Kurt eski dostu köpeği inine davet edip sormuş: Söyle bakalım amcaoğlu bizi bırakıp gittin de şimdi insanlarla aran nasıl? Köpek demiş: Birini aşağılamak için ona ‘köpek’ diyorlar. –Onlara hiç ihanet ettin mi? Hayır, benden hep vefa gördüler. Kurt sormuş: Peki çocuklarını mı yedin? -Bilakis onları canım pahasına korudum. Kurt gene sormuş: Peki hayvanlarını mı yedin? -Hayır, hayvanlarını da korudum, onlara çobanlık ettim. Kurt sormaya devam etmiş: -Peki insanlar benim hakkımda ne düşünürler? -Aralarından güçlü, cesur veya zeki olanlara “Kurt gibi” derler. Kurt dayanamamış ve başlamış kızmaya: -Bak amcaoğlu! Ben sana gitme, insanoğluna güvenme demiştim. Ben onların hayvanlarını, çocuklarını yerim, her fırsatta ihanet ederim ama görüyorsun ki buna rağmen bana iltifat ediyorlar, saygı duyuyorlar; Sen ise canını unutup onlara hizmet ediyorsun, mallarını koruyorsun, çobanlık ediyorsun ama onlar yine de seni hakir görüyorlar. Belki şimdi aklın başına gelmiştir? Köpek demiş: Yahu, ben de bunları zaten biliyorum ama önüme konan bir tas yalı yiyince hepsini unutuyorum.
Bu kıssayı okuduktan sonra Firavun ve onun halkı ile ilgili aşağıdaki ayetleri hatırlamamak mümkün değildir:
Firavun, halkını küçümsedi ve hiçe saydı; onlar da körü körüne ona itaat ettiler. Çünkü günahlarla yoldan bütün bütün çıkmış bir topluluk idiler. (54) -Nihayet ceza hükmümüzü üzerlerine çektiler; Biz de hak ettikleri cezayı verdik de, hepsini suda boğduk.(55) -Onları tarihte kalmış ve (Ateş’e girmede) öncü bir güruh, sonraki nesiller için ise ibret vesilesi bir misal yaptık.(56) (Zuhruf Sûresi)
Bu ayetlerin tefsirine dair çok kıymetli iki alimin izahları şu şekildedir: “Halkı hiçe sayan bir dikta yönetimi, hukuku çiğner; ortakları, işbirlikçileri ve çevresindeki menfaatçi dalkavuklarla bir oligarşi kurar, dürüst ve faziletli insanları susturur. Halk da fasık ise, hak, bâtıl, fazilet onlar için önemsiz olduğundan, sürü gibi ona uyarlar. Zulme, şahsiyetsizliğe boyun eğer ve ses çıkarmazken, hakkı tutan bir ses yükseldiğinde onun susturulmasına seyirci kalır, hattâ iştirak ederler. İşte bunlar zilleti kabul ettiklerinden, hiçe sayılmaya müstehak olmuşlardır.” (Meâl: Suat Yıldırım/Ali Ünal)