Zulme uğrayanların olumsuz yönlerini öne çıkarmak, mağduru ikinci kez cezalandırmaktır. Asıl görev, zalimi ifşa etmek ve mazlumun sesi olmaktır. (Elie Wiesel)
***
Bu alemde haşinliğin nobranlığın yeri var mı? Bir düşünür ‘hayat üç günden ibarettir’ demiş: dün, bugün, yarın. Nasibimiz neyse onu alıp gideceğiz. Kimler geldi, kimler gitti. Sevgi ve düşünce ile tanışmamışsak, gaflet edip durmuşsak, hangi nasiple nereye nasıl bir yüzle gideceğiz. Yenişehirli Avni Bey, “… rûz-i mahşerde nemiz var denecek; Biz günah etmedik ki insancasına” diyor. Öyle beğenirim ki bu “günah etmedik ki insancasına” sözünü. İnsan doğmak yetmez. İnsan olmak ve insan kalmak ise; eğitimle ve tekâmülle gerçekleşir. İnsanlığımızı tartışılır hale getiren bir noktadaysak; birtakım mensubiyetlerin ve aidiyetlerin, sıfatların ve ünvanların hiçbir anlamı kalmaz. “Bu da insanlık mı?” dedirten haller eleştirilmez, sadece vasfı söylenip geçilir. Ruhuna saplanmış bir şey var ise, ona saplantı denilemez. Ziya Gökalp beyninde bir kurşunla yaşamış; o kurşun, saplantı değil, saplanandır. Neden öyle oluyor? Çünkü kurşun çıkarılabilecek yerde değil ve onunla yaşamak zorunda kalmış. Ha beyinde ha ruhta hiç fark etmez. (Ahmet Selim-ZAMAN)
***
Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan ona hayallerini sor. (Öğretmenlere Öğütler, William James)
***
İnsanı harcayarak hiçbir şey kazanılamaz. Her imkân dairesinde; insanla ilgili ertelenemez meseleler, görevler, icaplar vardır. İnsanı bir sinsi siyaset gereği unutursanız; getireceğiniz sonuçlar ve onlarla örülen hayat tarzı, size insanı hatırlamamayı dayatır. Şart koşar, başarının vazgeçilmezi olarak bu unutmayı bir meziyet gibi benimsetir. Bir de bakarsınız ki, başkalarını unutmak insanın kendini de unutması demekmiş! (Ahmet Selim-ZAMAN)
***
“Her planın en önemli kısmı, planın plana göre gitmeyeceğini planlamaktır.” (Paranın Psikolojisi, Morgan Housel)
***
“Dün fakirdik bugün zenginleştik” deniliyor. Evet, bir açıdan doğru. Ama bunun bir başka açısı daha var: Bugün hem gelir farkları çok büyüdü, hem de asgarî sınır çok pahalılaştı! Biraz açayım: Dün kirada yaşamak daha kolaydı, okumak, evlenmek daha kolaydı, biraz gezip dolaşmak daha kolaydı, okuldan çıkınca iş bulmak daha kolaydı, bir iş kurmak daha kolaydı, vs… Ayrıca, geçim sıkıntısı içinde bulunmak, daha az sıkıntı vericiydi, daha az inciticiydi ve sessiz sakin yardımlaşma-dayanışma kanalları daha işlekti. Yani yardımlaşma sorumluluğumuz eskiye nazaran azalmamış, artmıştır. Daha dikkatli, daha hassas, daha düşünceli olmamızı gerektiren çok önemli sorumluluk konularımız vardır bugün. (Ahmet Selim-ZAMAN)
***
Sevgi kusurları yok etmez, onları da kabul eder. Bir insanı, hiç sebep yokken yüreğinizde sıcacık hissediyorsanız, işte bu gerçek sevgidir. (Erich Fromm)
***
Asıl mesele, meselelerin taşıdıkları öneme göre bir öncelik değerlendirmesine tabi tutulmasıdır. Bunu yapamazsak, herhangi bir mesele hakkında en doğruyu söylememiz bile bir mana ifade etmez. Çünkü muallakta kalır o… İrtibatlandırılamaz, yerine konulamaz, bir çözüm zeminine oturtulamaz. Söylediğiniz doğru da uçar gider. Arada bir hatırlayıp tekrarlarsanız, “Kimse aldırış etmiyor” diye sızlanırsınız. (Ahmet Selim-ZAMAN)
***
Mümin dua ettiğinde ve sadaka verdiğinde üç sonuçtan biri mutlaka gerçekleşir; Ya kendisine ahirette azık olur, Ya bu dünyada kabul olur, Ya da ona ulaşacak bir belayı geri çevirir. (İmam-ı Zeynel Abidin)
***
Kusuru kendisine söylenmeyen adam, ayıbını hüner sanır. (Sa’dî-i Şîrâzî)
***
Sözümüze dikkat etmiyoruz. Nüansları korumak için en küçük bir zahmete girmiyoruz. Ahmet Rasim’in “Muharrir bu ya!”sı ve “yaz babam yaz!” deyişi aklıma geliyor. Çabuk ve ihtiyatsızca genelliyoruz. Kestirmeden gidiyoruz. Kelime aramıyoruz. Düşünerek konuşmuyoruz, sesli düşünüyoruz. (Ahmet Selim-ZAMAN)
***