•43.Bölüm (Arapça+Meâl)

Bu Bölümde On Fasıl Vardır

Arapça Metinlerin altına mealleri eklidir

BİRİNCİ FASIL
دَعَوَاتُ الْأَنْبِيَاءِ وَالصَّحَابَةِ وَالتَّابِعِينَ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ
ENBİYA-İ İZAMDAN BAZILARININ DUALARI
تَسْبِيحَاتُ الْأَنْبِيَاءِ وَدَعَوَاتُهُمْ عَلَيْهِمُ السَّلَامُ
Peygamberlerin (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüsselam) Tesbîh ve Duaları
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla
تَـسْـبِـيحُ أٰدَمَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ سُـبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ، عَمِلْتُ سُـوءًا وَظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِـي وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ، وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ❁
Hazreti Âdem’in (a.s.) Tesbîhi: Allahım! Senden başka ilah yoktur; Seni tesbih eder ve Sana sonsuz hamd ü senâlarımı sunarım. Rabbim! Doğrusu ben bir hata işleyip nefsime zulmettim. Sen bağışlayanların en hayırlısısın; beni de bağışlamanı dilerim. Tevbemi de kabul buyur, buyur ki, Sen Sana teveccüh edenleri asla mukâbelesiz bırakmayacak kadar merhamet Sahibi bir Erhamürrâhimînsin.
دَعَوَاتُ أٰدَمَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ❁ اَللّٰهُمَّ إِنِّـي أَسْأَلُكَ بِحَقِّ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، عَمِلْتُ سُوءًا وَظَلَمْتُ نَـفْسِي فَاغْفِرْ لِـي، فَإِنَّـهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، وَتُبْ عَلَيَّ إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ❁
Hazreti Âdem’in (a.s.) Bir Duası : Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed ve aile efradı hakkı için Sana yalvarıyorum. Sen her türlü noksandan münezzeh ve müberrâsın; bütün hamd ü senâlar da yalnız Sana’dır. Ben bir kusur işledim ve nefsime zulmettim. Ne olur Rabbim, beni bağışla. Bağışla ki, günahları Senden başka bağışlayacak hiçbir kimse yoktur. Rabbim! Tevbemi de kabul buyur, kabul buyur çünkü Sen kullarının tevbelerini teveccühsüz bırakmayan sonsuz merhamet sahibi bir Tevvâb ü Rahîm’sin.
وَلَـهُ أَيْضًا : اَللّٰهُمَّ يَـا رَبِّ يَا حَـيُّ يَا قَـيُّومُ يَـا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَـا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، يَا ﴿لَۤا إِلٰـهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُـبْحَانَكَ۠ إِنِّـي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ﴾❁
Hazreti Âdem’e (a.s.) Ait Başka Bir Dua : Hayatı Kendinden, Kendi Kendine kâim, gökleri ve arzı yaratan celâl ve ikram sahibi Rabbim! “Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün kusurlardan münezzehsin. Doğrusu ben kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”
وَلَـهُ أَيْضًا : اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تُحْيِيَ قَلْبِي بِنُورِ مَعْرِفَتِكَ أَبَدًا، [يَا اَللّٰهُ (٣)]، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ ❁ اَللّٰهُمَّ سَلِّمْ دِينَـنَا، وَلَا تَسْلُبْ وَقْتَ النَّزْعِ إِيمَانَـنَا، وَلَا تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لَا يَرْحَمُنَا، وَارْزُقْـنَا خَـيْـرَ الدُّنْـيَا وَالْأٰخِرَةِ، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَبِالْإِجَابَةِ جَدِيرٌ❁
Hazreti Âdem’e (a.s.) Ait Başka Bir Dua : Allahım! Senden kalbimi ebediyen marifetinin nurlarıyla ihya etmeni diliyorum. “Ey Allahım! (3 defa)” Ey Erhamürrâhimîn! Lütf u kereminle dînî hayatımızı her türlü arızadan sâlim kılmanı, son nefesimizde imanımızı muhafaza buyurmanı, merhameti olmayan zalimleri bize musallat etmemeni ve bu kapıkullarını dünyada da, âhirette de en hayırlı şeylerle rızıklandırmanı diliyoruz. Sen her şeye Kadîrsin Allahım; dualara icabet edecek olan da yalnız Sensin; bizim dualarımızı da kabul eyle.
وَلَهُ أَيْضًا : اَللّٰهُمَّ أَجِرْنَا مِنَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ ❁ اَللّٰهُمَّ يَا مُحَوِّلَ الْحَوْلِ وَالْأَحْوَالِ، حَوِّلْ حَالَـنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ❁
Hazreti Âdem’e (a.s.) Ait Diğer Bir Dua : Azîz ve Ğaffâr olan Allahım! Fazlın ve kereminle bizi Cehennem ateşinden koru ve iyi kullarınla beraber Cennet’ine al! Ey kullarını esmâ-i hüsnâsının ve sıfât-ı ulyâsının değişik tecellîleriyle hâlden hâle sokan Rabbim! Bizim hâlimizi en güzel hâle tebdîl eyle.
وَلَـهُ أَيْضًا : اَللّٰهُ الْهَادِي وَعَلَيْكَ اعْتِمَادِي، اَللّٰهُ وَلِيُّ التَّوْفِيقِ وَهُوَ نِعْمَ الرَّفِيقُ❁
Hazreti Âdem’e (a.s.) Ait Başka Bir Dua : Allahım! Hidayete erdiren sadece ve sadece Sensin; benim itimadım da yalnız Sana’dır. Sendendir inayet ve tevfîk ve Sensin en güzel Refîk!
وَلَهُ أَيْضًا : اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ تَعْلَمُ سِرِّي وَعَلَانِـيَـتِي فَاقْـبَلْ مَعْذِرَتِي، وَتَعْلَمُ حَاجَتِي فَأَعْطِنِي سُؤْلِي، وَتَعْلَمُ مَا فِي نَـفْسِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي ❁ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيمَانًا يُـبَاشِـرُ قَلْبِي، وَيَـقِينًا صَادِقًا حَتَّى أَعْلَمَ أَنَّـهُ لَا يُصِيبُـنِـي إِلَّا مَا كَـتَـبْتَ عَلَيَّ، وَرَضِّنِي بِمَا قَسَمْتَ لِي❁
Hazreti Âdem’e (a.s.) Ait Başka Bir Dua : Yüce Allahım! Gizlimi de açığımı da bilen yalnız Sensin; n’olur i’tizarımı kabul buyur. İhtiyacım olan şeylere nigahban olan da bir tek Sensin; ihsanla muamele et ve lütfen, keremen dileklerimi karşılıksız bırakma! İçimden geçen şeyleri de sadece Sen bilebilirsin; günahlarımı mağfiret buyur. Rabbim! Kerem ve ihsan deryandan kalbimle bütünleşecek bir iman ve başıma gelen şeylerin, aksine ihtimal vermeyecek şekilde sadece Senin takdir buyurdukların olduğuna inanacak ölçüde bir yakîn diliyorum. Yüce Mevlâm! Gönlümde icraât-ı sübhaniyene karşı açık-gizli zerre ağırlığınca bir itiraz hissi bırakma ve beni, hakkımda hükmettiğin hususların tamamında rızadâde eyle.
تَسْبِيحُ نُوحٍ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ الْغَـنِـيِّ الْحَمِيدِ، سُبْحَانَ الْخَالِقِ الْبَارِئِ، سُبْحَانَ الْحَسَنِ الْجَمِيلِ، سُبْحَانَ الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ❁
Hazreti Nuh’un (a.s.) Tesbîhi : Hiç kimseye muhtaç olmayan, bütün hamdlerin biricik mercii, icraatı ve tecellîleriyle hep müstesna güzellikler sergileyen, merhameti, şefkati bol Rabbim! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim.
İKİNCİ FASIL 
تَسْبِيحُ إِبْـرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُبْحَانَ مَنْ عَلَا فِي دُنُوِّهِ، سُبْحَانَ مَنْ سَلَّمَ عَلَى نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ، سُـبْحَانَ مَنْ تَـابَ عَلَى أٰدَمَ مِنْ خَطِـيـئَـتِـهِ، سُبْحَانَ مَنْ تُقَدِّسُهُ ظُلُمَاتُ اللَّيْلِ وَيُمَجِّدُهُ ضَوْءُ النَّهَارِ❁
Hazreti İbrahim’in (a.s.) Tesbîhi : Ululuk ve azametiyle beraber yarattıklarına onlardan daha yakın olan, Nuh nebîyi sâhil-i selâmete çıkaran, Âdem’in (aleyhisselâm) zellesini bağışlayıp evbesini kabul eden, gecenin zulmeti ve gündüzün aydınlığı yüce şanını takdis eden Rabbim! Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim!
تَسْبِيحُ إِسْمَاعِيلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُبْحَانَ مَنْ هُوَ مُطَّلِعٌ بِعَمَلِ جَوَارِحِ الْقُلُوبِ، سُبْحَانَ مَنْ لَا تَخْفَى عَلَيْهِ خَافِـيَةٌ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، سُبْحَانَ الرَّؤُوفِ الرَّحِيمِ❁
Hazreti İsmail’in (a.s.) Tesbîhi : Kalblerin derinliklerinden geçen mülahazalara bile muttali olan, Kendisine göklerde ve yerde hiçbir şeyin gizli kalmadığı, Raûf ve Rahîm Rabbim! Sübhansın, bütün kusurlardan münezzehsin.
تَسْـبِـيحُ إِسْحَاقَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ الْـفَـرْدِ الْوِتْـرِ، سُـبْحَانَ الْعَظِيمِ الْأَعْظَمِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ وَتَعَالَى❁
Hazreti İshak’ın (a.s.) Tesbîhi : Hiçbir şekilde dengi ve benzeri olmayan yegâne Rabbim! Azameti başları döndüren, Yüceler Yücesi Allahım! Sübhan Sensin; bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan ve aczden münezzehsin.
دُعَاءُ إِسْــحَاقَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : اَللّٰـهُـمَّ يَـا كَـاشِــفَ كُـلِّ هَــمٍّ، وَيَـا مُــفَــرِّجَ كُـلِّ غَـمٍّ، وَيَـا مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ، يَـا رَحْمٰنَ الدُّنْـيَا وَالْأٰخِـرَةِ وَرَحِيمَهُمَا، أَنْتَ رَبِّـي وَسَـيِّدِي وَرَجَائِي، فَارْحَمْنِي رَحْمَةً مِنْ عِنْدِكَ تُغْنِـيـنِـي بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ❁
