Salaten Tüncînâ ve Esrârı

Ebû Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Derdi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir?” “Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır!” diye cevap verdi.” [Tirmizî, Daavât 80.] (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:6/522) اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ اْلأَهْوَالِ وَاْلاٰفَاتِ، وَتَقْضِي لَنَا بِهَا … Devamını oku

Arıların Kışın Oğul Verdiği Nerede Görülmüş!

Hocaefendi herkesin ve bilhassa gençlerin inanmaları ve imanda derinleşmeleri ile çok alakadar idi. Onların günah deryalarına açılmalarına, iman ve hizmet dairesinden uzaklaşmalarına gönlü razı olmazdı. Ders ve sohbetlerinde sık sık gençlerin yüksek ideallerle buluşturulup kendilerine sorumluluk verilmesini, iyi ve hayırlı işlerle meşgul edilmelerini, her zaman gözetilmelerini salıklardı. Hizmet’in açılan ilk evinde kalan üniversite öğrencileri -ki onların bir kısmı ileride Hocaefendi’nin … Devamını oku

Onların adaletini gören Müslüman oluyordu

Hazreti Ömer (ra), devlet başkanlığı döneminde bedevi (taşradan gelmiş, kültür seviyesi düşük) birisinden at satın aldı. Kısa bir süre sonra atın yürümesinde rahatsızlık olduğu ortaya çıktı. Hazreti Ömer (ra) bedeviyi bulup kendisine özürlü at sattığını, atını geri alıp parasını vermesini istedi. Bedevi kabul etmedi. Şüreyh isimli bir zatın anlaşmazlığa çözüm bulması için aralarında hakem yapma da anlaştılar. Şüreyh 2 tarafı … Devamını oku

Dünya’nın Şerlerinden Emin Olduğu Kaç Müslüman/Devlet Var?

Peygamber Efendimiz (sav), Hayber’de Müslümanlara ait arazileri işletme karşılığında mahsullerinin yarısını vermek şartıyla Yahudilerle anlaşmıştı. Abdullah b. Revaha (ra), Mute Savaşı’da şehit oluncaya kadar Hayber’e gelir, ürünlerin yarısını onlardan alırdı. Abdullah (ra) ürünlerin miktarını belirlemede titiz davranıyordu. Yahudiler bu kadar titiz davranmaması ve mahsulün bir kısmını kaçırmasına göz yumması için kendisine de rüşvet vermek istediler. Abdullah (ra) onlara şöyle dedi: “Ey … Devamını oku

Düzenli Kitap Okumak ve Uzun Ömür

Kitap okumak yalnızca bilgi edinmenin değil, zihni canlı tutmanın, ruhu beslemenin ve hayatı daha anlamlı yaşamanın da güçlü yollarından biridir. Bilimsel araştırmalar; düzenli kitap okumanın bilişsel kapasite, stres, uyku, sosyal ilişkiler, empati ve genel psikolojik iyilik hâliyle olumlu ilişkiler taşıdığını ortaya koymaktadır. Uzun süreli araştırmalarda kitap okuyan insanların daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendirilmesi ise konunun dikkat çekici boyutlarından … Devamını oku

İsmi Anılınca Çürümüş Kemiklere Bile Can Gelir

Pırlanta Müellifinin kendi başından geçen bir olay: “Gençlik yılları sayılan dönemi idrak ediyordum. Belki çok kötü bir haberden dolayı ziyadesiyle üzülebilirdim. Bundan dolayı, hekimler istişarelerinin neticesini biraz saklı tuttular; fakat, sonra aralarında konuşurken, bana da duyuracak şekilde seslerini yükselttiler: “Kalçanın alınması lazım, bacağın kesilmesi icap ediyor!” türünden sözler söylediler. Bunları duyunca hiç etkilenmedim diyemem. O şok anında insanın içine birden … Devamını oku

Hatanın Görünür Olması Bir Başarıdır: Toyota’dan Bir Ders

Bir Toyota fabrikasında üretim hattı bütün hızıyla çalışırken bir işçi, elindeki parçada bir kusur fark eder. Önünde iki seçenek vardır: Kusuru görmezden gelip üretimin devam etmesini sağlamak veya problemi görünür hâle getirmek… İşçi tereddüt etmez ve Andon sistemini devreye sokar. Üretim hattı durur. Denetçi yanına gelir: — Ne oldu? — Bu parçada bir sorun var. — Emin … Devamını oku

Cibali Baba(lar) ve Kambur(lar)

Hikâye edilir ki, İstanbul’un fethini, “Cibali Baba” denilen ‘meczup bir veli” uzun süre engellemiş. Birbirinden farklı şekillerde anlatılan hikâyeler olsa da hadisenin özü şöyle: (Fatih) Sultan Mehmed, Hz. Peygamber’in (asm) “Kostantıniyye (İstanbul) mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur” müjdesine nail olmak için İstanbul’u kuşatır. Maddî ve manevî her türlü hazırlık … Devamını oku

Bütün Cemiyetin Varlığını Tehdid Eden Fenâlıklar

İmam-ı Şafii’nin bir odada dostlarıyla oturuyormuş. Önünde bir tabak hurma varmış. Adamın birisi içeriye girmiş. İzin almadan tabaktaki hurmaları yemeye başlamış. Tabaktaki hurmaların bitirmeye yakın İmam-ı Şafii’ye: (İmam-ı Şafii’nin künyesiyle seslenerek) “Ey Ebu Abdullah! Aniden karşımıza çıkan helal mi, haram mı sormadan yenilen hurmalar için ne diyorsun?” diye sorunca İmam-ı Şafii: “Bu soruyu hurmaları yemeden sormalıydın?” demiş. (Oburlar ve Asalaklar … Devamını oku

Çatlak Kova

Her sıkıntı ve musibet gibi görünen şeyin aynı zamanda müthiş bir fırsat olduğunu kavrayabilsek çok kazançlı çıkacağız. Ama meselelere hiç o tarafından bakamıyoruz… şöyle bir hikâye anlatılır: Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova … Devamını oku