[Bu Bölümde On Fasıl Vardır]
BİRİNCİ FASIL
MUHAMMED İBNÜ’L-HANEFİYYE’YE (r.a.) AİT BİR SALÂT Ü SELAM
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! En faziletli salâtını, en kâmil ve mükemmel tahiyyâtını ve en güzel selâmlarını, nübüvvet divanının açılış ve kapanış mührü, fâtih ve hâtimi, risalet semasının güneşi, en parlak nur, en temiz sır, havz ve kevserin sahibi, mahşer gününün mücessem şefaati, melek ve insanların efendilerinin efendisi, Hakk’ın halka karşı hücceti, sultan-ı enbiya, burhan-ı asfiya, Âlemlerin Rabbi’nin habibi, seyyidimiz ve mevlamız Hazreti Muhammed (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) üzerine ve âli, ashâbı, zürriyeti, müminlerin anneleri olan ezvâc-ı tâhirâtı ve kıyamete kadar O’nun ve onların (rıdvanüllahi aleyhim ecmaîn) yoluna tâbi olanlar üzerine eyle. ALLAH’IM! Server-i Enbiya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve hem esmâyı ta’lim buyurduğun hem de ulvî âlemlerin sakinlerine kıble eylediğin Âdem Nebîye ve Havva anamıza salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve o ikisinin üzerine olsun. ALLAH’IM! Hâtemü’l-Enbiya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve ilimleri kendisine vahyettiğin, değişik anlayışlara göre söz söylemeye muvaffak kıldığın ve mucizeleriyle insanların yaralarını tedavi edebilme payesiyle donattığın Şît Nebîye salât ü selâm eyle. Senin selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Nebiy-yi Ekrem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve üstün bir makama yücelttiğin, kendisine faydalı ilimlerden pek çoğunu vahyettiğin İdris Nebîye salât ve selâm eyle. Senin salâtın Efendimiz’in ve o nebînin üzerine olsun. ALLAH’IM! Resûl-i Mücteba Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve ehl-i arza risalet vazifesiyle gönderdiğin, büyük bir beladan kurtardığın, neslinden Efendimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhisselâm) atası İbrahim Peygamber’i çıkardığın, [“(Binin gemiye!) Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Gerçekten Rabbim Ğafûr’dur, Rahîm’dir.”] diyerek Sana hamdeden ülü’l-azm nebîn Nuh’a (aleyhisselâm) salât eyle. Senin salâtın Efendimiz’in ve o nebînin üzerine olsun. ALLAH’IM! Resûl-i Mücteba Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve resûl ve nebî olarak gönderdiğin, Zâtına halîl eylediğin, düşmanının elinden bütün tarihe ibret olacak bir şekilde kurtardığın, [“Rabbim bana karşı çok lütufkârdır.”] diyerek Sana ta’zîm ü tebcîlde bulunan ülü’l-azm peygamberin İbrahim Nebîye salât ü selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.
İKİNCİ FASIL
ALLAH’IM! Şah-ı Rusül Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve [“Gerçekten o sözünün eri idi.”] diyerek sena buyurduğun, onun canına bedel olarak, babasına büyük bir kurbanlık armağan ettiğin ve Efendimiz Hazreti Muhammed’i o kerîm peygamberin neslinden getirdiğin nebîn İbrahim’in (aleyhisselâm) oğlu Hazreti İsmail’e salât eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve o iki nebînin üzerine olsun. ALLAH’IM! Muhbir-i Sâdık Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve zürriyetinden nebîler çıkardığın, müttaki kullarına mukteda bih eylediğin, imamü’l-evliya Hazreti İshak’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Mefhar-i Enbiya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve hüznünü giderdiğin, kerem timsali oğluna kavuşturduğun, Hazreti İbrahim’in oğlu Hazreti İshak’ın oğlu Hazreti Yakub’a (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onların üzerine olsun. ALLAH’IM! Nebiy-yi Mükerrem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Kerîm ibn Kerîm ibn Kerîm ibn Kerîm kıldığın Yusuf ibn Yakub ibn İshak ibn İbrahim Nebîne salât ü selâm eyle! Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onların üzerine olsun. ALLAH’IM! Habîb-i Huda Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve vaad ü vaîdlerle kavmine iyiliği emreden ve onları kötülükten nehyeden, inkârcı ve günahkâr kavmine, [“Keşke, size karşı gelebilecek bir gücüm olsaydı ya da çok sağlam bir kaleye sığınsaydım.”] diyen bahtiyar nebî Hazreti Lût’a salât eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Seyyidü’l-Mürselîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Ahkâf bölgesinde yaşayan kavmini inzar eden, Senin, inayet ve lütuflarınla o kasıp kavuran o malum kasırgadan kurtardığın adalet ve insaf timsali nebîn Hazreti Hûd’a salât eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Seyyidü’l-Âlemîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve onun için bir mucize, kavmi için de bir imtihan olmak üzere kayanın içinden bir deve çıkardığın fakat kavminin o deveyi boğazladıkları, bunun üzerine Senin de, onun şakî kavmini bir sabah vakti, kendilerini uyardıktan üç gün sonra azabınla yerle bir ettiğin Seyyidina Salih’e (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! İmamü’l-Enbiya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kavmi için eşsiz bir vâiz ve hatip olan Hazreti Şuayb’a (aleyhisselâm) salât et. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.
