayatta büyük başarılar çoğu zaman küçük ama sürekli davranışların sonucudur. İnsan günlük hayatındaki basit işleri ciddiye aldığında, zamanla çalışkanlık ve disiplin gibi güçlü karakter özellikleri kazanır.

13. Bahçe veya doğa işleri ile uğraşmak iyidir.

İnsanın tabiatla bağ kurmasının ruhuna, zihnine ve karakterine fayda sağladığını anlatan güzel bir hayat dersidir. Bahçe işleri sabrı öğretir. Bir tohumu ekip hemen meyve bekleyemezsiniz. Sulamak, beklemek ve emek vermek gerekir. Bu süreç insana hayatta güzel sonuçların zamanla ve gayretle oluştuğunu öğretir. İnsan doğayı izledikçe aceleciliğin değil, düzenli emeğin değerini daha iyi anlar. Bu da insandaki aşırı stresin, kibirin ve yapaylığın azalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda insana manevi olarak da huzur verir. Evet; Doğa ile bağ kuran insan, hem ruhunu dinlendirir hem de hayatın sabır, emek ve denge üzerine kurulu olduğunu daha derinden hisseder.

14. Güçlü yönlerinizi muhakkak netleştirin ve onları sistemli olarak kullanın.

İnsanın kendisini tanımasının ve sahip olduğu kabiliyetleri bilinçli şekilde değerlendirmesinin önemini anlatan bir hayat dersidir. Herkesin farklı bir yeteneği, farklı bir karakter gücü ve başarılı olabileceği ayrı alanlar vardır. İnsan kendi potansiyelini keşfetmeden yaşarsa, çoğu zaman gerçek kapasitesinin altında kalır. Kendi güçlü yönlerini bilmek, insanın enerjisini doğru yere yönlendirmesini sağlar. Kimisi insanlarla iletişimde güçlüdür, kimisi üretken düşünmede, kimisi sabırda, liderlikte veya detaycılıkta… İnsan her alanda mükemmel olmaya çalışmak yerine, sahip olduğu kuvvetli tarafları geliştirirse daha verimli ve başarılı olur.

Sözün özü; Kendini tanıyan, güçlü taraflarını bilinçli şekilde geliştiren ve onları düzenli kullanan insan; hem daha faydalı olur hem de hayatında daha sağlam ve istikrarlı bir gelişme sağlar.

15. İşinizi benimseyin ya da bırakın. (Her zaman bir alternatif vardır)

Sürekli şikâyet ederek, isteksizce ve ruhsuz şekilde yapılan bir iş zamanla hem insanın enerjisini tüketir hem de hayat sevincini azaltır. Sürekli şikâyet edip hiçbir adım atmamak insanı yorar. Ya bulunduğu yeri güzelleştirmek için gayret etmek ya da yeni bir yol aramak gerekir. Evet; İnsan yaptığı işi anlamlı hâle getirmeye çalışmalı; eğer bu mümkün olmuyorsa, hayatını değiştirecek yeni ve farklı işlere yönelip yönelmeli.

16. Yardıma ihtiyacınız olduğunda, isteyin.

İnsan, zayıf ve güçlü yönleri olan bir varlıktır. Bazen yorulur, bazen çıkmazda kalır, bazen de tek başına çözemeyeceği meselelerle karşılaşır. Böyle anlarda yardım istemek bir zayıflık değildir. Birçok insan yardım istemeyi gurur meselesi yapar. Her şeyi kendi başına çözmeye çalışır. Fakat bazen bir fikir, bazen bir dost desteği, bazen de küçük bir yönlendirme insanın yükünü hafifletebilir. Evet İnsan her şeyi bilmediğini ve her konuda yeterli olmayabileceğini kabul ettiğinde gelişmeye açık hâle gelir. Yardım istemek, insanlar arasında güven ve dayanışma bağlarını da güçlendirir. İnsan yalnız yaşamak için yaratılmamıştır; hayat karşılıklı destekle daha anlamlı ve daha yaşanabilir hâle gelir. Evet; Gerektiğinde destek istemeyi bilmek, insanı küçültmez; aksine onu daha şuurlu, daha güçlü ve daha dengeli bir insan hâline getirir.

