•6.Bölüm

Bu Bölümde On Fasıl Vardır

BİRİNCİ FASIL

7. HAKK’IN İTAATKÂR KULLARININ MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Sana, layık olduğun surette ibadet ü taatta bulunabilmemiz için bize yol göster. Ma’siyet mahallerine düşmemize müsaade etme ve bizi öyle yerlerden fersah fersah uzak tut. Rızana, hoşnutluğuna ulaşmamıza engel olan şeyleri yolumuzdan kaldır. İşin nihayetinde de bizi cennetlerinin en güzelleriyle sevindir! RABBİMİZ! Şek ve şüpheler durmadan fitneleri körüklüyor, Senin dupduru ve tertemiz lütuflarının saffetini bulandırmaya çalışıyorlar. Sen basiretlerimizin üzerindeki şek ve şüphe bulutlarını kaldır, kalblerimizi kaplayan perdeleri aç, vicdanlarımızdaki bâtıl izlerini sök at ve içimize bütünüyle hak ve hakikat duygusunu perçinle. EY RAHMETİ SONSUZ! Bizleri, necat ve felah limanına yanaşan geminin yolcularından eyle. Gönüllerimize, Sana dua dua yalvarmanın lezzetini duyur. Muhabbet ve sevgi havuzlarından doyasıya içmeyi lutfet. Seni sevmenin ve Sana kurbiyetin halâvetiyle sinelerimizi doldur. Üzerimizden inayetini esirgeme; esirgeme ki, gayretlerimiz sırf rızan için, himmetimiz de yalnız Sana hizmet yolunda olsun. Niyetlerimizde ihlaslı ve samimi olmayı müyesser eyle! Ya Rab! Biz Seninle varız ve Senin için varız. Sana ulaşabilmek için de yine Senden başka bir vesilemiz yoktur. YA RABBENÂ VE YA İLAHENÂ! Bizleri de, Yüce Kitab’ında zikrettiğin ‘mustafeyne’l-ahyâr’/seçkin ve hayırlı kullarından eyle. Bizi destekle ki, yolumuz hep salâha, salihâta, iyiliğe kilitlenmiş kullarının yolu olsun. Hep asil davranışların peşinde koşalım. Her zaman hayır istikametinde yarışalım. Ömrümüz fâniyât ü zâilât (gelip geçici şeyler) peşinde değil, derecelerimizin yükselmesine vesile olacak bâkiyât ü salihât (âhirette işe yarayacak salih ameller) arkasında geçsin. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz!  Sen her şeye kâdirsin; bizim dualarımıza icabette bulunmak da Sana asla zor gelmez. Ne olur ya Rab, niyazımızı kabul buyur ve bizi haybet, hüsran ve inkisâr-ı hayâle uğratma!

İKİNCİ FASIL

8. SADECE ALLAH’I ve O’’NUN HOŞNUTLUĞUNU DİLEYEN İRADE KAHRAMANLARININ MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ey bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve topyekün kemâl vasıflarıyla mevsuf yüce RABBİMİZ! Senin yol göstericiliğine sığınmayan gafil kimselerin düşe kalka yürüdükleri yollar ne kadar dar; dosdoğru yola hidayet buyurduğun bahtiyar insanların salına salına yürüdükleri yollar ise ne kadar açık ve ne kadar geniştir! YA RAB! Senden, bizi Sana ulaştıracak yollara, o yollar içinde de en kestirme olanına hidayet etmeni, uzakları yakın hâle getirmeni, zorları da kolaylaştırmanı diliyoruz. Bizi de hep hoşnutluğun istikametinde koş(uş)turup duran.. ülfet ve ünsiyete mağlup olmayıp daima Senin kapının tokmağına dokunan.. gecelerin karanlığını ibadet ü tâatla aydınlığa çeviren.. Senin mehabetin karşısında yüreği her zaman kıpır kıpır olan.. beslenme kaynaklarını dupduru kıldığın.. arzu ettikleri şeyleri is’af buyurduğun.. talep ettikleri payelere ulaştırdığın.. fazlınla ihtiyaçlarını giderdiğin.. sevginle gönüllerini doldurduğun ve sinelerini yüce katından mâ-i zülâllerle doyurduğun kullarından eyle! O kullar ki, Senin inayetinle münacaatın lezzetine ermiş ve gözlerini diktikleri zirvelere doğru hiç durmadan yürümeye muvaffak olmuşlardır. Ey Kendisine teveccüh edenleri yalnız bırakmayıp fazlıyla sevindiren; zikrinden gafil bulunanlara bile rahmet ve re’fetle muamelede bulunan, Vedûd ve Atûf isimleriyle kullarını cezbeden Allahım! Beni de nezdindeki lütuflardan en çok hissesi olan, yüce katında yüksek payelere ulaşmış, sadrı sinesi Senin muhabbet ve marifetinle meşbû bahtiyar kullardan eylemeni diliyorum! RABBİM! Himmetimi hizmetine, rağbetimi de Sana hasrettim. Yegâne muradım Sensin; başkası değil. Gözlerim sadece Sana mülâkî olduğum gün aydın olacaktır. Aşkım da şevkim de, içimdeki iştiyakım da sadece Sanadır ve yalnız Senin içindir. İhtiyacım da, muradım da Senin rıza ve rıdvanındır. Talebim komşuluğuna ermektir. Gayem yakınlığına mazhar olmaktır. Kalbim sadece Senin kapında gedâlık yapmakla ve yalnız Senin yüce huzurunda yalvarıp yakarmakla ünse erer ve huzur bulur. Dertlerimin dermanı da, yanan sineme serinlik verecek ilaç da yine Sende(n)dir. Tasalarımı giderip, sıkıntılarımı izale edecek biri varsa, o da yine Sensin! RABBİM! Enîsim ol.. vahşetimi gider.. sürçmelerimi, tökezlemelerimi görmezden gel.. hatalarımı setret.. tevbemi kabul buyur.. dualarımı geri çevirme.. bu aciz bendeni hiçbir elin ulaşamayacağı sıyanet fanusun içine al ve fakr u zarûretimi sonsuz havl ve kuvvetinle zenginleştir.. ümidimin sönüp gitmesine müsaade etme.. beni uzaklığın yakıp kavuran rüzgârlarına terk etme; ey Cennetlerin Sahibi,dünya ve âhirette her şeyim olan Rabbim!