ÜÇÜNCÜ FASIL
ALLAH’IM!
Fahru’l-Müslimîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve peygamberlik vazifesi için seçtiğin, apaçık âyet ve delillerle Firavun, Hâman ve Karun’a tebliğ için gönderdiğin, Tûr Dağı’nda kendisine Tevrat’ı indirdiğin, onları karanlıklardan nura çıkarsın diye İsrailoğulları’na hidayet rehberi olarak tavzif buyurduğun Hazreti Mûsa’ya (aleyhisselâm) salât ü selâm eyle! Senin salât ve selâmın Efendimizin ve o ülü’l-azm nebînin üzerine olsun. ALLAH’IM! Nebiy-yi Muhterem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Kelîmullah Mûsa’nın (aleyhisselâm) Tûr’a çıktığında yerine halef bıraktığı ve buzağıya tapanlara var gücüyle karşı çıkmaya çalışan nebiy-yi halîm Harun’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Habîb-i Kerîm Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve insanlar arasında adaletle hükmetsin diye yeryüzünde halife kıldığın, Zebûr’u gönderdiğin ve onu kendisine uyanlara nur eylediğin Dâvud Nebîye salât eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Seyyidü’l-Beşer Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kendisine daha sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk bahşettiğin, emrine cinlerden, insanlardan, haşerattan, kuşlardan ve rüzgârdan oluşan bir ordu verdiğin, Hüdhüd’ün Sebe’den kesin bir haberle huzuruna vardığı nebiy-yi emîn Hazreti Süleyman’a salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Hayru’l-Beşer Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kendisini, [“Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Allah’a bütün kalbiyle teveccüh ederdi.”] şeklindeki kavl-i kerîmin ile sena buyurduğun; [“Ayağını yere vur! İşte sana yıkanacağın ve içeceğin soğuk bir su.”] diyerek hitap ettiğin; huzurunda, [“Ya Rabbî! Şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet dokundurdu.”] sözleriyle nida edince üzerindeki zarar ve sıkıntıyı bertaraf eylediğin; Vehhâb isminin tecellisi olmak üzere ona ve ehline katından bir rahmet verdiğin Hazreti Eyyub’a (aleyhisselâm) salât ü selâm eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Efdalü’l-Beşer Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve balığın karnında, [“Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”] diyerek Seni tesbih eden, Senin de gam ve tasasını giderdiğin,kavminden azabı uzaklaştırıp onlara bir mühlet verdiğin, kavminin de [“Ey Kendisinden başka hayy olmayan Hayy, ey ölüleri dirilten Hayy, ey Kendisinden başka bir ilah bulunmayan Hayy, ey yegâne merhamet Sahibi”] diyerek Seni zikrettikleri Yunus nebîye salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Habîb-i Kibriya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kendisine ilm-i ledünden hususî bir ilim talim buyurduğun kulunla görüşmeye azmettiğinde, Kelîmullah Hazreti Mûsa’ya yol arkadaşlığı yapan Hazreti Yuşa’a (aleyhisselâm) salât et. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Hâce-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kendisine hususî bir hayat mertebesiyle tecelli buyurduğun ve elçilerinden birisi kılıp Yüce Kitabında, “Selam olsun İlyas’a!” diyerek andığın İlyas Nebîye salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.
