•Berat Gecesi

➖Herkesin Bağışlanabileceği Bir Gece
➖Kuran-ı Kerimde Berat Gecesi
➖Berat Gecesi ile ilgili Hadisler
➖Berat Gecesi Kimler Affedilmez
➖Ulemanın şehadeti
➖Risâle-i Nurlarda Berat Gecesi
➖Berat Gecesi Neler Yapılmalı?
➖Berat Gecesi Namazı: Salâtü’l Hayr
➖Berat Gecesinin Hasletleri

“BERAT GECESİ”

“Berat” kelimesi, “Borçtan, isnat edilen suçtan, ruha azap veren sıkıntılardan kurtulmak, iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” gibi anlamlara gelir. Şaban’ın ortasındaki geceye Berat isminin dışında; mânen feyizli, bereketli ve kutsî bir gece olduğu için MÜBÂREK GECE; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı Allah tarafından verildiği için SÂK GECESİ; lütuf ve ihsanı aşkın, af ve merhameti engin olan Allah’ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de RAHMET GECESİ denilmiştir. [İ.Canan, Kütüb-ü Sitte, 3/288]

“HERKESİN BAĞIŞLANABİLECEĞİ BİR GECE”

Başta Kur’an ve Sünnet olmak üzere dinî metin ve uygulamaları kuru bir bilgi kaynağı olarak ele alanlar ile dini kendi hayatında derinlemesine yaşayıp başkalarına da örnek olarak yaşatmaya çalışanlar arasında İslam tarihi boyunca mübarek gün ve geceler hakkında tartışmalar olmuştur. Bir Müslüman olarak tartışmaları bir kenara bırakarak 14 asırdır Müslümanların genel kabul gösterip değerlendirmeye çalıştıkları mübarek gün ve geceler; “Allah’ın rızasına ulaşmak” için bir vesile olarak kabul edilmelidir. Ramazan; orucu, teravihi, fitre ve zekatıyla tam bir ibadet ü taat ayıdır. Ona kendisinden önceki üç ayların hakkını vererek hazırlanmak Ramazan’ın daha dolu dolu yaşanmasına vesile olacaktır. Recep ayıyla başlayan kutlu zaman dilimleri silsilesi bize Ramazan’a ve Ramazanın sonundaki Kadir gecesine ve Bayrama hazırlanma imkânı sunar. Zaman ve mekânın değer ve bereketi / mübarekliği ancak Allah ve Resûlü’nün onlara verdiği değerle ortaya çıkar. Berat gecesi dinin değer atfettiği bu mübarek gecelerden, kutlu zaman dilimlerinden biridir.

Kur’an-ı Kerim’in işareti (bazı âlimler Duhan sûresi, 3. ayeti bu geceye işaret sayarlar), Allah Resûlü’nün uygulama ve beyanları, İslam âlimlerinin değerlendirmeleri, İlk günlerden günümüze Müslümanların genel kabulü “Berat gecesi”nin mana ve önemini göstermektedir. Arapça bir kelime olan “berat”; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi mânâlara gelir. Berat kandili, Allah’ın ekstra rahmet, lütuf ve mağfiretiyle tecelli ederek, kullarına bağışlanma kapılarını ardına kadar araladığı; mü’minlerin dualarına icabet ettiği, günahlarını affettiği, yapılan ibadetleri normal zamanlardan kat kat fazla mükâfatlandırdığı bir zaman dilimidir.

“KURAN-I KERİMDE BERAT GECESİ”

Kırık Testi: Berat gecesi, mübarek üç aylardan Şaban ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gecedir. Bazı müfessirler; Duhan suresinde geçen

حٰمٓۜ (١) وَالْكِتَابِ الْمُبِينِۙ (٢) اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ (٣) فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍۜ (٤) اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَاۜ اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَۚ (٥) رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُۙ (٦)