17. Komşularınızla iyi geçinin. İyi olması için adımlar atın.

“Mefkûre Yolculuğu” adlı kitapta konuyla ilgili şunlar söylenir: Kur’ân ve Sünnet’te, anne-babaya iyi davranma, akrabalara karşı sıla-i rahimde bulunma, yetimlere sahip çıkma gibi mevzuların yanı başında hassasiyetle üzerinde durulan diğer bir mesele de komşuluk haklarını gözetmedir. Bununla ilgili Cenâb-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunup size hizmet eden kimselere ihsanla muamele edin. Allah, kendini beğenip övünenleri elbette sevmez.” (Nisâ sûresi, 4/36)

Komşuluk hakkına riayetin ehemmiyetini anlama adına, şu hadis-i şerif de çok önemlidir: “Cibril bana komşu hakkında öylesine ısrarlı tavsiyede bulundu ki, neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” (Buhârî, edeb 28; Müslim, birr 141) Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) “Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” ifadeleriyle meselenin önemine dikkat çekmiştir.

Komşuluk hakkı, Kur’ân ve Sünnet’te bu kadar çok nazara veriliyorsa, demek ki o, çok önemli bir meseledir. Bu itibarla, bir Müslüman uzak yakın bütün komşularını civanmertlikle kucaklamalıdır.

18. Başkasının gününü aydınlatırsanız, sizinkini de aydınlanır.

Her İnsanın samimi bir tebessümü, güzel bir sözü veya küçük bir yardımı gününü ve herkesin hayatını güzelleştirebilir. Birinin yüzünde tebessüme vesile olmak, insanın kendi ruhunda da bir huzur meydana getirir. Bu yüzden iyilik yapan kişi aslında kendine de iyilik yapmış olur. Pırlanta Müellifi: Mü’min, devamlı iyilik yapma fırsatlarını kollayan, böyle bir fırsat ele geçince de hiç vakit kaybetmeden iyilikte bulunan, kendisini iyilik yapma düşüncesine adamış insan demektir. Hatta ona göre iyilik sadece insana değil, hayvana veya bitkiye de yapılabilir. Bu mânâda acıkan bir hayvana yiyecek vermek, kurumaya yüz tutmuş bir ağacı sulamak da birer iyiliktir. Eşref-i mahlûkat olan insana yapılan iyilik ise, diğer varlıklara karşı yapılan iyiliklerle kıyaslanamayacak kadar kıymetli ve üstündür.” der.

19. Bir müzakerede asla ilk teklifi yapmayın.

Bu söz; insanın aceleci davranmaması, karşı tarafı anlamadan düşüncelerini açığa vurmaması ve dengeli hareket etmesi gerektiğini anlatır. Acele hareket edip İlk teklifi yapan kişi çoğu zaman karşı tarafın niyetini, beklentisini ve sınırlarını öğrenmeden düşüncelerini açık etmiş olur. Sabırla dinleyen insan ise hem karşı tarafı anlar hem de daha sağlıklı bir değerlendirme yapar. Bu sadece ticaret için değil; iş hayatı, arkadaşlık, aile içi meseleler ve sosyal ilişkiler için de geçerlidir. Bundan Maksat, insanı ihtiyatlı, basiretli ve dengeli olmaya teşviktir.

20. Biriyle el sıkışırken daima ayağa kalkın.

Ayağa kalkmak küçük bir hareket gibi görünse de şu mesajı verir: “Sen önemlisin, seni ciddiye alıyorum ve sana hürmet gösteriyorum.” Hayatta insanlar çoğu zaman sözlerden çok tavırlardan etkilenir. Bir insanın sizi karşılamak için ayağa kalkması; kibirden uzak olduğunu, insan ilişkilerine önem verdiğini ve görgü sahibi olduğunu gösterir. Bu düstur özellikle: Büyüklerle ilişkilerde, Yeni tanışmalarda, Misafir karşılamada, İş görüşmelerinde, Barışma ve gönül alma anlarında çok güçlü bir etki bırakır. Evet İnsanî ilişkilerde beden dili çok önemlidir. Adab-ı muâşerette hassas olması, insanın karakterini yansıtır. Gerçek nezâket, kimse mecbur etmeden saygılı davranabilmektir.