Hazreti İshak’ın (a.s.) Duası : Ey tasaları gideren, gam ve kederlerden kurtuluş yolları yaratan ve ızdırar içinde kıvranan kullarının dualarına her zaman cevap veren Allahım! Dünyada da, âhirette de Rahman ve Rahîm yalnız Sensin. Kulluğumu sadece Sana bağladım. Ümit ettiğim hususların gerçekleşmesini de yalnızca Senden beklerim; ne olur, yüce nezdinden göndereceğin rahmet tecellîleriyle beni de sırılsıklam hale getir; getir ki Senden başka hiç kimsenin kapısında merhamet dilenciliği yapma zavallılığına düşmeyeyim!
تَسْـبِـيحُ أَيُّوبَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ الْجَلِيلِ الْجَمِيلِ، سُـبْحَانَ الْعَلِيِّ الْحَمِيدِ، سُبْحَانَ الْوَاسِعِ الْغَنِيِّ، سُبْحَانَ اللّٰهِ تَعَالَى، سُبْحَانَ مَنْ يَكْشِفُ الضُّرَّ❁
Hazreti Eyyub’un (a.s.) Tesbîhi : Nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden, her türlü güzelliğin biricik kaynağı, kadri yüce, şanı yüksek, hamd ü senaların yegâne mercii, ilim ve rahmetiyle bütün varlığı kuşatan, her şeyiyle nâmütenâhî olan, kat’iyen hiç kimseye muhtaç olmayan ve hoşnut olduğu kullarının üzerindeki belaları def’ ü ref’eden Rabbim! Seni bütün eksik ve kusurlardan tenzih ederim.
تَسْــبِـيحُ صَالِحٍ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُــبْحَانَ الْـفَـرْدِ الْوِتْـرِ، سُــبْحَانَ الْعَـظِـيـمِ الْأَعْظَمِ، سُـبْحَانَ الْوَاحِدِ الْأَحَدِ الْمَاجِدِ، سُـبْحَانَ مَنْ هُوَ حَفِيظٌ لَا يَغْفُلُ، سُـبْحَانَ مَنْ هُوَ غَنِيٌّ لَا يَـفْتَـقِـرُ❁
Hazreti Salih’in (a.s.) Tesbîhi : Eşi-benzeri olmayan Sultanlar Sultanı, mutlak fazl ve şeref sahibi, olup biten her şeyi görüp hıfzeden ve Yüce Zâtından hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şeye ve hiçbir kimseye asla muhtaç olmayan, bütün varlığın sahibi, Ferd, Vitr, Azîm, A’zam, Vâhid, Ehad, Mâcid, Hafîz, Ğaniyy Rabbim! Sübhan Sensin, her türlü noksandan sonsuz defa münezzeh ve berîsin.
تَسْـبِـيحُ يُونُسَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ الْقَاضِي الْأَكْـبَـرِ، سُـبْحَانَ الْخَالِقِ الْبَارِئِ، سُـبْحَانَ الْقَادِرِ الْمُقْتَدِرِ، سُــبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِه۪، سُـبْحَانَ اللّٰهِ الْحَقِّ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْقَابِضِ الْبَاسِطِ، سُـبْحَانَ النَّافِعِ، سُبْحَانَ الْقَاضِي الْحَقِّ❁
Hazreti Yunus’un (a.s.) Tesbîhi : Ey acz, kusur, ihtiyaç, zaruret gibi noksanlıklardan münezzeh ve müberrâ olan Rabbim! Yegâne hüküm verici Sensin. Yarattıklarını kusursuz şekilde yaratan Hâlık Sen, her şeye gücü yeten Kâdir ü Muktedir Sen, bütün hamd ü senaların tek mercii Azîm Sen, bütün hakikatlerin verasında Hakikatü’l-Hakâik (Hakikatler Hakikati) Sen, dilediği zaman sıkan, dilediği zaman genişleten Kâbıd(z) u Bâsıt Sen, kullarına faydalı şeyler ihsan eden Nâfi’ Sen, her zaman hak ile hükmeden ve hükmünü gerçekleştiren Hâkim-i Mutlak da Sensin.
دُعَاءُ يَعْقُوبَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : يَا رَجَـاءَ الْمُؤْمِنِينَ لَا تَـقْطَعْ رَجَائِـي ❁ وَيَـا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيـثِينَ أَغِثْـنِـي ❁ وَيَا حَبِيبَ التَّـوَّابِينَ تُبْ عَلَيَّ❁
Hazreti Yakub’un (a.s.) Tesbîhi : Ey inananların recâ ve ümit kaynağı Rabbim! Ümitsizliğe düşmeme müsaade etme! Ey rahmetiyle yardım talebinde bulunanların yardımına koşan Allahım! Bu çaresiz ve kimsesiz kalmış kuluna da inayet elini uzat! Ve ey tevbe ile Hak kapısına yönelenlerin teveccühlerini karşılıksız bırakmayan Yüce Mevlâm! Gidecek başka hiçbir kapısı olmayan bu zavallı kulunun tevbesini de kabul buyur; ne olur!
ÜÇÜNCÜ FASIL
تَسْـبِـيحُ يُوسُفَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُــبْحَانَ مَنْ هُوَ رَحِيمٌ لَا يَعْجَلُ، سُـبْحَانَ مَنْ هُوَ رَقِيبٌ لَا يَغْفُلُ، سُـبْحَانَ مَنْ هُوَ جَوَادٌ كَرِيمٌ لَا يَـبْخَلُ، سُـبْحَانَ مَنْ هُوَ غَـنِـيٌّ لَا يَـفْتَـقِـرُ❁
Hazreti Yusuf’un (a.s.) Tesbîhi : Rabbim Rahîm’sin, günahkârları cezalandırmakta acele etmezsin; Rakîb ismiyle müsemmasın, görür ve işitirsin, Senden hiçbir şey gizli kalmaz/kalamaz; iyilik ve ihsanına hudut yoktur; Ğaniy-yi Mutlak’sın, hiçbir nesneye muhtaç olmazsın. Rabbim, Sübhansın, bütün eksikliklerden fersah fersah uzaksın.
دُعَاءُ يُوسُـفَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : اَللّٰهُمَّ يَا صَـانِعَ كُلِّ مَصْنُوعٍ، وَيَـا جَابِـرَ كُـلِّ كَـسِـيرٍ، وَيَا مُونِـسَ كُلِّ وَحِـيــدٍ، وَيَا صَاحِبَ كُلِّ غَرِيبٍ، وَيَا قَـرِيبَ كُلِّ بَعِيدٍ، وَيَا شَاهِدَ كُلِّ نَجْوَى، وَيَا حَاضِرَ كُلِّ مَلَإٍ، وَيَا غَالِبَ كُلِّ مَغْلُوبٍ، أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ أَمْرِي فَرَجًا وَمَخْرَجًا، وَأَنْ تَقْذِفَ حُـبَّكَ فِي قَلْبِي حَتَّى لَا يَكُونَ لِي ذِكْرُ غَيْرِكَ، وَرَجَاءَكَ حَتَّى لَا أَرْجُوَ أَحَدًا غَيْرَكَ❁
Hazreti Yusuf’un (a.s.) Duası : Ey bütün sanat güzellikleriyle donatılmış varlığın Sânii olan, kırık ve mahzun gönülleri onaran, yalnızlık derdine düşmüşleri yüce dostluğuyla onurlandıran, gurbet acısı çekenlere derman olan, uzak düşmüşlerin sinelerini yakınlığının huzuruyla dolduran, her fısıltıyı duyan, her toplulukta hazır bulunan ve her şeye her zaman galip olup, hiçbir kuvvet Kendisine üstün gelemeyen Rabbim! Rahmet, inayet, şefkat, re’fet, kerem ve ihsanına sığınıyor, içine düştüğüm sıkıntı ve tasalardan kurtulabilmem için fereç ve mahreç yolları lütfetmeni, gözümden bütün varlığın silinip gideceği ölçüde kalbimi mukaddes sevginle lebâleb doldurmanı ve gönlümü başka hiçbir kapıya ihtiyaç hissetmeyecek kadar reca hisleriyle donatmanı dileniyorum. Kapından eli boş geri çevirip de beni inkisara uğratma Allahım! Ne olur Allahım, ne olur!
وَلَـهُ أَيْضًا : يَا صَرِيخَ الْمُسْتَصْرِخِينَ، وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيـثِينَ، وَيَا مُفَرِّجَ كَرْبِ الْمَكْرُوبِينَ، قَـدْ تَــرَى حَالِـي، وَتَعْرِفُ مَقَامِي، وَلَا يَخْفَى عَلَيْكَ شَـيْءٌ مِنْ أَمْرِي، فَاجْعَلْ لِـي فَرَجًا وَمَخْرَجًا، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ❁
Hazreti Yusuf’un (a.s.) Bir Başka Duası : Ey feryat edenlerin çığlıklarına cevap veren, yardım talebinde bulunanların imdadına yetişen, hüzne kapılanların gamlarını izale eden merhameti Sonsuz Rabbim! Hâlimi görüyor, durumumu biliyorsun; hepsi bütünüyle Sana ayan; göstereceğin çıkış yollarıyla ol dertlerime derman!
تَسْبِيحُ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ مَنْ لَا يَعْتَدِي عَلَى أَهْلِ مَمْلَكَتِهِ ❁ سُبْحَانَ مَنْ فِي عُلُوِّهِ دَانٍ، وَفِي دُنُوِّهِ عَالٍ، وَفِي إِشْرَاقِهِ مُنِيرٌ، وَفِي سُلْطَانِهِ قَوِيٌّ، وَفِي مُلْكِهِ عَزِيزٌ ❁ اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ وَإِلَيْكَ الْمُشْتَكَى وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ❁ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ❁ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ خَيْرَ عَدُوِّي بَـيْـنَ عَـيْـنَـيْـهِ، وَشَـرَّهُ تَحْتَ رِجْلَيْهِ، اَللّٰهُمَّ إِنِّـي أَدْرَأُ بِكَ فِي نَحْرِهِ وَأَسْـتَعِينُ بِكَ عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ بِعِزَّتِكَ وَقُدْرَتِكَ، أَنْتَ عَظِيمٌ فَـوْقَ عَرْشِكَ مِنْ فَوْقِ السَّمَاءِ، فَلَا يَصِفُ عَظَمَتَكَ أَحَدٌ مِنْ خَلْقِكَ يَا اَللّٰهُ ❁ سُـبْحَانَ اللّٰهِ مَا أَعْظَمَ شَـأْنَهُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ ❁ سُبْحَانَ اللّٰهِ مَا أَعْلَمَ اللّٰهَ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ، لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ ❁ سُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
Hazreti Musa’nın (a.s.) Tesbîhi : Kâinat denilen memleketinde hiçbir varlığa kat’iyen zulümde bulunmayan ve onların haklarını zayi etmeyen, yüceliğiyle beraber kullarına yakınlardan daha yakın, yakınlığıyla beraber ululardan daha ulu, saltanatında sonsuz kudret, mülkünde nihayetsiz izzet sahibi olan Yüce Rabbim Sübhan’dır, bütün kusurlardan münezzeh ve müberrâdır. Allahım! “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahilaliyyilazîm” bitmez tükenmez hazinesinin Sahibi olarak, kapısında yardım talebiyle beklenilecek biri varsa o da şüphesiz Sensin. Hamd ü senâ da yalnız Sanadır. Biz de Sana hamdediyor, ihtiyaçlarımızı Sana arzediyoruz. Allahım! Düşmanlarım(ız)ın hayırlarını gözlerinin arasına, şerlerini de ayaklarının altına koy. Allahım! Ancak Senin inayetinle düşmanlık besleyenlerin şerlerini def’ edebilirim; bunun için de yüce dergâhından yardım dileniyor, izzet ve kudretine sığınıyorum. Allahım! Sen azametinle Arş’a istiva buyurmuşsun; kullarından hiç kimsenin gücü Senin bu ululuğunu vasfetmeye yetmez. Şanı ne uludur Yüce Allah’ın; yoktur O’ndan başka hiçbir ilah; Sübhan’dır, her şeyi bilen yalnız O’dur. Muhammed (aleyhisselâm) O’nun resûlüdür. O yüceler yücesi Rab Halîmdir, Kerîmdir, Arş-ı a’zamın sahibidir. Benim ve bütün mahlûkatın bütün hamd ü senâları Âlemlerin Rabbi O Allah’adır.
DÖRDÜNCÜ FASIL 
تَسْبِيحُ هَارُونَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُبْحَانَ مَنْ هُوَ فِي كُلِّ شَأْنِه۪ لَهُ الْمَدْحُ، وَفِي جَمِيعِ شَـأْنِهِ مَنْ لَـهُ الْمَجْدُ وَالثَّـنَاءُ وَالْعُلُوُّ، حَتَّى ظَهَرَ عَلَى تَسْبِيحِ الْعِزَّةِ “سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ”❁
Hazreti Harun’un (a.s.) Tesbîhi: Her şe’ninde medhe layık, bütün şuûnatında mecd, sena ve ululuk sahibi Allah Sübhan’dır. Bu yüce hakikat, tesbih-i izzette, “sübhanallahilazîmi ve bihamdihî/Azamet tahtının biricik sahibi Allah Sübhan’dır ve hamd O’na mahsustur” şeklinde zâhir olmuştur.
تَسْـبِـيحُ يَحْيَـى عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُــبْحَانَ مَـنْ لَا يَـدْفَعُ شَــيْءٌ قُـدْرَتَـهُ، سُــبْحَانَ مَـنْ لَا تَـبْلُغُ الْأَعْمَالُ شُكْرَهُ، سُبْحَانَ مَنْ لَا يُحْيِي الْمَوْتَى غَيْرُهُ❁
Hazreti Yahya’nın (a.s.) Tesbîhi : Sonsuz kudretine hiçbir şeyin halel getiremeyeceği, hiçbir karşılığın şükrünü îfâya yetemeyeceği ve O’ndan gayrı hiçbir kimsenin ölülere hayat veremeyeceği yüceler yücesi Allah her türlü noksan ve eksik sıfatlardan sonsuz defa münezzehtir.
تَسْبِيحُ عِيسَى عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُـبْحَانَ الْبَاعِثِ الْوَارِثِ، سُـبْحَانَ الْقَائِمِ الدَّائِمِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ❁
Hazreti İsa’nın (a.s.) Tesbîhi : Ölüleri diriltecek, dilediğini dilediğine sahip yapan, her dâim Kendi Kendine kâim olan Allah, bir eksiklik olarak mülahaza edilebilecek her türlü vasıftan evvel-âhir berîdir. Ve bütün hamd, şükür ve senâların biricik mercii ve azamet tahtının sultanı yine O Yüce Allahtır.
تَسْبِيحُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰه عَلَيْهِ وَسَلَّم
Gaybın Son Habercisi Nebîler Serveri Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.s.) Tesbîhi
سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، وَبِحَمْدِكَ❁ اَللّٰهُمَّ فَارِجَ الْهَمِّ، كَاشِفَ الْغَمِّ، مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ، رَحْمٰنَ الدُّنْـيَا وَالْأٰخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا❁
Kulları için tasalardan kurtuluş yolları yaratan, gönüllerdeki keder ve hüzünleri gideren, ızdırar içinde kıvranan kullarının dualarına cevap veren ve dünyada da âhirette de Rahmâniyet ve Rahîmiyetiyle muamele eden ve edecek olan Rabbim! Sübhansın Sen, her türlü eksiklik ve kusurdan tenzih ederim Seni ben!
دُعَاءُ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰه عَلَيْهِ وَسَلَّم : اَللّٰهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِي مِنَ النِّـفَاقِ، وَعَمَلِي مِنَ الرِّيَاءِ، وَعَـيْـنِي مِنَ الْخِيَانَةِ فَإِنَّكَ تَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ ❁ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ ❁ اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِـي ذُنُوبِـي، وَوَسِّعْ عَلَيَّ رِزْقِـي، وَحَسِّنْ خُلُقِي، وَطَـيِّـبْ لِي كَسْبِي، وَأَقْنِعْنِـي مِمَّا رَزَقْـتَـنِـي، وَلَا تُذْهِبْ نَـفْسِي إِلَى شَيْءٍ صَرَفْـتَهُ عَـنِّـي، وَلَا تُخْرِجْنِي مِنَ الدُّنْـيَا حَتَّى تَرْضَى عَـنِّـي بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ❁
Efendimiz’in (s.a.s.) Bir Duası :Allahım! Kalbimi nifaktan, amellerimi riyadan, gözlerimi de bakmamaları gereken şeylere bakmak suretiyle hıyanet etmekten koru! Sen ihanet eden gözleri de, kalblerin en uzak noktalarında deveran eden mülahazaları da en iyi bilirsin. Rabbim! Sübhan Sensin, hamd ü sena da bir tek Senin şanına yaraşır. Ne olur, günahlarımı mağfiret buyur. Rızkımı genişlet. Ahlâkımı güzelleştir. Kazancımı tertemiz eyle. Rızık olarak lütuflandırdığınla kanaat etme mülahazalarını kalbime perçinle. Nefsimin gidip şer’-i şerîfinde men’ettiğin şeylere bulaşmasına izin verme ve hoşnutluğunla âbâd etmeden evvel beni bu dünyadan çıkarma, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim!
دُعَاءُ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰه عَلَيْهِ وَسَلَّم : اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ خَيْرَ عُمْرِي أٰخِرَهُ، وَاجْعَلْ خَيْرَ أَعْمَالِي خَوَاتِيمَهَا، وَاجْعَلْ خَيْرَ أَيَّامِي يَوْمَ أَلْقَاكَ❁
Efendiler Efendisi’nin Bir Başka Duası : Allahım! Ömrümün en bereketli zaman dilimini âhir ömrüm, en faziletli amellerimi hayatımın sonuna doğru işlediğim ameller ve en hayırlı günlerimi Sana kavuşacağım günler eyle. Amin!
دُعَاءُ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰه عَلَيْهِ وَسَلَّم فِي الْغَارِ : يَا مُونِسَ الْمُسْتَوْحِشِينَ، يَا أَنِيسَ الْمُتَـفَرِّدِينَ، يَا ظَهِيرَ الْمُنْقَطِعِينَ، يَا غَـنَاءَ الْمُقِلِّينَ، يَا قُـوَّةَ الْمُسْتَضْعَفِينَ، يَا كَـنْـزَ الْفُقَرَاءِ، يَا مَوْضِعَ شَـكْوَى الْغُرَبَاءِ، يَا مُتَـفَرِّدًا بِالْجَلَالِ، يَا مَعْرُوفًا بِالنَّوَالِ، يَا كَثِيرَ الْإِفْضَالِ، أَغِثْـنِـي عِنْدَ كُرْبَـتِـيِ❁
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) Hira Otağında İken Okumuş Olduğu Dua : Ey yalnızlık vahşetinden elem çekenlere enîs olan, ümitsizlik uçurumlarının kenarlarında dolaşanlara kol-kanat geren, sermayesi tükenen müflislere zenginlik, zayıf düşen bîçarelere güç-kuvvet kaynağı olan, hazinesini fakirlerin, dergâhını gariplerin müracaat mahalli yapan, celâl ve azametiyle eşi ve benzeri olmayan, fazl u keremi bol, cömertlikle maruf Rabbim! Dara düştüğüm şu zamanda ne olur inayet elini bana da uzat!
تَسْبِيحُ عَزْرَائِيلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُبْحَانَ مَنْ تَعَزَّزَ بِالْقُدْرَةِ وَالْبَـقَاءِ وَقَهَرَ عِبَادَهُ بِالْمَوْتِ وَالْفَنَاءِ، سُبْحَانَ الْحَكَمِ الْعَدْلِ، سُبْحَانَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْعَظِيمُ، أٰمَنْتُ بِاللّٰهِ الْعَظِيمِ ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ الْعَظِيمُ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ❁
Hazreti Azrail’in (a.s.) Tesbîhi : Yüce Zâtı kudret ve bekâ ile izzet sahibi olan, kullarını mevt ve fenâ/fânilik ile hükmüne râm eden Allah Sübhan’dır. Hakem ve Adl Allah Sübhan’dır. Celâl ve ikram sahibi Allah Sübhan’dır. Azamet sahibi Allah’tan başka bir ilah yoktur. Ben de, O Azîm Allah’a iman ettim. Azîm Allah’tan başka ilah yoktur ve gerçek havl ve kuvvet O Aliyy ü Azîm’e aittir.
BEŞİNCİ FASIL
تَسْبِيحُ مِيكَائِيلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ : سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ، رَبُّ الْأَرْبَابِ ❁ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ❁
Hazreti Mikail’in (a.s.) Tesbîhi : Bütün meleklerin ve Cebrâîl’in Rabbi, Sübbûh ve Kuddûs’tür; her türlü kemâl evsâfıyla mevsûf, bütün noksanlardan berî ve Zâtında mukaddes ve münezzeh, fiillerinde mutahhir ve munazziftir. Rubûbiyetinde şerîki yoktur; bütün varlığın yegâne Rabbidir. O Aliyy ü Azîm Allah Sübhan’dır.
دَعَوَاتُ بَعْضِ الصَّحَابَةِ وَالتَّابِعِينَ الْكِرَامِ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ
BAZI SAHABE VE TÂBİÎN EFENDİLERİMİZİN (R.A.) DUALARI
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla
دُعَاءٌ لِحُبِّ الْخُلَفَاءِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُم وَنَيْلِ حُبِّهِمْ : اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أَبَا بَـكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ وَعَلِيًّا وَالْحَسَنَ وَالْحُسَيْنَ وَحَمْزَةَ وَالْعَبَّاسَ رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ أَجْمَعِينَ، وَعَلَى كَافَّـةِ مَنْ أٰمَنَ بِالْكِتَابِ الْمُبِينِ، وَعَلَى مَنْ تَبِعَهُمْ وَأَحَبَّهُمْ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ، وَاحْشُرْنَا مَعَهُمْ فِي زُمْرَةِ الصَّالِحِينَ❁