DÖRDÜNCÜ FASIL
ALLAH’IM! Ferîd-i Kevn ü Zaman Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve özel bir hayat mertebesiyle lütuflandırdığın, rahmetine mazhar kıldığın, rahmet yağmuru olan ilm-i ledünden ta’lim buyurduğun ve daha nice güzel sıfatlarla donattığın Hızır’a (aleyhisselâm) salât ve selâm buyur. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Şeref-i Nev-i İnsan Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kavminin rehber ve rehnüması olarak onların ıslahı için durmadan çalışan Elyesa’ya (aleyhisselâm) salât eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve O’nun üzerine olsun. ALLAH’IM! Resûlü’s-Sekaleyn Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve nübüvvet faziletiyle ikram ve tekrim buyurduğun seyyidina Zülkifl’e (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Seyyid-i Kâinât Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Sen onu hikmet ü beyanla serfiraz kıldıktan sonra hikmetin sırlarını gözler önüne seren Lokman’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Seyyidü’l-Kevneyn Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve asfiyadan kıldığın Eş’ıya Nebîye salât et. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Sâhibü’l-Mi’rac Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve [“Bana lütf u kereminden öyle bir vâris nasip et ki, bana da, Ya’kub hanedanına da mirasçı olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabb.”] diyerek Sana gizlice niyazda bulunan Zekeriya’ya (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Fahr-i Âlem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve kendisine daha çocuk iken hikmet verdiğin ve [“Doğduğu gün de, vefat ettiği gün de, diriltilip kabirden kalkacağı gün de selâm olsun ona.”] diyerek selâmda bulunduğun Zekeriya peygamberin oğlu Yahya Nebîye salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Mefhar-i Mevcûdât Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve daha beşikte iken konuşan, bedenini, annesine kusursuz, mükemmel bir insan şeklinde temessül eden Ruhu’l-Emîn’in nefhasından inşa buyurduğun, sonra da İncil’i verip Benî İsrail’e elçi olarak gönderdiğin ülü’l-azm peygamber Hazreti İsa’ya salât ü selâm eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Beşeriyetin İftihar Tablosu, hamd kahramanı Efendimiz’e ve O Nebîler Serveri’nden az bir zaman önce irsal buyurduğun Hazreti Hâlid ibn Sinan el-Anbesî’ye (aleyhisselâm) salât eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Risalet davasında son sözün hatibi, gaybın son habercisi, Senin nusret, fetih, kevser ve şefaatle te’yid buyurduğun, iki cihanın ruhu, dünya ve ukba hayatlarının gözü, eliyle sırların saçılıp nurların parladığı, en parlak nur, müminlerin velîsi, ma’sum ve mukarreb nebî, bütün yer ve gök ehlinin en faziletlisi, kendileri vesilesiyle mümkinât âleminde ruhun enginliklerine, sırrın derinliklerine ait inceliklerin avlandığı zâtların en mükemmeli, Hakk’ın hususî muhabbetinin mazharı, varlığın özü, usaresi, durulardan duru mustafa ve musaffa, bütün enbiyanın gözünün nuru, asfiyanın burhanı,Sana yakınlıkta eşsiz ”kabe kavseyni ev edna” tacıyla serfiraz , hesap gününde şefaat edenlerin bile şefaatçisi, günah işleyenlerin şefaat edeni, Âlemlerin Rabbi Allah’ın bütün elçilerinin en hayırlısı, seyyidimiz ve biricik sahibimiz sâdiku’l-va’di’l-emîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi efdalüssalavât ve etemmütteslîmat), âline, ashâbına, ehl-i beytine, ezvacına, zürriyetine, davasına taraf olup destek çıkanlara, yoluna ittiba edenlere, O’nu gönülden sevenlere ve kıyamete kadar gelecek bütün ümmetine salât ve selâm eyle. Bütün hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
BEŞİNCİ FASIL
MUHAMMED İBNÜ’L-HANEFİYYE HAZRETLERİNİN BAŞKA BİR SALÂT Ü SELAMI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Bütün meleklerin, dünyayı teşrifi için muntazır oldukları Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve nebîlerine vahyini indirmek payesiyle mükerrem kıldığın, [“çok kuvvetli, yüce arş sahibi Allah nezdinde pek itibarlı”] kerîm ve emin, ilim, vahiy ve ilhamla hayata ruh üfleyen, ilimlerin arşını taşıyan, Senin Alîm ve Allâm isimlerinin mazharı, melâike-i kiramın en büyüklerinden biri olan Hazreti Cibrîl-i Emîn’e salât ve selâm eyle. Senin en faziletli tahiyyât ve selâmların Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve sûra üfleme, mertebe ve suretleri tertip etme gibi mukaddes vazifelerle tavzif buyurduğun, Levh-i Mahfuz’da kalemin yazdıklarının nâzırı, gavs-ı a’zam’ın kalbi, kalbinin üzerinde olan, sûra ikinci kez üflediğinde bütün ervâhın cisimlerine döndürüleceği ve bedenlerin yeniden hayat bulacağı büyük melek Hazreti İsrafîl’e salât ü selâm eyle. Senin en güzel salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve kurb payesiyle mükerrem kıldığın, mahlûkatının rızıklarını taksime vekil ta’yin buyurduğun, cismâni erzak ve ezvakın arşını taşıyan yüce melek Hazreti Mikaîl’e (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve müminlerin ruhlarını gayet yumuşak bir şekilde kabzetmeye,kâfir ve müşriklerinkini ise şiddetle söküp almaya müvekkel kıldığın şanı yüce melek Azrail’e salât ve selâm eyle. Sen güvenilip dayanılan ve Kendisine itimat edilen Vekîl’sin. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve melâike-i kiramdan arşı taşıyanlara, mahlûkat için istiğfarda bulunanlara ve Senin, kelâmın Ümmü’l-Kitap kuvvetiyle te’yid buyurduğun meleklerine salât ve selâm eyle. Ey Vehhâb, Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve o meleklerin üzerine olsun. ALLAH’IM! Gözleri sadece Hakk’a nâzır, mülahazaları yalnız Rabbilerine kilitli, cemâl ve celâl nurlarına müstağrak, kadem ve kalbleri üzerinde Benî Âdem’den mukarreb kulların kalbleri olan ve ind-i İlahî’de ikrama mazhar olmuş mükremîn meleklere salât eyle. Senin salavât ve tahiyyâtın mahşere kadar Efendimiz’in ve onların hepsinin üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed’e ve en büyük meleklerden ikisi olan vaad, müjde ve sevap arşının hâmili Hazreti Rıdvan ile vaîd, tehdit ve ikab arşını taşıyan Hazreti Mâlik’e (aleyhimesselâm) salât ve selâm eyle. Mennân-ı Hakikî Sensin. Senin salavâtın Efendimiz’in ve o iki büyük meleğin üzerine olsun. ALLAH’IM! İki Cihan’ın Güneşi Efendimiz’e ve mukarreb meleklere, onlar içinden hususiyle Kerûbiyyûn’a, göklerde ve yerlerdeki mümin kullar için Cenab-ı Hakk’a istiğfar eden meleklere, âdil-i şahit olarak insanların amellerini kaydeden kiram-ı kâtibîne, inkârcıların ruhlarını şiddetle söküp çıkaran, müminlerin ruhlarını sühûletle kabzeden, can alırken nefislerde dalgıç gibi yüzen, Senin tavzif buyurduğun yerde işleri idare eden ve abesten fersah fersah uzak hikmetine muvafık olarak kullarının amellerinden yarattığın meleklere salât ü selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve topyekün onların üzerine olsun. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve Kur’ân-ı Kerîm’in kalbi ”Yâsîn”, “Fâtiha Sûresi”, “Elif Lâm Mîm”, “Elif Lâm Mîm”, “Elif Lâm Mîm Sâd”, “Elif Lâm Râ”, “Elif Lâm Râ”, “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd”, “Hâ Mîm. Ayn Sîn Kâf”, “Tâ Hâ”, “Tâ Sîn”, “Tâ Sîn Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Hâ Mîm”, “Kâf” ve “Nûn” âyet-i celîlelerine müvekkel olan melâikeye salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onların tamamının üzerine olsun.
ALTINCI FASIL
ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve insanların kabre girince ilk defa gördüklerinde ürpererek karşılayacakları cesametli sual melekleri olan Nekîr ve Münker’e salât eyle. ALLAH’IM! Bize rahmetinle muamelede bulun. Sevenin sevdiğine gösterdiği şefkat ve merhameti zorluklarla karşılaştığımızda bize de lutfeyle. Dünya ve kabir hayatımızda, mahşer gününde ve yeniden dirildiğimizde bize tedirginlik, sıkıntı ve üzüntü yaşatma. Her hâlimizde yanımızda ol ve bizi gözet. Ey Yüceler Yücesi, mezellet ve ızdırarımıza merhamet buyur. Bize liyakatimiz olan adaletinle değil, Sana yaraşan fazl u ihsanla muamele et. Bizi affet. Bize şefkat et. [“Mevlâmız Sensin. Kâfirlere karşı bize her zaman yardım eyle.”] Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât), Efendiler Efendisi’nin bütün âl ü ashâbına ve Senin bu âlemdeki kullarından biri olan halife-i Resûl, insan-ı kâmil, sahib-i vakt ve kutb-u a’zam’a salât ü selâm eyle. Hamd ü senalar bütünüyle Sanadır Allahım!
İMAM ZEYNÜLÂBİDÎN ALİ İBN HÜSEYİN HAZRETLERİNİN BİR MÜNACAATI
1. TEVBEKÂRLARIN MÜNACAATI
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla ki, inayet yalnız O’ndandır.
İlahî! İşlediğim hatalar ve günahlar ruhuma zillet urbası giydirdiler. Bir de Senden cüdâ düşünce kendimi bütün bütün meskenet libasının içinde buldum; hadd ü hesaba gelmez, kocaman kocaman kabahatlerim hep kalbimi simsiyah hâle getirdiler. Bahtına düştüm, ey biricik Matlûbum, Maksûdum, Mahbûbum; ne olur, tevbemi kabul, kalbimi de ihya buyur! Andolsun ki, günahlarımı affedebilecek, yaralarımı sarıp tedavi edebilecek Senden başka hiçbir kimse bilmiyorum. İşte yüce dergâhına geldim; boyun büküyor, huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde elpençe divan duruyor, affına iltica ediyorum. Eğer beni kapından uzaklaştırırsan gidip hangi kapıya sığınabilir, huzurundan kovacak olursan kimden sığınma talep edebilirim? Vah benim acınacak hâlime vah! Ne kadar utanılacak bir durumdayım. Yazıklar olsun bana, günahlara ne kadar dalmış, Rabbimin hoşnut olmadığı vadilerde ne kadar da çok dolaşmışım! Ey en büyük günahları bile bağışlayan ve parça parça olmuş gönülleri bile şefkatiyle sarıp sarmalayan Rab! Senden, en çirkin günahlarımı bile yarlığayıp yok saymanı, yüzümün karası suçlarımı örtmeni, kıyamet gününde affının ve gufranının serinliğinden, bağışlayıcılığının güzelliğinden beni de hissedar etmeni diliyorum.
