Risâle-i Nûr da Külli Kaideler X arşiv

1-) Sözün selâmet ve sıhhati
2-) Sözü Doğru Anlamak İçin
3-) Bir Sözde Onu Söyleyenin Sorumluluğu
4-) Bismillâh, Her hayrın Başıdır
5-) Vâhidiyet (Nûr’u Tevhid Sırrı Ehadiyet)
6-) Ehadiyet
7-) Dimağda ilmin mertebeleri
8 -) Bâtıl şeyleri güzel tasvir etmek
9-) Biçare hakikatler, kıymetsiz ellerde kıymetsiz olur.
10-) Hazmolmayan ilim telkin edilmemeli
11-) Nazar, zevkî bir meselede tasarruf etse onu bozar.
12-) Sabit bir hakikatin tersine dönmesi muhaldir.
13-) Hak aldatmaz; hakikatı gören, aldanmaz
14-) Bir şeye delil olmak, o şeyi içinde barındırmayı gerektirmez.
15-) Varlıkların her bir türüne dair bir ilim dalı teşekkül etmiştir
16-) Kâinatta her şeyin bir kemal noktası vardır.
17-) Aksiyon ve Düşünce
18-) Arzu ve Hevesin Fikir Suretine Girmesi
19-) Varlıklara verilmiş olan istidat, faaliyete dönüştüğünde açılır, gelişir
20-) Kendini beğenmenin sebebi ve Sonucu
21-) İnsanın kendisine olan sevgisinin kaynaklık ettiği sefil-bayağı tutum ve davranışlar
22-) Gerçeği görmek ve doğruyu bulmak için
23-) Katmerli cehaletin, sathîliğin, gerçeğe kapalı kalmanın ve soğuk taassubun sebepleri
24-) Sırf hakkı kabûl etmeme adına karşıdakini susturma gayret ve alışkanlığı
25-) Muhali mümkün gören bakış açısı
26-) Bir delilden kaynaklanmayan ihtimalin önemi yoktur
27-) Kör Bir Noktada Boğulmak
28-) Kim bir şeyle çok meşgul olursa, çoğunlukla başka şeylerde anlayışsız olur.
29-) Meseleler, iki kısımdır
30-) Hakikat karşısında objektif muhakeme denilen şey, çok defa şeytanın bir oyunudur
31-) Zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerindeki tesiri
32-) Bir şey, kendisine iki ayrı bakış açısından bakıldığında iki farklı manzara gösterir
33-) Gerçeği arayan araştırmacı, dalgıç gibi olmalı
34-) Bakış açısı adetleri ibadete çevirir
35-) Manâ-yı harfî, manâ-yı ismî, niyet ve nazar
36-) Meleği şeytan gösteren inat
37-) Propaganda, zalim cerbezenin gayr-ı meşru çocuğudur.
38-) Cerbeze ve Cerbezenin özelliği
39-) Selef âlimlerinin aralarındaki tenkitler ve Ümmet’in büyükleri aleyhinde hürmetsizlik ve emniyetsizlik telkini
40-) Bâtıla düşüp, hakkı iptale çalışan, bâtılı hak nazarıyla alır
41-) Tenkitçilik Hastalığı
42-) Doğruya götüren mü’mince ve dalâlete götüren kâfirce iki türlü bakış açısı
43-) Bir ağaca bakmak gibi, kapılarından bir saraya ve İslâm veya Müslüman sarayına girmenin de iki yolu vardır
44-) İnsanın Cenab-ı Hakk tarafından yeryüzünde halife kılınması
45-) Bir yol (din, sistem, meslek, meşrep, mezhep veya ideoloji) hak ve hakikate dayanmıyorsa, ancak tahakküm ve istibdatla ayakta kalmaya çalışır.
46-) Şöhret, zâlimedir; insanın malı olmayanı da insana mal eder
47-) İnsanda hükmeden, akıl veya gözdür; fikir veya histir; haktır veya kuvvettir; hikmet veya hükümettir; hüdâ veya hevâdır.
48-) Hazret-i Âdem’in (a.s.) Cennet’ten çıkarılmasının hikmeti
49-) Parçada bulunmayan, bütünde bulunur
50-) Şeriat, ikidir: Şeriat-ı Garra ve Tekvinî-fıtrî Şeriat
51-) Dinî Şeriat’a nasıl itaat veya isyan olur, aynı şekilde Şeriat-ı Fıtriye’ye de itaat ve isyan olur.
52-) Çocuklar gibi masum insanlara veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, insan aklının ilk anda kavrayamayacağı sebepler ve hikmetler vardır.
53-) Etobur vahşî hayvanların helâl rızıkları ve Şeriat-ı Fıtriye’ce haram rızıkları
54-) Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir.
55-) İlâhî hikmet, bütün eşyada en güzel bir nizam teşkil etmesi ve Bu dengenin korunması
56-) Dinleyen, söyleyenden daha iyi anlayabilir.
57-) Fizik âlemde bir yerden bir yere giden yolların en kısası en doğrusu ise, maneviyatta, manevî yollarda ve ahlâkta da böyledir.
58-) Doğru sözü ayıplayan insanların âfeti
59-) İki kişinin söyledikleri aynı söz, birisinin cehaletine diğerinin ilmine delâlet eder. 
60-) İlmin mahiyeti bir okutulma şekli farklıdır
61-) İfrat gibi tefrit de zararlıdır
62-) Beğendiğin şeyde ifrat etme! 
63-) Her ilaç her hastalığa, her çare her derde tatbik edilmez.
64-) Tecrübe, İmtihan, Neşvünema, İstidatların inkişafı, nisbî hakikatlerin zuhuru
65-) Din, bir imtihandır; teklif-i İlahî bir sınamadır
66-) Allah, kulunu tecrübe ve imtihan eder; kul, Allah’ı tecrübe ve imtihan edemez
67-) Allah’ın rahmet ve gadabından fazla rahmet ve gadap hatadır
68-) İslâmiyet ve İman Nedir
69-) İman, bir intisaptır, insanı Allah’a bağlar. Küfür bu bağı keser
70-) Mü’min için kâinat bütün varlıklarla kardeşlik beşiğidir