ÜÇÜNCÜ FASIL

9. ALLAH SEVGİSİYLE DOPDOLU OLAN MUHABBET ERLERİNİN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ey muhabbet tahtının Tek Hükümdarı olan ALLAH’IM! Senin muhabbetinin halâvetini, lezzetini tattıktan sonra daha kim başka arayışlara girer ve bir kere yakınlığının ünsüne erdikten sonra kim yüzünü başka şeylere çevirir? Ya RAB! Bizleri de kurbiyetin ve dostluğun için seçtiğin, gönüllerine sevgini yerleştirmekle şereflendirdiğin, içlerine bir kor gibi Sana kavuşma iştiyakını attığın, kazana rıza ufkunu gösterdiğin, hoşnutluğunla mükâfatlandırdığın, terk edilmişliğe bırakmadığın, sadakat tahtına oturttuğun, marifetinle donattığın, kalblerini aşkınla yakıp tutuşturduğun, bakışlarını mâsivadan tecrit edip bütün bütün Zâtına yönelttiğin, gönüllerini muhabbetinle doldurduğun, nezdindeki güzelliklere karşı içlerinde rağbet uyandırdığın, lisanlarını ve gönüllerini tesbih ü zikirle zinetlendirdiğin, hamd ü şükür yoluna sevk ettiğin, her an ibadet ü tâatla meşgul ettiğin, salih amellere muvaffak kılmak suretiyle iyiler zümresine ilhak eylediğin, vicdanlarına münacaatının hazzını duyurduğun ve adanmış insanlar hâline getirdiğin makbul kullarından eyle. RABBİMİZ! Yüce huzurunda tekrar tekrar yalvarıyor ve Senden dualarımıza icabette bulunmanı istirham ediyoruz. Ne olur, bizleri, üzülmesi de sevinmesi de, neş’esi de inlemesi de Senin için (lillah, lieclillah, livechillah) olan, azamet-i İlahîye karşısında alınları hep secdede, hizmet-i imaniye ve Kur’âniye yolunda her zaman emre âmâde bulunan, haşyetten gözyaşları ceyhun olmuş, kalbleri muhabbet-i İlahîye ile dolmuş ve yürekleri ilahî heybet karşısında hep tir tir titreyen saîdler zümresine ilhak eyle! Ey mukaddes envârını, sevgisine mazhar kıldığı kullarının gözlerine sürme yapan, envâr-ı Zâtiye’sini marifet erbabının dupduru gönüllerine akıtan, müştak gönüllerin yegâne arzusu ve muhabbet erlerinin en birinci ve asıl gayesi olan RABBİMİZ! Senden, Senin sevgini ve Seni sevenlerin sevgisini istiyor ve Sana kurbiyete vesile olabilecek bütün amelleri bize sevdirmeni diliyoruz. Rabbimiz, bizi de kurb kahramanlarından eyle! Öyle aşkın bir sevgiyle içimizi donat ki, gönül pencerelerimizi Senin rızandan başka her şeye kapatalım ve öyle bir şevk ü iştiyakla ruhlarımızı doyur ki, Senin hoşnut olmadığın hiçbir şeye tenezzül etmeyelim. Bize de nazar-ı muhabbet ve nazar-ı merhametle bak. Bizden yüz çevirme ve bizi mesut ve bahtiyar insanlardan eyle, ey dualarımızı her zaman kabulle karşılayan Merhametliler Merhametlisi Rabbimiz!