Ya RABBİ ve ya İLÂHÎ! Günahlarımı rahmet bulutlarınla ört; ayıplarımın üzerine de merhamet ve şefkat bulutlarını gönder! İLÂHÎ! Sahibinden kaçan bir köle, döndüğü zaman sahibinden başka kime iltica edebilir ve yine sahibinin gazabından onu başka kim koruyabilir? İşte ben de Senin kulun ve kölen olarak kapına geldim. RABBİM! Günahlara tevbe etmenin karşılığı gönülde duyulan pişmanlıklarsa şayet, Sana kasem olsun ki, yapıp ettiklerimden bin kere, yüz bin kere pişmanım. İstiğfarda bulunup Senden bağışlanma dilenmek hataların defterden silinmesine bir yolsa eğer, yürekten istiğfarda bulunuyor ve bu nâçar kulunu da yarlığayacağını ümit ediyorum. Evet, ümidim budur ve hoşnutluğunla gönlüme sürûr salacağın âna kadar da bu kapıyı asla terk etmeyeceğim. ALLAH’IM! Kudretin hakkı için tevbemi kabul buyur. Sen Hâlîm’sin, affetmeyi seversin; beni de affet. Aczimi, zayıflığımı, çaresizliğimi görür ve bilirsin; hâlime merhamet et! ALLAH’IM! Kullarına afv u mağfiret kapılarını açan Sensin.Onu tevbe diye isimlendiren ve [“Ey mümin kullarım! Samimi bir tevbe ile Rabbiniz’e teveccüh edin!”] diye emir veren ve davette bulunan da yine Sensin. Sen kapıları bu kadar açtıktan sonra, o kapıdan geçip dergâhına iltica etmeyen gafillerin daha hiçbir mazereti olamaz.
YEDİNCİ FASIL
RABBİM! Bazı dostlarının da dediği gibi günahın çok çirkin olduğu ve Senin lütuflarını idrak etmiş kapı kullarına yaraşıp yakışmadığı muhakkak; fakat, affın, Sana çok yakıştığı da apaçık bir hakikat. RABBİM! İsyan vadilerine yuvarlanıp sonra da yaptığı âsîliklerden dolayı tevbe kapısının tokmağına dokunan, sayılamayacak kadar hatasına, kusuruna ve günahlarına rağmen Senin rahmet, şefkat ve merhamet esintilerini hırz-ı cân ile bekleyen ve Senin, bütün bu recâ ve beklentilere lütf u keremle mukabelede bulunduğun ilk kişi şüphesiz ben değilim. Ey ızdırar içerisinde hafakanlar yaşayan muzdar kullarının niyazlarına icabet buyuran. Ey zararları kaldırıp telâfi eden. Ey iyilikleri karşılıksız ve en büyük olan. Ey gizli gizli cereyan eden işlere de nigehbân olan Yüceler Yücesi Allahım! Huzuruna sermayesiz geldim; nâçâr, Senin cömertliğine ve keremine sığınıyor, [“Keremkân Sensin, kesme keremin.”] diyerek rahmet denizlerinden ben de hissedar olmak istiyorum. Dualarıma icabet buyur ve beni ümitlerimde, dileklerimde haybet ve hüsrana uğratma. Tevbe kapından Sana olan teveccühümü karşılıksız bırakma! Ey Merhametlilerin en Merhametlisi Mevlâm! Bu bendene lütf u ihsanla muamelede bulunup hata ve günahlarını affet, ne olur!..
2. NEFS-İ EMMARESİNİN KÖTÜLÜKLERİNDEN BEZİP BUNALMIŞLARIN MÜNACAATI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
EY YÜCE ALLAH’IM! Kötülüğe düş(ür)mekten, hatalara koş(tur)maktan, isyanlara dal(dır)maktan, Senin gazabına yaklaş(tır)maktan, helake götüren yollara sap(tır)maktan ve beni Senin nezdinde mahlûkatın en seviyesizi durumuna sokmak için çabalayıp durmaktan bıkıp usanmayan.. sayısız kusurlara bulaşmış.. bitip tükenmek bilmeyen emellerin peşinde durmadan koşan..başı derde düştü mü sızlanıp duran.. hayırlı bir işe vesile olduğunda onu kendinden bilen ve paylaşmaya hiç yanaşmayan.. bütün mâlâyâniyata meyyâl.. gaflet ve nisyanla âlûde.. fırsat buldu mu günaha girmekte saniye fevtetmeyen.. tevbeye gelince erteledikçe erteleyen… şu nefs-i emmâremi Sana şikâyet ediyorum. İLÂHÎ! Beni dalâlet vadilerine sürüklemek isteyen insî ve cinnî düşmanlarımı; sürekli aklımı çelmek, zihnimi vesveselere boğmak, kalbimi şüphelerle çepeçevre kuşatmak, hevâ ve heveslerinin peşinde koşturmak, geçici dünya hayatını süslü gösterip ibadet ü taatıma ve Sana yakınlaşmama mâni olmak için didinip duran şeytan(lar)ı da yine Sana şikâyet ediyorum. RABBİM! Türlü türlü vesveselere esir olmuş, kaskatı kesilmiş, paslanmış ve kararmaya yüz tutmuş kalbimi; haşyet nedir, gözyaşı nedir unutmuş ve bütün bütün kurumaya başlamış, kendine dünyalık eğlenceler arayıp duran gözlerimi de yine Sana şikâyet ediyorum. Sen yegâne güç ve kuvvet Sahibisin ve benim gibi bir aciz için Senin havl ve kuvvetinden başka hiçbir dayanak yoktur. Dünyanın câzibedâr güzelliklerinin ağına düşmekten ve sıkıntıları altında ezilmekten beni sadece Sen sıyanet edebilirsin. YA RAB! Senin hikmetine ve meşîetine dehâlet ediyor ve bana sadece lütfunla muamelede bulunmanı istirham ediyorum. Ne olur beni başkalarından gelecek lütuflara mecbur bırakma ve beni fitnelere hedef olmaktan koru. Düşmanlık besleyenlere karşı yardımcım ol. Utanç sebebi ayıplarımı setret. Beni bu belalardan muhafaza buyur ve ma’siyetlere düşmeme fırsat verme. Rahmetine sığınıyorum ey merhameti merhametlerin en güzeli olan Rabbim! Ne olur, dualarımı kabul buyur.
