31-) Zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerindeki tesiri

Zamanda ve mekânda uzaklığın muhakeme ve değerlendirme üzerinde tesiri çoktur. Haber de, görme gibi değildir. [Mesnevi-i Nûriye, “Reşhalar, 4. Reşha”]

İnsan, çok defa geçmişi veya uzaktaki bir mekânı, bulunduğu zaman ve mekâna göre değerlendirme temayülündedir. Yani o, içinde bulunduğu zaman ile mekânı veya şartları dikkate alarak tarihi, tarihî hadiseleri ve şahsiyetleri veya başka mekânları ve orada olup bitenleri değerlendirir. Oysa bu, hatalı neticeler verir. Her zaman ve mekânın kendine has, başka zaman ve yerlerdekinden farklı şartları ve bu şartların orada yaşayan insanlar ve olup biten hadiseler üzerinde tesirleri olacaktır. Bunun gibi, geçmiş zamanı bugüne veya bugünü geçmişe kıyas etmek ve bugünün penceresinden geçmişi, tarihi, geçmişte yaşanan hadiseleri değerlendirmek de hatalı neticeler verir. Geçmişi ve başka mekânları değerlendirirken, ilmen, hayalen ve tasavvurda geçmişe veya değerlendirmeye aldığımız mekâna gitmek ve her zaman ve mekânı kendi şartlarında değerlendirmek gerekir.

Bir diğer gerçek de şudur: Haber, görme gibi değildir. Haberi veren, haber verdiği şeyi kendine göre görür, değerlendirir, ona kendi hususî dünyasının rengini katar. Bir hadiseyi gözleyen her bir insan, o hadiseyi kendine göre anlatır ve herkesin anlatımında farklılıklar olur. Dolayısıyla bir hadise, onu görüp anlatan kişiler sayısınca farklılık taşıyan bir mahiyete bürünür. Bu bakımdan, bir yer, bir kişi veya hadise hakkında başkasından duyulan ile onu bizzat görme, görerek hakkında bilgi edinme farklı sonuçlar verir. Bu gerçek, tarihe, tarihî hadiselere ve şahıslara bakışta göz önüne alınması gerektiği gibi, özellikle medyanın haberleriyle ilgili olarak da gözden uzak tutulmamalıdır.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 29 kez okundu