Hulefâ-i Râşidîn Efendilerimizi Daha Çok Sevmek ve Onların Sevgisine Mazhar Olmak İçin Yapılacak Dua: Allahım! Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin, Hazreti Hamza ve Hazreti Abbas efendilerimize, onlar gibi Kur’ân yolunun sevdalısı olan bütün inananlara, onlara muhabbet duyup tâbî olanlara hep merhamet buyur; onlardan razı ve hoşnut ol ve bizi de onlarla ve onlar gibi salih kullarınla beraber haşreyle. Amin!
دُعَاءٌ لِحَمْزَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ: اَللّٰهُمَّ اعْصِمْنِي بِحَبْلِكَ، وَارْزُقْنِـي بِفَضْلِكَ، وَاجْعَلْنِي مِنَ الَّذِينَ يَـتَّبِعُونَ أَمْرَكَ وَيَحْفَظُونَ وَصِيَّـتَـكَ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ❁
Hazreti Hamza’ya (r.a.) Ait Bir Dua : Kudreti bütün güç ve kuvvetlerin üstünde olan Allahım! Asla sarsılmayan ve engellenemeyen meşîetinle, bu kimsesi olmayan nâçar kulunu sıyanet buyur. Fazl u kereminle rızıklandır ve her zaman emir buyurduğun hususlara riayet eden, kulluğun özünü kavramış bahtiyarlardan eyle. Bunları hududu olmayan ihsan ve lütuflarından diliyor ve dileniyorum, ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım!
دُعَاءٌ لِابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ لِلْخَوْفِ : اَللّٰهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّـبْعِ وَمَا فِيهِنَّ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، وَرَبَّ جَبْرَائِـيلَ وَمِيكَائِـيلَ وَإِسْرَافِـيلَ، كُنْ لِـي جَارًا مِنْ (فلان) وَأَشْيَاعِهِ وَأَتْـبَاعِهِ، مِنْ أَنْ يَفْرُطُوا عَلَيَّ وَأَنْ يَطْغَوْا عَلَيَّ أَبَدًا، عَـزَّ جَارُكَ، وَجَلَّ ثَـنَاؤُكَ، وَلَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ❁
Hazreti Abdullah ibn Mes’ud’a (r.a.) Ait, Korkulardan Emin Olmak İçin Okunabilecek Bir Dua : Yedi kat göklerin ve içindekilerin, Arş-ı a’zamın, Cebrâîl, Mîkâîl ve İsrâfîl’in Rabbi olan Yüceler Yücesi Allahım! Hakkımda haksız yere düşmanlık ve kin besleyen (şu) kimselerin, taraftar ve yandaşlarının verebilecekleri zararlara, azgınlık ve taşkınlıklara karşı koruyup kollayanım Sen ol! Azîz ve Celîl yalnız Sensin; Senden başka hiçbir ilah yoktur ve olamaz da. Gerçek güç ve kuvvet sadece ve sadece Sana aittir. Çünkü Sen, “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahilaliyyilazîm” bitip tükenmez hazinesinin yegâne mâlikisin.
وِرْدٌ لِأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ: [لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ (٣)] بِعَدَدِ كُلِّ تَهْلِيلٍ هَلَّلَهُ الْمُهَلِّلُونَ ❁ [اَللّٰهُ أَكْـبَرُ (٣)] بِعَدَدِ كُلِّ تَـكْبِيرٍ كَـبَّرَهُ الْمُكَـبِّـرُونَ ❁ [سُبْحَانَ اللّٰهِ (٣)] بِعَدَدِ كُلِّ تَسْبِيحٍ سَبَّحَهُ الْمُسَبِّحُونَ ❁ [أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ (٣)] بِعَدَدِ كُلِّ اسْتِغْفَارٍ اسْتَغْفَرَهُ الْمُسْتَغْفِرُونَ❁
Hazreti Enes ibn Mâlik’in (r.a.) Virdi: Yüceler Yücesi Allah’ın yegâne ilah olduğunu ikrar edenlerin söyledikleri tehlîller adedince “Lâilâheillallah. (3 defa)” O’nun büyüklüğünü vird edinenlerin tekbîrleri adedince “Allahuekber. (3 defa)” O’nun her eksiklikten münezzeh ve her kemâl ile muttasıf bulunduğunu seslendirenlerin tesbihatı adedince “Sübhanallah. (3 defa)” Ve bağışlanma dileyenlerin istiğfarları adedince “Estağfirullah. (3 defa)”
وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، مَا شَـاءَ اللّٰهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ، ﴿أَعْلَمُ أَنَّ اللّٰهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ﴾، ﴿وَأَنَّ اللّٰهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَـيْءٍ عِلْمًا﴾ وَأَحْصَى كُلَّ شَـيْءٍ عَدَدًا، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَسَلَّمَ تَسْلِيمًا، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ❁ أَسْأَلُكَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ ﴿يَـوْمَ لَا يَـنْـفَعُ مَالٌ وَلَا بَـنُونَ ❁ إِلَّا مَنْ أَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَـلِيمٍ﴾، وَأَسْأَلُكَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ ﴿يَوْمَ لَا يَـنْـفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَـةُ وَلَهُمْ سُۤوءُ الدَّارِ﴾، 
Hiç şüphe yok ki, gerçek havl ve kuvvet yalnız Aliyy ü Azîm Allah’a aittir ve O’nun lütfu iledir. Allah bize yeter; O ne güzel Vekîl’dir! Allah’ın olmasını dilediği olur, olmamasını dilediği de olmaz. “Bilirim ki, Allah her şeye Kâdirdir.” “Allah her şeyi ilmiyle kuşatmış” ve tek tek sayıp ortaya koymuştur. Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), tertemiz, pırıl pırıl ailesine, kerem ve iyilik temsilcileri olan ashâbına salât ve selâm eyle. Gerçek güç ve kuvvet, yalnız ululuk ve azamet sahibi Cenab-ı Allah’a aittir.
ALTINCI FASIL 
وَأَسْأَلُكَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ يَوْمَ ﴿لَا يَجْزِي وَالِـدٌ عَنْ وَلَـدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِـدِهِ شَـيْـئًاۘ إِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ﴾، وَأَسْأَلُكَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ ﴿يَـوْمَ يَـفِـرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ ❁ وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ ❁ وَصَاحِـبَـتِهِ وَبَـنِـيهِ ❁ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ﴾، وَأَسْأَلُكَ الْأَمَانَ الْأَمَانَ ﴿يَـوْمَ لَا تَمْلِكُ نَـفْسٌ لِنَـفْسٍ شَـيْـئًاۘ وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ﴾، 
İlahî! Senden emân diliyorum. “O gün ki, ne mal, ne mülk, ne evlat insana fayda eder. O gün insana fayda sağlayan tek şey, Allah’a temiz bir kalble gelmesi olur” hakikatinin yaşanacağı günün dehşetinden el-emân, el-emân! “O gün zalimlere mazeretleri fayda sağlamaz. Onlara sadece lânet vardır! Onlara sadece kötü bir yurt vardır” gerçeğinin apaçık görüleceği günün dehşetinden el-emân, el-emân! “Öyle bir günden çekinin ki, o gün hiçbir baba evladına asla fayda veremez, evlat da babasına fayda sağlayamaz. Allah’ın vaadi elbette gerçektir” beyanıyla haber verilen günün dehşetinden el-emân, el-emân! “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar. O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır” âyet-i kerîmesinde anlatılan günün dehşetinden el-emân, el-emân! “O, kimsenin kimseye hiç fayda veremeyeceği bir gün! O gün, bütün hüküm yalnız Allah’ın” ihbarıyla haber verilen günün dehşetinden el-emân, el-emân! Emân diliyorum Allahım Senden, emân diliyorum.
وَأَسْأَلُكَ مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْمَوْلَى وَأَنَا الْعَـبْـدُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْعَبْدَ إِلَّا الْمَوْلَى ❁ 
Mevlâm! Yüce Mevlâm! Sen Mevlâsın, ben de Senin kulunum; bir kula Mevlâsından başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْمَالِكُ وَأَنَا الْمَمْلُوكُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْمَمْلُوكَ إِلَّا الْمَالِكُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen Mâliksin, ben de Senin kölenim; bir köleye sahibinden başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْخَالِقُ وَأَنَا الْمَخْلُوقُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْمَخْلُوقَ إِلَّا الْخَالِقُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen Hâlık’sın, ben de Senin mahlûkunum; bir mahlûka Hâlıkından başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الرَّزَّاقُ وَأَنَا الْمَرْزُوقُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْمَرْزُوقَ إِلَّا الرَّزَّاقُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen Rezzâk’sın, ben de Senin merzûkunum; rızka muhtaç birine Râzıkından başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْقَوِيُّ وَأَنَا الضَّعِيفُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الضَّعِيفَ إِلَّا الْقَوِيُّ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen sonsuz kudret sahibi Kaviyy’sin, ben de zayıf bir bîçareyim; zayıf bir bîçareye Sonsuz güç sahibi Rabbinden başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْعَزِيـزُ وَأَنَا الذَّلِيلُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الذَّلِـيـلَ إِلَّا الْعَزِيـزُ❁
Mevlâm! Yüce Mevlâm! Sen Azîzsin, ben ise zavallı bir zelîl; bir zavallıya, Yüceler Yücesi bir Azîz’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْكَرِيمُ وَأَنَا اللَّئِيمُ، وَهَلْ يَرْحَمُ اللَّئِيمَ إِلَّا الْكَرِيمُ ❁ 
Mevlâm! Yüce Mevlâm! Sen keremi sonsuz, şanı yücelerden yüce bir Kerîm, ben ise alçaklardan alçak bir leîmim; böyle bir leîme, bir Kerîmden başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الرَّحْمٰنُ وَأَنَا الْمَرْحُومُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْمَرْحُومَ إِلَّا الرَّحْمٰنُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen rahmeti nihayetsiz bir Rahman, ben de her zaman Senin rahmetine muhtaç bir gedayım; rahmete muhtaç birine sonsuz rahmet sahibi Rahmandan başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ السُّلْطَانُ وَأَنَا الْعَبْدُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْعَبْدَ إِلَّا السُّلْطَانُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen bütün mahlûkatı, saltanatı tahtında tutan bir Sultan, ben ise Senin kapıkulunum; bir kapıkuluna, Sultanından başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الدَّلِيلُ وَأَنَا الْمُتَحَيِّرُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْمُتَحَيِّرَ إِلَّا الدَّلِيلُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen kullarına sırat-ı müstakîmi gösteren bir delil ve Hâdî, ben ise yolunu şaşırmış bir mütehayyirim; bir mütehayyire bir Hâdî’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْغَافِرُ وَأَنَا الْعَاصِي، وَهَلْ يَرْحَمُ الْعَاصِيَ إِلَّا الْغَافِـرُ ❁ 
Mevlâm! Yüce Mevlâm! Sen mağfireti bol bir Ğâfir, ben ise Senin mağfiretine çok muhtaç bir isyankârım; bir âsîye bir Ğâfir’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْمَطْلُوبُ وَأَنَا الطَّالِبُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الطَّالِبَ إِلَّا الْمَطْلُوبُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen biricik Matlûb, ben de O en yüce Matlûb’un merhamete muhtaç tâlibiyim; bir tâlibe bir Matlûb’tan başka kim merhamet eder ki!
YEDİNCİ FASIL 
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْكَبِيرُ وأَنَا الْحَقِيرُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْحَقِيرَ إِلَّا الْكَبِيرُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen yegâne Büyük, ben ise hakirlerden hakir bir küçüğüm; bir küçüğe bir Büyük’ten başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الصَّادِقُ وَأَنَا الْمُخْطِئُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْمُخْطِئَ إِلَّا الصَّادِقُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen her sözü, her hükmü, her vaadi en doğru olan bir Sâdık, ben ise hayatı hatalarla, iniş çıkışlarla dolu bir günahkârım; hataları çok bir zavallıya, Sâdıklar Sâdığı bir Rabb’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْحَيُّ وَأَنَا الْمَيِّتُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْمَيِّتَ إِلَّا الْحَيُّ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen hayatı Kendinden olan bir Hayy, ben ise ölüme mahkûm bir fânîyim; bir fâniye bir Bâkî’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْغَالِبُ وَأَنَا الْمَغْلُوبُ، وَهَلْ يَرْحَمُ الْمَغْلُوبَ إِلَّا الْغَالِبُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen Gâlib-i Mutlak, ben ise bir mağlûbum. Bir mağlûba, bir Gâlib-i Mutlak’tan başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الدَّائِمُ وَأَنَا الزَّائِلُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الزَّائِـلَ إِلَّا الدَّائِمُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen bir Dâim, ben ise zevale mahkûm bir zâilim; bir zâile bir Dâim’den başka kim merhamet eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ أَنْتَ الْخَالِقُ وَأَنَا الْمَوْحُوشُ، وَهَلْ يَـرْحَمُ الْمَوْحُوشَ إِلَّا الْخَالِقُ ❁ 
Mevlâm! Mevlâm! Sen bütün varlığı yaratan yegâne Hâlık, ben ise tedirginlik ve endişe içinde yaşayan bir mahlûkum; endişelerle yaşayan birine, onu yaratan Hâlıkından başka kim yardım eder ki!
مَوْلَايَ مَوْلَايَ ارْحَمْـنِـي بِرَحْمَتِكَ، وَاعْفُ عَـنِّـي بِجُودِكَ، وَأَغْـنِـنِـي بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ، وَأَكْرِمْـنِـي بِكَرَامَتِكَ، يَا ذَا السُّلْطَانِ، وَيَـا ذَا الطَّوْلِ وَالْإِحْسَانِ، يَا حَـيُّ يَا قَـيُّومُ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَيَا خَـيْـرَ النَّاصِرِينَ، وَيَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيـثِينَ، أَغِثْنِي بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَلَا حَـوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ❁ اَللّٰهُمَّ ارْحَمْنَا وَارْحَـمْ جَـمِـيعَ الْمُسْـلِمِينَ وَالْمُسْـلِمَاتِ، وَالْمُؤْمِـنِـيـنَ وَالْمُؤْمِنَاتِ، اَلْأَحْـيَـاءِ مِنْهُمْ وَالْأَمْوَاتِ، بِـرَحْمَتِكَ يَـا أَرْحَـمَ الرَّاحِمِينَ❁
Mevlâm! Mevlâm! Sonsuz rahmetinle bana merhamet eyle. Cömertliğinle beni affeyle. Fazl u kereminle beni iğnâ eyle. İhsanlarından bana da ikram eyle. Ey saltanat Sahibi! Ey lütf u ihsan Sahibi! Ey Hayy u Kayyûm! Ey celâl ve ikram Sahibi! Ey Merhametliler Merhametlisi! Ey yardımı bütün yardımların en hayırlısı! Ey rahmet dilenenlere rahmet elini uzatan Allahım! Ey Erhamürrâhimîn! Ben de yardımına muhtacım; bana da şefkat elini uzat. Hiç şüphesiz gerçek havl ve kuvvetin yegâne Sahibi Sensin. Sen Aliyy ü Azîmsin; ululuk ve azamet tahtının biricik Mâlikisin.
Ey Merhameti Sonsuz Allahım! Senin nihayetsiz merhametine iltica ediyoruz. Bize, kadını erkeği, hayatta olanı olmayanıyla bütün Müslümanlara, bütün müminlere merhametinle muamele eyle.
[يَا اَللّٰهُ (٣)] ❁ [يَا غَفُورُ (٣)] ❁ لَا إِلٰـهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ ❁ يَا خَالِقُ يَا رَزَّاقُ يَا فَـتَّاحُ يَا رَبُّ يَا عَزِيزُ يَا كَرِيمُ يَا عَلِيمُ يَا ذَا الْجَلَالِ يَا اَللّٰهُ يَا صَمَدُ يَا مَنْ ﴿لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ❁ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ﴾ ❁ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ، وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
“Ey Allahım! (3 defa)” “Ey Ğafûr! (3 defa)” Allah’tan (celle celâluhû) başka ilah yoktur ve Hazreti Muhammed (aleyhisssalâtü vesselâm) O’nun Resûlüdür. Ey Hâlık, ey Rezzâk, ey Fettâh, ey Rabb, ey Azîz, ey Kerîm, ey Alîm, ey celâl Sahibi, ey Allah, ey Samed, ey “doğurulmayan ve doğurmayan!” Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz, Hak katında makbul ehline, iyilik ve kerem temsilcisi bütün sahabe-i güzînine salât ve selâm eyle. Evvel-âhir bütün hamd ü senalar yalnız Sana mahsustur, ey Âlemlerin Rabbi olan Allahım!
دُعَاءٌ لِابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا لِنَـيْـلِ الْمَطْلُوبِ : اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْـأَلُكَ، يَا مَنْ يَمْلِكُ حَوَائِجَ السَّائِلِينَ، وَيَعْلَمُ ضَمَائِرَ الصَّامِتِينَ، وَإِنَّ لَكَ فِي كُلِّ مَسْأَلَةٍ سَمْعًا حَاضِرًا، وَجَوَابًا عَتِيدًا، وَإِنَّ لَكَ فِي كُلِّ صَامِتٍ عِلْمًا نَاطِقًا مُحِيطًا، مَوَاعِيدُكَ صَادِقَةٌ، وَأَيَادِيكَ وَاصِلَةٌ، وَرَحْمَتُكَ وَاسِعَةٌ، وَنِعْمَتُكَ سَابِغَةٌ، أَنْ تَـنْـظُرَ إِلَيَّ بِنَظْرَةِ رَحْمَةٍ يَا كَرِيمُ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ❁
Hazreti Abdullah ibn-i Abbas’a (r.a.) Ait, Bir Matlûba Nâil Olabilmek İçin Okunacak Bir Dua : Allahım! Yüce Allahım! Dileyenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya muktedir, sessizlik murâkabesine dalanların içlerinden geçeni bilen, her yerde her zaman hâzır ve nâzır bulunan, olup biten her şeyi duyan, hiçbir şeyi başıboş bırakmayan, varlığı ezelî ilmiyle tamamen kuşatan, vaadleri dosdoğru, inayetleri her zaman gelip sadık kullarına ulaşan, ihsanlarına asla bir hudut olmayan Allahım! Kerîm Sensin, celâl ve ikramı cem’ eden de Sensin; ne olur, bahtına düştüm, yüce dergâhına sığındım, kapının tokmağına dokundum; bana da rahmet, re’fet ve şefkatinle muamele eyle. Amin!
دُعَاءٌ لِأَبِي الدَّرْدَاءِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ لِمَنْعِ الضَّرَرِ : اَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبِّي، لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ، عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَأَنْتَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ❁ لَا حَوْلَ وَلَا قُـوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ❁ مَا شَاءَ اللّٰهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ ﴿أَعْلَمُ أَنَّ اللّٰهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيـرٌ﴾، ﴿وَأَنَّ اللّٰهَ قَـدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَـيْءٍ عِلْمًا﴾ ❁ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَـرِّ كُلِّ دَابَّـةٍ أَنْتَ ﴿أٰخِذٌ بِنَاصِيَـتِهَاۘ إِنَّ رَبِّـي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَـقِيمٍ﴾❁
