Bu Bölümde On Fasıl Vardır
Arapça metinlerin altına meali eklenmiştir
BİRİNCİ FASIL
Muhyiddîn İbn Arabî (k.s.) Hazretlerinin Haftalık Gece Virdleri
Pazar Gecesi Virdi
أَسْـتَعِيذُ بِاللهِ مِنْ كَـيْـدِ الرَّجِيمِ
بِـسْـمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey Yüce ALLAH’IM! Her şahidin gaybını muhît olan ve bütün zâhirlerin bâtınında mutlak tasarrufta bulunan yalnız Sensin. Alınların, huzurunda secdeye vardığı Yüce ve Kerîm Zâtın ve karşısında gözlerin kamaştığı nurun hakkı için Senden, yüzümü mâsivâ hesabına her şeyden çevirecek bir hidayetle beni Senin sırat-ı hâssına iletmeni diliyorum. Sen Hayy-ı Mutlak, ben ise bir abd-i mukayyedim. Senden başka bir ilah yoktur. İLÂHÎ! Düşmanlıkla oturup kalkan zalimleri kahretmek ve cebbâr zorbaları zapt u rapt altına almak Senin şanındandır. Esmâ-i kahriyenin izzetinden, bana kötülük yapmak isteyenleri engelleyecek, haddini aşan bâğîlere karşı bana yetecek ve onunla zalimlerin kökünü kesebileceğim bir medet, bir yardım dileniyorum Senden.
ALLAH’IM! Bütün kötü ve çirkin huylardan arınacak şekilde beni nefsime mâlik eyle. Ey HÂDÎ! Beni Sana, Sana gelen yola hidayet eyle. Eyle ki, her şey mutlaka Sana döner ve Sen her şeyi ilmin ve kudretinle ihata edersin.
وَهُوَ الْقَاهِرُ فَـوْقَ عِبَادِهِ ، وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ
Meal: [“O, kullarının üstünde hükmünü yürüten mutlak hükümrandır, her işi tam hikmetle yapar ve her şeyden haberdardır.”]
İLÂHÎ! Her nefis üzerinde Kâim, maddî ve manevî, görünen ve görünmeyen her şey üzerinde Kayyûm yine Sensin. Her şeyi kudretinle Kendi hükmüne râm eyler, ilminle onun kaderini tayin edersin. Kudret de, kahr u hâkimiyet de yalnız Sana aittir. Halk da, emir de, yaratmak da, hükmetmek de Senin elindedir. Sen her şeye yakınlardan yakın ve her şeyi ihata edensin. İLÂHÎ! Esmâ-i kahriyenden benim kalbî ve bedenî kuvvetimi takviye edecek bir yardım diliyorum; diliyorum ki, kötülük dokundurmak maksadıyla karşıma çıkan fâsit kalbli insanlar mağlûp olarak gerisin geriye dönmek zorunda kalsınlar. ALLAH’IM! Senden nâtık bir lisan, sâdık bir söz, kifayetli bir anlayış, müdrik bir sır, duyarlı bir kalb, âkil bir akıl, aydınlık, nûrânî bir fikir, keskin bir bakış, köpürüp duran bir şevk, muhrik/yakıcı bir iştiyak ve sarıp kuşatan bir vecd istiyorum. Yine muktedir bir el, kâhir bir kuvvet, koruyan bir göz, mutmain bir nefis ve itaatte gevşeklik ve bıkkınlığa düşmeyen âzâlar istiyorum. ALLAH’IM! Huzuruna varabilmem için beni her türlü kirden arındır ve beni huzuruna kabul buyurarak rızıklandır. İLÂHÎ! Bana öyle bir kalb bahşet ki, sâiki şevk ü iştiyak, zâd ü zahîresi havf, refîk ve yoldaşı kalak ve karasevda, kasıt ve muradı da sadece Sana yakınlık ve Senin kabulün olan bir çaresizin ihtiyacı içinde o kalble Sana teveccüh edeyim. Zira bütün tâliplerin, bütün rağbet ve yönelişlerin nihaî mercii Sensin Allahım! İLÂHÎ! Üzerime sekîne ve vakar yağdır. Beni büyüklük taslamaktan ve kibirden uzak tut. Beni kabul ve inâbe makamında kâim eyle ve duama icabetle mukâbelede bulun. İLÂHÎ! Arif kullarını kurbunla müşerref eylediğin gibi beni de müşerref eyle. Beşeriyetin kayıt ve takıntılarından beni de âzâde kıl. Ey Âlemlerin RABBİ! Tertemiz kullarından olabilmem için demimde, damarımda ve kalbimdeki günah alâkalarını tamamen izale buyur. ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem), pırıl pırıl aile efradına, her biri mücessem birer kerem âbidesi olan bütün ashâbına salât ve selâm eyle ve onların hürmetine dualarımızı kabul buyur.
İKİNCİ FASIL
Pazartesi Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
İLÂHÎ! Senin sonsuz ilmin her malûmu kapladığı gibi ve her mefhûmun bâtınını da ihata etmiştir. Sen sonsuz yüceliğinde mezmum her şeyden mukaddessin. Bütün himmetler ve sözler Sana yükselir. Sen Zâtında yüceler yücesi bir Müteâlsin; biz öyle söylüyoruz diye değil. Bizim Sana en yakın miracımız Senin tenezzül buyurduğun noktadır. Sen ululuğunla beraber eşi benzeri olmayan yegâne galip bir Azîz’sin. Senin huzurunda zilletle durmak bizim için en şerefli ahlâktır. Sen her bâtın ve zâhirde apaçık Zâhirsin. Evvel-âhir her şey fenâ bulduktan sonra da ezelî ve ebedî varlığınla devam edersin. SÜBHANSIN ALLAHIM! bütün eksiklerden pak ve müberrâ, ehl-i dalâletin bâtıl fikirlerinden münezzeh ve muallâ, kainatın bütün noksanlarından mukaddes ve muarrâsın. Senden başka bir ilah yoktur. Alınlar azametin karşısında secdeye durur, dudaklar Seni zikretmekle huzur ve sürûr bulurlar. Her terakkî edenin kendisine yükseldiği ve her teveccühte bulunanın kendisiyle kabul gördüğü yüce ismin hatırına Senden, âlî himmetlerin onu bende arayacağı ve ondan dolayı âsî ruhların bana inkıyâd edeceği bir sır istiyorum. RABBİM! Tenezzül ve tezellülümü Sana yükselen bir merdiven ve bir miraç eylemeni diliyorum. Nurunla beni sarıp sarmala ve her ihtiyacımı gider. Perdeli ve kapalı olan her şeyi o nur ile bana aç. Mağrûr hasetçilerden beni o nur ile muhafaza buyur. Her şeyi rahmetin ve ilminle kuşattığın gibi, bana da bütün varlığı kuşatacak ve her hakkı ikâme edecek ahlâk bahşet.