DÖRDÜNCÜ FASIL

10. HAKK’IN HOŞNUTLUĞUNA ULAŞMAK İÇİN SÜREKLİ DEĞİŞİK VESİLELER ARAYAN KULLARIN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Seni, yüce şanına layık olarak bilebilmem için yine Senin re’fet ve rahmetine ve ümmetini azaba terk etmeyecek olan rahmet nebîsi Habîbin’in şefaatine muhtacım; başka hiçbir vesilem ve tutunacak hiçbir dalım yoktur. Senden bu vesileleri, bağışlanmam ve rızana ermem için bir yol hâline getirmeni dileniyorum. Ümitlerim Senin keremine tutundu; taleplerim de yine Senin hududu olmayan cömertliğine sığındı. Bu arzularımı gerçekleştireceğini ümit ediyorum. RABBİM! Beni hep salih amellerde istihdam eyle ve işlerimin sonucunu daima hayırlı kıl. Beni Cennetinin en güzel yerlerine yerleştireceğin, orada da sürpriz lütuflarınla sevindirip dostluğunla şereflendireceğin seçkin insanlardan eyle! Ey kereminden öte kerem, merhametinden öte merhamet olmayan! Ey yalnız kalmışların en güzel enîsi! Ey kovulmuşların en lütufkâr sığınağı! Ellerimi affın için kaldırıyor, avuçlarımı da keremine açıyorum. Ne olur, ey dualarımı işiten Rabbim, beni kapından mahrumiyetle geri çevirme. Beni haybet ve hüsrana maruz bırakmakla imtihan etme! Âmîn!

11. HUZUR-U İLAHÎDE ACZ Ü FAKRINI ŞEFAATÇİ YAPANLARIN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Kırıklarımı sadece Senin lütfun ve rahmetin sarıp sarmalayabilir. Beni fakirlikten kurtaracak bir şey varsa o da Senin kerem ve ihsanındır. Korkularım ancak Senden gelecek emn ü emanla kaybolup gider. Beni zilletten kurtarıp azîz kılacak yegâne güç de Senin saltanatındır. Umduklarıma bir tek Senin fazlınla nâil olabilir, taleplerimi de yalnızca Senin ucu bucağı olmayan hazinelerinden karşılayabilirim. ALLAH’IM! Senden başka ihtiyaçlarımı giderebilecek bir güç ve kuvvet sahibi yoktur. Sıkıntılarımı yalnız Senin rahmetin, karşılaştığım meşakkatleri de bir tek Senin re’fetin izale edebilir. Susuzluğumu ve içimdeki yangını ancak Sana mülâkî olmakla söndürebilir, aşk u şevkime teselliyi de yalnızca Sana münacaatta bulabilirim. Senin maiyyetine ermeden karardâde olabilmem mümkün değildir. Tasalarımı ve içimdeki harareti Senin rahmet ve şefkatinden başka izale edebilecek bir ilaç da bilmiyorum. Hastalıklarıma yalnız Senin rahmet tecellilerinde şifa bulabilir; gamımı, kederimi bir tek Senin kurbiyetinle giderebilirim. Yaralarımı da sadece Senin afv u safhın tedavi edebilir. Kalbimin üzerine bir tortu gibi çöken kesîf örtüleri Senin bağışlamanla kaldırabilir, sadrıma çöreklenen vesveseleri de yine Senin inayetinle uzaklaştırabilirim.

BEŞİNCİ FASIL

Ey rahmetine, merhametine nâil olmak, rıza ve rıdvanına ehil hâle gelmek, kullarının en nihaî emeli, isteği, talebi, arzusu olan Sultanlar Sultanı Allahım! Ey salih kulların dostu! Ey korkuya kapılanların emn ü emânı! Ey zaruret içinde kıvranan gönüllerin ızdırap dolu hallerine icabette bulunan! Ey fakirliğe müptela olmuşları görüp gözeten! Ey dertlilerin dertlerine nezdinden dermanlar gönderen! Ey inayetiyle, yardım talebinde bulunanların imdadına koşan! Ey fakirlerin ve düşkünlerin ihtiyaçlarını gideren! Ey keremi bütün keremleri aşkın, merhameti de bütün merhametlerin ötesinde ve hepsinin kaynağı olan Yüce Rabbim! Huzurunda boyun büküyor ve maddî-manevî ihtiyaçlarımı Sana arz ediyorum. Tazarrum da, niyazım da başkasına/başkalarına değil yalnız ve yalnız Sanadır. Gönlümü rıdvanının serinliğiyle ferahlatmanı ve nimetlerini kesintisiz olarak devam ettirmeni istirham ediyorum. İşte huzurundayım.. kerem kapının önünde durdum.. nezd-i ulûhiyetinden geleceğini ümit ettiğim iyilik ve cömertlik esintilerine kendimi saldım.. Kitabın Kur’ân gibi sapasağlam bir ipe tutundum.. Dinin İslâm gibi asla zarar verilemeyecek bir kulpa sımsıkı sarıldım. Ameli yok denecek kadar az, iki kelimeyi bir araya getirmeye bile tâkat getiremeyecek kadar da aciz bu abd-i zelîle, bu zavallı kuluna merhamet et! Hadd ü hesabı olmayan bol nimetlerinden onu da nasiplendir. Hiçbir gölgenin kalmadığı o günde onu da Kendi gölgene al, ey Kerîm, Cemîl ve Erhamürrâhimîn olan Allahım!