Hazreti Ebu’d-Derdâ’ya (r.a.) Ait, Gelebilecek Zararlara Mâni Olmak İçin Okunacak Bir Dua : Allahım! Benim yegâne Rabbim Sensin; zaten Senden başka bir Rab de yoktur. Sana inandım, Sana dayandım. Arş-ı a’zamın sahibi Sen, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahilaliyyilazîm” hazinelerinin yegâne Sahibi de Sensin. Olmasını dilediklerin olur, olmamasını dilediklerin de olmaz. Biliyorum ve inanıyorum ki Rabbim, Senin her şeye gücün yeter ve Sen ilminle her şeyi kuşatmışsındır. Allahım! Nefsimin ve mukadderâtını elinde tuttuğun bütün canlıların şerrinden Senin hıfz u sıyanetine sığınırım. “Yolun Rabbime ait olanı doğrudur.”
SEKİZİNCİ FASIL 
دُعَاءٌ لِقَبِيصَةَ بْنِ الْمُخَارِقِ الْهُذَلِيِّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ لِمُهِمَّاتِ الدُّنْـيَا : سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ❁ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ❁
Hazreti Kabîsa İbnü’l-Mehârik El-Hüzelî’nin (r.a.) Dünya Umûrunun Hayırlı Olması İçin Söylemiş Olduğu Bir Vird: Yüce Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih eder ve O’na hamd ederim. Azamet tahtının sultanı ve her türlü hamd ü senânın yegâne mercii olan Rabbim bütün noksanlardan berîdir.
دُعَاءٌ لِقَبِيصَةَ بْنِ الْمُخَارِقِ الْهُذَلِيِّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ لِمُهِمَّاتِ الْأٰخِرَةِ: اَللّٰهُمَّ اهْدِنِـي مِنْ عِنْدِكَ، وَأَفِضْ عَلَيَّ مِنْ فَضْلِكَ، وَانْشُرْ عَلَيَّ مِنْ رَحْمَتِكَ، وَأَنْزِلْ عَلَيَّ مِنْ بَـرَكَاتِكَ❁
Hazreti Kabîsa İbnü’l-Mehârik El-Hüzelî’nin (r.a.) Ahiret Umûru İçin Okumuş Olduğu Bir Dua : Allahım! Nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin lütuflarla hidayetimi artır. Fazl u ihsanlarını üzerimden sağanak sağanak yağdır. Rahmetinle zâhir ve bâtın bütün latîfelerimi arındır ve bu muhtaç kuluna ihsan ettiğin nimetlerini, onları bereketlendirmek sûretiyle taçlandır! Amin!
دُعَاءُ أَهْلِ بَـيْتِ النَّبِيِّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُم : يَا مَنْ لَبِسَ الْعِزَّ وَتَرَدَّى بِـهِ، سُبْحَانَ مَنْ تَعَطَّفَ بِالْمَجْدِ وَتَـكَـرَّمَ، سُبْحَانَ مَنْ لَا يَـنْـبَـغِي التَّسْبِيحُ إِلَّا لَـهُ ، سُبْحَانَ مَنْ أَحْصَى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا بِعِلْمِهِ وَخَلْقِهِ وَقُدْرَتِهِ، سُـبْحَانَ ذِي الْعِزَّةِ وَالنِّعَمِ، سُـبْحَانَ ذِي الْقُدْرَةِ وَالْكَرَمِ، سُبْحَانَ ذِي الْمَنِّ وَالنِّعَمِ ❁ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِمَعَاقِدِ الْعِزِّ مِنْ عَرْشِكَ، وَمُنْـتَهَى الرَّحْمَةِ مِنْ كِتَابِكَ، وَبِاسْمِكَ الْأَعْظَمِ، وَجَدِّكَ الْأَعْلَى، وَكَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ الَّتِي تَمَّتْ صِدْقًا وَعَدْلًا، أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِ سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الطَّـيِّـبِـيـنَ الطَّاهِرِينَ، وَأَنْ تَجْمَعَ لِـي خَـيْـرَيِ الدُّنْـيَا وَالْأٰخِرَةِ بَعْدَ عُمْرٍ طَوِيلٍ ❁ اَللّٰهُمَّ أَنْتَ الْحَيُّ الْقَـيُّومُ، أَنْتَ هَدَيْـتَـنِـي وَأَنْتَ تُطْعِمُنِـي وَتَسْقِيـنِـي، وَأَنْتَ تُمِيتُـنِـي وَتُحْيِـيـنِـي، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ❁
Efendimiz’in Ehl-i Beytine Ait Dua: Ey izzet ridasını sadece Kendisi kuşanan Allahım! Seni bütün noksanlardan tesbih ü tenzih ederim. Kullarına hep şefkat ve keremle muamele eden ululuk sahibi, her türlü senaya layık Allah Sübhan’dır; bütün eksiklerden münezzeh, bütün kemâl vasıflarıyla muttasıftır. Tesbîh ü tenzih yalnız Kendisine mahsus olan Allah Sübhan’dır. İlmi, yaratması ve kudretiyle her bir şeyi tek tek sayıp ortaya koyan Allah Sübhan’dır. İzzet ve nimet sahibi Allah Sübhan’dır. Kudret ve kerem sahibi Allah Sübhan’dır. İhsan ve nimet sahibi Allah Sübhan’dır; bütün eksiklerden muallâ ve müberrâdır. Ey Yüceler Yücesi Allahım! Senin azametinin ilk tecellî ufku olan Arşının izzeti hürmetine, Yüce Kitabında yer alan sonsuz rahmetin, ism-i a’zamın, yüce şanın ve sıdk u adl itibariyle temâmiyetin remzi olan kelimelerin hürmetine Senden, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ehline salât ü selâm eylemeni ve hayırlı, uzun bir ömürle birlikte dünya ve âhiretin hayırlarını ve güzelliklerini bu muhtaç kulunda da bir araya getirmeni diliyorum. Allahım! Sen Hayy u Kayyûm’sun. Beni hidayete erdiren Sen, yediren Sen, içiren de Sensin. Murad buyurduğunda verdiğin can emanetini geriye alacak ve sonra ikinci bir diriliş lütfedecek olan da yine Sensin. Sen Merhametliler Merhametlisi’sin. Ne olur, lütf u kereminle dualarımı kabul buyur.
دُعَاءٌ لِسُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ رحمه اللّٰه لِلْغُفْرَانِ وَالسَّتْرِ : اَللّٰهُمَّ رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، وَإِلٰهَ كُلِّ شَيْءٍ، وَوَلِيَّ كُلِّ شَيْءٍ، وَخَالِقَ كُلِّ شَيْءٍ، وَقَاهِرَ كُلِّ شَيْءٍ، وَفَاطِرَ كُلِّ شَيْءٍ، وَمَالِكَ كُلِّ شَيْءٍ، وَعَالِمًا بِكُلِّ شَيْءٍ، وَحَاكِمًا عَلَى كُلِّ شَيْءٍ، وَقَادِرًا عَلَى كُلِّ شَيْءٍ، بِقُدْرَتِكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ، اِغْفِرْ لِي كُلَّ شَيْءٍ، وَهَبْ لِي كُلَّ شَيْءٍ، وَلَا تَسْأَلْنِي عَنْ شَيْءٍ، وَلَا تُحَاسِبْنِي بِشَيْءٍ❁
Büyük İmam Süfyan es-Sevrî’ye (r.h.) Ait, Günahların Örtülmesi ve Bağışlanması İçin Okunacak Bir Dua : Ey her şeyin Rabbi, her şeyin ilahı, her şeyin yaratıcısı, her şeyin sahibi, her şeye boyun eğdiren, her şeye varlık urbası giydiren, her şeyin mâliki, her şeyi bilen, her şeye hükmeden ve her dilediğini yerine getirmeye muktedir olan Rabbim! Sonsuz kudretin hakkı için bütün hata, kusur ve günahlarımı bağışlamanı, mevhibelerinle gönlümü âbâd etmeni, beni hesap gününde altından kalkamayacağım suallerle yüzyüze getirmemeni ve üstesinden gelemeyeceğim şekilde hesaba maruz bırakmamanı diliyorum. Ne olur Rabbim, bu aciz kulunu kapından eli boş, haybet ve hüsran içinde geri çevirme! Amin!
دُعَاءٌ لِـبُـزُرْكْوَارْ رحمه اللّٰه : يَا بَدِيعَ الْكَمَالِ، يَا عَظِيمَ الْجَلَالِ، يَا كَثِيرَ النَّوَالِ، يَا دَائِمَ الْوِصَالِ، يَا حَسَنَ الْفِعَالِ، يَا رَازِقَ الْعِبَادِ عَلَى كُلِّ حَالٍ، يَا بَدِيعًا بِلَا مِثَالٍ، يَا قَائِمًا بِلَا زَوَالٍ، يَا إِلٰهَ الْبَشَرِ، يَا عَظِيمَ الْخَطَرِ، يَا مُعِينَ الظَّفَرِ، يَا مَعْرُوفَ الْأَثَرِ، يَا اَللّٰهُ، يَا رَحْمٰنُ، يَا ﴿مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ❁ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ﴾، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِه۪ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ ❁ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
Büzürkvar’ın (k.s.) Bir Duası : Ey kemâlin bütün güzelliklerini cem’ eden Güzeller Güzeli! Ey celâliyle azamet Sultanı! Ey ihsanları bol keremkânî! Ey her yerde, her zaman hâzır ve nâzır olan! Ey bütün fiillerinde hep güzellikler ortaya koyan! Ey kullarını hiçbir halde rızıksız bırakmayan; günahlarına, isyanlarına rağmen onlara verdiği rızkı kesmeyen! Ey güzellikte eşi ve misli bulunmayan! Ey Kendisi için zevâl asla söz konusu olmayan; Yüce Zâtı hep kâim olan! Ey bütün beşeriyetin yegâne İlahı! Ey şanı yüce! Ey mü’min kullarına zafer için inayet eden! Ey kâinattaki eserleriyle ma’ruf olan! Ey Allah! Ey Rahman! Ey “din gününün yegâne Mâliki! Biz yalnız Sana ibadet eder ve yardımı sadece Senden isteriz.” Efendimiz, Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ü selâm eyle Allahım ve o salavât hürmetine dualarımızı dergâh-ı izzetinde kabul buyur.
DOKUZUNCU FASIL 
صَلَاةٌ لِلشَّيْخِ مُحَمَّدٍ الْمَدَنِـيِّ رحمه اللّٰه لِلشِّفَاءِ : اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا، وَعَافِـيَـةِ الْأَبْدَانِ وَشِفَائِهَا، وَنُورِ الْأَبْصَارِ وَضِيَائِهَا❁
Muhammed el-Medenî’ye (r.h.) Ait, Hastalıklardan Şifa Bulmak İçin Okunacak Bir Salât ü Selam : Allahım! Kalblerin tabibi ve devası, bedenlerin afiyet kaynağı ve şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ü selâm eyle.

 

قَصَائِدُ وَمُنَاجَاة

Münacât-ı Mudariyye

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

يَا رَبِّ إِنَّ ذُنُوبِي لَيْسَ تَـنْحَصِرُ وَهِمَّتِي عَنْ فِعَالِ الْخَيْرِ تَـقْتَصِرُ

Ey Rabbim! Muhakkak ki, günahlarım pek çok, hayr u hasenâttaki himmetim ise pek azdır.

فَامْحُ ذُنُوبًا بِهَا الْأَخْلَاقُ ضَايِقَةٌ وَفَرِّجِ الْهَمَّ رَبِّي أَنْتَ مُـقْـتَـدِرُ

Ey Rabbim! Sen Kudreti Sonsuzsun; ahlâkımı körelten bu günahlardan beni kurtar ve onların sebebiyet verdiği tasayı izale et.

يَا رَبِّ شَيْبٌ وَعَيْبٌ حَلَّ بِي فُجَئًا فِي غَفْلَةٍ لَمْ أَكُنْ لِلْمَوْتِ أَفْـتَـكِـرُ

Ey Rabbim! İhtiyarlık ve beraberindeki zaaflar, ölümü hiç düşünmediğim bir vakitte ansızın gelip beni gaflette yakaladılar.

يَا رَبِّ إِنَّ ذُنُوبِي سَوَّدَتْ صُحُفِي فَمَا تَـكُنْ حِيلَتِي فِيهِمْ إِذَا نُشِرُوا

Ey Rabbim! İşlediğim günahlar, amel defterimin sayfalarını simsiyah hâle getirdi. Yarın o sayfalar açılırsa, nice olur benim hâlim!

يَا رَبِّ إِنَّ ذُنُوبِي أَنْتَ تَعْلَمُهَا عَطَاكَ وَاسِعَةٌ وَالْعَبْدُ مُفْتَـقِرُ

Ey Rabbim! Günahlarımı ve onlar karşısında affına ne kadar muhtaç bulunduğumu Sen biliyorsun. Lakin inanıyorum ki, kulun ne kadar muhtaç olursa olsun, Senin ihsanın hepsini karşılayacak kadar geniştir.

يَا رَبِّ نَفْسِي وَشَيْطَانِي أَطَعْتُهُمَا فَمَا عَصَيْتُهُمَا وَالذَّنْبُ مُسْتَـتِـرُ

Ey Rabbim! Nefsime ve şeytana karşı gelmem gerekirken, ne acı ki, ben onlara uydum. Neticesi de, işte boynumda asılı kalan bu günahlar oldu.

يَا رَبِّ أَنْتَ غَنِيٌّ عَنْ عُقُوبَـتِنَا فَاغْفِرْ لَـنَا مَا جَنَاهُ السَّمْعُ وَالْبَصَرُ

Ey Rabbim! Bizi cezalandırmak Senin nihayetsiz hazinelerine bir şey katacak değildir. Sen Ğaniy-yi Mutlak’sın. Öyleyse ne olur, kulaklarımızdan, gözlerimizden (ve bütün âzalarımızdan) sâdır olan cinayet büyüklüğündeki o günahları mağfiret buyur.

أَنْعِمْ عَلَيْنَا بِجَنَّاتٍ لَهَا غُرَفٌ فِيهَا جَوَارٍ حِسَانٌ يَخْجَلُ الْقَمَرُ

Ey Rabbim! Karşılarında kamerin bile kendinden hacalet duyduğu müstesna dilberlerin ve yüksek kasırların bulunduğu Cennet’ine bizi de al.

وَقَدْ تَوَسَّلْتُ بِالْهَادِي الشَّفِيعِ لَـنَا مِنْ حَرِّ نَارِ لَظَى نَارٌ لَهَا شَرَرُ

Ey Rabbim! Hidayet Rehberi, Şefaat Sahibi Efendimiz’le tevessülde bulunup, alev alev yanan ve etrafa kıvılcımlar saçan Cehennem ateşinin hararetinden Sana sığındım, Sana sığınıyorum.

يَا رَبِّ هَبْ لِي وَهَبْ لِلْمُسْلِمِينَ رِضًا بِتَوْبَةٍ مِنْكَ لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ

Ey Rabbim! Bana ve bütün Müslümanlara, geride günahın zerresini bırakmayan bir tevbe ve o tevbeyle beraber hoşnutluğunu nasip et.

يَا رَبِّ صَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ شَافِعِنَا خَيْرِ الْبَرِيَّةِ مَنْ سَادَتْ بِه۪ مُضَرُ

Ey Rabbim! Şefaatkânımız, yaratılmışların en hayırlısı, Mudar’ın Kendisiyle siyadet ve şeref kazandığı Nebiy-yi Muhtar Efendimiz’e salât eyle.

وَالْأٰلِ وَالصَّحْبِ وَالْأَتْـبَاعِ جَامِعَةً كَانُوا مُعِيـنِي رَسُولِ اللهِ ذِي الْقَدْرِ

Ve Din-i Mübîn-i İslâm’ın neşrinde, O Şânı Yüce Resûl’e, bütün azm ü cehtleriyle yardımcı olan âl ve ashâbına Ya Rab!

İmam Bûsirî’nin Kasîde-i Mudariyyesi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

يَا رَبِّ صَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ مِنْ مُضَرِ وَالْأَنْبِيَا وَجَمِيعِ الرُّسْلِ مَا ذُكِرُوا

Ey Rabbim! Mudar’dan seçtiğin Mümtaz Nebî Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve bütün enbiya ve resûllere yüce isimleri anıldıkça salât eyle.

وَصَلِّ رَبِّ عَلَى الْهَادِي وَشِيعَتِهِ وَصَحْبِه۪ مَنْ لِطَيِّ الدِّينِ قَدْ نَشَرُوا

Salât eyle Rabbim, bütün insanlığın O Eşsiz Hidayet Rehberine ve Din’in i’lâsı için hayatlarını vakfeden âl ü ashâbına.

وَجَاهَدُوا مَعَهُ فِي اللهِ وَاجْتَهَدُوا وَهَـاجَـرُوا وَلَـــهُ أٰوَوْا وَقَدْ نَصَرُوا

Onlar ki, O Habîb-i Kibriya ile beraber Allah yolunda cihatta bulundular.. bütün cehtlerini ortaya koydular..hicret ettiler ve hicret edenlere kucak açıp eşi görülmemiş yardımlarıyla onları mesrûr eylediler.

وَبَيَّنُوا الْفَرْضَ وَالْمَسْنُونَ وَاعْتَصَبُوا لِلهِ وَاعْتَصَمُوا بِاللهِ فَانْتَصَرُوا

Din’in farzını ve sünnetini en güzel şekilde yine onlar beyan ettiler. Kavmiyetçilikten kurtulup Allah için omuz omuza verdiler. Allah’ın yüce dinine sımsıkı sarıldılar ve neticede O’nun nusretiyle muvaffak ve muzaffer oldular.

أَزْكَى صَلَاةٍ وَأَنْمَاهَا وَأَشْرَفَهَا يُعَطِّرُ الْكَوْنَ مِنْهَا نَشْرُهَا الْعَطِرُ

Etrafına yaydığı güzel kokular bütün kevn ü mekanları kaplayacak, en duru, en bereketli ve en yüce salât ile salât eyle.

مَعْبُوقَةً بِعَبِيقِ الْمِسْكِ زَاكِيَةً مِنْ طِيبِهَا أَرَجُ الرِّضْوَانِ يَـنْـتَشِرُ

Miske batırılmış olsun o salât ve onun kokusundan her bir tarafa Cennet bahçelerinin güzel kokusu yayılsın.

عَدَّ الْحَصَى وَالثَّرَى وَالرَّمْلِ يَـتْـبَعُهَا نَجْمُ السَّمَا وَنَـبَاتُ الْأَرْضِ وَالْمَدَرُ

Bütün taşlar, topraklar ve kum taneleri, ayrıca semadaki yıldızlar, arzdaki bitkiler ve kerpiçler sayısınca…

وَعَدَّ وَزْنِ مَثَاقِيلِ الْجِبَالِ كَمَا يَلِيهِ قَطْرُ جَمِيعِ الْمَاءِ وَالْمَطَرُ

Yine dağların ağırlıkları miktarınca, bütün suların ve yağmurların damlaları sayısınca…

وَعَدَّ مَا حَوَتِ الْأَشْجَارُ مِنْ وَرَقٍ وَكُلِّ حَرْفٍ غَدَا يُـتْلَى وَيُسْتَطَرُ

Topyekün ağaçların yaprakları sayısınca; okunup yazılan bütün harfler sayısınca…

وَالْوَحْشِ وَالطَّيْرِ وَالْأَسْمَاكِ مَعْ نَعَمٍ يَلِيهِمُ الْجِنُّ وَالْأَمْلَاكُ وَالْبَشَرُ

Geçmişte ve gelecekte ve şimdi, mevcut olan ve olacak ne kadar vahşi hayvan, kuş, deniz ve kara hayvanları varsa hepsi sayısınca; yine cinler, melekler, insanlar sayısınca…

وَالذَّرُّ وَالنَّمْلُ مَعْ جَمْعِ الْحُبُوبِ كَذَا وَالشَّعْرُ وَالصُّوفُ وَالْأَرْيَاشُ وَالْوَبَرُ

Zerreler, karıncalar, tahıl dâneleri, keçilerin üzerindeki kıllar, koyun, kuş ve develerdeki tüyler sayısınca…

ON’UNCU FASIL

وَمَا أَحَاطَ بِهِ الْعِلْمُ الْمُحيِطُ وَمَا جَرَى بِهِ الْقَلَمُ الْمَأْمُورُ وَالْقَدَرُ

Senin nihayetsiz ilminin kuşattıkları ve üzerinde kalem ve kaderin cereyan ettiği her şey sayısınca…

وَعَدَّ نَعْمَائِكَ اللَّاتِي مَنَنْتَ بِهَا عَلَى الْخَلَائِقِ مُذْ كَانُوا وَمُذْ حُشِرُوا

Ta en baştan haşre kadar mahlûkatına lutfettiğin ve edeceğin nimetlerin sayısınca…

وَعَدَّ مِقْدَارِهِ السَّامِي الَّذِي شَرُفَتْ بِهِ النَّبِيُّونَ وَالْأَمْلَاكُ وَافْتَخَرُوا

Nebîlerin kendisiyle müşerref olup meleklerin iftihar ettiği, Efendiler Efendisi’nin yüce makamının büyüklüğü ölçüsünde…

وَعَدَّ مَا كَانَ فِي الْأَكْوَانِ يَا سَنَدِي وَمَا يَكُونُ إِلَى أَنْ تُـبْعَثَ الصُّوَرُ

Ey Biricik Dayanağım, kâinatlarda bugüne kadar vukû bulmuş ve bundan sonra ba’s ü ba’de’l-mevte kadar vukû bulacak şeyler sayısınca…

فِي كُلِّ طَرْفَةِ عَيْنٍ يَطْرِفُونَ بِهَا أَهْلُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرَضِينَ أَوْ يَذَرُوا

Göklerin ve yerlerin bütün sakinleri her göz açıp kapadıklarında…

مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرَضِينَ مَعْ جَبَلٍ وَالْفَرْشِ وَالْعَرْشِ وَالْكُرْسِيْ وَمَا حَصَرُوا

