Bu Bölümde On Fasıl Vardır
Esma-i Hüsnâlar dışındaki sûre ve ayetlerin meali arapça metnin altına eklidir.
BİRİNCİ FASIL
Sultanü’l-Ârifîn ve Gavsü’l-Vâsılîn Ahmed ibn Ali el-Mekkî el-Huseynî er-Rifâî Hazretleri’ne Ait Murâkabe ve Şuhûd Hizbi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Bizleri, zâhir âzâ ve cevarihini murakabe yoluyla güçlü kayıtlarla zapt u rapt altına aldığın, bâtın sırlarını müşahedenin incelikleriyle yeniden ikâme buyurduğun, ayakta ve otururken her hallerinde gürül gürül yağan üns esinti ve tecellileriyle kuşattığın; Senin yüce huzurunda hacâlet içinde başlarını eğen, alınlarını yere koyup secdeye varan, tarifsiz bir tezellül ve inkisarla yüzlerini kapına süren ve sonsuz rahmetinle istediklerinin zirvesini bahşederek bahtiyar kıldığın kullarından eyle. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve ailesine salât ü selâm eyle. YÜCE ALLAH’IM! Bizleri sohbeti uzun, hizmeti devamlı, hürmet ve ihtiramını her zaman muhafaza eden, murakabeyle duygu, düşünce ve davranışlarını sürekli kontrol altında tutan, en geniş manasıyla kullukla ünsiyet etmiş, münacat ve yakarışın halâvetini kalbinin derinliklerinde duymuş, mağfiretin lezzetini yudumlamış, gönül duruluğuna ermiş, sevgisinde alabildiğine samimi, her zaman ahdine vefalı, Hakk vuslatına inancı tam, bir zelleye düşmekten bile tir tir titreyen ve emellerine sadece salih amellerle ulaşabileceğine yürekten inanan müminler eyle. ALLAH’IM! İnsanların en hayırlısı olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) salât ve selâm eyle.
Ey gönülleri iştiyakla yanıp tutuşan müştak kullarının damarlarında her şeyin başı olan sevgisini akıtan, yakîn lutfederek şek ve şüphe satvetlerini onların kalblerinden silip süpüren Yüce Allahım! Bizim isimlerimizi de sıddıklar divanında sabit tut. Yolumuzu ülü’l-azm peygamberlerinin yolu eyle ve böylece ünsünün latifeleriyle bâtınımızı ıslah buyur. Enîsimiz olduğun gibi celîsimiz de ol ve o mücâlesenin ganimet değerindeki semerelerine ulaşmaya bizi muvaffak kıl. ALLAH’IM! Sırrınla bize, Sana yaklaştıran en güzel amellerden biri olan vera’ libasını giydir. Bizi bidatlardan ve neticesi elem üstüne elem olan dalâletten koru. ALLAH’IM! Muhakkak olan ihtiyacımızın şuuruyla i’tizarda bulunuyor ve günahlarımızdan nedamet duyup bağışlanma talebiyle kapının tokmağına dokunuyoruz. İsteyeceklerimizi Senden istemeyi bize emreden Sensin Allahım! İşte kalblerimiz inkisar içinde Sana münacatta bulunuyor. Gönül gözlerimiz ihtiyaç tezkerelerini sunup lutfedeceğin ihsanlarını gözlüyor. Kudretinin lütuflarıyla zillet ve inkisarımızı Sen tamir buyur Allahım! Her çeşit kötülükten, kötülükte ısrar etmekten bizi uzak tut. Bizi hayra kilitlenmiş azim sahibi kullarının yolundan ayırma.
ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) tertemiz ehline salât ve selâm eyle. Ey dostlarını yükselme rampalarıyla seçkinlerden seçkin kılıp önlerden daha önde tutan! Âh u enîn ve iştiyak kanatlarıyla onları yükselttikçe yükselten! Onları rehbet ve güzel ahlâk minderine oturtan! Kâküllerinin üzerine âfâk bulutlarından yağdıran! Marifet güneşlerinin envârını kalbleri üzerinde tıpkı güneşin parıldaması gibi parlatan! Gözlerinin önündeki zulmet perdelerini kaldıran! Her zaman Hakk’ı gösteren kalb ibreleri, azim ve itmi’nan dolu gönülleri ve yüce himmetleriyle onları huzuruyla şerefyâb kılan Allahım! Bizim ve bütün beşerin Efendisi Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! Bizi Sana yaklaştıracak salih amellerle tanıştır. Senden uzaklaştıracak tavır ve davranışlara karşı bizi hep kapalı tut. Sana ihtiyacımızı gönüllerimize duyurmak suretiyle bizi iğna buyur. Kendimizi -hâşâ- Senden müstağni görmek gibi bir cürümle bizi gerçek mahrumiyetin zindanlarına mahkum etme. Kerem buyur ve bizi amellerimizde samimiyet ve ihlasa ulaştır. Küllî iradenle tecelli buyurup bizleri sadece Senden yardım isteyen kulların eyle.