12. İRFAN ve MARİFET ERLERİ OLAN ÂRİFLERİN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Diller, celâline yaraşır şekilde Seni senâ etme hususunda tâkatsiz kaldılar. Akıllar, cemâlinin künhünü idrake kalkıştı fakat aciz düştüler. Gözler de aynı âkıbetle karşı karşıya kaldı ve Senin sübuhât-ı vechini müşahedeye güç yetiremediler. Hiç kimse Seni bilmeye, marifetine ermeye tam muktedir olamadı ve bilme peşinde olanlar bu husustaki acziyetlerini en büyük idrak bildiler. RABBİMİZ! Bizleri sadr u sinelerinde şevk ü heyecanın kök saldığı.. muhabbet hislerinin bir karasevda hâlinde kalblerinin bütününü sardığı..tefekkür deryalarında derinleştikçe derinleşmiş.. kurbiyet payesiyle şereflendirilmiş.. mükâşefe yamaçlarında ilahî sırlara uyanmış.. muhabbet havuzundan kana kana içmiş.. özlerinde saflığa, duruluğa ermiş..gözlerindeki perde kalkmış.. imanın hazzını vicdanlarında tam hissetmiş.. bütün şek ve şüphelerden kurtulmuş.. gönülleri, Seni bilip bulmanın inşirahıyla dolup taşmış.. himmetleri coşmuş.. eksiksiz huzuru ve tastamam saadeti elde etmiş.. Hakk’ın muâmelesi gibi bir âb-ı hayat kaynağından kevserler içmiş.. içleri üns esintileriyle ayrı bir güzelliğe ulaşmış.. her türlü korkudan, endişeden emin kılınmış.. Rabb’e rücû ve teveccühle gönülleri itmi’nana ermiş.. ruhları yakîn zirvelerinde felahı bulmuş ve dünya-âhiret pazarında, dünyayı verip âhireti almak suretiyle kârlı bir ticarete muvaffak olmuş bahtiyar kullarından eyle! Rahmet ve Şefkat Sultanı MEVLÂMIZ! Senin, zikrinle meşbû gönüllere saldığın ilhamlar ne kadar lezzetli, Gaybu’l-Guyûb olan Zâtın istikametindeki nâmütenâhî seyr u sülûk (yolculuk) ne kadar tatlı, muhabbetinin tadı ne kadar hoş, kurbiyetinin gönüllere akıttığı esintiler de ne kadar ferahlatıcıdır! Ne olur, bizi, huzurdan kovulup uzaklaştırılmanın azabıyla tanıştırma ve bizi marifet erbabı has kullarının zümresine ilhak eyle! İhsanına, rahmet ve merhametine sığınarak bunları Senden dileniyoruz, dualarımızı kabul buyur, ey azamet ve ululuk tahtının Sultanı ve ey lütf u keremiyle, sevdiklerini umduklarına nâil eyleyen Merhametliler Merhametlisi Rabbimiz!

ALTINCI FASIL

13. ALLAH’I ÇOKÇA ZİKREDEN ZÂKİRLERİN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Bir vecîbe olarak omuzlarıma koymasaydın, ben katiyen Senin zikrine teşebbüs edemezdim. Seni şanına layık şekilde zikretmeye güç yetiremeyeceğime göre nasıl böyle bir şeye teşebbüs edebilirdim ki! Ben nerede, Seni takdis edecek biri olmak nerede? Senin üzerimizdeki en büyük nimetlerinden biri de hiç şüphesiz Yüce Zâtının zikrini lisanlarımıza akıtman ve Seni tenzih ü tesbih edip, huzurunda dua dua yalvarmamıza müsaade etmiş olmandır. -Sana bin kere, yüzbin kere, milyonlar kere şükürler olsun Allahım! Rabbimiz, üzerimizdeki nimetini tamamla. Bize yalnızken veya bir toplulukta bulunurken, gece-gündüz, açık-gizli, rahatlıkta-zorlukta hep Senin yâdınla oturup kalkmayı nasip et. Bizi hep dupduru, katışıksız amellerde istihdam eyle. Kusur ve günahlarımızı da ince hesaba tâbi tutma ve ne kadar hatamız varsa hepsini mağfiret buyur! ALLAH’IM! Selim ve temiz kalbler hep Senin sevdana tutulmuşlar, farklı farklı gönüller sadece Senin marifetin etrafında bir araya gelmişlerdir. Kalbler sadece Seni anmakla itmi’nan bulup oturaklaşır; his ve heyecanlar da yalnızca Sana vâsıl olunca sükûna ererler. Her yerde sayısız lisanlarla tesbih edilen Sen; her zaman kendisine yönelinip ibadet ü tâatta bulunulan Sen; varlığına bir başlangıç ve son olmayıp her zaman varolan Mevcûd-u Ezelî Sen; çeşit çeşit dillerle kendisine dua dua yalvarılan Sen; bütün kalblerin tâzimle yâd ettiği biricik Zât da yine Sensin. RABBİM! Bu zamana kadar zikrinden başka nede bir zevk ve lezzet olduğunu zannetmişsem; ünsünden hariç hangi şeyde rahat bulduğumu düşünmüşsem; yakınlığının dışında neleri sürûr vesilesi addetmişsem ve Sana tâattan başka ne tür şeylerle meşgul olmuşsam, onların hepsinden tevbe ediyor ve Senden bağışlanma diliyorum. Ya Rabbelâlemîn! Sen, Kur’ân-ı Mübînin’de, [“Ey iman edenler! Rabbinizi çok çok zikredin!”], [“O’nu sabah-akşam hep tesbihlerle anın!”], [“Siz kendi idrak ve gücünüz ölçüsünde Beni anın ki, daralıp sıkıştığınızda Ben de sizi anayım!”] buyuruyorsun. Senin bütün beyanların haktır ve biz hepsine Âmennâ ve saddeknâ/İnandık ve tasdik ettik.” diyoruz. Bize zikrinden uzak kalmamamızı emrediyor ve ona karşılık şanına yaraşır şekilde bizi anmakla şereflendireceğini vaadediyorsun. Ey zikredenlerin en güzeli ve Merhametlilerin en Merhametlisi Rabbimiz! Biz, Seni emrine muvafık bir tarzda zikretmeye gayret ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Sen de, ne olur, vaad-i Sübhânîni yerine getir ve sürûra susamış bu kapıkullarının gönüllerine bir nebze olsun ferahlık sal!

YEDİNCİ FASIL

14. ALLAH ’IN DİNİNE SIMSIKI SARILANLARIN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ey Kendisine iltica talebinde bulunanların koruyucusu ve himaye isteyenlerin hâmîsi! Ey helake sürüklenenleri helak olmaktan kurtaran! Ey muhtaç ve acınacak durumlara maruz kalanları koruyup kollayan! Ey düşkünlere her zaman merhamet nazarıyla bakan! Ey ızdırar içinde iki büklüm olanların gönüllerinden kopup gelen münacaatlarına cevap veren! Ey fakirleri zenginleştiren! Ey kırık kalbleri tamir eden, sarıp sarmalayan! Ey ümitsizliğe giriftar olanlara ümit kaynağı olan! Ey nusretiyle, gadr ve zulme uğramış mazlumların imdadına koşan! Ey korkuyla yaşayanların endişelerini izale buyuran! Ey tasası olanların kederlerini bertaraf eden ve rahmet, re’fet ve şefkatine dehalet edenleri görüp gözeten, muhafazası altına alan Yüce Rabbim! Benim gibi bir çaresiz için Senin güç, kuvvet ve kereminden başka hangi şey bir sığınak olabilir? Senin kudretinin himayesine girmezsem, beni başka kim koruyabilir? Senin affın olmazsa, bu mücrim kulun işlediği onca günahın vebalinden nasıl sıyrılabilir, Sen nazar-ı müsamaha ile bakmazsan, hatalarının boynuna taktığı kementlerden nasıl kurtulabilir? YÜCE MEVLÂM! Şayet Sen inayetinle imdadıma yetişmezsen, işlediğim kötülüklerin elemli âkıbetinden kurtulmam katiyen mümkün olamaz. Senin azabından yine Senin şefkatine sığınıyorum. Sen, rahmet kapına dokunanlara kayıp yaşatmaz, onları hizlâna uğratmazsın. Yüce dergâhına sığınanlara azap etmez, onları terk edilmişlik ızdırabıyla karşı karşıya da bırakmazsın. EY RAB! Rahmetinin vesayetine iltica ediyor, lütfundan sürpriz ihsanlar bekliyoruz. Hem fakir, hem muhtaç, hem gidecek başka kapıları olmayan, “hem âsî, hem aciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsî’, hem müsinn, hem şakî” olan, fakat gelip dergâhına sığınan bu kaçkınları himayenden ve riayetinden mahrum bırakma! Senin sıyanetine dehalet ediyoruz; helakimize sebebiyet verebilecek tehlikeli zeminlerden, kalb ve ruh hayatımız adına afet sayılabilecek tavır ve davranışlardan bizi uzak tut. Dehrin musibetlerine karşı muînimiz ol. Dünya hayatının çetin imtihanlarında kayıplar yaşamamıza müsaade etme. Üzerimize sağanak sağanak sekîne indir. Düşüp kaymadan, yalpa yapmadan, yan çizmeden, dünya ve ukba hayatımız adına aldanma sebebi olabilecek her türlü yanlışlıklardan bizleri koru, ey rahmet, re’fet ve merhamet sultanı olan Rabbimiz!