SEKİZİNCİ FASIL
3. HAYATINI HAVF/ALLAH KORKUSU ENDEKSLİ SÜRDÜRENLERİN MÜNACAATI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Merhameti, re’fet ve şefkati sonsuz Yüce Rabbim! Sana iman etmiş bu kuluna azap mı edeceksin? Sana gönlünü veren bu muhtaç gedâyı uzaklığın yakıcı ateşine mi maruz bırakacaksın? Düşmüş kalkmış ama gelip af talebinde bulunmuş bu zavallıyı hizlâna mı uğratacaksın? Günahlarını ancak Senin rahmet ve merhamet deryalarının eritebileceği bu acizi afv u safhından mahrum mu bırakacaksın? Hâşâ ya Rabbi hâşâ, kapına dayanmış, ihtiyacını, ızdırarını arz etmiş bir muhtacı eli-avucu boş geri çevirmek Senin keremine yakışmaz. Olamaz, annem şakî olayım diye beni dünyaya getirmiş olamaz; hayatımı günahların ve isyanların elemleri perişan etsin diye beni yetiştirmiş de olamaz. Rabbim, ah keşke bir bilebilseydim ismimi saîdler defterine kaydettiğini ve beni yakınlığına mazhar kıldığını! Keşke bilebilseydim de gözlerim sürurla, gönlüm de itmi’nanla dolsaydı! ALLAH’IM! Azametine karşı secde etmiş yüzleri karartır mısın Sen hiç? Medh u senalarla hep Yüce Zâtının ululuğunu seslendirip durmuş dilleri ebkem bırakır mısın? Senin sevginin boyasıyla boyanmış kalbleri mühürler misin? Senin zikrinin lezzetiyle dolup dolup taşmış kulakları duyamaz hâle getirir misin? Rahmet ve şefkatine nâil olabilme recasıyla hep semaya kalkmış ellere kelepçe vurur musun? İbâdet ü tâata râm olmuş bedenleri cezalandırır mısın ya da Senin Dinine, Kitabına, Resûlüne hizmet için koşturup durmuş ayakları incitir misin Sen hiç? ALLAH’IM! Rab olarak sadece Seni bilip Seni tanıyan kullarının yüzüne, ne olur, rahmet kapılarını kapama. Hayır ya Rabbi hayır, Sen tevhid inancıyla azîz eylediğin yürekleri Senden uzak kalmanın zilletine dûçâr kılmaz ve Senin muhabbetinle meşbû gönülleri Cehennem ateşine maruz bırakmazsın. ALLAH’IM! Azabının ve gazabının eleminden beni koru! Ya Hannan, ya Mennan, ya Rahîm, ya Rahman, ya Cebbar, ya Kahhar, ya Settar, ya Ğaffar, eşrârın (kötü kimseler) kim ve ahyârın (iyi insanlar) kim olduğunun gün gibi açığa çıkacağı, hesap endişesinden ellerin ayakların titreyeceği, ömrünü ihsanla değerlendirmiş yiğitlerin kurbiyete mazhar kılınacağı, hayatını isâet (kötülük)le heder etmiş bahtsızların da uzaklığa maruz bırakılacağı, dünya hayatındayken her kim ne işlemişse karşısına tastamam çıkarılacağı ve hiçbir kimsenin zerre ağırlığınca haksızlığa uğratılmayacağı o şedîd günde beni Cehennem azabından ve rezil rüsva olmaktan muhafaza buyur.