İKİNCİ FASIL
ALLAH’IM! Ehl-i makamın makamı, ashâb-ı hâlin hâli, hürmet sahiplerinin hürmeti hakkı için, hepsinden öte, hakkında “Biz Senin sadrına inşirah vermedik mi.” buyurduğun İnsanlığın İftihar Tablosu aşkına, O’nun sadrını genişlettiğin gibi, hidayet ve iman nimetleriyle bizim vicdanlarımızı da genişlet. O Nebîler Serveri’nin işlerini kolaylaştırdığın gibi bizim işlerimizi de kolaylaştır. Sana kullukta bize kolay bir yol bahşet. Bizi gaflet hâlimizde ansızın derdest edip muâhezeye tâbi tutma. Sana tam bir teveccühle yönelebilmemiz için bize mühlet ver ve bu mühlet süresince bizi kurb-u huzuruna yaklaştıracak ve rızana vesile olacak güzel amellerde istihdam buyur. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve aile efradına salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Lisanlarımızı zikrinle coştur. Kablerimizi masiva kirlerinden arındır. Ruhlarımızı kurbunun nesîm ve esintileriyle ferahlat. Sırlarımızı muhabbetinle doldur. Vicdanlarımızı ve kalblerimizi kullarına iyilik düşüncesi ile sarıp sarmala. Nefislerimizi ilminle buluştur. Sadr u sinelerimizi Sana ta’zimle doldur. Bizi bütün benliğimizle Sana teveccühe muvaffak kıl. Sırlarımızı, latîfe-i Rabbaniyelerimizi Seninle güzelleştir. Bizi safa veren duru şeyleri alan, keder veren bulanık şeyleri terk eden, verdiğin afiyetin kadr u kıymetini bilen, o büyük nimet karşısında hep şükürle metafizik gerilime geçen, kefil olarak Senden razı olan, Seni en güzel vekil bilip tevekkül ile işlerini Sana havale eden kullarından eyle. Azametin karşısında hakkıyla ta’zimde bulunmaya bizi muvaffak kıl. Bizi vech-i kerimine nazar lezzetiyle rızıklandır. Ey celâl ve ikram sahibi Allahım! Senin şanın yüce ve uludur. Ey Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Rabbim! Sen Sübhansın; bütün noksanlardan münezzeh, bütün kemâlât ile muttasıfsın. Senden başka bir ilah bulunmadığına, Senin şerîk ve ortağın olmadığına ve Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) Efendimizin, Senin kulun ve Resûlün olduğuna şehadet ederiz.
ALLAH’IM! Varlığınla ayrı bir genişlik ve enginliğe ulaşabilmek, bütün müşahedelerimizle Sana yönelebilmek ve müşahedemizde Senin şahit ve delillerine muttali olabilmek için, Senden ehadiyet-i Zâtın ve vahdaniyet-i esmân hürmetine bize celâlinden güç ve kuvvet, cemâlinden genişlik, bolluk ve bereket, kemâlinden de şevk ve hayatiyet lutfetmeni diliyorum. ALLAH’IM! Karanlık gecemizin üzerine marifet güneşinle doğ. Basarlarımızın ufkunu hikmetinin beyan nurlarıyla aydınlat. Kalblerimizin semasını muhabbetinin yıldızlarıyla donat. İzafi fiillerimizi Senin gerçek efâlin içinde erit. Affınla kusurlarımızı sil. Gölge mahiyetindeki iradelerimizi asıl olan Senin iradenle birleştir. ALLAH’IM! Bizleri her makamda ubûdiyetle kâim olan, ulûhiyetine karşı hep tazarru içinde duran, rubûbiyetinin âsârı ile meşgul, Sana kullukta hiç kimsenin kınamasından çekinmeyen ve kulluk borcunu ifa hususunda yüreği tir tir titreyen kulların eyle. Razı olduklarından bizi de razı eyle Allahım! Hakkımızdaki hükmünde de lütuflarınla yardımcımız ol. Hem külliyyen hem de cüz cüz, latife latife bizi muhabbetinde fâni kıl. ALLAH’IM! Senden isteklerimizi Senin rızana matuf kıl ve onları bize lutfet. Bizi Senden başka şeylerin derdine düşürme. Arkamızdan ya da önümüzden gelebilecek şerleri de izale buyur.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Ey sadece Kendisi kalblere ve vicdanlara nüfuz eden Allahım! Bütün bu gizli ve korunmuş sırlar hürmetine Senden dileniyoruz. Efendiler Efendisi, Muradlar Muradı, Habîb-i Mükerrem, Nebiy-yi Muazzam, Nebiy-yi Ümmî, Resûl-i Arabî Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) Efendimiz’e, âl ve ashâbına salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! Senden harflerin ilki olan “elif”, harflerin başlangıcı olan “nokta”, behânın “bâ”sı, te’lîf’in “tâ”sı, celâle’nin “cim”i, hayat’ın “hâ”sı, havf’ın “hâ”sı, delâlet’in “dal”ı, zikr’in “zâl”i, rubûbiyet’in “râ”sı, zülfa’nın “zây”ı, senâ’nın “sîn”i, şükr’ün “şîn”i, safâ’nın “sad”ı, zamir’in “dâd”ı, tâat’ın “tâ”sı, zulmet’in “zâ”sı, inayet’in “ayn”ı, ğanâ’nın “ğayn”ı, vefa’nın “fâ”sı, kudret’in “gâf”ı, kifaye’nin “kâf”ı, lütf’un “lâm”ı, emr’in “mîm”i, nehy’in “nûn”u, ulûhiyet’in “hâ”sı, velâ’nın “vav”ı, yakîn’in “yâ”sı, lâilahe illallahu vahdehû lâ şerîke leke ve enne Muhammeden abdüke ve Resûlüke kelime-i kudsiyesinin “lâmelifi” hakkı için huzurunda yalvarıyorum. Senin medh u senan bütün varlık içinde sürekli dalgalanmaktadır. Sonsuz cömertliğiyle rahmet elini her zaman açık tutan Sensin. Hükmüne karşı gelebilecek, saltanat, mülk ve emrine itiraz edebilecek ne bir merci ne de bir makam vardır. Meşîetinle bütün yaratılmışların mâliki Sensin. Onlar ise sadece Senin kendilerine takdir ettiğine mâlik olabilirler. ALLAH’IM! Şanı yüce Nebîn Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkı için Sana teveccüh ediyor ve Senden dileniyorum. Yine birbirinden güzel esmâ-i hüsnan, kendisiyle huzurunda dua ettiğim ism-i a’zamın hürmetine istiyorum: Nebiy-yi Ümmî Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz, dupduru aile fertlerine, kerem ve iyilik âbidesi olan ashâbına, bütün enbiya ve mürselîne, evliya ve salihîne salât ve selâm eyle. Selâm bütün elçilere; hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a.