Semavat u arz, dağlar, ferş, Arş, Kürsî dolusunca ve bunların ihata ettikleri şeyler sayısınca…

مَا أَعْدَمَ اللهُ مَوْجُودًا وَأَوْجَدَ مَعْ دُومًا صَلَاةً دَوَامًا لَيْسَ تَـنْحَصِرُ

Yüceler Yücesi Cenab-ı Allah mevcûdu ma’dûm, ma’dûmu da mevcut kıldığı müddetçe; devamlı ve sayılamayacak kadar çok salât ile…

تَسْتَغْرِقُ الْعَدَّ مَعْ جَمْعِ الدُّهُورِ كَمَا تُحِيطُ بِالْحَدِّ لَا تُـبْقِي وَلَا تَذَرُ

Bütün zamanlarda, bütün sayıları içine alacak ve topyekün sınırları kuşatacak, geride hiçbir sayı ve sınır bırakmayacak kadar çok salât ile…

لَا غَايَةً وَانْتِهَاءً يَا عَظِيمُ لَهَا وَلَا لَهَا أَمَدٌ يُقْضَى فَـيُعْـتَـبَرُ

Ey Yüceler Yücesi Allahım! Bir sonu, bir nihayeti olmayan, bitmeden hep devam eden, devam ettiği için de sayısı takdir edilemeyecek kadar çok olan salât ile…

وَعَدَّ أَضْعَافِ مَا قَدْ مَرَّ مِنْ عَدَدٍ مَعْ ضِعْفِ أَضْعَافِه۪ يَا مَنْ لَهُ الْقَدَرُ

Ey her şeyin kaderini kudret elinde tutan Rabbim! Bütün bu sayılanların katı ve onun da katları adedince…

كَمَا تُحِبُّ وَتَرْضَى سَيِّدِي وَكَمَا أَمَرْتَنَا أَنْ نُصَلِّي أَنْتَ مُقْتَدِرُ

Ey Seyyidler Seyyidi Rabbim! Sevip hoşnut olduğun ve bize yapmamızı emrettiğin şekilde âlemlere rahmet olarak gönderdiğin O Sevgili Elçi’ne salât eyle; eyle ki Senin sonsuz gücün her şeye yeter.

مَعَ السَّلَامِ كَمَا قَدْ مَـرَّ مِنْ عَدَدٍ رَبِّ وَضَاعِفْهُمَا وَالْفَضْلُ مُنْـتَشِرُ

Ve bir de selâm eyle O Şânı Yüce Resûl’e Allahım; geçen bütün sayılar ve onların katları adedince selâm eyle; eyle ki Senin fazlın nihayetsizdir.

وَكُلُّ ذٰلِكَ مَضْرُوبٌ بِحَقِّكَ فِي أَنْفَاسِ خَلْقِكَ إِنْ قَلُّوا وَإِنْ كَـثُرُوا

Senin yüce hakkın için Rabbim, bütün bu sayıların Senin geçmiş-gelecek bütün mahlûkatının nefesleri sayısıyla çarpımından çıkacak sonuç kadar O Efendiler Efendisi’ne salât ve selâm eyle.

يَا رَبِّ وَاغْفِرْ لِقَارِيهَا وَسَامِعِهَا وَالْمُسْلِمِينَ جَمِيعًا أَيْنَمَا حَضَرُوا

Ey Rabbim! Bu salât ü selâmı okuyanlara, dinleyenlere ve nerede, ne zaman bulunurlarsa bulunsunlar bütün Müslümanlara…

وَوَالِدِينَا وَأَهْلِينَا وَجِيرَتِنَا وَكُلُّنَا سَيِّدِي لِلْعَفْوِ مُفْتَـقِرُ

Ve anne-babamıza, ailemize, komşularımıza affınla muamele eyle ve mağfiretinin lezzetini duyur; duyur ki, ey Seyyidler Seyyidi, biz hepimiz Senin affına muhtaç gedalarınız.

وَقَدْ أَتَيْتُ ذُنُوبًا لَا عِدَادَ لَهَا لٰكِنَّ عَفْوَكَ لَا يُـبْـقِي وَلَا يَـذَرُ

Ben sayılamayacak kadar çok günahla Senin huzuruna geldim Allahım! Fakat bilirim ki, Senin affın geride hiçbir günah bırakmayacak kadar geniş ve engindir.

وَالْهَمُّ عَنْ كُلِّ مَا أَبْغِيهِ أَشْغَلَنِي وَقَدْ أَتَى خَاضِعًا وَالْقَلْبُ مُنْـكَـسِرُ

Gam ve kederlerim beni arzu ve hedeflerimden hep alıkoydular. Ben de boynum bükük, kalbim kırık Senin dergâh-ı izzetine iltica ettim.

أَرْجُوكَ يَا رَبِّ فِي الدَّارَيْنِ تَرْحَمُنَا بِجَاهِ مَنْ فِي يَدَيْهِ سَبَّحَ الْحَجَرُ

Ey Rabbim! Senden, mübarek avuçlarının içinde taşların tesbihe durduğu Efendiler Efendisi hatırına, her iki cihanda biz muhtaç kullarına hep rahmet ve re’fetinle muamele etmeni diliyorum.

يَا رَبِّ أَعْظِمْ لَـنَا أَجْرًا وَمَغْفِرَةً فَإِنَّ جُودَكَ بَحْرٌ لَيْسَ يَنْحَصِرُ

Ey Yüce Rabbim! Hakkımızda takdir buyurduğun ecrini çoğalttıkça çoğalt ve mağfiretini artırdıkça artır. Hiç şüphesiz Senin cömertlik denizin bir bahr-i bî-pâyandır; sâhili olmayan bir ummandır.

وَاقْضِ دُيُونًا لَهَا الْأَخْلَاقُ ضَائِقَةٌ وَفَرِّجِ الْكَرْبَ عَنَّا أَنْتَ مُقْتَدِرُ

Allahım! Gönlümüze darlık, ruhumuza ızdırap veren borç yüklerinden bizi âzâde eyle ve lutfedeceğin fereç ve mahreçlerle bizi tasalarımızdan kurtar; kurtar ki Sen gücü her şeye yeten Kâdir-i Mutlak’sın.

وَكُنْ لَطِيفًا بِنَا فِي كُلِّ نَازِلَةٍ لُطْفًا جَمِيلًا بِهِ الْأَهْوَالُ تَـنْحَسِرُ

Başımıza gelen bela ve musibetler karşısında bizi en güzel lütuflarınla sevindir; öyle sevindir ki Allahım, o sıkıntılar en kısa sürede, en kolay şekilde kaybolup gitsin.

بِالْمُصْطَفَى الْمُجْتَبَى خَيْرِ الْأَنَامِ وَمَنْ جَلَالَةً نَزَلَتْ فِي مَدْحِهِ السُّوَرُ

Hayru’l-Enâm olan ve şanını yüceltmek için hakkında sureler inen Hazreti Mustafa ve Mücteba hürmetine bize lütufta bulun.

ثُمَّ الصَّلَاةُ عَلَى الْمُخْتَارِ مَا طَلَعَتْ شَمْسُ النَّهَارِ وَمَا قَدْ شَعْشَعَ الْقَمَرُ

Yine, Güneş doğmaya devam ettiği, Ay şualarıyla etrafını aydınlatmayı sürdürdüğü müddetçe O Nebiy-yi Muhtar’a salât eyle.

ثُمَّ الرِّضَى عَنْ أَبِي بَكْرٍ خَلِيفَتِهِ مَنْ قَامَ مِنْ بَعْدِه۪ لِلدِّينِ يَـنْـتَصِرُ

Sonra, Din’in i’lâsı için ona en güzel şekilde omuz veren Allah Resûlü’nün ilk halifesi Hazreti Ebû Bekir’den (radıyallahu anh) razı ol.

وَعَنْ أَبِي حَفْصٍ الْفَارُوقِ صَاحِبِهِ مَنْ قَوْلُهُ الْفَصْلُ فِي أَحْكَامِه۪ عُمَرُ

Hükümlerinde en güzel kararı verip kavl-i faslı ortaya koyan, Resûlullah’ın güzide arkadaşı Ebû Hafs Ömer el-Fâruk’tan (radıyallahu anh) da razı ve hoşnut ol.

وَجُدْ لِعُثْمَانَ ذِي النُّورَيْنِ مَنْ كَمُلَتْ لَهُ الْمَحَاسِنُ فِي الدَّارَيْنِ وَالظَّفَرُ

Her iki dünyanın güzelliklerini kemâl ölçüsünde kendisinde toplamış olan Hazreti Osman Zü’n-nûreyn’e (radıyallahu anh) de bol bol ihsanda bulun.

كَذَا عَلِيٌّ مَعَ ابْنَيْهِ وَأُمِّهِمَا أَهْلُ الْعَبَاءِ كَمَا قَدْ جَاءَنَا الْخَبَرُ

Yine ehl-i abâ payesiyle serfiraz oldukları hadîs-i şerifle bildirilen Hazreti Ali’ye, iki oğluna ve onların annelerine de lütuflarını bol bol bahşet.

سَعْدٌ سَعِيدُ ابْنُ عَوْفٍ طَلْحَةٌ وَأَبُو عُبَيْدَةٍ وَزُبَيْرٌ سَادَةٌ غُرَرُ

Yine her biri bir seyyid ve nûrânî rehber olan Sa’d, Saîd, İbn Avf, Talha, Ebû Ubeyde, Zübeyr’e de ihsanlarını çok eyle.

وَحَمْزَةٌ وَكَذَا الْعَبَّاسُ سَيِّدُنَا وَنَجْلُهُ الْحَبْرُ مَنْ زَالَتْ بِهِ الْغِيَرُ

Aynı şekilde efendilerimiz Hazreti Hamza, Hazreti Abbas ve onun Habru’l-Ümme/Ümmetin Âlimi olan ve kendisiyle en azametli zorlukların zâil olduğu oğlu Abdullah ibn Abbas’dan (radıyallahu anhum) razı ve hoşnut ol.

وَالْأٰلُ وَالصَّحْبُ وَالْأَتْـبَاعُ قَاطِبَةً مَا جَنَّ لَيْلُ الدَّيَاجِي أَوْ بَدَا السَّحَرُ

Ve bütün âl ve ashâbdan, tâbiînin hepsinden, gece karanlığıyla her şeyin üzerini örtmeye, gündüz de ışığıyla gelip o örtüyü kaldırmaya devam ettiği müddetçe razı ol ve hepsine bol bol ihsanda bulun.

-Yakaran Gönüller-

Bu yazı 680 kez okundu