يَا رَحْمٰنُ يَا رَحِيمُ لَا إِلٰـهَ إِلَّا أَنْتَ يَـا حَـيُّ يَـا قَـيُّومُ
Meal: Ey Rahman ü Rahîm! Ey Hayy u Kayyûm! Senden başka hiçbir ilah yoktur.
اَللهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَـيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ إِلَّا بِإِذْنِهِ۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَـيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِٓ إِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ وَلَا يَـؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Meal: “Allah o ilahtır ki, Kendisinden başka ilah yoktur. Hayy’dır, Kayyûm’dur. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde, ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez; O öyle ulu, öyle büyüktür.”
***
RABBİM! Beni rubûbiyetinin lütuf tecellileri ile terbiye et. Öyle terbiye et ki, hep Sana muhtaç olduğum şuuruyla yaşayayım ve hiçbir zaman Sana karşı müstağnilik saygısızlığına düşmeyeyim. İnayetinle beni murâkabe seralarına al ve kötülük yapmak isteyenlerden, vaktimi ve hissimi bulandırmayı düşünenlerden beni koru. İrademi beni Sana ulaştırma hazzıyla donat. Bana Seninle ünsiyetin huzurunu yaşat. Makam-ı kurba terakki imkanı sun. Ruhumu zikrinle itminana erdir. Beni rıza ve rıdvan urbasıyla donat. Kabul makamlarına alarak müşerref eyle. Rahmet ve şefkatinle bütün dağınıklığımı gider. Noksanlarımı ikmâl buyur. Eğriliklerimi düzeltip kıvama ulaştır. Fevt ettiklerimi bana iade buyur ve onları gerçekleştirme fırsatı bahşet. Çizgisini tastamam bulamamış bütün latîfelerimi hayret ve şaşkınlıklarından kurtar. Sen her şeyin biricik Rabbi ve Mürebbîsi’sin Allahım. Dereceleri yalnız Sen yükseltirsin. Sana yakınlık bütün ruhlara huzur, topyekün sevinç ve saadetlerin revh ü reyhanı, felaha ermenin ünvanı, gönül rahatlığına ulaşmak isteyenlerin rahatıdır.
Ey bütün mevcûdâtın yegâne Rabbi olan, kullarını esaretlerden kurtaran ve üzerlerindeki azabı kaldıran ALLAH’IM! Senin şanın çok yücedir. Sen rahmetin ve ilminle her şeyi kuşatırsın. Şefkat ve hilminle dilediğin günahları affedersin. Sen Ğafûr u Rahîm, Halîm ü Alîm ve Aliyy ü Azîmsin. Salât ve selâm eyle Allahım, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, bütün enbiya ve mürselîne, ehl-i beyte ve bütün ashâb-ı güzîne. Evvel-âhir bütün hamd ve senalar Sana mahsus ve yalnız Senin hakkındır.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Salı Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
İLÂHÎ! Sen yakalayıp derdest etmesi pek çetin, cezaya çarptırması çok elîm, kahrı pek azîm bir Kudreti Sonsuz’sun. Bütün ezdâd ve endâddan müteâlsin. Senin zıddın ve benzerin yoktur. Sen eş edinmekten, evlat sahibi olmaktan münezzehsin. Düşmanlarını kahretmek, zalimleri zapt u rapt altına almak Senin şanındandır. Müstahak olanları mekr-i İlahî’ye maruz bırakır ve kurdukları tuzaklara kendilerini düşürürsün. Sen şüphesiz tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısısın. ALLAH’IM! Kendisiyle perçemlerden tuttuğun, yüksek kulelerden aşağıya indirdiğin, düşmanların kalbine korku saldığın, ısrarla şakîlik yapanları şekâvet vadilerinde kendileriyle başbaşa bıraktığın ismin hürmetine Senden, küllî ve cüz’î bütün kuvvelerime nüfûz edecek şekilde bu yüce isminin tecellileriyle bana yardım etmeni, böylece beni istediğim güzellikleri gerçekleştirmeye muktedir kılmanı, kötülük yapmak isteyen zalimlerin bana ulaşmalarına mâni olmanı ve mütekebbirlerin cevr ü cefâ ile üzerimde hâkimiyet kurmalarına müsaade etmemeni diliyorum. ALLAH’IM! Senden niyazım o ki, gazabım nefsim için değil Senin için ve Senin yolunda olsun. Senin gazabına mukârin olsun. ALLAH’IM! Israrla adavetlerini devam ettiren düşmanların yüzlerini dümdüz eyle. Onların bana yönelik bütün kötü arzularını söndür. Kalblerini bağla. Onları bulundukları yerden kıpırdayamaz hâle getir. Mahiyetlerini değiştir ve ters yüz et. Benimle “onların arasına” bir duvar çek. [“Bu duvarın bir kapısı olup kapının