71-) İmanın yeri, kalb ve vicdandır; dimağ-zihin ise, nûrunun yansıdığı yerdir.
72-) İslâmî meselelerin tabakaları vardır.
73-) Gaybe İman, Asfiyânın İlmi, Evliyânın Keşfi
74-) İman hakikatlerinin inkişafı ve Tarikatın Zevkleri
75-) İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi
76-) İman, Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hâsıl olan bir nurdur.
77-) İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktiza eder. 
78-) Selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet’te ve imandadır.
79-) İnsan Hayvan Farkı ve İman
80-) İman, mü’mini her varlıkla ilgilenmeye sevkeder
81-) Allah için olana her şey vardır
82-) Mü’minde Kâfir, Kâfirde Mü’min Sıfatı
83-) Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzünde her yere, her kavme peygamber göndermiştir.
84-) Fetret Ehli ve Sorumluluk
85-) İktiranın Aldatıcılığı
86-) İman, ispattır; küfür ise nefiy, yani yok sayma, yokluğunu iddia etmedir.
87-) Sahasında iki uzman, Uzman olmayan herkese tercih edilir
88-) İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler birbirine kuvvet veremez
89-) İnkarda bir ile bin, birdir.
90-) Adem-i kabûl (kabûl etmemek), kabul-ü adem (yokluğunu kabûl etmek)le karıştırılır.
91-) İnkâra önemli bir sebeb olarak ilim gururu
92-) Hidayet dalâlet ve gaflette insanlar derece derecedir.
93-) İman tecdide, yenilemeye muhtaçtır.
94-) Dış ve İç âlemde tefekkür
95-) Ene ve Enaniyet
96-) Küfrün sebebi olarak dünya hayatını ahiret’e tercih
97-) Küfrün dehşetli mahiyeti ve en büyük cinayet olması
98-) Âhiret’ten sinek kanadı kadar bir nur, ebedî olduğu için, bir insanın bütün ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil gelir.
99-) Şefaat ve Vesilelik
100-) Yaratılmış olma noktasında herkes eşittir
101-) Kur’ân’ın bazı meselelerin üzerinde önemle durmasının sırrı
102-) Her günah içinde küfre uzanan bir yol vardır
103-) Başka dinlerden çıkan bozulmuş süt gibi olmasına mukabil, İslâm’dan çıkan bozulmuş tereyağı gibi olur.
104-) Kimse Ameliyle Cennete Giremez
105-) Varlıkların hiçbir cihette Cenab-ı Hakk’a karşı hak dava etme ve şikâyette bulunma hakları yoktur
106-) Küfrün Çeşitleri: Bir kısmı cehalete dayanır; diğer kısmı, bilerek inkârdır
107-) Küfür, nihilizm, küfr-ü mutlak, agnostisizm ve izafî küfür gibi kısımlara ayrılır.
108-) Şiar ve Alâmetlerin Küfürle ilgisi
109-) Küfrü ve sövgüyü hayal etmek küfür ve sövme değildir
110-) Elfâz-ı küfür
111-) Yahudi ve Hristiyanları Dost Edinip Edinmeme
112-) Kâfirlerin Müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşmanlıklarının sebebi
113-) Kıymet ve ehemmiyet, keyfiyete bakar
114-) Korkmakla din rüşvet verilmez
115-) Hz. Muhammed’in (s.a.s.) en büyük bir mûcizesi
116-) İnsanı dalâletlere sürükleyen sebeplerden biri de şudur ki: İsm-i Zâhir ile İsm-i Bâtın’ın hükümleri ayrı ayrı iken insan, bunları birbirine karıştırıp, mercîini kaybeder.
117-) Mutlak hakikatleri görmek ve ihata etmek için Kur’ân gibi küllî nazar gerekir.
118-) Eskiden dalâlet cehaletten gelirdi şimdi fenden ve ilimden geliyor
119-) Peygamberlik, tevhid ve imanın gözü, Felsefe ve bilim ise doğrudan eşyaya, sebeplere ve tabiata bakar, ona göre görür.
120-) Filozofların çoğunun Batı’da, buna karşılık peygamberlerin çoğunun Doğu’da ortaya çıkması
121-) Kâinata Allah ve Sebepler Hesabına bakmak
122-) Eşya veya varlıkların vücuda gelişlerinde ve hayatlarında mutlak bollukla beraber mükemmel uyum ve intizam, aynı zamanda nihayet derecede kıymet
123-) Hayat ve Ölümün Allah’ın birliğine ve bekasına bakması
124-)  “Cenab-ı Allah’ın kâinatın tamamındaki tecellisi (imdâd-ı Vâhidiyet), (yüsr-ü vahdet), (tecelli-i Ehadiyet).. 
125-) Cenab-ı Allah’a inanıp dayanan, bir parça iken bütün hükmüne geçer ve ona göre güç kazanır..
126-) Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur..
127-) Bütün varlıklar, Cenab-ı Allah’ı tesbih eder..
128-) Sanat Açısından bir meyve ile Yeryüzü 
129-) Kâinattaki bütün sebepler, kanunlar, insanlar, istediklerini yapma hürriyetine sahip birer fail olarak bir araya gelebilecek olsalar, bir ağaç yaratamazlar, yapamazlar. 
130-) İnsanda Sırr-ı Ehadiyet inkişaf ettiği anda kendi aczini ve Cenab-ı Allah’ın varlığını, Birliği’ni ve Kudreti’ni çok daha iyi idrak eder.
131-) Vicdan, cezbesi ile Allah’ı tanır.
132-) Fıtratın şehadeti, sâdıkadır.
133-)Bir şeyin varlığı, bütün parçalarının varlığına bağlı olup, yok olması ise, bu şart, sebep ve parçalarından bir tekinin yokluğu ile mümkündür.

134-) İzzet ve Azamet ister ki, esbap perdedâr-ı dest-i Kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki, esbap elini çeksin tesir-i hakikîden. 

https://x.com/__Sungur__/status/1986271296313794689?t=pQ0MajHrlxtaehWhnvNVDw&s=19

135-) Kâinatta en mühim hakikatler ve en kıymettar mahiyetler olan nur, vücut, hayat ve rahmet, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya Kudret-i İlâhiyye ve hususî Meşiet-i İlâhiyye ile yaratılır.

https://x.com/__Sungur__/status/1988810486037495919?t=PAOJQFG3YCAN-chwXjYC-g&s=19

136-) Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder.

https://x.com/__Sungur__/status/1991345527166800338?t=kGETndFK5rF2Ywkn4SC3Vw&s=19

137-) İki türlü Tevhid vardır. Biri zahirî ve avama mahsus Tevhid’dir.. İkincisi hakikî Tevhid’dir ki, ispat üzerine oturur ve her bir şeyde İsim ve Sıfatları’yla Allah’ı görmek, her bir şeyden O’na pencereler açmaktır.
139-) Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder. 
140-) O, yani Hüve’nin en muhteşem, en bâriz, en hayret verici bir temsilini ortaya koyan her bir hava zerresi, Hüve mertebesinde Tevhid’in de belki her bir nev’ine işaret eder. 