Ahmed er-Rifâî (k.s.) Hazretlerinin Hizbü’l-İhlâs ya da el-Hizbü’l-Kebîr İsimli Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَۙ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِۙ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِۘ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُۘ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَـقِيمَۙ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّۤالِّينَ،
Meal: “Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla. Bütün hamdler, övgüler Âlemlerin Rabbi Allah’adır. Rahman ve Rahîm O’dur. Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): ‘Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.’ Bizi doğru yola, nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.”
***
الۤمۤ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚ ۛ فِيهِۚ ۛ هُدًى لِلْمُتَّـقِينَ اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَـيْبِ وَيُـقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْـنَاهُمْ يُـنْـفِقُونَ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَۤا أُنْزِلَ مِنْ قَـبْلِكَۚ وَبِالْأٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ أُوۨلٰۤئِكَ عَلَى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَأُوۨلٰۤئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Meal: “Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur O’nda. Rehberdir müttakîlere! O müttakiler ki gayb âlemine inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte bunlardır Rabbileri tarafından doğru yola ulaştırılanlar. Ve işte bunlardır felah bulanlar.”
***
وَإِلٰهُكُمْ إِلٰـهٌ وَاحِدٌ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّحِيمُ
Meal: “Hepinizin ilahı tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. Rahman ve Rahîm O’dur.”
***
اَللهُ لَۤا إِلٰهَ إِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَـيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۘ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُۤ إِلَّا بِإِذْنِهِ۪ۘ يَعْلَمُ مَا بَـيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِٓ إِلَّا بِمَا شَۤاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَۚ وَلَا يَـؤُۧدُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Meal: “Allah o ilahtır ki, Kendisinden başka ilah yoktur. Hayy’dır, Kayyûm’dur. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde, ardında ne var, hepsini bilir. Mahlûklar ise O’nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez; O öyle ulu, öyle büyüktür.”
DÖRDÜNCÜ FASIL
لِلهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِۘ وَإِنْ تُـبْدُوا مَا فِۤي أَنْفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللهُۘ فَـيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَۤاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَۤاءُۘ وَاللهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ أٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّـهِ وَالْمُؤْمِنُونَۘ كُلٌّ أٰمَنَ بِاللهِ وَمَلٰۤئِكَتِهِ وَكُـتُـبِـهِ وَرُسُلِهِ۪ۘ لَا نُـفَـرِّقُ بَـيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ۪ۗ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّـنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ لَا يُـكَلِّفُ اللهُ نَـفْسًا إِلَّا وُسْـعَهَاۘ لَـهَا مَا كَـسَـبَـتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْـتَـسَـبَـتْۘ رَبَّـنَا لَا تُـؤَاخِذْنَۤا إِنْ نَسِينَۤا أَوْ أَخْطَأْنَاۚ رَبَّـنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَۤا إِصْـرًا كَـمَا حَمَلْـتَـهُ عَلَى الَّذِيـنَ مِنْ قَـبْـلِـنَاۚ رَبَّـنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَـا لَا طَـاقَـةَ لَـنَا بِـه۪ۚ وَاعْفُ عَـنَّاۗ وَاغْـفِـرْ لَـنَاۗ [وَارْحَمْنَاۗ (3)] أَنْتَ مَوْلٰيـنَا فَـانْـصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِـرِيـنَ
Meal: “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ındır. Ey insanlar! Siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker. Sonra dilediğini affeder, dilediğini azaba uğratır. Doğrusu Allah her şeye kâdirdir. Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. ‘O’nun resûllerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.’ dediler ve eklediler: ‘İşittik ve itaat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır.’ Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!”
***
يَا مَنْ هُوَ اللهُ الَّذِي لَا إِلٰـهَ إِلَّا هُـوَ الرَّحْمٰنُ اَلرَّحِيمُ ﷻ، اَلْمَلِكُ ﷻ، اَلْقُدُّوسُ ﷻ، اَلسَّلَامُ ﷻ، اَلْمُؤْمِنُ ﷻ، اَلْمُهَيْمِنُ ﷻ، اَلْعَزِيزُ ﷻ، اَلْجَبَّارُ ﷻ، اَلْمُتَـكَـبِّرُ ﷻ، اَلْخَالِقُ ﷻ، اَلْبَارِئُ ﷻ، اَلْمُصَوِّرُ ﷻ، اَلْغَفَّارُ ﷻ، اَلْقَهَّارُ ﷻ، اَلْوَهَّابُ ﷻ، اَلرَّزَّاقُ ﷻ، اَلْـفَـتَّـاحُ ﷻ، اَلْعَلِيمُ ﷻ، اَلْقَابِضُ ﷻ، اَلْبَاسِطُ ﷻ، اَلْخَافِضُ ﷻ، اَلرَّافِعُ ﷻ، اَلْمُعِزُّ ﷻ، اَلْمُذِلُّ ﷻ، اَلسَّمِيعُ ﷻ، اَلْـبَـصِيرُ ﷻ، اَلْحَكَمُ ﷻ، اَلْعَدْلُ ﷻ، اَللَّطِيفُ ﷻ، اَلْخَبِيرُ ﷻ، اَلْحَلِيمُ ﷻ، اَلْعَظِيمُ ﷻ، اَلْغَفُورُ ﷻ، اَلشَّكُورُ ﷻ، اَلْعَلِيُّ ﷻ، اَلْكَبِيرُ ﷻ، اَلْحَفِيظُ ﷻ، اَلْمُقِيتُ ﷻ، اَلْحَسِيبُ ﷻ، اَلْجَلِيلُ ﷻ، اَلْكَرِيمُ ﷻ، اَلرَّقِيبُ ﷻ، اَلْمُجِيبُ ﷻ، اَلْوَاسِعُ ﷻ، اَلْحَكِيمُ ﷻ، اَلْوَدُودُ ﷻ، اَلْمَجِيدُ ﷻ، اَلْبَاعِثُ ﷻ، اَلشَّهِيدُ ﷻ، اَلْحَقُّ ﷻ، اَلْوَكِيلُ ﷻ،
BEŞİNCİ FASIL
اَلْقَوِيُّ ﷻ، اَلْمَتِينُ ﷻ، اَلْوَلِيُّ ﷻ، اَلْحَمِيدُ ﷻ، اَلْمُحْصِي ﷻ، اَلْمُبْدِئُ ﷻ، اَلْمُعِيدُ ﷻ اَلْمُحْيِي ﷻ، اَلْمُمِيتُ ﷻ، اَلْحَيُّ ﷻ، اَلْقَـيُّومُ ﷻ، اَلْوَاجِدُ ﷻ، اَلْمَاجِدُ ﷻ، اَلْوَاحِدُ ﷻ، اَلْأَحَدُ ﷻ، اَلصَّمَدُ ﷻ، اَلْقَادِرُ ﷻ، اَلْمُقْتَدِرُ ﷻ، اَلْمُقَدِّمُ ﷻ، اَلْمُؤَخِّرُ ﷻ، اَلْأَوَّلُ ﷻ، اَلْأٰخِرُ ﷻ، اَلظَّاهِرُ ﷻ، اَلْبَاطِنُ ﷻ، اَلْوَالِي ﷻ، اَلْمُتَعَالِ ﷻ، اَلْـــــبَـــــرُّ ﷻ، اَلتَّوَّابُ ﷻ، اَلْمُنْـتَـقِمُ ﷻ، اَلْعَفُوُّ ﷻ، اَلرَّؤُوفُ ﷻ، مَالِكُ الْمُلْكِ ﷻ، ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ﷻ اَلْمُقْسِطُ ﷻ، اَلْجَامِعُ ﷻ، اَلْغَنِيُّ ﷻ، اَلْمُغْنِي ﷻ، اَلْمَانِعُ ﷻ، اَلضَّارُّ ﷻ، اَلنَّافِعُ ﷻ، اَلنُّورُ ﷻ، اَلْهَادِي ﷻ، اَلْبَدِيعُ ﷻ، اَلْبَاقِي ﷻ، اَلْوَارِثُ ﷻ، اَلرَّشِيدُ ﷻ، اَلصَّبُورُ ﷻ
Bütün bu birbirinden güzel isimlerin sahibi Allah O’dur ki, Yüce Zâtı bir benzeri bulunmaktan mukaddes ve müberrâdır. Ulvî sıfatları da, başkalarının sıfatlarına benzemekten münezzeh ve muallâdır. Apaçık âyetleri O’nun rubûbiyetine şehadet, İlahî sanatla yarattığı masnûâtı da vahdaniyetine delalet eder. O nazîri, veziri, dengi, benzeri olmayan bir yektâ Vâhid’dir. Bu birlik ve vahdet azlık manasına bir vahdet de değildir. O öyle bir mevcuttur ki, vücudu Kendindendir; herhangi bir illetle vücut bulmuş değildir. O, iyilik ile ma’ruf, ihsan ile mevsûftur. O öyle bir ma’ruftur ki, bilinmesinde bir son yoktur. Öyle bir mevsûftur ki, vasıflarında bir nihayet bulunmaz. İbtidası olmayan bir Evvel ü Kadîm, intihası bulunmayan bir Âhir u Kerîm ü Mukîm’dir. O evladı olmaktan münezzeh olduğu gibi, bu tür bâtıl isnatların hepsinden de nihayetsiz derecede uzaktır. Vakitlerin gelip geçmesi katiyen O Ebed Sultanı’na fânilik dokunduramaz. Gelip geçen seneler O’na hiçbir zarar ve zaaf eriştiremez. Bütün mahlûkat azametinin kahrı altında, emri de “kün” emr-i İlahîsinin iki harfi olan kâf ile nûn arasındadır. İhlâslı kullar O’nun zikriyle ünsiyet eder ve üns’e ererler. Gözler rü’yet-i cemâliyle aydınlanıp sürur bulurlar. O’nu tesbih edenler, tevhidiyle ferah ve huzura ererler. Ehl-i taati sırat-ı müstakîme erdiren, muhabbet ehline Cennetini bahşeden O’dur. O’dur ki, ezelî ilmiyle bütün yarattıklarının sayısını tastamam bilir ve gecenin zifiri karanlığında simsiyah karıncanın küçücük ayaklarının kıpırdanışlarını görür.
ALTINCI FASIL
Uçan kuşlar yuvalarında, vahşî hayvanlar ıssız yerlerde hep O’nu tesbîh ü temcîd eder, yüceliğini haykırırlar. O, kullarının gizli-açık bütün amellerini görür ve bilir. O, te’yîd ve nusretiyle inananlara kefildir. Ürperen kalbler O’nun zikriyle ve zararları bertaraf etmesiyle itmi’nan bulur. [“O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de göğün ve yerin, Kendisinin buyruğu ile kâim olmaları, belirlenen yerde sapasağlam bulunmalarıdır.”] [“O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.”] Günaha düşen kullarını hilm ü keremiyle mağfiret buyuran da yine O’dur. [“Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”]
ALLAH’IM! Ne ile ve nasıl dilersen, bizi öyle her türlü kötülükten koru. Sen mutlaka dilediklerini yapmaya muktedirsin. Ey en güzel Mevlâ/yüce dost ve en güzel yardımcı! EY RABBİMİZ! Bizi mağfiret buyur; şüphesiz dönüşümüz ancak Sanadır. Seyyiâttan uzak durmak ve salihâtı yerine getirmek için bizde bir güç ve kuvvet yoktur. Bütün güç ve kudret yalnız ululuk ve azamet tahtının yegâne Sultanı Allah’a aittir. SÜBHANSIN ALLAHIM! Her türlü eksiklikten berîsin. Senin Kendini sena ettiğin gibi biz Seni sena edemeyiz. Sen Yüce Zâtını nasıl sena etmişsen öylesin. Şanın başları döndürecek kadar uludur. Yakınlığına erenler de sadece izzet bulurlar. Allah, kudretiyle dilediğini yapar ve izzetiyle istediği gibi hükmeder.
Ey hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Hayy! Ey Kendi Kendine kâim olan Kayyûm! Ey gökleri ve yeri akıllara hayret salacak güzellikte yaratan! Ey mülkün yegâne Sahibi! Ey sonsuz celâlle ikram ve cemâli cem’ eden Zü’l-celâli ve’l-ikram! Senden başka bir ilah yoktur; biz de Senin yardımını dileniyoruz. Ey rahmet ve yardımını dilenenlerin imdadına koşan Rabbimiz; yegâne ilah Sensin; Senden başka bir ma’bud yoktur. Ey Merhametliler Merhametlisi! Şanı yüce Nebîn hürmetine bize de tevfîkini bahşeyle, bizi de muvaffak kıl. Ey merhameti bütün merhametlerin ötesinde olan Rabbimiz! Her hâlimizi ıslah buyur. [“Ey ehl-i beyt! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun. O gerçekten her türlü hamde layıktır, hayır ve ihsanı boldur.”] [“Allah sizden her türlü kiri giderip sizi tertemiz yapmak istiyor.”]
إِنَّ اللهَ وَمَلٰۤئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۘ يَۤا أَيُّهَا الَّذِيـنَ أٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَـلِّمُوا تَسْلِيمًا
Meâl: [“Muhakkak ki, Allah ve melekleri Hazreti Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin!” ]
ALLAH’IM! Seyyidina Hazreti İbrahim ve ailesine salât ettiğin gibi, Efendimiz Hazreti Muhammed (aleyhisssalâtü vesselâm) ve ehl-i beytine de yarattıkların sayısınca, Zâtının hoşnutluğunca, Arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkepleri kadar, zikredenler zikrettiği, gafil olanlar da gafletlerinde kaldıkları sürece salât et. Yine Seyyidina Hazreti İbrahim ve ailesine bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ehl-i beytine de aynı şekilde bereket ihsan et. Muhakkak ki Sen, her bakımdan hamde layık ve şanı yüce olan Hamîd ü Mecîd’sin. ALLAH’IM! Eşref-i mahlûkat olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl-i beytine ve ashâbına, Senin malûmâtın adedince ve kelimelerinin mürekkepleri kadar, zikredenler zikrettikleri, gaflette olanlar da o hallerinde kaldıkları sürece salât eyle. ALLAH’IM! Kulun, Nebîn ve Resûlün Nebiy-yi Ümmî Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âl ü ashâbına, gökler, yerler ve ikisi arasındakiler sayısınca salât eyle ve o salavât hürmetine, ey Âlemlerin Rabbi, bizim işlerimizde ve bütün Müslümanların işlerinde lütuflarını sağanak sağanak başımızdan aşağıya yağdır. ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, âl ve ashâbına, kainatta olanlar, olacaklar ve ilm-i İlahîde mevcut bulunanlar sayısınca salât ve selâm et.
YEDİNCİ FASIL
ALLAH’IM! Ruhlar arasında Efendimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) pak ruhuna, cesetler içerisinde O’nun mübarek cesedine, kabirler içinde O’nun Cennet bahçelerinden daha pak olan Ravza-i Tâhire’sine ve isimler içerisinde O’nun nâm-ı celîline salât eyle. ALLAH’IM! Daha dünyayı şereflendirmeden alâmetleri zuhur eden, şefaat ve kerâmet, nübüvvet ve risalet sahibi Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! Güneş ve Ay’dan daha parlak olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Haydar-ı Kerrâr olan Hazreti Alî’nin (radıyallahu anhum ecmaîn) hasenâtı adedince, yeryüzünün bitkileri, ağaçların yaprakları sayısınca salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! O dırahşan çehreli Nebiy-yi Melîh, O en yüksek makam ve en fasîh lisanın sahibi Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm eyle! ALLAH’IM! Hikmet, güzel nasihat, re’fet ve rahmetle gelen Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve ashâbına, zâkirler zikrettikleri, gafiller gaflette bulundukları zaman dilimleri kadar, en faziletli salât ü selâmlarla, malûmâtın adedince, kelimelerinin mürekkepleri miktarınca salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! Kendisiyle insanları dağınıklıktan kurtardığın kulun, kalblerin zulmetini aydınlığa çevirdiğin nebîn ve Seni seven ve yüce nezdinde sevilen her kuluna üstün kıldığın Habîbin Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! İnsanlığa apaçık bir hak yol getiren ve âlemlere rahmet olarak gönderilen, bütün insanlar Âlemlerin Rabbi’nin huzurunda durduğu gün günahkâr kullara şefaat edecek olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ve selâm eyle! ALLAH’IM! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, nübüvvetinin şeref ve büyüklüğü ve kadrinin yüceliği ölçüsünde salât ve selâm eyle. O Şanlı Nebî’ye, O emîn ve itaat edilen Resûl-i Kerîm’e tariflere gelmez kadr u kıymetinin büyüklüğü kadar salât ü selâm eyle. ALLAH’IM! Habîbin Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm), ceddi İbrahim Halîlullah’a, kardeşi Mûsa Kelîmullah’a, emin elçi İsa Ruhullah’a, kulun ve nebîn Hazreti Süleyman’a, babası Dâvud Nebî’ye, bütün enbiya ve mürselîne (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm), yer ve gök ehlinden ne kadar ehl-i tâat varsa hepsine, zâkirler Seni zikrettiği, gâfiller de zikrinden gaflette oldukları sürece salât ve selâm eyle. ALLAH’IM! İnayet kaynağı, kıyamet gününün ziyneti, hidayet hazinesi, iman elbisesinin süsü, memleket-i Rabbaniyenin müzeyyen yıldızı ve mahrem-i esrârı, şeriat güneşi, en açık delillerin fasîh lisanı, ümmetin şefaatçisi, huzurun hürmete layık imam ve rehberi, rahmet peygamberi, dünya-âhiret saadetimizin biricik menbaı Efendimiz Hazreti Muhammed’e, Âdem, Nuh, İbrahim Halîlullah peygamberlere, kardeşi Mûsa Kelîmullah’a, emin elçi İsa Ruhullah’a, Hazreti Dâvud, Hazreti Süleyman, Hazreti Zekeriya ve Hazreti Şuayb’a, bütün nebî ve elçilere (aleyhimüsselâm), onlara ittiba edenlere, zâkirler zikrettiği, gaflet içindekiler de öyle kaldığı sürece salât ve selâm eyle.
Ey yarattıklarına fazl u keremi devamlı olan, atıyyelerini bahşetmek üzere inayet elleri hep açık bulunan, başları döndürüp akılları hayrette bırakacak kadar güzel lütuf ve mevhibeler bahşeden, isyankâr kullarının günah ve hatalarını bağışlayan Yüceler Yücesi ALLAHIM! Kur’ân buudlu, ulûhiyet eksenli ahlâkıyla bütün yaratılmışların en üstünü olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve iyilerden iyi, paklardan pak âl ü ashâbına salât ve selâm eyle. O salavât hakkı için de, ne olur ey Rabbimiz, ellerimizi açıp huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde iki büklüm olduğumuz şu anda bizi bağışlayıp bütün günahlarımızdan arındır. Bu duamızı, “Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah” hakikati hürmetine kabul buyur ve bizi yarlığa.
SEKİZİNCİ FASIL
ALLAH’IM! Şimdi eğer müsaade edersen Senin biricik kulun ve şanı yüce Resûlün, bizim de Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) seslenmek istiyorum. Ey benim Efendim, ey Allah’ın Resûlü, ey senedim, dayanağım, ey sığınağım ve ey biricik kaynağım; Sen bana yetersin. Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah. Ey vaktin sahibi, ey zamanın yardımcısı, ey bütün peygamberlerin hulâsa ve usâresi, ey mevcûdâtın özü ve cevheri! Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah. Ey şanı yüce Nebî, ey muhtaçların biricik sığınağı; Sen bütün varlığın gözbebeği, her şeyin özü, hulâsası ve usâresisin. Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah. Medh-i Resûl benim biricik itimat kaynağım ve dayanağımdır. Bunu hep böyle bildim ve ümit ederim, ihtiyacımın en çok olduğu âhiret yolunda, tekfîn esnasında O bana kâfi gelir. Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah. Müjdelerle gelen O şanı yüce Resûl, beraberinde fazl u keremini de getirmiştir ki, telkîn esnasında yanımda ve yardımcım olur. Hak Lâilâheillallah, Muhammed Resûlullah, İbrahim Halîlullah. O Nebîler Serveri’ne önce milyon, sonra da yüz ile seksen binin, onunla da doksanın çarpımından çıkan sonuç kadar büyük rakamlar sayısınca salât ve selâm olsun.
Salât eyle Allahım, O Nur-u Mübîn’e, O Seyyidü’l-Mürselîn Mustafa’ya, Ahmed’e. Ve âline, bütün ashâbına. O ve onlar hürmetine de bütün Müslümanlara, müminlere. Bin salât ve bin selâm O Sırr-ı Azîm’e, O Seyyidü’l-Âlemîn Mustafa’ya, Ahmed’e. Ve âline, bütün ashâbına. Ey şefkati bol Hannân, ey ihsanları çok Mennân, son nefesimizde Senden en büyük arzumuz iman. Kıyamet gününe kadar, zaman uzayıp gittikçe, insanlığın ufkunda bir dolunay gibi doğan O İnsanlığın İftihar Tablosu’na eyle salât ve selâm. Allah’ın salât ve selâmı, iki mübarek kürek kemiği arasında nübüvvet mührüyle gelen, sıcağın şiddetinden gölgelemek üzere kendisini takip eden bir bulut gibi risaletine emare nice alametler bulunan O Kutlu Nebî’ye olsun. Ey O Kutlu Nebî! Ey Allah’ın (celle celâluhû) sırrından bir sır olan Mustafa (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm)! Allah hakkı için bize de bir ihsanda bulun. Ey Allah’ın feyzinden bir feyz olan Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)! Ne olur, Allah için bir lütufta bulun! Ey Allah’ın nurundan bir nur olan Mustafa (aleyhi ekmelussalavât ve etemmütteslîmât)! Senin de bizim de Rabbimiz olan Yüceler Yücesi Allah hatırına lütfen bize de bir teveccühte bulun! Ey âlemlere rahmet olarak gönderilen ve ümmetine şefkatle tecelli eden, en güzel isimlerin en zirvedeki meclası! Bize de şefkatinle tecelli buyur.
Ey Allah’ın şanını yücelttiği Fahr-i Kainat! Hâlimizi salâha tebdîl eyle. Ey Allah’ın Resûlü! Yardım ve medet et bize. Ey Allah’ın Habîbi! İtimat kaynağımız Sensin. Ey Allah’ın Nebîsi! Yüceler Yücesi Rabbimizin huzurunda bize şefaatçi ol. Kasem olsun ki, Senin şefaatin o yüce huzurda asla reddolunmaz. Ya Rab! Senden başka Ma’bûd-u Mutlak, Maksûd-u bi’l-istihkak, Mahmûd-u ale’l-ıtlak yoktur. “Lâ ilahe illallah Muhammedün Resûlullah/Allah’tan başka bir ilah yoktur ve Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) O’nun elçisidir.” hakikatini tastamam, hakkıyla anlamayı ve ikrar etmeyi bizim için kolaylaştır. Bütün enbiya ve mürselînin nuru ve şerefi en yüce olan Peygamber Efendimiz’e celâline yakışır salât ve selâmda bulun. Ezelden ebede her türlü hamd ve sena, şükür ve minnet, sadece Sana mahsustur Allahım!
DOKUZUNCU FASIL
Mahmud el-Kürdî (k.s.) Hazretlerinin Edellü’l-Hayrât Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin rahmetinin eserleri sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin yarattıkların sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin ilmin sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin kelimelerin sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin kereminin semereleri sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin Yüce Kelâmının harfleri sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin zikrin sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine toprakla tanışmış ve tanışacak olan bütün yağmur damlaları sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine, bütün ağaçların yaprakları sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine çöllerdeki kum taneleri sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine tohumlar ve onlardan meydana gelen ürünler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine geceler ve gündüzler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine Senin denizlerdeki mahlûkatın sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine gecenin örtüsüyle bürüdüğü, gündüzün de ışıklarıyla üzerine doğduğu her şey sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine, O Nebîler Serveri’ne salât ve selâm getirenler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine, gaflet ederek O, İnsanlığın İftihar Tablosu’na salât ve selâm getirmeyenler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine geçmiş-gelecek bütün canlıların alıp verdikleri/verecekleri nefesler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine semavattaki yıldızlar sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine dünyada ve âhirette bulunan her bir şey sayısınca salât ve selâm eyle ve bunu bizim Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât) Efendimiz’e ta’zimimizin bir nişanesi say.
YÜCE RABBİMİZ Allah’ın, meleklerinin, nebîlerinin, resûllerinin ve bütün mahlûkatın salât ve selâmları, müttakilerin imamı, gökçek yüz ve parlak nâsiyelerin eşsiz rehberi, kıyamet günü abdest uzuvları nurlu olanların önderi, günahkârların şefaatçisi, Seyyidimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm), âl ve ashâbına, ezvâcına, zürriyetine, ehl-i beytine, Müslümanların geçmişte yaşamış imamlarına, meşayihine, şehitlerine, salih kullarına ve gök ve yer ehlinden bütün ehl-i taat üzerine olsun. Ve onlara tebean/tâbî olarak bizim ve anne-babamızın üzerine olsun. Sana sonsuz hamd ve sena ediyor ve bunları Senin nihayetsiz rahmetinden dileniyoruz, ey Merhametliler Merhametlisi ve ey Kerîmler Kerîmi! RABBİMİZ! Ne olur, dualarımızı kabul buyur ve içimizde bir inkisar meydana getirme.
ON’UNCU FASIL
İmam Râzî’nin (r.h.) Haftalık Virdi
يَوْمُ السَّبْتِ
لَۤا إِلٰهَ إِلَّۤا أَنْتَ سُـبْحَانَكَ۠ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ (١٠٠)
Cumartesi Günü: “Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah! Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin! Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim! (100 defa)”
يَوْمُ الْأَحَـدِ
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ (١٠٠)
Pazar Günü: “Allah’tan başka ilah yoktur. Melik O, Hakk O, her hakkı açık-seçik ortaya koyan Mübîn de O’dur. (100 defa)”
يَوْمُ الْإِثْـنَـيْنِ
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ عَزِيزٌ جَلِيلٌ، يَا عَزِيزُ يَا جَلِيلُ (١٠٠)
Pazartesi Günü: “Allah’tan başka bir ilah yoktur. O Azîz ve Celîl’dir. Ey Azîz ve ey Celîl!.. (100 defa)”
يَوْمُ الثُّلَاثَاءِ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا (١٠٠)
Salı Günü: “Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve aile fertlerine çokça salât ü selâm eyle. (100 defa)”
يَوْمُ الْأَرْبِعَاءِ
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ خَالِصًا مُخْلِصًا (١٠٠)
Çarşamba Günü: “Allah’tan başka ilah yoktur; hâlis ve muhlis olarak söylenen ve söylenecek olan en yüce hakikat de budur. (100 defa)”
يَوْمُ الْخَمِيسِ
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ خَالِقُ كُلِّ شَـيْءٍ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيـرٌ (١٠٠)
Perşembe Günü: “Allah’tan başka ilah yoktur. O her şeyin biricik Hâlık’ıdır. O’nun gücü her şeye yeter. (100 defa)”
يَوْمُ الْجُمُعَةِ
سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْـبَـرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ (١٠٠)
Cuma Günü: Allah Sübhan’dır. Hamd yalnız Allah’adır. Allah’tan başka bir ilah yoktur. Büyük Allah’tır. Gerçek güç ve kuvvet de yalnız Aliyy ü Azîm Allah’a aittir. (100 defa)
***
İbn Meşîş Hazretlerinin (k.s.) Salât-ı Meşîşiyyesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Kendisiyle sırların açılıp nurların saçıldığı, hakâik-ı eşyanın açık-seçik zuhur ettiği, Hazreti Adem’e icmalen bildirilen ilimlerin kendisine tafsilen indirildiği ve bütün mahlûkatın o ilme ulaşmaktan aciz bırakıldığı, akılların hakikatine ulaşmada çaresiz ve zayıf kaldığı, ne geçmişte ne de gelecekte hiçbir kimsenin yetişemediği ve yetişemeyeceği O Zâta, Senin şanına yaraşır ve O’nun layık olduğu şekilde salât eyle. O Zât ki, melekût âleminin bahçeleri O’nun cemâlinin çiçekleriyle tezyin edilmiş; ceberût âleminin havuzları O’nun nurlarının feyziyle doldurulmuştur. [“Vasıta olmasaydı, onunla gerçekleşen netice de olmazdı.”] hakikatiyle ifade edildiği gibi, kâinatta O Zâta bağlı olmayan hiçbir kimse ve hiçbir nesne yoktur. Çünkü o her şeyin varlık sebebidir. ALLAH’IM!O Zât, Seni tanıtan bütün hakikatleri üzerinde toplayan Senin sırrın, kurb-u huzurunda gaye ölçüsündeki en büyük vasıtan ve teşrifatçındır. ALLAH’IM! Beni O’nun mübarek soyundan gelenlerin arasına kat ve O’nun ahlâk-ı seniyyesi ile ahlâklandır. O Mübarek Zâtı bana öyle tanıt ki, onunla cehalet kanallarından akıp gelen her zarardan emin olabileyim ve fazilet kaynaklarından akan ma-i zülâli doyasıya içebileyim. İnayet ve sıyanetinle beni O Zât-ı Ekrem’in yürüdüğü yoldan Senin huzuruna eriştir. Bâtılın tepesine öyle bir indir ki beni, onun beynini dağıtabileyim; hep hidayet üzere kalıp başkalarını da ona çağırabileyim. Beni ehadiyet deryalarına alarak fenâ fillaha ulaştır; vahdet denizine salarak bekâ billah ile tanıştır; tanıştır ki, yalnız Zât-ı Ehadiyet ve Vâhidiyetle görüp işitebileyim, sadece O’nunla bulup hissedebileyim ve böylece her iki makam-ı cem’ edebileyim. ALLAH’IM! Senin o en büyük perdedârını ruhumun hayatı kıl. O’nun ruhunu hakikatimin sırrı eyle ve O’nun hakikatini, ilk hakkın gerçekleşmesi ile benim âlemlerimin toplayıcısı, bütün dünyamın kapsayıcısı kıl. Ey Evvel ü Âhir ve ey Zâhir u Bâtın! Kulun Hazreti Zekeriya’nın nidasını işitip icabet ettiğin gibi bu kulunun duasını da işit ve icabet buyur. Yüce Zâtın hakkı için, havl ve kuvvetinle bana yardım et. Rıza ve hoşnutluğuna ulaşma yolunda beni te’yîd buyur. Seninle aramdaki bütün perdeleri kaldır ve beni Senden uzaklaştıracak her türlü masiva ile arama engeller koy. •[“Ya Allah! (3 defa)” ] [“Kur’ân’ı sana indirip onu okumanı, tebliğ etmeni ve muhtevasına göre hareket etmeni farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir.”] [“Yüce Rabbimiz! Katından bir rahmet ver ve davamızda doğruluk ve muvaffakiyet ihsan eyle bize!”] [“İzzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberlere. Bütün hamdler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.”]
-Yakaran Gönüller-