Niyetlere Göre Muamele

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah bir kavme azap indirdi mi, o azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (kıyamet gününde) herkes niyetlerine [ve amellerine] göre diriltilirler.” [Buhârî, Fiten 19; Müslim, Sıfatu’l-Cenne 84]

Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm), bu hadislerinde yaptıkları kötülükler sebebiyle, bir kavme İlâhî ceza geldiği takdirde, iyilerin bu cezadan hariç kalmayacaklarını, dünyevî azaba, kötülerle birlikte aynen iştirak edeceklerini; ancak ahirette, iyilerin dünyadaki niyet ve amellerine uygun olarak hayır üzere diriltileceklerini, iyiliklerinin zayi olmayacağını belirtmektedir. Bazı rivayetlerde “niyetleri üzere” denilirken, bazılarında “amelleri üzere” denmiştir. Keza “amelleri ve niyetleri üzere” şeklinde her ikisini zikreden rivayet de mevcuttur. İyilere isabet eden ceza, onların günahlarına bir keffaret, derecelerine bir yükselme vesilesi olacaktır.

Beyhakî’nin Şuabu’l-İman’da kaydettiği bir rivayet bu bahsi biraz daha açmaktadır:

Yeryüzünde kötülük zuhûr etti mi Allah içlerine belasını indirir.” “Ey Allah’ın Resûlü! İçlerinde ibadet ehli olduğu halde mi?” denildi de, “Evet! Ancak bilahere Allah’ın rahmetine göre diriltilirler” buyurdu.” Zeyneb Bintu Cahş’tan gelen bir rivayet, cemiyette kötülüklerin galebe çalıp alenen işlenmeye başlanması durumunda İlahî cezanın geleceği belirtilir: “Ey Allah’ın Resûlü, aramızda sâlih kişiler olduğu halde helak mı olacağız?” diye sorunca: “Evet! Kötülükler çoğalınca!” cevabını alır. Bu hususu te’yîd eden bir diğer rivayet Sıddık radıyallahu anh’tan gelmiştir: Anlattığına göre Aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle buyurduğunu işitmiştir: “İnsanlar kötülüğü görünce müdahale edip düzeltmezlerse, Allah’ın, hepsini kuşatacak umumî bir ceza göndermesi yakındır.”

Müslim’de gelen bir rivayette Aleyhissalâtu vesselâm buyurmuştur ki: “Şaşılacak şey! Hakikaten ümmetimden bir kısım insanlar Kureyş’ten Beyt’e sığınmış bir adam için, Beyt’e doğru hareket ederler. Çöle vardıklarında bunlar yere batırılacaklardır.”

Hz. Aişe der ki: “Ey Allah’ın Resûlü dedik, yol bazan farklı insanları biraraya getirir!” “Evet buyurdular, onların arasında kasıtlısı, mecbur edileni, yolcusu var. Hepsi de toptan helak olurlar, ancak muhtelif yerlerden çıkarlar, Allah herbirini niyetine göre diriltir.”

Alimler, bu hadislerden hareketle ölümde iştirakin sevap ve ikâbda da iştiraki gerektirmediği, Allah’ın gazabına uğramış milletler içerisinde sâlihlerin de bulunabileceği hükmünü çıkarmışlardır.

İbnu Ebî Cemre, iyilere de musibetin gelişini, “onların emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münkerden geri kalışlarına ceza” olarak yorumlar. Ve devamla: “Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münkerde bulunanlar hakiki mü’minlerdir. Allah onlara azab göndermez, bilakis onlar sebebiyle azabı defeder” der. İbnu Ebî Cemre’nin bu görüşünü  “Ahalisi zulme sapmadıkça hiçbir memleketi biz helâk etmeyiz” (Kasas 59) ve keza: “Halbuki sen içlerinde olduğun halde onlara azab edecek değildir. Onlar bağışlanmalarını ister oldukları halde de Allah onlara azab edecek değildir” (Enfâl 33) gibi âyetler te’yid eder. Diğer taraftan, münkerden men etmeyenlere de azabın şâmil olacağını te’yîd eden âyetler de mevcuttur“Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın” (Nisa 140).

Şu halde böylesi insanlarla oturmak nefsi tehlikeye atmak olacağından, küffârdan kaçmak meşru addedilmiştir. Bu emir, küffârın söz ve fiillerinden rahatsız olanlar içindir. Onlara yardımcı olan, onlardan razı olan, artık onlardan biri olmuştur. Sadedinde olduğumuz hadiste, kötülüklere seyirci kalıp men etmeyenleri korkutma vardır. Seyirci kalmanın ötesinde, birkısım şahsi mütâlaalar, temelsiz yorumlar ve dünyevî menfaat hesaplarıyla zâlimlere ve kötülere müdâhanede bulunanların, kötülüklere kılıf uydurup razı ve hatta yardımcı olanların hali ne olur? Cenab-ı Hak mü’minleri böylesi fitnelerden siyânet buyursun!

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/116-117

Bu yazı 23 kez okundu