iç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır.”] Muhakkak ki Sen, yakalaması şedît, azabı ve cezası elîm olansın. [“Halkı zalim olan ülkeleri cezaya çarptırdığı zaman Rabbinin çarpması işte böyle olur. Şüphesiz ki O’nun çarpması pek acı, pek çetindir.”] EY YÜCE RABBİM! Beni, Senden başka her şeyden öyle müstağni kıl ki, daha sonra zâhir-bâtın hiçbir hazzın peşine düşmeyeyim. Her işimde bana en büyük kolaylığı ihsan et. Beni “sidre-i münteha”ma, arş-ı kemâlâtıma, ufkumun serhaddine ulaştır. Varlık hakikatini, varlığın bidayetten nihayete bütün seyahatini bütün buudlarıyla müşahedeye beni muvaffak kıl. Kıl ki, kesret âlemlerine nüzûlün ve yeniden vahdete dönüşün sırrını görebileyim. Görebileyim de, dil söylemez, kalem işlemez olsun. Benden masivanın en küçük izi bile silinsin ve kesret gidip vahdete dayansın. İLÂHÎ! Kullarına ve kulların içinde de özellikle veli kullarına kolaylık bahşettiğin sırrınla bana da tecellî buyur ve benim işlerimi de kolaylaştır. Fakirliğimi gınaya çevir. Cinnî ve insî bütün hasetçilerin basarlarını alacak parlak bir nur ile beni te’yîd eyle. Her hâl ve makamda her türden düşmana karşı beni galibiyetle serfiraz kıl. Beni başkalarından öyle müstağnî eyle ki, Sana olan fakr u ihtiyacım hep sabit olsun. Muhakkak ki Sen Ğaniyy ü Mecîd, Veliyy ü Hamîd, Kerîm ü Reşîd’sin. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, pırıl pırıl aile fertlerine ve iyiliğin zirvedeki temsilcileri olan ashâbına salât ve selâm eyle. Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Çarşamba Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
İLÂHÎ! Senin yüce ismin bütün isimlerin seyyidi ve efendisidir. Arz u semanın melekûtu Senin elindedir. Her şeyi ayakta tutan Sensin. Yalnız Sana ait olan istiğna-yı mutlak, apaçık ve sabit bir hakikattir. Senden başka her varlık ise her zaman Senin feyz-i akdesine ihtiyaç içindedir. Âlem-i halk ve emirde bütün mütekâbil ve müteferrik unsurları bir araya getirdiğin, her zâhirin gaybını ve her gâibin zâhirini ikâme ve izhar ettiğin yüce ismin hürmetine Senden, bu kuluna Samedâniyetinin mevhibeleriyle lütufta bulunmanı diliyorum. Öyle bir tasarruf lütfunda bulun ki, ben o lütufla Senin kudretinin harekete geçirdiklerini sakinleştirebileyim ve yine Senin bu lütuflarınla bütün sakin şeyler benim talebimle harekete geçsin. Yine Senin o lütuflarınla harekete geçen şeyler benim için sükûnet bulsun. Bulsun da, kendimi bütün yönelenlerin yöneldiği noktada bulayım. Bütün dağınıkları toplayayım. Aslında benim yöneldiğim yer de, sözlerimin eriyip tükendiği yer de Senin ism-i şerifindir. Herkes hidayet ışığını bende(ki o isimde)n alsın. Aslında o hidayet İmamlar İmamı, Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) hidayetidir. O ki, O olmasaydı Hazreti Musa’nın Tur dağında mazhar olduğu tecelli de olmazdı. [Ya “Hû! (3 defa)”] Ya Hû! Ey künhü nâkâbil-i idrâk olan! Yine Senden, her meşhûdun hakikatini kuşatan elif-i gaybdan istimdat eden bütün isimlerin hakkı için, her hakkın bâtınında olan kesret içindeki vahdeti ve her hakikatin zâhirinde bulunan vahdet içindeki kesreti, sonra da bütün bu vahdet ve kesret cilveleri üzerindeki zâhir-bâtın bütünlüğünü bana müşahede ettirmeni diliyorum.Ta ki, zâhir-bâtın hiçbir şey benim için gâib ve hafî olmasın. Senden ayrıca bana her bir şeyde her bir şeyi göstermeni diliyorum Allahım! Ey her bir şeyin melekûtunu elinde tutan ALLAH’IM! Muhakkak ki, bütün bunları yapacak olan yalnız Sensin.
قُلِ اللهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
Meal: [“Ey Resûlüm sen: ‘Allah’ de. Sonra bırak daldıkları bâtıl hallerinde oynayadursunlar.”]
الۤمۤ اَللهُ لَۤا إِلٰـهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْـقَـيُّومُ، لَا تَـأْخُذُهُ سِـنَـةٌ وَلَا نَـوْمٌ
Meal: [“Elif, Lâm, Mîm. Allah o İlahtır ki Kendinden başka ilah yoktur. Hayy O’dur, Kayyûm O’dur.” ]
لَا تَـأْخُذُهُ سِـنَـةٌ وَلَا نَـوْمٌ
Meal: [“Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar.”]
Ey Seyyidler Seyyidi olan ALLAH’IM! Biricik senedim ve dayanağım Sensin. Gizli açık her şeyim Sana ayandır. Nidamı işitir, duama icabet eder, nurunla zulmetimi giderir, ölmüş ruhuma diriliş üflersin. Sen benim Rabbimsin. Sem’im, basarım ve kalbim hep Senin elindedir. Zâhir-bâtın bütün varlığımın yegâne Mâliki Sensin. Teşrifinle beni aşağılıktan kurtarır, kadrimi ve şanımı yüceltirsin. Senin şanın ise ululardan ulu, yücelerden yücedir. Bütün nurların nuru ve kaynağı, bütün sırları açıp keşfeden, ömürleri bahşeden, perdeleri kaldıran Sensin. Sen celâlinin yüceliğiyle sonradan yaratılmışlara ait sıfatlardan münezzehsin. Kemâlinin mertebesi noksanlıkların, kusurların ve mümkinata ârız olan meyillerin yol bulmasına müsaade etmeyecek kadar yücedir. Arzlar ve semalar, Senin Yüceler Yücesi Zâtının şühûduyla nurlanmış ve aydınlığa kavuşmuştur. En yüksek şeref, nihayetsiz mülk ve hâkimiyet ve asla ulaşılamayacak kadar yüce olan izzet ve ululuk Sana aittir. Sen Sübbûh ve Kuddûs’sün; Zâtında mukaddes ve münezzeh, fiillerinde mutahhir ve munazzifsin. Meleklerin ve Cebrail’in yegâne Rabbisin. Karanlık noktaları, muzlim cevherleri nurlandıran, heva denizinde boğulmak üzere olanları kurtaran Sensin. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve göz dikip pusuda bekleyen hasetçinin kötülüğünden ben de Sana sığınırım. Ey benim ve her şeyin üzerinde mutlak tasarruf sahibi olan MELİKLER MELİKİ! Kalbi kırık, gönlü buruk, inkisar içindeki bir kulun yakarışıyla Sana münacaatta bulunuyorum. O kul, Senin kendisini işittiğini bilmekte, dualarına icabet edeceğine yürekten inanmakta ve Senden başka güvenip dayanacağı bir vekîl olamayacağını bilen ızdırar içindeki bir muzdarrın duruşuyla kapında durmaktadır. ALLAH’IM! Hayır ve güzellikler bahşettiğin, bereketler indirdiğin, şükürle gerilen kullarına lütuflarını ziyadeleştirdiğin, kullarını karanlıklardan aydınlıklara çıkardığın ismin hakkı için Senden, nurlarının libaslarından bana da ifâza etmeni ve o nur ile düşmanlık besleyenlerin bakışlarını ve ellerini hüsran ve mahrumiyet içinde üzerimden çekmeni diliyorum. Hakkımdaki taksiminde bana, her gizli işi açık hâle getirecek, bütün ulvî sırların perdesini aralayacak ve tuğyan ve iğvâ peşindeki her şeytanı yakıp yok edecek bir nur bahşet. EY NURLARIN NURU! Ey bütün gizli şeyleri açıp ortaya seren! Ey Rab! Ey Rahîm! Ey Ğafûr! Hiç şüphe yok ki, bütün işler Sana râcidir. Şer ve kötülükler de ancak Senin inayetinle defedilebilir. ALLAH’IM! Hazreti Muhammed (aleyhi ekmelüssalavât ve etemmütteslîmât) Efendimiz’e, temizlerden temiz, iyilerden iyi, kerimlerden kerim âl ve ashâbına salât ve selâm eyle. Hamd ü sena yalnız Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
BEŞİNCİ FASIL
Perşembe Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Bütün sebeplerin müsebbibi ve onları bir tertip içerisinde işleten Sensin. Sen kalbleri de dilediğin gibi evirip çevirensin. İlk sebeplerin tertibini ve varlık mertebelerinde üst âlemlerin alt âlemlere olan tesirini iktiza eden hikmetin hakkı için Senden, sebeplerdeki urûc ve nüzûl kanunlarını ve sebeplerle müsebbepler arasındaki münasebetleri bana da göstermeni diliyorum. Diliyorum ki, bâtını zâhirde, zâhiri de bâtında zâhirin şuhûdu ile görebileyim. Âhirin aynında Evveli müşahede edebileyim. Ve yine varlık mertebelerindeki tertibin hikmetini ve sebepler perde kılınmadan önce gerçek Müsebbibi müşahede ve mülahaza edebileyim. Böylece “ğayn” yüzünden “ayn”dan, perdeye takılıp da verâsındaki hakikati görmekten mahrum olmayayım. Ey bütün izafî büyüklerin, yüce isimleri karşısında boyun eğdiği Yüceler Yücesi! Bütün her şey Seninle, Senin kayyûmiyetinle ayakta kalabilir ve varlığını devam ettirebilir. Sen ise bizatihî kâimsin ve hiçbir şeye muhtaç değilsin. Her şeyi ilk yaratan Mübdi’ ve örneği kendine ait, her şeyi kusursuz var ve inşâ eden Bâri’ Sensin. Her bir başlangıç için Sana hamd ü senalar ve her bir nihayet için şükürler olsun ey Bâkî! Ey ALLAH’IM! Bütün hayırlara sevk eden Sensin. Bütün bâtınların ötesindeki Bâtın Sensin. İlim ve kudretinle her şeye ulaşır, her şeyi kuşatırsın. İhtiyaçlarına göre bütün âlemleri nihayetsiz rızıklarla şâd eylersin. Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Seyyidina İbrahim’e (aleyhisselâm) bereket bahşettiğin gibi bana da bereket bahşet Allahım! Her şey bidayette Senden gelmekte ve nihayette yine Sana rücû etmektedir. [“O, Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla başlar.”] •[“O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir şeyi yaratmak isteyince sadece ‘Ol!’ der, o da oluverir.”]
İLÂHÎ! Her sabitten evvel sabit olan hakikat Senin ezelî varlığındır. Sâmit ve nâtık her varlıktan sonra Bâki kalacak olan da yine Senin yüce Zâtındır. Senden başka bir ilah yoktur. Kibriya, ceberût, azamet ve melekût yalnız Sana aittir. Sen, zorba zalimleri kahreder, kurdukları tuzakları kendi başlarına geçirir, mülhitleri bozguna uğratıp darmadağın hâle getirir ve mütekebbirlerin burunlarını kırarsın. Ey her gâlibin üstünde mutlak Gâlip olan! Ey kudret elinden hiçbir kimse kaçamayan! Kibriyanın ridası, azametinin izârı, heybetinin otağı ve bunların verâsında Senden başka hiçbir kimsenin bilemediği bütün vasıfların hürmetine Senden, sonsuz heybetinden bana da bahşetmeni diliyorum. Ta ki, kalbler ve gözler o heybetin önünde hudû ve huşû ile dursun. Bütün ihsanlarının yanında ve ötesinde, beni hayatım boyunca Sana kulluk şerefiyle şerefyâb eyle. Sana karşı, zelle ölçüsünde bile olsa, günaha düşmekten beni koru. Söz ve fiillerimde İlahî te’yîdâtınla her zaman yanımda ol. ALLAH’IM! Bütün yüce ve münezzeh vasıflarınla Sen Sensin. Kalbleri sağlam ve sabit tutarak kaymaktan kurtaran ve gönüllerin tasalarını gideren yine Sensin. Senden başka hiçbir ilah ve ma’bud yoktur.
لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ الطَّيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ وَالْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meal: ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhisssalâtü vesselâm), tertemiz ehline, keremin müşahhas temcilcileri olan ashâbına salât ve selâm eyle ve onların hatırına yakarışlarımızı dergâh-ı izzetinde kabul buyur. Bütün hamdler, bütün şükürler, bütün senalar yalnız Yüceler Yücesi Allah’a aittir.
ALTINCI FASIL
Cuma Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَبِهِ نَسْتَعِينُ إِلٰهِي
Meal: İnayet yalnız O’ndandır, biz de yardımı sadece O’ndan dileriz.
İLÂHÎ! Şu kevn ü mekanda bütün sebep, müsebbip ve müessirler Senin kulundurlar. Mutlak Rab ve Mutlak Hâkim yalnız Sensin. Sen zıtları cem’ eden celâl ve cemâl sahibi Celîl ü Cemîl’sin. Zâtında haşmetinin bir sınırı yoktur. Zira Senin şuhûdunun bir sınırı yoktur. Muhakkak ki Sen, bizim müşahedelerimizden çok yücesin. Mutlak kemâl sahibisin. Bizim Seni vasfederken söylediklerimizden aşkın ve müteâlsin. Eşsiz cemâlin yegâne mâlikisin. Celâlinde, mümkin ve muhdes varlıkların evsâfından müteâl ve münezzehsin. Ulvî cemâlinde yaratılmışlara ait her türlü müyûlât ve huzûzâttan mukaddes ve müberrâsın. Zıtları bir araya getirdiğin sırrın hakkı için Senden, dağınıklığımı gidermeni ve varlıkta, varlığı kendinden ve gerçek yegâne varlık sen olduğunu bana müşahede ettirmeni diliyorum. ALLAH’IM! Bana cemâlinin hullesini giydir. Beni celâlinin tacıyla taçlandır. Taçlandır ki, beşerî nefisler bana râm olsun, isyankâr ruhlar boyun eğsin ve mukaddes sırlar bütün enginliğiyle bana açılsın. Kadrimi öyle yücelt ki, büyüklük taslayan bütün mağrurlar önümde dize gelsin. İzzet peşinde koşanlar tezellül içinde iki büklüm olsunlar. Elimden tut Allahım ve beni daima muhafaza buyur. Kulların arasında benim için yâd-ı cemîl vaz’ et. Karada ve denizde, her zaman ve her yerde beni sıyanet eyle. Halkı zalim olan beşeriyet ve nefsâniyet köyünden beni çıkar. Kevn ü mekanın dar sınırlarından beni âzâde et. Beni başka bütün taleplerden müstağni kıl ve bana, benim zenginliğimin Sana olan fakr u ihtiyacımda olduğu şuurunu duyur. İstenen ve ihtiyaç duyulan her hususta mutlak zenginliğin ile hep benim yanımda ol. ALLAH’IM! Benim yegâne kıblem Sensin ve kadr u kıymetim sadece Sana kulluğumdadır. Bütün dönüşler, bütün sonlar Sanadır. Sen kırık gönülleri tamir eder, zalimleri darmadağın hale getirir, korkanları himayene alır ve zalimlerin sinelerine korku üstüne korku salarsın. En yüce şan ve şeref, en câmi’ tecelli, en muhkem ve koruyucu hicap yalnız Senindir, Sana aittir. Sen Sübhansın; bütün eksikliklerden münezzeh, bütün kemâl vasıflarıyla muttasıfsın. Senden başka bir ma’bud yoktur. Bana da Sen yetersin. Sen ne güzel Vekîl’sin!
وَكَذٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَۤا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌۘ إِنَّ أَخْذَهُۤ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
فَانْـتَـقَمْنَا مِنَ الَّذِينَ أَجْرَمُواۘ وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ
Meal: [“Halkı zalim olan ülkeleri cezaya çarptırdığı zaman Rabbinin çarpması işte böyle olur. Şüphesiz ki O’nun çarpması pek acı, pek çetindir.”] •[“Biz de o suçlulardan intikam aldık. Çünkü müminleri desteklemek, Bizim uhdemize aldığımız bir borç idi.”]
Ey mahlûkatı yaratan, ölüleri dirilten, dağınık halde olanları bir araya toplayan, nurlarının feyziyle zevâtı tenvîr buyurup varlıklara vücut nuru veren Allahım! Bütün genişliğiyle mülk sadece Sana aittir. Senin şanın yücelerden yücedir. Topyekün varlık Senin kulundur. Melikler Senin hizmetçilerindir. Zenginler Sana olan fakr u ihtiyaçları sebebiyle kapının bendeleridir. Sen ise Zâtınla Ğaniy-yi Mutlak’sın ve bütün masivadan müstağnisin. ALLAH’IM! Her bir şeyi kendisine mahsus ölçü ile yarattığın ve yarattıkların içinde dilediklerine cenneti ve harîri, hilafeti ve mülk-ü kebîri ihsan ettiğin yüce ismin hakkı için Senden, içimdeki hırs ve ihtiraslarımı gidermeni, noksanlarımı ikmâl etmeni, nimetlerinin libası ile beni donatmanı, yakın ve uzak her maslahata uygun olan birbirinden güzel isimlerinden bana ta’lim buyurmanı, içimi haşyet ve rahmet, zâhirimi de heybet ve haşmet ile doldurmanı ve böylece düşmanların sinelerine korku, dostların gönüllerine de inşirah ve huzur salmanı diliyorum. [“Onlar her hallerine nigehbân olan Rabbilerinden korkar ve kendilerine ne emredilirse onu yaparlar.”] RABBİM! Senin feyz-i akdesini kabule müsait bir istidad-ı kâmil ile bana lütufta bulun. Ta ki, Senin arzında Sana layık bir halife olabileyim. Niyabeten bahşettiğin bu hilafet emanetinle, kullarını Senin gazabına sebep olacak amellerden uzaklaştırayım. Sen bu mukaddes hilafet payesini dilediğin kullarına ihsan eder, bu kudsî emaneti onlara taşıtır ve bu yüksek paye ile onları şereflendirirsin. Sen sonsuz kudretinle her şeye Kâdir’sin. Çünkü Sen her şeyden haberdar olan Habîr ü Basîr’sin. Salât ve selâm eyle ALLAH’IM, Efendimiz Hazreti Muhammed’e, temizlerden temiz ehline ve kerimlerden kerîm bütün ashâbına. Rabbim bana yeter; O ne güzel Vekîl’dir!