4. HAYATINI RECA/ÜMİT EKSENLİ SÜRDÜRENLERİN MÜNACAATI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey, kulu Kendisinden bir talepte bulunduğu zaman hemen cevap veren, ümitlerine nezdindeki güzelliklerle mukabelede bulunan, yaklaşmak arzu ettiğinde kurb yollarını açan, apaçık isyanlara düştüğü zaman bile o günahların üzerini kapatıp setreden ve tevekkülde bulunduğu zaman itimadını boşa çıkarmayıp ihtiyacını is’af buyuran Yüceler Yücesi Rab! Kulların arasında, Senin izzet ü ikramından istifade etmeyi gönülden dileyip de ona mazhar olamayan, Senin cömertliğinden hissedar olmayı isteyip de nasibini alamayan kim vardır ki? Öyleyse Sen beni de kapından boş geri çevirmezsin. Senden başka ihsanla mevsûf bir Mevlâ tanımıyorum ben. Bütün iyilikler Senden ve bütün rızık da Senin hazinende olunca ben başka kimin kapısından bir ihsan umabilirim? Bütün mahlûkat, kapıkulların ve her şeyin dizgini de Sende olunca nasıl başkasından bir lütuf bekleyebilirim? Sen ümit ettiklerimin kat kat ötesinde beni fazlınla serfiraz kılmışken, benim Senden ümit kesmem hiç doğru olur mu?
DOKUZUNCU FASIL
ALLAH’IM! Yoluna sımsıkı sarılmışken, Sen de beni, benim gibi acizlere muhtaç etmezsin, değil mi? Ey rahmetine sarılanların doğru yolu bulup saadete erdikleri ve tevbe ile kapısına yönelenlerin azap ve gazaba maruz kalmadıkları Sultanlar Sultanı! Sen bana karşı unutma muamelesi yapmazken ben Seni nasıl unutabilir ve Sen her hâlime nigehbân olduğun hâlde ben nasıl lağv ü lehviyâta dalabilirim? Hâşâ ya Rabbi hâşâ! İLÂHÎ! Başkalarına bâr olmayı ar sayıyor ve ellerimi sadece Senin, hazinenden lutfedeceğin güzellikler için açıyor, emelimi de yalnız Senin ihsanlarına bağlıyorum. YA RAB! Beni hâlis tevhide ulaştır ve gönülleri tertemiz kullarının zümresine kat! Ey dergâhı bütün kaçkınların sığınağı! Ey rahmeti bütün tâliplerin recâsı! Ey dilekte bulunulanların en hayırlısı! Ey kendisinden bir şey istenilenlerin en kerîmi, en cömerdi! Ey dileyenlerin dileklerini geri çevirmeyen! Ey ümit besleyenleri haybet ve hüsrana uğratmayan! Ey dua dua yalvaran herkese kapısı açık olan! Ey el açıp, “âmîn!” diyenlerle arasındaki perdeleri kaldıran Rabbim! Keremine sığınıyor, lütuflarınla yüzümü güldürmeni diliyor; recâ hislerime mukabelede bulunarak kalbimi itmi’nanla doldurmanı, dünyanın bütün musibetlerini gözümde bir hiç seviyesine düşürecek ve Seninle aramdaki perdeleri kaldırıp basîret ufkumu açacak kadar da yakînimi ziyadeleştirmeni diliyorum. Rabbim, rahmetine iltica ediyor, lütfundan sürpriz inayetler bekliyorum. Dualarıma icabet buyur ve bu aciz, muhtaç kulunu haybet ve hüsrana uğratma! Âmîn!
5. HAKK’IN RAHMETİNE SONSUZ İTİMAT HİSLERİYLE DOPDOLU YAŞAYANLARIN MÜNACAATI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Yol azığım az fakat Sana olan tevekkülüm çoktur. Cürmümün büyüklüğünü düşününce azabının korkusundan tir tir titriyorum ama reca duygusu ufkumu sarınca içime emn ü eman doluyor. Günah(lar)ım beni cezaya müstehak hâle getirse de, affına olan itimadım kulağıma hep mükâfatının büyüklüğünü fısıldıyor. Gaflet, huzuruna varacağım gün için kayda değer bir hazırlık yapmama müsaade etmemiş olsa bile, kereminin genişliğini ve sürpriz lütuflarını düşününce gözlerim ümitle parlıyor. Bin bir isyana, tuğyana dalmış olmam içime vahşet salıyor ama gufranını ve rızanı bir armağan paketi hâlinde önüme koyuvereceğini düşünüyorum ve işte o zaman gönlüm üns esintileriyle coşuyor. RABBİM! Zâtından gelecek ziya tufanlarına, nur hüzmelerine, rahmet ve re’fet esintilerine itimad ediyor; bol ikramlarından, birbirinden güzel nimetlerinden istifade edebileceğim istikametindeki beklentilerimi gerçekleştirmeni ve beni de bir kurb/yakınlık eri olma payesiyle şereflendirmeni diliyorum. YA RAB! İşte huzurundayım ve kendimi Senin rahmet ve şefkat esintilerine salıyorum. Cömertliğinin