Fare Kapanı ve Bencillerin Sonu

Rivayet ederlir ki.. bir çiftçinin ambarını kendisine yurt edinen fare ve ailesi bir gün, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördüler. Sevinç ve merakla paketin içinden çıkacak kendilerinin de nasiplenmeyi düşündükleri yiyeceği beklemeye başladılar.

Kendi kendilerine “İçinde hangi yiyecek var acaba?” diye düşünerek beklerlerken gördükleri karşısında adete yıkıldılar. O da ne çiftçi ailesi özenle açtıkları paketten bir fare kapanı çıkarıyorlardı. Fare ailesinin en tecrübelisi olan fare  “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla deliğinden bahçeye fırladı. Fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı: “Fare kardeş, bu senin için ciddi bir sorun olsa da beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki! Ben her gün yumurtamı veriyorum, görevimi yerine getiriyorum, çiftçi benden memnun, hem ben olmasam kim yumurta verecek onlara?” dedi. Ve  yerdeki buğday tanesini alıp başını gururla yukarı dikti ve uzaklaştı. Tavuktan destek bulamayan fare bu sefer telaşla koyunun yanına koştu. Koyuna; “evde kapan var, evde kapan var, bir şeyler yapalım!” dedi. Koyun fareye üzülse de konuyla pek ilgilenmedi. “Vah vah, üzgünüm fare kardeş, emin ol senin için dua edeceğim. Ama elden ne gelir? Hem biliyorsun, çiftçi beni sever. Bu sabah sütümü sağarken ve yünümü kırparken başımı okşadı” dedi.

Fare hayal kırıklığı ve çaresizlik içinde, bu kez öküze yöneldi: “Evde kapan var! Evde kapan var! Ne olur yardım edin, kapandan kurtulalım” diye bağırdı Öküz, cüssesinin verdiği güvenle konuşmaya başladı: “Oo, fare kardeş senin için çok üzüldüm ama burnumu sokacağım bir şey değil ne yazık ki. Biliyorsun çiftlikteki en güçlü hayvan benim. Ben olmasam kim tarlayı sürecek ve o kadar yükü kim taşıyacak. Ben çiftçinin eli ayağıyım. Benim için bir tehlike yok. Hem ben çiftçiye karşı gelemem. Sen de dikkatli ol, kapana yaklaşma yeter” diyerek ona akılda verdi. Fare arkadaşlarını durumdan haberdar etmek için her yolu denedi. Fakat hepsi de sorunu sadece farenin sorunu olarak gördükleri için konuyla ilgilenmediler. Fare çaresiz bir şekilde yuvasına döndü ailesine kapandan uzak durmalarını mümkünse yuvalarından hiç çıkmamalarını tavsiye etti.

Günler ve geceler böylece geçmeye başladı. Yuvasından dışarı çıkamayan fare ailesi aç ve susuz çaresizlik içinde beklemeye başladı. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki, birden bir ses duydular. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark etmedi. Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor zehiri temizledi, sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi. Bir türlü düşürmek mümkün olmadı. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp durdu.

Komşuları çiftçiye ateşli hastalıklar için taze tavuk suyunun iyi geleceğini söylediler. Bu tavsiye üzerine çiftçi bıçağını alıp bahçeye koştu. Tavuğu kesti. Karısına taze tavuk suyu çorbasını içirdi. Kadın biraz kendine geldi. Çiftçinin karısının hastalığını duyan konu komşu, hısım akraba ziyarete geldi. Çiftçi onlara ikram etmek için koyunu kesmek zorunda kaldı. Günler geçiyor çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Çiftçinin karısı iyileşemedi ve birkaç gün sonra hakkın rahmetine yürüdü. Cenaze öyle kalabalık öyle kalabalık oldu ki, konukları doyurabilmek için bu sefer sıra öküze geldi. Çiftçi öküzü de kesti.

Eve kapan gelince yardım çığlıkları atan Fare ailesi ona yardım etmeyen dostlarının başına gelenleri korku dolu gözlerle yuvasının deliğinden izledi. Komşunuzun, dostunuzun, arkadaşınızın başına bir felaket geldiğinden sakın bu felaket beni bulmaz demeyin unutmayın gün gelir o felaket sizi de bulur. Adaleti ve hukuku yerle bir edenler gün gelir o yerle bir ettikleri adaleti mumla ararlar. Masum insanların siyasi bir intikam için cezaevinde tutulmasına sesiz kalanlar unutmayın bu adaletsizlik bir gün sizi de vurur. Bugün  verdiği hukuksuz kararlardan dolayı altın çağını yaşadığını söylediğiniz yargı yarın sizi de adaletsiz bir şekilde yargılayınca çok ama çok geç kalırsınız. Gazetelerin, TV’lerin, derneklerin, sendikaların kapatılmasını insanların alın teri ile kazandıkları şirketlerine çökülürken, babalarından kalan miras mallarına el konulurken koskoca bir ülke sadece seyretti. Zannettiler ki bu sadece belli bir grubun meselesi çok büyük yanıldılar. Oysa ki bu herkesin meselesiydi.

Fare kapanı kıssası der ki  “Hukuk katledilirken ve yüzbinler acı çekerken seyredenler daha büyük acılar sizin başınıza gelebilir.”

Bu yazı 25 kez okundu