Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. [Lem’alar, “2. Lem’a, 1. Nükte”]
Evet, günah kalbe işleyip, onu siyahlandıra siyahlandıra, tâ iman nûrunu çıkarıncaya kadar katılaştırır. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırır. Günahın mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü o günaha devam eden insan, zamanla o günaha karşı ülfet peyda eder, ona alışır. Sonra ona âdeta âşık ve müptelâ olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Ardından, o günahın cezasız kalmasını temenni etmeye başlar. Bu hâl böylece devam ettikçe, küfür tohumu da çimlenip boy atmaya durur. En nihayet, hem o günahın cezasını, hem de Âhiret’i inkâra kadar gider. Hattâ, günahın verdiği utançtan dolayı, o günahın günah olmadığı ve getireceği ceza veya azabı inkâr etmekle kalmaz, kendisini gören melekleri de inkâr eder. Bu mevzularda nefsi yanına güya delil teşkil edecek en küçük bir vehim bulsa, onu güçlü bir delil addeder. Ve, pişmanlıkla günahtan vazgeçmeyenlerin kalbi iyice kararır, sertleşir ve –Allah korusun!– mahvolur gider.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |