Günahsız Ağız ve Mânevî şirketler

Allah (celle celâluhu) Hazreti Musa’ya: “Ya Musa, bana günahsız bir ağızla dua et.” buyurdu. Musa (aleyhisselam): “Ya Rabbi! Nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim, benim öyle bir ağzım yok ki.” dedi. Allah’u Teâlâ: “Başkalarının ağzıyla dua et, çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olamazsın. Öyle hareket et ki insanlar gece gündüz sana dua etsinler veya kendi ağzını … Devamını oku

Beddua

Mehmet ÜFTADE Sızıntı Dergisi Aralık 1995 Yıl :17 Sayı :203 Hüseyin Efendi, Mundafa köyünde ikamet eden, ehl-i kalp mütevazı bir adamdı. Mundafa, Burunsuz’la komşuydu. Bu iki köyü sadece bir nehir böler ve bu nehir yüzünden aralarında çeşitli kavgalar çıkardı. Çoğunu da Burunsuzlular zorbalıklarıyla kazanırlardı. Hüseyin Efendi, yumuşak tabiatlı, temiz simalı biriydi. Kendisini bir defa gören, onun ne kadar iyi bir insan olduğunu … Devamını oku

Geç Kalınmış Bir Pişmanlık

1994 Eylül’ünün sonları… Serin bir sabah… İzmir yönünden Balıkesir’e yaklaşan bir otobüs, şehrin girişindeki inşaat malzemeleri satan bir dükkânın önünde durdu. Otobüsten, uzun boylu bir genç indi. Elindeki valizden ve tedirgin bakışlarından, buranın yabancısı olduğu anlaşılıyordu. Gömleğinin cebinden çıkardığı kâğıdı dikkatle inceledi. Aradığı adrese ulaştığını görünce, yüzünde hafif bir tebessüm dalgalandı. Kapıdaki görevliden, aradığı kişinin içeride olduğunu öğrenince, sevinci bir kat … Devamını oku

Çok Şey

Gece denizde fırtına çıkmış. Deniz yıldızları sahile vurmuşlar. Bir genç, deniz yıldızlarını alıp teker teker denize atıyormuş. Yanına bir ihtiyar yaklaşmış. Kilometrelerce uzanan sahili göstererek, – Evlâdım, sahil upuzun ve deniz yıldızları da sayılamayacak kadar çok. Sen, bu kadar deniz yıldızından kaç tanesini denize atabileceksin ve ne değişecek? demiş. Genç, eline aldığı bir deniz yıldızını denize fırlatırken cevap vermiş, – Bunun için çok şey … Devamını oku

Hayat Güzel Olsun

Kenan Rıfâi, bir talebesinin sıkıntılı bir hâl ile, “Hayat bir işkence” demesi üzerine, “Niçin? Bilakis, hayat pek güzel şeydir. İnsanlara verilmiş en büyük nimettir.” dedi. Bunun üzerine fikrini değiştirmeyen talebesi, “Fakat herkes hayatından müştekî (şikâyetçi).” deyince şöyle cevap verdi: “Allah’la olmayanlar için bu doğrudur. Fakat kalbinde o zevki taşıyanlar için hayattan güzel hiçbir şey yoktur.”

Halkaya Girmek

Şeyban-ı Râî koyun çobanlığı yapardı. Cuma günleri cuma namazına gideceği zaman sürünün etrafına bir daire çizerdi. Kurtlar bu daireden içeri girip koyunlara zarar veremez, koyunlar da bu daireden dışarıya çıkamazdı. * * * İnsanlar manevî dünyaları adına güzel sığınakların içerisine girmeli, ahlâksızlık ve dalâlet ateşinden kendilerini korumaya çalışmalıdır. Girilen bu manevî halka hürmetine Allah’ın insanları himaye ettiğine binlerce misal … Devamını oku

Rummân Arzusu

Mev’izelerde bir menkıbe anlatılır: Bir çilehanede dervişler günlerini ibadetle geçiriyorlar. Bir erbaîn, iki erbaîn, üç erbaîn… Ancak ölmeyecek kadar yiyip içmek, sadece ibadet ü taatte bulunup elden geldiğince dışarıya çıkmamak orada bir prensiptir. El ayak, göz kulak, dil dudak, tamamen ibadetle meşgul edilir. Uyku da azaltılır, bir günde sadece bir saat kadar başlar bir yere konarak geçiştirilir, ihtiyaç … Devamını oku

O Gün Yapılması Gerekli Olan İş O Değildi

Merhum Şâtıbî, ‘İ’tisâm’ında gür sesle zikretme meselesini bid’at sayıyor. Zannediyorum, yaşadığı dönemde pek çok bid’at yapılıyordu. Bu sebeple o da, bid’at saydığı şeylerin üzerine şiddetle gidiyordu. Cenâb-ı Hakk, Şâtıbî’yi Firdevs’iyle sevindirsin; zira o, dine çok hizmet etmiş, bitevî beyin sancıları çekmiş, miras olarak kıymetli eserler bırakmıştır. Fakat muasırım olsaydı ben ona derdim ki, “A üstad, senin yaşadığın dönemde, Endülüs’te … Devamını oku

Düşmanımız Öğretmenimiz değil

‘’Bosna’da savaş dönemi ile ilgili şöyle bir hikâye anlatılır: Bosna’da sa- vaşmaya gelmiş bir Selefi grup, esir aldıkları Sırpları öldürmek ister. Bunu haber alan Aliya İzzetbegoviç, bombalar altında bölgeye gelerek onları en- gellemek ister. Grubun başındakiler, İzzetbegoviç’e “Sen kimsin, seni tanımıyoruz.” derler. İzzetbegoviç, “Ben bu ülkenin cumhurbaşkanıyım.” cevabını verir. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’e yardımcısı bile itiraz eder ve “Ama Sırplar bizim esirlerimizi öldürüyorlar.” der. İzzetbegoviç’in cevabı şöyle olur: “Sırplar … Devamını oku

Sermayesi Tükenen Buz Satıcısı

Sıcak bir ağustos günü, garibin biri bakar ki, bazıları dağdan buz getirip pazarda satıyor, bu da dağa gider, bütün parasıyla birkaç kalıp buz alır, çuvala sarıp Bağdat’a, pazara getirir. Buz diye bağırır, fakat ne gariptir ki, bundan buz alan çıkmaz. Tabiî zamanla sıcakta buz erimeye başlayınca, (Ne olur buz alın, ben fakirim, sermayem eriyip gidiyor, sermayemi kaybediyorum) diye … Devamını oku