Peygamberlerin Ve Şehitlerin Gıbta Ettiği İnsanlar

Hz. Ömer (ra) anlatıyor:“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne de şehidlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıpta ederler.” Orada bulunanlar sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!“ “Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın ruhu (Kur’ân) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken,  onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler. Ve şu âyeti okudu: “Haberiniz olsun Allah’ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler” (Yunus 62). [Ebû Dâvud, Büyû: 78, (3527)]

Hadiste geçen Allah’ın ruhu tabirindeki ruh’tan maksad Kur’ân’dır. Ruh’u Kur’ân’la tevil eden ulemâ şu âyeti delil getirmiştir: “İşte biz sana emrimizden bir Ruh (Kur’ân) vahyettik” (Şûrâ 52). Kur’ân’ın Ruh olarak isimlenmesi, kalblerin onunla hayat bulmasındandır, tıpkı nefislerin ve bedenlerin hayatı ruhlarla olması gibi. Ancak bununla  muhabbet kastedilmiştir, yani “Alah’ın kalblerine îka ettiği, Allah için olan hâlis muhabbet sayesinde birbirlerini severler” demektir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 10/141-142.

Bu yazı 27 kez okundu