•Dua Halkaları

  • •DİN ve CEMAAT
  • •NAMAZ ve CEMAAT
  • •ZİKİR ve CEMAAT
  • •DUÂ ve CEMAAT
  • •DUÂ HALKALARI
  • •HER MECLİSİ DEĞERLENDİRME
  • •Hak Dostu ve DUÂ

“DİN ve CEMAAT”

  Çoğumuzun, cemaat denilince aklımıza hemen toplu kılınan namazlar gelir. Cemaatle namaz kılmanın münferit kılmaya göre üstünlüğünü de herkes bilir. Fakat cemaat kavramı, sadece namazla ilgili bir kavram değildir. İslâmdaki cemaat esprini, ibadetlerimizin her çeşidinde görmek mümkündür.

Aşağıdaki hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere cemaat ruhu ve şuuru, Cenab-ı Hakkın inayetinin bir vesilesidir.

*İbn-i Abbas (r. anhümâ)’dan: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allâh’ın rahmet ve kudret eli cemaat üzerinedir.” (Tirmizî)

“NAMAZ ve CEMAAT”

Cemaatin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi, cemaatle namaz kılmanın tek başına kılmaktan yirmi beş veya yirmi yedi kat fazla olmasıdır.

İşte bunun önemini belirten bazı hadis-i şerif ve değerlendirmeler:

*Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve çarşıda (iş yerinde) kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır.Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra mescide gider, evinden çıkarken sadece mescid gâyesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgâhında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devam ederler ve şöyle derler: Ey Rabbimiz buna rahmet et, merhamet buyur. Sizden herkes, namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.” [Kütüb-ü Sitte. (Nesâi hariç)]

*Hz. Osman (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)‘ı işittim şöyle diyordu: “Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur, kim de sabah namazını bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.” (Müslim, Malik, E. Davud, Tirmizi)

*“Sabah namazının iki rekât farzını cemaatle kılmak, sabah namazını cemaatle kılmayı bırakarak, geceyi sabaha kadar ibadetle geçirmekten çok faziletlidir…” (Mektubatı Rabbâni 1/ 171.)

*Hz. Ömer (r.a.): “Arkadaşlarınızı namazda arayın,bulamadınız mı ziyaretlerine gidin. Hasta iseler geçmiş olsun deyin, sıhhatte iseler onlara darılın.” (İhyâ-i Ulûmuddîn: 1/2:523.)

“ZİKİR ve CEMAAT”

ZİKİR tek başına da yapılabilir, hattâ yerine göre böylesi daha makbuldür. Fakat, topluluktan hâsıl olan manevî atmosferden herkesin istifadesi adına, bazı zamanlar bunun da toplu halde yapılanı daha faydalıdır. Bu faydalanma, hem oradaki müşterek his ve duygulanmadan etkilenme, hem de Allah’ın tecellî eden rahmetinden istifade şeklinde olabilir. İşte aşağıdaki hadis-i şeriflerden bunu anlamamız mümkündür:

*Abdullah bin Revaha (r.a) Hazretleri, Resulullah (a.s)’ın ashabından biriyle karşılaştığında: “Gel, Rabbimize bir saat (süre) iman edelim (zikredelim)” dermiş.(Buhârî)

*Muâz ibnu Cebel’in de Allah’ı zikrederek imanı güçlendirmek gerektiğini anlatmak üzere arkadaşlarına;-“Gelin, bir saat oturup mümin olalım” dediği nakledilir. (Buhârî)

Kendisi en iyi bildiği, gördüğü ve işittiği halde Cenab-ı Hak bazı meleklerini, yeryüzünde toplu halde zikreden kullarını bulmaları, onları korumaları için görevlendirmiştir. Bunlar hadis-i şerifte şöyle anlatılıyor:

* Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah’ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. AllahuTeâlâ’yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini “Aradığınıza gelin!” diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar.

  • Allah, -onları en iyi bilen olduğu halde- meleklere sorar:
  • “Kullarım ne diyorlar?”
  • “Seni tesbih?ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmid okuyorlar. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar” derler.
  • Rabb Teâlâ sormaya devam eder:”Onlar beni gördüler mi?”
  • “Hayır!” derler.
  • “Ya görselerdi ne yaparlardı?”
  • “Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta’zim, çok daha fazla tesbihde bulunurlardı” derler.
  • Allah tekrar sorar:
  • “Onlar ne istiyorlar?”
  • “Senden, derler, cennet istiyorlar.”
  • “Cenneti gördüler mi?” der.
  • “Hayır ey Rabbimiz!” derler.
  • “Ya görselerdi ne yaparlardı?” der.
  • “Eğer görselerdi, derler, cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterirlerdi.”
  • Allah Teâla sormaya devam eder:
  • “Neden istiâze ediyorlar?”
  • “Cehennemden istiâze ediyorlar” derler.
  • “Onu gördüler mi?” der.
  • “Hayır Rabbimiz, görmediler!” derler.
  • “Ya görselerdi ne yaparlardı?” der.
  • “Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı” derler.
  • Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: Sizi şâhid kılıyorum, onları affettim!
  • Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözüne devamla şunu anlattı: Onlardan bir melek der ki: “Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. Bu onlardan değil. O başka bir maksadla uğramıştı, oturuverdi.”
  • Allah Teâla: “Onu da affettim, onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar” buyurur.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî.)

