Hayata Dair Notlar-24

Bir adamın kıymeti himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. Bazılarımızdaki dikkatsizlikten ve ecnebîlerin zararlı seciyelerini almamızdan, kuvvetli ve kudsî İslâmî milliyetimizle beraber, herkes «Nefsî, nefsî» demekle ve milletin menfaatini düşünmemekle, menfaat-i şahsiyesini düşünmekle, bin adam, bir adam hükmüne sukut eder. مَنْ كَانَ هِمَّتُهُ نَفْسُهُ فَلَيْسَ مِنَ اْلاِنْساَنِ لِاَنَّهُ مَدَنِىٌّ بِالطَّبْعِ Yani, kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü, insanın fıtratı medenîdir. Ebnâ-yı cinsini mülâhazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiye ile hayat-ı şahsiyesi devam edebilir. (Hutbe-i Şâmiye, Beşinci Kelime)

***

Hazreti İbrahim’in himmeti herkesi kucaklamaya yetecek kadar âli idi. Himmeti böyle yüksek olan bir insanı tek bir fert olarak görmek doğru değildir. Hazreti İbrahim, bir insan olsa bile o, bütün insanlığı kucaklama azmi, cehdi ve gayreti içindeydi. Onun öyle engin bir sinesi vardı ki, oraya giren hiç kimse ayakta kalma endişesine kapılmazdı. [..] Himmeti milleti olan bir insan, kendi için yaşamıyor demektir. O, dünyevî her türlü zevk ü sefayı ayaklarının altına almıştır. Evliya veya asfiyadan olma gibi manevî makamlar elde etmenin de onun nazarında çok bir ehemmiyeti yoktur. Zira onun asıl derdi ve yegâne maksadı, insanlığın salah ve kurtuluşudur. İşte bu derece insanlığı ve hususiyle millet-i İslâmiye’yi düşünen bir insan tek başına bir millettir. Hiç kimse olmasa dahi o, matmah-ı nazardır. Allah, mahlûkata onunla bakar ve bazen böyle bir kişinin yüzsuyu hürmetine bütün insanlığı bağışlayabilir. Böyle bir payeyi elde etmenin yanında dünyevî makamların ne ehemmiyeti olur ki! (Hillet Mesleğinin Esasları/İstikamet Çizgisi),

***

Gerçek yardımsever insan, parasını değil, kendisini adayan insandır; parasını bağışlayan insan, gösterişten kaçınmamışsa zamanla unutulur; ancak zamanını, gücünü ve gönlünü bağışlayan bir insan, insanlığın sevgi ve saygısını kazanır, unutulmaz. (Samuel Smiles)

***

Hedefi büyük tutarsanız, oraya erişemeseniz de ileri bir noktaya varırsınız, denilir. Bir açıdan doğrudur. Yalnız, “ama…”sı var. “Çok şey istemeye şartlanırsanız, azını da elde edemezsiniz” sözünü de Unutmamak lazım. Bu da bazen ve yerine göre doğrudur. Şartlarını ve özelliklerini dikkate almadan hiçbir söz anlaşılamaz. (Ahmet Selim-ZAMAN)

***

Hayatın bize verdiği en güzel armağanlardan biri de insanın başkalarına yardım ederken kendisine yardım etmiş olmasıdır. (John Webster)

***

Her yardım, cennete doğru bir basamaktır. (Henry Ward Beecher)

***

Dostlara acılarını paylaştığını göstermek, birlikte yas tutmakla değil, onlara yardım etmekle olur. (Epicuros)

***

İmam Âzam, لَا إِسْرَافَ فِي الْخَيْرِ كَمَا لَا خَيْرَ فِي الْإِسْرَافِ demiş. Yani: “Hayırda ve ihsânda (fakat müstehak olanlara) israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur.” (Lem’alar, 19.Lem’a (6. Nükte))

***

Herkes öfkeli, herkes şikâyetçi; peki, kötülükler nereden geliyor? Bizde hiç gaflet yoksa, kusur yoksa, hata yoksa; ihmal yoksa; şikâyetçi olduğumuz menfîlikler nereden doğdu ve doğuyor?  Hiç aynaya bakmıyoruz, kendimizi bir “murakabe ve tenkid” süzgecinden geçirmeye yanaşmıyoruz. (Ahmet Selim-ZAMAN)

***

“Allah yolunda ilerlemek istiyorsan her hâlinde doğruluk ve bütün işlerinde edep üzere ol.”  (Ebû Abdurrahmân es-Sülemî)

***

Dervişe sordular: İnsanın başına gelecek en güzel nasip nedir? Derviş şu cevabı verdi: En güzel nasip, herkesin bir şeyler anlatmak istediği şu yalan dünyada seni dinlemek isteyen birine rastlamaktır. (Lâ Edrî)

Bu yazı 23 kez okundu