Ortak bir hayat yaşayan insanlarda olumlu yahut da olumsuz görüntüler meydana gelir, güzel ve çirkin taraflar göze çarpar. İşte bu noktada insanın hangi yanı esas alınacaktır? Olumlu yanına bakıp da yakınlığımızı, dostluğumuzu koruyacak mıyız, yoksa olumsuzluklarına bakıp da uzaklaşacak, ayrı gayrı kalmayı mı tercih edeceğiz?
Bu konuda Muhyiddin–i Arabî Hazretleri’nin meşhur misali fevkalade çarpıcıdır: Hazret–i Muhyiddin’in bir hocası vardır. Kendisine çok şeyler öğretmiş, derin minnettarlık duymaya başlamıştır. Ne var ki Ebu Medyen adındaki bu muhterem insanın mizacı sert, sözleri acıtıcıdır. Vaazlarında hep sert konuşur, doğruları yumuşatmadan anlatır. Bu yüzden onu sevmeyen cemaat söz konusudur. Hazret-i Muhyiddin de hocasını sevmeyen bu insanları sevmez. Hatta birlikte saf tuttukları bu insanlara gönlünden de buğzetmekten geri kalmaz.
İşte bu sıralarda bir gece rüyasında Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazretleri’ni gören Muhyiddin’e Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’den şöyle bir soru gelir:
– Muhyiddin, birlikte safta namaz kıldığınız o kimseleri niçin sevmiyor, buğzediyorsun?
Der ki: – Onlar benim hocamı sevmiyorlar da onun için.
Arkasından şu soruyu yöneltir Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– Peki der, onlar Allah’ı, Resûlullah’ı seviyorlar mı?
– Elbette diye karşılık verir. Allah’ı sevmeseler farzları kılmazlardı, Resûlullah’ı sevmeseler sünnetleri eda etmezlerdi. Halbuki bunların hepsini de yerine getiriyorlar. Demek ki Allah’ı, Resûlullah’ı seviyorlar.
Bu defa Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’den kitaplık çapta şu soru gelir:
– Muhyiddin der, senin buğzettiğin bu insanları, Allah’ı, Resûlullah’ı sevdikleri için sevsen olmaz mı da, hocanı sevmedikleri için sevmemeyi esas alıyor, olumsuzluğu tercih ediyorsun? Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), sorusuna şunu da ekler:
– Allah’ı, Resûlullah’ı sevmeleri basit mi geliyor yoksa?
Bu olaydan sonra Hazreti Muhyiddin’de ölçüler yumuşar. Allah’a ve Resûlullah’a imanı olan herkesi sevmeyi tercih eder, olumsuzluklarını öne alıp da o taraflarından dolayı soğuk bakmayı sürdürmez. Bilmem bu vak’a bizlere bir şeyler fısıldıyor mu?
Eser: Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslâm