Her bir fen, bir veya birkaç İlâhî İsm’e dayanmakla da Cenab-ı Allah’ın varlığını ve Birliği’ni ispat eder. (Sözler, “13. Söz”, Şualar, “11. Şua, 6. Mesele”)
Mükemmel bir eczane ki, içindeki her bir şişede veya kutuda son derece hassas ölçülerle alınmış ilaçlar (haplar, şuruplar, ampuller) var. Elbette bu, gayet maharetli farmakologlara işaret eder. Bunun gibi, yeryüzü, içinde bulunan milyonlarca türde ot, bitki, ağaç ve hayvanlara eşsiz bir eczanedir. Yeryüzü eczanesi, farmakologlarca hazırlanan ilaçların bulunduğu en mükemmel eczaneden ne kadar daha çok mükemmel ve muazzamsa, bu ikinci eczanenin farmakologlara işaret etmesinden o nispette daha fazla Yaratıcı’sına, Kurucu’suna, Hakîm-i Zülcelâl Farmakologu’na işaret eder. Demek ki, Farmakoloji ilmi, Hakîm ismine dayanır ve bu ismin sahibi Hz. Allah’ı gösterir. Bunun gibi, Tıp ilmi de, şifayı ve şifa veren malzemeyi yaratan Hz. Cenab-ı Allah’ın Şâfi ismine dayanır.
Hem meselâ, içinde binlerce çeşit kumaşın basit birkaç maddeden dokunduğu muazzam bir fabrika, maharetli bir makiniste, makine mühendisine delildir. Bunun gibi, yeryüzü, içinde sayısız miktarda ve gözle görülmez küçüklükte, fakat sanat cihetiyle kâinat kadar büyük, ayrıca sayısız çeşitte ve büyüklükte, bütün insanlar bir araya gelseler bir tanesini olsun yapamayacakları fabrikalarla dolu en muhteşem ve milyarlarca yıldır hiç ârıza yapmadan çalışan bir fabrikadır. Nasıl bir fabrika mühendisini gösterir, yeryüzü fabrikası da, insan yapımı en büyük fabrikaya olan büyüklüğü nispetinde çok daha açık olarak Yaratıcı’sını, Usta’sını, Mühendis’ini gösterir ve mühendislik ilmiyle O’nun Ĥaliq, Sâni’, Mukaddir, Adl gibi pek çok ismine işaret eder.
Yine, içinde binbir çeşit erzak, yiyecek, içecek bulunan bir dükkân, bir depo, şüphesiz onu yapan merhametli, hünerli, bilgili bir erzak ve iaşe sorumlusuna işaret eder. Bunun gibi, kendisi ve güneş etrafında milyarlarca yıldır hiç sapmadan hareket eden ve uğradığı günler, geceler, aylar ve mevsimler helezonunda sayısız varlığın erzak ve iaşesini taşıyan yeryüzü ambar ve deposu, üzerindeki insan yapımı en mükemmel bir erzak deposuna olan büyüklüğü ve ihtişamı nispetinde Yaratıcı’sını ve İdarecisi’ni gösterir; O’nun Rahmân, Rahîm, Rezzâk ve Rabb gibi isimlerine işarette bulunur.
Yine, bir şehri aydınlatan ve ayrıca bilhassa bayram günleri gibi günlerde şehrayinler halinde süsleyen elektrikler, maharetli ve bilgili elektrik mühendislerine işaret eder; bunun gibi, içinde yeryüzündeki toplam elektrikten çok daha fazla elektrik yüklü ve çok daha kuvvetli ışık veren sayısız güneşlerin, ayların, yıldızların bulunduğu kâinat seması da, yeryüzündeki insan yapımı elektriklere olan büyük ihtişamı nispetinde kendi Mühendis’ini, Sultan’ını, Münevvir’ini, Müdebbir’ini, Sâni’ini gösterir ve O’nun Ĥaliq, Sâni‘, Adl, Mukaddir, Sultan, Münevvir, Müdebbir gibi isimlerine ışık tutar.
Yine, meselâ bir kitap var; öyle güzel ve maharetle yazılmış ki, her bir satırının, her bir kelimesinin, hattâ bir levha halinde sergilendiği üzere, Arapça Yâ-Sîn harflerinin içine bütün bir Yâ-Sîn Sûresi’nin incecik harflerle yazılması gibi, her bir harfinin içine bir kitap dercedilmiş. Elbette bu kitap, çok maharetli bir hat ustasını gösterir. Bunun gibi, kâinat, uçsuz–bucaksız büyüklükte muhteşem bir kitaptır. Bu kitabın içinde sayısız miktarda, sayısız çeşitlikte, sayısız mevzu ile alâkalı, sınırsız büyüklük–küçüklük ölçüsünde ve her birinde en küçük bir hata bulunmayan muhteşem kitaplar bulunur.
Bilgisayarları ve benzeri ürünleriyle övünen beşer, tamamı bir araya gelse bir mikro-organizma, bir ot kitabını yazamaz. Kâinat kitabı içindeki sözkonusu kitapların her bir harfinin içine de âdeta kendi kitabını taşıyan bir kitap dercedilmiş. Meselâ, bütün kâinat kitabı, her bir insan ferdi kitabının içine ârızasız yerleştirilmiş; her bir insan ferdi kitabı da, kendisini teşkil eden 100 trilyon civarındaki hücre harflerinin her birinin içine yine tam mükemmellikte ve ârızasız yerleştirilmiş. Yeryüzündeki en büyük ağaçlardan olan ve 30 ton civarında çeken bir sakonya kitabını 0.7 mg. ağırlığındaki çekirdek kitabının içine yazmış. Elbette bu gerçekler, kâinat ve içindeki her bir şey çapında bir delil olarak, Yaratıcı’yı, emsalsiz bir Kâtib’i gösterir.
Misaller elbette çoğaltılabilir ve pek çoktur. Ama netice, hep aynı gerçeğe çıkacaktır. Her bir fen, binlerce dil halinde Hz. Vâcibü’l-Vücud’u ilan eder ve O’nun bir veya birkaç İsm’ine dayanır.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |