İbn Abbas, Mescid-i Nebevî’de itikaf yapıyordu. Biri geldi, ona selam verdi ve oturdu.
İbn Abbas, adama şöyle dedi: “Ey filân! Seni çok üzgün ve sıkıntılı görüyorum.”
Adam: “Evet, doğrudur. Filân adamın benim üzerinde velâ hakkı vardı; beni, belirli bir bedel karşılığında kölelikten hürriyete kavuşturmuştu. Benim ise, şu kabirde yatan zatın hürmetine yemin ederim ki, onun benden alacağını ödeme gücüm yok.” dedi.
İbn Abbas: “Senin için onunla konuşayım mı?” diye sordu.
Adam da, “Sen bilirsin, istersen konuş.” dedi.
İbn Abbas, terliklerini ayağına geçirdi ve mescitten çıktı.
Adam dedi ki: “İtikafta olduğunu unuttun mu yoksa?”
İbn Abbas: “Hayır, unutmadım. Ancak, bu kabrin sahibi Efendimizin: ‘Kim bir Müslüman kardeşinin işi için koşturur ve ihtiyacını görürse, ona on yıl itikaf etmekten daha büyük mükâfat vardır. Kim Allah rızası için bir gün itikafta kalırsa, Allah, onunla cehennem arasına, güneşin doğduğu yer ile battığı yer arasındaki mesafeden daha geniş olan üç hendek koyar.’ dediğini duymuştum.” (Münzirî, et-Tergîb, 2/96)
Muhtasar Hayâtu-s-Sahâbe