30-) Hakikat karşısında objektif muhakeme denilen şey, çok defa şeytanın bir oyunudur

Bilhassa bir hakikat karşısında objektif muhakeme denilen şey, çok defa şeytanın bir oyunu olup, muhalif tarafı tutmak manâsına gelir. [Mektûbât, “26. Mektup, 1. Mebhas”; Sözler, “15. Söz’ün Zeyli”]

TARAFSIZLIK VEYA OBJEKTİFLİK TUZAĞI

Bediüzzaman hazretlerinin tesbit buyurduğu en önemli gerçeklerden biri de budur. İnsanlar, çok defa objektif düşünce, objektif muhakeme adı altında yanlışa ve dalâlete sürüklenmektedirler. Oysa genellikle objektif muhakeme, muhalif tarafı tutmak demektir.

Meselâ, Allah’ın varlığını ispat için objektif muhakeme ve tartışma adına –hâşâ– O’nun yokluğunu farz ederek muhakemeye girişme ve tartışmaya girme; aynı şekilde, Peygamber Efendimiz’in peygamberliğini ispat için O’nun –hâşâ– peygamber olmadığından hareket etme; Kur’ân-ı Kerim’in Allah Kelâmı olduğunu ispat etmek için –hâşâ– O’nun Allah Kelâmı olmadığını farzederek muhakemeye başlama, şeytanın bir oyunudur ve muhalif tarafı tutmak, geçici olarak küfrü kabûl etmektir; yoksa asla tarafsız veya objektif muhakeme demek değildir.

Allah’ın varlığı, Peygamber Efendimiz’in peygamberliği, Kur’ân’ın Allah Kelâmı olduğu asırlardır milyarlarca insan tarafından kabûl edilmiş, ispatlanmış ve kendilerine inanılmış gerçeklerdendir. Dolayısıyla, bu konularda aksini iddia eden, iddiasını ispatlamak konumundadır. Bu da, bu gerçekleri ortaya koyan sayısız delili çürütmeyi gerektirir ki, mümkün değildir. O bakımdan, böylesi hususlarda mü’minlere düşen, bu kesin gerçeklerden şüphe etmeyerek, ispat edici deliller üzerinde yürümektir. Bilhassa imanî meselelerde doğrular ve gerçekler etrafında konuşur ve muhakemede bulunurken, meselâ “Allah’ı –hâşâ– ne var ne yok; Peygamber’i –hâşâ– ne peygamber ne değil; Kur’ân’ı –hâşâ– ne Allah Kelâmı ne değil varsayalım” demenin de yine muhalif tarafı tutmaktan farkı yoktur ve bu da, tarafsız veya objektif bir muhakeme olmaz. Çünkü ortada yine bir gerçeği nefyetmek, kabûl etmemek söz konusudur. İki taraf arasında tartışmalı bir mal bulunsa ve taraflar bir arada ise mal, yed-i emine bırakılır. Ama taraflar birbirinden çok uzaksa, bu takdirde mal, o anda kime aitse ona bırakılır, ortada bırakılmaz ve onun kendine ait olduğunu iddia edenden ispatı istenir. İmanî ve İslâmî gerçekleri kabûl veya ret ve kabûl edenle reddeden arasında serâ ile Süreyya, yani yerin en alt tabakası ile göğün en yüksek tabakası arasındaki mesafe kadar mesafe vardır. Bunlar, aynı çizgide, aynı yerde buluşamazlar. Ayrıca, bu gerçekler ortada da bırakılamaz. Çünkü arzedildiği gibi, ortada bırakmak, onları nefyetmek, kabûl etmemek manâsına gelir ki, bu da, karşı tarafı tutmak demektir.

HAKEM OLAYI

Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Muaviye (r.a.) arasında Sıffin Savaşı’ndan sonra cereyan eden Hakem Olayı’nda Amr ibn As (r.a.), Ebu Musa el-Eş’arî’yi bu tuzağa düşürmüştür. O’na “Ne Ali’yi ne de Muaviye’yi halife kabûl edelim, ikisini de azledelim!” teklifinde bulunmuş, Ebu Musa el-Eş’arî de (r.a.) bunu kabûl etmekle, meşrû halife Hz. Ali’yi hem hilâfetinin ve mücadelesinin meşrûiyetinden, hem de Hz. Muaviye ile olan savaştaki haklılığından mahrum bıraktığını ve halifelikten azletmiş olduğunu farkdememiştir. Buna karşılık, çok zeki olan Amr ibn As da (r.a.), “Ali’nin hakemi Ebu Musa Ali’yi azletti; ben ise Muaviye’yi hilâfete nasbediyorum.” deyivermiştir. Dolayısıyla gerçekler, objektif muhakeme adına ortada bırakılmaz, geçici de olsa nefyedilmez, reddedilmez; her halükârda bu, karşı tarafı tutmak manâsına gelir. Çünkü karşı taraf zaten bunu iddia etmekte, onların karşısına başka müsbet bir alternatif koymamaktadır. Bu sebeple, İslâmî ve imanî meselelerin gerçek objektif muhakemesi, onların gerçekliğini kabûl edip, –hâşâ– gerçek olmadıklarının ispatını iddia edene bırakmayı gerektirir. Bu ispat da hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla küfrün, inkârın, ateizmin, agnostisizmin hiçbir aklî ve mantıkî dayanağı yoktur ve olamaz; bunlar, hiçbir müsbet delile dayanamaz ve ispat edilemez, keyfî birer nefy olmaktan öte geçemezler.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 22 kez okundu