Mumcunun Faresi

Mumcu Sabih Efendi [Sadri Ertem (1898-1943)] atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu. Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı. Dedesi mum kralı idi. Babası kendisinden daha zengindi. Sabih Efendi ise şimdi fakir. Çünkü elektrik, havagazı, petrol kullanımı arttıkça Sabih Efendi’nin mum satışları azaldıkça azal­dı. Sabih Efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkânda­ki cümbüşü başladı. Fareler bir yandan oynaşmaya diğer yandan mumları kemirmeye devam ettiler. Bekçi Sarman gelince çil yav­rusu gibi dağılmak zorunda kaldılar. Bunların içinden genç bir fare komşu duvarını aşarak yürü­dü, yürüdü nihayet elektrik dairesine girdi. Her taraf kablolarla doluydu. Başladı kemirmeye. Kemirdikçe hoşuna gitti, hoşuna gittikçe kemirdî. Birdenbire Beyazit’ten Fatih’e kadar her yerin elektriği kesildi. Bir Ramazan gecesiydi. Herkes “Mum, mum!” diyerek sokağa fırladı. Mum bir anda büyük çölde bir bardak su gibi kıymetlendi. Sabih Efendi’yi evin­den çağırdılar. Dükkânının önünde uzun kuyruklar oluştu. Dük­kânda on senedir satılmayan mumlar, yarım saatte tükendi. Sabih Efendi’nin keyfine diyecek yoktu. “Garip kuşun yuvasını Allah yapar.” diye söylendi ve akşam üstü dükkânı kaparken unuttuğu fare kapanlarını kurdu, kepenkleri indirip gitti. Sabahleyin, dükkânı açtığında o genç fareyi, ağzında kablo ve kauçuk kırıntıları dolu olarak kapana yakalanmış buldu. “Bir düşmandan kurtuldum.” diye sevindi.

Nüktenin Hissesi:

“Şu dünyada nice insan ve toplum vardır ki, bu mum­cunun faresi gibidir”. Bu cümleler birçok insanın veya toplumun, değişimi tetikleyen unsurları ya anlayamadığını ya da onlara haksız yere düşmanlık beslediğini ifade eden enfes bir sözdür anlayana. Tıpkı farenin, istemeden de olsa Sabih Efendi’nin kurtarıcısı olmasına rağmen, onun tarafından yok edilmesi gibi. Bazı insanlar veya olaylar, farkında olmadan büyük değişimlere yol açar, ancak bu değişimlerin arkasındaki mekanizmayı veya kendi rollerini anlayamazlar. Onlar, tıpkı farenin elektrik kablolarını sadece içgüdüsel olarak kemirmesi gibi, büyük sonuçlar doğuracak eylemleri bilinçsizce gerçekleştirirler. Toplumların veya Fertlerin, kendilerine fayda sağlayan, hatta bir krizi fırsata çeviren unsurlara karşı bile nasıl nankörlük edebileceğini ve olayları yüzeysel algılayabileceğini gösterir. Hasılı bu nükte İnsanların ve toplumların kendi gerçek “düşmanlarını” veya “dostlarını” doğru tanımlayamadıkları, anlık çıkarların veya korkuların nasıl yanıltıcı olabileceği konusunda önemli bir ders verir.

Bu yazı 21 kez okundu