ve lütuflarının enginliğine iltica ediyorum. Gazabından kaçıyor, hoşnutluğuna sığınıyorum. Senden yine Sana iltica ediyorum. Beni en güzel şekilde ödüllendireceğin hususundaki ümidim de tam, mevhibelerine olan itimadım da tamdır. Görüp gözetmene ne kadar muhtaç olduğumu Sen daha iyi bilirsin, Rabbim! Ey fazlı, keremi, hilmi ve affı bizim hayallerimize bile sığmayacak kadar engin olan Yüce Sultanım! Ne olur, bizi, tattırmakla yüzümüzü güldürdüğün nimetlerinin tamamına erdir. Bu zavallı gedâna bir kere keremkâne davrandıktan sonra artık keremini kesme. Hilminle muamele edip örttüğün günahlarımın üzerindeki örtüyü de ne olur daha kaldırma. Senin malumun olan bütün çirkin işlerimi de bağışla. İLÂHÎ! Dileklerimin yüce dergâhında kabulü için yine Senin şefaatine dehâlet ediyor, azabından korunmak için Senin merhametine sığınıyorum. İhsanlarına karşı çok arzuluyum; nimetlerine nihayetsiz rağbetim var; lütuf sağanaklarınla sırılsıklam hâle geleceğim, inayet bulutlarınla gölgeleneceğim ânı gözlüyorum; kapını çalarak, dergâhına teveccüh ederek, lütf u inayetine sığınarak, yüce katından bahşedeceğin en câzip lütufları avlamaya çalışarak, cemâline koşarak, azametin ve celâlin karşısında el-pençe divan durarak Seni, Senin rızanı talep ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım! Bahtına düştüm, ne olur, bana istihkakım olan azap edilmek ve mahrumiyete maruz bırakılmakla değil, Senin şanın olan mağfiret ve rahmetle muâmelede bulun! Âmîn!
ON’UNCU FASIL
6. ŞÜKÜRLE GERİLMİŞ KULLARIN MÜNACAATI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Peşi peşine akıp gelen lütuflarına karşı nasıl şükredebileceğim hususunda bütün bütün şaşkına döndüm. -Sana sonsuz defa hamd ü senalar olsun!- Fazlın coşup coşup gelince Seni senâ etmekte bütün bütün aciz düştüm. Haddimin fevkinde o kadar çok nimetle serfiraz kıldın ki beni, nasıl hamdedeceğimi bilemez oldum. İnayetinle ardarda öyle tecellîlerde bulundun ki, onlara şükürle mukabele hususunda da hepten tâkatsiz kaldım. RABBİM! İşte bunlar, Senin bir çağlayan gibi akıp akıp gelen nimetlerine karşı kusur ve ihmallerini, kadr ü kıymet bilmeyişini itiraf eden çaresiz bir mücrimin itiraflarıdır. RABBİM, Sen Raûf ü Rahîm, Berr ü Kerîm’sin. Dergah-ı izzetine yönelenleri haybete uğratmaz, avluna sığınanları da kovup uzaklaştırmazsın. Bir dileği olanların kervanları hep Senin kapında dururlar. Yardıma ihtiyacı bulunanlar Senin dergâhının önünde konaklarlar. Ne olur ALLAH’IM! Bizi arzu ettiğimiz hususlarda haybet ve inkisara uğratma, ümitsizliğe düşürme. Bize yeis ve ümitsizlik elbisesi giydirme. Ey bütün mevcûdâtı yaratan ve yaşatan ULU SULTANIM! Senin nimetlerinin büyüklüğü yanında benim şükrüm pek noksan; ikramlarına karşı ettiğim senâ da çok cılızdır. Üzerimdeki iman urbası da, başımdaki izzet tâcı da, boynumda hep duracak olan Sana kulluk tasması da hep Senin ihsan ve lütuflarının eseridir. Evet ya Rabbi! İhsanların o kadar hadsiz ki, onları saymaktan acizim; değil tek tek saymak hepsinin büyüklüğünü birden idrake bile güç yetiremiyorum. Senin şükrüne nasıl tâkat getirebilirim ki ben; Sana şükretmenin bile bir şükür borcu oluyor. Evet, ne zaman “leke’l-hamd/hamd Sana” desem, onun için de ayrıca bir “hamd olsun” demem vacip oluyor. ALLAH’IM! Biz yoktuk, kerem kılıp bizi Sen var ettin ve bugüne getirdin. Senden üzerimizdeki nimetlerini tamama erdirmeni, nikmetinden, azabından, gazabından da emin kılmanı diliyoruz. Bu muhtaç kapıkullarını iki cihan saadetinin en âlâsı ve en güzeli ile sevindir. Altından kalkamayacağımız ağır imtihanlara tâbî tutmadığın ve üzerimizden sağanak sağanak yağdırdığın nimetlerin için Sana sonsuz hamd ediyor ve hamdimizin rızana muvafık, lütuflarının azametine de layık olacağını ümit ediyoruz, ey merhametine hudut olmayan, yüce ve kerîm Rabbimiz!
Yakaran Gönüller