“DUÂ ve CEMAAT”

Şahsi kulluk borçlarının ödenmesinde ve zikirde bile durum buysa, dua gibi bütün toplumu ilgilendiren meselelerde bunun ne kadar önemli olacağı aşikârdır.Dua da bir ibadet ve zikir olması dolayısıyla, onun da toplu olanı, münferit olanından efdal olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek.

Hak Dostu duayı;

-“Cenab-ı Hakk’a sebepler üstü teveccühün ünvanı” şeklinde tarif ediyor. Yine o, “Dua,meteorun yörüngesini değiştirir. Belalar meteorlar olup yağsa, yağanı durduracak BİR’i var. Sahabe gibi birbirimizi İmana davet edelim.” diyor.{***}

Vakıa cemaatle eda edilen namazların akabinde toplu dua da edilir. Fakat burada imam içinden dua eder, kimse de ne dediğini duymaz. Dışından dese bile cemaat anlamaz. Çünkü tamamına yakını arapça bilmiyorlar.

TOPLU DUÂ etmenin en önemli faydalarından birisi, içlerinden bir tanesinin duası kabul edilse, hepsininki kabul edilmiş olacağı gerçeğidir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bunu, imanla kabre girmenin bile vesilelerinden birisi sayar.

Şöyle söylüyor Üstad Hazretleri:

*”İkinci Emare: Risaletü’n-Nur’un sadık şakirdleri,hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor.

Ezcümle:

Risaletü’n-Nur’un bir hâdimi ve bir tek şakirdi, yirmidört saatte, Risaletü’n-Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına, yüz defa Risaletü’n-Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi-otuz defa selâmet-i imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre girmelerine aynı duayı en ziyade kabule medar olan şerait içinde ediyor. Hem Risaletü’n-Nur’un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyade hücuma maruz iman hususunda birbirine selâmet-i iman hakkındaki samimî, masum lisanlarıyla dualarının yekûnü öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler. Faraza MECMUU İTİBARİYLE REDDEDİLSE, TEK BİR TANE ONLARIN İÇİN DE KABUL OLUNSA, yine her biri selâmet-i iman ile kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünki HERBİR DUÂ UMUMA BAKAR.” (Kastamonu Lâhikası)

“DUÂ HALKALARI”

Duaların, bir kişinin duası olmaktan çıkıp, bir cemaatin, bir ümmetin duası olmasının yolu, HERKESİN HERKESE DUÂ ETTİĞİ dua halkaları oluşturmaktan geçer. HAK DOSTU buna, “duanın külliyet kesbetmesi”{***] diyor. Ayrıca paylaşarak okumak, duaya iştirak eden insanların kalbleri arasında bir takım manevî rabıtalar oluşmasına sebep olur.

Böyle bir dua atmosferinde, şeytanların vesveseleri, nefsin tasallutu ve oyunları pek yer bulamazlar. Bunun değişik şekilleri vardır.

  • Meselâ:

1-)Aynı duayı belli sayıda okumak şeklinde paylaşım. Salâvat paylaşımında,Fetih suresi paylaşımında olduğu gibi..Önce bir adet tespit edilir,sonra kişiler arasında paylaştırılır.Bir kişinin okumakta zorlanacağı durumlarda, aralarında paylaşarak okunan dualardır bunlar.O zaman Allah’ın rahmetinden, herkesin okunanların toplamı kadar okumuş olacağı ümit edilir.

2-)Kur’an-ı Kerim veya bir dua kitabını paylaşmak suretiyle okumak. Hatim, Cevşen, Tefriciye, Kulûbu’d-Dâria, Kırık Dilekçe, Enînü’l-Kalb vs. bunun için paylaşılmalıdır. Bu suretle paylaşılarak okunan her bir evrad ve dua, iştirak eden kişi adedince sevapla çarpılarak Rabbimize arz edilir inşâAllah.

3.) AYNI ANDA dua etmek suretiyle paylaşım. Büyüğümüzün de iştirak ettiği, günün belli saatlerinde yapılan dualar gibi.

4.) GÜNÜN 24 SAATİNİ gruplar veya kişiler arasında paylaşarak yapılan dualar.