YEDİNCİ FASIL
Cumartesi Gecesi Virdi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey bütün varlık Kendisine kul ve köle olan Yüce ALLAH’IM! Senin varlığın bâkî ve dâimîdir. Hükmün bütün varlığa nâfiz ve geçerlidir. Sen ululuğun içinde mukaddes, mukaddesiyetin içinde de ulusun. Kevn ü mevcûdâtı görüp gözetmek Sana asla ağır gelmez. Hiçbir şey Sana gizli değildir. Dilediğini Kendi yoluna hidayet eder ve Yüce Zâtınla, Kendine en büyük ve en açık delil olursun. Ululuk ebediyyen Senin şanın, bütün hamdler de ilânihaye yalnız Senin hakkındır. ALLAH’IM! Senden muradına uygun şekilde saf ve dupduru bir vakit dileniyorum. Diliyorum ki, bu vakti Sana layık amel ve muamelelerle geçireyim. Bu berrak vaktin biricik gayesi başka değil yalnız Sana kurbiyet ve rızana kilitli ameller olsun. ALLAH’IM! Bana, amellerin hakikatini benim için inkişaf ettirecek parlak bir sır lutfet. Senden beraberinde hüküm ve işaret olan, onlara da fehm ü idrak eşlik eden bir hikmet diliyorum. Muhakkak ki, Sen, Seni yüce dost bilenlerin dostu, Sana yalvarıp yakaranların da dualarına icabet edensin. İLÂHÎ! Üzerimdeki nimetlerini ve müşahedeni hep devam ettir. Bana benim zâtımı, zâtım açısından değil, Sana mir’at ve ayna olması açısından göster. Göster ki, hep Seninle olayım ve hiçbir lahza kendimle başbaşa kalmayayım. Bana öyle bir ilm-i ledün ver ki, her âlim ruh o ilim karşısında inkıyad etsin.
إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْعَلَّامُ , تَـبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَۤا إِلَّا هُوَۘ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَـرِّ وَالْبَحْرِ
Meal: ALLAH’IM! Alîm ü Allâm gerçekte yalnız Sensin; her şeyi en güzel şekilde bilensin. •[“Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir.”] [“Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb âleminin anahtarları O’nun yanındadır. Onları Kendisinden başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir.”]
Ey Yüceler Yücesi RABBİM! Üzerime nurundan öyle bir şua ifâza buyur ki, o nur bendeki gizli istidatları açığa çıkarsın. Ben de böylece bendeki kemâlâtı kendimden değil de Senin lütufların olarak müşahede edeyim. Sen nasıl nurunu üzerime ifâza ederek takarrubda bulunmuşsan, ben de beşerî sıfatlarımı kendimden silmiş olarak Sana yaklaşabileyim. RABBİM! Menzilleri seyr için takdir eden Sensin. Mertebeleri fayda ve zarara râci olmak üzere tertip eden, bunlar içinde hayra giden yolları dileyip sabitleştiren de yine Sensin. Biz, hayır yollarını ancak Senin göstermenle bulabiliriz. Sen ise ne bize ne de başka herhangi bir şeye muhtaç değilsin. Sen mahz-ı hayır, cûd-u sırf ve kemâl-i mutlak Sahibisin. ALLAH’IM! Nurunla varlığa var olma istidadı bahşettiğin ve karanlık gecelerin zulmetini giderdiğin yüce ismin hürmetine Senden, her nurun kaynağı ve her matlûbun gayesi olan nurunla bütün varlığımı doldurmanı diliyorum. Öyle doldur ki Allahım, vücudumun zerratına tevdî’ buyurduğun hiçbir şey bana gizli kalmasın. Bana hep Hakk’ın müşahedesini dillendirecek dosdoğru bir lisan ihsan et. Bunu da beyan ve belağatın en güzel şekilde gerçekleştiği cevâmiü’l-kelim ile yerine getirmeye muvaffak kıl. Bir kelime ile bile olsa haddimi aşan iddialı sözler söylemekten beni koru. Beni ve bana tâbi olanları her zaman basiret üzere tut. YÜCE ALLAH’IM! Zihinleri karıştıracak, fitneye sebebiyet verecek ve kalblere şüphe atacak her bir sözden Sana sığınırım. Gerçek söz Senin ta’lîm buyurduğun söz, hakikî hikmet de Senin verdiğin hikmettir. Sen semaları direksiz ayakta tutan ve isimleri ta’lim buyuran Yüceler Yücesi’sin. Senden başka bir ilah yoktur. Sen Vâhid ü Ehad, Ferd ü Samed’sin. [“Ne doğurdu ne doğuruldu, ne de herhangi bir şey O’na denk oldu.”] mukaddes hakikatinin biricik Sahibisin. Ey Yüce ALLAH’IM! Resûl-i Müctebâ Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhisssalâtü vesselâm), tertemiz, pırıl pırıl aile efradına, kerem ve iyiliğin en öndeki temsilcileri olan bütün ashâbına salât ve selâm eyle. •[“İzzet ve kudret sahibi olan senin Rabbin onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberleredir. Bütün hamdler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.”]
SEKİZİNCİ FASIL
Şeyh-i Ekber Muhyiddîn ibn Arabî Hazretlerine Ait Mıknatısü’l-Ed’iye Hizbi
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Tahakküm ve baskıyı meslek hâline getiren zorba zalimlere kudretiyle gem vuran ve karada ve denizde mevcut olan her şeyi ilmiyle kuşatan Yüce Allah Sübhan’dır; her türlü eksiklikten münezzeh ve her türlü kemâl vasıfları ile muttasıftır. Ben de, O’nun, kilitleri “ اَلْعَظَمَةُ لِلهِ /Azamet Allah’ın şanıdır.” ve anahtarı [“ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ]/Gerçek havl ve kuvvet yalnız ululuk ve azamet tahtının yegâne sahibi olan Allah’a aittir.” kelime ve hakikatleri olan isimlerine sığındım. Ey o birbirinden güzel isimlerin sahibi olan Yüceler Yücesi Allahım! Nur-u vechin hakkı için bu kulunu şerîr kulların kötülüklerinden koru. Ey herkesten önce ve sonra Vâhid/tek olan ve kullarını en güzel şekilde koruyup kollayan Rabbim! Beni de muhafaza buyur.
[“De ki, O, Allah’tır, gerçek ilahtır ve birdir.”] âyet-i kerîmesi hakkı için beni kimseye terk etme. Kasem olsun ki Allah birdir. [“Kasem olsun Allah’a. (3 defa)”] [“Allah Samed’dir.”] [“Kasem olsun Allah’a ki öyledir. (3 defa)”] [“Doğurmamıştır.”] [“Hayır, yemin olsun Allah’a ki, doğurmamıştır. (3 defa)”] [“Doğurulmamıştır.”] [“Hayır, yemin olsun Allah’a ki, doğurulmamıştır. (3 defa)”] [“Hiçbir şey de O’na denk olmamıştır.”] [“Hayır, yemin olsun Allah’a ki, hiçbir şey O’na denk olmamıştır. (3 defa)”] ALLAH’IM! Bu hârika ve şerefi pek yüce olan İhlâs sûre-i celîlesi hakkı için, beni gökten inen, yerden çıkan ve anaların doğurduklarından kaynaklanan bütün kötülük ve zararlardan koru. Bin “لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ” hakkı için duamı kabul buyur Allahım!
***
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُـلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌۚ اَللهُ الصَّمَدُۚ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Meal: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “De ki, O, Allah’tır, gerçek ilahtır ve birdir. Allah Samed’dir. Ne doğurmuş, ne de doğurulmuştur. Ne de herhangi bir şey O’na denktir.”
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ وَمِنْ شَـرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَـبَۙ وَمِنْ شَـرِّ النَّـفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Meal: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ مَلِكِ النَّاسِۙ إِلٰـهِ النَّاسِۙ مِنْ شَـرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ اَلَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِۙ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ
Meal: Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. “De ki: İnsanların Rabbine, insanların yegâne Hükümdarına, insanların İlahına sığınırım. O sinsi şeytanın şerrinden. O ki, insanların kalblerine vesvese verir. O şeytan, cinlerden de olur, insanlardan da.”
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَۙ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِۙ مَالِكِ يَوْمِ الدِّيـنِۘ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُۘ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْـتَـقِيمَۙ صِـرَاطَ الَّذِيـنَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّۤالِّينَ
Meal: “Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Bütün hamdler, övgüler Âlemlerin Rabbi Allah’adır. Rahman ve Rahîm O’dur. Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): ‘Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.’ Bizi doğru yola, nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.” Âmîn!
DOKUZUNCU FASIL
Muhyiddîn ibn Arabî Hazretlerinin Hizbü’t-Tefrîc Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Ey tasaları gideren ve onlardan kurtuluş yolları bahşeden Allahım! Gelip başıma konan belalardan beni de kurtar. Bu gam ve tasayı benden izale edecek Senden başka kimim var ki! Ey Yüce RABBİM! Bana karşı düşmanlık besleyenler canıma kastettiler ve onların elinden hiçbir surette kurtulamayacağımı zannettiler. Ben de onların tuzaklarını bozman için Sana teveccüh ettim, Senin kapına geldim. Sen ya Rabbî, korku ve reca hisleriyle kapına yönelenlerin biricik yardımcısısın. Ey ‘طٰهٰ‘nın Rabbi! Başlarına gelecek bir felaketle, bir sadme ile o düşmanları sars. Onları helak et ve beni onların ellerinden kurtar.
تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا لَا يُرَۤى إِلَّا مَسَاكِنُهُمْۘ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ
Meal: [“O, Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. Derken hepsi helak olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız.”]
ALLAH’IM! Bu cümleler, abd-i zelîlinden Mevlâ-yı Celîl’ine bir yakarışın ifadeleridir.
RABBİM! رَبِّ أَنِّـي مَسَّنِـيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ (Meal:Bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”) Efendimiz Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) ve O’nun ehl-i beyti hatırına dertlerimi, tasalarımı gider ve onlardan kurtulmam için bana fereç ve mahreç yolları ihsan eyle. Hamd ü senalar olsun gamları ve kederleri izale eden, ayıp ve kusurları örten, çokluğuna rağmen günahları affeden, Allâmü’l-Ğuyûb sıfatıyla açık-gizli her şeyi bilen, Eyyûb Nebî’nin bela ve derdini gideren, Hazreti Yusuf ile babası Hazreti Yakub’u (aleyhimesselâm) hazîn ayrılıklarından sonra tekrar kavuşturan ve her türlü noksandan muallâ ve muarrâ olan Yüceler Yücesi Allah’a. Hamd olsun O’na.
[ يَا وَدُودُ (٣) ]
يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَجِيدَ، يَا مُبْدِئُ يَا مُعِيدُ، يَا فَعَّالًا لِمَا يُرِيدُ
Arşının rukünlerini dolduran nur-u vechin hakkı için Sana yalvarıyorum. Bütün mahlûkatın üzerinde dilediğin gibi tasarrufta bulunduğun kudretin hatırına Senden dileniyorum. Her şeyi kuşatan nihayetsiz rahmetin hakkı için Senden talep ediyorum. Ey kapısının önünde diz çökenlerin yardım taleplerine icabet eden Muğîs! Senden başka bir ilah yok. Benim de Senin yardımına olan ihtiyacım çoklardan daha çok. Ey Merhametlilerin En Merhametlisi Rabbim! Ne olur, bu muhtaç kulunu yardımınla sevindir. Ey tasayı gideren, gamı izale eden Allahım! Tasalarımı gider, gamlarımı izale et. [“إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ] (Meal: Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım bekleriz.)” hakikatinin hakkı için ısrarla adavette bulunan düşmanlarımı helak et. [“Mağlûb düştüm.”] ya Rab, [“Sen bana yardım et.”]
Muhyiddîn ibn Arabî Hazretlerinin Hizbü’t-Tevhîd Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ
Meal: Her güzelliği celbedecek ve bütün zararları defedecek havl ve kuvvet yalnız Aliyy ü Azîm olan Allah’a aittir.