141-) Varlıklar, yoktan var edilir. İhtira Delili denilen bu gerçek de Var Eden’i, yani Allah’ı gösterir.

https://x.com/__Sungur__/status/2039524340790649162?s=20

142-) Kâinat, değişkendir; o ve ondaki her şey, değişmektedir. Her değişen, sonradan olmadır. Her sonradan olan şeyin bir icat edeni, meydana getireni, dolayısıyla bu kâinatın ezelî bir mûcidi vardır.

https://x.com/__Sungur__/status/2039524258422968481?s=20

143-) Kelâmcıların Cenab-ı Allah’ın varlığını ispat için kullandıkları bir diğer delil olan imkân delilidir.

https://x.com/__Sungur__/status/2042062176144244902?s=20

144-) Mümkünâtın varlığı ve farklı farklı kimliğe sahip olmaları, Cenab-ı Allah’ın mutlak İradesi’ne delildir.

https://x.com/__Sungur__/status/2042062079616508153?s=20

145-) Eğer sebep ve vasıtaların icat veya yaratmada hakikî tesiri olmuş olsaydı, sebep ve vasıtaların çokluğu ve muhtelif olmasından dolayı eserdeki sanatın farklı mükemmelliklerde olması gerekirdi. Oysa böyle değildir.

https://x.com/__Sungur__/status/2042062010808979494?s=20

146-) Nûraniyet, şeffafiyet, intizam, imtisal veya itaat ve muvazene veya denge

https://x.com/__Sungur__/status/2044606107486703654?s=20

147-) Bir şey zâtî olsa, yani bizzat kendinde ve kendinden dolayı var olup, ona sonradan arızî olarak eklenmemiş bulunsa, o şeyde mertebeler ve o şeyin zıttı olmaz.

https://x.com/__Sungur__/status/2047134706978935165?s=20

148-) Aynada veya şeffaf bir cisimde temessül (görünme) veya aksetme, farklı şekillerde olur.

https://x.com/__Sungur__/status/2047134639735668986?s=20

149-) İlâhî Kudret’in birbirinden daha ince ve daha şeffaf aynaları vardır.

https://x.com/__Sungur__/status/2049671939812175953?s=20

150-) Her şeyin ‘mülk’ denilen zâhir ve ‘melekût’ denilen bâtın ciheti vardır. 

https://x.com/__Sungur__/status/2049671834233160090?s=20

151-) Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur.

https://x.com/__Sungur__/status/2049671620315234612?s=20

152-) Sâni’-i Zülcelal’in sanatında harekât, nihayet derecede muhteliftir.

https://x.com/__Sungur__/status/2054734438240534908?s=20

153-) Cenab-ı Allah’ın ortağı, rakibi ve zıttı olmadığı gibi, “Ona benzer, O’nun gibi hiçbir şey yoktur.

https://x.com/__Sungur__/status/2054734377045647427?s=20

154-) Biz, Ezelî Güneşler Güneşi’ne sonsuz uzağız; fakat O’nun rahmet ve diğer tecelli ışıkları, O’nu bize yakın etmektedir.

https://x.com/__Sungur__/status/2054734330853790035?s=20

155-) Cenab-ı Hakk, bize tamamen ve her şeyden daha ziyade yakındır.

https://x.com/__Sungur__/status/2054734218882621690?s=20

156-) Allah’a ma’lûm (bilinen) olarak bakmak O’nu bilinmez yapar; buna karşılık, O’na var ve meçhul olarak bakıldığında, bu defa ma’rifet nurları sökün eder.

https://x.com/__Sungur__/status/2057266688215916638?s=20

157-) Bir şeyden her şeyi, her şeyden bir şeyi yapmak, yani bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da birtek şey yapmak, Ezel ve Ebed Sultanı’na ait bir hususiyettir, O’nun taklit edilemez mührü veya tuğrasıdır.

https://x.com/__Sungur__/status/2057266621299802233?s=20

Bu yazı 140 kez okundu