SEKİZİNCİ FASIL

15. ZÜHD İNSANI OLAN ZÂHİDLERİN MÜNACAATI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Bizi yoktan var edip varlığından haberdar eyleyen Yüce Allahımız! Ahirete uzanan yolda nasibimize şu dağdağalı dünya hayatı düştü ve bizi sayılamayacak kadar tuzaklarla çepeçevre kuşattı. Öyle gaddar, öyle mekkâr bir dünya ki, bitip tükenme bilmeyecek heva ve heveslerle elimizi kolumuzu bağladı. RABBİMİZ! Dünya hayatının hile ve hud’alarından Sana iltica ediyor, câzibedar güzelliklerine gönül kaptırıp aldananlardan olmaktan da yine Senin inayet ve sıyanetine sığınıyoruz. RABBİM! en iyi Sen bilirsin ki, o zalim dünya, taliplerini helake sürükler; sevdalılarını telef eder; binbir âfet ve felaketle yüzyüze getirir. Yüce Rabbim, tevfîkini bize yâr et.. sıyanetini esirgeme –ki zaten esirgemek Senin şanından değildir.. içimizi dünyanın mülevves yüzüne karşı istiğna hisleriyle doldur.. muvakkat dünya hayatının, ruhu ve kalbi öldüren tuzaklarına düşmekten bizi koru.. dünyaya dalıp da Senin emirlerine muhalefet etmekten bizi muhafaza buyur. işlerimizi de Sana havale ediyoruz, ne olur, onları en hayırlı şekilde tamamla.. rahmetinden hissemizi artırdıkça artır.. coşup coşup taşan mevhibe sağanaklarını –her ne kadar liyakatimiz olmasa da– bizim gönüllerimize de akıt.. sevgini sinelerimize tastamam yerleştir.. marifetinin nurlarıyla kalbimizi ihya buyur.. affının halâvetini, marifetinin lezzetini vicdanlarımıza duyur.. Sana mülâki olacağımız günün ışığıyla gözlerimizi aydınlat ve saf, duru ve has kulların olan ebrar ve salihlerin kalblerinden dünya sevgisini çıkardığın gibi bizim kalblerimizden de çıkar, ey rahmetine ve keremine nihayet olmayan Rahman ü Rahîm! Ey hususî donanımlarla yarattığı bir kısım müstesna insanlarla beşeriyeti karanlıklardan aydınlığa çıkaran rahmeti sonsuz RABBİMİZ! Niyazımızın nihayetinde sevgili habibin Hazreti Muhammed Mustafa’ya, tertemiz, pırıl pırıl ve masum aile efradına, her biri birer hidayet rehberi olan yol arkadaşlarına, zerrât-ı kâinat adedince salât ve selâm ediyor; başta Efendiler Efendisi olmak üzere, onların yüzü suyu hürmetine dileklerimizi kabul buyurmanı diliyor ve dileniyoruz. Bahtına düştük, lütfen ve keremen, bizi ümit beslediğimiz hususlarda haybet ve hüsrana uğratma! Âmîn!

İMAM ZEYNÜLÂBİDÎN ALİ İBN HÜSEYİN HAZRETLERİNİN İSTENMEYEN ŞEYLERE KARŞI OKUDUĞU BİR İSTİÂZE DUASI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Hırsın azgınlığından, gazap ve öfkenin haddini aşmasından, hasedin galebe çalmasından, sabrın zaafa uğramasından, kanaatin azlığından, ahlâkın bozulmasından, şehvetin azdırmasından, bağnazlıktan, hevaya uyup Hüda’ya muhalefet etmekten, gaflet uykusundan, külfet altında ezilmekten, bâtılı hakka tercih etmekten, günahta ısrardan, kulluğu az fakat ma’siyeti çok olmaktan, zenginlerin böbürlenmesinden, fakirleri hor ve hakîr görmekten, yanımızda bulunanlara sû-i muâmelede bulunmaktan ve ehl-i ma’rûf olan güzel ahlâklı insanlara teşekkürü terk etmekten Sana sığınıyoruz. Derdest edilip hizlana uğramaktan, hakkımız olmayanı yemekten ve bilmediğimiz bir konuda kelâm etmekten de yine Sana iltica ediyoruz. ALLAH’IM! Çirkin ve kötü mülahazalardan, başkalarını tahkir etmekten, şeytanın vesveselerine aldanmaktan, zamanın başkalaştırmasından, gücü elinde bulunduranların zorbalıklarından da yine Sana dehâlet ediyoruz. İsrafa girmekten, kâfî olanla iktifâ etmemekten, düşmanların şamatasından, mal-mülk sahiplerine muhtaç olmaktan, hayat şartlarının ağırlaşmasından ve hazırlıksız bir vaziyette ölüme yakalanmaktan da Sana sığınıyoruz. YA RAB! Dayanılmaz hasret ve hicranlar yaşamaktan, şekâvetin karanlık vadilerine yuvarlanmaktan, kötü âkıbetten, sevaptan mahrum kalıp azaba dûçar olmaktan da yine Senin rahmet, şefkat ve mağfiretine iltica ediyoruz. EY ERHAMÜRRÂHİMÎN! Bütün bu saymaya çalıştıklarımızdan bizleri muhafaza buyur ve Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve ehline salât ü selâm eyle. Âmin!

DOKUZUNCU FASIL

İMAM ZEYNÜLÂBİDÎN’in (r.a.) SABAH ve AKŞAM OKUDUĞU DUÂ

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Gece ve gündüzü kuvvetiyle yaratan, onları kudretiyle birbirinden ayıran, her birisi için belirli bir sınır ve süre koyan ve kullarının rızıklarını temin ve hayatlarını idame ettirmeleri için geceyi gündüze, gündüzü de geceye katan Cenab-ı Allah’a her türlü hamd ü senalarla hamd olsun. Gündüzün yorgunluğunu bir sükûnet içinde atabilsinler diye kulları için geceyi yaratan O; uyuyup dinlenebilsinler, yeniden zindelik ve canlılık kazanabilsinler ve hayatın meşru zevk ve lezzetlerinden istifade edebilsinler diye onu bir örtü ve elbise yapan da yine O’dur. O’dur ki, kulları, Rabbilerinin kendileri için takdir buyurduğu lütufları arayıp araştırsınlar, rızık yollarına müracaat etsinler, yeryüzünde gezip dolaşsınlar, Allah’ı anlatsınlar ve böylece hem dünyadaki ihtiyaçlarını gidersinler hem de ötede yüce mertebelere nâil olsunlar diye gündüzü de aydınlık yaratmıştır. Bütün bunlarla, O Yüceler Yücesi bir taraftan kullarının işlerini bir düzene koymakta, diğer taraftan da onları imtihan etmektedir. Kullukta bulunmaları, farzları yerine getirmeleri ve ahkâm-ı İlahîyeyi tatbik etmeleri gereken yerlerde nasıl davrandıklarını kendilerine göstermektedir. “O, kim doğru yolun dışındadır, kim o yolu izlemektedir çok iyi bildiğinden, kötülük yapanlara ancak yaptıklarının karşılığıyla mukabelede bulunur, iyilik yapanları ise iyiliğin en büyüğüyle mükâfatlandırır.” ALLAH’IM! Gecenin karanlığını yarıp sabahı ortaya çıkardığın, gündüzün ziyasından bizleri faydalandırdığın, rızık kaynaklarını gösterdiğin ve bizi afet ve musibetlerden koruduğun için Sana nihayetsiz hamd ü senalar ediyoruz. ALLAH’IM! Biz ve bütün varlık; sema ve arz, her ikisi içine serpiştirdiklerin; sabit ve hareketli olanlar; oturanlar, dikilenler; havada yükselenler ve toprağın altında bulunanlar, hepimiz Sana ait olarak sabahladık. Senin kabza-ı tasarrufunda erdik sabaha. Hâkimiyet ve saltanatın üzerimizde ve meşîetinle çepeçevre sarılmış olarak. Her fiil ve hareketimiz Senin emir ve tedbîrin dâhilinde cereyan etmektedir. Yapıp ettiklerimiz Senin hakkımızdaki takdirinden ibarettir. Bizden sâdır olan bütün hayırlar ancak Senin ihsanlarındır. İşte yepyeni ve taptaze bir gün, her hâlimizi görüp gözetmek üzere başlıyor. İhsanla hareket edersek bizden memnun ayrılacak fakat seyyiata girersek o zaman da bizden şikâyetçi olacak. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve âline salât eyle. O salât hürmetine bize de bugünümüzü hasenât ile tamamlamak, küçük ya da büyük herhangi bir günah işlememiş, hiçbir seyyiâta bulaşmamış olarak onunla vedalaşmak nasip et. Bol bol hasenât işlemeye bizi muvaffak kıl. Dinin hoş görmediği çirkinliklerden ve münkerattan uzak tut. Bugünümüzü başından sonuna kadar bizim için hamd, şükür, ecr ü mükâfat, âhiret hazırlığı ve fazl u ihsanla doldur.