بِسْمِ اللهِ الَّذِي لَا يَـضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (٣)
Meal: “Yüce ismi anılınca ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî ve Alîm’dir. (3 defa)
شَهِدَ اللهُ أَنَّـهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰۤئِكَةُ وَأُوۨلُوا الْعِلْمِ قَۤائِمًا بِالْقِسْطِۘ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ الْإِسْلَامُ
Meal: [“Allah’tan başka ilah bulunmadığına şahit bizzat Allah’tır. Bütün melekler, hak ve adaletten ayrılmayan ehl-i ilim de bu gerçeğe, Azîz ve Hakîm (mutlak galip, tam hüküm ve hikmet sahibi) Allah’tan başka ilah olmadığına şahittirler. Allah katında hak din, İslâm’dır.” ]
Büyük Allah’tır. Biz de Allah’a çokça hamd ederiz. Rabbimizden, bütün mahlûkata beşîr ve nezîr, müjdeleyici ve ikaz edici olarak gönderilen Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) salât ü selâm eylemesini dileriz.
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلهِ الَّذِي لَمْ يَـتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَـهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَـبِّرْهُ تَـكْبِيرًا
Meal: [“Her türlü hamd O Allah’a mahsustur ki, asla evlat edinmemiştir. Hâkimiyetinde hiçbir ortağı yoktur. Acze düşüp de bir desteğe muhtaç olmamıştır, de ve tekbir getirerek O’nun büyüklüğünü ilan et.”] âyet-i celîlesini okuyarak tekbirlerle Rabbimiz’in büyüklüğünü haykırır dururuz.
ON’UNCU FASIL
Her şey Allah’ın adı ile başlar. Allah’tan başka bir ilah yoktur; sıdk ile iman edilecek en yüce gerçek budur. Allah’tan başka bir ilah yoktur; kulluk ve kölelik bir tek O’na olur. Allah’tan başka bir ilah yoktur; her lütuf ve rahmet O’ndan gelip bize ulaşır. Allah’ın yüce adıyla başladım. Yalnız O’na hamd ü senada bulundum. Allah’ın dinine sarıldım. Sırtımı Allah’ın hıfz u inayetine dayadım. Allah neyi, nasıl dilerse o öyle olur. Havl ve kuvvet yalnız Allah’a aittir ve O’nun lütfu iledir.
[“İşimi yalnız Allah’a tefvîz ve havale eylerim.”] [“Yardım ve muvaffakiyet yalnız Allah’tan gelir.”] Benim sabrım da yalnız Allah’ın inayetiyledir. Ne güzel Kâdir’dir Allah! Ne güzel Mevlâ’dır Allah! Ne güzel yardımcıdır Allah! İyilik ve güzellikler sadece Allah’ın meşîet ve inayetiyle elde edilebilir, kötülük ve çirkinlikler yalnız Allah’ın dilemesi ve sıyanetiyle uzaklaştırılabilirler.
[“Size ulaşan her bir nimet Allah’tandır.”] [“Hüküm ve tasarruf bütünüyle sadece Allah’a aittir.”] Ben de kifâyeti sadece Rabbim Allah’tan isterim. Yardımı yalnız Allah’tan dilerim. Tevbe ve istiğfarımı sadece Allah’a yaparım. Her türlü zarar ve kötülüğe karşı da bir tek Allah’a sığınırım. Salât olsun Allah’ın bütün nebilerine, bütün resûllerine ve bütün salih kullarına.
إِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ، كَتَبَ اللهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَاۨ وَرُسُلِيۘ إِنَّ اللهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ، لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًاۘ إِنَّ اللهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
Meal: [“Mektup Süleyman’dandır (aleyhisselâm) ve ‘Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla.’ diye başlayıp, ‘Bana karşı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet göstererek yanıma gelin.’ diye devam etmektedir.”] •[“Çünkü Allah: ‘Ben ve resûllerim elbette galip geliriz.’ diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak galiptir.”] •[“Onların tuzakları size hiçbir zarar veremez. Çünkü Allah, elbette onların yaptıklarını (ilmiyle, kudretiyle) kuşatmıştır.”]
EY YÜCE ALLAH’IM! Kim bana ya da yakınlarımdan birisine kötülük yapmak yahut zarar ve ziyan dokundurmak isterse, onun kötülüğüne Sen mâni ol, dilini düğümle, ağzına gem vur, ellerini bağla ve benimle onun arasına nasıl murat buyurursan öylece gir. Her şeyin ve “perçemini elinde tuttuğun” her canlının kötülük ve zararından beni koru. [“Şüphesiz ki Rabbim, dosdoğru bir yol üzerindedir.”] [“ALLAH’IM! Biz hepimiz, bilerek herhangi bir şeyi Sana ortak koşmaktan yine Sana sığınıyor ve bilmediklerimizden dolayı da yine Senin bağışlamanı diliyoruz. (3 defa)”]
ALLAH’IM! Benim için dua eden kullarını bana ve beni onlara sevdir. Beni hem muhib hem de mahbûb eyle. Beni bütün münzel kitaplara iman eden, Resûlünün lisanıyla gelen her şeye yakîn ölçüsünde inanan kullarına dâhil et. Her türlü âfet ve felaketten beni koru. Seçip sırat-ı müstakime hidayet buyurduğun sevgili kulların zümresine beni de kat. Nezdindekilerle alâkalı müşahede ufkumu genişlettikçe genişlet. Öyle genişlet ki, ne hakkımda ta’cîl buyurdukların için te’hîr, ne de te’hîr buyurdukların için ta’cîl talep etmeyeyim. Ey fazlı büyük olan ALLAH’IM! Kalbimi, Senin her şeyin başı olan muhabbetinle öylesine doldur ki, onda Senden başka hiçbir şey için yer kalmasın.
وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Meal: Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) , tertemiz âline, kerem ve iyilik numûnesi ashâbının her birine salât ü selâm eyle ve o salavât hakkı için dualarımı kabul buyur Allahım! Âmîn! [“İzzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberlere. Hamd ü senalar Âlemlerin Rabbi Allah’a.”]
-Yakaran Gönüller-