En Birinci Üstad En Tesirli Muallim

Üstad Hazretleri, “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. (…) Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zattan ders aldığım hâlde yemin ediyorum ki; en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum vâlidemden aldığım telkinler ve mânevî derslerdir ki; o dersler fıtratımda, âdeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Diğer … Devamını oku

Cenneti Netice Veren İki Güzel Haslet

Allah Resûlünün ve Abdullah b. Amr’ın Cennetle Müjdelediği Bir Müslümanın Hikâyesi.. Enes b. Mâlik anlatıyor: Allah Resûlü ile oturuyorduk. Resûlullah şöyle buyurdu: “Şimdi, yanımıza cennetlik bir adam gelecek.” Ensâr’dan bir adam; yeni abdest almış, sol elinde ayakkabısı olduğu ve sakalından su damladığı hâlde yanımıza çıkageldi. Ertesi gün oldu, Efendimiz yine aynı şeyi söyledi. Aynı adam … Devamını oku

Yumuşak söz kemik kırar

–Rivayet edilir ki Hz. Süleyman zamanında çölde Kitovros adında çok güçlü bir dev yaşarmış. Bütün canlıların dilinden anlayan Hz. Süleyman zaman zaman bu deve de iş yaptırırmış. Bir gün devi yanına çağırarak dağları göstererek bu dağların içinden bir yol aç diyerek görev vermiş. Fakat Kitovros düz bir hat üzerinde yürür önüne gelen ne varsa parçalayarak, … Devamını oku

Sözlerin İnsanlara Tesirindeki Sır

Bazı rivayetlerde Seyyid Burhaneddin ile Mevlânâ arasında geçtiği rivayet edilen ve tasavvuf edebiyatında “nefsi terbiye etmek ve riyadan kurtulmak” konusunu işleyen meşhur bir menkıbedir. Özellikle vaazlarının ve sözlerinin insanlara tesir etmesini isteyen vaiz/müftü/hoca/Mürşid/Rehber kimselere nasihat olarak anlatılan bu olayın en bilinen anlatımı şöyledir: Bir vaiz (veya sözünün tesirsizliğinden yakınan bir âlim/müftü), dönemin büyük velilerinden birine … Devamını oku

Bir pire mağlûp etti

Bayram Yüksel anlattığı bir hatırada; Üstad kerametvârî hâdiselerin kendisine isnad edilmesinden son derece rahatsız olduğunu söyler. Meselâ, bir gün ders esnasında, Kastamonu’dan Denizli hapsine götürülürken o zamanki valilerden Nevzat Tandoğan ve o zamanki emniyet teşkilâtı, Üstadımızı istasyonda karşılıyorlar. Güya cürm-ü meşhud halinde yakalayıp, Üstadı cezalandırmak istiyorlar. Üstadımız da o anda sarığını çıkarıp trene biniyor. Vali … Devamını oku

“Havkale” Vesilesiyle Tutsak Bir Sahabinin Kurtulması

Âdem b. Ebi İyas Muhammed b. İshak’tan naklen anlatıyor: Mâlik el-Eşcaî, Efendimize gelerek oğlu Avf’ın, düşmana esir düştüğünü haber verdi. Efendimiz de ona: “Oğluna haber gönder: Resûlullah ‘Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah duasını çokça yapmanı emrediyor.’ de!” buyurdu. Bir başka rivayette de, Efendimiz, Avf’ın babasına sabırlı olmasını ve Allah’ın mutlaka bir çıkış yolu … Devamını oku

Esas Olan Hak İçin Yapılan Vefadır

Neye karşı ve nasıl vefalı olmamız gerektiğini maddeler hâlinde özetlemeye çalışalım: 1. Bütün vesilelerin varıp kendisine ulaştığı, tek hedef ve tek gaye olan Rabbimize vefa; en kısa ifadesiyle, Kur’ân’ın ve Nebisinin diliyle bize anlattığı şekilde O’na kul olmakla olur. 2. Nebiler Nebisi’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) vefa; O’nun bin bir sıkıntı ve çileye katlanarak tebliğ … Devamını oku

Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik

Abdülhamid, idareye vaziyet etmek üzere tahta çıktığında her taraf kazan gibi kaynıyordu. Tahta çıktığı zaman Osmanlı topraklarında manzara şuydu: Tunus bulgur kazanı gibiydi. Mağrip memleketlerinde Fransızlar, İtalyanlar cirit atıyor ve her yerde fitne arıyorlardı. Mısır ciddî hâdiselere gebeydi. Araplar her yerde, Osmanlı askerine karşı bir düşman tavrına girmişti ve onu arkadan vuruyordu. Böylece her yerde, … Devamını oku

Akıllara Durgunluk Veren Bir Hadise

Pırlanta Müellifi: Ben, ruhsuz Kur’ân okumanın insanımızı duygusuz hâle getirdiği kanaatindeyim. Bir hadis-i şerifte Allah Resûlü: “İnsanların en güzel Kur’ân okuyanı, Kur’ân okurken ciddî bir hüzün içinde okuyanıdır.” [et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 11/7; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 4/19] buyurmaktadır. [….] Yukarıdaki hadis-i şerifin şerhinde Hafız Münâvî şöyle bir vak’a nakleder: “Küçük bir çocuk hafızlığını ikmal etmiştir. Sabaha kadar … Devamını oku

Osman Gâzi’nin Kur’ân’a Saygısı

Anlı şanlı, namlı Osman Gâzi Hazretleri, devletin şahs-ı mânevîsini, babası Ertuğrul Gâzi’den devr-ü teslim aldıktan sonra, âdeti vechiyle Şeyh Edebâli’nin tekkesine gider. Gece geç saatlere kadar şeyhinden feyz aldıktan, istifade ve istifaze ettikten sonra istirahat için odasına çekilir. Tam yatacağı zaman bakar ki, duvarda bir Kur’ân asılıdır. Alır Kur’ân’ı okumaya başlar. Kur’ân’ın deryasına dalar. Mumlar … Devamını oku