•Miraç Kandili duası ve Salât-ı Mi’raciyye

Miraç Kandili duası.. (***)

 أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Ey Bizleri varlığa erdiren.. Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran Güzeller Güzeli Rabbimiz! Sana sonsuz hamd ü senalar olsun. Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz’e Sonsuz salât ü selam olsun. Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:

YA İLAHEL-ALEMİN! Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs’ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. İcabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!

EY ÇARESİZLER ÇARESİ! Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur. Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vet-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. Müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. İbadet ü tâat kültür televvünlü.. Duygular, düşünceler fantezilere emanet.. Mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya Rabbi!

YA RAB! Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN! Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN! Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep ‘Gelin, gelin’ diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur ‘Biz de geldik’ diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi! Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. Ya Rabbi lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle.. Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi! Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle.. Niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ! Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış… İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.

EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI! Şu mübarek gecede binler, yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve “Biz geldik” diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.

EY YÜCELER YÜCESİ! Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves; sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm, basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre… Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.

EY RAB! Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. Yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet “sayyâd-ı bîinsaf”ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı’nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü’l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu. Bütün bunlara rağmen ya Rab! Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs’atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi! Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş’esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.

EY RAB! Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.

EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI! Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz. Ey Yüceler Yücesi! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!..

Amin amin amin.. Velhamdü lillahi Rabbil aleminel-fatiha

Peygamber Efendimiz’in Zât-ı Mahmûdiyyesi Üzerine Salât-ı Mi’raciyye

Üstad’ın ifadesiyle ona ulaşmada en önemli vesilelerden biri, “Bismillahirrahmânirrahîm” diğeri de Allah Resûlü’ne salât ü selâm okumaktır. (Lem’alar (14.Lem’a, 2. Makam). Geçenlerde, bir arkadaşımız da rüyasında, salât ü selâmların, hey’etin üzerine gelen bombardıman ve kurşun yağmurlarını bozguna uğrattığını görmüştü. (Evrâd u Ezkâr/Kırık Testi-1)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

ALLAH’IM! Nurundan bütün nurların fışkırdığı, cihanların nurlandığı, varlığın çehresindeki zâhirî sis ve dumanların silindiği.. sırrından bütün sırların saçıldığı.. ilahî esrâr hazinelerinin anahtarını elinde tutan.. hakâikin Kendisiyle ortaya çıktığı.. esrâr-ı ulûhiyetin bütün vuzuhuyla Kendisiyle bilinir olduğu.. yine Kendisiyle ilimlerin Hâlık-ı Zülcemâl’den mahlûkata nüzûl ettiği, Âdem nebîye icmalen bildirilen her şeyin Kendisiyle tam tafsile ulaştığı.. Senin, Yüce Zâtınla mahlûkatın arasında gayeye yakın vasıta kıldığın.. O’nun yolundan Sana gelenlerin Senin rahmetinle felaha erdiği.. O’na itaati Kendine itaat kabul ettiğin.. Peygamber yolundan yüz çevirenlerin Senin gazabının mahkumu olduğu.. Zâtını, Zâtî teveccühlerine kıble nasbettiğin.. esmâ ve sıfâtının tecellilerini kâbesi kıldığın.. bir mucizeyle, gecenin bir vaktinde, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede, beden-i mükerremini, Mescid-i Haram-ı A’zam’dan, Mescid-i Aksa-yı Muazzam’a götürdüğün.. semavât ve arşı, mübarek ayaklarının altına serdiğin.. bu seyahati gidip tâ Sidre-i Müntehâ’ya dayanan ve oradan “Kâbe Kavseyni ev Ednâ” mertebesine terakkî eden.. halâ ve melânın olmadığı, imkan-vücub arası sözcüğüyle ifade edebileceğimiz o noktada gözü Seninle aydın olan.. “gözü kaymadı, asla şaşmadı/şaşırmadı ve haddini aşmadı” beyan-ı mübecceliyle taltif buyurduğun.. orada Senin en büyük burhanlarını müşahede ettirdiğin.. sabah ve akşam gibi kayıtların olmadığı o noktada, Senin vücudunla itmi’nan üstü itmi’nana ulaşan.. sonra beş vakit namaz gibi eşsiz bir hediyeyle ümmetinin arasına yeniden gönderdiğin.. O’nun vasıtasıyla kullarına hediye ettiğin o namazı ve özellikle namaz içindeki secdeyi Kendine en büyük yakınlık vesilesi saydığın.. nafile namazlarla bile huzuruna gelenleri muhabbetine mazhar kılacağını ifade buyurduğun.. -hele farzlar, hele farzlar-.. evvel ve âhirin hulâsası.. bâtın ve zâhirin ihatası.. taayyünü bütün varlığın ilki ve öncüsü, varlığı bir ilk nur ve nüve, Hazreti Zât’ın ilk mir’ât-ı mücellâsı.. cismi ve sıfatlarıyla varlığın sonuncusu ve meyvesi, gaybın son habercisi.. bir yönüyle ilk ve Hakk’a en yakın, diğer yönüyle de son, fakat en emin bir kurbet rehberi.. evvelden evvel ilk nur O’nun nuru, son ışık tufanı ise O’nun hâricî âlemdeki zuhuru olan.. şeriatı ve elindeki mesajıyla zâhir, apaçık bir burhan.. derûnundaki hakikatiyle bir bâtın.. yarattıkları içerisinde Rabbinin kelâmını vasıtasız duyma, cemâlini hicapsız görme payesiyle serfiraz olan müstesna nebî… Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm eyle.

ALLAH’IM! Benim O, İnsanlığın İftihar Tablosu’na vuslatıma vesile olacak, O en yüce kâmet ile ümmetinin bir ferdi olarak aramda bir münasebet, bir bağ kuracak bir sâlât ile Efendimiz’e salât eyle. Eyle ki, O, Senin insanlığa mücessem rahmet hediyendir, sonsuz nurundur. İnayet ve ihtimamının göz bebeği O’dur. Sana yakınlıkta O’ndan daha önde bir kimse yoktur. Bu salât ü selâm vesilesiyle, O Nebîler Serveri’ni bana hakkıyla tanıt Allahım; tanıt ki, O’nun hakkını tam îfâ edebileyim. Beni O’nun kudsî mesajlarına sımsıkı sarılan kullarından eyle. O salât ü selâmla, Efendimiz’in Senin nezdindeki hakikat-i zâtiyesini bana apaçık göster. Ne olur Allahım! O’nun, Senin nezdindeki şefaatinden beni mahrum bırakma. Ya Rabbî! Kupkuru çölleri nefesiyle cennete çeviren O şanı yüce Nebînin havzından, bir daha susamayacak şekilde içmeyi bana müyesser kıl. Bunları Senin fazl u kereminden dileniyorum Allahım; lütfen ve keremen, beni kapından boş geri çevirme.

ALLAH’IM! Arzda Senin kayyûmiyetinle insanların arasında bulunan.. semavat ve arşın ötesinde, başka hiç kimseye müyesser olmayan bir noktada Seninle mülâkî olan.. Senin gayb-ı Zâtındaki gizli cevher.. esmâ ve sıfât deryasının müstesna ve mûtena incisi.. yine Senin kayyûmiyetinle bütün ins ve cinnin davetçisi.. Kendisine Senin emir ve nehiylerini kullarına açıklaması ve onların Seni tanıyıp bilmelerine, Senin marifetine ermelerine ve Sana hakkıyla ibadet ü taatta bulunmalarına vesile olması için Yüce Kur’ân’ı indirdiğin.. başkalarından gizlediğin sırr-ı rubûbiyetini Kendisiyle izhar ettiğin.. esma ve sıfât tecellîleriyle kâim.. ezelin bize paha biçilmez armağanı.. ebedlerin bağbânı.. Senin, mahlûkatına O’nun nazarıyla baktığın biricik nazargâhın.. bütün âlemlere gönderdiğin mücessem rahmetin.. Senin sevgi gölgen altında olan insan-ı kâmillerin en kâmili.. muhabbet-i İlâhiyenin en parlak aynası, mir’ât-ı mücellâsı.. kulların arasında Seni en iyi bilip tanıyan.. sultan-ı “levlâk”, “Levlâke lemâ halaktü’l-eflâk. (Sen olmasaydın, şu âlemleri yaratmazdım)” kudsî beyanının biricik muhatabı.. kullarını biraraya cem’ ettiğin mahşer gününde livâü’l-hamd ile müsemma sancağın sahibi.. huzurunla müşerref olan yegâne kulun olması itibariyle kitabındaki künhü nâkâbil-i idrak hakikatlerin müfessiri.. zalimlerin, Senin, O’na vahyettiğin kelâmını işittikleri zaman öfkelerinden parmaklarını ısırdıkları.. Sana ve Senin emrinle O Kutlu Elçi’ne itaat eden müminlerin ise, o vahy-i İlahîyi dinlediklerinde pek çok sevindikleri.. O’ndan yüz çevirenlere celâlinle, Senin için O’na ittiba edenlere de cemâlinle muamele edeceğin İnsanlığın İftihar Tablosu Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâm eyle.

ALLAH’IM! Bu salât ü selâm hürmetine bana nur ile hidayet lutfet. Senin şanı yüce nebîne iktidâ hususunda, O’nun hakkı olan edebi gözetmeye beni muvaffak kıl. Hep kötü düşünce ve amelleri emredip duran nefs-i emmâremin ve beni Senden uzaklaştıran her şeyin şerrinden Sana sığınıyorum Allahım! Efendimiz’e olan salât ve selâmlar hürmetine, Senden, nefsimi Senin razı olmadığın şüphelerden, Senden uzaklaştıran kötü huylardan ve Sana vuslata mâni olan gafletlerden ve nefsânî hazlardan tamamen arındırmanı diliyorum. EY YÜCE RABBİM! Beni her halimde Sana itaat eden bir kul eyle, eyle ki, Sana ibadetin hakkını vermeye muvaffak olabileyim. ALLAH’IM! Bütün varlığımı Sende fâni kıl. Senin maiyetinde kendi varlığımı hissederek beni yokluğa maruz bırakma. Zira isneyniyette in’idam, Senin sonsuz lütuflarından mahrumiyetten başka bir şey değildir. Bu salât hürmetine gizli ve sürpriz hazinelerini keşfetmeyi benim için kolaylaştır. Ayıplarımı setret. Günahlarımı bağışla. Kırık-döküklerimi tamir buyur. Yaralı ve mahzun gönlümü sarıp sarmala.

Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”

Ey Merhametliler Merhametlisi Allahım! Ne olur, bana rahmetinle muamele buyur! Ey Yüce Rabbim! Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelüssalavât ve etemmütteslîmât) Efendimiz’e, âl ve ashâbına, nuru yeryüzünü ve gökkubbeyi dolduracak bir salât ile, mahlûkatın adedince, onların hepsinin nefesleri, lafızları ve kelimeleri adedince, yine masnûatın sayısınca, semavat ve arz sakinleri sayısınca, onların nefesleri, lafızları, kelimeleri ve dilleri sayısınca, ayrıca bunların sonsuzla çarpımından ortaya çıkan sonuç sayısınca salât ve selâm eyle. “Selâm bütün elçilere ve hamd ü sena Âlemlerin Rabbi Allah’a.” Âmîn, ya Muîn!

el-Kulûbüddâria / Yakaran Gönüller

Bu yazı 71 kez okundu