Hayata Dair Notlar-11

 Hayata bakalım biraz… Bir insan bir başkasına karşı her türlü ihtimalden söz edebilir mi? Bize “söz edemez” diye öğretmişlerdi. Üstelik bazen, doğru da olsa söz edemez. Mesela birine “benim evimden bir şey çalındı, senin çaldığın görüşündeyim” diyebilir misiniz? “Senin eşin hafifmeşrep bir kadın” diyebilir misiniz? “Sen ortağına hile yapıyorsun” diyebilir misiniz? Böyle binlerce örnek verebiliriz. Bunları diyemeyeceğiniz gibi, çok daha hafif şeyleri de söyleyemezsiniz. Hadise çıkar. Gözünüzü dikerek birine bakamazsınız bile. Hayatın normal bir akışı var. Ona bazı noktalarda uyacaksınız. Her aklınıza geleni söyleyemezsiniz. “Efendim bir zarar vermiyorum ki. Ben görüşümü, zannımı, isteğimi, tahminimi, tasavvurumu söylüyorum” diyemezsiniz. Dediğim gibi: hadise çıkar! Büyük bir müçtehit bir aksiyon adamına bir meselede haklı olduğunu söylememesinin izahını şöyle yapmıştır“O meselede haklı olduğunu söyleseydim fitne çıkarıcı eylemlere kalkışabilirdi.” Onlar toplumu ilgilendiren konularda ayrı bir dikkat içindeydiler. Bazı şeyler hukuka, adaba aykırıdır. Bazı şeyler, dostluğa, komşuluğa, toplumsal saygıya, barışa, duyarlılığa ve nezakete aykırıdır Dahası var. Bazı şeyler tenzihen mekruh’tur fıkıh dilinde. Kerahet şüphesi var, sakınmak daha iyi. Hatta bir de “hilaf-ı evla” var; “daha iyiye aykırı” demek… Hayat öyle “suç değilse yaparım ben arkadaş” demekle yürümez. Öyle yaparsan kimsenin selam vermediği (herkesin buğzettiği) insan haline gelirsin. Siyasî ve medyatik hayat, toplumsal hayatın dışında değildir. İnsanlar aynı insanlar, toplum aynı toplum.  (Ahmet Selim-ZAMAN)

***

İnsanların her zaman tavsiye ve nasihate İHTİYACI yoktur. Bazen TEK İHTİYAÇLARI, tutacak bir EL, dinleyecek bir KULAK ve anlayacak bir KALPTİR. (@heekma)

***

İnsanın içindeki sıkıntılar, günahlara terettüp eden cezalardır.” (Ebû Muhammed er-Râsibî](el-Ezdî, Tabakâtü’s-sûfiyye 1/380; ez-Zehebî, Târîhu’l-İslâm 26/376)

***

Yakın arkadaşları 1997’de Apple’a dönen Steve Jobs’un daha mütevazı olduğunu söylerler. Şirketin yeniden canlandırılması hakkında bir keresinde şöyle demişti : “Apple’dan kovulmasaydım bunların hiçbiri olmayacaktı. Berbat bir ilaçtı ama sanırım hastanın buna ihtiyacı vardı.”

***

HER KİŞİ BİLİR KENDİNİ “SÂDIK kalan direnir, HAİN ihanet eder; KAHRAMAN mücadele eder, İRADESİ ZAYIF olan teslim olur.” (Darağacından Notlar Julius Fuçik)

***

Beşer için iman, bütün kemalatın menbaıdır.” (Şualar, 83). Evet iman azalıp çoğalmaz; ya vardır, ya yoktur. Fakat, inkişafında ve nurunda farklılaşmalar olur. Çok önemlidir, aradaki benzemezliği iyi idrak etmek lazım .

***

Madem yanlış etmişiz; eski yere döneriz, doğru yolu buluruz.” (Sözler, Çekirdekler Çiçekleri). Ne kadar rahat ve tabiî bir söyleyiş.

***

İMAM-I RABBANÎ: Bir mektubunda “falanca yerde yanlış yazdığını, ve şimdi düzelttiğini” gayet sıradan bir şey söylüyormuş gibi belirtiyor. Bir başka yerde, “Sorunuza şimdi cevap veremem, çünkü tam sahv halinde değilim” diyor.

***

Sevgiye açık insan, her şeyi sevmez ama her şeye sevgiyle bakar. Hayatın bütünlüğü içinde kötü insanlar da var, kötü eylemciler de var; fakat onlar da bir genel akışın içinde kendi kaderlerini yaşıyor… Onlardan korunmak gerekirse de, husumet duymak gerekmez. İyileşmeleri dilenir… Evrene bir tecelliyat deryası gibi bakılır. Her zerrenin, bir delaleti var; anlayamasan da hissedersin. Bu tedbirsiz olmak, kendini korumamak değil. Yukarılarda bir noktadan hayatın akışına gönül gözüyle bakabilmektir. (Ahmet Selim-ZAMAN)

***

 Bir düşünür, “evde birileri varsa, kapıyı bir defa çalmak yeter” diyor. Birileri yoksa, kapıyı zorla açsanız bile kimseyi bulamazsınız. Dilinizden anlayamayan, sizi gerçek kimliğinizle göremeyen biri sahiden var sayılabilir mi? Sevgiye açık olmayan biri sadece şeklen vardır, gördüğünü de sadece şeklen görür. Birinin varmış gibi görünmesinden, yalnızlık çok daha iyidir. Yokmuş gibi görünüp de yanınızda hissettikleriniz, yalnızlığınızı nasılsa hafifletecektir, giderecektir. Kuru gürültü ve kuru görüntü o gizli diyaloglarınızı da engeller. Bazen uzaktakiler yakındır, yakındakiler uzak. Önemli olan ruhî-kalbî-fikrî yakınlıkların varlık derecesidir.  (Ahmet Selim-ZAMAN)

***

Tecrübe ile uzmanlığı karıştırmayın. Bir sorunla karşılaşmış olmak, çözümde ustalaştığınızı garanti etmez. Uzmanlığı bilgelikle karıştırmayın. Derin bilgiye sahip olmak, ne zaman uygulanacağını bildiğinizi garanti etmez. -Adam Grant-

Bu yazı 40 kez okundu