Hikmetli Kıssalar-23

Hoşlanmadığınız şey sizin için hayır olabilir

Her şey nihâyetinde meylettiği tarafa yıkılır.

Geleceğini (Arayacağını ) Biliyordum

Para, elma ve İncil

Istakozlar nasıl büyür?

***

HOŞLANMADIĞINIZ ŞEY SİZİN İÇİN HAYIR OLABİLİR 

   Bir adam gemi ile yolculuğa çıkar. Yolculuk uzun ve meşakkatlidir.Zorlu saatler sürerken çok büyük bir dalga gelip gemiyi alabora eder. Gemi ters döndükten sonra bu adamın dışında hiç kimse kurtulamaz. Adam can havliyle dilinde dualar ile tutunabileceği bir tahta parçası ararken gemiden kopan büyük bir parça sanki kendisine ikram edilmiş gibi yanına gelir.

Adam hemen bu tahtanın üstüne çıkarak canını kurtarır. Bir kaç günlük yolculuk sonunda dalgalar adamı ıssız bir adaya sürükler.Kendini karaya atan adam büyük bir sevinç içerisinde hemen şükür secdesine kapanır ve Allah’a hamd eder. Daha sonra adayı gezip tanımaya çalışır. Bakar ki adada yaşam pek de kolay değildir. Yiyecek olarak pek birşey yoktur.

Su bulması ise zaman alır. Geçen zaman içinde balık avlayıp karnını doyurur ve soğuyan hava şartları karşısında bir kulübe yapmaya karar verir.Bulduğu çalı çırpıyı toplayıp koparttığı ağaç dallarından kendisine kışı geçirebileceği bir kulübe yapar. Ancak bu şartlar kendisini oldukça zorlamaya başlamıştır.

Bir gün ellerini açıp Allah’a ; ”Ya Rabbi, beni buradan kurtar” diye dua eder. Birden hava döner ve yağmur öncesi gök gürleyip adaya yıldırımlar düşmeye başlar. Bu yıldırımlardan bir tanesi de adamın kulübesine düşer ve kulübe yanmaya başlar. Adam şaşkınlık içindedir. ETTİĞİ DUAYA KARŞILIK Allah’ın bu FELAKETİ BAŞINA VERDİĞİNİ DÜŞÜNEREK isyan etmeye başlar.

-”Ya Rabbi, ben senden beni kurtarmanı istedim oysa sen benim kulübemi yerle bir ettin. Ben şimdi kışı nerede geçirip nereye sığınacağım? ” diyerek isyanını açığa vurur.

 

Aradan bir kaç saat geçmiştir ki adam adaya bir motorun yanaştığını görür. Motordakiler sanki adaya araştırma yapmaya çıkmış gibi etrafı araştırmaktadırlar. Adam hemen sahile koşup motordakilerin yanına giderek durumunu anlatıp kendisini kurtarmalarını ister. Motorun kaptanı da;

-”Bizim gemimiz açıkta bizi beklemekte biz de zaten sizi almaya gelmiştik” der. Adam hayretler içinde;

-”İyi ama siz benim burada olduğumu nereden bildiniz?” diye sorar.

Motor kaptanı şöyle cevap verir;

-”Ateş yakıp dumanla işaret verdiniz ya.. biz de sizin zor durumda olduğunuza kanaat getirerek adaya geldik” der.

Adam az önce Allah’a ettiği isyan için gözlerinden gelen yaşı silerken dudaklarından şunlar dökülür;

-”Allahım beni affet, senin rahmetini bilemedim Ya Rabbi..”

  • Kıssanın Hissesi

İNSAN, hadiselerdeki manâ ve hikmetleri en azından EKSİKSİZ ve TAM DOĞRU OLARAK kavrayamaz.ÇÜNKÜ, tarihi, hadiselerin öznesi olan insanları, onların niyetlerini, hadiselerin başka hadiselerle münasebetlerini, dünü, bugünü, yarını ya hiç bilemez, ya da büyük ölçüde bilemez.

Kur’ân-ı Kerim,

وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَخَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَاتَعْلَمُونَ۟

Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da o şey hakkınızda hayırlıdır;bir şeyi seversiniz ama, o şey ise hakkınızda şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi/216) buyurur.

Bu gerçek sebebiyledir ki, İNSAN, ÇOK DEFA hakkında hayırlı olan bir şeyi şer, şer olan bir şeyi hayır olarak değerlendirir. Başına gelenlerde kendi hatasını ve kusurunu ya görmez, ya da görse bile itiraf edemez. Bundan dolayı, değerlendirme ve hükümlerinde zulmettiği gibi, KADER hakkında şikâyetlerde de bulunabilir ve yine zulmeder.

BAZEN de OLUR Kİ, insan, bazılarının zulmüne maruz kalır. ÖZELLİKLE mü’minin başına gelen her musibet, rıza göstermek kaydıyla derecesine göre (bazı) günahlarına keffaret olduğu gibi, mü’minin insanlardan maruz kaldığı zulümler içinde Cenab-ı Allah’ın yardım ve mükâfat cilveleri saklıdır.

Mü’min, ibadetlerini gerektiği gibi yapmaz veya üzerine düşen Din’e ait hizmetlerde ihmalde bulunur veya girmemesi gereken bazı günahlara girer. BUNLARA KARŞILIK OLARAK Cenab-ı Allah (c.c.), onu BAZI musibetlere, zalimler eliyle zulümlere maruz bırakır. BAZEN mü’minin herhangi bir günahı veya kusuru, hatası, İHMALİ DE OLMAYABİLİR. Fakat Cenab-ı Allah (c.c.), onun derecesini yükseltmek veya onu daha öte hizmetlere kamçılamak için onu yine arzî (yerden), gökten veya bazı zalimler eliyle musibetlere veya zulümlere düçar eder. (R.N.K.K.-2)

***

HER ŞEY NİHÂYETİNDE MEYLETTİĞİ TARAFA YIKILIR.

Behlûl Dânâ Hazretleri, yol üzerindeki bir vîrânenin yıkılmak üzere eğilmiş duvarına bakıp âkıbetini tefekküre dalardı. Yine bir gün endişe ile bakarken duvar birden çöküverdi. Behlûl Dânâ Hazretleri’ni bir sürur kapladı. Onun bu sevincine mânâ veremeyen insanlar merakla sebebini sorduklarında:

“−Duvar meyilli olduğu tarafa yıkıldı!” dedi.

“−Peki bunda şaşılacak ne var?!” dediklerinde şu hikmetli cevabı verdi:

“−Mâdemki dünyadaki her şey nihâyetinde meylettiği tarafa yıkılıyor, benim de meylim Hakk’a doğrudur, o hâlde ben de ölünce Hakk’a varırım. Ey ahâlî, kulluğumuzla Hakk’a meylimizi artıralım ki başka yönlere yıkılmayalım!”

***

GELECEĞİNİ (Arayacağını ) BİLİYORDUM

Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:

– Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..

Delirdin mi? der gibi baktı teğmen…

– Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..

Asker ısrar etti ve teğmen “Peki ” dedi.. “Git o zaman..”

İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa

döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:

– Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş..

– Değdi teğmenim. dedi asker..

– Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..

– Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı..

Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için..

Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:

– Jim!.. Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı…

Geleceğini biliyordum..

Unutmayın Yaşadığımız müddetçe

Siz ziyaret ettiğinizde GELECEĞİNİ(Zİ) biliyordum..

Siz Telefonla aradığınızda ARAYACAĞINI(ZI) biliyordum

Diyen birileri her zaman olacak..

***

PARA ELMA VE İNCİL

Fransız’ın biri: “Oğlumun önüne; para, elma ve İncil koydum.

Parayı seçerse tüccar yapacaktım. Elmayı tercih ederse onun için büyük bir elma çiftliği kuracaktım. İncil’i seçmesi durumunda da onu papaz okuluna gönderecektim.

Bizimki ne yaptı dersiniz?

Parayı cebine koydu, elmayı ağzına attı ve İncil’in üzerine oturdu… Anladım ki bu POLİTİKACI olacak, haydi diyerek onu siyasetçilerin içine attım.”

Günümüzde politika menfaat üzerine kurulu bir sistem olduğu için Bedîüzzaman ve emsali büyükler siyasetten şeytandan Allaha sığındığı gibi Allaha sığınmışlardır.

***

ISTAKOZLAR NASIL BÜYÜR?

“Bir gün dişçide sıra beklerken önümdeki dergideki makalenin başlığı ilgimi çekti:

Istakozlar nasıl büyür?` 

Bildiğiniz gibi ıstakozlar sert bir kabuğun içinde yaşayan yumuşak hayvanlardır.

Sert kabuk genişlemediğine göre, bir ıstakoz nasıl büyür? 

Gerçekte olan şudur:

Istakoz büyümeye başlayınca kabuğun içinde rahatsız olmaya ve baskı hissetmeye başlar. Güvenli bir yere gider ve kabuğunu atıp kendine daha büyük bir kabuk oluşturur. Bir süre sonra o kabuk da küçük gelmeye başlayınca daha büyüğünü meydana getirir. Bunu hayatı boyunca defalarca tekrarlayarak büyümesini sürdürür.

Bir ıstakozun büyümesini tetikleyen faktör kendini RAHATSIZ HİSSETMESİ ve BASKI ALTINDA olmasıdır. Istakozlar doktora gitselerdi asla büyüyemezlerdi! Çünkü doktor ona bir sakinleştirici verir, o da kendini iyi hissetmeye başlayınca o küçük kabuğun içinde yaşamına devam ederdi. Bu yüzden bizim de baskı altında olduğumuz durumları kendimizi geliştirmek için sinyaller olarak görmemiz gerekir. Eğer bu zorlukları ve sıkıntılı durumları doğru kullanmayı öğrenirsek bizi geliştirmelerini sağlayabiliriz.”

 [Abraham Joshua Twerski… ABD’li bir psikiyatrist…Stres, madde bağımlılığı, özgüven konularında uzmanlaşmış… Bu konularda…Altmışın üzerinde yazılmış kitabı var..]

Bu yazı 49 kez okundu