Neye karşı ve nasıl vefalı olmamız gerektiğini maddeler hâlinde özetlemeye çalışalım:
1. Bütün vesilelerin varıp kendisine ulaştığı, tek hedef ve tek gaye olan Rabbimize vefa; en kısa ifadesiyle, Kur’ân’ın ve Nebisinin diliyle bize anlattığı şekilde O’na kul olmakla olur.
2. Nebiler Nebisi’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) vefa; O’nun bin bir sıkıntı ve çileye katlanarak tebliğ ve temsil ettiği yüce dinimiz İslâm’ı, yine O’nun yolunda giderek, sünnet-i seniyyesine uygun bir şekilde herkese ulaştırarak, O’nu tüm insanlığa tanıtarak olur.
3. Kur’ân’a vefa; onu çok okuyarak, hükümlerine uygun amel ederek, maddeten ve mânen onu baş tacı ederek ve onunla hissettiğimiz ulvi duyguları ve keşfettiğimiz yüce hakikatleri tüm insanlığa duyurmaya çalışarak olur.
4. Rabbimizin insanlığa büyük lüftu, son ve en mükemmel din olan İslâm’a vefa; bir küheylan gibi yolunda çatlayana kadar koşup, insanlığın maddî-mânevî kurtuluş reçetesi olan bu ilâhî hakikatler manzumesini dünyanın en ücra köşesine ulaştırmadan rahat etmeme hassasiyetini kazanmaya çalışarak olur.
5. Ashâb-ı Kirâm’dan günümüze kadar gelmiş geçmiş bütün İslâm büyüklerine vefa; vesile oldukları şeyleri hiç unutmayarak, daima onları hayırla yâd ederek, gerekli hürmeti göstermeye çalışarak ve onların sayesinde nail olduğumuz güzellikleri herkesle paylaşarak olur.
6. Çağımızda, Rabbimize kulluk ve İslâm’a hizmet yolunda bize rehberlik eden, bizlere, İslâmî hakikatlerin günümüzün şartlarına göre nasıl anlaşılması ve muhtevasıyla nasıl amel edilmesi gerektiğini gösteren büyüklerimize vefa; onların dertlerini paylaşmaya, hasretini çekip bekledikleri “hizmet insanı” portresini yakalamaya çalışarak ve onlara bol bol dua ederek yerine getirilebilir.
Esas Olan Hak İçin Yapılan Vefadır
Şems-i Tebrizî, Allah dostları ile sohbet ediyor, esrarlı şeyler söylüyordu. Neden sonra şöyle buyurdu: “Eğer bir adam, ömründe bir defa bize Hak yolunda vefa gösterse, sonra ondan bin cefa gelse, biz onun o bir defalık vefasına bakar, cefasına hiç bakmayız. Çünkü asıl olan Hak için yapılan vefadır. O vefanın hakkını bilen, cefaya bakmaz.”
Allah, vefalıların en vefalısıdır. Onun yolundaki bir vefa, O’nun hatırına olduğu için, binlerce vefasızlığa galiptir. Onun hatırı her şeyin ötesindedir de ondan... Şems, bir vefayı o kadar cefaya tercih ederse, Allah (celle celâluhû), O’nun yolunda, O’nun hatırına gösterilen vefaya kim bilir nasıl mukabele edecek, onunla ne hataları temizleyecektir. Yeter ki insan bir defacık olsun o vefayı bütün samimiyetiyle yakalayabilsin. “Bir ân-ı seyyale vücud-ı enver, binlerce saat vücud-u ebter’e müreccahtır.” Nûra boyanmış bir an, birlerce saatlik karanlığa tercih edilir. Meyveleri, neticeleri çok farklıdır.
Eser: İç Derinlikleriyle Hizmet İnsanı / Fatih DEĞİRMENLİ / Işık Yayınları