ON’UNCU FASIL

ALLAH’IM! Hasenât ve seyyiâtımızı kaydetmeye memur kıldığın Kirâm-ı Kâtibîn meleklerinin hakkımızdaki vazifelerini kolaylaştır. Amel sayfalarımızı iyiliklerle doldur ve bir kötülüğe girip onlara karşı utanılacak hallere düşmekten bizi koru. ALLAH’IM! İçinde bulunduğumuz bugünün her anında ibadet ve şükürden nasibimizi bol eyle. Ve hepsi her şeyi dosdoğru kaydeden meleklerini o anlarımıza şahit tut. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve aile halkına salât eyle. Bizi de, önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan hâsılı her tarafımızdan gelebilecek tehlikelerle karşı karşıya gelmekten ve ma’siyetlere düşmekten koru. Bizi en geniş manasıyla kulluğa eriştir ve muhabbetine ulaştıracak güzelliklerde istihdam buyur. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ehl-i beytine salât et ve bizi şu gün ve gecemizde hatta bütün günlerimizde, kötülüklerden uzak kalmaya, nimetlerin karşısında şükürle gerilmeye, Resûl-i Ekrem’inin sünnetlerine hakkıyla ittiba etmeye, bid’atlardan uzak durmaya, emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker vazifesini bihakkın yerine getirmeye, İslâm’ı müdafaaya, bâtılı ortadan kaldırıp hakkı ikâme etmeye, yoldan ayrılanları yeniden İslâm’ın güzellikleriyle tanıştırmaya, zayıflara yardımcı olmaya ve ızdırar içindeki çaresizlere el uzatmaya muvaffak kıl. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhisselâm) ve aile efradına salât et. Bizim de bugünümüzü yaşadığımız en bereketli gün, beraber olduğumuz en faziletli arkadaş ve geçirdiğimiz en hayırlı zaman dilimi eyle. Bizi, gün ve gecelerin üzerinden gelip geçtiği bütün kulların içerisinde Senden en çok hoşnut olan, ihsan buyurduğun nimetlerine en fazla şükreden, vaz’ buyurduğun emirlerine en ziyade riayet eden ve yasaklardan en çok kaçınan kulların eyle. ALLAH’IM! Seni -ki şahit olarak Sen yetersin-, yarattığın arz u semayı, her ikisine meleklerinden ve diğer kullarından yerleştirdiklerini, şu günümde, şu saatimde, şu gecemde ve bulunduğum şu mekânda, şu ikrarıma şahit tutuyorum: Senden başka bir ilah yoktur. Sen adaleti ikâme eder, hükümlerinde hep hakkı gözetir, kullarına re’fet ve merhametle muamele edersin. Varlık bütünüyle Senindir. Ve Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve etemmütteslîmât) Senin elçin ve en hayırlı kulundur. O’nun omuzlarına yüklemiş olduğun mukaddes peygamberlik vazifesini bihakkın eda etmiş ve emir buyurduğun şekilde ümmetine gerekli nasihatleri güzel halleriyle göstermiş, mübarek beyanlarıyla da tebliğ etmiştir. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve hane-i saadetinin bahtiyar fertlerine başka hiçbir kuluna etmediğin kadar salât eyle. O’nun üzerimizdeki hakkını ödememiz bizim için imkânsızdır. Sen bizim için, O Fahr-i Kâinat’a kullarından hiçbirine vermediğin kadar bol mükâfat ver. Başka hiçbir peygambere ümmeti adına lütfetmediğin kadar, bizim için Efendimiz’e lütufta bulun. Muhakkak ki Sen, engin lütufların, bol mağfiretin sahibi ve azamet tahtının yegâne Sultanısın. Merhameti bütün merhametlerin ötesinde olan Rahman u Rahîm de Sensin. Efendimiz Hazreti Muhammed’e, onun pak, temiz, seçkin ve necip ehl-i beytine salât eyle ve o salât hakkı için bizim dualarımızı da kabul buyur. Ezelden ebede kadar bütün hamd ve medh u senalar Âlemlerin Rabbi Allah’a aittir.

Yakaran Gönüller

Bu yazı 710 kez okundu