168-) Allah’ın Kudret ve icraatını insanın güç ve icraatına kıyas..

 Yaratılışın manâdan maddeye geçmesini, Cenab-ı Allah’ın madde ve maddî varlıklar yokken bunları vücuda getirmesini, yani ihtirayı anlayamama, Allah’ın Kudret ve icraatını insanın güç ve icraatına kıyas edip, kavrayamamaktan ileri gelmektedir. (Muhakemât, “3. Makale”)

Cenab-ı Allah’ı kabûl etmeyip maddeye yaratıcılık veren materyalistlerin, tabiata, kanunlara, “tabiat kuvvetleri”ne ve sebeplere yaratıcılık veren tabiatperestlerin, eşyanın kendi kendisinin yaratıcısı olduğunu iddia eden inkârcıların, Allah’ın Kudreti ile eşya arasına ‘akıl’lar yerleştiren filozofların… evet bütün bu ve benzer grupların akılsızlığının en önemli bir sebebi, Cenab-ı Allah’ı, O’nun İlim, İrade, Hikmet, Kudret ve icraatını insanınkilerle mukayese etmek, kısaca, Cenab-ı Allah’ı O’nu tanımanın gerektirdiği şekilde tanıyamamaktır. İnsanlar, Allah’ı O’nu tanımanın gerektirdiği şekilde tanıyamaz ve “Allah, kimseye Kitap falan indirmemiştir.” iddiasında bulunurlar; (En’âm Sûresi/6: 91.) Allah’ı O’nu tanımanın gerektirdiği şekilde tanıyamaz ve putlar icat ederler; Allah’a kızlar ve oğul isnadında bulunurlar; (Hacc Sûresi/22: 73–75.) Allah’ı O’nu tanımanın gerektirdiği şekilde tanıyamazlar ve Âhiret’i inkâr ederler; (Zümer Sûresi/39: 67) Allah’ı O’nu tanımanın gerektirdiği şekilde tanıyamaz ve O’nu insana kıyas ederek, felsefe ve bilim adına insanı insanlığından utandıracak hurafeler üretirler.

İnsan, bir otu, bir bakteriyi, bir zerreyi bile yaratamaz; o, ancak terkip eder, teşkil eder, taklit eder, meydana getirir. Böyle olunca da, aklen vardığı hükümler, gördüğüne, duyduğuna, dokunduğuna dayanır ve kendi terazisinden çıkar. Cenab-ı Allah’a ve O’nun icraatına da kendi ölçüleri içinde bakar. Halbuki, Cenab-ı Allah’ın eserlerine ve icraatına O’nun tarafından, O’nun Kudreti tarafından yaklaşmak gerekir. İnsan, kendi aczi, noksanı ve sınırlı kapasitesi ile Cenab-ı Allah’ı, Sıfatları’nı, İsimleri’ni ve icraatını değerlendirmeye kalkarsa, Allah’ı en fazla kendisi kadar görecektir. Kendisinin de tek bir zerreyi bile yaratamadığını, hele yoktan hiçbir şey yaratmaya gücü yetmediğini görünce, Cenab-ı Allah’ın yaratmasını da aklı almayacak, inkâr edecek, ilim adına yaptığı çalışmalara da, gözlemlerine de yine kendi ölçüleri ve kendi terazisi yön verecek, neticede mutlak ve her şeyi kuşatan ilim, hikmet, irade ve her şeye gücü yeten kudret gerektirdiği apaçık olan şu kâinatı şuursuz, ilimsiz, iradesiz, güçsüz, hattâ bazıları itibariyle varlıkları itibarî veya vehmî tabiata, maddeye, tesadüflere, “tabiat kuvvetleri”ne veya kanunlara verecektir. Böyle yapmakla da, varlıklar hiyerarşisinin en üstünde iken en altta düşecek, şeytanları bile utandıracaktır.

Evet, Allah’ın yoktan ve örneksiz var etmesi, kulun sanat ve fiiline kıyaslanmaz. O’nun Kudreti’ne kulların veya kâinattaki daha başka varlıkların gücü açısından yaklaşılmaz. Doğru olan ve yapılması gereken, yaratılışa Vâcibü’l-Vücud yönünden, O’nun mutlak ve noksansız Kud-reti açısından yaklaşmaktır.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 13 kez okundu