Sözlerin İnsanlara Tesirindeki Sır

Bazı rivayetlerde Seyyid Burhaneddin ile Mevlânâ arasında geçtiği rivayet edilen ve tasavvuf edebiyatında “nefsi terbiye etmek ve riyadan kurtulmak” konusunu işleyen meşhur bir menkıbedir. Özellikle vaazlarının ve sözlerinin insanlara tesir etmesini isteyen vaiz/müftü/hoca/Mürşid/Rehber kimselere nasihat olarak anlatılan bu olayın en bilinen anlatımı şöyledir:

Bir vaiz (veya sözünün tesirsizliğinden yakınan bir âlim/müftü), dönemin büyük velilerinden birine gelerek der ki:
—”Efendim, kürsüye çıkıp ayetlerden, hadislerden ve hakikatlerden bahsediyorum. Ancak sözlerim insanlara hiç tesir etmiyor, kimse etkilenmiyor. Bunun sebebi nedir?”
Âlim/Veli zat ona şu cevabı verir:
—”Sözünün tesir etmesini istiyorsan, önce kibir ve riyadan sıyrılıp nefsini ayaklar altına almalısın. Şimdi git, cübbeni sarığını giy; pazara çıkıp bir çuval elma (veya ceviz) al. Pazarda ‘Bana bir tokat atana bir elma vereceğim!’ diye bağır.”
Vaiz dehşetle irkilir ve:
—”Efendim, ben koca bir vaizim/müftüyüm! İnsanların içinde böyle bir şeyi nasıl yaparım? Ele güne rezil olurum, yapamam!” der.
Bunun üzerine âlim zat tebessüm ederek şu meşhur tespiti yapar:
—”İşte gördün mü? Sen henüz kendi nefsini aşamamışsın, itibarından ve gururundan vazgeçemiyorsun. Kendi nefsine söz geçiremeyenin ve nefsini sıfırlamayanın sözü başkasının kalbine tesir etmez.”

Kıssanın Hissesi:

~Başkasına söylediğini kendi nefsine söyleyemeyen kişinin nasihati tesirini kaybeder.
~İnsan, söylediği hakikatin canlı bir örneği hâline gelmelidir.
~İnsan, insanların nazarındaki makamını değil, Allah katındaki hâlini önemsemeye başladığında ihlâsa yaklaşır.
~Sözün tesirini artırmanın yolu, sesi yükseltmek değil; nefsi sıfırlamaktır. İnsan kendisini anlattıkça hakikat geri çekilir; kendisini geri çektikçe hakikat konuşmaya başlar.

Bu yazı 8 kez okundu