Hâ-Mîm. Kendisi (ve Hakk’tan geldiği) apaçık olan ve gerçeği açıklayan Kitaba yemin olsun. Biz onu kutlu, bereket yüklü bir gecede indirdik; Biz, (baştan beri insanları gittikleri yol ve âkıbetleri konusunda) uyarmaktayız. O gecede, belli hikmetlere binaen (Allah tarafından) olmasına hükmedilmiş her bir iş belirlenir, Katımızdan buyrulacak bir emir olarak; Biz, (kâinatın ve bütün varlıkların hayatlarının devamı ve şuurlu varlıkların hidayeti için meleklerden ve insanlardan) sürekli elçiler göndermekteyiz, Rabbinden bir rahmet olarak –hiç şüphesiz O, Semî‘ (her şeyi hakkıyla işiten)dir, Alîm (her şeyi hakkıyla bilen)dir – [Duhân sûresi, 44/1-6 ] âyet-i kerimesinde zikredilen gecenin Berat gecesi olduğunu söylerler.

Sıhhati söz götürse de bu gecenin fazilet ve sevabıyla ilgili hadisler vardır. Gerçi diğer bir kısım müfessirler, “Biz, Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirdik.” (Kadir sûresi, 97/1) âyetinden yola çıkarak burada geçen gecenin de Kadir gecesi olduğunu söylemişlerdir. DUHAN SÛRESİNDE geçen gecenin Berat gecesi olduğunu söyleyen âlimlere göre Kur’ân’ın tamamı Berat gecesinde dünya semasına inmiş, Kadir gecesinde ise peyderpey inmeye başlamıştır. Fakat bu konuda Kur’ân ve Sünnet’te kesin bir nas bulunmadığı için, meselenin mahiyetini ve detaylarını Allah’ın ilmine havale ederiz. [Kırık Testi-19 / Işık Karanlığı Boğarken]

Bazı kaynaklarımızda, bu âyetin [Duhân sûresi, 44/1-6] açıklaması şöyle yapılıyor:

“İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir: Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir. Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir. Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir. Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir. Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail (as) teslim edilir. [İ.Canan, Kütüb-ü Sitte, 3/287]

Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.” (Hülâsâtü’l-Beyân-13)

“Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah (s.a.v) Şâban’ın 13. gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. 14.gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. 15.gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka… Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.” (Hak Dini Kur an Dili)

“Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.” (Diyanet İlmihali)

“BERAT GECESİ İLE İLGİLİ HADİSLER”

Üsame b. Zeyd (ra) bir gün, Allah Resûlü’ne sordu: “Yâ Resûlallah, başka hiçbir ayda, Şaban ayında tuttuğunuz kadar oruç tuttuğunuzu görmedim. Bunun sebebi nedir?” Bunun üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şu cevabı verdi: “Receb ve Ramazan aylarını ihya etme düşüncesiyle pek çok insan bu iki ayın arasındaki Şaban ayının değerini bilmez, gafil davranırlar. Şaban, amellerin, âlemlerin Rabbi Allah’a yükseltildiği bir aydır. Amellerim Allah’a yükseltilip arzedilirken ben oruçlu olmayı sevip tercih ediyorum.” (Nesâi, Savm 70)

Hz. Aişe’den (R.Anha) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ Şaban ayının 15. gecesi dünya semasına rahmet, mağfiret ve lütuflarıyla tecelli eder. Tecelli eder de koyunlarının çokluğu ile bilinen Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha çok insanı affeder.” (Tirmizi, savm 39; İbn-i Mâce, ikame 191; Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/238)

Hz. Ali’den (r.a) rivayete göre, Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının ortasına geldiğiniz zaman, gecesini ibadet ederek gündüzünü de oruç tutarak geçiriniz. Allah o gece güneş batınca dünya semasına rahmet, mağfiret ve lütuflarıyla tecelli eder ve fecir doğana kadar “Yok mu benden af isteyen affedeyim; yok mu benden rızık isteyen rızık vereyim; yok mu musibete uğramış olup da derdine derman arayan ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle yok mu böyle der.” (İbn-i Mace, ikame, 191; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/258)

Pırlanta Müellifi: Dünya semasının ne demek olduğunu da Cenab-ı Hakk’ın buraya nüzul buyurmasının mahiyet ve keyfiyetini de bilemiyoruz. Bunu galaksilerde, samanyolunda, Herkül burcunda veya uzayın daha başka derinliklerinde aramaya çalışmak, fizikî dünyanın darlıkları içinde bocalama demektir. Çünkü varlık, bilinen üç veya dört buutlu mekânla sınırlı değildir. Belki de bu, bizim bilebileceğimiz bir mekândan ziyade mele-i âlânın sakinlerinin muttali olabileceği bir ufuktur veya Cenab-ı Hakk’ın farklı bir buutta tecellisinden ibarettir. İnsanlar da kendi çaba ve gayretlerine göre bundan istifade ederler. Bunlar bizim idrak sınırlarımızı aşan meselelerdendir. (Eser: Işık Karanlığı Boğarken)

Muaz b. Cebel’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, Şaban ayının ortasındaki gece, ayrı hususi bir mağfiret ve rahmet tecellisinde bulunur; müşrik ve (kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyen, Müslüman kardeşine kindar davranan) müşâhin kimseler hariç herkesi affeder.” (Taberanî, Mu’cemu’l-Kebîr, 20/108; Evsat, 7/36; İbn-i Mâce, İkâme 191)

Ebu Sa’lebe (ra) rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, Şaban ayının ortasındaki gece, ayrı hususi bir mağfiret ve rahmet tecellisinde bulunur: Bu gecede müminleri affeder, kâfirlere mühlet verir, kin ve nefretle hareket edenleri de -bu kötü özelliklerini bırakıncaya kadar- kin ve nefretleriyle baş başa bırakır. (Taberanî, Mu’cemü’l-Kebîr, 22/224; Beyhaki, Sünen-i Suğra, 3/431)

Birbirini destekleyen hadis-i şeriflerden anlaşıldığına göre Berat gecesi sağanak sağanak rahmet ve mağfiretle doludur. Bu gece dualara icabet edilir; dolayısıyla böyle bir fırsatın fevt edilmemesi gerekir. Hadisteki istisna edilenlerden olmamak için kalbin selim olması, özellikle mü’min kardeşlerine karşı kin, nefret, buğz ve düşmanlıktan uzak durmak gerekmektedir.

Allah Resûlü’nü en iyi tanıyanlardan Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) der ki: “Allah Resulü (s.a.v) bazen oruca öyle devam ederdi ki, “Bu ay hiç yemeyecek” derdik. Bazen de öyle oruç tutmadığı zamanlar olurdu ki, “Bu ay hiç oruç tutmayacak!” derdik. Ben, O’nun Ramazan dışında bir ayın tamamını oruçlu geçirdiğini görmedim. Herhangi bir ayda da Şaban ayında tuttuğundan daha fazla oruç tuttuğunu görmedim.” (Buhari, Savm 52; Müslim, Sıyam 175).

Allah Resûlü: “Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. ANCAK kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.” [Buhârî, et-Tergîb ve’t-Terhib]

Ebû Ümame ve İbn-i Ömer (ra) iki ayrı senetle rivayet edilen.. Hadiste Allah Rasûlü (sav): Beş gece vardır ki o gecelerde yapılan DUÂLAR GERİ ÇEVRİLMEZ, kabul olunur. Bunlar Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının 15. gecesi (Berat Gecesi), Cuma gecesi, Fıtır gecesi (Ramazan bayramı gecesi), Nahr gecesi (Kurban bayramı gecesi). (Beyhâki Şuabul îman 3/342, Deylemî el-firdevs 2/196, Ebû ümameden, Abdurezzak Musannaf 4/317, İbnü asâkir, Tarihu dımeşk 10)

Peygamber Efendimiz (sav) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken de şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ Şaban’ın 15. geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.” (İbn Mace, Tirmizî.)

“BERAT GECESİ KİMLER AFFEDİLMEZ”

Bu gece her tarafı kaplayan rahmet, merhamet ve lütuftan tevbe etmedikleri takdirde şu kimseler istifade edemezler: Allah’a ortak koşanlar, Kalpleri düşmanlık hisleriyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler, Müslümanların arasına fitne sokanlar, Akraba bağını koparanlar, Gurur ve kibir sebebiyle elbiselerini yerde sürüyenler, Anne ve babalarına isyanda devam edenler, Devamlı içki içenler. (et-Tergîb ve’t-Terhib, II/118; İbni Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38)

Nakledildiğine göre Rasul-i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının onbeşinci, Berâet gecesi dualar kabul olunur. Rahmet kapıları sonuna kadar açılır. Amel defterleri yüce Allah’ın katına alınır. O geceyi ibadetle ve gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çokça tevbe ve istiğfarda bulununuz. Böyle yaparsanız bütün günahlarınız bağışlanır. Yüce Allah o gece gün batımından imsak atımına kadar kullarına rahmet nazarı ile bakar. O gün bütün yırtıcı havyanlar, kuşlar, balıklar oruç tutarlar. O geceyi ibadetle geçirip bağışlananlara ne mutlu! O gece yüce Allah genel bir af ilan eder. O geceki genel aftan faydalanamayacak olanlar da vardır ki şunlardır: Müşrikler, Büyücüler, Sihirbazlar, Sahabilerden bazısına buğzedenler, Homoseksüeller, Zinakarlar, Akrabaları ile alakayı kesenler, Alkollü içkiler içenler, Gıybet edenler, söz taşıyanlar, ara bozanlar, Katiller, Hırsızlık yapanlar, Ana babasına asi olanlar, Alım-satıma hile karıştıranlar, karaborsacılar, Hasetçiler, Irz ve namusunu korumayanlar, Faiz yiyenler, Yalan yere yemin edenler, İslamda olmayan bir şeyi, İslamdanmış gibi savunanlar ve yapanlar, bid’at ehli olanlar. Yalan yere şahitlikte bulunanlar. İltimas yaptıranlar ve yapanlar. Yüce Allah bu sıralanan kimseleri mağfiret buyurmaz. Ancak bird aha bu günahlara dönmemek niyet ve kararı ile tövbe edenler müstesna. Onlar da bu geceki genel aftan faydalanırlar.” [Abdullah İbn Eyyub, Mübarek Günlerin-Gecelerin Fazileti, s.58-59. [Gâyü’t-Emniyye fî Hutbeti’l-Minberiyye adlı eserden naklen).]

“ULEMANIN ŞEHADETİ”

Ömer b. Abdilaziz, Basra’daki valisi Adiyy b. Ertaa’ya şöyle bir mektup yazmıştır: “Sene içerisinde dört gecenin kıymetini bil! Şüphesiz ki Allah Teâlâ bu dört gecede rahmetini yağdırır da yağdırır. Bu geceler; Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece (berat gecesi), Ramazan ve Kurban bayramı geceleridir.” (Münavî, Feyzü’l-Kadir, 3/454; İbn-i Hacer, Telhisu’l-Habîr, 2/80)

İmam Şafii Hazretleri, BEŞ GECEDE yapılan DUALARA İCABET EDİLECEĞİNE dair kendilerine bir rivayet ulaştığına dikkat çekerek, bu beş gecenin; Cuma, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri, Recep ayının ilk gecesi ve Şaban ayının ortasındaki gece (berat gecesi) olduğunu söylemiştir. (Münavî, Feyzü’l-Kadir, 3/454; İbn-i Hacer, Telhisu’l-Habîr, 2/80)

“RİSÂLE-İ NURLARDA BERAT GECESİ”

Üstad Bediüzzaman Hazretleri de Berat kandiline çok büyük önem vermiş, kandillerde talebelerine ve sevenlerine tebrik mektupları yazmış, bu gecenin bütün sene için bir çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nevinden olması itibariyle Kadir gecesi kudsiyetinde olduğuna dikkatleri çekmiş ve bu gecede yapılan ibadetlerin ne kadar sevap kazandırdığını ifade etmiştir. Üstad Hazretleri Beraat gecesiyle ilgili şunları söyler: Elli senelik bir mânevî ibadet ömrünü ehl-i imana kazandırabilen Leyle-i Beratınızı ruh u canımızla tebrik ederiz! Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta herbir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur’ân’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır. [14. Şua]

Yine Üstadımız, yaşadığı bir beraat gecesinin hizmetimize bakan, tevafuk ve müjde ifade eden hususî bir yönü olduğunu şöyle beyan ediyor: “Aziz, sıddık kardeşlerim! Evvela geçen mübarek leyle-i Beratınızı ve gelecek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ederiz. Bu sene, Berat Gecesini, Nurcular hakkında çok bereketli ve kerametli olduğuna bir emaresini hayretle gördük. Şöyle ki: Ben, Berat gecesinden az evvel Asâ-yı Mûsâ tashihiyle meşgul iken, bir güvercin pencereye geldi, bana baktı. Ben dedim: “Müjde mi getirdin?” İçeriye girdi. Güya eskiden dost idik gibi hiç ürkmedi, Asâ-yı Mûsâ üstüne çıktı, üç saat oturdu. Ekmek, pirinç verdim, yemedi. Tâ akşama kaldı, sonra gitti. Tekrar geldi, tâ sabaha kadar yanımda kaldı. Ben yatarken başıma geldi, Allahaısmarladık nev’inden başımı okşadı, sonra uçtu, gitti. İkinci gün ben teessüf ederken yine geldi, bir gece daha kaldı. Demek bu mübarek kuş, hem Asâ-yı Mûsâ, hem Beratımızı tebrik etmek istedi.” (Sikke-i Tasdîki Gaybi)

“BERAT GECESİ NELER YAPILMALI?”

Bütün mübarek gecelerde afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza-i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır. Bununla beraber bu geceler, içinde bulunulan şartlar, ihtiyaçlar ve sıkıntılar da dikkate alınarak değerlendirilirse bu fırsatlar daha iyi kullanılmış olur. Öncelikle sadece bu gecenin Müslümanı değil, her zaman ve mekanın Müslümanı olmaya niyet etmeli ve bu konuda kararlı olmalı. Her zamanın Müslümanı olmazsak, mübarek geceler gelip geçer fakat biz sağanak altında ıslanmadan hayatımıza devam etmiş gibi oluruz. Bu rahmet ve bereket sağanağında sırılsıklam olmalı insan.

Berat Gecesinin değerlendirilmesiyle ilgili Pırlanta Müellifi (Işık Karanlığı Boğarken) adlı eserinde şunları söylemiştir :

Mübarek gün ve geceler hakkında kullanılan isimlerin de onlara yüklenen mana ile yakından alakası vardır. Bu geceleri hakkıyla değerlendiren bir insan, isimlerin delâlet ettiği müsemmaya nail olabilir. Mesela Allah’a sağlam bir şekilde teveccüh eden ve ibadet ü taatle O’na yaklaşmaya çalışan biri, Miraç gecesinde manevî bir miraca mazhar olabilir; Berat gecesinde günahlarından temizlenip Allah tarafından beratını alabilir; Kadir gecesinde kadr u kıymetini yükseltebilir. Cenab-ı Hak, bu gecelere ayrı bir hususiyet bahşettiğine göre bize düşen vazife de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmaktır. Başka gecelerden farklı olarak bu gecelerde daha fazla ibadet ü taate yönelmek ve bu mübarek zaman dilimlerini en verimli şekilde değerlendirmek suretiyle ahiretimizi mamur etmeye çalışmalıyız. Bu gecelerde çok fazla Namaz kılmalı, ibadet etmeli, Cenab-ı Hakk’ı tazim ü tebcilde bulunmalı, Efendimiz’e (s.a.v) bol bol SALAT u SELAM getirmeliyiz. Gönülden Allah’a teveccüh ederek, yüreğimizin sesini dillendirerek dua dua yalvarmalıyız. Özellikle ümmet-i Muhammed’e çok dua etmeliyiz.

Kısacası, bu mübarek gecelerdeki fırsatı fevt etmeme adına geceyi ibadetle, Kur’an’la, Duayla, Zikirle ihya etmeye çalışmalıyız. Gerekirse gönülleri yumuşatacak, gözleri yaşartacak, heyecanları diriltecek programlar yapmalıyız. Fakat umumi programların yanında mutlaka kimsenin olmadığı bir yerde tek başımıza Allah’a teveccüh etmeli, içimizi dökmeliyiz. Öte yandan, belâ ve musibetlerin def u ref olması ve gaye-i hayal hâline getirdiğimiz meselelerin tahakkuk etmesi adına Hâcet Namazı kılmalı, Hâcet duası yapmalıyız. Hacet namazını kıldıktan, Efendimiz’den menkul duasını okuduktan sonra ellerimizi açıp, bizim için en önemli şeyler nelerse Rabbimizden istemeliyiz. Bazıları Allah’tan hayırlı bir evlilik, hayırlı bir evlât, huzurlu bir yuva, işlerinde muvaffakiyet, mal mülk sahibi olma gibi şeyler isteyebilirler. Bunların hiçbirini istemenin dince bir mahzuru yoktur. Sadece kendini düşünen ve dünyevi düzeninin ahenk içinde gitmesini arzu eden insanları da kınamaz ve bunlara kaybetmiş insanlar gözüyle bakmayız. Ancak bir de Himmeti âli yüce ruhlar vardır. Onların bu tür şahsî ve dünyevî istekleri yoktur. Bütün talepleri, bütün Müslümanlar ve topyekûn insanlıkla alakalıdır. Bu, ufkun genişliği, himmetin yüceliği vicdanın enginliğiyle ilgili bir meseledir. Bu tür enginliklere açılmak söz konusuyken insan darlığın kurbanı olmamalıdır. Yüce himmet sahibi insanlar bu gecelerde ellerini kaldırıp, Allah’ım, ne olur bizim kalblerimizi tehvid eyle, bizleri duygu ve düşünce birliğine ulaştır, derbederliğimizi izale ederek bize yeniden ayağa kalkma imkânları lütfeyle! Ümmet-i Muhammed’i içine düştüğü sefalet ve perişaniyetten halas eyle! Ruh-u revan-ı Muhammedî’yi dünyanın dört bir yanında şehbal açtır ve bizleri de bu mukaddes vazifede istihdam eyle! Şayet yeni bir diriliş için bizim canlarımız bir maya olacaksa şu seccadeden kalkmadan canımı al!” derler. Allah hepimize böyle bir ufka ulaşmayı nasip eylesin ve bizleri himmeti âlî olanlardan kılsın!

Son bir husus olarak şunu da belirtmek gerekir ki, insanın bu tür gecelerin feyiz ve bereketinden istifade edebilmesi için, Allah’ın bu gecelerde ekstra bir teveccühü ve umumî bir rahmet tecellisi olduğuna, liyakate bakmaksızın bu gecelerde kendisine teveccüh eden herkesi rahmet ve mağfiretiyle kuşatacağına inanması, heyecanla şahlanması ve affedileceği beklentisiyle Allah’a yalvarıp yakarması gerekir. (Eser: Işık Karanlığı Boğarken)

PIRLANTA MÜELLİFİNİN bu tavsiyelerini şu şekilde hayata geçirmek mümkündür: 

Şaban ayının Onbeşinci Gecesinde bizim için asıl önemli olan nokta; o gecenin rahmet bereket ve feyzinden istifade etmemizdir. Rahmet Bereket ve feyzi bilen, peşinde olan talebi ölçüsünde ona ulaşır.. Bu gecenin Rahmet Bereket ve feyzinden istifade etmek için; Özellikle İmkânı ve Fırsatı olanlar Şirket-i Mâneviye usulü Paylaşım yaparak el-Kulûbüddâria (Yakaran Gönüller) veya Büyük Cevşen dua kitaplarındaki duaları paylaşıp okuyabilir.. Yine Şirket-i Mâneviye usulü Cüz paylaşarak Kuran-ı Kerim hatmi yapılabilir.. Yine Fazileti ile ilgili pekçok hadisi şerifin olduğu ve Bedîüzzaman Hazretlerinin içtihadıyla 41 adet yasin-i şerif hatmi.. Yine Pırlanta Müellifinin tavsiyesi olan 19 Fetih Sûresi hatmi ile birlikte 4444 adet Salât-ı Tefrîciye hatmi okumaları yapılabilir. Ayrıca Ferdi olarak ta bol bol İstiğfarda bulunulması gecenin feyzinden istifade etme adına tahminlerin ötesinde MANEVÎ berekete vesîle olur diye düşünüyoruz Allahın izni ve inayetiyle .

“SALÂTÜ’L HAYR”

Pırlanta Müellifi: Bu gecede yüz rekât namaz kılmanın faziletinden bahseden rivayetler olsa da hadis uleması bunları sahih bulmaz. Fakat bir insanın, bu geceyi değerlendirme adına kalkıp yüz rekât namaz kılmasının bir mahzuru yoktur. Bilakis o, bunun sevabını alır. Yeter ki bunun dindeki yerini bilsin ve bunu dinin muhkem bir emri gibi başkalarına dayatmasın. Özellikle kaza namazı bulunanlar veya geçmişte kıldıkları namazların eksik ve kusurlu olduğunu düşünenler, bu tür geceleri bir fırsat olarak görüp kaza namazı kılarak değerlendirebilirler. Eğer bir kişi, diğer mübarek geceleri de aynı şekilde değerlendirir, her birinde beşer günlük kaza namazı kılar ve bunu da âdet hâline getirirse, ömrü boyunca birkaç yıllık namazının kazasını yapmış, dolayısıyla bu zamana kadarki eksik ve gediği gidermiş olur. Şunu unutmamak gerekir ki bu gecelerde kılınan namazlar, normal zamana nispetle, kişiye daha fazla sevap kazandırır. Çünkü bazen ibadetler, içinde yapıldığı zaman ve mekâna göre ayrı bir kıymet kazanır. Mesela sadaka veren bir insanın elde ettiği bir sevap vardır. Fakat bu sadaka Cuma günü veya Ramazan ayında ya da bu tür mübarek gecelerde verilirse, elde edilen sevap katlanır. Zarfın kıymet ve değeri, mazrufu da derinleştirir ve daha kıymetli hâle getirir. Aynı şekilde Arafat’ta, Kâbe’de, Mescid-i Nebevî’de veya Mescid-i Aksâ’da yapılan ibadetler, sahibine başka mekânlarda yapılanlardan daha fazla sevap kazandırır. Bu mekânlara ait değer, içinde yapılan amellere de akseder. Yapılan ibadetler, zarfın kıymetinden ötürü kabul referansı alır.

Yukarıdaki hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere Cenab-ı Hakk’ın bu tür mübarek gecelerde insanlara farklı bir bakışı, farklı bir muamelesi vardır. Teşbihte hata olmasın, sultanlar tahta çıktıklarında çevresindekilere ulûfe dağıtırlar. Bunu yaparken de liyakate bakmazlar. Cülûs-u hümayuna (padişahın tahta çıkma törenine) iştirak eden herkese mutlaka bir şeyler verirler. İyi kötü herkes padişahın dağıttığı ulûfeden istifade eder. Aynen bunun gibi, mübarek gün ve geceler de Cenab-ı Hakk’ın rahmetine öyle açık ufuklardır ki, Allah bu gecelerde liyakate bakmadan kendisine teveccüh eden herkesi rahmet ve mağfiretine mazhar kılabilir. (Eser: Işık Karanlığı Boğarken)

“BERAT GECESİNİN HASLETLERİ”

Üç ayların ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesidir. Berâat gecesinde, beşerin kader programı nev’inden bir İlâhî icraat yapıldığı için, bu gece Kadir gecesi kudsiyetindedir ve bütün senenin bir çekirdeği hükmündedir. Hâsılı İslâm kaynaklarında Berat gecesinde beş hasletin varlığından bahsedilmektedir:

1- Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır
2- Bu gece yapılan ibadetin, gündüzünde tutulan oruçların fazileti çok büyüktür
3- İlâhî ihsan, feyiz ve bereketle dopdolu bir gecedir.
4- Mağfiret (bağışlanma) gecesidir
5- Rasul-i Ekrem’e (sav) şefaat hakkının tamamı bu gece verilmiştir.

Mâneviyat büyüklerinin bu gecede yaptığı dua ile bitirelim: “Allah’ım, bizi şakîler olarak yazmışsan oradan ismimizi sil, bizi saidler zümresine yaz. Eğer bizi saidler zümresinde yazmış isen, ismimizi orada sabit kıl. Şüphesiz ki Sen dilediğini siler, dilediğini de tespit buyurursun. Zaten Ümmü’l-Kitap Sen’in nezdindedir.”

İstifâde Edilen Kaynaklar
-Hak Dini Kur an Dili
-Allah Kelâmı Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meâli-Ali Ünal
-Kütüb-ü Sitte Hadis Ansiklopedisi
-Risâle-i Nûr
-Kırık Testi Serisi
-Kutlu Zamanlar/Abdülkadir Süphandağı
– karyagdi.blogspot.com/2017/05/berat-

Bu yazı 54 kez okundu