Günün tamamını dua ile geçirmek niyetiyle, 24 saati aralarında paylaşan kardeşlerimizin dualarının, herkes 24 saat dua etmiş gibi kabul edileceği yine Rahmet-i İlâhiyeden ümit edilebilir. Bunların hiç birisini, bütün dünyadaki mü’minler olarak yapmamız elbette mümkün değildir. Ancak herkes, ulaşabildiği, bu konuda mutabık kaldığı kişilerle bunu yapmaya devam ederse, Cenab-ı Hakkın o dualara ne ekstra lütuflarda bulunacağını yine Ondan başka kimse tahmin edemez.

HAK DOSTU, birçok konuda olduğu gibi, dua konusunda da bir yenilik diyebileceğimiz bu dua halkalarından şöyle söz ediyor:

– “DUÂ HALKALARI, kalbî ve rûhî hayata sıçrama faslı gibidir.. herhangi bir halkada gönüllerini göklere bağlamış ve kendilerini uhrevîliklere salmış zâkirler, ötede kim bilir ne kevserler ne kevserler içeceklerdir.Adanmış ruhlar, YAKARAN GÖNÜLLER’in dua halkasından hiç ayrılmamalı, ruh hâleti itibarıyla bast (inşirah, neş’e ve sevinç) anlarında başkalarına şevk kaynağı olmalı, kabz (gönül darlığı) yaşadıkları zamanlarda da dostlarının kanatlarıyla uçmalı; fakat, ne yapıp edip yol yorgunluğunu tazarru ve niyazla aşmaya çalışmalıdırlar. HALKANIN DIŞINDA KALANLAR, dışta kalmış sayılırlar; -hafizanallah- zamanla heyetten de kopup ayrılırlar. Halkanın içinde bulunanlar ise, Allah Teâlâ’nın bütün halkaya teveccühü ölçüsünde cevaptan nasipdar olurlar. Onlar, kalb ve ruh ufku itibarıyla tutukluk yaşadıkları anlarda bile, dâhil oldukları halkadaki arkadaşlarının sînelerinden kopup gelen inanç ritimli sesler ve rikkat yüklü iniltiler sayesinde haşyetle dolar ve canlılıklarını hep korurlar.” (Vuslat muştusu)

“HER MECLİSİ DEĞERLENDİRME”

Değişik zamanlarda, değişik vesilelerle hepimizin iştirak ettiği çeşitli programlar vardır.Buralarda da dua okumak bir ilke haline getirilmelidir. Ya programa başlarken, ya bitiminde, ya da en güzeli hem başlarken hem sonunda dua edilmeli, dua ile başlayıp dua ile bitirmelidir. Böylece Hak Dostu’nun; “Keşke arkadaşlar her yerde dua saatleri ve dua meclisleri oluştursalar”(***) temennisi de bir nebze yerine getirilmiş olur.

“Hak Dostu ve DU”

Kulûb’üd-dâria, Kırık Dilekçe, Enînü’l-Kalb gibi dua mecmuaları, aslında Hak Dostu’nun bizzat kendisinin okuduğu ve yaptığı dualardır. Onun dua ile ne kadar iç içe olduğunu az çok yakınında bulunanlar bilir. Misal olarak, Ahmet Kurucanın anlattığı şu olay ve değerlendirme her şeyi anlatıyor:

– “Hepimizin ortak kanaati, bugün duaya çıkmayacak ve “siz aşağıda yapın.” diyecek. Hatta onu bile demeyecek, normal günlük programın akışı içinde misafirlerle beraber orada kalan kişiler aşağı salonda dualarını yapacak. Neden mi? Hani bir defasında, “bir tek kelime söyleyecek takatim vardı; bittim dedim.” demişti; bugün de benzer bir halet-i ruhiyeye sahip. Teşbihte nezaket sınırlarını ihlal etmeyeceğime inansam daha öte tasvirlerde bulunurum ama “arife işaret kâfidir” düsturunca bu kadarla iktifa ediyorum. Fakat ” DUA SAATİ” adını verdiğimiz vakit geldi. Sabahtan beri hem fizikî hem de ruhî olarak kendi iç dünyasına kapanmış HAK DOSTU salonun kapısını içeriden açtı ve “dua” dedi. Yanılmıştık hep birlikte. İyi ki de yanılmışız; onunla aynı atmosferde yarım saat bile olsa fazla kalma, nefes alışverişinde bulunma, huzurun insibağına mazhar olma imkânını yakalamıştık. Bunlara âmennâ fakat şunu unutmamalı; benim tasvire çekindiğim halde bile olsa duaya çıkma, onun duaya verdiği ehemmiyeti gösterme adına fiilî bir delildir.”

Rabbimiz! Efendimizden, Üstadımızdan Rehberimizden kadar büyüklerimizin bizim için yaptıkları bütün duaları, hizmet-i imaniye ve Kur’aniyede bulunan kardeşlerimizin dualarını, bilcümle bütün ümmet-i Muhammedin dualarını hepimiz hakkında kabul buyursun İnşâAllah.

Bu yazı 78 kez okundu