21. Birine çalışmaları için maddi destek verin.

Bazen Küçük bir destek bir öğrencinin eğitimine, bir sanatçının üretimine, bir girişimcinin hayaline veya bir araştırmacının başarısına vesile olabilir. İnsan yalnız kendi başarısıyla değil, başkalarının başarısına katkısıyla da değer kazanır. Evet; İmkân sahibi olmak, paylaşma sorumluluğunu da beraberinde getirir. İnsan yetiştirmek, kısa vadeli kazançlardan daha değerlidir. Destek gören insan hem güçlenir hem de başkalarına destek olmayı öğrenir. Toplumlar, birbirinin yükünü hafifleten insanlar sayesinde gelişir. Bazen bir insana verilen destek, yıllar sonra onlarca insana ulaşacak hayırlı bir güzelliğin başlangıcı olabilir.

22. Her zaman mevcut olmasa bile alçakgönüllü olun.

Hayatta başarı, zenginlik veya yetenek insana geçici bir üstünlük hissi verebilir. Olgun insanlar, sahip oldukları şeylerle başkalarını küçümsemezler. Çünkü bilirler ki bugün var olan imkânlar yarın olmayabilir; insanı değerli yapan şey ise karakteridir. Alçakgönüllülük, kendini değersiz görmek değil; kendini başkalarından üstün görmemektir. Evet; Bugün güçlü olan yarın yardıma muhtaç olabilir. Gerçek olgunluk, gücü varken mütevazı kalabilmektir. Meyvesi çok olan ağacın eğilmesi gibi, gerçekten değerli insanlar çoğu zaman daha sakin, anlayışlı ve mütevazı olurlar. Çünkü insan büyüdükçe, aslında ne kadar çok şeye muhtaç olduğunu daha iyi anlar.

23. İyi olduğunuz konuların/meselelerin peşinden gitmeye devam edin.

Her insanın farklı bir yeteneği, ilgisi ve yatkınlığı vardır. Kimi insan iletişimde iyidir, kimi üretimde, kimi sanatta, kimi ilimde, kimi de insanlara yardımcı olmada. İnsan sürekli zayıf olduğu alanlarda kaybolursa hem motivasyonunu hem de özgüvenini yitirir. Güçlü olduğu alanları geliştiren kişi zamanla daha faydalı, üretken ve başarılı hâle gelir. İnsanın yeteneği gayretle birleşirse gerçek başarı ve ustalık ortaya çıkar.

24. Başkalarına adil davranın ve ihtiyacı olanları savunun.” 

Adalet güven duygusunun oluşmasına vesile olur ve insan ilişkilerini ayakta tutar. İnsan sadece kendi çıkarı için yaşarsa eksik ve bencilce yaşamış olur. Adil insanlar bulundukları ortamda huzur ve güven adacıkları oluşturur; çünkü insanlar tarafgir hareket edenlere değil, hakkaniyetli hareket edenlere saygı duyarlar. Bir toplumun, ailenin veya arkadaşlığın uzun süre ayakta kalabilmesi de aralarında büyük ölçüde adalet ve merhametin hâkim olmasına bağlıdır. Evet İhtiyacı olana destek olmak merhametin ve insanlığın gereğidir. Bazı insanlar kendilerini ifade edecek gücü bulamaz, haksızlığa uğrar veya yalnız kalırlar. Böyle zamanlarda imkan ölçüsünde onların yanında olmak ahlaki bir sorumluluktur.

NotPaul Storm‘un Yirmi Dört hayat tavsiyesi farklı kaynaklardan özetlenen bilgilerle kısaca izah edilmiştir

Bu yazı 11 kez okundu